Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- De'nin yaygın karşılığı "erdem"dir, ama ahlaki iyiliğin yanında kendiliğinden yayılan bir güç ve bir şeyin kendine has işleyişi anlamına da gelir.
- Zhuangzi'nin tahta horozu, De'nin gösterilmeyen, taşınan bir güç olduğunu anlatır; gücü arttıkça dışarıdan görünen gücü azalır.
- Guanzi'ye göre De, Dao'nun konutudur ve "edinmek" demektir: her şeyin Dao'dan edindiği ve onu kendisi yapan paydır.
- Daodejing'in elli birinci bölümüne göre Dao doğurur, De besler; ikisi de verdiklerini sahiplenmez.
- Daodejing'in De'si biriktirmekle değil bırakmakla, bir bebeğin sadeliğine dönmekle bulunur; bu, Konfüçyüsçü De anlayışından ayrıldığı noktadır.
Açılış sahnesi
Ji Xingzi, kral için bir dövüş horozu yetiştiriyordu. On gün sonra kral sordu: "Horoz hazır mı?" Ji Xingzi, "Henüz değil," dedi. "Şu an kendini beğenmiş ve kabarık, gücüne güveniyor." On gün daha geçti, kral yeniden sordu. "Henüz değil. Hâlâ her sese, her gölgeye karşılık veriyor." On gün daha geçti. "Henüz değil. Hâlâ öfkeyle bakıyor ve gücünü gösteriyor."
On gün daha geçti ve kral dördüncü kez sordu. Bu kez Ji Xingzi şöyle dedi: "Neredeyse hazır. Öteki horozlar ötse bile artık hiç kıpırdamıyor. Uzaktan bakınca tahtadan yapılmış bir horoza benziyor. De'si eksiksiz. Hiçbir horoz ona karşı koymaya cesaret edemiyor; dönüp kaçıyorlar."
Bu kısa hikâye Zhuangzi'nin on dokuzuncu bölümünde geçer ve Daodejing'in adının ikinci yarısını, De'yi, bir tanımdan daha iyi anlatır. Horozun gücü artık gösterdiği şeyden gelmiyor. Kabarmıyor, bağırmıyor, saldırmıyor. Ama öteki horozlar onun karşısında geri çekiliyor. Bu derste, hiçbir şey yapmadan etkili olan bu gücün, De'nin ne olduğunu konuşacağız.
Bu derste ne olacak
İlk olarak De için en yaygın Türkçe karşılığın neden "erdem" olduğunu ve bu çevirinin neyi kaçırdığını göreceğiz. Ardından sözcüğün anlam alanını açacağız: ahlaki iyilik, kendiliğinden yayılan bir güç ve bir şeyin kendine özgü etkinliği. Sonra eski bir kaynağın De'yi nasıl açıkladığına bakacağız: De, "edinmek"tir. Bu açıklama, kitabın adındaki iki sözcüğün nasıl birbirine bağlandığını anlamanın anahtarı. En sonda Daodejing'in De'yi nasıl anlattığını, özellikle yeni doğmuş bir bebek imgesini ve Konfüçyüsçülerin De anlayışıyla farkını göreceğiz. Ders bittiğinde "erdem" sözcüğünün arkasındaki gücü görebileceksin.
Sıfır noktası
Bir öğretmen düşün. Sınıfa girdiğinde sesini yükseltmesine gerek yok; öğrenciler kendiliğinden susar. Ne bir kural koymuş ne de bir ceza vermiştir. Ama varlığı, sınıfın havasını değiştirir. Bu öğretmenin sahip olduğu şeye Türkçede bazen "otorite", bazen "karizma", bazen "saygınlık" deriz. Hiçbiri tam oturmaz, çünkü burada söz konusu olan, bir kuraldan ya da bir zorlamadan gelmeyen, kişinin kendi niteliğinden yayılan bir etkidir.
De sözcüğü tam bu türden bir şeyi anlatır. Ahlaki bir iyilik içerir, ama yalnızca o değildir. Aynı zamanda bir güçtür: zorlamadan etkileyen, çevresini kendiliğinden düzene sokan bir güç. Bu yüzden İngiliz çevirmen Arthur Waley, 1934'te yayımladığı Daodejing çevirisine "Yol ve Onun Gücü" adını verdi. "Erdem" çevirisi sözcüğün ahlaki yanını, "güç" çevirisi etkileyici yanını yakalar; ikisi birlikte bile tam karşılığı vermez.
Mekanizma
Erdem, güç, etkinlik
De'nin anlam alanını üç halka gibi düşünebilirsin. En içteki halka ahlaki iyiliktir: dürüstlük, cömertlik, sadakat. Bu, Türkçedeki "erdem" sözcüğünün karşıladığı kısımdır.
İkinci halka güçtür. Erdemli bir insanın, bir şey yapmadan çevresini etkilemesi. Klasik Çin düşüncesinde bu güç özellikle yöneticiler için önemlidir: iyi bir hükümdarın De'si, halkını cezayla değil, kendi örneğiyle düzene sokar.
Bu fikrin kökü Daoizm'den daha eskidir. Zhou hanedanı, kendinden önceki Shang hanedanını devirdiğinde bunu "göğün buyruğu" ile açıkladı: Gök, yönetme hakkını De'si olan hükümdara verir ve De'sini kaybedenden geri alır. Bu anlayışta De, bir hanedanın meşruiyetini taşıyan şeydir; ahlaki bir nitelik olduğu kadar siyasal bir sermayedir. Daodejing bu eski sözcüğü devralır, ama ona yeni bir yön verir: De'yi törenlerle, kurbanlarla ve gösterişle değil, sadelikle ve geri durmakla ilişkilendirir. Kitap, siyasal bir dünyanın en ağır sözcüklerinden birini alıp onu bir bebeğin ve tahta bir horozun imgesiyle yeniden tanımlar. Üçüncü ve en dıştaki halka ise etkinliktir: bir şeyin, kendine has tarzda işleyebilme kapasitesi. Bir ilacın De'si iyileştirmesi, bir suyun De'si akması, bir horozun De'si dövüşmesidir. Daodejing bu üç halkayı birlikte kullanır ve çoğu zaman en dıştaki halkaya, yani etkinliğe ağırlık verir.
Dao ile De
Daodejing'in elli birinci bölümü ikisi arasındaki ilişkiyi kısa bir sırayla anlatır: Dao doğurur, De besler, şeyler biçim alır, koşullar onları tamamlar. Bu sırada Dao kaynaktır, De ise bu kaynaktan gelen ve her tek şeyde onu büyüten, sürdüren güçtür.
Bunu bir ırmak ve onun kolları gibi düşünebilirsin. Irmak her şeyi besleyen ortak sudur; her kol ise o sudan kendi payını alıp kendi yatağında akar. Dao ortak kaynaksa, De her şeyin o kaynaktan aldığı ve onu kendisi yapan paydır. Her şey aynı Dao'dan çıkar, ama her şeyin De'si kendine özgüdür.
Kaynaklardan okuma
Tahta horoz
Ji Xingzi kral için bir dövüş horozu yetiştirir. Kırk günün sonunda horoz artık hiçbir sese ve kışkırtmaya karşılık vermez; uzaktan tahta bir horoza benzer. "De'si eksiksizdir. Hiçbir horoz ona karşı koymaya cesaret edemez; dönüp kaçarlar."
Hikâye De'nin bir paradoksunu gösteriyor. Horozun gücü arttıkça dışarıdan görünen gücü azalıyor. İlk aşamada kendini beğenmiş ve kabarık, yani gücünü sergiliyor. Son aşamada hiçbir şey sergilemiyor, ama öteki horozlar onun karşısında kaçıyor. Zhuangzi'nin anlattığı De, gösterilen değil, taşınan bir güç. Daodejing'in otuz sekizinci bölümündeki "Yüce De, De'ye tutunmaz" dizesi de bu fikri bir ilke olarak söyler: kendi De'sine sarılan, onu kaybeder.
De, edinmektir
"De, Dao'nun konutudur; şeyler onu edinerek yaşar. Bu yüzden De, edinmektir; edinmek, bir şeyin kendisi olmasını sağlayan şeyi almaktır."
Bu açıklama bir ses oyununa dayanır. Klasik Çincede De, yani erdem, ile "edinmek" anlamına gelen sözcük aynı sesle okunur. Guanzi bu ses benzerliğini bir felsefi açıklamaya çevirir: De, bir şeyin Dao'dan edindiği paydır. Dao her yerdedir ama kendi başına bir konutu yoktur; De, Dao'nun tek tek şeylerde "konakladığı" yerdir. Bu, elli birinci bölümdeki "Dao doğurur, De besler" sırasının arkasındaki düşünceyi açıkça söylüyor.
Dao doğurur, De besler
"Dao onları doğurur, De onları besler, şeyler onlara biçim verir, koşullar onları tamamlar. Bu yüzden on bin şeyin hepsi Dao'ya saygı gösterir ve De'yi değerli tutar."
Bu bölümün devamı, Dao'nun ve De'nin bu işi yaparken hiçbir şeye sahip çıkmadığını, hiçbir şeyi yönetmeye kalkmadığını söyler. Doğurur ama sahiplenmez, büyütür ama yönetmez. Dao ile De'nin gücü, sahip olmadan verebilmesinden gelir. Bu, tahta horozun gücüyle aynı türden bir güç: kendini göstermeden etkileyen.
Usta katmanı
Daodejing'in en çarpıcı De imgesi, elli beşinci bölümdeki yeni doğmuş bebektir. Metin, De'si dolu olan birini bir bebeğe benzetir: zehirli böcekler onu sokmaz, yırtıcı hayvanlar ona saldırmaz; kemikleri yumuşak, kasları gevşek, ama tutuşu sıkıdır. Bütün gün ağlar, ama sesi kısılmaz. Bebek hiçbir güç göstermez, ama yaşam enerjisi doludur ve zarar görmez. Bebek imgesi Guodian levhalarında da geçiyor; bilinen en eski tanıklar onu zaten taşıyordu.
Bu imge, Konfüçyüsçülerin De anlayışıyla ilginç bir karşılaştırma sunar. Konfüçyüs'ün Konuşmalar'ında yöneticinin De'si Kuzey Yıldızı'na benzetilir: yıldız yerinde durur ve öteki yıldızlar onun çevresinde döner. Burada da De, zorlamadan etkileyen bir güçtür; bu yönüyle iki gelenek birbirine yakın durur. Ama Konfüçyüsçülükte bu De, törenleri öğrenerek, kendini eğiterek ve erdemleri biriktirerek kazanılır. Daodejing'de ise De, biriktirmekle değil bırakmakla, bir bebeğin sadeliğine geri dönmekle bulunur. İki gelenek aynı sözcüğü kullanır ama ona farklı yollardan varır.
Bu yüzden "erdem" çevirisi Daodejing okurken özellikle yanıltıcı olabilir. Türkçede "erdem" çoğu zaman kazanılan, biriktirilen ve övülen bir niteliği çağrıştırır. Daodejing'in De'si ise çoğu zaman bırakılınca ortaya çıkan, övülünce kaybolan bir güçtür.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"De, yalnızca ahlaki erdem demektir."
De ahlaki iyiliği içerir, ama aynı zamanda kendiliğinden yayılan bir etkileme gücü ve bir şeyin kendine has işleyişidir. Arthur Waley'in onu "güç" diye çevirmesinin sebebi budur.
Yaygın yanlış"Evren Dao'dur, ahlak De'dir; ikisi ayrı alanlardır."
Daodejing'e göre Dao kaynaktır, De ise her tek şeyin bu kaynaktan edindiği paydır. Biri ötekinden ayrı düşünülemez; De, Dao'nun şeylerdeki konutudur.
Yaygın yanlış"De, çalışarak ve biriktirerek kazanılır."
Bu, daha çok Konfüçyüsçü De anlayışına yakındır. Daodejing'de De, sahiplenmeyi bırakınca ve bir bebeğin sadeliğine dönünce ortaya çıkar; ona tutunan onu kaybeder.
Uygulama
Kilit özet
- De'nin yaygın karşılığı "erdem"dir, ama ahlaki iyiliğin yanında kendiliğinden yayılan bir güç ve bir şeyin kendine has işleyişi anlamına da gelir.
- Zhuangzi'nin tahta horozu, De'nin gösterilmeyen, taşınan bir güç olduğunu anlatır; gücü arttıkça dışarıdan görünen gücü azalır.
- Guanzi'ye göre De, Dao'nun konutudur ve "edinmek" demektir: her şeyin Dao'dan edindiği ve onu kendisi yapan paydır.
- Daodejing'in elli birinci bölümüne göre Dao doğurur, De besler; ikisi de verdiklerini sahiplenmez.
- Daodejing'in De'si biriktirmekle değil bırakmakla, bir bebeğin sadeliğine dönmekle bulunur; bu, Konfüçyüsçü De anlayışından ayrıldığı noktadır.
Kendi gücünü göstermeyen horoz, en çok korkulan horozdur.
Sonraki derse köprü
Tahta horoz hiçbir şey yapmıyordu ve yine de en etkili olandı. Bu fikir, Daodejing'in belki de en ünlü ve en çok yanlış anlaşılan kavramına götürür: wu wei. Bu kavram çoğu zaman "eylemsizlik" ya da "hiçbir şey yapmamak" diye çevrilir ve Daoizm'i tembellik ya da edilgenlikle karıştıran pek çok okumaya yol açar. Sonraki derste bu çevirinin neden yanıltıcı olduğunu, wu wei'nin zorlamasız bir eylem biçimi olarak nasıl anlaşılabileceğini ve bilge bir yöneticinin elinde nasıl bir siyasal ilkeye dönüştüğünü göreceksin.