İçeriğe geç

0.4 · Seviye 0 · Kulak

Sesli okumak

Diyaloğu yüksek sesle okuyup takıldığı yeri işaretler; gözün kaçırdığını kulağın yakaladığını görür

Diyalog Akademisi · Diyaloğa Hazırlık · 1.566 kelime · 14 replik · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Açılış

Gece yarısı. Bir yazar boş evde kendi kendine konuşuyor. Komşu duysa tuhaf bulur. Önce bir annenin sesiyle bir cümle söylüyor, sonra oğlunun sesiyle cevap veriyor. Bir yerde duruyor. Aynı cümleyi bir daha söylüyor, bu kez daha yavaş. Sonra kalemi alıp iki kelimeyi siliyor.

Bu sahne diyalog yazanların çoğuna tanıdıktır. Dışarıdan bakan için delilik gibi görünür. İçeriden bakan için en ucuz ve en dürüst sınavdır.

Göz bir cümleyi okurken onu tamamlar. Eksik harfi koyar, fazla kelimeyi atlar, takılacağı yerden kayıp geçer. Kulak bunu yapmaz. Bu ders yazarın kendi diyaloğunu sesli okuyarak nasıl sınayacağını anlatıyor: ne zaman, nasıl ve neye kulak vererek.

Tek fikir

Diyalog söylenmek için yazılır. Bir repliği yazdığın gibi söyleyemiyorsan, oyuncu da söyleyemez; seyirci de duyamaz.

Kavram

Sessiz okumada göz yazarın tarafındadır. Ne demek istediğini bildiğin için cümleyi doğru okursun. Vurguyu doğru yere koyar, uzun bir yan cümleyi tek nefeste anlarsın. Sesli okumada ise kendi ağzın bir yabancı gibi davranır. Nefesin bittiği yerde durur. Söylenmesi zor bir ses kümesinde takılır. İki kez aynı kelimeyi söylediğinde bunu duyar.

Sesli okumanın ilk yakaladığı şey nefestir. Bir replik bir nefeste söylenebilir mi? Söylenemiyorsa nerede nefes alınacak? Uzun replik yasak değildir. Ama nefes yerini sen belirlemezsen oyuncu belirler ve çoğu zaman anlamın bölünmemesi gereken yerden böler.

İkinci olarak söylenişi yakalar. Türkçe eklemeli bir dil ve ek zincirleri kâğıtta masum durur. «Sözleşmeye bağlanmasının gerekliliğinin» gibi bir öbek gözle okunur, ağızla zor söylenir. Aynı ünsüzün üst üste geldiği cümleler de böyledir. Bu takılmalar bazen karakterin sesidir. Heyecanlı birinin dili dolaşabilir. Ama çoğu zaman yazarın fark etmediği bir pürüzdür.

Üçüncü olarak tekrarı yakalar. Göz aynı kelimenin üç satır arayla iki kez geçtiğini görmez. Kulak duyar. Bazen tekrar kasıtlıdır ve karakteri kurar. Bazen yalnız yazarın kelime dağarcığının daralmasıdır.

Dördüncü olarak yalanı yakalar. Bu en önemli olanıdır. Sesli okurken bir yerde yüzün buruşur. Cümle doğrudur ama kimsenin ağzından çıkmayacak bir cümledir. İlk derste masa okumasında oyuncunun durduğu yer buydu. O duraklamayı oyuncudan önce kendin yaşamak, yazarın en büyük avantajıdır.

Sesli okumanın da yöntemleri var. En basiti bütün sahneyi tek başına, her karakterin sesine girmeden okumaktır. Bu nefes ve söyleniş sorunlarını yakalar. İkincisi bir karakterin bütün repliklerini, öteki karakterleri atlayarak sırayla okumaktır.

Hat okuması şaşırtıcı sonuçlar verir. Bir karakterin repliklerini yan yana okuduğunda, onun ilk sahnede kısa ve kuru konuştuğunu, beşinci sahnede birden yazarın uzun ve süslü cümlelerine geçtiğini duyarsın. Sessiz okumada bu kayma görünmez, çünkü araya giren öteki replikler onu örter.

Üçüncü yöntem en zor olanıdır: sahneyi başkasına okutmak. Metni ilk kez görecek biri, senin bildiğin hiçbir şeyi bilmez. Vurguyu nereye koyacağını, nerede duracağını yalnız sayfadan çıkarır. Onun yanlış okuduğu yer, sayfanın yanlış söylediği yerdir.

Kendi sesini kaydedip dinlemek de bir yöntemdir. Kendi sesini dinlemek çoğu kişiye tuhaf gelir ama okurken kaçırdığın şeyleri dinlerken yakalarsın. Bu, başkasının konuşmasını izinsiz kaydetmekle ilgili değil; kendi metnini kendi sesinle sınamak.

Peki ne zaman? Yazarken her cümleden sonra sesli okumak akışı keser. Çoğu yazar sahneyi önce bir kerede yazar, sonra durup sesli okur. Taslak bittiğinde bütün senaryoyu bir oturuşta sesli okumak ayrı bir iştir. O okumada tek tek repliklerden çok sahneler arası tempo duyulur: hangi sahnede konuşmanın uzadığı, hangisinde hiç kimsenin susmadığı. Bir de son okuma var: metni başkasına göndermeden hemen önce. O okumada yalnız bir şeye bakılır. Hâlâ yüzünü buruşturduğun bir cümle var mı?

Son olarak sesli okumanın bir tuzağı var: oyunculuk yapmak. Yazar kendi repliğini okurken çoğu zaman onu kurtarır. Zayıf bir cümleyi doğru tonla, doğru duraksamayla söyleyince cümle iyi duyulur. Ama sayfada o ton yoktur. Sesli okurken mümkün olduğunca düz oku. Düz okunduğunda da çalışan replik, sayfada çalışıyordur.

Sahnede

Plakanın Kerem'e satılma ihtimali Sevgi'yi masaya oturtmuş: şimdiden bir satış metni hazırlıyor. Durak kahvesinde Kerem'le karşılıklı oturuyorlar. Nazmi tezgâhta.

İÇ. DURAK KAHVESİ — ÖĞLE. Sevgi bir masada, önünde açık bir dosya. Kerem karşısında, çayını karıştırıyor.

SEVGİ

Babam satarsa her şeyin yazılı olmasını istiyorum. Ödeme planı, gecikme olursa ne olacağı, sigorta, hepsi.

KEREM

Abi daha bir şey demedi ama.

SEVGİ

Diyecek. Dediği gün de elimizde bir metin olacak.

KEREM

Abla, ben yazı bilmem. Ben direksiyon bilirim.

SEVGİ

O yüzden ben yazıyorum.

NAZMİ

(tezgâhtan)

Kızım, Şükrü'ye kâğıt gösterme. Sözle başla.

SEVGİ

Sözle başlanan işi sonra kimse hatırlamıyor, Nazmi amca.

NAZMİ

Burada herkes hatırlar.

Sevgi dosyayı kapatıyor.

Bu sahneyi sesli okuduğunda ilk duyduğun, Sevgi'nin ilk repliğinin uzunluğu olur. Bir liste: ödeme planı, gecikme, sigorta, hepsi. Sessiz okumada bu bir bilgi gibi geçer. Sesli okumada bir ritim kazanır. Sevgi sayıyor. Bu, onun dünyayı kavrama biçimi. Bir avukat korktuğunda madde madde düşünür. Yani bu uzun replik bir pürüz değil, karakterin sesi.

Kerem'in repliğini sesli oku: «Ben yazı bilmem. Ben direksiyon bilirim.» İki kısa cümle, aynı kalıpla kurulmuş. Ağızda bir denge var ve bu denge esprili bir savunma gibi duyuluyor. Sessiz okumada bu ritim yarı yarıya kaybolur.

Nazmi'nin son repliğinde ise kulak başka bir şey yakalar. «Burada herkes hatırlar.» Bu cümle Şükrü'nün otogarda kızına söylediği «Herkes hatırlıyor» cümlesinin bir yankısı. Sevgi'nin gelmediğini mahallenin unutmadığını, bu kez bir başkasının ağzından duyuyoruz. Hat okuması yapan bir yazar bu yankıyı ya bilerek korur ya da tesadüfse kaldırır. Ama önce onu duyması gerekir.

İki sürüm

Aynı konuşmanın göz için yazılmış bir taslağı.

İlk taslak

SEVGİ

Ödeme planının sözleşmeye bağlanmasının ve gecikme durumunda uygulanacak yaptırımların önceden belirlenmesinin hepimiz için daha sağlıklı olacağını düşünüyorum.

KEREM

Şükrü Usta şu sıralar şehirde şöyle bir şey söylemedi ama.

SEVGİ

Söyleyecektir, söylediği zaman söylediklerinin kayıtta olması gerekir.

Yeniden yazım

SEVGİ

Her şeyin yazılı olmasını istiyorum. Ödeme planı, gecikme olursa ne olacağı, hepsi.

KEREM

Abi daha bir şey demedi ama.

SEVGİ

Diyecek. Dediği gün de elimizde bir metin olacak.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Göz cümleyi tamamlar; kulak takıldığı yerde durur.
  2. Sesli okuma nefesi, söylenişi, tekrarı ve kimsenin ağzından çıkmayacak cümleyi yakalar.
  3. Hat okuması bir karakterin sesinin tutarlı olup olmadığını gösterir.
  4. Soğuk okuma, sayfanın senin bilgin olmadan neyi söylediğini gösterir.
  5. Düz oku; zayıf repliği tonla kurtarmak, sorunu gizlemektir.

İlk taslağı sessiz oku: anlaşılır. Hatta Sevgi'nin bir avukat olduğunu iyi gösteriyor gibi. Şimdi sesli oku. İlk replikte ek zinciri bir yokuşa dönüyor: «bağlanmasının», «belirlenmesinin». Nefes cümlenin ortasında bitiyor. Kerem'in repliğinde ş sesi dört kez üst üste geliyor ve dil dolaşıyor: «Şükrü», «şu», «şehirde», «şöyle». Sevgi'nin son repliğinde ise «söyle» kökü üç kez tekrarlanıyor. Göz bunların hiçbirini yakalamadı.

Yeniden yazımda Sevgi yine bir avukat gibi konuşuyor. Ama bunu ek zinciriyle değil, liste yapmasıyla gösteriyor. Kerem'in cümlesi «abi» ile başlıyor ve kısa. Sevgi'nin son repliği iki cümleye bölünmüş: kısa bir hüküm ve ardından bir açıklama. Her replik tek nefeste söylenebiliyor. Anlam aynı, ağız rahat.

Ekranda

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışİçimden okudum, yeter.
Doğrusu

İç ses gözün tarafındadır. Takılacağın yerden kayıp geçer, nefesin bittiği yeri hissetmez. Sesli okumanın yerini sessiz okuma tutmaz; dudakların kıpırdaması bile yetmez, ses çıkmalıdır.

Yaygın yanlışTakıldığım her yeri düzeltmeliyim.
Doğrusu

Bazen takılma karakterin sesidir. Heyecanlı, korkmuş ya da yalan söyleyen birinin dili dolaşır. Ozan'ın ilk günkü «Ben... Ozan. Zabıt kâtibi. Yeni.» cümlesi kasten tökezler. Mesele takılmanın senin kararın olup olmadığıdır.

Yaygın yanlışSesli okumayı oyuncular yapar, yazarın işi değil.
Doğrusu

Masa okumasına kadar beklemek, sorunu en pahalı anda bulmak demektir. Oyuncunun durduğu yerde yazarın durmuş olması gerekir. Üstelik oyuncu zayıf bir repliği tonuyla kurtarabilir ve sorun hiç görünmez.

Kendi sahnende

Özet

  1. Göz cümleyi tamamlar; kulak takıldığı yerde durur.
  2. Sesli okuma nefesi, söylenişi, tekrarı ve kimsenin ağzından çıkmayacak cümleyi yakalar.
  3. Hat okuması bir karakterin sesinin tutarlı olup olmadığını gösterir.
  4. Soğuk okuma, sayfanın senin bilgin olmadan neyi söylediğini gösterir.
  5. Düz oku; zayıf repliği tonla kurtarmak, sorunu gizlemektir.

Kendini sına

  1. Hat okuması, bütün sahneyi okumanın göremediği neyi gösterir?
  2. Durak kahvesi sahnesinde Sevgi'nin uzun ilk repliği neden bir pürüz değil de karakterin sesi sayılıyor?
  3. İlk taslakta Kerem'in repliği sesli okunduğunda hangi sorun ortaya çıkıyor?

Yanıtlar

  1. Bir karakterin replikleri arka arkaya okunduğunda, karakterin bir yerde sesini kaybedip yazarın ya da başka bir karakterin ağzıyla konuşmaya başladığı duyulur. Bütün sahne okunurken araya giren öteki replikler bu kaymayı örter.
  2. Çünkü bu uzunluk bir ek zincirinden değil bir listeden geliyor. Sevgi korktuğunda madde madde düşünüyor; sesli okununca bu sayma bir ritim kazanıyor ve onun dünyayı kavrama biçimini gösteriyor.
  3. Ş sesi dört kez üst üste geliyor ve dil dolaşıyor. Sessiz okumada fark edilmeyen bu pürüz, oyuncunun ağzında sahneyi durdurur.

Sonraki derse köprü

Artık bir sahneyi dinleyebiliyorsun, sayfaya dizebiliyorsun ve sesli okuyarak sınayabiliyorsun. Sıra ilk sahneni yazmaya geldi. Sonraki derste iki kişinin bulunduğu, birinin ötekinden bir şey istediği iki sayfalık bir sahne yazacaksın. O sahne akademinin sonunda seni bekleyecek.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.