1.5 · Seviye 1 · Konuşmanın Malzemesi
Kesinti ve üst üste konuşma
Sözü kesmenin güç, heyecan ve yakınlık işareti olarak farklı okunduğunu ayırt eder
Diyalog Akademisi · Gerçek Konuşma Nasıl İşler? · 1.516 kelime · 17 replik · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme
Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.
Açılış
İki eski arkadaş yıllar sonra karşılaşıyor. Biri bir hikâyeye başlıyor, öteki cümlesini bitirmesine izin vermiyor: «Hah, o yaz! Kampta!» Birincisi devam ediyor, ikincisi araya bir isim, bir gülüş, bir «evet evet» sokuyor. Dışarıdan bakan biri bunu bir yarış sanabilir. İçeridekiler için bu, iyi bir sohbetin ta kendisidir.
Başka bir masada bir yönetici, toplantıda genç bir çalışanın cümlesini kesiyor: «Tamam, anladım, devam edelim.» Aynı hareket, bu kez bir el kaldırmak gibi. Konuşma durmuyor, ama biri susturulmuş oluyor.
İki sahnede de bir kişi ötekinin sözünü kesti. Biri yakınlık, öteki üstünlük. Bu ders, aynı görünen iki hareketin nasıl bu kadar farklı anlamlar taşıdığını ve diyalog yazarının bu farkı sayfada nasıl kurduğunu anlatıyor.
Tek fikir
Söz kesmek tek başına bir şey söylemez. Kesen kişi konuşmayı devralıyorsa bu bir güç hamlesidir; konuşmaya katılıyorsa bir yakınlık. Fark, kesintiden sonra ne olduğunda görünür.
Kavram
Gündelik konuşmada çoğu zaman bir kişi konuşur; üst üste binen sesler de çabuk dağılır. Ama kısa olması önemsiz olduğu anlamına gelmez. Üst üste konuşmanın birkaç ayrı türü vardır ve her biri başka bir şey söyler.
Birincisi kazadır. İki kişi aynı sıra geçiş noktasında söze başlar, biri geri çekilir. Bunun bir anlamı yoktur; ya da yalnız kimin önce çekildiğinde bir anlam vardır.
İkincisi destektir. Dinleyen, konuşanın sözünü kesmeden ona eşlik eder: «hı hı», «evet», «yok artık», bir gülüş. Bu sesler üst üste gelir ama sırayı almaz. Konuşana «dinliyorum, devam et» der.
Üçüncüsü katılımdır. Dinleyen konuşanın cümlesini tamamlar, aynı fikre bir ekleme yapar, bir ismi hatırlatır. Sözü bir anlığına alır ama konuşanın yönünde ilerler ve ona geri verir.
Dördüncüsü devralmadır. Kesen kişi cümleyi tamamlamaz, onu bırakır ve konuşmayı kendi yönüne çevirir. Konuşan kişi cümlesini bir daha tamamlayamaz.
Dilbilimci Deborah Tannen, bin dokuz yüz seksen dörtte yayımlanan kitabında altı arkadaşın iki buçuk saatlik bir Şükran Günü yemeğindeki konuşmasını inceledi. Kitap, konuşanların farklı konuşma alışkanlıklarını, yani üsluplarını ayırır.
Tannen'in kavramlarından biri özellikle diyalog yazarı için değerlidir. Bazı konuşanlar coşkuyu, hızı, araya girmeyi ve üst üste konuşmayı bir ilgi işareti olarak kullanır. Onlar için sessizlik bir boşluktur ve doldurulmalıdır.
Tannen'in gösterdiği şey şudur: bu üslup, aynı üslubu paylaşanlarla konuşulduğunda iyi işler, sohbeti canlandırır. Ama karşıdakine alan bırakmayı, sözünü bitirmesini beklemeyi önemseyen biriyle konuşulduğunda bir kabalık gibi duyulur. Biri yakınlık gösterdiğini sanır, öteki sözünün kesildiğini düşünür. İkisi de kötü niyetli değildir. Yalnız üslupları çarpışmıştır.
Diyalog yazarı için bundan iki araç çıkar. İlki tür ayrımıdır. Bir karakter ötekinin sözünü kestiğinde kendine şunu sor: kesen kişi ötekinin cümlesini tamamlıyor mu, yoksa kendi cümlesini mi başlatıyor? Kesilen kişi cümlesini tamamlayabiliyor mu? Kesintiden sonra konu kimin elinde?
İkincisi üslup çarpışmasıdır. Aynı sofrada farklı üslupta iki karakter, ikisi de iyi niyetliyken birbirini yaralayabilir. Biri araya girerek yardım ettiğini sanar, öteki her seferinde biraz daha susar. Bu, kimsenin kötü olmadığı, ama herkesin incindiği sahnelerin en sağlam kaynaklarından biridir.
Destek sesleri senaryoda çoğu zaman yazılmaz. Oyuncu onları kendiliğinden ekler ve her «hı hı»yı sayfaya dökmek okumayı ağırlaştırır. Yazılacaklarsa bir iş görmeleri gerekir. Bir karakterin karşısındakine hiç destek sesi vermemesi, onu dinlemediğini gösterebilir. Ya da tek bir «hı hı», tam yanlış yerde gelince alaya dönüşebilir. Yazarın kararı, bu küçük seslerin sahnede bir şey söyleyip söylemediğidir.
Sayfada kesinti genellikle cümlenin sonuna konan bir uzun çizgiyle gösterilir. Kesilen sözün nerede kaldığı önemlidir: bir kelimenin ortası, bir ismin hemen öncesi ya da tam asıl bilginin söyleneceği an.
Sahnede
Kalem Odası'nda öğle arası. Meral Hanım ile Cemil Efendi çay içiyor. Ozan bilgisayarının başında.
İÇ. ADLİYE, KALEM ODASI — ÖĞLE. Meral ile Cemil pencerenin önünde, ellerinde çay bardağı.
CEMİL
Bu dosyanın eski bilirkişisi kimdi, hani o gözlüklü, hep şemsiyeyle gelen—
MERAL
Hikmet Bey.
CEMİL
Hikmet Bey! Raporu da bir yıl—
MERAL
On dört ay.
CEMİL
On dört ay oturdu üstünde. Sonra emekli oldu.
Kapı açılıyor. Tuna Bey giriyor.
OZAN
Tuna Bey, dosyanız şu anda hâkim beyde, öğleden sonra—
TUNA
Hâkim beyle ben konuşurum. Örneği istiyorum, şimdi.
OZAN
Ama dosya şu an—
TUNA
Ozan Bey, ben dosyayı istemiyorum, örneği istiyorum.
Meral bardağını pencerenin önüne bırakıyor. Tuna'nın cümlesi bitene kadar bekliyor.
MERAL
Dosya hâkim beydeyken örnek de hâkim beydedir, Tuna Bey.
Sahnede iki ayrı kesinti dünyası var. Meral ile Cemil yirmi yıldır aynı odadalar. Cemil bir isim arıyor, Meral hemen veriyor. Cemil bir süre söylüyor, Meral düzeltiyor. Cemil'in cümlesi her seferinde yarıda kalıyor ama Cemil buna kızmıyor. Tersine, Meral'in verdiği sözü alıp kendi cümlesine katıyor: «Hikmet Bey!», «On dört ay oturdu üstünde.» Bu katılım türü bir kesinti. İki eski meslektaş bir hikâyeyi birlikte anlatıyor.
Tuna'nın kesintileri başka bir tür. Ozan'ın iki cümlesini de tamamlamasına izin vermiyor ve konuşmayı her seferinde kendi isteğine çeviriyor. Ozan'ın söylemeye çalıştığı bilgi, dosyanın nerede olduğu, sahnede hiç tamamlanmıyor. Bu devralma.
Son hamle Meral'in. Meral söz kesmiyor. Tuna'nın cümlesinin bitmesini, yani bir sıra geçiş noktasını bekliyor. Sonra Ozan'ın tamamlayamadığı bilgiyi tek cümlede veriyor. Tuna'nın gücü sözü kesmekteydi. Meral'in gücü sözü kesmeye gerek duymamakta.
İki sürüm
Son Sefer. Şükrü, iki yıl sonra ilk kez, Nebahat'ın hastaneye yattığı günü anlatmaya başlıyor. Sevgi ise İstanbul'un hızında konuşan biri.
İlk taslak
ŞÜKRÜ
Annen hastaneye yattığı gün seni aramadım. Hacer abla aradı.
SEVGİ
Neden sen aramadın baba?
ŞÜKRÜ
Arayamadım. Sesim çıkmazdı.
Yeniden yazım
ŞÜKRÜ
Annen hastaneye yattığı gün—
SEVGİ
Biliyorum baba, aradın, ben de hemen bilet baktım ama o akşam—
ŞÜKRÜ
Aramadım.
Sevgi duruyor.
ŞÜKRÜ
Seni ben aramadım. Hacer abla aradı. Ben arayamadım.
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Üst üste konuşmanın türleri vardır: kaza, destek, katılım ve devralma.
- Katılım kesintisi konuşanın yönünde ilerler; devralma konuşmayı kesenin yönüne çevirir.
- Konuşma üslubu, kişinin sıra alma, söz kesme ve sessizliğe katlanma alışkanlıklarıdır.
- Farklı üsluptaki iki karakter, ikisi de iyi niyetliyken birbirini incitebilir.
İlk taslakta bilgi tam ve sıra düzgün. Şükrü anlatıyor, Sevgi soruyor, Şükrü cevaplıyor. Ama itiraf bir bilgi gibi geliyor ve Şükrü'nün «sesim çıkmazdı» açıklaması duyguyu adlandırıyor.
Yeniden yazımda Sevgi babasının cümlesini tamamlamaya çalışıyor. Bu bir katılım kesintisi, iyi niyetli bir yardım. Sevgi'nin dünyasında bir hikâyeyi birlikte anlatmak yakınlık demek. Ama tamamladığı cümle yanlış. Babası onu aramamıştı. Şükrü'nün «Aramadım» demesi bir düzeltme, ama aynı zamanda bir itiraf. Sevgi'nin bu kadar yıl yanlış bildiği şey bir anda açılıyor.
İki üslup çarpıştı ve çarpışmadan bir sır çıktı. Sevgi araya girmeseydi, Şükrü belki cümlesini başka türlü bitirecekti. Sevgi'nin kesintisi, Şükrü'yü düzeltmeye, düzeltme de itirafa zorladı.
Ekranda
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışSöz kesen karakter kaba ya da güçlüdür.
Söz kesmek bir yakınlık, bir destek ya da bir heyecan olabilir. Eski dostların sohbetinde kesinti, ilginin işaretidir. Kesintinin anlamını kesintiden sonra ne olduğu belirler.
Yaygın yanlışKesintiler sahneyi karıştırır, seyirci izleyemez.
İyi yazılmış bir kesinti, kesilen cümlenin nerede kaldığını seyirciye bilerek gösterir. Asıl bilginin tam söyleneceği anda kesilen bir cümle, seyircinin dikkatini en çok çeken cümledir.
Yaygın yanlışBir karakter bütün senaryo boyunca aynı biçimde konuşur.
Üslup bir alışkanlıktır ama karşıdaki kişiye göre değişir. Sevgi babasının sözünü keser, ama patronunun sözünü belki hiç kesmez. Kimin sözünün kesildiği, karakterin kimi kendine yakın ve kimi kendinden üstün gördüğünü gösterir.
Kendi sahnende
Özet
- Üst üste konuşmanın türleri vardır: kaza, destek, katılım ve devralma.
- Katılım kesintisi konuşanın yönünde ilerler; devralma konuşmayı kesenin yönüne çevirir.
- Konuşma üslubu, kişinin sıra alma, söz kesme ve sessizliğe katlanma alışkanlıklarıdır.
- Farklı üsluptaki iki karakter, ikisi de iyi niyetliyken birbirini incitebilir.
Kendini sına
- Kalem Odası sahnesinde Meral ile Cemil'in kesintileri neden bir yakınlık işareti?
- Tuna'nın kesintileri ile Meral'in son hamlesi arasındaki fark nedir?
- Yeniden yazımda Sevgi'nin Şükrü'nün cümlesini tamamlaması sahneye ne açıyor?
Yanıtlar
- Çünkü Meral, Cemil'in aradığı ismi ve sayıyı veriyor, Cemil de onları alıp kendi cümlesine katıyor. Konuşma Cemil'in yönünde ilerliyor. Bu, iki eski meslektaşın bir hikâyeyi birlikte anlattığı bir katılım kesintisi.
- Tuna Ozan'ın cümlelerini tamamlatmıyor ve konuşmayı her seferinde kendi isteğine çeviriyor; bu devralma. Meral ise söz kesmiyor, Tuna'nın cümlesinin bitmesini bekliyor ve Ozan'ın tamamlayamadığı bilgiyi tek cümlede veriyor. Gücünü sözü kesmeye gerek duymamaktan alıyor.
- Sevgi iyi niyetle babasının cümlesini tamamlıyor ama yanlış tamamlıyor. Şükrü onu düzeltmek zorunda kalıyor ve düzeltme bir itirafa dönüşüyor: Sevgi'yi o gün arayan babası değil, Hacer ablaydı.
Sonraki derse köprü
Kesintinin bir kısmı cümleyi değil, cümlenin arasındaki küçük sesleri hedef alır. «Şey», «yani», «hani», bir duraksama, yarıda bırakılmış bir kelime. Bu dolgu sesleri gerçek konuşmanın her yerindedir. Senaryoda hangisi karakteri kurar, hangisi yalnız gürültü olur?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.