İçeriğe geç

1.2 · Seviye 1 · Konuşmanın Malzemesi

Bitişik çiftler

Soru–cevap, selam–selam, davet–kabul gibi çiftleri ve ikinci parçanın gelmemesinin sahnede yarattığı gerilimi görür

Diyalog Akademisi · Gerçek Konuşma Nasıl İşler? · 1.518 kelime · 18 replik · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Açılış

Biri sana «günaydın» der. Sen bir şey söylemezsin. Ne olur?

Bir şey olur. Belki karşındaki duraksar. Belki selamını tekrar eder, daha yüksek sesle. Belki bir şey olduğunu düşünür: duymadın mı, kızgın mısın, başın mı ağrıyor? Söylenmemiş bir «günaydın» bir boşluk değil, bir mesajdır. Herkes onu fark eder ve bir anlam verir.

Bunun nedeni basit. Bazı sözler kendilerinden sonra gelecek sözü çağırır. Selam bir selam ister, soru bir cevap ister, davet de «gelirim» ya da «gelemem» diye bir karşılık bekler. Bu çağrı o kadar güçlüdür ki cevabın gelmemesi bile bir cevap olarak okunur. Bu ders o çağrıyı ve diyalog yazarının onu nasıl kullandığını anlatıyor.

Tek fikir

Bazı sözler bir sonrakini çağırır. Çağrılan söz gelmediğinde, geciktiğinde ya da başka bir şey geldiğinde seyirci bunu bir cevap olarak okur.

Kavram

Emanuel Schegloff ve Harvey Sacks, bin dokuz yüz yetmiş üçte konuşmaların nasıl sona erdiğini inceleyen bir makale yayımladı. Soru tuhaf görünür: bir konuşma bitmez mi zaten? Ama dikkatli bakınca bir konuşmanın kendiliğinden bitmediği, birlikte kapatıldığı görülür. İki kişi de konuşmanın bittiğine aynı anda karar vermezse ya biri havada kalır ya da öteki söz almaya devam eder. Makale bu kapanışı açıklamak için konuşmanın en temel parçalarından birini tanımlar.

Makaleye göre bu dizinin birinci parçası tanındığı anda bir kural işlemeye başlar. Birinci parçayı söyleyen, sözü bitince susar. Bir sonraki konuşmacı söze başlar ve aynı çiftin ikinci parçasını söyler. Soruya cevap, selama selam. Birinci parça, ondan sonra neyin gelmesi gerektiğini belirler.

Bu kural yazar için iki şey söyler. Birincisi, çiftler konuşmayı birbirine bağlar. Bir soru sorulduğunda seyirci cevabı bekler. Bu bekleyiş, bir sahnenin en küçük gerilim birimidir. İkincisi, kural çiğnenebilir ve çiğnendiğinde bu fark edilir. Soru cevapsız kalırsa, selam alınmazsa, davet sessizlikle karşılanırsa seyirci ikinci parçanın yerine gelen şeye bakar. Sessizliğe, konu değiştirmeye, başka bir soruya.

İkinci parçanın yokluğu üç biçimde gelir. En açığı hiç gelmemesidir: karakter cevap vermez. İkincisi yerine başka bir şeyin gelmesidir: soruya soruyla, selama bir emirle cevap verilir. Üçüncüsü gecikmesidir: ikinci parça gelir ama araya başka şeyler girmiştir. Gecikmiş bir «iyi geceler», zamanında gelen bir «iyi geceler»den çok daha fazla şey söyleyebilir.

Makalenin asıl konusu kapanışlardır ve buradan diyalog yazarına çok kullanışlı bir gözlem çıkar. Bir konuşmayı kapatmaya hazırlanan kişi çoğu zaman tek başına duran küçük bir söz kullanır. İngilizce örneklerde bunlar «well», «okay», «so» gibi, ses tonu düşerek söylenen sözlerdir. Türkçede «neyse», «peki o zaman», «hadi bakalım» bu işi görür.

Makalenin dikkat çektiği şey, bu sözün ardındaki andır. Kapanış öncesi söz söylendiği anda öteki kişiye boş bir sıra verilmiş olur. O kişi isterse konuşmayı kapatır. Ama isterse o ana kadar hiç açılmamış bir konuyu açabilir. Konuşmanın sonundaki bu küçük kapı, çoğu zaman en önemli şeyin söylendiği yerdir. Doktor muayenesinin sonunda, kapının kolunu tutmuşken «bir de şu var» diyen hasta bunun gündelik örneğidir.

Diyalog yazarı için bu bir yapı aracıdır. Bir sahnenin asıl meselesini sahnenin başında açmak yerine, sahnenin kapanmaya başladığı ana bırakabilirsin. Karakter «neyse» der, kalkar, kapıya yürür. Öteki karakter o an asıl söylemek istediğini söyler. Seyirci sahnenin bittiğini sanırken sahne yeniden başlar.

Sahnede

Şükrü Usta'nın evinde gece. Televizyon sesi kısılmış hâlde açık. Sevgi yatmaya kalkıyor.

İÇ. ŞÜKRÜ'NÜN EVİ, SALON — GECE. Televizyonun sesi kısık. Şükrü koltukta. Sevgi ayağa kalkıyor, bardağını alıyor.

SEVGİ

Neyse. Ben yatayım, sabah erken.

ŞÜKRÜ

Yat.

SEVGİ

İyi geceler baba.

Şükrü cevap vermiyor. Sevgi kapıya yürüyor.

ŞÜKRÜ

Annenin yüzüğü bende.

Sevgi kapının eşiğinde duruyor.

SEVGİ

Hangi yüzük?

ŞÜKRÜ

Nişan yüzüğü. Hastanede parmağından çıkardılar, bana verdiler.

SEVGİ

Sende kalsın.

ŞÜKRÜ

İyi geceler, kızım.

Sevgi çıkıyor. Şükrü televizyonun sesini açmıyor.

Sahnede üç çift var ve üçü de kurala göre işlemiyor. Sevgi'nin «Neyse» demesi bir kapanış öncesi sözü. Konuşmayı kapatmayı öneriyor. Şükrü «Yat» diyerek kabul ediyor gibi görünüyor. Sonra Sevgi selamı veriyor: «İyi geceler baba.» Bu bir çiftin birinci parçası. Şükrü ikinci parçayı söylemiyor.

O boşluk, sahnenin asıl kapısı. Sevgi kapıya yürürken Şükrü, iki gündür hiç açılmamış bir konuyu açıyor: annenin yüzüğü. Kapanışın verdiği boş sıra tam da bunun için. Sahnenin başında aynı cümle söylenseydi bir bilgi olurdu. Kapanış anında söylendiğinde bir itirafa dönüşüyor. Şükrü bunu iki gün taşımış ve ancak kızı gitmek üzereyken söyleyebilmiş.

Sevgi'nin «Hangi yüzük?» sorusu bir zaman kazanma. Hangi yüzük olduğunu biliyor. Şükrü'nün cevabı ise sahnenin en ağır cümlesi: yüzüğün hastanede, ölünün parmağından çıkarıldığını söylüyor. Annesinin son günlerinde orada olmayan Sevgi, bunu ilk kez duyuyor.

Son olarak Şükrü, iki dakika önce cevapsız bıraktığı selamı alıyor: «İyi geceler, kızım.» Gecikmiş ikinci parça. Bu kez «kızım» eklenmiş. İlk selamı almayan baba, ikinciyi bir şefkatle alıyor. Aradaki farkı yaratan, yüzük konusunun açılmış olması.

İki sürüm

Avukat Tuna Bey, telefonunu cebine koyarak kalemden içeri giriyor.

İlk taslak

TUNA

Günaydın Meral Hanım.

MERAL

Günaydın Tuna Bey, hoş geldiniz.

TUNA

Dört yüz on iki numaralı dosyanın örneğini alabilir miyim?

MERAL

Tabii, hemen hazırlıyorum.

Yeniden yazım

TUNA

Günaydın Meral Hanım.

MERAL

Numara?

TUNA

Dört yüz on iki.

MERAL

Vekâletname?

TUNA

Geçen hafta... (durur) Günaydın, dedim, Meral Hanım.

MERAL

(başını kaldırarak)

Duydum, Tuna Bey.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Bitişik çift iki sözden oluşur ve birincisi ikincisini çağırır: soru cevabı, selam selamı, teklif kabulü ya da reddi.
  2. İkinci parçanın gelmemesi, yerine başka bir şeyin gelmesi ya da gecikmesi seyirci tarafından bir cevap olarak okunur.
  3. Kapanış öncesi söz konuşmanın bitebileceğini haber verir ve öteki kişiye boş bir sıra açar.
  4. O boş sıra, sahnede hiç açılmamış bir konunun açılabileceği yerdir.

İlk taslakta her çift tamamlanıyor. Selam selamla, rica kabulle karşılanıyor. Kibar ve pürüzsüz bir sahne. Ama iki karakter arasında hiçbir şey olmuyor.

Yeniden yazımda Meral ilk çiftin ikinci parçasını vermiyor. Selama bir soruyla cevap veriyor: «Numara?» Bu, yerine başka bir şeyin geldiği bir ikinci parça. Tuna bir an bunu görmezden geliyor ve soruyu cevaplıyor. Meral bir soru daha soruyor. Tuna sonunda duruyor ve eksik selamı açıkça istiyor. Meral'in cevabı yine bir selam değil: «Duydum.» Selamı aldığını söylüyor ama selamı vermiyor.

Bu küçük oyunda bütün bir ilişki var. Meral, telefonla konuşarak içeri giren, dosya numarasıyla selam veren bu avukata bir ders veriyor. Tuna ise bir avukatın kalemde ne kadar küçük olabileceğini öğreniyor. Bunların hiçbiri söylenmiyor. Seyirci yalnız alınmayan bir selamı görüyor.

Ekranda

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışHer soru cevaplanmalı, yoksa sahne yarım kalır.
Doğrusu

Cevapsız soru sahneyi yarım bırakmaz, açık bırakır. Seyirci cevabı karakterin susmasından, kaçmasından ya da konuyu değiştirmesinden çıkarır. Her soruya cevap veren bir sahne, çoğu zaman en ilginç anını kaybeder.

Yaygın yanlışSelamlaşma ve vedalaşma sahnede boş laftır, kesilmelidir.
Doğrusu

Çoğu zaman öyledir: hal hatır sahneyi geciktirir. Ama bir selamın alınmaması ya da bir vedanın geciktirilmesi ilişkinin tamamını taşıyabilir. Kural, kalıp sözü kesmek değil, iş görmeyen kalıp sözü kesmektir.

Yaygın yanlışSahnenin asıl meselesi en başta açılmalıdır.
Doğrusu

Bazen öyledir. Ama kapanış anı, söylenemeyen şeyin söylendiği yerdir. Karakter «neyse» deyip kalktığında açılan küçük kapı, sahneye ikinci bir hayat verebilir.

Kendi sahnende

Özet

  1. Bitişik çift iki sözden oluşur ve birincisi ikincisini çağırır: soru cevabı, selam selamı, teklif kabulü ya da reddi.
  2. İkinci parçanın gelmemesi, yerine başka bir şeyin gelmesi ya da gecikmesi seyirci tarafından bir cevap olarak okunur.
  3. Kapanış öncesi söz konuşmanın bitebileceğini haber verir ve öteki kişiye boş bir sıra açar.
  4. O boş sıra, sahnede hiç açılmamış bir konunun açılabileceği yerdir.

Kendini sına

  1. Bitişik çiftin birinci parçası söylendiğinde hangi kural işlemeye başlar?
  2. Gece sahnesinde Şükrü'nün selamı iki dakika sonra alması ne anlatıyor?
  3. Kalem Odası'nın yeniden yazımında Meral selama nasıl cevap veriyor ve bu neyi gösteriyor?

Yanıtlar

  1. Birinci parçayı söyleyen, sözü bitince susar. Bir sonraki konuşmacı söze başlar ve aynı çiftin ikinci parçasını söyler: soruya cevap, selama selam.
  2. Gecikmiş bir ikinci parçadır. İlk selamı alınmayan Sevgi gitmek üzereyken Şükrü yüzük konusunu açar ve ancak ondan sonra «İyi geceler, kızım» der. Aradaki itiraf, selamı bir şefkat sözüne çevirmiştir.
  3. Selamın yerine bir soru koyuyor: «Numara?» Tuna selamını açıkça istediğinde de «Duydum» diyor; selamı aldığını söylüyor ama vermiyor. Bu, Meral'in Tuna'nın kabalığına sessizce karşılık verdiğini ve kalemde gücün kimde olduğunu gösteriyor.

Sonraki derse köprü

Bir davete «evet» demek kolaydır, kısa ve hemen gelir. «Hayır» demek ise uzar, gecikir, bir gerekçeyle ve bir yumuşatmayla gelir. Sonraki ders bu farkı inceliyor: tercih edilen ve edilmeyen cevap. Bir reddin biçimi, karakter hakkında reddin kendisinden fazlasını söyler.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.