1.4 · Seviye 1 · Konuşmanın Malzemesi
Onarım
Kendini düzeltme, karşıdakini düzeltme ve yanlış anlamanın nasıl tamir edildiğini; onarımın karakteri nasıl ele verdiğini görür
Diyalog Akademisi · Gerçek Konuşma Nasıl İşler? · 1.533 kelime · 17 replik · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme
Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.
Açılış
Biri sana «Salı günü gel» diyor, sonra hemen ekliyor: «Yok, çarşamba. Çarşamba gel.» Bir başkası bir isim söylüyor, sen anlamıyorsun ve «Kim?» diye soruyorsun. Bir arkadaşın bir kelimeyi yanlış kullanıyor, sen bir şey söylemiyorsun, sadece bir sonraki cümlende doğrusunu kullanıyorsun.
Bunların hepsi küçük kazalar ve küçük tamirler. Gündelik konuşma bunlarla doludur. Kimse fark etmez, çünkü düzeltme konuşmanın akışı içinde, bir saniyede olur.
Ama diyalog yazarı için bu küçük tamirler küçük değildir. Bir karakter yanlış bir şey söyleyip hemen düzelttiğinde, söylediği yanlış şey seyirci için düzeltilmiş hâlinden daha ilginç olabilir. Bir karakter bir başkasını düzelttiğinde de iki kişi arasındaki ilişki bir anda görünür. Bu ders bu tamirleri anlatıyor.
Tek fikir
Konuşanlar kendi hatalarını çoğu zaman kendileri düzeltir. Başkasını düzeltmek seyrek ve yüklüdür. Kimin kimi, nasıl düzelttiği karakteri ve ilişkiyi ele verir.
Kavram
Konuşmada sorun çıkar. Konuşan yanlış kelimeyi söyler, dinleyen duymaz ya da yanlış anlar. Konuşma çözümlemesi bu sorunları gidermeye yönelik her hamleye bir ad verir.
Bu alandaki kurucu makale Emanuel Schegloff, Gail Jefferson ve Harvey Sacks'ın bin dokuz yüz yetmiş yedide yayımladığı çalışmadır. Makalenin adı bulgusunu söyler: kendini düzeltmenin tercih edilmesi. Gündelik konuşmada onarımın büyük kısmını sorunu yaratan kişi kendisi yapar. Başkasının düzeltmesi daha seyrektir.
Onarımı iki soruyla ayırmak işe yarar. Sorunu kim fark etti? Ve sorunu kim düzeltti?
En sık görülen durum, konuşanın kendi hatasını fark edip aynı cümlenin içinde düzeltmesidir: «Salı... çarşamba gel.» Bu neredeyse görünmez. Ama yazar için değerli bir şey taşır: yanlış kelimenin kendisi. Karakterin dilinin sürçtüğü yer, aklının nerede olduğunu gösterir. Bir baba kızına yanlışlıkla ölmüş karısının adıyla seslenir ve hemen düzeltir. Düzeltme bir saniye sürer. Ama söylenen ad, sahnenin kalanına bir gölge düşürür.
Türkçede kendini düzeltmenin küçük işaretleri vardır. «Yani» çoğu zaman bir düzeltmeyi açar: «Salı, yani çarşamba.» «Pardon» bir sürçmeyi kabul eder ve düzeltir. «Şey» ise aranan kelimenin yerini tutar, konuşan doğrusunu bulana kadar zaman kazandırır. Sayfada bunları yazmak kolaydır: yarım kalan kelimeden sonra üç nokta, ardından düzeltilmiş hâli. Ama ölçülü kullanmak gerekir. Her replikte bir «yani» olan karakter kararsız görünür; hiçbir zaman sürçmeyen karakter ise bir konuşma yapıyor gibi. Bir sahnede tek bir sürçme, iyi seçilmişse, on düzgün replikten fazla şey söyler.
İkinci durum, dinleyenin bir sorunu işaret etmesi ama düzeltmeyi konuşana bırakmasıdır. Türkçede bunun araçları tanıdıktır: «Ne?», «Efendim?», «Kim?», «Hangi?» ya da söylenen sözün bir parçasını soru tonuyla tekrar etmek: «Üçüncü katta mı?» Dinleyen bir sorun olduğunu söyler ama ne olduğunu söylemez. Konuşan kendini düzeltir ve yüzü kurtulur.
Bu araçların bir de ikinci hayatı vardır. «Ne dedin sen?» her zaman bir duyma sorunu değildir. Çoğu zaman bir uyarıdır: söylediğini bir daha söylemeye cesaretin var mı? Yüzeyde bir onarım isteği olan söz, altında bir meydan okuma taşır. Karşıdaki onu bir duyma sorunu sanıp aynı sözü tekrar ederse ya saflığını ya da inadını gösterir.
Üçüncü durum en seyrek olanıdır: dinleyenin sorunu hem fark etmesi hem de kendisi düzeltmesi. «Salı değil, çarşamba.» Gündelik konuşmada bu çoğu zaman yumuşatılır: «Çarşamba değil miydi?» Doğrudan düzeltme, düzelten ile düzeltilen arasında bir sıralama kurar. Öğretmen öğrenciyi, usta çırağı, büyük küçüğü düzeltir. Ters yönde düzeltme bir statü olayıdır.
Diyalog yazarı için bundan üç araç çıkar. İlki sürçme: karakterin yanlış söyleyip düzelttiği kelime, onun neyi düşündüğünü sızdırır. İkincisi onarım isteğinin ikinci anlamı: «Ne?» bir meydan okuma olabilir. Üçüncüsü düzeltme hiyerarşisi: düzeltmenin yönü ve sertliği, sahnenin güç haritasını çizer.
Sahnede
Şükrü Usta'nın mutfağı, sabah erken saat. Şükrü gazetesini okuyor, Sevgi tezgâhta.
İÇ. ŞÜKRÜ'NÜN EVİ, MUTFAK — SABAH. Şükrü masada, önünde gazete. Sevgi tezgâhta, sırtı babasına dönük.
ŞÜKRÜ
Nebahat, çay demlendi mi?
Sevgi'nin eli çaydanlığın üstünde duruyor.
ŞÜKRÜ
(gazeteden başını kaldırmadan)
Sevgi. Kızım. Demlendi mi?
SEVGİ
Demlendi.
Kapı çalıyor. Kerem içeri giriyor, nefes nefese.
KEREM
Abi, Hamdi'nin oğlu dün garaja gelmiş, plakayı sormuş.
ŞÜKRÜ
Hamdi'nin oğlu ne yapmış?
KEREM
Sormuş diyorum abi. Fiyatını.
ŞÜKRÜ
Duydum.
SEVGİ
(Kerem'e)
Çay?
Sahnede iki onarım var ve ikisi de yüzeyde gördüğümüz şey değil. İlki Şükrü'nün sürçmesi. Kızına ölmüş karısının adıyla, Nebahat diye sesleniyor. Kendini hemen düzeltiyor: «Sevgi. Kızım.» Gazeteden başını kaldırmıyor, özür dilemiyor, sürçmeyi adlandırmıyor. Bu, en sık görülen ve en hızlı onarım türü. Ama seyirci sürçmeyi duydu. Sevgi'nin çaydanlığın üstünde duran eli de duyduğunu gösteriyor. Şükrü'nün aklının sabah sabah nerede olduğu, düzeltilmiş tek bir kelimeyle sahneye girdi.
İkinci onarım Şükrü'nün Kerem'e sorduğu soru: «Hamdi'nin oğlu ne yapmış?» Yüzeyde bir duyma sorunu. Kerem de öyle anlıyor ve sözünü tekrar ediyor. Ama Şükrü'nün cevabı «Duydum» oluyor. Soru bir duyma sorunu değildi. Bir uyarıydı: bunu bana sabah sabah kızımın önünde mi söylüyorsun? Kerem onarım isteğini harfiyen okuyup cevaplıyor ve böylece saflığını gösteriyor. Sevgi'nin «Çay?» demesi ise başka bir onarım: sahnedeki gerilimi bir ikramla kapatmaya çalışıyor.
İki sürüm
Kalem Odası. Ozan, Tuna Bey'e duruşmasının nerede yapılacağını söylüyor ve bir hata yapıyor.
İlk taslak
OZAN
Tuna Bey, duruşmanız üçüncü katta, yedi numaralı salonda.
MERAL
Yanlış. İkinci katta, dört numaralı salonda.
OZAN
Haklısınız, özür dilerim. Yanlış söyledim.
TUNA
Sorun değil.
Yeniden yazım
OZAN
Tuna Bey, duruşmanız üçüncü katta, yedi numarada.
MERAL
(başını kaldırmadan)
Üçüncü katta mı?
OZAN
Üçüncü... (ekrana bakarak) İkinci. İkinci kat, dört numara.
TUNA
Emin miyiz bu sefer?
MERAL
Ozan emin, Tuna Bey.
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Onarım, konuşmada söyleme, duyma ya da anlama sorununu gidermeye yönelik her hamledir.
- Gündelik konuşmada onarımın büyük kısmını sorunu yaratan kişi kendisi yapar; başkasını düzeltmek seyrektir.
- Dinleyen bir sorunu işaret edip düzeltmeyi konuşana bırakabilir; bu yüz kurtaran bir yoldur.
- Sürçen kelime karakterin aklını sızdırır; «Ne?» bir meydan okuma olabilir; kimin kimi düzelttiği statüyü gösterir.
İlk taslakta Meral hatayı hem fark ediyor hem de kendisi düzeltiyor. Bu en seyrek ve en sert onarım türü. Bir avukatın önünde, yeni gelen bir kâtibi açıkça düzeltmek onu küçük düşürür. Ozan da özür diliyor ve sahne bir azara dönüşüyor. Bu bir seçim olabilirdi; ama Meral'i başka sahnelerde gördüğümüz biçimiyle tanıyorsak, bu onun tarzı değil.
Yeniden yazımda Meral sorunu işaret ediyor ama düzeltmiyor. Ozan'ın sözünün bir parçasını soru tonuyla tekrar ediyor: «Üçüncü katta mı?» Düzeltmeyi Ozan'a bırakıyor ve Ozan kendini düzeltiyor. Tuna'nın gözünde hatayı yapan da düzelten de Ozan oluyor. Yüzü kurtuluyor. Tuna'nın iğnelemesine Meral bir savunmayla cevap veriyor. Aynı hata, aynı doğru bilgi; ama ikinci sürümde Meral bir müdür değil, bir usta.
Ekranda
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışKarakterin dilinin sürçmesi yazım hatası gibi görünür, kaçınılmalıdır.
Bilerek yazılmış bir sürçme bir pencere açar. Karakterin yanlışlıkla söylediği kelime, onun aklının nerede olduğunu gösterir. Mesele sürçmenin rastlantı değil, karar olmasıdır.
Yaygın yanlış«Ne?» diyen karakter duymamıştır.
Onarım isteği çoğu zaman bir uyarı, bir meydan okuma ya da zaman kazanma çabasıdır. Karşıdaki karakterin onu nasıl okuduğu, iki karakterin birbirini ne kadar tanıdığını gösterir.
Yaygın yanlışBir karakterin bir başkasını düzeltmesi bilgi vermek içindir.
Düzeltme, düzelten ile düzeltilen arasında bir sıralama kurar. Doğrudan düzeltme sert, işaret edip bırakmak nazik, düzeltmemek ise bazen en büyük nezakettir.
Kendi sahnende
Özet
- Onarım, konuşmada söyleme, duyma ya da anlama sorununu gidermeye yönelik her hamledir.
- Gündelik konuşmada onarımın büyük kısmını sorunu yaratan kişi kendisi yapar; başkasını düzeltmek seyrektir.
- Dinleyen bir sorunu işaret edip düzeltmeyi konuşana bırakabilir; bu yüz kurtaran bir yoldur.
- Sürçen kelime karakterin aklını sızdırır; «Ne?» bir meydan okuma olabilir; kimin kimi düzelttiği statüyü gösterir.
Kendini sına
- Kendini düzeltme ile başkasının başlattığı onarım arasındaki fark nedir?
- Mutfak sahnesinde Şükrü'nün «Hamdi'nin oğlu ne yapmış?» sorusu neden bir duyma sorunu değil?
- Kalem Odası'nın iki sürümünde Meral'in Ozan'ı düzeltme biçimi neden iki ayrı Meral gösteriyor?
Yanıtlar
- Kendini düzeltmede konuşan kişi kendi hatasını fark edip düzeltir. Başkasının başlattığı onarımda dinleyen bir sorun olduğunu işaret eder, örneğin «Ne?» diye ya da sözün bir parçasını tekrar ederek, ama düzeltmeyi konuşana bırakır.
- Çünkü Kerem sözünü tekrar ettiğinde Şükrü «Duydum» diyor. Soru duymamaktan değil, Kerem'in bu haberi kızının önünde vermesinden rahatsız olmaktan geliyor. Yüzeyde bir onarım isteği, altında bir uyarı.
- İlk taslakta Meral hatayı kendisi ve açıkça düzeltiyor; bu, Ozan'ı avukatın önünde küçük düşüren bir müdür. Yeniden yazımda sorunu işaret edip düzeltmeyi Ozan'a bırakıyor; bu, çırağının yüzünü koruyan bir usta.
Sonraki derse köprü
Onarım bir konuşmayı durdurur ve onarır. Ama bazen bir konuşma durdurulmaz, kesilir. Biri cümlesini bitirmeden öteki başlar, iki ses üst üste biner. Kesinti her zaman kabalık mıdır? Birinin cümlesini tamamlamak ne zaman yakınlık, ne zaman üstünlük kurmaktır? Cevap ilişkiye göre değişiyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.