10.5 · Seviye 4 · Karakter Sesi
Değişen ses
Karakterin dönüşümünü dilinde gösterir: ilk sahnede kullanmadığı kelimeyi son sahnede kullanması
Diyalog Akademisi · Sesleri Ayırmak ve Korumak · 1.539 kelime · 17 replik · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme
Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.
Açılış
Bir çocuk iki yaşındayken bir gün «hayır» demeyi öğrenir. Ondan önce de istemediği şeyler vardı; yüzünü çevirirdi, ağlardı, kaşığı iterdi. Ama o kelimeyi bulduğu gün bir şey değişir. Ailesi bunu bir sorun olarak yaşar, oysa çocuk için bu, ilk kez kendini ötekilerden ayırdığı andır. Bir kelime, bir kişinin içinde zaten olan bir şeye ad verir ve onu dışarı çıkarır.
Bir karakterin dönüşümü de çoğu zaman böyle bir kelimede görünür. Hikâye boyunca bir karakter bir şeyi hiç söylemez: hayır, özür dilerim, seni seviyorum, korkuyorum, benim. Sonra bir gün söyler. Okur o kelimeyi duyduğunda, karakterin değiştiğini kimse açıklamadan anlar.
Önceki iki derste sesin bağlama ve baskıya göre nasıl değiştiğini gördük; ama o değişimler geçiciydi, ses eski yerine dönüyordu. Bu derste kalıcı değişimi yazacağız.
Tek fikir
Karakterin dönüşümü dilinde iz bırakır. En güçlü iz, hikâyenin başında ağzından hiç çıkmayan bir kelimenin sonunda nihayet söylenmesidir. Bu kelimenin gücü, yokluğunun daha önce fark edilmesine bağlıdır.
Kavram
Dönüşüm geçiren bir karakterin sesi ilk sahneyle son sahne arasında değişir. Ama bu değişim bütün sesi baştan yazmak anlamına gelmez. Önceki derslerde sesin bir çekirdeği olduğunu, bu çekirdeğin bağlamda ve baskıda bile kaldığını gördük. Kalıcı değişimde de çekirdek çoğunlukla kalır. Değişen, çekirdeğin çevresinde duran küçük bir parçadır: bir kelime, bir hitap, bir alışkanlık.
Bu kelimeyi yazmanın üç koşulu vardır.
Birincisi, yokluk görünür olmalı. Bir karakterin hiç «hayır» demediğini okurun fark etmesi için, «hayır» demenin doğal olduğu anların sahnede bulunması gerekir. Karakter o anlarda başka bir şey söyler: «tamam», «olur», «aynen», bir sessizlik. Okur bunu belki bilinçli olarak not etmez, ama bir boşluk duyar. Son sahnede kelime geldiğinde o boşluk dolar.
İkincisi, kelime hak edilmiş olmalı. Karakterin bu kelimeyi söyleyebilmesi için hikâyede bir şeyin olmuş olması gerekir. Kelime bir kapanış süsü gibi eklenirse, okur onu yazarın bir dokunuşu olarak duyar. Ama kelime, karakterin yaşadıklarının doğal sonucu olarak gelirse, okur onu karakterin kendisinden duyar.
Üçüncüsü, kelime açıklanmamalı. Karakter dönüşümünü adlandırırsa, «artık eskisi gibi değilim» derse, kelimenin gücü kaybolur. Dönüşümü gösteren kelime, başka bir konunun içinde, sıradan bir cümlenin parçası olarak gelmelidir. Okur ağırlığı kendisi taşımalıdır.
Dil yayının başka biçimleri de var. Karakter bir kelimeyi bırakabilir: her cümlesine eklediği bir dolgu, bir özür, bir «şey» kaybolur. Bir hitap değişebilir: «efendim» yerine adı, «Şükrü Bey» yerine «abi». Cümleler kısalabilir ya da uzayabilir: hep kendini açıklayan bir karakter, son sahnede ilk kez tek kelimeyle cevap verir. Bütün bu değişimlerin ortak yanı, küçük olmalarıdır. Büyük bir dil değişimi, karakter değişimi gibi değil, karakter değişikliği gibi okunur; okur ilk sahnedeki kişiyi kaybeder.
Bu yüzden dil yayını planlarken iki uç sahneyi yan yana yazmak işe yarar: karakterin ilk konuştuğu sahne ve son konuştuğu sahne. İkisini art arda oku. Arada bir fark duyuluyor mu? Duyulmuyorsa karakter dilde değişmemiş demektir; belki olaylar değişti ama ses aynı kaldı. Fark çok büyükse, iki ayrı insan konuşuyor demektir. Aradığın şey ikisinin arasında bir yerdedir: aynı insan, ama bir şeyi artık farklı söyleyen. Sonra ara sahnelere dön ve değişimin nerede başladığını bul. Kelime son sahnede ilk kez çıkar; ama bir önceki sahnede belki yarım kalmış, ağza gelip geri dönmüştür. O yarım an, okura dönüşümün yolda olduğunu haber verir.
Bir de ötekilerin tepkisi var. İlk kez kelimesi söylendiğinde sahnedeki öbür karakter onu fark edebilir ya da etmeyebilir. Fark ederse ve bir şey söylerse, okura bir işaret verir; ama bu işaret de çoğu zaman bir sessizlik ya da bir onay olmalıdır, bir yorum değil. En güçlü tepki çoğu zaman en küçüğüdür: öbür karakterin bir an susması, sonra hiçbir şey olmamış gibi devam etmesi.
Sahnede
Kerem Şükrü'nün çırağıydı; şimdi dolmuşun yeni sahibi. Aşağıda iki sahne var. İlki dolmuşu devralmadan önceki günlerden, ikincisi Kerem'in kendi seferlerine başladıktan sonraki bir sabahtan.
İÇ. DOLMUŞ — SABAH. Şükrü direksiyonda, Kerem ön koltukta. Dolmuş yokuşun dibinde.
ŞÜKRÜ
Bu yokuşa ikinciyle çıkarsın. Üçüncüye kaçma.
KEREM
Aynen abi.
ŞÜKRÜ
Safiye ablanın durağında bekleme. O hep yürüyerek bir durak öteye gider.
KEREM
Tamam abi. Olur.
ŞÜKRÜ
Akşam seferine de ben çıkarım bu hafta.
KEREM
Sen bilirsin abi.
Aylar sonra. İÇ. DOLMUŞ — SABAH. Kerem direksiyonda, Şükrü ön koltukta. Aynı yokuşun dibi. Yağmur var.
ŞÜKRÜ
Üçüncüyle çık, bugün yol boş.
KEREM
Hayır abi. İkinciyle. Islakken bu yokuş kaydırır.
Şükrü bir an Kerem'e bakar. Sonra camdan dışarıya.
ŞÜKRÜ
İkinciyle.
Dolmuş yokuşa ikinciyle çıkar.
İlk sahnede Kerem üç kez cevap veriyor ve üçünde de ustasına katılıyor: «Aynen», «Tamam, olur», «Sen bilirsin». Bunların hiçbiri yanlış değil, bir çırağın doğal cevapları. Ama üçü yan yana gelince bir boşluk duyuluyor: Kerem hiçbir şeye itiraz etmiyor, kendi bilgisini hiç ortaya koymuyor.
İkinci sahnede Kerem ilk kez «hayır» diyor. Kelime büyük bir kavganın içinde gelmiyor; bir vites seçiminde, sıradan bir sabah. Kerem dönüşümünü açıklamıyor; sadece yolu biliyor ve bunu söylüyor. Üstelik verdiği bilgi ustasından öğrendiği bilgi: ilk sahnede Şükrü «ikinciyle çıkarsın» demişti. Kerem bilgiyi almış, şimdi ona geri veriyor.
Şükrü'nün tepkisi en küçük tepki: bir bakış, sonra tek kelimelik bir onay. Kerem'in ağzından ilk kez çıkan «hayır»ı Şükrü yorumlamıyor, onaylıyor. İkinci sahnede çekirdek de yerinde: Kerem hâlâ «abi» diyor, hâlâ kısa ve somut konuşuyor. Değişen yalnızca tek bir kelime.
İki sürüm
Aşağıdaki ilk taslak, dönüşümü kelimeyle göstermek yerine karakterin ağzından anlatıyor.
İlk taslak
ŞÜKRÜ
Üçüncüyle çık, bugün yol boş.
KEREM
Abi, sana bir şey söyleyeceğim. Ben artık eskisi gibi değilim. Hep senin dediğini yaptım, ama artık kendi kararlarımı verebiliyorum.
ŞÜKRÜ
Ne diyorsun sen?
KEREM
Diyorum ki bu yokuşa ikinciyle çıkacağım. Çünkü artık ben de biliyorum. Senin çırağın değilim artık abi.
ŞÜKRÜ
Peki. Büyüdün demek.
Yeniden yazım
ŞÜKRÜ
Üçüncüyle çık, bugün yol boş.
KEREM
Hayır abi. İkinciyle. Islakken bu yokuş kaydırır.
Şükrü bir an Kerem'e bakar. Sonra camdan dışarıya.
ŞÜKRÜ
İkinciyle.
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Karakterin dönüşümü dilinde iz bırakır; en güçlü iz, ilk kez söylenen bir kelimedir.
- Kelimenin gücü, yokluğunun daha önce görünmesine bağlıdır.
- Kelime hak edilmiş olmalı ve açıklanmamalıdır; dönüşüm bir duyuru değil, bir seçimdir.
- Kalıcı değişim de çekirdeği korur; yalnızca küçük bir parça yer değiştirir.
- Öbür karakterin en güçlü tepkisi çoğu zaman en küçüğüdür: bir bakış, bir onay.
İlk taslakta Kerem dönüşümünü bir duyuru gibi okuyor: eskisi gibi değilim, kendi kararlarımı veriyorum, senin çırağın değilim. Her cümle okurun kendisi çıkarması gereken bir sonucu önceden söylüyor. Şükrü'nün «Büyüdün demek» cevabı da aynı hatayı tekrar ediyor; sahnenin anlamını bir de ikinci karakter yüksek sesle söylüyor. Kerem'in sesi de kayboluyor; uzun, kendini açıklayan, soyut cümleler onun değil.
Yeniden yazımda dönüşüm tek bir kelimeye sığıyor ve o kelime bir vites konuşmasının içinde. Kerem gerekçesini veriyor ama bu gerekçe dönüşümü değil, yolu anlatıyor: ıslak yokuş kaydırır. Şükrü'nün tek kelimelik onayı, ilk taslaktaki «büyüdün» cümlesinin bütün yükünü taşıyor, ama onu söylemeden. Okur, ilk sahnedeki «aynen», «tamam», «sen bilirsin»leri hatırladığı ölçüde bu «hayır»ın ağırlığını duyuyor.
Ekranda
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışKarakterin dönüşümünü göstermenin en açık yolu, onu söyletmektir.
Dönüşümünü adlandıran karakter, okurun çıkarması gereken sonucu önceden verir. Dönüşüm bir duyuru değil, bir kelime seçimidir; sıradan bir cümlenin içinde gelmelidir.
Yaygın yanlışİlk kez kelimesi her yerde işe yarar.
Kelimenin gücü, yokluğunun daha önce hissedilmesine bağlıdır. Karakterin o kelimeyi söylemesinin doğal olduğu ama söylemediği anlar sahnede yoksa, kelime geldiğinde okur bir şey duymaz.
Yaygın yanlışDönüşen karakterin bütün sesi değişmelidir.
Büyük bir dil değişimi, okura başka bir insan gösterir. Kalıcı değişim de çekirdeği korur; yalnızca bir kelime, bir hitap ya da bir alışkanlık yer değiştirir.
Kendi sahnende
Özet
- Karakterin dönüşümü dilinde iz bırakır; en güçlü iz, ilk kez söylenen bir kelimedir.
- Kelimenin gücü, yokluğunun daha önce görünmesine bağlıdır.
- Kelime hak edilmiş olmalı ve açıklanmamalıdır; dönüşüm bir duyuru değil, bir seçimdir.
- Kalıcı değişim de çekirdeği korur; yalnızca küçük bir parça yer değiştirir.
- Öbür karakterin en güçlü tepkisi çoğu zaman en küçüğüdür: bir bakış, bir onay.
Kendini sına
- İlk sahnede Kerem'in hiç «hayır» demediği nasıl görünür kılınıyor?
- İkinci sahnede Kerem'in gerekçesi neden ilk sahneye bağlanıyor?
- İlk taslaktaki Şükrü'nün «Büyüdün demek» cevabı neden sahneyi zayıflatıyor?
Yanıtlar
- Şükrü üç kez bir şey söylüyor ve Kerem üçünde de ona katılıyor: «Aynen», «Tamam, olur», «Sen bilirsin». Bu cevaplar yan yana gelince, itirazın doğal olabileceği yerlerde Kerem'in hiç itiraz etmediği duyuluyor.
- Çünkü Kerem'in bildiği şeyi ona Şükrü öğretmişti: ilk sahnede «Bu yokuşa ikinciyle çıkarsın» diyen Şükrü'ydü. Kerem bilgiyi almış ve şimdi ustasına geri veriyor; bu, dönüşümün hak edildiğini gösteriyor.
- Çünkü sahnenin anlamını yüksek sesle söylüyor. Okurun kendisinin çıkarması gereken sonuç, ikinci bir karakter tarafından adlandırılıyor. Yeniden yazımdaki tek kelimelik «İkinciyle» aynı yükü taşıyor ama onu söylemiyor.
Sonraki derse köprü
Kerem'in sesi bir şoför sesi; ama onu yalnızca mesleğinden, yaşından ya da nereden geldiğinden kurmadık. Bir karakter tek bir dil özelliğine, bir şiveye, bir bozuk cümleye, bir yaşlılık tekrarına indirildiğinde ne olur? Bir sonraki ders, kişiyi dilinin önüne geçiremeyen stereotip sesleri inceliyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.