Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Daodejing'in kırkıncı bölümüne göre geri dönüş Dao'nun hareketidir; "fan" sözcüğü hem karşıtına dönüşmeyi hem de köke geri dönmeyi anlatır.
- Huainanzi'deki sınırdaki yaşlı adamın hikâyesi, her durumun kendi karşıtının tohumunu taşıdığını ve hiçbir durumun son durum olmadığını gösterir.
- İkinci bölüme göre karşıtlar birbirini doğurur ve biçimlendirir; bir değeri yüceltmek, onun karşıtını da ortaya çıkarır.
- Yin ve yang sözcükleri Daodejing'de birlikte yalnızca bir kez, kırk ikinci bölümde geçer; yin-yang kozmolojisi ayrı bir gelenektir ve metinle Han döneminde birleşmiştir.
- Daodejing karşıtları eşit tutmaz; bilinçli olarak yumuşak, zayıf ve alçak olanın yanında durur.
Açılış sahnesi
Kuzey sınırının yakınında, işaretleri okumayı bilen yaşlı bir adam yaşıyordu. Bir gün atı, hiçbir sebep yokken kaçıp sınırın öbür yanına, Hu halkının topraklarına gitti. Komşular onu teselli etmeye geldiler. Yaşlı adam sakin bir sesle, "Bunun bir iyiliğe dönüşmeyeceğini nereden biliyorsunuz?" dedi.
Birkaç ay sonra at geri döndü; yanında Hu topraklarından gelmiş güzel bir at daha vardı. Komşular bu kez kutlamaya geldiler. Yaşlı adam, "Bunun bir felakete dönüşmeyeceğini nereden biliyorsunuz?" dedi. Evde artık iyi atlar çoğalmıştı ve adamın oğlu ata binmeyi çok seviyordu. Bir gün attan düştü ve uyluk kemiği kırıldı. Komşular yeniden teselliye geldiler. Yaşlı adam yine, "Bunun bir iyiliğe dönüşmeyeceğini nereden biliyorsunuz?" dedi.
Bir yıl sonra Hu halkı sınırı aşıp büyük bir saldırı başlattı. Sağlıklı genç erkeklerin hepsi yay gerip savaşa gitti. Sınır boyunda yaşayanların on kişisinden dokuzu öldü. Yalnızca topal kalan oğul savaşa gitmedi ve baba oğul ikisi de hayatta kaldı. Bu hikâye, Han döneminin başında derlenen Huainanzi'de anlatılır ve bugün Çince bir deyime dönüşmüştür: "Sınırdaki yaşlı adam atını kaybetti; bunun bir iyilik olmadığını kim bilebilir?" Daodejing'in elli sekizinci bölümü aynı düşünceyi tek cümlede söyler: felaket, iyiliğin dayandığı yerdir; iyilik, felaketin saklandığı yerdir.
Bu derste ne olacak
İlk olarak Daodejing'in en kısa ve en yoğun dizelerinden birine bakacağız: "Geri dönüş, Dao'nun hareketidir." Bu dizedeki "fan" sözcüğünün iki anlamını, karşıt olmayı ve geri dönmeyi, açacağız. Ardından metnin karşıtları nasıl birbirine bağlı, birbirini doğuran şeyler olarak gördüğüne bakacağız. Sonra sık yapılan bir eşleştirmeye geleceğiz: Daodejing'i bir "yin-yang kitabı" saymak. Bu iki kavramın metinde aslında ne kadar az geçtiğini görünce şaşıracaksın. Ders bittiğinde Daodejing'in karşıtlar düşüncesini, yin-yang kozmolojisinden ayırarak anlatabileceksin.
Sıfır noktası
Bir sarkacı düşün. En yüksek noktaya çıktığında durur ve hemen geri dönmeye başlar. Ne kadar yükseğe çıkarsa, dönüşü de o kadar güçlü olur. Sarkacın hareketi bir yönden ötekine sürekli gidip gelir; her uç, kendi karşıtına geçişin başlangıcıdır.
Daodejing dünyayı böyle bir hareket olarak görür. Güçlü olan zayıflamaya, dolu olan boşalmaya, yükselen inmeye doğru gider. Bu bir ceza ya da talihsizlik değil, şeylerin işleyiş biçimidir. Sınırdaki yaşlı adam bunu biliyordu. Bu yüzden ne kayıpta umudunu yitirdi ne de kazançta sevince kapıldı. Her olayın içinde kendi karşıtının tohumunu görüyordu.
Mekanizma
Geri dönüş, Dao'nun hareketidir
Kırkıncı bölüm iki kısa cümleyle açılır: "Geri dönüş, Dao'nun hareketidir. Zayıflık, Dao'nun işleyişidir." Bu bölümün ikinci yarısını, varlık ile yokluk üzerine olan kısmını, Dao'nun adlandırılamazlığını işlediğimiz derste görmüştük. Burada ilk cümleye odaklanıyoruz.
"Fan" sözcüğünün iki anlamı bu cümlede birlikte çalışır. Birinci anlamıyla şeyler kendi karşıtlarına dönüşür: güçlü zayıflar, sert yumuşar, yüksek alçalır. İkinci anlamıyla şeyler geldikleri yere geri döner. On altıncı bölüm bunu şöyle anlatır: on bin şey boy atar, serpilir, sonra her biri kendi köküne döner. Köke dönüş durgunluktur. Yirmi beşinci bölüm de Dao'nun hareketini bir daire gibi tarif eder: büyük olan uzaklaşır, uzaklaşan ıraklaşır, ıraklaşan geri döner.
Karşıtlar birbirini doğurur
İkinci bölüm bu düşünceyi bir liste hâlinde söyler: var ile yok birbirini doğurur, zor ile kolay birbirini tamamlar, uzun ile kısa birbirini biçimlendirir, yüksek ile alçak birbirine yaslanır, ses ile yankı birbirine uyar, ön ile arka birbirini izler. Hiçbir karşıt tek başına var olamaz. "Uzun" demek, bir "kısa"yı zaten varsaymaktır.
Bu, bir mantık gözlemi olduğu kadar bir yaşam öğüdüdür. Bölümün başı bunu açıkça söyler: herkes güzeli güzel olarak bildiğinde, çirkin de ortaya çıkar; herkes iyiyi iyi olarak bildiğinde, iyi olmayan da ortaya çıkar. Bir değeri yüceltmek, onun karşıtını da yaratır. Bu yüzden bilge, bir kutbu sabitlemeye çalışmaz; ikisinin arasındaki hareketi gözetir.
Yirmi ikinci bölüm aynı düşünceyi bir dizi gündelik gözlemle somutlaştırır: eğilen bütün kalır, bükülen doğrulur, çukur olan dolar, eskiyen yenilenir, azı olan kazanır, çoğu olan şaşırır. Her cümlede bir şey kendi karşıtına doğru hareket ediyor ve bu hareket bir kayıp değil, bir kazanç olarak sunuluyor. Rüzgârda eğilen kamış kırılmaz; dimdik duran ağaç devrilir. Bölüm, bilgenin bu yüzden kendini öne çıkarmadığını, kendini övmediğini ve yarışmadığını söyleyerek biter: kimseyle yarışmayanla kimse yarışamaz. Karşıtların hareketini bilen biri, hareketin hangi uca doğru gittiğine bakar ve kendini o hareketin akışına yerleştirir.
Kaynaklardan okuma
Sınırdaki adam
Yaşlı adamın atı kaçar, komşular teselli eder; at bir başka atla döner, komşular kutlar; oğul attan düşüp topal kalır, komşular teselli eder; savaş çıkar, sınır boyunun gençlerinin çoğu ölür, topal oğul kurtulur. Her seferinde yaşlı adam aynı soruyu sorar: bunun tersine dönmeyeceğini nereden biliyorsunuz?
Bu hikâyenin gücü, döngünün hiç durmamasında. Hikâye "kayıp aslında kazançtı" diye bitmiyor; her kazanç yeni bir kaybın, her kayıp yeni bir kazancın kapısını açıyor. Yaşlı adamın bilgeliği geleceği bilmek değil, hiçbir durumu son durum saymamaktır. Hikâyeyi taşıyan Huainanzi, Han sarayında derlenen ve Laozi'nin düşüncesini geniş bir kozmoloji içine yerleştiren bir kitaptır; onu ileride ayrıca ele alacağız.
Altı karşıt çift
"Var ile yok birbirini doğurur, zor ile kolay birbirini tamamlar, uzun ile kısa birbirini biçimlendirir, yüksek ile alçak birbirine yaslanır, ses ile yankı birbirine uyar, ön ile arka birbirini izler."
Bu dizede her çift aynı yapıda: iki sözcük ve onları bağlayan bir fiil. Fiillerin hepsi bir karşılıklılık bildiriyor: doğurmak, tamamlamak, biçimlendirmek, yaslanmak, uymak, izlemek. Karşıtlar birbirine düşman değil, birbirinin koşulu. Bölüm sonunda bilgenin bu yüzden "zorlamadan davrandığını" ve "sözsüz öğrettiğini" söyler; karşıtların hareketine karışmaz, onu gözetir.
Yin ve yang nerede?
"On bin şey yin'i sırtında taşır ve yang'ı kucaklar; boşluk soluğu onları uyum içinde birleştirir."
Bu dize, Daodejing'de yin ve yang sözcüklerinin birlikte geçtiği tek yer. Seksen bir bölümlük bir metinde, iki kavram yalnızca bir kez, tek bir cümlede anılıyor. Batı'da Daodejing'i bir "yin-yang kitabı" saymak çok yaygın, ama metnin kendisi bu kavramları neredeyse hiç kullanmıyor. Karşıtlar düşüncesi metnin her yerinde; yin-yang terimleri ise neredeyse hiçbir yerde.
Usta katmanı
Bu tuhaflığın bir açıklaması var. Yin ve yang, Daodejing'den bağımsız olarak gelişen bir düşünce geleneğine aitti. Savaşan Devletler döneminde yin-yang uzmanları adlı ayrı bir grup, mevsimleri, yönleri ve devletlerin yükselip düşüşünü bu iki güç ve beş evre üzerinden açıklayan bir sistem kurdu. Han döneminde bu sistem genişledi ve neredeyse bütün düşünce okullarının ortak dili oldu. Daodejing'in karşıtlar düşüncesi ile yin-yang kozmolojisi işte bu Han sentezinde birleşti.
Yani bugün Daoizm denince akla gelen siyah-beyaz yin-yang simgesi, Daodejing'in yazıldığı dönemde yoktu. Simgenin bugün bilinen biçimi çok daha sonraki yüzyıllarda yaygınlaştı. Daodejing'in karşıtlar düşüncesini yin-yang üzerinden okumak tamamen yanlış değil, çünkü iki düşünce aynı sezgiyi paylaşıyor: karşıtların birbirine bağlılığı ve birbirine dönüşmesi. Ama metnin kendi sözcüklerini bırakıp sonradan gelen bir sistemin sözcükleriyle okumak, metni olduğundan daha sistemli ve kozmolojik gösterir.
Daodejing'in karşıtlar düşüncesinde bir de yin-yang kozmolojisinde olmayan bir eğilim var: metin iki karşıtı eşit tutmaz. Yumuşağı serte, zayıfı güçlüye, alçağı yükseğe, dişili erkeğe tercih eder. Kırkıncı bölümün ikinci cümlesi bunu söyler: zayıflık, Dao'nun işleyişidir. Yin-yang sistemi iki gücün dengesini arar; Daodejing ise bilinçli olarak zayıf olanın yanında durur, çünkü o tarafın dönüşüm için daha çok yeri vardır.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Daodejing bir yin-yang kitabıdır."
Yin ve yang sözcükleri metinde birlikte yalnızca bir kez, kırk ikinci bölümde geçer. Karşıtlar düşüncesi metnin her yerindedir, ama yin-yang kozmolojisi ayrı bir gelenekten gelir ve metinle Han döneminde birleşmiştir.
Yaygın yanlış"Tersine dönüş fikri, kötü olan her şeyin sonunda iyiye döneceğini söyler."
Sınırdaki yaşlı adamın hikâyesinde döngü hiç durmaz; iyi de kötüye dönebilir. Fikir bir teselli değil, hiçbir durumu son durum saymama öğüdüdür.
Yaygın yanlış"Daodejing karşıtları eşit ve dengeli görür."
Metin bilinçli olarak yumuşak, zayıf ve alçak olanın yanında durur; kırkıncı bölüme göre zayıflık, Dao'nun işleyişidir.
Uygulama
Kilit özet
- Daodejing'in kırkıncı bölümüne göre geri dönüş Dao'nun hareketidir; "fan" sözcüğü hem karşıtına dönüşmeyi hem de köke geri dönmeyi anlatır.
- Huainanzi'deki sınırdaki yaşlı adamın hikâyesi, her durumun kendi karşıtının tohumunu taşıdığını ve hiçbir durumun son durum olmadığını gösterir.
- İkinci bölüme göre karşıtlar birbirini doğurur ve biçimlendirir; bir değeri yüceltmek, onun karşıtını da ortaya çıkarır.
- Yin ve yang sözcükleri Daodejing'de birlikte yalnızca bir kez, kırk ikinci bölümde geçer; yin-yang kozmolojisi ayrı bir gelenektir ve metinle Han döneminde birleşmiştir.
- Daodejing karşıtları eşit tutmaz; bilinçli olarak yumuşak, zayıf ve alçak olanın yanında durur.
Sınırdaki yaşlı adam geleceği bilmiyordu; yalnızca hiçbir günü son gün saymıyordu.
Sonraki derse köprü
Bu derste karşıtların hareketini çoğunlukla bir yaşam bilgeliği olarak okuduk. Ama Daodejing'in birçok bölümü açıkça bir yöneticiye hitap eder ve bu bölümlerde aynı düşünceler bir siyaset kuramına dönüşür. Bazı dizeler bilge yöneticinin halkını sade ve bilgisiz tutması gerektiğini söyler ve bu dizeler yüzyıllardır tartışılır: bir özgürleşme öğüdü mü, yoksa bir denetim tekniği mi? Sonraki derste Daodejing'i bir yönetim kitabı olarak okuyacak, bu tartışmalı dizeleri yakından inceleyecek ve Han başında Laozi'yi bir devlet düşünürü olarak okuyan akıma doğru ilk adımı atacaksın.