İçeriğe geç

15.5 · Seviye 7 · Sahne Türleri

Kandırma

Dolandırıcının ve satıcının dilini; seyircinin kandırmayı karakterden önce mi sonra mı anlayacağı kararını yazar

Diyalog Akademisi · İkna, Pazarlık, Sorgu · 1.560 kelime · 20 replik · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Açılış

Bir pazarda bir satıcı tezgâhının önünden geçeni çağırıyor: «Abla, bak, son iki tane kaldı, sabah geldi, öğlene bitti, sana özel fiyat veriyorum, kimseye söyleme.» Kadın durup bakıyor. Satıcının her cümlesi bir düğmeye basıyor: azlık, aciliyet, yakınlık, sır. Kadın bunların hiçbirini düşünmeden hissediyor ve elini cüzdanına götürüyor.

Satıcının dili ile dolandırıcının dili arasında bir derece farkı vardır, tür farkı değil. İkisi de karşısındakinin aklını değil, duygusunu hedefler. İkisi de zamanı daraltır, yakınlık kurar, karşısındakini düşünmeden harekete geçirmeye çalışır. Fark, satıcının bir şey vermesi, dolandırıcının ise yalnızca almasıdır.

Önceki derste bir tehdit kibar bir maskenin ardına saklandı. Bu ders maskenin bütün yüzü kapladığı sahneye bakıyor: kandırmaya. Bir de yazarın vermesi gereken bir karar var: oyunun farkına ilk kim varacak, salondaki seyirci mi, perdedeki kandırılan mı?

Tek fikir

Kandırmanın dili aciliyet, otorite, yakınlık ve yalnızlaştırma üzerine kurulur. Yazar seyircinin kandırmayı ne zaman anlayacağına karar verir: karakterden önce anlarsa sahne bir gerilime, birlikte ya da sonra anlarsa bir sürprize dönüşür.

Kavram

Kandırma sahnesini yazarken önce kandıranın araçlarını bilmek gerekir. Aciliyet: karşıdakine düşünecek zaman bırakmamak. «Hemen», «şimdi», «beş dakika içinde». Otorite: bir unvanın, bir kurumun arkasına saklanmak. Doktor, savcı, banka müdürü. Yakınlık: karşıdakini özel hissettirmek, bir sırrı paylaşıyormuş gibi davranmak. Yalnızlaştırma: karşıdakini başkalarına danışmaktan alıkoymak. «Telefonu kapatmayın», «kimseye söylemeyin». Bir de ayrıntı: kandıran, inandırıcı görünmek için gerçek ayrıntılar kullanır; bir adı, bir yeri, bir alışkanlığı bilir.

Bu araçlar on ikinci modülde gördüğümüz yalanın diliyle akrabadır, ama bir farkla. Yalan söyleyen kendini korumaya çalışır; kandıran ise karşısındakinden bir şey almaya. Bu yüzden kandıranın dili savunmacı değil, saldırgandır. Gereksiz ayrıntı vermez; tam gerektiği kadar verir. Ezber cümle kullanır, ama ezberi o kadar iyi yapmıştır ki takılmaz. Kandıranın en büyük gücü, kendinden emin olmasıdır.

Kandırma sahnesinin en önemli yazarlık kararı, fark etme anının yeri. Üç seçenek var.

Seyirci karakterden önce anlar. Seyirci kandıranın kim olduğunu ve ne yaptığını bilir; karakter bilmez. Seyirci karaktere bağırmak ister, ama sesi perdeye ulaşmaz. Gerilim, karakterin fark edip etmeyeceğinden ve ne zaman edeceğinden gelir.

Seyirci karakterle birlikte anlar. Seyirci de karakter gibi kandırmanın içindedir; bir ipucu ikisini de aynı anda uyandırır. Sahne bir keşif olur ve seyirci karakterle birlikte rahatlar ya da sarsılır.

Seyirci karakterden sonra anlar. Karakter kandırmayı fark etmiş ama seyirciye göstermemiştir; belki karşı bir oyun oynuyordur. Seyirci sonunda bunu öğrenir ve sahneyi geriye doğru yeniden okur. Bu seçenek en sürprizlisidir, ama en dikkatli kurulması gerekendir.

Seçeneklerin her biri sahnenin kurgusunu değiştirir. Seyirci önce anlayacaksa, kandıranı kandırılandan ayrı bir anda göstermek gerekir: bir hazırlık sahnesi, bir eylem satırı, bir telefonun öbür ucu. Seyirci birlikte anlayacaksa, kamera kandırılanın yanından ayrılmaz ve seyirci yalnızca onun duyduğunu duyar. Seyirci sonra anlayacaksa, karakterin bildiği bir şeyi seyirciden saklamak gerekir; bu da karakterin bakış açısını bir süre kapatmak demektir. Hangi seçenek seçilirse seçilsin, seyirciye karşı dürüst olmak gerekir: sonradan anlaşılan bir kandırma, geriye dönüp bakıldığında ipuçlarını sahnede bırakmış olmalıdır. Hiçbir ipucu bırakmadan yapılan sürpriz, seyircinin kendisini kandırılmış değil aldatılmış hissetmesine yol açar.

Kandırma sahnelerinde bir ahlaki dikkat de gerekir. Seyirci kandıranın tekniklerini görür; sahne bu teknikleri bir kullanım kılavuzuna çevirmemeli, onların insan üzerindeki etkisini göstermelidir. Kandırılan karakterin korkusu, utancı, aceleciliği sahnenin ağırlığını taşımalıdır.

Sahnede

Bir akşam, Şükrü evde yalnız. Telefonu çalıyor; ekranda bilinmeyen bir numara. Seyirci, aramadan önceki bir eylem satırında, arayan adamın bir masada bir kâğıttan okuduğunu görüyor: bir liste, isimler ve numaralar.

İÇ. BİLİNMEYEN BİR ODA — AKŞAM. Bir adam masada, önünde bir kâğıt: alt alta isimler, numaralar. Parmağı bir satırda duruyor. Telefonu açar.

İÇ. ŞÜKRÜ'NÜN EVİ, MUTFAK — AKŞAM. Şükrü telefonu açar.

ADAM

(telefonda)

Şükrü Bey? Ben Doktor Kaya. Acil servisten arıyorum. Kızınız Sevgi Hanım bir trafik kazası geçirdi.

Şükrü masaya tutunur.

ŞÜKRÜ

Sevgi?

ADAM

(telefonda)

Durumu ciddi ama şu an stabil. Hemen ameliyata almamız gerekiyor, ancak bir depozito işlemi var. Telefonu kapatmayın, kimseyi aramayın, vakit kaybetmeyelim.

ŞÜKRÜ

Hangi hastane?

ADAM

(telefonda)

Devlet hastanesi, acil.

Şükrü sandalyeye oturur. Bir süre nefes alır.

ŞÜKRÜ

Ankara'daki mi?

ADAM

(telefonda)

Evet, Ankara. Çankaya'da. Hesap numarasını size okuyacağım, bir kalem alın.

Şükrü kalemi almaz. Telefonu kulağından biraz uzaklaştırır, ekrana bakar.

ŞÜKRÜ

Kızım İstanbul'da oturuyor.

Hat bir an sessiz kalır. Sonra kapanır.

Şükrü uzun süre oturur. Sonra telefonu yeniden açar, bir numara arar.

SEVGİ

(telefonda)

Baba? Saat daha dokuz değil.

ŞÜKRÜ

Yemek yedin mi?

Bu sahnede seyirci kandırmayı Şükrü'den önce anlıyor. İlk eylem satırı, arayan adamı bir listeden okurken gösteriyor; seyirci bunun bir dolandırıcı olduğunu bilerek telefonu dinliyor. Şükrü bilmiyor. Bu yüzden sahne bir dramatik ironi: seyirci Şükrü'nün kandırılıp kandırılmayacağını bekliyor.

Adamın dili kandırmanın bütün araçlarını kullanıyor. Otorite: «Doktor Kaya, acil servis.» Gerçek ayrıntı: Şükrü'nün ve Sevgi'nin adı. Aciliyet: «Hemen ameliyata almamız gerekiyor.» Yalnızlaştırma: «Telefonu kapatmayın, kimseyi aramayın.» Ve bir para talebi, bir işlem kılığında: «depozito». Şükrü'nün masaya tutunması, bu dilin ne kadar hızlı çalıştığını gösteriyor.

Şükrü'nün fark etme anı bir tuzak soruyla geliyor: «Ankara'daki mi?» Şükrü kızının İstanbul'da oturduğunu biliyor. Önceki derslerde Meral'in sorguda kullandığı tuzak soruyu, şimdi Şükrü kendini korumak için kullanıyor. Adam tuzağa düşüyor: «Evet, Ankara.» Şükrü'nün kalemi almaması ve telefonu kulağından uzaklaştırması, fark ettiğini seyirciye gösteriyor; «Kızım İstanbul'da oturuyor» cümlesi ise kandıranın yüzüne kapanan kapı.

Sahne burada bitmiyor ve kandırmanın asıl ağırlığını sonrasında gösteriyor. Şükrü uzun süre oturuyor, sonra kızını arıyor. Sevgi'nin şaşkınlığı, «Saat daha dokuz değil», onların yeni alışkanlığını hatırlatıyor. Şükrü'nün sorusu ise, «Yemek yedin mi?», bütün korkuyu tek bir sıradan cümleye sığdırıyor. Kandırma başarısız oldu, ama bıraktığı iz Şükrü'nün sesinde.

İki sürüm

Aynı sahnenin fark etme anının karakterle birlikte geldiği, ama kandıranın dilinin zayıf yazıldığı hâli.

İlk taslak

ADAM

(telefonda)

Merhaba, ben bir doktorum. Kızınız kaza geçirdi, bize para göndermeniz lazım.

ŞÜKRÜ

Ne? Hangi kızım? Siz kimsiniz?

ADAM

(telefonda)

Kızınız işte. Hemen para gönderin.

ŞÜKRÜ

Bu bir dolandırıcılık. Polisi arayacağım.

Yeniden yazım

ADAM

(telefonda)

Şükrü Bey? Ben Doktor Kaya. Acil servisten arıyorum. Kızınız Sevgi Hanım bir trafik kazası geçirdi.

ŞÜKRÜ

Sevgi?

ADAM

(telefonda)

Hemen ameliyata almamız gerekiyor, ancak bir depozito işlemi var. Telefonu kapatmayın, kimseyi aramayın.

ŞÜKRÜ

Ankara'daki mi?

ADAM

(telefonda)

Evet, Ankara. Çankaya'da.

ŞÜKRÜ

Kızım İstanbul'da oturuyor.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Kandırmanın dili aciliyet, otorite, yakınlık, yalnızlaştırma ve gerçek ayrıntı üzerine kurulur.
  2. Kandıranın dili ustaca olmalıdır; seyirci karakterin neden inandığını anlamalıdır.
  3. Fark etme anının yeri bir yazarlık kararıdır: seyirci önce, birlikte ya da sonra anlar.
  4. Fark etme anı bir duyuruyla değil, bir tuzak soruyla ya da bir olguyla gösterilir.
  5. Kandırmanın asıl ağırlığı çoğu zaman sonrasında, kandırılanın sesinde görünür.

İlk taslakta dolandırıcı inandırıcı değil. Adını vermiyor, kızın adını bilmiyor, aciliyet bir kurum dilinin içine yerleşmemiş: «Hemen para gönderin.» Seyirci de Şükrü de ilk replikten bunun bir kandırma olduğunu anlıyor; sahnede hiçbir gerilim yok. Şükrü'nün «Bu bir dolandırıcılık» cümlesi de fark etme anını bir duyuruya çeviriyor.

Yeniden yazımda kandıranın dili ustaca: unvan, gerçek isimler, kurum dili, aciliyet, yalnızlaştırma. Şükrü bir an gerçekten inanıyor ve seyirci onun korkusunu görüyor. Fark etme anı bir duyuruyla değil, bir tuzak soruyla ve kısa bir olguyla geliyor. Şükrü «dolandırıcı» demiyor; yalnızca kızının nerede oturduğunu söylüyor.

Ekranda

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışDolandırıcı karakter, seyircinin hemen anlayacağı biçimde beceriksiz konuşmalıdır.
Doğrusu

Beceriksiz bir dolandırıcı sahnenin gerilimini öldürür. Kandıranın dili ustaca olmalı ki seyirci karakterin neden inandığını anlasın.

Yaygın yanlışKandırmayı fark eden karakter, bunu açıkça söylemelidir.
Doğrusu

«Bu bir dolandırıcılık» gibi bir cümle fark etme anını bir duyuruya çevirir. Bir tuzak soru, bir olgu ya da bir eylem çoğu zaman daha güçlüdür.

Yaygın yanlışKandırma sahnesi, kandırma bitince biter.
Doğrusu

Kandırmanın asıl ağırlığı çoğu zaman sonrasındadır: kandırılanın ya da az kalsın kandırılacak olanın korkusunda, utancında, sesinde.

Kendi sahnende

Özet

  1. Kandırmanın dili aciliyet, otorite, yakınlık, yalnızlaştırma ve gerçek ayrıntı üzerine kurulur.
  2. Kandıranın dili ustaca olmalıdır; seyirci karakterin neden inandığını anlamalıdır.
  3. Fark etme anının yeri bir yazarlık kararıdır: seyirci önce, birlikte ya da sonra anlar.
  4. Fark etme anı bir duyuruyla değil, bir tuzak soruyla ya da bir olguyla gösterilir.
  5. Kandırmanın asıl ağırlığı çoğu zaman sonrasında, kandırılanın sesinde görünür.

Kendini sına

  1. Seyirci bu sahnede kandırmayı ne zaman ve nasıl anlıyor?
  2. Adamın dilinde kandırmanın hangi araçları var?
  3. Şükrü'nün son repliği, «Yemek yedin mi?», ne taşıyor?

Yanıtlar

  1. Şükrü'den önce, sahnenin ilk eylem satırında: arayan adamın bir listeden okuduğunu görüyor. Bu yüzden sahne bir dramatik ironiye dönüşüyor.
  2. Otorite (Doktor Kaya, acil servis), gerçek ayrıntı (Şükrü'nün ve Sevgi'nin adı), aciliyet (hemen ameliyat), yalnızlaştırma (telefonu kapatmayın, kimseyi aramayın) ve bir işlem kılığında para talebi (depozito).
  3. Bütün korkuyu tek bir sıradan cümleye sığdırıyor. Şükrü kızının iyi olduğunu duymak istiyor ama bunu sormuyor; onların alışkanlığı olan soruyu soruyor. Kandırmanın bıraktığı iz bu soruda.

Sonraki derse köprü

Bu modülün sahnelerinde karakterler birbirinden bir şey istedi: bir iyilik, bir taviz, bir itiraf, bir para. Yeni modül başka bir tür isteğe bakıyor: yakınlığa. İlk ders flört: sözün içeriğinden çok ritminin ve risk alışının taşıdığı bir oyun.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.