1.1 · Seviye 1 · Konuşmanın Malzemesi
Sıra alma
Konuşanların sözü nasıl devrettiğini, sıra geçiş noktasını ve sıranın neden nadiren çakıştığını öğrenir
Diyalog Akademisi · Gerçek Konuşma Nasıl İşler? · 1.531 kelime · 18 replik · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme
Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.
Açılış
Kalabalık bir sofrada kimse kimseye «şimdi sen konuş» demez. Yine de konuşma sürer. Biri susar, başka biri başlar. İki kişi aynı anda başlarsa biri hemen geri çekilir. Bir soru birine yöneltilir ve o cevap verir. Kimse bir hakem tutmaz, kimse bir sıra listesi yazmaz. Ama konuşma neredeyse hiç dağılmaz.
Bu düzen o kadar alışıldık ki görünmez. Ancak bozulduğunda fark edilir. Telefonda gecikmeli bir hatta iki kişi sürekli aynı anda konuşmaya başlar. Bir toplantıda kimse söz almaz ve uzun bir sessizlik olur. Bir misafir sofrada sözü hiç bırakmaz. Bu anlar bize düzenin var olduğunu hatırlatır.
Diyalog yazan biri için bu düzen bir malzemedir. Bu ders onu ilk inceleyen araştırmayı ve yazarın onu nasıl kullanabileceğini anlatıyor.
Tek fikir
Konuşmada sözün kime geçeceği bir kurala bağlıdır. Yazar o kuralı bildiğinde, kimin sözü aldığını ve kimin almadığını bir karakter bilgisi olarak kullanabilir.
Kavram
Bin dokuz yüz yetmiş dörtte üç sosyolog, Harvey Sacks, Emanuel Schegloff ve Gail Jefferson, kaydedilmiş gündelik konuşmaları inceleyerek bir model önerdi. Sordukları soru basitti: konuşanlar sözü nasıl paylaşıyor? Makale önce gündelik konuşmada herkesin gözlemleyebileceği olguları sıralıyor. Konuşmacı değişir. Çoğu zaman bir seferde bir kişi konuşur. İki kişinin aynı anda konuştuğu anlar sıktır ama kısa sürer. Sözün bir kişiden ötekine geçişi çoğu zaman ne uzun bir boşlukla ne de uzun bir çakışmayla olur. Kimin ne kadar konuşacağı ve sıranın kimde olacağı önceden belirlenmemiştir.
Modele göre bir konuşma sırası birimlerden kurulur. Bir birim tek bir kelime olabilir, bir öbek, bir cümle ya da birkaç cümle. Dinleyen kişi, konuşanın biriminin nerede biteceğini önceden sezer. Cümlenin kuruluşundan, sesin inişinden, sorunun soru olmasından. Birimin bittiği yer, sözün el değiştirebileceği yerdir.
Bu noktada söz kime geçer? Model burada küçük bir kurallar dizisi önerir. Konuşan biri bir sonraki konuşmacıyı seçmişse, örneğin adıyla bir soru sormuşsa, söz ona geçer. Kimse seçilmemişse dinleyenlerden biri kendiliğinden söze girebilir ve ilk başlayan sözü alır. Kimse söze girmezse konuşan kişi devam edebilir. Bir sonraki geçiş noktasında aynı kurallar yeniden işler.
Bu küçük kurallar dizisi gözlemlenen olguları açıklar. Aynı anda konuşma neden sık ama kısa? Çünkü iki kişi aynı geçiş noktasında kendiliğinden söze girebilir ve biri hemen çekilir. Sessizlik neden bazen dayanılmaz? Çünkü seçilen kişi cevap vermediğinde boşluk onun boşluğudur ve herkes onu fark eder.
Şimdi yazara dönelim. Bir senaryoda sıra almanın hiçbir zorluğu yoktur. Yazar her repliği kimin söyleyeceğine kendisi karar verir. Taslaklarda bu yüzden çoğu zaman pürüzsüz bir pinpon görürüz: biri konuşur, öteki cevap verir, birinci karşılık verir. Kimse kimsenin sözünü kesmez, kimse seçildiği hâlde susmaz, kimse seçilmediği hâlde atılmaz. Konuşma düzgündür ama bir şey eksiktir.
Eksik olan, kuralın çiğnendiği anlardır. Gerçek konuşmada her çiğneme bir şey söyler. Seçilmemiş birinin söze atılması, onun sahnedeki gücünü ya da sabırsızlığını gösterir. Seçilmiş birinin susması bir cevaptır. Konuşanın geçiş noktasını geçip sözü bırakmaması, onun dinlemek istemediğini gösterir. Sıranın kime gittiğini izlemek, bir sahnenin güç haritasını çıkarmanın en kısa yoludur.
Bir uyarı da var. Bu model gündelik konuşma için kuruldu. Mahkeme, sınıf, tören ve toplantı gibi ortamların kendi sıra kuralları vardır: söz verilir, söz istenir, sıra önceden belirlenir. Bir sahne bu ortamlardan birinde geçiyorsa, gündelik kural ile kurumun kuralı arasındaki gerilim sahnenin kendisi olabilir.
Sahnede
Kalem Odası'nda bir sabah. Meral Hanım odaya bir soru atıyor ve sıranın kime gideceğini kimse bilmiyor.
İÇ. ADLİYE, KALEM ODASI — SABAH. Meral Hanım masasında. Ozan bilgisayarının başında. Cemil Efendi kapının yanında, elinde liste.
MERAL
Yılmaz dosyasının bilirkişi raporu geldi mi?
CEMİL
Gelmedi, ben sabah—
OZAN
Ben dün akşam—
İkisi de susuyor. Ozan, Cemil'e bakıyor.
CEMİL
Buyur evladım.
OZAN
Yok, siz söyleyin.
MERAL
Ozan. Dün akşam ne?
OZAN
Dün akşam bilirkişi aradı. Raporu bu hafta göndereceğini söyledi.
MERAL
Bana neden söylemedin?
Ozan cevap vermiyor. Cemil listesine bakıyor.
MERAL
Peki. Bundan sonra söylersin.
Meral'in sorusu kimseyi seçmiyor. Odaya atılmış bir soru. Bu yüzden iki kişi aynı anda söze giriyor ve biri çekilmek zorunda. Cemil yaşça büyük, Ozan yeni. Kural ilk başlayanın sözü alacağını söylüyor ama ikisi de geri adım atıyor. Bu, sıra kuralının üstüne binen bir nezaket kuralı. Ozan'ın «Yok, siz söyleyin» demesi onun ilk haftasında nereye konduğunu gösteriyor.
Sonra Meral bir seçim yapıyor. Ozan'ı adıyla çağırıyor ve yarım kalan cümlesini soruyor. Bu tek kelime, sıranın kimde olduğunu belirlerken, Meral'in kimin bilgisini önemsediğini de gösteriyor.
Asıl an sondan bir önceki replikte. «Bana neden söylemedin?» Ozan seçilmiş, sıra onun. Ama cevap vermiyor. Bu boşluk, odadaki herkesin duyduğu bir boşluk. Cemil'in listesine bakması, o boşluğun ağırlığını taşımamak için başka yere bakmak. Sonunda Meral kendi sırasını kendisi alıyor ve konuyu kapatıyor. Bir azar yok, bir özür yok. Ama ikisi de olmuş.
İki sürüm
Şükrü Usta'nın evinde akşam yemeği. Sofrada Şükrü, Sevgi ve Kerem var. Sevgi, plakayı almak isteyen Kerem'e doğrudan bir soru soruyor.
İlk taslak
SEVGİ
Kerem, ayda ne kadar ödeyebilirsin?
KEREM
Ayda belki beş bin ödeyebilirim abla.
SEVGİ
Bu yeterli olur mu baba?
ŞÜKRÜ
Bilmiyorum, düşünmem lazım.
Yeniden yazım
SEVGİ
Kerem, ayda ne kadar ödeyebilirsin?
ŞÜKRÜ
Yemeğini ye.
SEVGİ
Kerem'e sordum, baba.
ŞÜKRÜ
Kerem de yemeğini yesin.
Kerem kaşığını bırakıyor, sonra yeniden alıyor. Bir şey demiyor.
SEVGİ
Peki.
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Gündelik konuşmada söz, kimsenin yönetmediği ama herkesin izlediği bir düzenle el değiştirir.
- Söz, konuşanın bir birimi tamamladığı sıra geçiş noktasında el değiştirebilir.
- Konuşan bir sonrakini seçebilir; seçmezse ilk başlayan sözü alır; kimse başlamazsa konuşan devam edebilir.
- Senaryoda sıra kendiliğinden düzgündür; kuralın çiğnendiği an bir karakter bilgisidir.
- Seçilmemiş birinin söze girmesi ve seçilmiş birinin susması, sahnenin güç haritasını gösterir.
İlk taslakta sıra kurala göre işliyor. Sevgi Kerem'i seçiyor, Kerem cevap veriyor. Sevgi babasını seçiyor, baba cevap veriyor. Her şey düzgün, sahne bir sorgu formu gibi. Bilgi de geliyor: Kerem beş bin ödeyebilir, Şükrü düşünecek.
Yeniden yazımda kuralı Şükrü çiğniyor. Sevgi Kerem'i adıyla seçiyor ama sözü Şükrü alıyor. Seçilmemiş birinin söze girmesi kendi başına bir bilgi: bu sofrada sözün kime ait olduğuna Şükrü karar veriyor. Sevgi bunu fark ediyor ve sırayı yeniden Kerem'e vermeye çalışıyor. Şükrü ikinci kez araya giriyor. Kerem ise iki kez seçildiği hâlde hiç konuşmuyor. Onun susması da sahnenin bir repliği. Kaşığı bırakıp yeniden alması, söylemek isteyip vazgeçtiği cümlenin yerine geçiyor.
Bilgi kayboldu mu? Kerem'in ne kadar ödeyebileceğini öğrenemedik. Ama çok daha önemli bir şey öğrendik. Şükrü plaka konusunun sofrada, kızının önünde konuşulmasını istemiyor. Belki kararını çoktan verdi, belki Kerem'i Sevgi'nin sorgusundan koruyor. Seyirci şimdi bunu merak ediyor.
Ekranda
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışGerçekçi diyalog, sıranın düzgün işlediği diyalogdur.
Gündelik konuşma düzenlidir ama kusursuz değildir. Çakışmalar, kısa boşluklar, aynı anda başlayıp geri çekilmeler olur. Hiç kimsenin kimsenin sözünü kesmediği bir sahne, kuralın değil yazarın sahnesidir.
Yaygın yanlışSözü kesmek kabalıktır, karakteri olumsuz gösterir.
Söz kesmek bağlama göre güç, heyecan, yakınlık ya da yardım olabilir. Birinin cümlesini tamamlamak bazen en yakın ilişkinin işaretidir. Söz kesmenin tek bir anlamı yoktur; anlamı ilişkiden ve andan gelir.
Yaygın yanlışSessizlik konuşmanın yokluğudur.
Seçilmiş birinin susması bir cevaptır ve odadaki herkes onu duyar. Senaryoda bu sessizliği yazmak, bir repliği yazmak kadar bilinçli bir karardır.
Kendi sahnende
Özet
- Gündelik konuşmada söz, kimsenin yönetmediği ama herkesin izlediği bir düzenle el değiştirir.
- Söz, konuşanın bir birimi tamamladığı sıra geçiş noktasında el değiştirebilir.
- Konuşan bir sonrakini seçebilir; seçmezse ilk başlayan sözü alır; kimse başlamazsa konuşan devam edebilir.
- Senaryoda sıra kendiliğinden düzgündür; kuralın çiğnendiği an bir karakter bilgisidir.
- Seçilmemiş birinin söze girmesi ve seçilmiş birinin susması, sahnenin güç haritasını gösterir.
Kendini sına
- Sıra geçiş noktası nedir ve dinleyen onu nasıl sezer?
- Kalem Odası sahnesinde Ozan'ın «Bana neden söylemedin?» sorusuna cevap vermemesi neden bir replik gibi işliyor?
- Akşam yemeği sahnesinin yeniden yazımında Şükrü sıra kuralını nasıl çiğniyor ve bu ne anlatıyor?
Yanıtlar
- Konuşanın bir birimini, yani bir kelimeyi, öbeği ya da cümleyi tamamladığı ve sözün başka birine geçebileceği andır. Dinleyen onu cümlenin kuruluşundan, sesin inişinden ve sorunun soru olmasından önceden sezer.
- Çünkü Meral onu doğrudan seçmiştir ve sıra ondadır. Seçilen kişinin susması odadaki herkesin duyduğu bir boşluk yaratır. Cevap vermemek, hatayı kabul etmenin ama söyleyememenin biçimidir.
- Sevgi Kerem'i adıyla seçtiği hâlde sözü iki kez Şükrü alıyor. Seçilmemiş birinin söze girmesi, sofrada sözün kime ait olduğuna Şükrü'nün karar verdiğini ve plaka konusunun kızının önünde konuşulmasını istemediğini gösteriyor.
Sonraki derse köprü
Sözün el değiştirdiği noktayı gördük. Ama bazı sözler, cevabı kendi içinde çağırır. Bir soru bir cevap ister, bir selam bir selam, bir davet bir kabul ya da ret. Sonraki ders bu çiftleri inceliyor: bitişik çiftler. İkinci parça gelmediğinde sahnede ne olur?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.