İçeriğe geç

16.1 · Seviye 7 · Sahne Türleri

Flört

Flörtün bir oyun olduğunu, sözün içeriğinden çok ritminin ve risk alışının taşıdığını yazar

Diyalog Akademisi · Yakınlık Sahneleri · 1.604 kelime · 23 replik · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Açılış

İki çocuk bahçede top oynuyor. Biri topu öbürüne atıyor, öbürü yakalayıp geri atıyor. Bir süre sonra atışlar değişiyor: biri topu biraz daha uzağa atıyor, öbürü koşmak zorunda kalıyor, gülüyor, bu kez o biraz daha yükseğe atıyor. Oyunun kuralı hiç söylenmedi ama ikisi de biliyor: topu düşürmeden, ama her seferinde biraz daha zorlaştırarak.

Flört da böyle bir oyundur. İki insan birbirine söz atar, söz geri gelir; her seferinde biraz daha uzağa, biraz daha riskli. Konuşulan şey çoğu zaman önemsizdir: hava, iş, bir yemek, bir yanlış anlama. Ama atışların ritmi, karşılıkların hızı ve her atışta alınan küçük risk, asıl konuşulan şeyi taşır: Benimle oynuyor musun? Ne kadar ileri gidebiliriz?

Önceki modülde iyilikler, tavizler ve itiraflar taktiklerle koparıldı. Bu modül yakınlığa bakıyor: flörte, sevgiye, özre, vedaya, yasa. İlk adım, iki kişinin birbirine yaklaştığı en eski oyun.

Tek fikir

Flörtte konuşulanın içeriği değil, ritmi ve alınan risk önemlidir. İki karakter görünürde önemsiz bir şeyi konuşur, ama her replik bir atış ve her atış bir öncekinden biraz daha ileri gider. Flört, birinin oyunun kurallarından birini kırdığı anda yön değiştirir.

Kavram

Flörtün ilk kuralı, ciddi görünmemesidir. Karakterler bir şaka, bir takılma, bir alay içinde konuşur; böylece söyledikleri her şeyi geri alabilecekleri bir alan kurarlar. «Şaka yapıyordum» her zaman bir çıkış kapısıdır. Bu çerçeve, iki kişinin risk almasına izin verir: bir iltifat, bir ima, bir yakınlık denemesi, hepsi bir oyunun içinde yapılır ve reddedilirse kimse yaralanmaz.

Flörtün ikinci kuralı, ritimdir. Flört eden iki karakter birbirine hızlı ve kısa cevap verir; on üçüncü modülde gördüğümüz kısa vuruşlar flörtün doğal dilidir. Bir karakter cevabı geciktirirse, ya da cevabı uzatırsa, ritim bozulur ve oyunun bir şey değiştiği hissedilir. Hızlı karşılıklar bir uyumu gösterir: iki kişi aynı oyunu oynuyor.

Flörtün üçüncü kuralı, her atışta biraz daha fazla risk alınmasıdır. İlk atışlar güvenlidir: hava, iş, ortak bir tanıdık. Sonra biri bir adım ileri gider: kişisel bir soru sorar, bir iltifat eder, bir hitabı değiştirir. Öbürü bu adımı alırsa, yani aynı ölçüde bir adımla karşılık verirse, oyun ilerler. Almazsa, yani bir şakayla geri çevirirse ya da konuyu değiştirirse, oyun bir adım geri çekilir. Bu ileri geri hareket, flörtün dramatik hareketidir.

Hitap değişikliği Türkçede özellikle güçlü bir risk alışıdır. «Abla»dan ada, «siz»den «sen»e, bir lakaptan bir isme geçmek, küçük bir kelime değişikliğiyle büyük bir mesafe kat eder. Önceki modüllerde zamir ve hitap değişimlerinin bir ilişkinin durumunu gösterdiğini gördük; flörtte bu değişim bir hamledir.

Flörtün içeriği neden önemsizdir? Çünkü önemli olan şey söylenemez. İki kişi «Sana ilgi duyuyorum» diyemez; bunu söylemek oyunu bitirir ve bir cevap gerektirir. Bu yüzden ilgi, bir yemek tarifi üzerine yapılan bir şakanın içinde, bir hatanın düzeltilmesinde, bir iğneleme içinde dolaşır. Seyirci içeriği değil, ritmi ve riski izler.

Flörtün bir de karakter boyutu var. Herkes aynı biçimde flört etmez. Biri takılarak, biri sorarak, biri kendini küçümseyerek, biri meydan okuyarak oynar. Bir karakterin flört biçimi, onun sesinin ve onuncu modülde çıkardığımız ses kartının bir uzantısıdır. Kendini küçümseyen bir karakter flörtte de kendini küçümser; ama bir an bunu bırakır ve doğrudan bir şey söylerse, o an bir risk alışıdır. Bu yüzden flört sahnesini yazarken iki karakterin oyun biçimlerini önceden belirlemek, ritmin içinde iki ayrı sesin duyulmasını sağlar.

Son olarak, flört sahnesinin bir dönüş anı vardır: oyun çerçevesinin kırıldığı an. Bir karakter bir şakayı ciddi söyler, ya da bir ciddi şeyi şakaya çevirmez. Bu an genellikle kısa bir sessizlikle gelir; ritim durur. O sessizlikte iki karakter de oyunun bittiğini ve şimdi başka bir şeyin başladığını bilir.

Sahnede

Ayın ilk cumartesisi, sabah. Kerem iyileşti ve seferine döndü. Burcu yine gece nöbetinden çıkmış. Geçen ay seferi Rıfat yapmıştı.

İÇ. DOLMUŞ — SABAH. Kerem direksiyonda. Burcu biner, ön koltuğa bakar, sonra Kerem'e.

BURCU

Geçen ay başka biri sürdü. Yaşlıca, bıyıklı. Çok konuşmadı.

KEREM

Rıfat abi. Ben hastaydım.

BURCU

Kaç derece?

KEREM

Kırk.

BURCU

Kırkla evde mi yattın, yoksa yine yokuşa mı çıktın?

KEREM

Yattım, abla. Şey, söz dinledim.

BURCU

Bana söyleseydin bir iğne yapardım.

KEREM

İğneden korkarım.

BURCU

Ben de dolmuştan korkarım. Bak, yine biniyorum.

Kerem güler. Burcu ön koltuğa oturur. Kerem ona bakar, sonra yola.

KEREM

Ön koltuk… şey, artık senin sayılır, Burcu.

Burcu bir an durur. Kemerini takar.

BURCU

Abla değil miydim?

KEREM

Değilsin.

Kerem vitese alır. Burcu camdan dışarı bakar, gülümsemesini saklar.

Sahnenin ilk bölümü bir oyun. Burcu geçen ayın sürücüsünü anlatıyor, Kerem hastalığını; konular önemsiz. Ama ritim hızlı ve her replik bir öncekine çarpıyor. Burcu bir hemşire olarak soruyor, kaç derece, ve Kerem'in kısa cevabını bir takılmaya çeviriyor: yine yokuşa mı çıktın? Kerem'in «söz dinledim» cevabı onun kendini küçümseyen sesiyle bir oyun hamlesi.

İlk risk alışı Burcu'dan geliyor: «Bana söyleseydin bir iğne yapardım.» Bu bir hemşirenin cümlesi, ama aynı zamanda bir yakınlık teklifi: söyleseydin, gelirdim. Kerem bu riski bir şakayla karşılıyor, «İğneden korkarım», ve Burcu aynı şakayı ona geri veriyor: «Ben de dolmuştan korkarım. Bak, yine biniyorum.» Bu karşılık oyunun bir adım ilerlediğini gösteriyor: Burcu korktuğu bir şeye yine de biniyor, yani geliyor.

Kerem'in risk alışı ise bir hitap değişikliği. Ön koltuk, Şükrü için boş tutulan, sonra Burcu'nun bir kez oturduğu koltuk, artık «senin sayılır». Ve cümle «abla» ile değil, bir adla bitiyor: «Burcu.» Oyun çerçevesi kırılıyor. Burcu'nun bir an durması ve «Abla değil miydim?» sorusu, hitap değişikliğini fark ettiğini ve onu hafif bir şakayla sınadığını gösteriyor. Kerem'in tek kelimelik cevabı, «Değilsin», çerçevenin dışından geliyor; şaka değil. Burcu'nun saklanan gülümsemesi, riskin alındığını söylüyor.

İki sürüm

Aynı sahnenin içeriği doğrudan söyleyen hâli.

İlk taslak

BURCU

Geçen ay sen yoktun, merak ettim seni.

KEREM

Hastaydım. Ama seni görmek için iyileşmeye çalıştım.

BURCU

Ne tatlısın. Ben de seni özledim aslında.

KEREM

Gerçekten mi? Belki bir gün çay içeriz?

BURCU

Olur, neden olmasın.

Yeniden yazım

BURCU

Bana söyleseydin bir iğne yapardım.

KEREM

İğneden korkarım.

BURCU

Ben de dolmuştan korkarım. Bak, yine biniyorum.

KEREM

Ön koltuk… şey, artık senin sayılır, Burcu.

BURCU

Abla değil miydim?

KEREM

Değilsin.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Flört bir oyundur; içeriği değil, ritmi ve alınan risk önemlidir.
  2. Oyun çerçevesi, söylenenlerin geri alınabileceği bir alan kurar ve risk almaya izin verir.
  3. Her atışta biraz daha risk alınır; karşı tarafın kabulü ya da reddi ilişkinin yönünü belirler.
  4. Türkçede hitap değişikliği güçlü bir risk alışıdır.
  5. Flört, oyun çerçevesinin kırıldığı anda yön değiştirir; bu an genellikle kısa bir sessizlikle gelir.

İlk taslakta oyun yok. Karakterler ilgilerini doğrudan söylüyor: merak ettim, seni görmek için iyileştim, seni özledim, çay içelim. Her replik bir duyguyu adlandırıyor ve risk almıyor, çünkü riskin olmadığı bir yerde konuşuyorlar. Sahnenin sonunda bir randevu var ama bir gerilim yok; seyirci iki kişinin birbirine yaklaştığını izlemiyor, bir sonucun ilanını okuyor. Kerem'in sesi de bozuluyor: «Seni görmek için iyileşmeye çalıştım» cümlesi, şeyli ve kendini küçümseyen Kerem'e ait değil.

Yeniden yazımda ilgi hiçbir zaman adlandırılmıyor. Bir iğne, bir korku, bir koltuk ve bir hitap taşıyor onu. Her replik bir atış ve her atış biraz daha ileri gidiyor. Son iki replik oyun çerçevesini kırıyor ve sahne bir randevuyla değil, bir hitap değişikliğiyle bitiyor. Seyirci bu küçük değişikliğin büyüklüğünü kendisi ölçüyor.

Ekranda

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışSeyirci kaçırmasın diye flört edenler ilgilerini dile getirmelidir.
Doğrusu

İlgiyi adlandırmak oyunu bitirir ve sahnenin gerilimini öldürür. İlgi bir şakanın, bir takılmanın, bir hitap değişikliğinin içinde dolaşmalıdır.

Yaygın yanlışFlörtte konuşulan konu ilginç ve anlamlı olmalıdır.
Doğrusu

Flörtün içeriği çoğu zaman önemsizdir; önemli olan ritim ve alınan risktir. Önemsiz bir konu, iki kişinin onu nasıl oynadığını görünür kılar.

Yaygın yanlışFlört sahnesi bir randevuyla ya da bir öpücükle bitmelidir.
Doğrusu

Flört sahnesi çoğu zaman küçük bir risk alışının kabul edilmesiyle biter: bir hitap, bir gülümseme, saklanan bir tepki. Sonuç bir sonraki sahneye kalabilir.

Kendi sahnende

Özet

  1. Flört bir oyundur; içeriği değil, ritmi ve alınan risk önemlidir.
  2. Oyun çerçevesi, söylenenlerin geri alınabileceği bir alan kurar ve risk almaya izin verir.
  3. Her atışta biraz daha risk alınır; karşı tarafın kabulü ya da reddi ilişkinin yönünü belirler.
  4. Türkçede hitap değişikliği güçlü bir risk alışıdır.
  5. Flört, oyun çerçevesinin kırıldığı anda yön değiştirir; bu an genellikle kısa bir sessizlikle gelir.

Kendini sına

  1. Burcu'nun ilk risk alışı nedir ve Kerem ona nasıl karşılık veriyor?
  2. Kerem'in hitap değişikliği neden bir risk?
  3. «Değilsin» repliği neden oyun çerçevesinin dışından geliyor?

Yanıtlar

  1. «Bana söyleseydin bir iğne yapardım.» Hem bir hemşirenin cümlesi hem bir yakınlık teklifi. Kerem bir şakayla karşılık veriyor, «İğneden korkarım», ve Burcu aynı şakayı ona geri vererek oyunu bir adım ilerletiyor.
  2. Çünkü «abla» ile «Burcu» arasındaki mesafe, bir yolcu ile bir kadın arasındaki mesafe. Kerem bu mesafeyi tek bir kelimeyle kapatıyor ve Burcu bunu kabul etmeyebilirdi.
  3. Çünkü Burcu'nun «Abla değil miydim?» sorusu hafif bir şaka, bir sınama; Kerem buna bir şakayla değil, ciddi bir tek kelimeyle cevap veriyor. Şaka geri alınabilir; «Değilsin» geri alınamaz.

Sonraki derse köprü

Kerem «Değilsin» dedi ve çok şey söyledi, ama hiçbir şeyi adıyla söylemedi. Bir gün birinin o adı koyması gerekecek. Bir sonraki ders sevgiyi söylemeyi inceliyor: ilan-ı aşkı ertelemeyi, saptırmayı ya da beklenmedik bir yerde söyletmeyi.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.