Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Daodejing'in önemli bir kısmı yöneticilere seslenir ve wu wei, De, ziran gibi kavramları bir siyaset kuramına dönüştürür.
- Elli yedinci, yetmiş dördüncü ve yetmiş beşinci bölümler az yasak, az vergi ve sınırlı ceza savunur; sekseninci bölüm küçük ve kendine yeten bir topluluk hayal eder.
- Shiji'deki Cao Can kaydı, Huang-Lao öğretisinin bir yöneticinin elinde "dinginlik ve kendiliğinden düzen" ilkesi olarak uygulandığını gösterir.
- Üçüncü ve altmış beşinci bölümlerdeki halkı "bilgisiz" ve "saf" tutma dizeleri bir denetim tekniği olarak da, Wang Bi'nin okumasıyla bir arınma öğüdü olarak da okunabilir.
- Bu iki bölüm Guodian levhalarında yoktur; Daodejing'in siyaset kuramı metin büyüdükçe yöneticinin kendini sınırlamasından halkı yönetme tekniklerine doğru genişlemiş olabilir.
Açılış sahnesi
Han hanedanı yeni kurulmuştu ve ülke yıllar süren savaşlardan bitkin çıkmıştı. Doğudaki Qi bölgesini yönetmek, imparatorun en güvendiği komutanlardan Cao Can'a verildi. Cao Can işe bölgenin bilginlerini çağırarak başladı. Yüzlerce kişi geldi ve her biri halkı nasıl yönetmesi gerektiğine dair başka bir öğüt verdi. Cao Can bu kalabalık seslerin arasında ne yapacağını bilemedi.
Sonra Jiaoxi'de yaşayan, Gai Gong adında, Sarı İmparator ile Laozi'nin öğretisini iyi bilen yaşlı bir adamın adını duydu. Ona değerli hediyeler gönderip yanına çağırdı. Gai Gong'un öğüdü kısaydı: yönetimde değerli olan dinginlik ve sadeliktir; yönetici dingin kalırsa halk kendiliğinden düzene girer. Cao Can bu öğüdü benimsedi. Yönetim binasının en iyi odasını Gai Gong'a verdi ve bölgeyi onun ilkesine göre yönetti.
Cao Can Qi'yi dokuz yıl yönetti ve bölge huzura kavuştu. Daha sonra imparatorluğun başbakanı oldu. Önceki başbakan Xiao He'nin koyduğu kuralların hiçbirini değiştirmedi; günlerini şarap içerek geçirdi ve kendisine yeni bir şey yapmasını öğütleyenleri sofrasına davet edip konuşmayı başka yöne çevirdi. Halk onun için bir şarkı yaktı: Xiao He kuralları koydu, Cao Can onları korudu; halk huzur içinde. Sima Qian'ın aktardığı bu hikâye, Daodejing'in bir yönetim kitabı olarak nasıl okunduğunu, bir devletin gerçekten bu kitapla yönetildiği bir anı gösteriyor.
Bu derste ne olacak
İlk olarak Daodejing'in ne kadarının bir yöneticiye hitap ettiğini göreceğiz; metnin büyük bir kısmı aslında bir siyaset kitabıdır. Ardından bu siyasetin temel ilkelerine bakacağız: az müdahale, az vergi, az yasak ve dingin bir yönetici. Sonra metnin en çok tartışılan dizelerine geleceğiz: bilge yöneticinin halkını "bilgisiz" ve "arzusuz" tutması gerektiğini söyleyen bölümler. Bu dizelerin halkı kurnazlıktan kurtarmaya mı, yoksa onu sorgusuz yönetmeye mi yöneldiğini, yorumcuların ve metin tarihinin gözünden tartışacağız. Ders bittiğinde Daodejing'i bir kişisel bilgelik kitabı olarak değil, bir yönetim kuramı olarak da okuyabileceksin.
Sıfır noktası
Daodejing'i bugün çoğu okur bir iç huzur kitabı olarak okur. Bu okuma yanlış değil, ama metnin önemli bir yanını görünmez kılar. Seksen bir bölümün azımsanmayacak bir kısmında "bilge" ya da "yönetici" diye anılan biri vardır ve metin ona nasıl yöneteceğini anlatır. "Halk", "ülke", "devlet", "savaş", "vergi" gibi sözcükler sık sık geçer.
Altmışıncı bölümün ünlü cümlesi bunun en kısa örneğidir: büyük bir ülkeyi yönetmek, küçük bir balık pişirmek gibidir. Küçük bir balığı tavada sürekli çevirirsen dağılır; ona dokunmamak, onu bütün tutmanın yoludur. Bu bir mutfak öğüdü değil, bir yönetim ilkesidir. Önceki derslerde gördüğümüz wu wei, De ve ziran kavramları, bu bölümlerde bir siyaset kuramının yapı taşlarına dönüşür.
Mekanizma
Az yasak, az vergi
Elli yedinci bölüm, Daodejing'in siyaset kuramının özeti gibidir. Ülke düzgünlükle yönetilir, savaş hileyle yürütülür, dünya ise iş çıkarmadan kazanılır. Bölüm bunun gerekçesini şöyle verir: dünyada yasaklar ne kadar çok olursa halk o kadar yoksullaşır; yasalar ve buyruklar ne kadar çoğalırsa hırsızlar o kadar artar. Ardından bilgenin sözü gelir: ben zorlamadan davranırım, halk kendiliğinden dönüşür; ben dinginliği severim, halk kendiliğinden doğrulur.
Yetmiş beşinci bölüm daha da somuttur: halk açtır, çünkü yöneticiler çok vergi yer; halkı yönetmek zordur, çünkü yöneticiler çok iş çıkarır. Yetmiş dördüncü bölüm ise cezanın sınırını sorgular: halk ölümden korkmuyorsa, onu ölümle korkutmanın ne anlamı var? Bu bölümler, sert yasaların ve ağır vergilerin düzensizliği azaltmadığını, artırdığını savunur.
Küçük ülke, az halk
Sekseninci bölüm bu siyasetin hayal ettiği toplumu çizer. Küçük bir ülke, az nüfus. Araçlar ve gemiler vardır ama kullanılmaz; silahlar vardır ama kuşanılmaz. İnsanlar yemeklerini tatlı, giysilerini güzel bulur; evlerinden memnun, geleneklerinden hoşnuttur. Komşu ülke o kadar yakındır ki köpeklerin havlaması ve horozların ötüşü duyulur; ama insanlar yaşlanıp ölene kadar birbirlerini hiç ziyaret etmez.
Bu, bir fetih imparatorluğunun tam tersi bir tablodur. Savaşan Devletler döneminin büyüyen, birbirini yutan devletlerine karşı, küçük ve kendine yeten topluluklar idealini koyar. Bu tablonun ne kadar gerçekçi olduğu tartışılabilir; ama metnin hangi değerleri savunduğunu açıkça gösterir.
Kaynaklardan okuma
Dinginlik ve kendiliğinden düzen
Cao Can Qi'yi yönetirken Huang-Lao öğretisini bilen Gai Gong'u çağırır. Gai Gong ona, yönetimde değerli olanın dinginlik ve sadelik olduğunu, böylece halkın kendiliğinden düzene gireceğini söyler. Cao Can dokuz yıl bu ilkeyle yönetir ve Qi huzura kavuşur.
Bu kayıt, Daodejing'in siyaset kuramının bir yöneticinin elinde nasıl uygulandığını gösteriyor. Dikkat çekici olan, "dinginlik"in burada tembellik anlamına gelmemesi: Cao Can kuralları korur, ama yenilerini eklemez; düzeni bozan değişikliklerden kaçınır. Bu, savaştan yorgun çıkmış bir ülkede halkın nefes almasına izin veren bir siyasettir.
Halkı sade tutmak
Üçüncü bölüm: "Bilgenin yönetiminde halkın gönlü boşaltılır, karnı doyurulur, istekleri zayıflatılır, kemikleri güçlendirilir. Halk hep bilgisiz ve arzusuz tutulur." Altmış beşinci bölüm: "Eskiden Dao'yu iyi uygulayanlar halkı aydınlatmaya değil, onu saf tutmaya çalışırdı. Halkı yönetmek zordur, çünkü bilgisi çoktur."
Bu dizeler, Daodejing'in en rahatsız edici dizeleri. İlk okumada açık bir denetim tekniği gibi görünüyorlar: halkı karnı tok ama aklı boş tut, bilgilendirme, sade bırak. Bazı modern okurlar bu yüzden Daodejing'i bir "halkı uyutma" siyaseti olarak eleştirdi. Altmış beşinci bölümde "saf tutmak" diye çevirdiğimiz sözcük, gündelik Çincede "aptal" anlamına da gelir; çevirinin kendisi bir yorum kararıdır.
Saflık mı, aptallık mı?
"Aydınlatmak, çok hile ve düzen görmek, sadeliği örtmek demektir. Saf tutmak, bilgisiz kalarak özü korumak ve kendiliğinden olana uymak demektir."
Wang Bi, tartışmalı sözcüğü olumsuz anlamından kurtarmaya çalışıyor. Ona göre burada kastedilen "bilgi" hile ve kurnazlıktır; "saflık" ise bu kurnazlıktan arınmış, yontulmamış tahta gibi sade bir hâldir. Bu okumada metin, halkı cahil bırakmayı değil, onu birbirine karşı kurnazlık yarışından kurtarmayı öğütler. Ama Wang Bi'nin okuması da bir okuma. Metnin kendisi iki yöne de açık kalıyor.
Usta katmanı
Bu tartışmaya metin tarihinden bir katkı geliyor. Russell Kirkland'ın Guodian levhaları üzerine notunda, bugünkü metinde bulunan ama bu en erken tanıkta bulunmayan fikirler arasında, "bazı sert siyasi ifadeler" de sayılıyor ve örnek olarak tam da üçüncü ve altmış beşinci bölümler veriliyor. Halkı bilgisiz ve arzusuz tutmayı öğütleyen bu iki bölüm, Chu'lu öğretmenin kopyalattığı levhalarda yok.
Bu, iki bölümün metne sonradan eklendiğini kanıtlamaz; o öğretmen onları seçmemiş de olabilir. Ama ilginç bir olasılığa kapı açıyor. Guodian'daki en uzun demet, Kirkland'a göre bir prensin ders malzemesi olabilecek kadar düzenli ve bu malzeme, yöneticinin kendi kendini sınırlamasına odaklanıyor: arzularını azaltmak, kendini öne çıkarmamak, savaştan kaçınmak. Halkı denetleme dizeleri ise yok. Belki de Daodejing'in siyaset kuramı, metin büyüdükçe, yöneticinin kendini sınırlamasından halkı yönetme tekniklerine doğru genişledi.
Hangi okumayı seçersen seç, bir şey açık: Daodejing'in bilge yöneticisi, Cao Can'ın Qi'si gibi, az müdahale eden bir yöneticidir. Tartışma, bu az müdahalenin kimin yararına olduğu üzerinedir: halkın kendi doğasına göre yaşamasına mı, yoksa yöneticinin sorgulanmadan yönetmesine mi? Bu soru, Han başında Huang-Lao akımının siyasetinde ve yasacı Han Feizi'nin Laozi okumasında bambaşka cevaplar aldı; Han dönemi düşüncesini işleyeceğimiz seviyede bu akıma ayrıca döneceğiz.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Daodejing yalnızca kişisel huzur ve iç bilgelik üzerine bir kitaptır."
Metnin önemli bir kısmı bir yöneticiye hitap eder; vergiler, yasalar, savaş ve halkın yönetimi üzerine açık öğütler içerir.
Yaygın yanlış"Halkı saf tutma dizeleri, Daodejing'in halkı cahil bırakmayı savunduğunu kesin olarak gösterir."
Wang Bi gibi yorumcular bu dizeleri kurnazlıktan arınma olarak okur. Ayrıca bu bölümler, bilinen en erken tanıkta bulunmaz; metnin hangi katmanına ait oldukları açık bir sorudur.
Yaygın yanlış"Az müdahale eden yönetim, hiçbir şey yapmayan yönetim demektir."
Cao Can kuralları korudu, düzeni sürdürdü ve dokuz yıl bir bölgeyi yönetti. Az müdahale, düzeni bozan değişikliklerden kaçınmak demektir.
Uygulama
Kilit özet
- Daodejing'in önemli bir kısmı yöneticilere seslenir ve wu wei, De, ziran gibi kavramları bir siyaset kuramına dönüştürür.
- Elli yedinci, yetmiş dördüncü ve yetmiş beşinci bölümler az yasak, az vergi ve sınırlı ceza savunur; sekseninci bölüm küçük ve kendine yeten bir topluluk hayal eder.
- Shiji'deki Cao Can kaydı, Huang-Lao öğretisinin bir yöneticinin elinde "dinginlik ve kendiliğinden düzen" ilkesi olarak uygulandığını gösterir.
- Üçüncü ve altmış beşinci bölümlerdeki halkı "bilgisiz" ve "saf" tutma dizeleri bir denetim tekniği olarak da, Wang Bi'nin okumasıyla bir arınma öğüdü olarak da okunabilir.
- Bu iki bölüm Guodian levhalarında yoktur; Daodejing'in siyaset kuramı metin büyüdükçe yöneticinin kendini sınırlamasından halkı yönetme tekniklerine doğru genişlemiş olabilir.
Küçük bir balığı bütün tutmanın yolu, onu tavada çevirip durmamaktır.
Sonraki derse köprü
Üçüncü ve altmış beşinci bölümlerdeki "bilgi" kuşkusu, Daodejing'in yalnızca siyasetinde değil, bütün düşüncesinde dolaşan bir temadır. Metin bir yerde açıkça öğrenmeyi bırakmayı öğütler ve bilgi ile bilgeliği birbirinden ayırır. Bu, eğitimi, okumayı ve kendini yetiştirmeyi erdemin temeli sayan Konfüçyüsçü idealle doğrudan bir çatışma demektir. Sonraki derste Daodejing'in bilgi ve dil eleştirisini, "öğrenmeyi bırak" öğüdünü ve bu öğüdün Konfüçyüsçü eğitim idealine karşı nerede durduğunu göreceksin.