Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Daodejing kavramlar yerine imgelerle konuşur, çünkü imge birden çok şeyi aynı anda söyleyebilir; Shuoyuan'daki dil ve dişler hikâyesi bu düşünme biçimini gösterir.
- Su yumuşaklığın, alçakta durmanın ve yarışmadan yararlı olmanın imgesidir; ama sert olanı aşındırmakta hiçbir şey onu geçemez.
- Bebek ve yontulmamış tahta, henüz bir biçime ve role sokulmamış olanın, her şeye dönüşebilme imkânının iki yüzüdür.
- Dişil imgeler alıcılığı ve alçakta durmayı değerli sayar; ama metnin muhatabı yöneticilerdir ve dişillik çoğu zaman onlara önerilen bir konumdur.
- Su ve dişillik imgelerinin bilinen en erken tanıkta bulunmaması, bu imgelere dayanan yorumların metnin hangi katmanını okuduğunu sormayı gerektirir.
Açılış sahnesi
Yaşlı öğretmen Chang Cong hastalanmıştı ve ölümün yaklaştığını biliyordu. Öğrencisi Laozi onu ziyarete geldi ve ona son bir öğüt istedi. Chang Cong yatağında doğruldu ve sözle değil, bir soruyla öğretti. Ağzını açtı ve Laozi'ye sordu: "Dilim yerinde mi?" Laozi, "Yerinde," dedi.
"Peki dişlerim yerinde mi?" Laozi baktı; yaşlı adamın ağzında tek bir diş kalmamıştı. "Yok," dedi. Chang Cong sordu: "Bunun ne anlama geldiğini biliyor musun?" Laozi cevap verdi: "Dilin yerinde kalması, yumuşak olduğu için değil mi? Dişlerin gitmesi, sert oldukları için değil mi?" Yaşlı öğretmen başını salladı: dünyadaki her şey bundan ibaretti; ona söyleyecek başka bir şeyi yoktu.
Bu hikâye, Han dönemi bilgini Liu Xiang'ın derlediği bir öğüt kitabında, Shuoyuan'da geçer. Laozi'nin bir öğretmenden ders aldığı anlatısı tarihsel bir kayıt değil. Ama hikâye, Daodejing'in en çok kullandığı düşünme biçimini kusursuz gösteriyor: bir kavramı tanımlamak yerine, onu herkesin bildiği bir şeyin, bir dilin ve bir dişin içinde göstermek. Bu ders, Daodejing'in dört büyük imgesini açıyor.
Bu derste ne olacak
İlk olarak Daodejing'in neden kavramlar yerine imgelerle konuştuğunu soracağız. Ardından dört imgeyi tek tek ele alacağız: yumuşaklığıyla sert olanı yenen su; gücünü göstermeden yaşamla dolu olan bebek; aşağıda durarak yöneten dişil olan; ve henüz bir biçime sokulmamış yontulmamış tahta. Sonra bu imgelerin metnin tarihinde nerede durduğuna bakacağız, çünkü bazılarının en eski tanıklarda bulunmaması ilginç bir soru doğuruyor. En sonda dişil imgeleri bugünün toplumsal cinsiyet tartışmalarıyla okumanın neyi açtığını ve nerede zorlandığını konuşacağız. Ders bittiğinde bu imgelerin her birinin öğretinin hangi yanını taşıdığını anlatabileceksin.
Sıfır noktası
Dao'nun bir lakap olduğunu, ona ancak dolaylı yoldan yaklaşılabileceğini görmüştük. İmgeler bu dolaylı yolun en etkili aracıdır. Bir tanım okura "bunu düşün" der; bir imge ise "şuna bak" der. Su bardağına baktığında, taşın üzerinde akan dereyi gördüğünde ya da bir marangozun elindeki işlenmemiş kütüğe dokunduğunda, imge kendi kendine konuşur.
İmgenin bir avantajı daha var: birden çok şeyi aynı anda söyleyebilir. Su hem yumuşaklığı, hem alçakta durmayı, hem her şeye yaramayı, hem de inatla sertliği aşındırmayı anlatır. Bir tanım bunlardan birini seçmek zorundadır; imge hepsini bir arada tutar. Bu yüzden Daodejing'in imgeleri, metnin kavramlarından daha az kesin, ama daha çok katmanlıdır.
Mekanizma
Su
Su, Daodejing'in en sevdiği imgedir. Yetmiş sekizinci bölüm onu şöyle anlatır: göğün altında sudan daha yumuşak ve zayıf bir şey yoktur; ama sert ve güçlü olana saldırmakta hiçbir şey onu geçemez. Bir taşı yumruk aşındıramaz; damlayan su aşındırır.
Su yalnızca yumuşaklığın değil, alçakta durmanın da imgesidir. İnsanlar yükseğe çıkmak ister; su ise herkesin kaçındığı en aşağıdaki yere akar. Ve tam bu yüzden her şeye ulaşır. Altmış altıncı bölüm bunu ırmaklarla denizler üzerinden söyler: deniz, bütün vadilerin kralıdır, çünkü onların altında durur.
Bebek ve yontulmamış tahta
Bebek imgesini De üzerine konuştuğumuz derste görmüştük: gücünü göstermeden yaşam dolu, kasları gevşek ama tutuşu sıkı. Burada yalnızca bir şeyi eklemek yeterli: bebek ve yontulmamış tahta aynı fikrin iki yüzüdür. İkisi de henüz bir biçime, bir role, bir kalıba sokulmamış olanı anlatır.
Otuz ikinci bölüm yontulmamış tahta için şunu söyler: küçük görünse de göğün altında hiç kimse onu kendine bağımlı kılamaz. Ham odun henüz bir masa, bir sandalye ya da bir kâse değildir; ama tam da bu yüzden hepsi olabilir. Bir kez yontulduğunda, yalnızca bir şey olur. Daodejing'in sadelik çağrısı, bir fakirlik övgüsü değil, bu imkânın korunması çağrısıdır.
Bir de boşluk
Bu dört imgenin yanında, onları tamamlayan bir beşincisi var: boşluk. On birinci bölüm üç gündelik nesneyle başlar. Otuz tel bir tekerlek göbeğinde birleşir; ama arabayı kullanışlı kılan, göbeğin ortasındaki boşluktur. Kil biçimlendirilip bir çömlek yapılır; ama çömleği kullanışlı kılan, içindeki boşluktur. Duvarlara kapı ve pencere açılıp bir oda yapılır; ama odayı kullanışlı kılan, yine boşluktur.
Bölüm sonunda bir ayrım kurar: var olan şey yarar sağlar, ama işlevi veren yokluktur. Bu, yontulmamış tahta imgesine yakın bir fikir. Biçim bir işe yarar; ama bir şeyin işe yaramasını mümkün kılan, onun içindeki doldurulmamış alandır. Önce bir şeyi doldurmaya, biçimlendirmeye, tamamlamaya alışmış bir okur için bu, dikkatini nesneden aradaki boşluğa çevirmenin bir davetidir.
Kaynaklardan okuma
Dil ve dişler
Hasta öğretmen Chang Cong ağzını açıp Laozi'ye sorar: "Dilim yerinde mi?" "Yerinde." "Dişlerim yerinde mi?" "Yok." Laozi açıklar: dil yumuşak olduğu için kalmış, dişler sert oldukları için gitmiştir.
Rozetin iki harfi ayrı şeyler söylüyor. T1: Shuoyuan bu hikâyeyi anlatıyor. L: Laozi'nin bir öğretmeni olduğu ve ondan böyle ders aldığı, doğrulanmamış bir anlatı. Hikâyenin Han döneminde anlatılmış olması da önemli: o tarihte Laozi'nin öğretisinin özü, sertlik karşısında yumuşaklığın kalıcılığı olarak görülüyordu.
En yüce iyilik
"En yüce iyilik su gibidir. Su on bin şeye yarar ve hiçbiriyle yarışmaz. İnsanların hor gördüğü yerde durur. Bu yüzden Dao'ya yakındır."
Bu bölüm suyu bir erdem modeli olarak sunuyor ve modelin üç yanı var: yararlı olmak, yarışmamak ve alçakta durmak. Üçü de bir yöneticiye ya da bir bilgeye yönelik öğütler. Bölümün devamı, suyun bu niteliklerini insan davranışına tek tek çevirir: iyi bir yerde oturmak, derin bir gönle sahip olmak, güvenilir konuşmak, doğru zamanda hareket etmek. Su, Daodejing'de bir doğa imgesi olduğu kadar bir davranış rehberidir.
Erkeği bil, dişiyi koru
"Erkeksi olanı bil, dişil olanı koru; göğün altındaki vadi ol. Göğün altındaki vadi olursan, değişmeyen De senden ayrılmaz ve bebekliğe dönersin." Bölüm şöyle sürer: "Yontulmamış tahta dağılınca kaplar olur; bilge onu kullanınca yöneticilerin başı olur."
Bu bölüm dört imgeyi bir araya getiriyor: dişil olan, vadi, bebek ve yontulmamış tahta. Dikkat çekici olan, öğüdün kime yöneldiği. "Erkeksi olanı bil" diyor; yani okurun zaten erkeksi olanı tanıdığını, belki de taşıdığını varsayıyor. Öğüt, bu bilgiyle birlikte dişil konumu korumak üzerine. Bu ayrıntı, bir sonraki bölümde konuşacağımız tartışmanın anahtarı.
Usta katmanı
Dişil imgeler Daodejing'in en çok tartışılan yanlarından biri. Altıncı bölümde gizemli dişi göğün ve yerin köküdür; altmış birinci bölümde dişi, durgunluğuyla erkeği yener; yirmi beşinci bölümde Dao, göğün altındaki her şeyin anasıdır. Bazı modern okurlar bu imgelerden, ataerkil bir kültürün içinde dişil olanı yücelten ve onu evrenin ilkesine yerleştiren bir metin çıkardılar. Bu okuma metnin gerçek bir özelliğini yakalıyor: Daodejing, gücü, sertliği ve yükselmeyi değil, alıcılığı, yumuşaklığı ve alçakta durmayı değerli sayıyor.
Ama bu okumanın sınırları da var. Birincisi, metnin muhatabı açıkça yöneticilerdir ve o dünyada yöneticiler erkekti. Yirmi sekizinci bölüm, erkeksi olanı bilen birine dişil konumu korumasını öğütlüyor. Burada dişillik, kadınların konumuna dair bir görüşten çok, bir yöneticinin benimsemesi önerilen bir strateji gibi görünüyor: alçakta durarak yönetmek, karşı koymadan kazanmak. İkincisi, "dişil" burada çoğu zaman bir cinsiyetten çok bir konumu anlatır: alçak, alıcı, durgun olan. Vadi ve su da aynı konumdadır.
Bir de metin tarihi açısından bir soru var. Guodian levhaları üzerine konuştuğumuz derste, su ve dişillik imgelerinin bu en erken tanıkta bulunmadığını görmüştük. Sekizinci bölümün "en yüce iyilik su gibidir" dizesi de, yirmi sekizinci bölüm de orada yok. İki açıklama da mümkün: imgeler daha geç bir katmanda metne girmiş olabilir ya da yalnızca o mezarın sahibinin kopyalatmadığı bölümlerde duruyor olabilir. Hangisinin doğru olduğu bilinmiyor. Ama bu belirsizlik, dişil imgeler üzerine kurulan bir yorumun, metnin hangi katmanına dayandığını sormasını gerektiriyor.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Daodejing kadınların toplumsal konumunu savunan bir metindir."
Metin dişil imgeleri yüceltir, ama muhatabı yöneticilerdir; dişillik çoğu zaman bir yöneticiye önerilen alçak ve alıcı bir konumun adıdır.
Yaygın yanlış"Sadelik çağrısı, fakirliği ve ilkelliği övmektir."
Yontulmamış tahta imgesi bir yoksunluğu değil, henüz biçime sokulmamış olanın her şeye dönüşebilme imkânını anlatır.
Yaygın yanlış"Su imgesi yalnızca uyum sağlamayı ve teslim olmayı öğütler."
Su alçakta durur ve yarışmaz, ama yetmiş sekizinci bölüme göre sert olanı aşındırmakta hiçbir şey onu geçemez. İmge, edilgenliği değil, kalıcı ve sabırlı bir gücü anlatır.
Uygulama
Kilit özet
- Daodejing kavramlar yerine imgelerle konuşur, çünkü imge birden çok şeyi aynı anda söyleyebilir; Shuoyuan'daki dil ve dişler hikâyesi bu düşünme biçimini gösterir.
- Su yumuşaklığın, alçakta durmanın ve yarışmadan yararlı olmanın imgesidir; ama sert olanı aşındırmakta hiçbir şey onu geçemez.
- Bebek ve yontulmamış tahta, henüz bir biçime ve role sokulmamış olanın, her şeye dönüşebilme imkânının iki yüzüdür.
- Dişil imgeler alıcılığı ve alçakta durmayı değerli sayar; ama metnin muhatabı yöneticilerdir ve dişillik çoğu zaman onlara önerilen bir konumdur.
- Su ve dişillik imgelerinin bilinen en erken tanıkta bulunmaması, bu imgelere dayanan yorumların metnin hangi katmanını okuduğunu sormayı gerektirir.
Taşı yumruk aşındıramaz; damlayan su aşındırır.
Sonraki derse köprü
Su ile taş, dil ile dişler, dişil ile erkeksi: bu dersteki imgelerin hepsi karşıtlar üzerine kurulu. Daodejing bu karşıtlıkları sabit iki kutup olarak görmez; onları birbirine dönüşen, birbirini doğuran şeyler olarak görür. Metnin bir yerinde tek bir cümle bunu özetler: geri dönüş Dao'nun hareketidir. Sonraki derste bu "geri dönüş" fikrini, karşıtların birbirini doğurmasını ve Daodejing'in bu düşüncesinin, sık sık bağlandığı yin-yang kavramıyla gerçekte ne kadar ilişkili olduğunu göreceksin.