1.3 · Seviye 1 · Konuşmanın Malzemesi
Tercih edilen ve edilmeyen cevap
Kabulün kısa, reddin gecikmeli, gerekçeli ve yumuşatılmış geldiğini öğrenir; reddi duraksamayla yazar
Diyalog Akademisi · Gerçek Konuşma Nasıl İşler? · 1.558 kelime · 15 replik · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme
Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.
Açılış
Bir arkadaşın seni cumartesi akşamı yemeğe çağırıyor. Gitmek istiyorsan cevabın bir saniye sürer: «Tabii, gelirim!» Gitmek istemiyorsan ne olur?
Önce kısa bir duraksama gelir. Sonra bir «valla» ya da bir «şimdi şöyle». Sonra bir teşekkür: «Çok sağ ol, çok isterdim.» Sonra bir gerekçe: annen gelecek, iş yetiştireceksin, yorgunsun. En sonda, belki, yumuşatılmış bir ret: «Bu sefer olmayacak galiba.» Ya da hiç ret gelmez. Yerine «bakarız» gelir.
İki cevap aynı soruya verildi. Biri tek cümle, öteki bir paragraf. Bu fark rastlantı değil. Konuşmanın kendi düzeninin bir parçası. Bu ders o düzeni ve bir diyalog yazarının ondan neler çıkarabileceğini anlatıyor.
Tek fikir
Kabul kısa ve hızlı gelir, ret uzun ve gecikmeli. Bir reddin biçimi, karakterin ne düşündüğünü reddin kendisinden daha açık söyler.
Kavram
Bir önceki derste bitişik çiftleri gördük: bir davet kabulü ya da reddi çağırır, bir değerlendirme katılmayı ya da katılmamayı. Ama bu iki ikinci parça eşit değildir. Konuşma çözümlemesinde bu eşitsizliğe tercih denir. Buradaki tercih, kişinin içinden ne istediği değildir. Konuşmanın biçiminde görülen bir düzendir: bazı cevaplar kolayca ve doğrudan verilir, bazıları dolaştırılarak.
Bu alanın kurucu çalışmalarından biri Anita Pomerantz'ın bin dokuz yüz seksen dörtte yayımlanan, değerlendirmelere katılma ve katılmama üzerine bölümüdür. Biri «ne güzel bir gün» dediğinde öteki çoğu zaman hemen ve çoğu kez daha güçlü bir sözle katılır: «Harika!» Katılmayacaksa duraksar, önce kısmen katılır, sonra itirazını yumuşatarak söyler: «Evet, güneşli, ama biraz rüzgârlı değil mi?»
Tercih edilmeyen cevabın gündelik konuşmadaki işaretleri tanıdıktır. İlk olarak bir gecikme gelir: bir sessizlik, bir «ııı». İkinci olarak bir giriş: «valla», «şimdi», «aslında», «şöyle ki». Üçüncü olarak çoğu zaman yarım bir kabul: «evet ama», «haklısın da». Dördüncü olarak bir gerekçe. Ret neredeyse hiç çıplak gelmez. Beşinci olarak yumuşatma: «galiba», «biraz», «bu sefer». Bazen de ret hiç söylenmez. Türkçede «bakarız», «inşallah», «bir düşüneyim» çoğu zaman tam da bu işi görür. Herkes onların ne anlama geldiğini bilir.
Bir istisna var ve diyalog için çok değerlidir. Biri kendini küçümsediğinde düzen tersine döner. «Ben de iyice yaşlandım» diyen birine katılmak tercih edilmeyen cevaptır. Beklenen, hızlı bir itirazdır: «Yok canım, ne yaşlanması!» Bu itiraz gecikirse, karşıdaki kişi o gecikmeyi bir onay olarak duyar.
Bu düzenden diyalog yazarı için üç araç çıkar.
İlki karakter. İki karakter aynı daveti reddediyor. Biri «Olmaz» deyip susuyor, öteki bir paragraf gerekçe sıralıyor. İkisi de aynı şeyi söyledi ama iki ayrı insan gördük. Reddin uzunluğu, kişinin karşısındakine ne kadar önem verdiğini, ne kadar çekindiğini ve ilişkide nerede durduğunu gösterir.
İkincisi güç. Tercih edilmeyen bir cevabı tercih edilen biçimde vermek, yani reddi kısa, hızlı ve gerekçesiz söylemek, bir güç gösterisidir ya da bir kabalık. Bunu yapabilen genellikle konumu güçlü olandır. Patron «Olmaz» der. Yeni gelen çalışan «Şimdi şöyle, ben aslında...» diye başlar.
Üçüncüsü alt metin. Karakter «evet» diyor ama bunu tercih edilmeyen bir biçimde söylüyorsa, yani duraksayarak, bir girişle, bir gerekçeyle, seyirci o evetin içindeki hayırı duyar. Söz ile biçimin çatışması, alt metnin en eski kaynaklarından biridir.
Sayfada bu biçimi kurmak için az araç yeter. Gecikmeyi bir parantez taşır: «bir süre». Girişi tek bir kelime taşır: «valla», «şimdi». Sorunun bir parçasını tekrarlamak da gecikmenin bir türüdür: «Cuma mı? Cuma...» Gerekçe bir yarım cümleyle verilebilir, tamamlanması gerekmez. Ve en önemlisi, ret kelimesinin kendisi çoğu zaman yazılmaz. Okur onu biçimden çıkarır ve çıkarmış olmaktan bir tür zevk alır.
Sahnede
Şükrü Usta'nın evinde sabah kahvaltısı. Sevgi bir öneri getiriyor.
İÇ. ŞÜKRÜ'NÜN EVİ, MUTFAK — SABAH. Masada çay, peynir, zeytin. Sevgi ekmek kesiyor. Şükrü pencereden yola bakıyor.
SEVGİ
Kışın bize gelsene baba. Bir ay. Kaan da çok istiyor.
ŞÜKRÜ
Bakarız.
SEVGİ
Bakarız deme. Bilet alayım, ocak sonuna.
ŞÜKRÜ
Ocakta yol kapanır bazen. Kar.
SEVGİ
Uçakla gelirsin, Trabzon'dan.
ŞÜKRÜ
Gelirim tabii. Bir bakayım hele. Kombiyi de yaptırmak lazım, ev boş kalırsa donar.
Sevgi ekmek bıçağını bırakıyor.
ŞÜKRÜ
Ben artık eskidim zaten, nereye gideceğim.
Sevgi bir şey söylemiyor. Çayından bir yudum alıyor.
SEVGİ
Yok canım.
Şükrü yola bakmaya devam ediyor.
Şükrü'nün ilk cevabı tek kelime: «Bakarız.» Hem Sevgi hem seyirci bu kelimenin bir kapıyı kapattığını biliyor. Sevgi'nin «Bakarız deme» demesi, bu sözün gizli bir ret olduğunu açıkça söylüyor. Sonra Sevgi isteğini somutlaştırıyor ve Şükrü bir gerekçeyle cevap veriyor: kar. Sevgi gerekçeyi çürütüyor. Şükrü bu kez bir «evet» söylüyor ama nasıl söylüyor? «Gelirim tabii» deyip hemen geri alıyor: «Bir bakayım hele.» Ardından yeni bir gerekçe ekliyor: kombi. Bu evetin içinde bir hayır var ve Sevgi bıçağı bırakarak bunu duyduğunu gösteriyor.
Asıl an bundan sonra. Şükrü kendini küçümsüyor: «Ben artık eskidim zaten.» Burada beklenen, hızlı bir itirazdır. Sevgi itiraz ediyor, ama gecikerek. Önce bir sessizlik, bir yudum çay, sonra «Yok canım». Gecikmiş itiraz, Şükrü'nün kulağına bir onay gibi geliyor. Sevgi'nin içinden geçeni seyirci de duyuyor: babası gerçekten yaşlanmış ve bunu ilk kez o sabah fark ediyor. Şükrü'nün yola bakmaya devam etmesi, o gecikmeyi duyduğunun işareti.
İki sürüm
Kalem Odası. Ozan, cuma günkü nöbetini değiştirmek için mübaşir Cemil Efendi'ye rica ediyor.
İlk taslak
OZAN
Cemil Efendi, cuma akşamki nöbeti benimle değişebilir misiniz?
CEMİL
Hayır Ozan, maalesef yapamam çünkü cuma günü torunumun doğum günü var.
OZAN
Anladım, sorun değil. Başkasına sorarım.
Yeniden yazım
OZAN
Cemil Efendi, cuma akşamki nöbeti benimle değişebilir misiniz?
CEMİL
Cuma... (bir süre) Cuma bizim torunun bir şeyi var galiba. Hanım bir şey dedi. Bir sorayım, akşama söylerim sana.
OZAN
Tamam. Ben başkasına da bir sorayım o zaman.
CEMİL
Sor, sor. Ben de sorarım.
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Kabul, katılma ve evet çoğu zaman kısa ve hızlı; ret, itiraz ve katılmama ise gecikmeli, girişli, gerekçeli ve yumuşatılmış gelir.
- Kendini küçümseyen bir söze beklenen cevap hızlı bir itirazdır; itiraz gecikirse onay gibi duyulur.
- Reddi kısa ve gerekçesiz vermek bir güç ya da kabalık işaretidir.
- Tercih edilmeyen biçimde söylenen bir evet, seyirciye bir hayır olarak gelir.
İlk taslakta Cemil'in reddi bir bilgi gibi geliyor: hayır, çünkü, doğum günü. Biçim ile içerik aynı şeyi söylüyor ve sahnede okunacak hiçbir şey yok. Üstelik bu gerçek bir insanın reddi gibi duyulmuyor. Cemil gibi bir adam bir genç meslektaşına «maalesef yapamam» demez.
Yeniden yazımda Cemil hiç «hayır» demiyor. Duraksıyor, günü tekrar ediyor, belirsiz bir gerekçe buluyor («bir şeyi var galiba»), işi karısına havale ediyor ve kararı erteliyor. Bu tercih edilmeyen bir cevabın bütün işaretlerini taşıyor. Ozan da onu doğru okuyor: «Ben başkasına da bir sorayım.» Ret söylenmeden anlaşıldı. Cemil'in son repliği ise ilişkiyi kurtarıyor: «Ben de sorarım.» Reddetti ama yardım etmeye niyetli olduğunu gösterdi.
İki sürümde de Ozan nöbetini değiştiremedi. Ama ikincisinde iki insan, bir ret ve bir nezaket gördük. Birincisinde yalnız bir bilgi vardı.
Ekranda
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışRet açıkça söylenmeli, yoksa seyirci anlamaz.
Seyirci tercih edilmeyen cevabın biçimini herkes kadar iyi tanır. «Bakarız» diyen bir karakterin ne kastettiğini kimseye açıklamaya gerek yoktur. Açıkça söylenen ret çoğu zaman sahneyi düzleştirir.
Yaygın yanlışKibar karakter reddederken gerekçe verir, kaba karakter vermez.
Gerekçesiz ret her zaman kabalık değildir. Bazen bir yakınlık, bazen bir güç, bazen bir yorgunluk işaretidir. Reddin biçimi karakterin kendisinden ve ilişkiden gelir, iyi ya da kötü olmasından değil.
Yaygın yanlışKarakterin «evet» demesi kabul ettiği anlamına gelir.
Evet tercih edilmeyen biçimde söylenebilir: duraksayarak, gerekçeyle, hemen geri alınarak. Böyle bir evet seyircinin kulağına bir hayır olarak gelir ve sahnenin alt metnini taşır.
Kendi sahnende
Özet
- Kabul, katılma ve evet çoğu zaman kısa ve hızlı; ret, itiraz ve katılmama ise gecikmeli, girişli, gerekçeli ve yumuşatılmış gelir.
- Kendini küçümseyen bir söze beklenen cevap hızlı bir itirazdır; itiraz gecikirse onay gibi duyulur.
- Reddi kısa ve gerekçesiz vermek bir güç ya da kabalık işaretidir.
- Tercih edilmeyen biçimde söylenen bir evet, seyirciye bir hayır olarak gelir.
Kendini sına
- Konuşma çözümlemesinde tercih kelimesi neyi anlatır?
- Kahvaltı sahnesinde Sevgi'nin «Yok canım» demesi neden Şükrü'yü teselli etmiyor?
- Nöbet sahnesinin yeniden yazımında Cemil hiç «hayır» demediği hâlde Ozan reddi nasıl anlıyor?
Yanıtlar
- Kişinin içinden ne istediğini değil, cevapların biçimindeki düzeni anlatır. Bazı cevaplar kısa, hızlı ve doğrudan verilir; bazıları geciktirilir, gerekçelendirilir ve yumuşatılır.
- Çünkü gecikerek geliyor. Kendini küçümseyen bir söze beklenen cevap hızlı bir itirazdır. Sevgi önce susup çayından bir yudum alıyor. Bu sessizlik Şükrü'nün kulağına, kızının ona katıldığı bir an gibi geliyor.
- Cemil'in cevabı tercih edilmeyen bir cevabın bütün işaretlerini taşıyor: duraksama, günün tekrarı, belirsiz bir gerekçe, kararın başkasına havalesi ve ertelenmesi. Ozan bu biçimi herkes gibi tanıyor ve başkasına sormaya karar veriyor.
Sonraki derse köprü
Bazen bir konuşmada bir şey ters gider. Biri yanlış kelimeyi söyler, biri yanlış anlar, biri bir ismi karıştırır. Konuşma durur ve düzeltilir. Bu düzeltmenin adı onarım ve sonraki dersin konusu o. Kimin kimi düzelttiği ve bunu nasıl yaptığı, karakteri ele verir.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.