İçeriğe geç

Ders D3.4 · Seviye 3

Ziran

1.444 kelime · 3 kaynak pasajı · yaklaşık 7 dakika okuma · seslendirme 10 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Ziran, "kendiliğinden böyle olan" demektir: bir şeyin varoluş biçimini dışarıdan bir buyruğa değil, kendi eğilimine borçlu olması.
  2. Zhuangzi'nin deniz kuşu hikâyesi, ziran'ı gözetmemenin çoğu zaman iyi niyetten ve kendi ölçümüzü evrensel sanmaktan kaynaklandığını gösterir.
  3. Daodejing'in yirmi beşinci bölümüne göre Dao bile kendiliğinden olanı örnek alır; Wang Bi bunu "kare yerde kare, yuvarlak yerde yuvarlak" diye açıklar.
  4. Ziran ile wu wei birbirini tamamlar: ziran şeylerin eğilimidir, wu wei bu eğilime karşı zorlamadan davranmaktır.
  5. Ziran'ın bugünkü "doğa" anlamı, on dokuzuncu yüzyılın sonunda Japonca üzerinden eklendi; Daodejing'e geri yansıtıldığında insanı doğanın dışına koyan modern bir ayrımı da taşır.

Açılış sahnesi

Bir gün Lu devletinin başkentinin dışına bir deniz kuşu kondu. Lu beyi bu nadir kuşu bir uğur saydı. Kuşu karşılatıp atalar tapınağına getirtti ve onu en değerli konuk gibi ağırladı. Onun için sarayın en görkemli müziğini, eski hükümdarların törenlerinde çalınan ezgileri çaldırdı. Önüne, en büyük kurbanlarda sunulan sığır, koyun ve domuz etinden bir sofra kurdurdu. Kadehine şarap koydurdu.

Kuş şaşkın şaşkın bakındı, korkudan ve üzüntüden titredi. Tek bir lokma et yemeye, tek bir yudum şarap içmeye cesaret edemedi. Üç gün sonra öldü.

Zhuangzi bu hikâyeyi anlattıktan sonra kısa bir hüküm verir: Lu beyi kuşu kendisini besler gibi besledi, kuşu kuş gibi beslemedi. Bir kuşu kuş gibi beslemek isteyen, onu derin ormanlarda yaşatır, kumsallarda gezdirir, nehirlerde ve göllerde yüzdürür, küçük balıklarla besler, sürüsüyle birlikte uçmasına ve dilediği yere konmasına izin verir. Bey kuşa en iyisini vermek istiyordu; ama "en iyi"yi kendi ölçüsüyle tanımladı. Bu derste, her şeyin kendi ölçüsünü, Daodejing'in "ziran" dediği şeyi konuşacağız.

Bu derste ne olacak

İlk olarak ziran sözcüğünün kendisini açacağız: "kendiliğinden böyle olan." Ardından Daodejing'in bu kavramı nerede ve nasıl kullandığına bakacağız; özellikle de Dao'nun bile kendiliğinden olanı örnek aldığını söyleyen dizeye. Sonra ziran ile önceki derste gördüğümüz wu wei arasındaki ilişkiyi kuracağız. En sonda bugün Çincede "doğa" anlamına gelen bu sözcüğün, nasıl ve ne zaman bu anlamı kazandığını göreceğiz ve Daodejing'i okurken bu modern anlamı geri yansıtmanın neden yanıltıcı olduğunu anlayacağız. Ders bittiğinde "Daoizm doğayla uyum demektir" cümlesinin neyi doğru, neyi eksik söylediğini görebileceksin.

Sıfır noktası

Bir bahçıvan düşün. İki tür bahçıvan vardır. Birincisi bahçesini önceden çizdiği bir plana göre düzenler: ağaçları belli biçimlerde budar, çiçekleri sıra sıra diker, yabani otları söker. İkincisi ise önce her bitkinin neye ihtiyaç duyduğuna bakar: hangisi gölge sever, hangisi güneş, hangisi nemli toprak ister. Sonra her birini kendi koşuluna uygun yere koyar ve büyümesine izin verir.

İkinci bahçıvan da çalışıyor, emek veriyor; ama emeğini bitkinin kendi eğilimini izlemek için harcıyor. Ziran, bu ikinci bahçıvanın gözettiği şeydir: her bitkinin, kimse ona yön vermeden, kendi yolunda serpilme eğilimi. Lu beyi deniz kuşuna birinci bahçıvan gibi davrandı.

Mekanizma

Kendiliğinden böyle

Ziran iki karakterden oluşur. Birincisi "kendi" ya da "kendisinden", ikincisi "böyle" ya da "öyle" demektir. İkisi birlikte "kendisinden öyle olan" anlamını verir. Bu, bir şeyin varoluş biçimini başka bir şeye borçlu olmadığını, onu kendi içinden taşıdığını söyler.

Daodejing bu sözcüğü birkaç kritik yerde kullanır. Elli birinci bölümde, Dao'nun ve De'nin saygı görmesinin sebebini anlatırken, onlara kimsenin bunu buyurmadığını, bunun hep kendiliğinden olduğunu söyler. Altmış dördüncü bölümün sonunda bilgeyi tarif ederken, onun on bin şeyin kendiliğinden oluşuna yardım ettiğini ama müdahale etmeye cesaret etmediğini söyler. Önceki derste gördüğümüz on yedinci bölümün sonunda da halk, işlerin kendiliğinden yürüdüğünü söylerken bu sözcüğü kullanır.

Ziran ve wu wei

Bu kullanımlar ziran ile wu wei arasındaki ilişkiyi açıkça gösteriyor. Ziran, şeylerin kendi eğilimidir; wu wei ise bu eğilime karşı zorlamadan davranmaktır. Biri bir durumu, öteki bir tutumu anlatır. Bilge wu wei ile davranır, çünkü şeylerin ziran'ını gözetir.

Zhuangzi bunu sekizinci bölümde başka bir imgeyle anlatır. Yaban ördeğinin bacakları kısa, turnanın bacakları uzundur. Ördeğin bacaklarını uzatmaya kalkarsan ona acı verirsin; turnanın bacaklarını kısaltmaya kalkarsan onu yaralarsın. Her birinin uzunluğu kendi doğasıdır. Bir ölçüyü herkese dayatmak, hem ördeğe hem turnaya zarar verir.

Kaynaklardan okuma

Deniz kuşu

Lu beyi bir deniz kuşunu tapınakta ağırlar, ona saray müziği çaldırır, büyük kurban sofrası kurdurur. Kuş tek bir lokma yiyemez ve üç gün içinde ölür. Zhuangzi: bey kuşu kendini besler gibi besledi, kuşu kuş gibi beslemedi.

Hikâyenin gücü, zararın iyi niyetten gelmesinde. Bey kuşu sevdiği için öldürdü. Ziran'ı gözetmemek çoğu zaman kötülükten değil, kendi ölçümüzü evrensel sanmaktan kaynaklanır. Önceki derste gördüğümüz at terbiyecisi Bole de, ekinleri çeken Song'lu adam da aynı hatayı yapmıştı.

Dao bile örnek alır

"İnsan yeri örnek alır, yer göğü örnek alır, gök Dao'yu örnek alır, Dao kendiliğinden olanı örnek alır."

Bu dize bir merdiven kuruyor ve merdivenin en tepesinde Dao bile değil, ziran duruyor. Bu, şaşırtıcı bir cümle: her şeyin kaynağı olan Dao, kendinden yüksek bir şeyi mi örnek alıyor? Yoksa Dao'nun "kendiliğinden olan"ı örnek alması, aslında kendinden başka hiçbir şeyi örnek almaması, yalnızca kendisi gibi olması mı demek?

Kare yerde kare

"Kendiliğinden olanı örnek almak demek, kare yerde kareyi, yuvarlak yerde yuvarlağı örnek almak demektir; kendiliğinden olana hiçbir şekilde karşı gelmemektir." Wang Bi bir başka yerde ziran'ı, "hiçbir adı olmayan söz, varılabilecek en uç ifade" diye tanımlar.

Wang Bi'nin okuması, bir önceki kutudaki soruya bir cevap veriyor. Ziran Dao'nun üstünde duran ayrı bir şey değil; Dao'nun hiçbir şeye karşı gelmemesi, her şeyin kendi biçimine uymasıdır. Kare olan kare kalır, yuvarlak olan yuvarlak. Dao, Lu beyinin yapmadığını yapar: kuşu kuş gibi bırakır.

Usta katmanı

Wang Bi'den birkaç kuşak sonra, Zhuangzi'nin en etkili yorumcusu Guo Xiang ziran fikrini bir adım daha ileri taşıdı. Guo Xiang'a göre her şey kendi kendine oluşur ve arkasında onu yaratan, yöneten ya da ona biçim veren bir şey yoktur. Bu görüşe "tek başına dönüşüm" adını verdi. Ona göre "Dao her şeyi doğurur" demek bile fazla bir şey söylemekti; çünkü yokluk bir şey doğuramaz, var olan da kendi dışındaki bir şeyden çıkmaz. Her şey kendiliğinden böyledir ve bu kadar.

Bu okuma, önceki derste gördüğümüz "Dao doğurur, De besler" sırasıyla gerilim içinde. Yine de bu okuma bir noktayı belirginleştiriyor: ziran kavramı, kendi içinde Dao'yu bile gereksiz kılabilecek kadar güçlüdür. Kavramın Daodejing'deki yerini anlamak, bu iki ucu, yani her şeyi doğuran Dao'yu ve her şeyin kendiliğinden oluşunu, aynı anda akılda tutmayı gerektirir.

Bugün Çincede "doğa" denince kullanılan sözcük ziran'dır ve bu, Daodejing'i okurken bir tuzak kurar. "Dao doğayı örnek alır" çevirisi modern okura ormanları, dağları, ekolojiyi düşündürür. Ama sözcük bu anlamı çok geç kazandı. Japonya'da Meiji döneminde, 1870'lerden sonra, Batı dillerindeki "doğa" kavramını karşılamak için aynı karakterlerle yazılan "shizen" sözcüğü seçildi ve bu kullanım 1880'lerde yaygınlaştı. Bu yeni anlam oradan Çinceye de geçti.

Değişim yalnızca bir sözcüğün anlamını genişletmedi; bir dünya görüşünü de taşıdı. Batılı "doğa" kavramı çoğu zaman insanı ve kültürü bir yana, doğayı öbür yana koyar: insan gözlemleyen özne, doğa gözlenen nesnedir. Klasik ziran'da ise böyle bir ayrım yok. İnsan da, kuş da, ağaç da kendi ziran'ına sahiptir; insan doğanın karşısında değil, onun içindedir. Bir kuşun ziran'ı ormandır, bir insanınki başka bir şeydir; ama ikisi de "kendiliğinden böyle olma"nın örnekleridir.

Bu yüzden "Daoizm doğayla uyum demektir" cümlesi yarı doğrudur. Doğru yanı, Daodejing'in şeylerin kendi eğilimine saygıyı merkeze koymasıdır. Eksik yanı, "doğa"yı insandan ayrı bir alan olarak düşünmesidir. Daodejing'in ziran'ı bir yer değil, bir oluş biçimidir: bir şeyin kendisi olabilmesi. Bu ayrımın çevre etiği tartışmaları için ne anlama geldiğini, Daoizm'in modern dünyadaki yerini işleyeceğimiz seviyede ayrıntılı olarak göreceğiz.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlış"Ziran, doğa demektir; Daoizm doğaya dönmeyi öğütler."
Doğrusu

Ziran'ın "doğa" anlamı Meiji Japonyası'nda, Avrupa dillerinden bir kavramın karşılığı olarak eklendi. Daodejing'de sözcük, bir şeyin kendiliğinden böyle olmasını anlatır.

Yaygın yanlış"Dao, kendisinden yüksek bir şeyi, ziran'ı örnek alır."
Doğrusu

Wang Bi'nin okumasına göre ziran Dao'nun üstünde ayrı bir şey değildir; Dao'nun hiçbir şeye karşı gelmemesi, her şeyi kendi biçimine bırakmasıdır.

Yaygın yanlış"Ziran'ı gözetmek, hiçbir şey yapmamak demektir."
Doğrusu

İyi bahçıvan çalışır; ama emeğini her bitkinin kendi eğilimini izlemek için harcar. Daodejing'in bilgesi de on bin şeyin kendiliğinden oluşuna yardım eder.

Uygulama

Kilit özet

  1. Ziran, "kendiliğinden böyle olan" demektir: bir şeyin varoluş biçimini dışarıdan bir buyruğa değil, kendi eğilimine borçlu olması.
  2. Zhuangzi'nin deniz kuşu hikâyesi, ziran'ı gözetmemenin çoğu zaman iyi niyetten ve kendi ölçümüzü evrensel sanmaktan kaynaklandığını gösterir.
  3. Daodejing'in yirmi beşinci bölümüne göre Dao bile kendiliğinden olanı örnek alır; Wang Bi bunu "kare yerde kare, yuvarlak yerde yuvarlak" diye açıklar.
  4. Ziran ile wu wei birbirini tamamlar: ziran şeylerin eğilimidir, wu wei bu eğilime karşı zorlamadan davranmaktır.
  5. Ziran'ın bugünkü "doğa" anlamı, on dokuzuncu yüzyılın sonunda Japonca üzerinden eklendi; Daodejing'e geri yansıtıldığında insanı doğanın dışına koyan modern bir ayrımı da taşır.
Bir kuşu sevmenin yolu, onu kendin gibi değil, kuş gibi beslemektir.

Sonraki derse köprü

Daodejing ziran'ı ve Dao'yu tanımlamak yerine imgelerle anlatmayı seçiyordu. Bu imgeler metnin her yerine yayılmış durumda: en yumuşak olduğu hâlde en sert olanı aşındıran su, gücünü göstermeden yaşam dolu olan bebek, her şeyi doğuran dişil olan ve henüz biçim verilmemiş yontulmamış odun. Sonraki derste bu imgeleri tek tek açacak, her birinin Daodejing'in öğretisinin hangi yanını taşıdığını ve dişil imgeleri günümüzün toplumsal cinsiyet tartışmalarıyla okumanın imkânlarını ve sınırlarını göreceksin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Açılış sahnesi bir tapınak salonunda geçsin: süslü bir sunak, müzisyenler, zengin bir sofra ve ortada, bir tahtın üstünde duran küçük, şaşkın bir deniz kuşu. Kuşun ölümü gösterilmesin; sahne, kuşun boş kalan tüneğiyle bitsin. Ardından kısa bir geçişle aynı türden bir kuş kumsalda, sürüsüyle birlikte gösterilsin.

Ördek ve turna örneği sade bir çizimle verilsin: kısa bacaklı ördek ve uzun bacaklı turna yan yana; bir cetvel belirip ikisini aynı boya getirmeye çalıştığında görüntü bulanıklaşsın.

İki bahçıvan bölümünde ekran ikiye bölünsün: solda geometrik budanmış bir bahçe, sağda her bitkinin kendi yerinde büyüdüğü bir bahçe.

Seslendirme tonu: sıcak ve sakin. Deniz kuşu hikâyesi, bir suçlama değil, iyi niyetin sınırını gösteren hüzünlü bir hatırlatma gibi anlatılsın.

Müfredat kapsamı — D3.4

  • «Kendiliğinden böyle olan»
  • Doğa kavramıyla özdeşleştirmenin sınırı