İçeriğe geç

Ders D0.4 · Seviye 0

Klasik Çince okumaya ilk adım

1.640 kelime · 3 kaynak pasajı · yaklaşık 7 dakika okuma · seslendirme 11 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Çince karakter bir harf değil, bir hece ve çoğu zaman bir anlam birimidir; çoğu karakter bir anlam kökü ile bir ses ipucundan kurulur.
  2. Klasik Çincede zaman, sayı ve özne çoğu zaman yazılmaz; çevirmen bu boşlukları her cümlede kendi kararıyla doldurur.
  3. Eski metinler noktalamasızdır; Daodejing'in ilk bölümündeki bir virgülün yeri, konuyu adlandırmadan varlık ile yokluğa kaydırabilir.
  4. Xuanzang ile Cheng Xuanying'in "bodhi" ve "mārga" tartışması, bir çeviri sözcüğünün kavramı hangi dünyaya yerleştirdiğini gösterir.
  5. Çevirileri karşılaştırırken ortak çekirdeği, ayrılık yerlerini, sözlükteki anlamı, konkordanstaki kullanımı ve çevirmenin önsözünü birlikte okumak gerekir.

Açılış sahnesi

647 yılında, Tang başkenti Chang'an'da, çağının en ünlü çevirmeni bir masanın başında oturuyordu. Budist keşiş Xuanzang on yedi yıllık Hindistan yolculuğundan birkaç yıl önce dönmüş, yanında yüzlerce Sanskritçe metin getirmişti. Şimdi ters yönde bir iş istenmişti ondan: Laozi'nin Daodejing'ini Sanskritçeye çevirip Hindistan'a göndermek. Metnin anlamını ona açıklamak için Daoist bilgin Cheng Xuanying ve başka Daoistler de masadaydı.

İş daha ilk sözcükte tıkandı. Cheng Xuanying, "dao" için Budistlerin "bodhi" sözcüğünün kullanılmasını önerdi. Bodhi, Budizm'de uyanış, aydınlanma demekti; Dao'yu bu sözcükle çevirmek, Laozi'nin yolunu Buda'nın vardığı yerle aynı düzeye koymak olacaktı. Xuanzang reddetti ve "mārga" sözcüğünde ısrar etti. Mārga Sanskritçede sade bir "yol" demekti; hiçbir kutsal ağırlık taşımıyordu.

Tartışma tek bir karakter üzerineydi, ama iki taraf da ne kaybettiğini biliyordu. Birinin seçimi Dao'yu bir uyanış hâline, ötekininki sıradan bir patikaya çeviriyordu. Karakter aynıydı. Değişen, çevirmenin onu hangi sözcüğün içine yerleştirdiğiydi. Bu ders, o masaya Çince bilmeden oturabilmenin yollarını anlatıyor.

Bu derste ne olacak

İlk olarak Çince karakterin bir harf değil, bir anlam birimi olduğunu ve karakterlerin nasıl kurulduğunu göreceğiz. Ardından klasik Çincenin çevirmeni neden sürekli karar vermeye zorladığını anlayacağız: zaman eki yok, tekil ve çoğul yok, özne çoğu zaman söylenmiyor, eski metinlerde noktalama bile yok. Sonra aynı dizenin birkaç çevirisini karşılaştırmanın adım adım bir yöntemini kuracağız. En sonda sözlük ile konkordansın, yani bir metindeki bütün geçişleri listeleyen aracın sana neler kazandıracağını göreceğiz. Ders bittiğinde Çince bilmeden de bir çevirinin nerede karar verdiğini görebileceksin.

Sıfır noktası

Türkçede "okudum" dediğinde tek bir sözcükle eylemi, zamanı ve kimin yaptığını birden söylersin. Ek, işin çoğunu yapar ve dinleyen ne olduğunu hemen anlar. Klasik Çincede bu işi yapan ekler yoktur. Sözcük olduğu gibi durur ve kim, ne zaman, kaç kez gibi soruların cevabını bağlamdan çıkarmak okura kalır.

Bunu şöyle düşün: birisi sana yalnızca "okumak kitap sabah" diye bir not bıraksa, bunu "sabah kitabı okudum" diye de, "sabah kitap oku" diye de, "sabahları kitap okunur" diye de anlayabilirsin. Klasik Çince bu kadar dağınık değildir, kendi düzeni ve kuralları vardır. Ama çevirmenin her cümlede, Türkçenin eklerle kendiliğinden verdiği bilgiyi kendisinin eklemesi gerektiği doğrudur.

Bu yüzden her çeviri, çevirmenin verdiği kararlarla doludur. Bu kararların çoğu iyi ve gerekçelidir. Ama okur onları görmezse, bir çevirmenin tercihini Laozi'nin sözü sanır.

Mekanizma

Karakter bir harf değildir

Bir Çince karakter bir heceyi ve çoğu zaman bir anlamı birden taşır. Karakterlerin küçük bir kısmı gerçekten bir şeyin resmine dayanır: dağ, ağaç, ağız gibi. Ama büyük çoğunluğu iki parçadan kurulur. Parçalardan biri anlamın alanını gösterir, öteki ise sesine ipucu verir.

Anlam alanını gösteren parçaya kök denir. Örneğin su ile ilgili karakterlerin çoğunda üç damlaya benzeyen bir kök, ağaç ve tahta ile ilgili olanlarda ağaç kökü bulunur. Dao karakterinin kökü de ayakla, adım atmakla ilgili; ilk derste bu kökü görmüştük; burada önemli olan, onun bir sözlük düzeninin parçası olması. Geleneksel sözlükler karakterleri bu köklere göre sıralar; on sekizinci yüzyılın başında hazırlanan büyük Kangxi sözlüğü iki yüz on dört kök kullanır ve bu düzen bugün de yaygındır.

Bu düzenin nasıl işlediğini iki klasik örnek gösterir. "Nehir" anlamına gelen "he" karakteri, solda su kökü ile sağda "ke" diye okunan bir parçadan oluşur; su kökü konunun suyla ilgili olduğunu, sağdaki parça ise okunuşa yakın bir sesi hatırlatır. "Anne" anlamına gelen "ma" karakteri de kadın kökü ile "at" anlamına gelen "ma" karakterinin birleşimidir. Burada at yalnızca sesi taşır; annenin atla bir ilgisi yoktur. Karakteri parçalarına ayırmak bu yüzden iyi bir ipucudur, ama parçaların anlamlarını toplayıp karakterin anlamını bulmaya çalışmak çoğu zaman yanıltır.

Bir de ses konusu var. Bugün bir karakteri pinyin'le okuduğunda, Mandarin Çincesinin çağdaş okunuşunu kullanırsın. Laozi'nin ve Zhuangzi'nin çağında aynı karakterler bambaşka seslerle okunuyordu; araştırmacılar bu Eski Çince sesleri eski uyak düzenlerinden ve ses ipuçlarından yola çıkarak yeniden kurmaya çalışıyor. Daodejing'in pek çok dizesi aslında uyaklıdır, ama bu uyakların bir kısmı bugünkü okunuşta duyulmaz.

Tek karakter, birçok iş

Klasik Çincede aynı karakter, cümledeki yerine göre isim, fiil ya da sıfat olabilir. Önceki derslerde gördüğün "dao" bunun en ünlü örneği: aynı dizede hem "yol" hem de "söylemek" anlamında geçer. "De" karakteri erdem, güç, etkinlik ve iyilik anlamlarını birlikte taşır. "Wu" hem "yok" hem "yokluk" olabilir; bir cümlede olumsuzluk eki gibi, ötekinde bir felsefe kavramı gibi çalışır.

Çevirmen bu anlamlardan birini seçmek zorundadır, çünkü Türkçede ya da İngilizcede aynı anda hepsini taşıyan bir sözcük yoktur. Bu yüzden iki iyi çeviri, aynı dizeyi çok farklı sözcüklerle verebilir ve ikisi de yanlış olmayabilir.

Noktalamasız metin

Eski Çin el yazmalarında bugünkü anlamda noktalama yoktu. Karakterler art arda yazılır, cümlenin nerede bittiğine okur karar verirdi. Bugün basılan metinlerdeki virgüller ve noktalar, sonraki yüzyılların editörlerinin eklediği işaretlerdir. Her virgül bir okuma önerisidir ve bazen bir virgülün yeri bütün bir felsefeyi değiştirir.

Kaynaklardan okuma

Bir sözcük, iki din

Xuanzang Daodejing'i Sanskritçeye çevirirken, Daoist bilgin Cheng Xuanying "dao" için "bodhi"yi önerir; Xuanzang bunu reddeder ve "mārga" sözcüğünü seçer.

Olayı kaydeden kişi bir Budist keşiş, Daoxuan. Metin bu tartışmayı gerçekten anlatıyor, bu yüzden kutu T1 taşıyor. Ama anlatı, tartışmanın bir tarafınca yazılmış ve Budist bakışı yansıtıyor; olayın ayrıntılarının böyle geçtiği bu yüzden makul ama tartışmalı bir çıkarım. İki rozetin yan yana durması bunu gösteriyor. Asıl öğretici olan ise tartışmanın konusu: her iki taraf da biliyordu ki çeviri sözcüğü, çevrilen kavramı hangi dünyaya yerleştireceğini belirliyordu.

Bir virgül, iki felsefe

Birinci okuma: "Adsız olan, göğün ve yerin başlangıcıdır; adı olan, on bin şeyin anasıdır." İkinci okuma: "Yokluk, göğün ve yerin başlangıcının adıdır; varlık, on bin şeyin anasının adıdır."

Karakterler iki okumada da tamamen aynı. Fark tek bir yerde: virgülün "yok" karakterinden sonra mı, "ad" karakterinden sonra mı konduğu. Birinci okumada konu adlandırmadır: adı olmayan ile adı olan. İkinci okumada ise konu "yokluk" ve "varlık"tır: iki büyük felsefe kategorisi. Song döneminde Wang Anshi ve Sima Guang gibi okurlar ikinci okumayı savundu ve bugün pek çok araştırmacı onu izliyor. Rozetteki D harfi bu yüzden orada: hangi noktalamanın doğru olduğu hâlâ tartışılıyor.

Tuzak ile balık

"Balık tuzağı balık içindir; balığı yakalayınca tuzağı unutursun. Tavşan kapanı tavşan içindir; tavşanı yakalayınca kapanı unutursun. Sözcükler anlam içindir; anlamı yakalayınca sözcükleri unutursun. Sözcükleri unutmuş birini nerede bulsam da onunla bir konuşsam!"

Zhuangzi burada çeviri ile uğraşan herkese hem bir teselli hem bir uyarı veriyor. Teselli şu: sözcükler bir araçtır ve anlam onları aşar; bu yüzden iyi bir çeviri, karakterlerin birebir karşılığını değil anlamı yakalamaya çalışır. Uyarı ise son cümlede saklı ve bir şakayla söyleniyor: sözcükleri unutmuş biriyle konuşmak için bile sözcüklere ihtiyaç vardır. Anlamı yakalayabilmek için önce tuzağı iyi tanımak gerekir.

Usta katmanı

Çeviri karşılaştırması için beş adımlı bir yöntem işine yarar. Birinci adım: aynı dizeyi en az üç çeviriden alt alta yaz. İkinci adım: üçünde ortak olan sözcükleri işaretle; bunlar çevirmenlerin anlaştığı çekirdektir. Üçüncü adım: ayrıldıkları yerleri işaretle. Ayrılık çoğu zaman ya çok anlamlı bir karakterden, ya belirsiz bir dilbilgisi yapısından, ya da farklı bir noktalamadan gelir.

Dördüncü adım: ayrılığın olduğu karakteri bul ve bir sözlükte bak. Pinyin yazımını biliyorsan sesle, bilmiyorsan kökle arayabilirsin; çevrimiçi sözlükler karakteri çizerek aramaya da izin verir. Beşinci adım: çevirmenin önsözünü oku. İyi bir çevirmen hangi metinden çevirdiğini söyler: alınmış metin mi, bir el yazması mı? Hangi yoruma yaslandığını da söyler: Wang Bi mi, Heshang Gong mu, yoksa kendi okuması mı? Bir çevirinin tercihleri çoğu zaman bu iki cevaptan anlaşılır.

Konkordans ise ikinci bir güvence sağlar. Konkordans, bir karakterin bir metindeki bütün geçişlerini sıralayan bir dizindir. Bir karakterin Daodejing'de ne anlama geldiğine tek bir dizeye bakarak karar vermek yerine, metnin başka yerlerinde nasıl kullanıldığına bakabilirsin. Chinese Text Project gibi çevrimiçi metin veritabanları bu aramayı birkaç saniyede yapar. Bir karakter on yerde geçiyor ve dokuzunda "söylemek" anlamı taşımıyorsa, onuncuda o anlamı seçmek için güçlü bir gerekçe gerekir.

Açılıştaki sahneye bu gözle yeniden bak. Cheng Xuanying'in "bodhi" önerisi rastgele değildi; o, Dao'yu en yüce varoluş hâli olarak okuyan bir yorum geleneğinin temsilcisiydi. Xuanzang'ın "mārga" ısrarı da rastgele değildi; iki geleneğin sınırını korumak istiyordu. İkisi de bir yoruma dayanıyordu ve ikisi de aynı karakteri çeviriyordu.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlış"Çince karakterler resimdir; her biri gösterdiği şeyin çizimidir."
Doğrusu

Resme dayanan karakterler azınlıktadır. Karakterlerin büyük çoğunluğu bir anlam alanı parçası ile bir ses ipucu parçasının birleşiminden oluşur.

Yaygın yanlış"En doğru çeviri kelimesi kelimesine olandır."
Doğrusu

Klasik Çincede zaman, sayı ve özne çoğu zaman yazılmaz; kelimesi kelimesine bir çeviri ya anlaşılmaz olur ya da bu boşlukları sessizce doldurur. Her çeviri karar verir; iyi çeviri kararlarını görünür kılar.

Yaygın yanlış"Metindeki noktalama Laozi'ye aittir."
Doğrusu

Eski el yazmaları noktalamasızdır. Bugünkü virgül ve noktalar sonraki editörlerin okuma önerileridir ve bazı yerlerde anlamı tamamen değiştirir.

Uygulama

Kilit özet

  1. Çince karakter bir harf değil, bir hece ve çoğu zaman bir anlam birimidir; çoğu karakter bir anlam kökü ile bir ses ipucundan kurulur.
  2. Klasik Çincede zaman, sayı ve özne çoğu zaman yazılmaz; çevirmen bu boşlukları her cümlede kendi kararıyla doldurur.
  3. Eski metinler noktalamasızdır; Daodejing'in ilk bölümündeki bir virgülün yeri, konuyu adlandırmadan varlık ile yokluğa kaydırabilir.
  4. Xuanzang ile Cheng Xuanying'in "bodhi" ve "mārga" tartışması, bir çeviri sözcüğünün kavramı hangi dünyaya yerleştirdiğini gösterir.
  5. Çevirileri karşılaştırırken ortak çekirdeği, ayrılık yerlerini, sözlükteki anlamı, konkordanstaki kullanımı ve çevirmenin önsözünü birlikte okumak gerekir.
Çeviri bir pencere değil, bir çerçevedir; neyi gösterdiği kadar nereden baktığını da söyler.

Sonraki derse köprü

Buraya kadar metinlerle uğraştık: nasıl yazıldıkları, nasıl katmanlandıkları, nasıl çevrildikleri. Ama bu metinler bugün hâlâ yaşayan bir geleneğin kutsal kitaplarıdır; Çin'de, Tayvan'da ve dünyanın başka yerlerinde tapınaklarda okunur. Bir yandan da Batı'da "Doğu bilgeliği" diye paketlenmiş kitapların, afişlerin ve sağlık vaatlerinin malzemesi olurlar. Sonraki derste bu iki dünya arasında dururken nasıl bir çalışma ahlakı gerektiğini, uygulayanlara saygının neden eleştirel okumayla çelişmediğini ve beden uygulamalarında sağlık iddialarının nerede durması gerektiğini konuşacağız.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Açılış sahnesi bir çeviri masasında geçsin: bir yanda Sanskritçe yazılı yapraklar, öbür yanda Çince rulo. Masanın ortasında tek bir karakter, dao, büyütülmüş olarak dursun. Cheng Xuanying konuşurken karakterin yanında "bodhi", Xuanzang konuşurken "mārga" belirsin ve ikisi arasında gidip gelsin. Yüzler ayrıntılı çizilmesin.

Karakter kuruluşu bölümünde üç karakter parça parça ayrılsın: kök bir renkte, ses parçası başka bir renkte. Renk tek ayırt edici olmasın; parçaların adı da yazılsın.

Noktalama örneğinde aynı karakter dizisi iki kez gösterilsin; virgül animasyonla bir yerden ötekine kaysın ve altındaki Türkçe çeviri buna göre değişsin.

Seslendirme tonu: sabırlı ve cesaret verici. Okur Çince bilmediği için geri çekilmemeli; bu ders ona çevirinin içine bakmanın bir yolunu veriyor.

Müfredat kapsamı — D0.4

  • Karakter, kök ve çok anlamlılık
  • Klasik Çincede dilbilgisel belirsizlik ve çevirinin yorum niteliği
  • Aynı dizenin üç çevirisini karşılaştırma yöntemi
  • Sözlük ve konkordans kullanımı