İçeriğe geç

18.5 · Seviye 8 · Tür ve Biçim

Ciddiyetin içinde saçma

Karakterlerin saçma bir durumu son derece ciddi konuştuğu sahneyi yazar

Diyalog Akademisi · Komedi Diyaloğu · 1.740 kelime · 29 replik · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Açılış

Bir apartman yönetim toplantısında gündemin üçüncü maddesi: dördüncü kattaki kedinin asansörü kullanması. Yönetici madde numarasını okuyor, kâtip tutanağa yazıyor. Bir sakin itiraz ediyor: kedi asansöre tek başına binmiyor, birinin peşinden giriyor; dolayısıyla asansörü kullanan kedi değil, kapıyı tutan kişidir. Başka bir sakin, kedinin hangi düğmeye bastığının tespit edilip edilmediğini soruyor. Yönetici oylama yapılacağını söylüyor. Kâtip, oylamanın el kaldırarak mı gizli mi yapılacağını soruyor. Kimse gülmüyor. Salonun en arkasında oturan misafir ise yüzünü elleriyle kapatmış, omuzları titriyor.

Toplantı saçma bir konuyu konuşuyordu, ama kimse onu saçma bulmuyordu. Usul, madde numarası, tutanak, oylama biçimi: hepsi gerçek bir konu için ne kadar ciddiyse o kadar ciddiydi. Misafiri güldüren konu değildi; konuya gösterilen ciddiyetti.

Önceki derslerde komediyi karakterin bakışına, kurulum ve vuruşa, yanlış anlamaya ve tekrara bağladık. Bu ders hepsinin buluştuğu bir yere bakıyor: saçma bir durumun, karakterler tarafından son derece ciddi biçimde ele alınmasına.

Tek fikir

Saçma bir durum, karakterler onu saçma bulduğunda değil, ciddiye aldığında güldürür. Komedi, durumun saçmalığı ile ona gösterilen ciddiyet arasındaki mesafeden doğar. Bu mesafeyi korumak için hiçbir karakter göz kırpmamalı ve durumu kendi alışık olduğu usulle ele almalıdır.

Kavram

Saçma öncül tek başına komik değildir. Bir papağan bir mahkemeye getirilirse, bu bir haber başlığı olabilir, bir sahne değil. Sahneyi kuran şey, karakterlerin bu öncüle nasıl tepki verdiğidir. Karakterler öncülü saçma bulup gülerse, seyirci onlarla birlikte güler ama kısa bir süre; çünkü yapacak başka bir şey kalmaz. Karakterler öncülü ciddiye alırsa, seyirci her yeni ciddi hamlede yeniden güler; çünkü mesafe her hamlede biraz daha büyür.

Ciddi muamelenin en etkili aracı, karakterlerin kendi mesleklerinin ya da dünyalarının dilini kullanmasıdır. Bir kâtip tutanak tutar, bir avukat itiraz eder, bir hemşire triyaj yapar, bir şoför tarife hesaplar. İlk derste gördüğümüz komik takıntı burada en saf hâlini alır: her karakter saçma durumu kendi takıntısının usulüyle işler ve usul ne kadar titizse, saçmalık o kadar belirginleşir.

Ciddi muamelenin bir de tırmanış yapısı vardır. Sahne genellikle makul bir hamleyle başlar ve her hamle, bir öncekinin mantığını bir adım ileri taşır. Kedinin asansörü kullanması bir madde olarak gündeme alınır; sonra kimin sorumlu olduğu tartışılır; sonra hangi düğmeye bastığı sorulur; sonra oylama biçimi. Her adım kendi içinde mantıklıdır; ama adımlar birikince seyirci başladığı yerden ne kadar uzaklaştığını görür. Bu tırmanış, önceki dersin tekrar ve kural yapısıyla birleşebilir: usulün kendisi bir kural olur ve kuralın her uygulanışı biraz daha gülünçleşir.

Saçmalığı korumanın en büyük düşmanı, onu fark eden karakterdir. Sahnedeki biri «Bu ne saçmalık!» derse, seyirciye nasıl tepki vermesi gerektiği söylenmiş olur ve mesafe kapanır. Bazen sahnede bir tanık bulunabilir: saçmalığı gören ama söylemeyen biri, apartman toplantısındaki misafir gibi. Bu tanık seyircinin vekilidir; ama tanığın tepkisi sözsüz kalmalıdır. Bir gülümseme, kapanan bir yüz, sessizce bırakılan bir kalem. Tanık konuşursa, sahne biter.

Bu ciddiyeti sayfada korumanın pratik bir yolu, her repliği bir de gerçek bir konu için yazılmış gibi okumaktır. Papağan yerine bir insan tanık, kedi yerine bir kiracı koyun ve repliği yeniden okuyun. Replik hâlâ yerinde duruyorsa, ciddiyet doğru kurulmuştur. Replik ancak saçma öncülle anlam kazanıyorsa, büyük ihtimalle yazar göz kırpıyordur.

Son olarak, ciddiyetin içindeki saçma çoğu zaman bir şey daha gösterir: usulün kendisinin ne kadar keyfi olabileceğini. Kurumlar, törenler, kurallar, gerçek konular için kurulmuştur; ama saçma bir konuya uygulandıklarında onların mekanik yanı görünür. Bu yüzden bu tür komedi çoğu zaman bir eleştiri de taşır, ama bunu karakterlerin ağzından değil, sahnenin yapısından yapar.

Sahnede

Ozan hâlâ izinde. Cemil Bey dosya diziyor. Bir mülkiyet davasında iki komşu bir papağanın sahipliğini tartışıyor; hâkim, papağanın duruşmaya kadar emanete alınmasına karar vermiş. Kafes kaleme getirildi. Davacı vekili Tuna Bey de orada.

İÇ. KALEM ODASI — SABAH. Kafes Ozan'ın masasında. İçinde yeşil bir papağan. Meral emanet tutanağını önüne çekmiş. Tuna ayakta, elinde bir dosya. Cemil arkadaki masada, dosya diziyor.

MERAL

Emanet eşyanın tarifi. Renk?

TUNA

Yeşil. Kanat uçlarında biraz sarı, tabii ışığa göre değişebilir.

MERAL

Yeşil, kanat uçları sarı. Ağırlık?

TUNA

Tartmadık, Meral Hanım. Tartmak gerekiyor muydu?

MERAL

Tutanakta yeri var.

Cemil başını kaldırmadan konuşur.

CEMİL

Doksan dörtte kaleme bir keçi gelmişti. Onu da tartmamışlardı. Sonra kilo verdi diye itiraz ettiler.

MERAL

«Tartılamamıştır.» Bunu yazıyorum. Tuna Bey, müvekkilinizin dilekçesinde hayvanın adının «Hasan» dediği belirtilmiş.

TUNA

Evet. Müvekkilimin adı Hasan. Papağan onu tanıyor. Belki, yani, bir daha söylerse tutanağa geçebilir mi?

MERAL

Tutanağa söylediği girer.

Üçü kafese bakar. Papağan bakar. Uzun bir sessizlik.

TUNA

Hasan.

Papağan başını yana yatırır. Bir şey demez.

TUNA

Hasan. Ha-san.

MERAL

Tuna Bey, emanet eşyaya telkinde bulunmayın.

TUNA

Haklısınız. Özür dilerim. Çay söyleyelim mi?

Cemil kalkar, pencereyi kapatmaya gider.

MERAL

Kapıyı da kapatın, Cemil Bey. Koridor ses yapıyor.

PAPAĞAN

Kapıyı kapat.

Sessizlik. Tuna kafese döner, sonra Meral'e. Meral saatine bakar, yazar.

MERAL

«Saat on bir kırk. Emanet eşya, kalem odasında söylenen bir sözü tekrar etmiştir.»

TUNA

Bu… müvekkilimin sürekli söylediği bir sözdür, Meral Hanım. Evde. Belki tabii karşı taraf da söylüyordur.

MERAL

Tutanağa söylediği girer, Tuna Bey. Kimden öğrendiği değil.

Cemil kapıyı kapatır, yerine oturur, dosyaya döner. Omuzları bir kez titrer.

Saçma öncül sahnenin başında yerleşmiş: bir papağan emanet eşya olarak kalemde. Ama sahnenin ilk replikleri bir tutanağın sıradan maddeleri: renk, ağırlık. Meral'in sesi değişmiyor; papağanı bir tapu dosyası gibi tarif ediyor. Tuna da kendi sesinde: «tabii ışığa göre değişebilir», «Tartmak gerekiyor muydu?» Hiçbiri göz kırpmıyor.

Tırmanış adım adım geliyor. Önce tarif, sonra ağırlık, sonra papağanın ne söylediği. Her adım bir tutanağın gerçek bir adımı; ama her adımda saçmalık biraz daha büyüyor. Tuna'nın papağana «Hasan» demesi, Meral'in bunu «emanet eşyaya telkin» olarak adlandırması, usulün saçma öncüle uygulanmasının en uç noktası. Bu ifade gerçek bir tanık için kullanılsa tamamen yerinde olurdu; replik bu sınavdan geçiyor.

Cemil'in keçi anısı bir başka işlev görüyor: saçma öncülü kalemin tarihine yerleştiriyor. Otuz bir yıl çalışmış bir kâtip için bu ilk değil. Bu, saçmalığı bir istisna olmaktan çıkarıp bir usule çeviriyor; ve seyirci, keçinin kilo verdiği için yapılan itirazı düşünürken daha çok gülüyor.

Papağanın vuruşu tekrar ve kural dersinden geliyor: kurulan şey «papağan bir şey söyleyecek mi?» beklentisi. Papağan Tuna'nın «Hasan»ına cevap vermiyor; ama Meral'in sıradan bir cümlesini tekrar ediyor. Meral'in tepkisi saçmalığın doruğu: hiç şaşırmadan saati yazıyor ve olayı tutanak diliyle kaydediyor. Tuna'nın itirazı, tamamen ciddi bir avukatlık hamlesi. Meral'in son cümlesi ise hem usulün hem de karakterin özeti: «Tutanağa söylediği girer. Kimden öğrendiği değil.»

Ve tanık: Cemil. Sahne boyunca dosyalarına bakan, bir kez konuşan ve sonunda omuzları bir kez titreyen Cemil. O seyircinin vekili ama hiçbir şey söylemiyor. Gülüşü sözsüz ve bastırılmış kaldığı için, saçmalığın ciddiyeti bozulmuyor.

İki sürüm

Aynı sahnenin karakterlerin göz kırptığı hâli.

İlk taslak

TUNA

Meral Hanım, inanabiliyor musunuz, bir papağan için dava açtılar!

MERAL

Valla, yirmi yıldır bu kalemdeyim, böyle saçmalık görmedim.

TUNA

Hadi bakalım, tanığımızı dinleyelim! Hasan de bakalım!

PAPAĞAN

Kapıyı kapat.

MERAL

Ay, çok komik! Bunu da yazalım mı tutanağa?

Yeniden yazım

MERAL

Emanet eşyanın tarifi. Renk?

TUNA

Yeşil. Kanat uçlarında biraz sarı, tabii ışığa göre değişebilir.

MERAL

Tuna Bey, emanet eşyaya telkinde bulunmayın.

PAPAĞAN

Kapıyı kapat.

MERAL

«Saat on bir kırk. Emanet eşya, kalem odasında söylenen bir sözü tekrar etmiştir.»

MERAL

Tutanağa söylediği girer, Tuna Bey. Kimden öğrendiği değil.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Saçma bir durum, karakterler onu ciddiye aldığında güldürür.
  2. Komedi, öncülün saçmalığı ile ona gösterilen ciddi muamele arasındaki mesafeden doğar.
  3. Ciddi muamele karakterlerin meslek ya da dünya diliyle kurulur ve adım adım tırmanır.
  4. Saçmalığı adlandıran karakter mesafeyi kapatır; tanığın tepkisi sözsüz kalmalıdır.
  5. Her replik, gerçek bir konu için söylenmiş gibi okunduğunda da yerinde durmalıdır.

İlk taslakta herkes saçmalığın farkında ve bunu söylüyor. Tuna «inanabiliyor musunuz» diye başlıyor; Meral «böyle saçmalık görmedim» diyor. Seyirciye nasıl tepki vermesi gerektiği söylenmiş ve mesafe kapanmış. Papağana «tanığımız» denmesi bir şaka; kimse onu bir tanık gibi ele almıyor, yalnızca öyle çağırıyor. Papağanın sözü geldiğinde Meral gülüyor ve «Bunu da yazalım mı?» diye soruyor; yazmak bir şaka hâline geliyor. Meral'in sesi de kaybolmuş: kayıt cümlesi yerine «Ay, çok komik!» diyor. Bu Meral değil.

Yeniden yazımda kimse saçmalığı adlandırmıyor. Meral tutanağı tutuyor, Tuna itiraz ediyor; papağanın sözü bir kayıt olarak giriyor. Seyirci saçmalığı kendisi buluyor ve her ciddi hamlede yeniden gülüyor.

Ekranda

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışSaçma bir durumu komik yapmak için karakterler onun saçmalığını vurgular.
Doğrusu

Saçmalığı fark eden ve söyleyen karakter, mesafeyi kapatır. Karakterler durumu ciddiye almalıdır; saçmalığı seyirci bulur.

Yaygın yanlışSaçma öncül yeterince tuhafsa sahne kendiliğinden güler.
Doğrusu

Öncül tek başına bir haber başlığıdır. Sahneyi kuran, karakterlerin öncüle gösterdiği ciddi muamele ve bu muamelenin adım adım tırmanmasıdır.

Yaygın yanlışSaçma sahnede bir tanık seyirciyi yönlendirmek için yorum yapar.
Doğrusu

Tanık seyircinin vekilidir ama tepkisi sözsüz kalmalıdır. Konuşan tanık sahneyi bitirir.

Kendi sahnende

Özet

  1. Saçma bir durum, karakterler onu ciddiye aldığında güldürür.
  2. Komedi, öncülün saçmalığı ile ona gösterilen ciddi muamele arasındaki mesafeden doğar.
  3. Ciddi muamele karakterlerin meslek ya da dünya diliyle kurulur ve adım adım tırmanır.
  4. Saçmalığı adlandıran karakter mesafeyi kapatır; tanığın tepkisi sözsüz kalmalıdır.
  5. Her replik, gerçek bir konu için söylenmiş gibi okunduğunda da yerinde durmalıdır.

Kendini sına

  1. Sahnedeki saçma öncül ne ve ona nasıl bir muamele gösteriliyor?
  2. «Emanet eşyaya telkinde bulunmayın» repliği neden komik?
  3. Cemil'in sahnedeki işlevi ne?

Yanıtlar

  1. Bir papağanın mülkiyet davasında emanet eşya olarak kaleme getirilmesi. Meral onu bir tutanağın bütün maddeleriyle ele alıyor: renk, ağırlık, söylediği söz, saat. Tuna da bir avukat gibi itiraz ediyor.
  2. Çünkü gerçek bir tanık için kullanılsa tamamen yerinde olacak bir usul ifadesi, bir papağana «Hasan» diyen bir avukata uygulanıyor. Replik ciddiyet sınavından geçiyor; saçmalık öncülden geliyor, replikten değil.
  3. Hem saçmalığı kalemin tarihine yerleştiriyor, keçi anısıyla, hem de seyircinin vekili olan tanık. Sahnenin sonunda omuzları bir kez titriyor, ama hiçbir şey söylemiyor; gülüşü sözsüz kaldığı için ciddiyet bozulmuyor.

Sonraki derse köprü

Papağan sahnesi tek bir öncülün üzerine kuruldu ve birkaç dakika sürdü. Dizi komedisi ise her hafta yeni öncüller ister ve onları belirli bir hızla işler. Bir sonraki ders bu hızı inceliyor: durum komedisinde tempo, sayfa başına espri yoğunluğu ve karakter esprisi ile durum esprisinin dengesi.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.