İçeriğe geç

0.3 · Seviye 0 · Kulak

Sayfada diyalog

Karakter adı, parantez içi yönerge, eylem arası, sahne dışı ses ve devam işaretinin sayfadaki yerini öğrenir

Diyalog Akademisi · Diyaloğa Hazırlık · 1.603 kelime · 15 replik · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Açılış

Bir müzisyen notayı okuduğunda yalnız sesleri değil, aralarındaki susuşları da okur. Nerede nefes alacağını, nerede hızlanacağını kâğıt söyler. Senaryo sayfası da oyuncu için böyle bir kâğıttır.

Aynı repliği iki sayfada düşün. Birinde Meral Hanım «Otur» der ve ardından dosyayı masaya bırakır. Öbüründe önce dosyayı masaya bırakır, sonra «Otur» der. Kelime aynı. Sahne aynı. Ama birincisinde Meral emir veriyor, ikincisinde bir hükmü bildiriyor. Farkı yaratan, eylem satırının repliğin önüne mi arkasına mı konduğudur.

Diyalog sayfada yaşar ve sayfanın biçimi diyaloğun anlamına karışır. Bu ders o biçimi bir yazım kuralı listesi olarak değil, diyaloğun bir aracı olarak ele alıyor.

Tek fikir

Sayfadaki her işaret, bir oyuncuya ve bir okuyucuya repliğin nasıl duyulacağını söyler. Biçim, diyaloğun sessiz yönetmenidir.

Kavram

Senaryo Akademisi'nde karakter adı ve diyalog düzeni dersi bu biçimin parçalarını tek tek tanıtıyor: karakter adı, diyalog metni, parantez içi, ses dışı, dış ses, konuşmanın devamı ve üst üste konuşma. Orada parantez içinin yalnız anlamı düzeltmek, kime söylendiğini göstermek ve kısa bir eylemi belirtmek için kullanıldığı da anlatılıyor. Bu akademi o bilgiyi biliniyor sayıyor ve bir soru soruyor: bu parçalar diyaloğun ritmini ve anlamını nasıl değiştirir?

İlk araç eylem satırıdır. Bir karakterin konuşması bir eylemle bölündüğünde, okur ve oyuncu orada bir an durur. Durma bir boşluk açar. O boşlukta seyirci karakterin yüzüne bakar. Bu yüzden eylemin nereye konduğu bir yazım tercihi değil, bir anlam kararıdır.

Eylem arasını üç yere koyabilirsin. Repliğin önüne konan eylem, sözü hazırlar: karakter önce bir şey yapar, sonra konuşur ve söz o eylemin üstüne düşer. Repliğin arkasına konan eylem sözü yorumlar: söz söylenmiştir, şimdi karakterin ondan sonra ne yaptığına bakarız. Repliğin ortasına konan eylem ise sözü ikiye böler. İkinci yarı, ilk yarıdan sonra bir şeyin değiştiğini gösterir. Karakter bir şey gördü, bir karar verdi ya da kendini durdurdu.

İkinci araç parantez içidir. Senaryo Akademisi'nin sözüyle ölçüsü şudur: sildiğinde anlam değişmiyorsa fazladır. Buna bir ritim gözlemi ekleyelim. Parantez içi oyuncuya okurken bir kesinti olarak gelir. Her replikte bir parantez varsa sayfa kekeler. Bu yüzden parantezin en verimli kullanımı yön değişimidir: aynı konuşmada karakter bir kişiden ötekine döndüğünde, ya da telefona konuşurken odadakine bir şey söylediğinde. Duyguyu değil, adresi taşır.

Üçüncü araç devam işaretidir. Bir karakterin konuşması bir eylem satırıyla bölündükten sonra sürüyorsa, ikinci bloğun üstündeki adın yanında «devam» yazılır. Küçük bir işarettir ama bir şey söyler: konuşma kesilmedi, yalnız ara verildi. Oyuncu nefesini tutar, cümle askıda kalır. Devam işareti unutulursa okur yeni bir replik başladığını sanabilir ve ritim değişir.

Dördüncü araç sesin kaynağıdır. Sahne dışından gelen bir ses, odadaki herkesin duyduğu ama görmediği biridir. Koridordan seslenen mübaşir, mutfaktan cevap veren anne, kapının arkasından konuşan çocuk. Diyalog açısından önemli olan, bu sesin sahnedeki dengeyi nasıl değiştirdiğidir. Görünmeyen biri konuştuğunda odadakilerin konuşması kesilir, yön değiştirir ya da fısıltıya döner.

Son olarak Türkiye'de senaryo biçimi için tek bir resmî standart yoktur. Kimi yazar karakter adını ortalar, kimi sola yaslar. Kimi kısaltmaları İngilizce bırakır, kimi Türkçeleştirir. Diyalog açısından kural tektir: bir metin içinde tutarlı ol. Okur bir işareti bir kez öğrendiğinde, onun her seferinde aynı şeyi söylemesini bekler.

Bu akademide sahneler senaryo sayfası düzeninde gösterilir. Karakterin adı ortada ve büyük harfle durur, parantez içi adın altında küçük harfle, sahne tarifi ise tam genişlikte. Ders metninde bir sahne geçtiğinde onu bir senaryo sayfası gibi oku: önce kimin konuştuğuna, sonra eylemin nereye düştüğüne bak.

Sahnede

Kalem Odası'ndan bir öğleden sonra. Meral Hanım, ilk haftasındaki Ozan'a dosya dolabını gösteriyor. Telefon çalıyor.

İÇ. ADLİYE, KALEM ODASI — ÖĞLEDEN SONRA. Meral Hanım dosya dolabının açık kapağının önünde. Ozan arkasında, elinde not defteri.

MERAL

Bu raf bu ayın duruşmaları. Alttaki ertelenenler. En alttaki...

Telefon çalıyor. Meral açıyor, dolaptan gözünü ayırmadan.

MERAL

(telefona)

Kalem. ... Hayır, rapor gelmedi. ... Gelince ararız.

Telefonu kapatıyor. En alt rafa eğiliyor, tozlu bir klasörü çekip çıkarıyor.

MERAL

(devam)

En alttaki de bunlar. Kimse sormaz. Sen de sorma.

CEMİL

(sahne dışı, koridordan)

Meral Hanım! Yılmazlar yine geldi!

Meral klasörü yerine itiyor. Kapağı kapatıyor.

MERAL

(Ozan'a)

Defteri kapat. Bunu yazmıyoruz.

OZAN

Neyi?

MERAL

İşte onu.

Bu kısa sahnede biçimin her aracı bir iş görüyor. Meral'in ilk konuşması yarıda kalıyor: «En alttaki...» Telefon araya giriyor. Telefona söylenenler parantezle ayrılmış, çünkü Meral aynı anda iki yere konuşuyor ve okurun bunu bilmesi gerek.

Asıl iş eylem arasında. Meral telefonu kapatıyor ve hemen konuşmuyor. Önce eğiliyor, tozlu klasörü çıkarıyor. Bu eylem, ardından gelen «En alttaki de bunlar» cümlesini değiştiriyor. Meral'in yarıda kalan cümlesi artık bir rafın tanıtımı değil. Gözümüzün önünde çıkarılmış, tozlu bir şeyin tanıtımı. Devam işareti de konuşmanın bölünmediğini, yalnız ertelendiğini söylüyor.

Sonra görünmeyen bir ses giriyor. Cemil Efendi koridordan bağırıyor ve odadaki konuşma yön değiştiriyor. Meral'in son iki repliği Cemil'in sesine bir tepki: klasör kapanıyor, defter kapanıyor. «Bunu yazmıyoruz» repliğinin parantezi duyguyu söylemiyor, kime söylendiğini söylüyor. Ozan'ın «Neyi?» sorusuna Meral'in cevabı ise sayfanın en kısa repliği ve en çok şey saklayanı.

İki sürüm

Aynı anın, parantezlerin her şeyi taşıdığı bir taslağı.

İlk taslak

MERAL

(sabırsızca, dolabı göstererek)

Bu raf bu ayın duruşmaları. (alt rafı göstererek) Alttaki ertelenenler.

MERAL

(telefon çalar, açar, sıkılmış bir ses tonuyla)

Hayır, rapor gelmedi.

MERAL

(telefonu kapatır, eğilir, tozlu bir klasör çıkarır, gizemli bir şekilde)

En alttaki de bunlar. Kimse sormaz.

CEMİL

(bağırarak)

Meral Hanım! Yılmazlar yine geldi!

MERAL

(telaşla, klasörü yerine iterek, endişeli)

Defteri kapat. Bunu yazmıyoruz.

Yeniden yazım

MERAL

Bu raf bu ayın duruşmaları. Alttaki ertelenenler. En alttaki...

Telefon çalıyor. Meral açıyor, dolaptan gözünü ayırmadan.

MERAL

(telefona)

Kalem. ... Hayır, rapor gelmedi.

Telefonu kapatıyor. En alt rafa eğiliyor, tozlu bir klasörü çekip çıkarıyor.

MERAL

(devam)

En alttaki de bunlar. Kimse sormaz.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Sayfa bir partisyon gibi çalışır; biçim repliğin nasıl duyulacağını söyler.
  2. Eylem arasının yeri anlamı değiştirir: önde sözü hazırlar, arkada yorumlar, ortada ikiye böler.
  3. Parantez içinin en verimli işi yön değişimidir; duygu değil adres taşır.
  4. Devam işareti bölünen konuşmanın sürdüğünü, görünmeyen ses ise odadaki dengenin değiştiğini söyler.
  5. Tek bir resmî biçim yoktur; bir metin içinde tutarlı olmak yeter.

İlk taslakta her şey parantezin içinde. Duygular orada: sabırsızca, sıkılmış, gizemli, telaşla, endişeli. Eylemler de orada: telefon çalıyor, açıyor, eğiliyor, klasörü çıkarıyor. Sonuç, okunması yorucu ve oynaması zor bir sayfa. Oyuncu her replikte beş talimat okuyor. Okur ise neyin önemli olduğunu seçemiyor, çünkü her şey aynı küçük harflerle aynı yere yığılmış.

Yeniden yazımda duyguların hepsi gitmiş. Eylemler kendi satırlarına taşınmış. Böylece okur her eylemi ayrı bir an olarak görüyor ve sıralarını izliyor: telefon, kapanış, eğilme, klasör. Geriye kalan parantezler yalnız iki şey söylüyor. Biri konuşmanın telefona gittiğini, öbürü bölünen konuşmanın sürdüğünü. Meral'in sabırsızlığı ya da gizemliliği yazılmamış. Ama yarıda kalan cümle, gözünü dolaptan ayırmadan telefona cevap vermesi ve tozlu klasör bunları zaten söylüyor.

Ekranda

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışParantez içi, eylem yazmak için kısa bir yoldur.
Doğrusu

«(kalkar, pencereye gider, perdeyi açar, döner)» bir parantez değil, sıkıştırılmış bir eylem satırıdır. Parantezin içine giren eylem okurun gözünden kaçar ve ritmi bozar. Bir harekette sahnenin ağırlığı varsa kendi satırına çıkar.

Yaygın yanlışHer repliğin arasına bir eylem koymak sahneyi canlandırır.
Doğrusu

Eylem arası bir duraksamadır. Her repliğin arasında duraksama olursa konuşma hiç akmaz. Sahne kekeler. Eylem arası, bir şeyin değiştiği yerde kullanıldığında güç kazanır.

Yaygın yanlışBiçim yazım işidir, diyaloğun kendisiyle ilgisi yoktur.
Doğrusu

Aynı kelimeler eylemin yerine göre başka bir şey söyler. Eylem önceyse söz bir hükümdür, sonraysa bir sonuç. Biçim kararını vermeyen yazar, o kararı farkında olmadan oyuncuya ve kurgucuya bırakır.

Kendi sahnende

Özet

  1. Sayfa bir partisyon gibi çalışır; biçim repliğin nasıl duyulacağını söyler.
  2. Eylem arasının yeri anlamı değiştirir: önde sözü hazırlar, arkada yorumlar, ortada ikiye böler.
  3. Parantez içinin en verimli işi yön değişimidir; duygu değil adres taşır.
  4. Devam işareti bölünen konuşmanın sürdüğünü, görünmeyen ses ise odadaki dengenin değiştiğini söyler.
  5. Tek bir resmî biçim yoktur; bir metin içinde tutarlı olmak yeter.

Kendini sına

  1. Bir eylem arası repliğin önüne ya da arkasına konduğunda anlam nasıl değişir?
  2. Kalem Odası sahnesinde Meral'in «(devam)» işaretli repliği neden yeni bir replik değil?
  3. İlk taslaktaki parantezlerin sayfaya verdiği iki zarar nedir?

Yanıtlar

  1. Önde duran eylem sözü hazırlar; karakter önce bir şey yapar ve söz o eylemin üstüne düşer. Arkada duran eylem sözü yorumlar; söz söylenmiştir ve karakterin ondan sonra ne yaptığı sözün anlamını belirler.
  2. Çünkü Meral'in yarıda kalan cümlesi telefon ve eğilme eylemiyle yalnız ertelenmiştir. Devam işareti oyuncuya ve okura konuşmanın kesilmediğini, aradaki eylemden sonra aynı cümlenin sürdüğünü söyler.
  3. Birincisi okunurluğu bozar: eylemler ve duygular küçük harflerle aynı yere yığılır, okur neyin önemli olduğunu seçemez. İkincisi oyuncunun işini elinden alır: sabırsızlık, gizem ve telaş yazılmış olduğu için oyuncuya bulacak bir şey kalmaz.

Sonraki derse köprü

Sayfadaki her işaret repliğin nasıl duyulacağını söylüyor. Ama bunu sınamanın tek yolu onu duymak. Sonraki ders yazarın en ucuz ve en acımasız aracını açıyor: sesli okumak. Göz bir cümlenin üzerinden kayıp geçer; kulak ise takıldığı yerde durur.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.