İçeriğe geç

19.5 · Seviye 8 · Tür ve Biçim

Çocuk ve aile filmi

Çocuk seyirciye yukarıdan konuşmayan, iki kuşağa birden seslenen diyaloğu yazar

Diyalog Akademisi · Türe Göre Diyalog · 1.660 kelime · 27 replik · ≈ 8 dk okuma · 11 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Açılış

Bir sinema salonunda cumartesi matinesi. Ön sıralarda çocuklar, arka sıralarda anne babalar. Perdede bir ayı, bir adamın evinde misafir kalıyor ve banyoyu su basıyor. Çocuklar kahkahalarla gülüyor. Biraz sonra ev sahibi adam, eşine dönüp ayının ne kadar süre kalacağını soruyor; kadın, «Ne kadar gerekirse» diyor. Ön sıralar bu cümleyi duymuyor bile. Arka sıralarda birkaç kişi kıpırdanıyor, birkaçı yanındakinin elini tutuyor.

Aynı film, aynı anda, iki ayrı seyirciye iki ayrı şey söyledi. Çocuklara bir ayının yaramazlığını, yetişkinlere bir evin kimi içine alacağını. Hiçbiri ötekinin filmini kaybetmedi.

Önceki derslerde gerilimin, korkunun, dönemin ve uydurma dünyaların sözleşmelerini gördük. Onuncu modülde de çocuk sesinin nasıl yazılacağını işledik. Bu ders o sesi bir türün içine yerleştiriyor: hem çocuklara hem yetişkinlere aynı anda konuşan aile filmine.

Tek fikir

Aile filminin diyaloğu iki seyirciye birden seslenir. Çocuk seyirciye yukarıdan konuşmaz; onun zekâsına güvenir. Yetişkin seyirciye ise ikinci bir katman bırakır: çocuğun duymadığı ama yetişkinin hemen duyduğu bir anlam. İyi bir aile filmi repliği iki katmanda da doğrudur.

Kavram

Aile filminin en büyük tuzağı, çocukların aptal olduğunu varsaymaktır. Bu varsayım diyaloğu üç biçimde bozar. Birincisi basitleştirme: karakterler kısa, düz, açıklayıcı cümlelerle konuşur; her şey iki kez söylenir. İkincisi tatlılaştırma: hüzün, korku, kayıp ya hiç gösterilmez ya da hemen bir şakayla örtülür. Üçüncüsü öğüt: her sahne bir ders verir ve bir karakter o dersi yüksek sesle söyler. Çocuklar bunların üçünü de fark eder. Onlar da zor şeyler yaşar ve bir filmin bunları görmezden gelmesini hissederler.

Yukarıdan konuşmamanın yolu, çocuk karakterlere ve çocuk seyirciye ciddiyet göstermektir. Onuncu modülde gördüğümüz çocuk mantığı burada bir türün omurgası olur. Çocuk karakter kendi mantığıyla konuşur: somut, harfiyen, merakla. Yetişkin karakterler ona bir yetişkine konuştukları gibi konuşur, yalnızca kelimelerini seçerek. Hüzün ve korku gösterilir, ama bir çocuğun taşıyabileceği ölçüde ve onun anlayabileceği nesnelerle.

İki katmanlı replik aile filminin temel aracıdır. Bir çocuk karakter kendi mantığıyla, harfiyen bir şey söyler; çocuk seyirci onu bir merak ya da bir şaka olarak duyar. Yetişkin seyirci ise o cümlenin arkasındaki durumu sezer: bir boşanma, bir yokluk, bir para sıkıntısı. Bu katman çocuğa zarar vermez, çünkü onun dünyasında başka bir şey anlatır; ama yetişkine sahnenin gerçek ağırlığını verir.

İki katmanlı replik yazarken bir tehlike vardır: yetişkin katmanın çocuğun ağzına bir yetişkin cümlesi olarak girmesi. O zaman onuncu modülün küçük yetişkini geri döner. Bunu önlemenin yolu, ikinci katmanı çocuğun bilgisinden değil, onun aktardığı sözlerden ya da harfiyen gözlemlerinden kurmaktır. Çocuk bir şeyi anlamaz; yalnızca duyduğunu tekrar eder ya da gördüğünü söyler. Anlamı yetişkin seyirci kurar.

Mizah da iki katmanlı olabilir. Fiziksel komedi ve kelime oyunu çocuklara, ima ve kuru söz yetişkinlere seslenir. Ama en iyi aile filmleri her iki seyirciyi aynı esprinin farklı yanlarıyla güldürür: çocuk bir durumun saçmalığına, yetişkin bir karakterin tanıdık takıntısına güler.

Aile filminde soru sormak çoğu zaman çocuğa düşer. Bu, türün bilgi verme aracıdır: çocuk bilmediği şeyi sorar, yetişkin cevaplar ve seyirci de öğrenir. Ama on birinci modülde gördüğümüz rehber tuzağı burada da bekler. Çocuğun soruları gerçek bir merakla gelmeli, yazarın açıklamak istediği her şeyi sıraya dizmemelidir. Ve en iyi cevaplar her şeyi anlatmaz; çocuğa bir parça verir, kalanını onun ilerideki bir sorusuna bırakır.

Son olarak, aile filmi duyguyu da iki katmanda taşır. Çocuk seyirci bir karakterin üzüldüğünü görür; yetişkin seyirci neden üzüldüğünü bilir. Duygunun adlandırılmaması burada da geçerlidir; ama aile filmi, çocuk seyirci için, duyguyu bir nesneye ya da bir eyleme bağlamakta daha cömert olabilir.

Sahnede

Haftanın son iş günü değil, tatil sabahı; dolmuşun ilk turu. Burcu ön koltukta. Arka koltukta yedi yaşındaki Efe ile on beş yaşındaki ablası Elif. Adliye koridorundan tanıdığımız iki kardeş, bu sabah babalarının evine gidiyor. Kerem durağın önünden geçerken iki kez kornaya basıyor.

İÇ. DOLMUŞ — SABAH. Efe pencereye yapışmış. Elif telefonuna bakıyor.

EFE

Neden iki kere çaldın?

KEREM

Şey… bir teyze vardı. Balkonda. Her sabah çalardık.

EFE

Şimdi yok mu?

KEREM

Yok.

EFE

Kime çalıyorsun o zaman?

Kerem aynadan Efe'ye bakar. Burcu Kerem'e bakar.

KEREM

Alışkanlık.

EFE

Babam da alışkanlıktan arıyor, annem öyle diyor.

ELİF

Efe.

EFE

Ne? Annem öyle diyor.

Elif telefonuna döner. Burcu arkaya, Efe'ye döner.

BURCU

Efe, ön koltuğa oturmak ister misin?

EFE

Orası senin değil mi?

BURCU

Bugün senin. Kemerini ben takarım.

KEREM

Şey… yani orası dolu sayılır…

BURCU

Kimse oturmuyorsa dolu değil.

Burcu arkaya geçer, Elif'in yanına oturur. Efe ön koltuğa tırmanır. Burcu uzanıp kemerini takar.

EFE

Ben de çalabilir miyim?

KEREM

Bir kere. Ama yavaş.

Efe kornaya basar: kısa, utangaç bir ses. Elif, telefonunun arkasından gülümser.

Sahne iki seyirciye birden konuşuyor. Çocuk seyirci için bir oyun: dolmuşta bir çocuk, korna, ön koltuk, kemer, korna çalmak. Efe'nin soruları somut ve harfiyen; neden iki kere, kime çalıyorsun. Kimse ona yukarıdan konuşmuyor. Kerem ona Zehra'nın ölümünü bir yetişkine anlatır gibi anlatıyor, ama kelimelerini seçerek: «Yok.» Ölüm adlandırılmıyor, ama gizlenmiyor da. Bir çocuk «yok» kelimesini anlar.

Yetişkin seyirci için ikinci bir katman var. «Kime çalıyorsun o zaman?» bir çocuk sorusu, ama Kerem'in cevabı, «Alışkanlık», bir yasın sessiz itirafı. Efe'nin «Babam da alışkanlıktan arıyor, annem öyle diyor» repliği ise iki katmanlı repliğin en saf örneği. Efe bir şeyi anlamış değil; yalnızca duyduğunu tekrar ediyor ve kendi mantığıyla, alışkanlık kelimesini birleştiriyor. Çocuk seyirci için bu bir bağlantı. Yetişkin seyirci için bir babanın yokluğu, bir annenin acısı, bir boşanmanın gölgesi. Kelime hiç geçmiyor. Elif'in «Efe.» uyarısı ikinci katmanı doğruluyor: abla, kardeşinin neyi açığa vurduğunu biliyor.

Burcu'nun hamlesi, sahneyi bir öğüde çevirmeden duyguyu bir eyleme bağlıyor. «Ön koltuğa oturmak ister misin?» Bir hemşire, bir çocuğun canının sıkıldığını gördü ve ona bir yer verdi. Çocuk seyirci için bir hediye; yetişkin seyirci için bir teselli. Burcu'nun «Kimse oturmuyorsa dolu değil» cümlesi de serinin eski bir sözünü geri çağırıyor: bir zamanlar kendisi için söylediği cümleyi şimdi bir çocuk için söylüyor.

Son an iki seyirciyi birlikte kapatıyor. Efe kornaya basıyor, «kısa, utangaç bir ses». Çocuk seyirci bir oyunun tamamlandığını görüyor. Yetişkin seyirci, bir alışkanlığın bir başkasına geçtiğini.

İki sürüm

Aynı sahnenin yukarıdan konuşan hâli.

İlk taslak

EFE

Amca, neden kornaya bastın?

KEREM

Çünkü çok sevdiğim bir teyzeye selam veriyordum, tatlım. Ama o teyze artık gökyüzünde, yıldız oldu.

EFE

Benim babam da artık bizimle yaşamıyor. Annemle babam boşandılar ama ikisi de beni çok seviyor.

BURCU

Ne kadar akıllı bir çocuksun! Bak, her şeyin bir sebebi vardır, üzülme.

KEREM

Hadi bakalım, kim kornaya basmak ister?

Yeniden yazım

EFE

Neden iki kere çaldın?

KEREM

Şey… bir teyze vardı. Balkonda. Her sabah çalardık.

EFE

Kime çalıyorsun o zaman?

KEREM

Alışkanlık.

EFE

Babam da alışkanlıktan arıyor, annem öyle diyor.

ELİF

Efe.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Aile filminin diyaloğu iki seyirciye birden seslenir.
  2. Çocuk seyirciye yukarıdan konuşulmaz; basitleştirme, tatlılaştırma ve öğüt onu uzaklaştırır.
  3. İki katmanlı replik çocuğa somut, yetişkine ağır bir anlam verir.
  4. İkinci katman çocuğun bilgisinden değil, tekrar ettiği sözlerden ve harfiyen gözlemlerinden kurulur.
  5. Hüzün ve korku gösterilir, ama çocuğun taşıyabileceği nesnelerle.

İlk taslak üç biçimde yukarıdan konuşuyor. Kerem Efe'ye «tatlım» diyor ve ölümü bir masalla örtüyor: «gökyüzünde, yıldız oldu». Bu, çocuğa söylenen bir yalan; çocuk seyirci de onu bir yalan olarak duyar. Efe bir küçük yetişkine dönüşmüş: «Annemle babam boşandılar ama ikisi de beni çok seviyor.» Bu cümle bir terapistin cümlesi, bir çocuğun değil. Burcu öğüt veriyor: «Her şeyin bir sebebi vardır, üzülme.» Ve Kerem sahneyi bir oyun animatörü gibi kapatıyor. İkinci katman yok, çünkü her şey birinci katmanda söylenmiş.

Yeniden yazımda kimse çocuğa yukarıdan konuşmuyor ve kimse bir şeyi adlandırmıyor. Efe yalnızca duyduğunu tekrar ediyor; ağırlığı yetişkin seyirci taşıyor.

Ekranda

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışÇocuk seyirci için diyalog basit, tatlı ve öğretici olmalıdır.
Doğrusu

Bu yukarıdan konuşmaktır ve çocuklar onu fark eder. Çocuk seyirciye ciddiyet gösterilmeli, zekâsına güvenilmelidir.

Yaygın yanlışAile filminde hüzün ve korku ya gösterilmez ya da hemen bir şakayla örtülür.
Doğrusu

Çocuklar da zor şeyler yaşar. Hüzün gösterilmeli, ama çocuğun taşıyabileceği ölçüde ve somut nesnelerle.

Yaygın yanlışYetişkin seyirci için ikinci katman, çocuğun ağzına bir yetişkin cümlesi koyarak kurulur.
Doğrusu

Bu, küçük yetişkini geri getirir. İkinci katman çocuğun tekrar ettiği sözlerden ya da harfiyen gözlemlerinden kurulmalıdır.

Kendi sahnende

Özet

  1. Aile filminin diyaloğu iki seyirciye birden seslenir.
  2. Çocuk seyirciye yukarıdan konuşulmaz; basitleştirme, tatlılaştırma ve öğüt onu uzaklaştırır.
  3. İki katmanlı replik çocuğa somut, yetişkine ağır bir anlam verir.
  4. İkinci katman çocuğun bilgisinden değil, tekrar ettiği sözlerden ve harfiyen gözlemlerinden kurulur.
  5. Hüzün ve korku gösterilir, ama çocuğun taşıyabileceği nesnelerle.

Kendini sına

  1. Kerem Efe'ye Zehra'nın ölümünü nasıl anlatıyor ve bu neden yukarıdan konuşmak değil?
  2. Efe'nin «Babam da alışkanlıktan arıyor, annem öyle diyor» repliği neden iki katmanlı ama küçük yetişkin değil?
  3. İlk taslakta Kerem'in «gökyüzünde, yıldız oldu» cümlesi neden sorunlu?

Yanıtlar

  1. Tek kelimeyle: «Yok.» Ölüm adlandırılmıyor, ama bir masalla da örtülmüyor. Kerem Efe'ye bir yetişkine konuşur gibi konuşuyor, yalnızca kelimesini seçerek; bir çocuk «yok» kelimesini anlar.
  2. Çünkü Efe bir şeyi anlamış ya da yorumlamış değil; yalnızca annesinden duyduğunu tekrar ediyor ve alışkanlık kelimesini kendi mantığıyla birleştiriyor. Çocuk seyirci bir bağlantı duyuyor, yetişkin seyirci bir babanın yokluğunu. Anlamı yetişkin kuruyor, çocuk değil.
  3. Çünkü ölümü bir masalla örtüyor ve çocuğa yukarıdan konuşuyor. Çocuk seyirci bunu bir yalan olarak duyar; yetişkin seyirci ise sahnenin ağırlığını kaybeder.

Sonraki derse köprü

Efe'nin replikleri kâğıtta yazılı, ama bir çocuk oyuncunun ağzında başka bir yöne kayabilirdi. Bir sonraki ders bu kaymaya yer açan yapımlara bakıyor: doğaçlamaya yaslanan diyalog, gerçekçi yapımlarda nasıl hazırlandığı ve senaryoda nasıl not edildiği.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.