İçeriğe geç

12.3 · Seviye 5 · Bilgi

İtiraf

İtirafın hazırlanmasını, ertelenmesini ve karşıdakinin tepkisinin itiraftan daha önemli olduğunu yazar

Diyalog Akademisi · Geçmiş, Sır ve Yalan · 1.535 kelime · 24 replik · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Açılış

Bir çocuk okuldan eve dönüyor. Çantasında öğretmeninin imzalatması için verdiği bir not var: matematik sınavından düşük almış. Eve giriyor, annesine «Merhaba» diyor, ayakkabılarını çıkarıyor. Annesi «Nasıldı okul?» diye soruyor. Çocuk «İyiydi» diyor. Yemek yeniyor. Çocuk iki kez çantasına uzanıyor ve iki kez vazgeçiyor. Ancak yatma saatinde, ışık kapanmadan hemen önce, notu çıkarıyor: «Anne, bir şey imzalaman lazım.»

Annenin ne yapacağı, notun kendisinden daha önemli. Kızabilir, güler, sarılır, sessizce imzalar. Çocuk bütün akşam o anın hazırlığını yaptı; ama o anın anlamını annesinin tepkisi verecek.

İtiraf budur: uzun bir hazırlık, birkaç erteleme, kısa bir cümle ve bir tepki. Önceki derste iki karakter aynı olayı farklı hatırlıyor ve ikisi de kendi anısına inanıyordu. İtirafta ise karakterin elinde kesin bir gerçek vardır ve onu yıllardır dilinin altında tutmuştur.

Tek fikir

İtiraf tek bir cümle değil, bir süreçtir: hazırlık, erteleme, söyleyiş ve tepki. Sahnenin ağırlığı itirafın kendisinde değil, karşıdakinin onu nasıl karşıladığındadır. Bu tepki, itirafın neye mal olduğunu ve neyi değiştirdiğini belirler.

Kavram

İtirafın ilk aşaması hazırlıktır. Karakter, söyleyeceği şeyi taşıyarak sahneye girer. Seyirci bunu bazen bilir, bazen yalnızca sezer: karakter fazla konuşur ya da fazla susar, bir bahaneyle gelmiştir, gözlerini kaçırır. Hazırlık sırasında karakter genellikle başka bir şey hakkında konuşur; bu başka şey, itirafa giden yolun kapısıdır.

İkinci aşama ertelemedir. Karakter söyleyeceği şeye yaklaşır, bir cümleye başlar, sonra vazgeçer. «Sana bir şey…» der ve konuyu değiştirir. Ya da daha küçük bir şeyi itiraf eder, asıl itirafın yerine. Erteleme seyircinin gerilimini artırır ve karakterin bu itirafın ne kadar ağır olduğunu bildiğini gösterir. Ertelemeler sayıca az olmalıdır; bir ya da iki kez yeter. Fazlası seyirciyi yorar ve karakteri kararsız bir figüre çevirir.

Üçüncü aşama itirafın kendisidir. İyi yazılmış bir itiraf genellikle kısadır. Karakter yıllardır taşıdığı şeyi uzun bir konuşmayla değil, bir ya da iki cümleyle söyler. Uzun bir itiraf konuşması çoğu zaman bir savunmaya dönüşür; karakter söylediği şeyi açıklamaya, gerekçelendirmeye, hafifletmeye başlar. Kısa itiraf ise çıplaktır; bütün ağırlığı karşıdakine bırakır.

İtirafın ne zaman geldiği de önemlidir. Karakter itirafını çoğu zaman en uygun anda değil, en dayanılmaz anda yapar: karşıdakinin bir sorusu kaçış yolunu kapattığında, bir nesne geçmişi hatırlattığında, ya da başka bir itiraf yolu açtığında. Bazen bir itiraf bir başkasını doğurur. Karakter önce küçük olanı söyler, karşıdakinin tepkisini ölçer, sonra asıl olana geçer. Bu zincir, gerçek insanların itiraf ederken yaptığı şeye çok benzer: suyun sıcaklığını önce parmak ucuyla denemek. Yazar için bu zincirin değeri büyüktür, çünkü ilk itirafın karşılanışı ikincisinin söylenip söylenmeyeceğini belirler ve seyirci bu belirsizliği bütün sahne boyunca hisseder. Bir itirafın arkasında başka bir itiraf olduğunu seyirciye önceden sezdirmek de mümkündür: karakterin ilk itirafından sonra rahatlamaması, bir şeyin hâlâ yerinde durduğunu gösterir.

Dördüncü aşama, en önemlisi, karşılayıştır. Seyirci itirafın içeriğini çoğu zaman önceden tahmin eder; ama karşıdakinin ne yapacağını bilmez. Tepki sahnenin asıl olayıdır. Birkaç tepki türü var. Affetmek, itirafı bir yükten kurtarır ama bazen ucuz durur. Kızmak, bir çatışma başlatır. Susmak, itirafı havada bırakır ve seyirciyi bekletir. «Biliyordum» demek, itiraf edenin yıllarca taşıdığı yükün boşuna olduğunu söyler; bu en acı tepkilerden biridir. Bir de karşıdakinin kendi itirafıyla cevap vermesi var: bir suçu itiraf eden kişiye, dinleyen kendi suçunu itiraf eder. Bu tepki iki karakteri eşitler.

Tepkiyi yazarken kendine şunu sor: bu itiraf karşıdakine neye mal oluyor? İtiraf eden bir yükten kurtulur; ama dinleyen o yükü devralır. Dinleyenin bu yükle ne yaptığı, sahnenin ve ilişkinin geleceğini belirler.

Sahnede

Sevgi akşamları dokuzda babasını Nazmi'den soruyor. Bu akşam saat ona doğru telefonu Hacer abla açıyor. Hacer bilmiyor ki Sevgi, annesi hastaneye yattığında kendisini babasının değil Hacer'in aradığını artık biliyor.

İÇ. HACER'İN MUTFAĞI — GECE. Hacer telefonda. Masada bir poşet portakal.

HACER

Kızım, uyumadın değil mi? Portakal aldım pazardan, babana götürdüm, sana da bir koli yollayayım dedim.

SEVGİ

(telefonda)

Gerek yok, Hacer abla. Burada da var.

HACER

Oranınki portakal mı. Neyse. Babanın tansiyonu iyi, aleti ayakkabılıkta duruyor, bakıyorum geçerken.

SEVGİ

(telefonda)

Sağ ol.

HACER

Sevgi, sana bir şey…

Hacer poşetteki portakallardan birini alır, elinde çevirir.

HACER

Neyse. Kaan nasıl? Geldi mi?

SEVGİ

(telefonda)

Gelmedi. Hacer abla, ne diyecektin?

Uzun sessizlik.

HACER

Annen hastaneye yattığında seni ben aradım. Baban değil.

SEVGİ

(telefonda)

Biliyorum. Babam söyledi.

HACER

Söyledi mi?

Hacer portakalı masaya bırakır.

HACER

Bir şey daha var. Perşembe akşamı aramamız lazımdı. Baban «ara» dedi. Ben «gece yarısı kızı korkutmayalım, sabah ararız» dedim. Bir gece bekledik. Benim yüzümden.

Uzun sessizlik.

SEVGİ

(telefonda)

Perşembe arasaydın da gelmezdim, Hacer abla.

HACER

Gelirdin.

SEVGİ

(telefonda)

Cumartesi derdim. Hep cumartesi derdim.

Hacer'in itirafı dört aşamanın hepsinden geçiyor. Hazırlık bir portakal kolisiyle başlıyor; Hacer telefonu bir bahaneyle açmış. Sonra babanın tansiyonu, ayakkabılıktaki alet. Erteleme bir kez geliyor: «Sana bir şey…» ve Kaan'a kaçış. Sevgi'nin «Ne diyecektin?» sorusu ertelemeyi bitiriyor.

İtirafın ilk cümlesi kısa ve çıplak. Ama karşılayış beklenmedik: «Biliyorum.» Hacer'in yıllarca taşıdığı yük bir anda boşa çıkıyor. Bu tepki Hacer'i ikinci, daha ağır bir itirafa itiyor: bir gece bekletmek. Asıl itiraf ilkinin arkasında saklıymış. Hacer kendisi de bilmeden, küçük olanı önce söyleyerek büyük olanı ertelemiş.

Sahnenin en ağır anı ise ikinci itirafın karşılayışı. Sevgi Hacer'i affetmiyor, suçlamıyor da. Onun yerine kendi suçunu koyuyor: «Cumartesi derdim. Hep cumartesi derdim.» Hacer'in itirafına Sevgi kendi itirafıyla cevap veriyor ve ikisi eşitleniyor. Hacer'in «Gelirdin» cevabı ise bir teselli denemesi, ama Sevgi onu kabul etmiyor. İtiraf bir yükü kaldırmadı, iki kişiye böldü.

İki sürüm

Aynı itirafın hazırlıksız ve tepkisiz yazılmış hâli.

İlk taslak

HACER

Sevgi, sana bir itirafta bulunmam gerek. Annen hastaneye yattığında seni baban değil ben aradım. Ayrıca perşembe akşamı aramamız gerekiyordu ama ben sabaha bırakalım dedim. Bunu yıllardır içimde taşıyorum ve çok pişmanım.

SEVGİ

(telefonda)

Hacer abla, olur öyle şeyler. Seni affediyorum.

HACER

Sağ ol kızım. İçim rahatladı.

Yeniden yazım

HACER

Sevgi, sana bir şey…

HACER

Neyse. Kaan nasıl? Geldi mi?

SEVGİ

(telefonda)

Gelmedi. Hacer abla, ne diyecektin?

HACER

Annen hastaneye yattığında seni ben aradım. Baban değil.

SEVGİ

(telefonda)

Biliyorum. Babam söyledi.

HACER

Perşembe akşamı aramamız lazımdı. Ben «sabah ararız» dedim. Benim yüzümden.

SEVGİ

(telefonda)

Cumartesi derdim. Hep cumartesi derdim.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. İtiraf bir süreçtir: hazırlık, erteleme, söyleyiş, karşılayış.
  2. Erteleme gerilimi artırır; ama bir ya da iki kez yeter.
  3. İyi itiraf kısadır; uzun itiraf bir savunmaya dönüşür.
  4. Sahnenin ağırlığı karşılayıştadır; tepki itirafın anlamını ve sonucunu belirler.
  5. Hızlı bir affediş itirafı ucuzlatır; susmak, «biliyordum» demek ya da karşı itiraf ilişkiyi daha çok değiştirir.

İlk taslakta hazırlık ve erteleme yok; Hacer «sana bir itirafta bulunmam gerek» diyerek itirafını duyuruyor ve iki itirafı tek bir paragrafta döküyor. Üstelik «yıllardır içimde taşıyorum ve çok pişmanım» cümlesi, itirafın neye mal olduğunu göstermek yerine söylüyor. Karşılayış da ucuz: «Seni affediyorum.» Bir yük kalkıyor ve sahne kapanıyor; ne ilişki değişiyor, ne bir şey öğreniyoruz. Hacer'in «İçim rahatladı» repliği de sahnenin ağırlığını kendi eliyle siliyor.

Yeniden yazımda itiraf bir ertelemeyle hazırlanıyor ve iki parçaya bölünüyor. İlk parçanın karşılayışı, «Biliyorum», ikinci parçayı çağırıyor. İkinci parçanın karşılayışı ise bir affediş değil, bir karşı itiraf. Kimse rahatlamıyor; ama iki kadın aynı yükün iki ucunu tutuyor.

Ekranda

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışİtiraf ne kadar uzun ve ayrıntılı olursa o kadar etkilidir.
Doğrusu

Uzun itiraf bir savunmaya dönüşür; karakter söylediğini açıklamaya ve hafifletmeye başlar. Kısa itiraf çıplaktır ve bütün ağırlığı karşıdakine bırakır.

Yaygın yanlışİtirafın sonunda karşıdaki affetmelidir ki sahne kapansın.
Doğrusu

Hızlı bir affediş itirafı ucuzlatır. Susmak, «biliyordum» demek ya da kendi itirafıyla karşılık vermek, ilişkiyi ve sahneyi daha çok değiştirir.

Yaygın yanlışErteleme ne kadar çok olursa gerilim o kadar artar.
Doğrusu

Bir ya da iki erteleme yeter. Fazlası seyirciyi yorar ve karakteri kararsız bir figüre çevirir.

Kendi sahnende

Özet

  1. İtiraf bir süreçtir: hazırlık, erteleme, söyleyiş, karşılayış.
  2. Erteleme gerilimi artırır; ama bir ya da iki kez yeter.
  3. İyi itiraf kısadır; uzun itiraf bir savunmaya dönüşür.
  4. Sahnenin ağırlığı karşılayıştadır; tepki itirafın anlamını ve sonucunu belirler.
  5. Hızlı bir affediş itirafı ucuzlatır; susmak, «biliyordum» demek ya da karşı itiraf ilişkiyi daha çok değiştirir.

Kendini sına

  1. Hacer'in itirafında erteleme nerede geliyor ve nasıl sona eriyor?
  2. Sevgi'nin «Biliyorum» cevabı Hacer'i neden ikinci itirafa itiyor?
  3. Sevgi'nin ikinci itirafı karşılama biçimi ilişkide neyi değiştiriyor?

Yanıtlar

  1. «Sana bir şey…» cümlesinde; Hacer vazgeçip Kaan'ı soruyor. Erteleme, Sevgi'nin «Ne diyecektin?» sorusuyla bitiyor.
  2. Çünkü Hacer'in yıllarca taşıdığı ilk yük bir anda boşa çıkıyor. Asıl yük ilkinin arkasında saklıymış: bir gece bekletmek. İlk itiraf karşılanınca, ikincisi söylenmek zorunda kalıyor.
  3. Sevgi Hacer'i ne affediyor ne suçluyor; kendi suçunu koyuyor: hep cumartesi derdi. İki kadın eşitleniyor ve yük ikisinin arasında bölünüyor; Hacer'in teselli denemesi de bu yüzden karşılık bulmuyor.

Sonraki derse köprü

Hacer yıllarca bir şey sakladı ama yalan söylemedi; yalnızca sustu. Ama bazı karakterler susmakla yetinmez, söylediklerini değiştirir. Bir sonraki ders yalanın dilini inceliyor: gereksiz ayrıntının, ezber cümlenin ve aşırı savunmanın yalanı seyirciye nasıl ele verdiğini.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.