İçeriğe geç

14.5 · Seviye 6 · Ritim ve Sahne

Telefon, mesaj, görüntülü arama

Tek taraflı telefon konuşmasını, ekranda okunan mesajı ve yazılıp silinen mesajı sahnede yazar

Diyalog Akademisi · Sahnenin İçinde Diyalog · 1.510 kelime · 14 replik · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Açılış

Bir otobüste yan koltuğundaki kadın telefonla konuşuyor. Karşı tarafı duymuyorsun; yalnızca onun söylediklerini duyuyorsun. «Evet. … Hayır, ben aradım. … Biliyorum. … Peki.» Birkaç dakika sonra karşı tarafta kimin olduğunu, aralarında ne olduğunu, bu konuşmanın nasıl bittiğini tahmin edebiliyorsun. Eksik yarı, senin kafanda tamamlanıyor. Sonra kadın telefonu kapatıyor, bir mesaj yazmaya başlıyor; yazıyor, siliyor, yeniden yazıyor. Ekranı görmüyorsun ama başparmağının durup yeniden başlamasını görüyorsun.

Bugün insanlar birbirine en çok bir ekran üzerinden ulaşıyor. Telefon, mesaj, görüntülü arama: bunların her biri diyaloğa yeni bir biçim ve yeni bir sorun getiriyor. Karşı taraf orada değil; söz bir ekrandan çıkıyor ya da bir ekrana yazılıyor. Ve en önemlisi: insanlar bu araçlarla söylediklerinden çok, yazıp sildikleriyle bir şey anlatıyor.

Önceki derste sahnenin mekânında olmayan bir mektubun sesini dış ses olarak yazdık. Bu derste mektubun yerini cebimizdeki ekran alıyor.

Tek fikir

Tek taraflı telefon konuşması, seyircinin karşı tarafı kendi kafasında kurmasına izin verir. Mesaj ise bir eylemdir: yazılan, silinen, gönderilen her kelime bir karar. Ekranda okunan metin bir replik gibi değil, bir nesne gibi yazılır.

Kavram

Bir telefon konuşmasını sahneye yazmanın üç yolu var. Birincisi, iki tarafı da duyurmak: karşı tarafın sesi telefondan gelir ve senaryoda bir yönergeyle işaretlenir. Bu seriye kadar Sevgi ile Şükrü'nün telefon konuşmalarını böyle yazdık; Sevgi'nin repliklerinin yanına «(telefonda)» koyduk. Bazı yazarlar bu sesi dış ses gibi işaretler, bazıları bir ses filtresi notuyla. İkincisi, iki mekân arasında kesmek: sahne bir tarafla bir öbür taraf arasında gidip gelir ve seyirci iki yüzü de görür. Üçüncüsü, tek taraflı konuşma: seyirci yalnızca bir tarafı duyar ve görür.

Tek taraflı konuşmanın gücü, seyirciyi aktif kılmasıdır. Karşı tarafın ne söylediğini seyirci, duyulan tarafın cevaplarından, duraklamalarından, yüzünden çıkarır. Bu çıkarım, önceki derslerde gördüğümüz alt metin ve ima mekanizmasının telefona uygulanmış hâlidir. Bir karakterin «Hayır, sen gelmesen de olur» demesi, karşı tarafın gelemeyeceğini söylediğini anlatır; seyirci bunu duymadan bilir. Tek taraflı konuşmayı yazarken duyulan tarafın repliklerini, karşı tarafın sözlerini tahmin ettirecek biçimde kurmak gerekir; ama karşı tarafın her sözünü tekrar eden bir cevap, «Ne? Yarın gelemiyor musun?» gibi, bu gücü siler.

Mesaj bir eylemdir. Bir karakterin mesaj yazması, yazdığını silmesi, yeniden yazması ve sonunda gönderip göndermemesi, söylediği her sözden daha çok şey anlatabilir. Bu yüzden mesajı yazarken yalnızca gönderilen metni değil, yazılıp silineni de sahneye koymak gerekir. Senaryoda bu bir eylem satırıyla yapılır: karakter bir şey yazar, ekranda görünür, siler, başka bir şey yazar, gönderir. Silinen metin seyirciye karakterin içinden geçeni söyler; gönderilen metin ise karakterin söylemeye cesaret ettiğini.

Ekranda okunan bir mesaj, kısa olmalıdır. Seyirci uzun bir metni okumaya vakit bulamaz ve okurken sahneden kopar. Mesajın gücü genellikle kısalığındadır: tek bir kelime, bir emoji, bir noktalama. Gelen bir mesajın içeriği kadar, gelme zamanı ve karakterin ona bakış süresi de önemlidir.

Görüntülü arama ise telefonla yüz yüze konuşma arasında bir yerdedir. Karşı taraf görünür ama bir ekranın içindedir; ses gecikir, görüntü donar, biri kamerasını kapatır. Bu aksaklıklar da birer dramatik araçtır: donan bir yüz bir duraklama, kapatılan bir kamera bir geri çekilme olabilir.

Son olarak, bu araçların bir tuzağı var: yazarın işini kolaylaştırmaları. Telefon, iki karakteri aynı odaya getirme zahmetinden kurtarır; mesaj, bilgiyi tek bir satırla verir. Ama karakterlerin yan yana olmadığı her sahne, bedensel bir gerilimi, bir bakışı, bir dokunuşu kaybeder. Telefon ve mesajı, ancak mesafenin kendisi sahnenin konusuysa kullanmak gerekir.

Sahnede

Pazartesi akşamı. Sevgi İstanbul'a dönüyor. Otobüste, cam kenarında. Telefonu çalıyor; arayan Kaan.

İÇ. OTOBÜS — AKŞAM. Sevgi cam kenarında. Telefon titrer. Ekranda «Kaan». Sevgi bir süre bakar, sonra açar.

SEVGİ

Efendim.

Sevgi dinler.

SEVGİ

Bindim. Gece yarısı oradayım.

Dinler.

SEVGİ

Yedim. Otogarda.

Dinler. Camdan dışarı bakar.

SEVGİ

Hayır, sen gelmesen de olur. Otogardan taksiye binerim.

Uzun dinler.

SEVGİ

Kaan. Babam ilaçlarını içiyor. Annemin mezarına gittim. Bunları sormadın.

Dinler. Gözlerini kapatır.

SEVGİ

Tamam. İyi geceler.

Sevgi telefonu kapatır. Sonra bir mesaj açar. Alıcı: «Babam». Yazar: «Baba, mezarlık için teşekkür ederim, Kaan'la…» Durur. Siler. Yazar: «Baba bindim.» Gönderir.

Bir süre sonra telefon titrer. Ekranda Şükrü'nün cevabı: «Yemek ye.»

Sevgi ekrana bakar. Gülümser mi, ağlar mı, belli değil. Telefonu göğsüne bastırır.

Kaan'ın tek bir sözünü duymuyoruz ama onu tanıyoruz. «Hayır, sen gelmesen de olur» cevabı Kaan'ın otogara gelemeyeceğini söylediğini anlatıyor. «Yedim. Otogarda» cevabı Kaan'ın bir şey sorduğunu gösteriyor: karısının yemek yiyip yemediğini. «Bunları sormadın» cümlesi ise neyi sormadığını: babasını, annesinin mezarını. Uzun dinleme anları Kaan'ın konuştuğunu, belki bir açıklama yaptığını söylüyor; Sevgi'nin gözlerini kapatması o açıklamanın onu yorduğunu. Seyirci evliliğin durumunu tek bir telefonun bir yarısından kuruyor.

Mesaj bölümü bir eylem dizisi. Sevgi babasına uzun bir şey yazmaya başlıyor: teşekkür ve Kaan. Kaan'la ilgili cümle yarıda kalıyor ve siliniyor. Gönderilen metin iki kelime: «Baba bindim.» Silinen metin seyircinin gördüğü ama Şükrü'nün hiçbir zaman görmeyeceği bir itiraf. Seyirci Sevgi'nin babasına neyi söyleyemediğini biliyor.

Şükrü'nün cevabı ekran metni olarak geliyor ve sahnenin son vurgusu: «Yemek ye.» Bu iki kelime, Nazmi'nin Sevgi'den her akşam duyduğu sorunun, «Babam yemek yedi mi?», tersinden geri dönüşü. Şükrü artık kızına aynı soruyu soruyor; bir mesajın en kısa biçiminde.

İki sürüm

Aynı sahnenin iki taraflı ve mesajı yalnızca sonuç olarak gösteren hâli.

İlk taslak

KAAN

(telefonda)

Sevgi, otogara gelemiyorum, işten geç çıkacağım.

SEVGİ

Tamam, gelmesen de olur. Taksiye binerim.

KAAN

(telefonda)

Baban nasıl?

SEVGİ

İyi, ilaçlarını içiyor. Annemin mezarına da gittik.

KAAN

(telefonda)

İyi yapmışsın. Görüşürüz.

Sevgi babasına mesaj atar: «Baba bindim.» Babası cevap verir: «Yemek ye.»

Yeniden yazım

SEVGİ

Hayır, sen gelmesen de olur. Otogardan taksiye binerim.

Uzun dinler.

SEVGİ

Kaan. Babam ilaçlarını içiyor. Annemin mezarına gittim. Bunları sormadın.

Dinler. Gözlerini kapatır.

SEVGİ

Tamam. İyi geceler.

Yazar: «Baba, mezarlık için teşekkür ederim, Kaan'la…» Durur. Siler. Yazar: «Baba bindim.» Gönderir.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Tek taraflı telefon konuşması, seyircinin karşı tarafı kendi kafasında kurmasına izin verir.
  2. Duyulan tarafın cevapları karşı tarafın sözlerini tahmin ettirmeli, tekrar etmemelidir.
  3. Mesaj bir eylemdir: yazılan, silinen ve gönderilen her kelime bir karardır.
  4. Ekranda okunan metin kısa olmalı ve bir nesne gibi işlenmelidir.
  5. Telefon ve mesaj, ancak mesafenin kendisi sahnenin konusuysa kullanılmalıdır.

İlk taslakta Kaan'ın her sözü duyuluyor ve Kaan daha ilgili, daha nazik çıkıyor: «Baban nasıl?», «İyi yapmışsın». Sevgi'nin kırgınlığının sebebi kayboluyor; seyirci bir sorun görmüyor. İki taraflı konuşma her şeyi açıklıyor ve seyircinin kuracağı bir şey kalmıyor. Mesaj da bir sonuç olarak veriliyor; yazılıp silinen kısım yok, Sevgi'nin babasına söyleyemediği şey yok.

Yeniden yazımda Kaan'ın sesi hiç duyulmuyor ve onun yokluğu sahnenin konusu oluyor. «Bunları sormadın» cümlesi, ilk taslaktaki Kaan'ın sorduğu soruyu bu kez Kaan'ın sormadığını söylüyor; seyirci iki taslaktaki iki Kaan arasındaki farkı yalnızca bu cümleden okuyor. Mesaj bir eylem dizisine dönüşüyor ve silinen metin, sahnenin en ağır itirafını taşıyor.

Ekranda

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışTelefon konuşmasında iki tarafın da duyulması gerekir ki seyirci anlasın.
Doğrusu

Tek taraflı konuşma, seyircinin karşı tarafı kendisinin kurmasına izin verir ve bu çoğu zaman daha güçlüdür. Duyulan tarafın cevapları, karşı tarafın sözlerini tahmin ettirecek biçimde kurulmalıdır.

Yaygın yanlışMesaj sahnede yalnızca gönderilen metniyle gösterilir.
Doğrusu

Mesaj bir eylemdir; yazılan, silinen ve gönderilmeyen kelimeler, gönderilenden daha çok şey anlatır. Silinen metni sahneye koymak, karakterin söyleyemediğini seyirciye gösterir.

Yaygın yanlışTelefon ve mesaj, karakterleri bir araya getirmenin kolay bir yoludur.
Doğrusu

Bu araçlar bedensel gerilimi kaybettirir. Ancak mesafenin kendisi sahnenin konusuysa kullanılmalıdır.

Kendi sahnende

Özet

  1. Tek taraflı telefon konuşması, seyircinin karşı tarafı kendi kafasında kurmasına izin verir.
  2. Duyulan tarafın cevapları karşı tarafın sözlerini tahmin ettirmeli, tekrar etmemelidir.
  3. Mesaj bir eylemdir: yazılan, silinen ve gönderilen her kelime bir karardır.
  4. Ekranda okunan metin kısa olmalı ve bir nesne gibi işlenmelidir.
  5. Telefon ve mesaj, ancak mesafenin kendisi sahnenin konusuysa kullanılmalıdır.

Kendini sına

  1. Kaan'ın hiçbir sözünü duymadan seyirci onun hakkında ne öğreniyor?
  2. Silinen mesaj ne iş görüyor?
  3. «Yemek ye» mesajı neyi geri çağırıyor?

Yanıtlar

  1. Otogara gelemeyeceğini, bir açıklama yaptığını ve Sevgi'nin babasını, annesinin mezarını sormadığını. «Hayır, sen gelmesen de olur», «Bunları sormadın» ve gözlerin kapanması bu bilgileri taşıyor.
  2. Sevgi'nin babasına söyleyemediği şeyi seyirciye gösteriyor: hem teşekkürünü hem de Kaan'la ilgili yarım kalan cümleyi. Seyirci, Şükrü'nün hiçbir zaman görmeyeceği bir itirafı görüyor.
  3. Sevgi'nin her akşam Nazmi'ye sorduğu soruyu: «Babam yemek yedi mi?» Şükrü artık aynı soruyu tersinden, kızına soruyor; bir mesajın en kısa biçiminde.

Sonraki derse köprü

Bu modülün sahneleri çoğunlukla iki kişiliydi: Sevgi ile Şükrü, Meral ile Ozan, Sevgi ile görünmeyen Kaan. Ama hayatın en zor sahneleri kalabalıktır. Bir sonraki ders üç ve daha fazla kişinin olduğu sahneyi inceliyor: kimin konuştuğunu, kimin sustuğunu ve konuşmanın hangi iki kişi arasında aktığını yönetmeyi.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.