İçeriğe geç

14.4 · Seviye 6 · Ritim ve Sahne

Sahne dışı ses ve dış ses

Odada olmayan birinin sesini (O.S.) ve anlatıcı ya da iç ses (V.O.) arasındaki farkı ve kullanım yerini öğrenir

Diyalog Akademisi · Sahnenin İçinde Diyalog · 1.600 kelime · 14 replik · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Açılış

Bir evde akşam. Mutfakta iki kişi konuşuyor. Arka odadan bir çocuğun sesi geliyor: «Anne, ödevim bitmedi!» Çocuk mutfakta değil, ama evde; sesi duvarın arkasından geliyor ve mutfaktakiler onu duyuyor. Aynı akşam, mutfaktaki kadın masada bir mektup okuyor ve mektubu yazan kişinin sesini kafasının içinde duyuyor. O kişi bu evde değil, belki bu şehirde bile değil; sesi yalnızca okuyanın zihninde.

İki ses, ikisi de odada görünmüyor, ama birbirinden çok farklı. Biri sahnenin mekânında, duvarın arkasında. Öbürü sahnenin mekânının ve zamanının dışında. Senaryo bu farkı iki ayrı işaretle yazar ve oyuncu, yönetmen, ses tasarımcısı bu işarete göre çalışır.

Önceki derste bir sahneden nasıl çıkılacağını konuştuk; mezarlıkta duyduğumuz her söz iki kişinin ağzından, kadrajın içinden geliyordu. Bu ders odada görünmeyen seslere bakıyor: sahne dışı sese ve dış sese.

Tek fikir

Sahne dışı ses (O.S.), sahnenin mekânında bulunan ama kadrajda görünmeyen birinin sesidir. Dış ses (V.O.), sahnenin mekânında ve zamanında olmayan bir sestir: bir anlatıcı, bir iç ses, bir mektubu okuyan biri. İkisi farklı işlerle yazılır ve farklı tehlikeler taşır.

Kavram

Sahne dışı ses, sahnenin dünyasını kadrajın ötesine genişletir. Seyirci görüntüde iki kişi görür ama başka birinin de orada olduğunu bilir. Bu ses bir kesinti olarak gelebilir, bir çağrı olarak, bir tehdit olarak ya da bir ortam olarak. Yan odadan seslenen bir baba, sahnedeki iki kişinin konuşmasını yarıda keser ve onlara ne kadar az zamanları olduğunu hatırlatır. Koridordan gelen bir ad, bir sahnenin bitmesi gerektiğini söyler. Sahne dışı sesin gücü, görünmemesinden gelir: seyirci onu duyar ama göremez ve bu, sahnenin içindekilerin üzerine bir baskı kurar.

Televizyon senaryolarında bazen aynı iş için «(O.C.)», yani kamera dışı, işareti de görülür. İkisi de aynı şeyi söyler: karakter oradadır, ama görünmez.

Dış ses başka bir zamandan ya da başka bir yerden gelir. Bir anlatıcı yıllar sonrasından konuşabilir. Bir karakterin iç sesi, onun düşüncelerini duyulur kılar. Bir mektup, yazanın sesiyle okunur. Bir kayıt, bir telesekreter, bir radyo yayını, kaynağı sahnede olmayan bir sestir.

Dış sesin en büyük tehlikesi, onu bir koltuk değneği olarak kullanmaktır. Bir karakterin içinden geçeni bir iç sesle doğrudan söyletmek kolaydır; ama bu, diyaloğun ve eylemin yapması gereken işi bir anlatıcıya devretmektir. Seyirci karakterin bakışından, sessizliğinden, bir nesneye dokunuşundan çıkarabileceği bir şeyi, bir iç sesten duyar ve kendisi bir şey bulmaz. Bu yüzden iç ses, ancak görüntünün ve diyaloğun söyleyemediği bir şeyi söylediğinde işe yarar: görüntüyle çelişen bir düşünce, başka bir zamandan bir bakış, bir ironi.

İyi kullanılan dış sesin bir özelliği, görüntüyle çatışmasıdır. Anlatıcı bir şey söyler, görüntü başka bir şey gösterir; seyirci ikisinin arasındaki boşlukta bir anlam kurar. Bir mektup «Her şey yolunda» der, ama mektubu okuyan kişinin elleri titrer. Görüntüyü tekrar eden bir dış ses gereksizdir; görüntüyle konuşan bir dış ses ise sahneye ikinci bir katman ekler.

Sahne dışı ses ile dış sesin farkı yalnızca teknik değildir. Sahne dışı ses sahnenin içindeki bir baskıdır; karakterler onu duyar ve ona tepki verir. Dış ses ise çoğu zaman yalnızca seyirci içindir; karakterler onu duymaz. Bu fark, sahnenin kime konuştuğunu belirler.

Bir de ikisinin aynı sahnede buluştuğu durumlar var. Bir karakter bir mektubu okurken dış ses onu taşır; tam o sırada kapının arkasından biri seslenir ve sahne dışı ses dış sesi keser. Bu kesinti, karakterin iç dünyası ile dış dünyası arasındaki sınırı görünür kılar: bir an başka bir yerdeydi, şimdi geri çağrılıyor.

Sahnede

Pazartesi sabahı, duruşmalardan önce. Meral kararını verdi, kalıyor. Ama hâkim beyin mektubunu bir kez daha okuyor. Kalemde yalnız.

İÇ. KALEM ODASI — SABAH. Meral masasında. Önünde açık bir mektup, hâkimin el yazısı. Koridordan ayak sesleri, uzaktan bir çay kaşığının bardağa vurması.

HÂKİM

(V.O.)

Meral Hanım, Ankara'da kalemimde bir yer açılıyor. İsterseniz ben isterim. Bunu size gitmeden söylemedim, çünkü söylesem hayır derdiniz, yüzüme.

Meral mektubu çevirir. Arkada bir satır daha var.

HÂKİM

(V.O.)

Ozan'a virgülü siz öğretirsiniz. Ama bir gün siz olmadan da koyacak.

OZAN

(O.S.)

Meral Hanım! Gülsüm Hanım geldi, sağ taraf hazır.

Meral mektubu katlar, zarfına koyar. Zarfı rafa, eski dosyaların arasına geri sokar.

MERAL

Geliyorum.

OZAN

(O.S.)

Çayınızı da getireyim mi?

MERAL

Getir. Demli olsun.

Sahnede iki görünmeyen ses var ve ikisi farklı dünyalardan geliyor. Hâkimin sesi bir dış ses: hâkim Ankara'da, mektup günler önce yazılmış. Ses sahnenin mekânında değil, Meral'in okuduğu kâğıtta ve onun zihninde. Meral bu sese cevap vermiyor; onu duyan yalnızca o ve seyirci.

Ozan'ın sesi ise sahne dışı ses: Ozan koridorda, kapının hemen dışında. Sesi sahnenin mekânının içinden geliyor ve Meral ona cevap veriyor. Ozan'ın seslenişi hâkimin sesini kesiyor; Meral'i mektubun dünyasından kalemin dünyasına geri çağırıyor. İki işaretin farkı, iki dünyanın farkı.

Dış sesin içeriği de görüntüyle konuşuyor. Hâkimin ikinci cümlesi, «bir gün siz olmadan da koyacak», tam o anda koridordan Ozan'ın sesi geldiğinde bir yankı kazanıyor: Ozan sağ tarafı hazırlamış, Gülsüm'ü karşılamış, Meral'e haber veriyor. Hâkimin öngördüğü şey sahnede küçük bir biçimde gerçekleşiyor. Meral'in «Geliyorum»u sahnenin görünen ilk repliği ve bütün kararını taşıyor; ardından gelen çay konuşması, kalemin sıradan gününün kaldığı yerden devam ettiğini söylüyor.

İki sürüm

Aynı sahnenin bir iç sesle yazıldığı hâli.

İlk taslak

İÇ. KALEM ODASI — SABAH. Meral masasında, hâkimin mektubunu okuyor.

MERAL

(V.O.)

Hâkim bey Ankara'daki kalemine çağırdı. Ama ben kalmaya karar verdim, çünkü Ozan henüz hazır değil ve bu kalem benim hayatım.

MERAL

(V.O.)

Belki bir gün giderim. Ama şimdi değil. Bu karar beni hem üzüyor hem de rahatlatıyor.

OZAN

Meral Hanım, Gülsüm Hanım geldi.

MERAL

Geliyorum.

Yeniden yazım

HÂKİM

(V.O.)

Meral Hanım, Ankara'da kalemimde bir yer açılıyor. İsterseniz ben isterim.

HÂKİM

(V.O.)

Ozan'a virgülü siz öğretirsiniz. Ama bir gün siz olmadan da koyacak.

OZAN

(O.S.)

Meral Hanım! Gülsüm Hanım geldi, sağ taraf hazır.

Meral mektubu katlar, zarfı rafa, eski dosyaların arasına geri sokar.

MERAL

Geliyorum.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Sahne dışı ses (O.S.), sahnenin mekânında olan ama görünmeyen birinin sesidir; karakterler onu duyar.
  2. Dış ses (V.O.), sahnenin mekânı ve zamanı dışından gelir: anlatıcı, iç ses, mektup, kayıt.
  3. İç ses, duyguyu doğrudan söylediğinde bir koltuk değneğidir; görüntüyle çatıştığında bir katman ekler.
  4. Sahne dışı ses sahnenin içine bir baskı kurar ve karakterleri bir şeye geri çağırır.
  5. İkisi aynı sahnede buluştuğunda, karakterin iç dünyası ile dış dünyası arasındaki sınırı görünür kılar.

İlk taslakta dış ses bir koltuk değneği. Meral'in iç sesi seyirciye her şeyi anlatıyor: kararı, sebebi, duygusu. «Bu karar beni hem üzüyor hem de rahatlatıyor» cümlesi, Meral'in yüzünün ve ellerinin göstermesi gerekeni söylüyor. Üstelik bu ses Meral'in sesi değil; kartındaki kısa, kuru, duygusunu adlandırmayan kadın iç sesinde birden duygusal bir anlatıcıya dönüşüyor. Ozan'ın repliği de işaretsiz; seyirci onun nerede olduğunu bilmiyor.

Yeniden yazımda dış ses başka birinin, hâkimin sesi ve görüntüyle konuşuyor. Meral'in ne hissettiğini söylemiyor; onun yerine Meral'in neyi okuduğunu duyuruyor ve seyirci Meral'in duygusunu onun ellerinden, mektubu katlamasından, zarfı rafa geri koymasından çıkarıyor. Ozan'ın sesi sahne dışı ses olarak işaretlenmiş; seyirci onun koridorda olduğunu, iki dünyanın arasında bir kapı olduğunu biliyor.

Ekranda

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışSahne dışı ses ile dış ses aynı şeydir; ikisi de görünmeyen bir ses.
Doğrusu

Sahne dışı ses sahnenin mekânındadır ve karakterler onu duyar. Dış ses sahnenin mekânının ve zamanının dışındadır ve çoğu zaman yalnızca seyirci içindir.

Yaygın yanlışİç ses, karakterin duygularını göstermenin en açık yoludur.
Doğrusu

İç ses duyguyu doğrudan söylediğinde, diyaloğun ve eylemin işini bir anlatıcıya devreder. İç ses ancak görüntünün söyleyemediği bir şeyi söylediğinde ya da görüntüyle çatıştığında işe yarar.

Yaygın yanlışDış ses görüntüyü açıklamalıdır ki seyirci neyi izlediğini anlasın.
Doğrusu

Görüntüyü tekrar eden dış ses gereksizdir. İyi dış ses görüntüyle konuşur, onu tekrar etmez.

Kendi sahnende

Özet

  1. Sahne dışı ses (O.S.), sahnenin mekânında olan ama görünmeyen birinin sesidir; karakterler onu duyar.
  2. Dış ses (V.O.), sahnenin mekânı ve zamanı dışından gelir: anlatıcı, iç ses, mektup, kayıt.
  3. İç ses, duyguyu doğrudan söylediğinde bir koltuk değneğidir; görüntüyle çatıştığında bir katman ekler.
  4. Sahne dışı ses sahnenin içine bir baskı kurar ve karakterleri bir şeye geri çağırır.
  5. İkisi aynı sahnede buluştuğunda, karakterin iç dünyası ile dış dünyası arasındaki sınırı görünür kılar.

Kendini sına

  1. Sahnede hâkimin sesi ile Ozan'ın sesi neden farklı işaretleniyor?
  2. Hâkimin ikinci cümlesi görüntüyle nasıl konuşuyor?
  3. İlk taslaktaki iç ses neden bir koltuk değneği?

Yanıtlar

  1. Çünkü farklı dünyalardan geliyorlar. Hâkim Ankara'da, mektup günler önce yazılmış; sesi sahnenin mekânında değil, Meral'in okuduğu kâğıtta: dış ses. Ozan ise koridorda, kapının dışında; sesi sahnenin içinden geliyor ve Meral ona cevap veriyor: sahne dışı ses.
  2. «Bir gün siz olmadan da koyacak» cümlesinin hemen ardından Ozan'ın sesi geliyor: sağ tarafı hazırlamış, Gülsüm'ü karşılamış, Meral'e haber veriyor. Hâkimin öngördüğü şey sahnede küçük bir biçimde gerçekleşiyor.
  3. Çünkü Meral'in kararını, sebebini ve duygusunu doğrudan söylüyor; Meral'in yüzünün ve ellerinin göstermesi gereken her şeyi bir anlatıcıya devrediyor. Üstelik Meral'in kartındaki kısa ve kuru sesten çıkıp duygusunu adlandıran bir anlatıcıya dönüşüyor.

Sonraki derse köprü

Hâkimin sesi bir mektuptan geldi. Bugün karakterler birbirine daha çok telefonla, mesajla, görüntülü aramayla ulaşıyor ve bu araçların her biri sahneye başka bir ses ve başka bir sessizlik getiriyor. Bir sonraki ders telefonu, mesajı ve görüntülü aramayı inceliyor: tek taraflı telefon konuşmasını ve ekranda yazılıp silinen mesajı sahneye yazmayı.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.