İçeriğe geç

14.6 · Seviye 6 · Ritim ve Sahne

Üç ve daha fazla kişi

Kalabalık sahnede kimin konuştuğunu, kimin sustuğunu ve konuşmanın hangi iki kişi arasında aktığını yönetir

Diyalog Akademisi · Sahnenin İçinde Diyalog · 1.625 kelime · 25 replik · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Açılış

Bir futbol takımı sahada on bir kişidir, ama top her an yalnızca iki ayak arasında gider: biri pas verir, biri alır. Öbür dokuz oyuncu durmaz; koşar, boşluğa girer, adam tutar. Ama seyircinin gözü topu izler ve top her an bir çizgi çizer: şu oyuncudan bu oyuncuya. Takımın bütün oyunu, bu çizgilerin nasıl değiştiğinden okunur.

Kalabalık bir sahnede diyalog da böyle akar. Dört, beş, yedi kişi aynı odadadır, ama konuşma her an çoğunlukla iki kişi arasında gider. Biri söyler, biri cevaplar. Öbürleri susar, dinler, ellerini oynatır, bakışlarını kaçırır. Sahnenin bütün hareketi, sözün o an kimin elinde olduğundan ve bu elin nasıl değiştiğinden okunur.

Önceki derslerde sahnelerimiz çoğunlukla iki kişiydi. Bu ders kalabalığa açılıyor: masada dört kişi varken sözün nasıl dolaştığını, kimin onu tuttuğunu, kimin bırakmadığını ve kimin hiç almadığını yönetmeye.

Tek fikir

Kalabalık bir sahnede konuşma her an çoğunlukla iki kişi arasında akar; geri kalanlar dinler ya da susar. Yazar bu ekseni bilinçli seçer ve değiştirir. En çok şey, eksenin el değiştirdiği anda ve en uzun susanın konuştuğu anda olur.

Kavram

Üç kişi bir odada olduğunda, konuşma nadiren üçü arasında aynı anda akar. Genellikle iki kişi konuşur ve üçüncüsü dinler. Sonra üçüncüsü araya girer ve eksen değişir: artık konuşma başka iki kişi arasındadır, ilk konuşanlardan biri dinleyiciye dönüşmüştür. Bu değişimler rastgele değil, sahnenin dramatik hareketinin kendisidir. Kim kimin sözüne girdi? Kim bir konuşmanın dışında kaldı? Kim kimi konuşmaya çekti?

Kalabalık sahneyi yazmanın ilk adımı, her vuruşta eksenin kimde olduğunu bilmektir. Sahneyi bölümlere ayır ve her bölümün yanına iki adı yaz. Bu harita, sahnenin akışını görünür kılar: konuşma kimden kime geçiyor, kim hiç eksene girmiyor, kim her ekseni kendine çekiyor?

Susan karakterler sahneden kaybolmamalıdır. Bir karakter odadaysa, seyirci onun orada olduğunu hatırlamalıdır. Bunu eylem satırları yapar: susan karakterin bir bakışı, bir hareketi, elindeki bardağı bırakması. Bu küçük işaretler, susan karakterin sessizliğini bir boşluk olmaktan çıkarıp bir tepkiye çevirir. Bazen en önemli karakter, sahnenin büyük kısmında hiç konuşmayandır; onun tek bir repliği bütün sahneyi değiştirir, çünkü seyirci ne zaman konuşacağını bekliyordur.

Kalabalık sahnenin bir başka zorluğu, seyircinin kimin kime konuştuğunu kaybetmesidir. İki kişilik bir sahnede «sen» herkes için açıktır; dört kişilik bir sahnede değil. Bu yüzden kalabalık sahnelerde hitap ve ad, iki kişilik sahnelerden daha sık kullanılır: bir karakter konuşmaya başlarken kime döndüğünü bir adla ya da bir eylem satırıyla belirtir. Ama bu da ölçülü olmalıdır; her replikte bir ad, konuşmayı yapay kılar.

Her karakterin bir isteği olmalı, ama herkes isteğini söylemek zorunda değildir. Kalabalık sahnede bir karakterin isteği, konuşmaya girme biçiminden de, hiç girmemesinden de okunur. Biri herkesi güldürmek ister ve her ekseni kendine çeker; biri bir konuyu açmak ister ama fırsat bulamaz; biri bir şeyin konuşulmamasını ister ve konuyu değiştirir.

Kalabalık sahneyi gereğinden kalabalık yazmamak da önemlidir. Odada yedi kişi varsa, yedisinin de konuşması gerekmez. Çoğu zaman sahnenin asıl ekseni iki ya da üç kişi arasındadır ve geri kalanlar bir arka plan oluşturur. Herkese birer replik vermek, sahneyi bir yoklamaya çevirir.

Eksenin değişimini yazmanın birkaç yolu var. Bir karakter araya girer ve sözü alır; bu bir saldırı ya da bir kurtarma olabilir. Bir karakter bir başkasını konuşmaya çeker: «Sen ne diyorsun?» Bir karakter sözü reddeder ve ekseni başkasına bırakır. Ya da bir sessizlik ekseni kırar ve sahnede bir boşluk açılır; o boşluğu kim doldurursa, ekseni o alır. Bu yolların her biri karakterler hakkında bir şey söyler: kim söz almayı sever, kim kaçar, kim başkalarını korur.

Sahnede

Durak kahvesi, akşam. Kerem'in astırdığı pano duvara yeni asılmış: üstünde Şükrü'nün dolmuşunun bir fotoğrafı ve «Kırk yıl» yazısı. Masada Şükrü, Nazmi, Kerem ve Rıfat. Rıfat ile Şükrü'nün mezarlıkta yaşadığı şeyi seyirci biliyor; Kerem ile Nazmi bilmiyor.

İÇ. DURAK KAHVESİ — AKŞAM. Duvarda yeni pano. Masada tavla. Şükrü ile Nazmi oynuyor. Kerem ayakta, panoyu düzeltiyor. Rıfat bir köşede, çayını içiyor.

KEREM

Nazmi abi, biraz sola mı kaydı sence?

NAZMİ

Sola değil, sen sağa kaydın. Bak, pano dümdüz.

KEREM

Abi, sen ne diyorsun? Beğendin mi?

ŞÜKRÜ

Atıyorum, Kerem.

Şükrü zarları atar. Panoya bakmaz.

NAZMİ

Beğendi. Beğenmese bakardı. Kırk yıldır tanırım, beğendiği şeye bakmaz bu adam.

KEREM

O zaman tamam.

Rıfat çayını bırakır. Panoya uzun uzun bakar.

RIFAT

Kadir'in fotoğrafı da olsa yanında.

Sessizlik. Nazmi zarları elinde tutar. Kerem Rıfat'a döner.

ŞÜKRÜ

Olsun.

RIFAT

Bende var. Seksen beşten. Dolmuşun önünde.

ŞÜKRÜ

Getir.

Sahnenin ilk bölümünde eksen Kerem ile Nazmi arasında. Kerem panoyu düzeltiyor, Nazmi onunla dalga geçiyor. Kerem ekseni Şükrü'ye çevirmeye çalışıyor, «Abi, sen ne diyorsun?», ama Şükrü kaçıyor: «Atıyorum, Kerem.» Şükrü'nün kaçışı ekseni tekrar Nazmi'ye bırakıyor ve Nazmi, Şükrü'nün yerine cevap veriyor. Bu küçük el değiştirmelerde dört kişinin ilişkisi görünür: Kerem onay arıyor, Nazmi aracılık ediyor, Şükrü susarak beğeniyor.

Rıfat bu bölümde hiç konuşmuyor; bir sessiz tanık. Ama bir eylem satırı onun orada olduğunu hatırlatıyor: çayını bırakıyor, panoya uzun uzun bakıyor. Seyirci Rıfat'ın bir şey söyleyeceğini bekliyor. Mezarlıktan sonra Rıfat ile Şükrü'nün arasında söylenmemiş bir şey var.

Rıfat konuştuğunda eksen bir anda değişiyor. «Kadir'in fotoğrafı da olsa yanında.» Kerem ile Nazmi'nin eksenindeki hafif dalga birden ağırlaşıyor. Sessizlik ve eylem satırı, Nazmi ile Kerem'i dinleyiciye çeviriyor; eksen artık Rıfat ile Şükrü arasında. İkisinin üç kısa repliği, mezarlıkta söylenmeyen bir şeyi kahvenin ortasında söylüyor: Şükrü'nün kırk yılının yanında Kadir'in de yeri var. Kerem ile Nazmi bu konuşmanın bütün anlamını bilmiyor, ama ağırlığını hissediyor.

Rıfat'ın fotoğrafının yılı da bir ayrıntı: seksen beş. Önceki derste Şükrü ile Nazmi'nin ilk sefer yılı üzerine anlaşamadığını görmüştük. Rıfat'ın elindeki fotoğraf belki o tartışmayı da çözecek; seyirci bunu fark ediyor ama sahne onu açmıyor.

İki sürüm

Aynı sahnenin herkese sırayla söz verilerek yazıldığı hâli.

İlk taslak

KEREM

Pano güzel oldu, değil mi? Herkes ne düşünüyor?

NAZMİ

Çok güzel olmuş Kerem, eline sağlık.

ŞÜKRÜ

Güzel. Teşekkür ederim Kerem.

RIFAT

Bence de güzel. Ama Kadir'in fotoğrafı da olsa yanında daha güzel olurdu.

ŞÜKRÜ

Olabilir. Senin elinde var mı?

RIFAT

Var. Seksen beşten bir fotoğraf.

NAZMİ

O zaman getir, yan yana asarız.

KEREM

Ben hallederim, çerçeveyi ben yaptırırım.

Yeniden yazım

KEREM

Abi, sen ne diyorsun? Beğendin mi?

ŞÜKRÜ

Atıyorum, Kerem.

NAZMİ

Beğendi. Beğenmese bakardı.

Rıfat çayını bırakır. Panoya uzun uzun bakar.

RIFAT

Kadir'in fotoğrafı da olsa yanında.

ŞÜKRÜ

Olsun.

RIFAT

Bende var. Seksen beşten.

ŞÜKRÜ

Getir.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Kalabalık sahnede konuşma her an çoğunlukla iki kişi arasında akar: konuşma ekseni.
  2. Eksenin değişimi sahnenin dramatik hareketidir; kim kimin sözüne girdi, kim dışarıda kaldı?
  3. Sessiz tanıklar eylem satırlarıyla sahnede tutulur; en uzun susanın konuştuğu an çoğu zaman en ağır andır.
  4. Hitap ve ad, eksenin değiştiği anlarda kullanılır; her replikte değil.
  5. Herkese birer replik vermek sahneyi bir yoklamaya çevirir.

İlk taslakta herkes sırayla konuşuyor ve herkes aynı şeyi söylüyor: güzel olmuş. Kerem «herkes ne düşünüyor?» diye bir yoklama yapıyor ve herkes cevap veriyor. Eksen yok, ya da eksen herkese eşit dağılmış; bu yüzden hiçbir el değiştirme bir anlam taşımıyor. Rıfat'ın Kadir repliği bir «bence de güzel»in arkasına eklenmiş ve ağırlığını kaybediyor. Sonunda Nazmi ve Kerem de Kadir'in fotoğrafı üzerine söz alıyor; Rıfat ile Şükrü'ye ait olması gereken an dört kişiye bölünüyor.

Yeniden yazımda eksen bilinçli kuruluyor. Önce Kerem ile Nazmi, Şükrü'nün kaçışıyla; sonra Rıfat'ın sessizliği ve tek repliğiyle eksen bir anda Rıfat ile Şükrü'ye geçiyor ve orada kalıyor. Nazmi ile Kerem, son bölümde hiç konuşmuyor; sessiz tanıklara dönüşüyorlar. Sahnenin asıl anı iki kişi arasında, ama dört kişinin önünde.

Ekranda

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışKalabalık sahnede herkes konuşmalıdır ki kimse unutulmasın.
Doğrusu

Herkese birer replik vermek sahneyi bir yoklamaya çevirir. Susan karakterler eylem satırlarıyla sahnede tutulur; herkesin konuşması gerekmez.

Yaygın yanlışKonuşma kalabalık sahnede herkes arasında eşit dağılmalıdır.
Doğrusu

Konuşma her an çoğunlukla iki kişi arasında akar. Eşit dağılmış bir konuşmada hiçbir el değiştirme bir anlam taşımaz.

Yaygın yanlışSeyirci kimin kime konuştuğunu kaybetmesin diye her replikte bir ad kullanılmalıdır.
Doğrusu

Her replikte bir ad konuşmayı yapay kılar. Hitap ve ad, eksenin değiştiği anlarda ve eylem satırlarıyla birlikte kullanılmalıdır.

Kendi sahnende

Özet

  1. Kalabalık sahnede konuşma her an çoğunlukla iki kişi arasında akar: konuşma ekseni.
  2. Eksenin değişimi sahnenin dramatik hareketidir; kim kimin sözüne girdi, kim dışarıda kaldı?
  3. Sessiz tanıklar eylem satırlarıyla sahnede tutulur; en uzun susanın konuştuğu an çoğu zaman en ağır andır.
  4. Hitap ve ad, eksenin değiştiği anlarda kullanılır; her replikte değil.
  5. Herkese birer replik vermek sahneyi bir yoklamaya çevirir.

Kendini sına

  1. Sahnenin ilk bölümünde eksen kimde ve Şükrü onu nasıl kaçırıyor?
  2. Rıfat'ın sessizliği sahneye ne katıyor?
  3. İlk taslakta Rıfat'ın Kadir repliği neden ağırlığını kaybediyor?

Yanıtlar

  1. Kerem ile Nazmi arasında. Kerem ekseni Şükrü'ye çevirmeye çalışıyor, ama Şükrü «Atıyorum, Kerem» diyerek kaçıyor; eksen Nazmi'ye dönüyor ve Nazmi Şükrü'nün yerine cevap veriyor.
  2. Bir bekleyiş. Eylem satırları Rıfat'ın orada olduğunu hatırlatıyor ve seyirci, mezarlıktan sonra söylenmemiş bir şey olduğunu bildiği için onun konuşmasını bekliyor; tek repliği bu yüzden bütün ekseni değiştiriyor.
  3. Çünkü bir yoklamanın içinde, herkesin «güzel olmuş» dediği bir sıranın sonunda, «Bence de güzel» ile başlayarak geliyor. Ardından Nazmi ve Kerem de söz alıyor ve Rıfat ile Şükrü'ye ait olması gereken an dört kişiye bölünüyor.

Sonraki derse köprü

Kahvede dört kişi vardı, ama her an ikisi konuşuyordu. Kalabalık bir mekânda bir de arka plan vardır: başka masalardaki konuşmalar, bir radyo, kapıdan gelen sesler. Bir sonraki ders arka plan konuşmasını inceliyor: arkadaki sözün öndeki sahneyle nasıl çeliştiğini ya da onu nasıl yorumladığını.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.