Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Daojia bir Han dönemi kütüphane ve tarih yazımı adıdır; daojiao ise beşinci yüzyılda Budizm'le yarışan örgütlü geleneğin kendine verdiği addır.
- İki sözcüğü "felsefe" ve "din" diye karşıt kutulara çeviren okuma, on dokuzuncu yüzyılda James Legge'in çevirileriyle yaygınlaştı.
- Dunhuang'dan çıkan Xiang'er yorumu, Daodejing'in en eski okumalarından birinin dinsel olduğunu gösterir.
- Daoist kanon daojia ile daojiao'yu neredeyse eş anlamlı kullanır; çizgi geleneğin içinden değil, dışından çekildi.
- Ayrım yararlı bir soru olarak kalabilir: metin ne söylüyor ve kim nasıl kullanıyor? Ama iki ayrı Daoizm varsaymak metinleri yanlış okumaya götürür.
Açılış sahnesi
1900 yılında, Çin'in kuzeybatısındaki Dunhuang kentinin yakınında, Wang Yuanlu adında bir Daoist rahip bir Budist mağara tapınağını temizliyordu. Duvarın arkasında mühürlenmiş küçük bir oda buldu. İçinde yüzyıllardır kimsenin dokunmadığı on binlerce el yazması vardı: Budist sūtralar, mektuplar, takvimler, sözleşmeler. 1907'de Macar asıllı İngiliz arkeolog Aurel Stein bu yazmaların büyük bir kısmını Londra'ya götürdü.
Londra'ya giden rulolardan birinde, bugün British Library'de S.6825 numarasıyla duran bir metin vardı. Laozi'nin Daodejing'ine yazılmış bir yorumdu ve metnin yalnız üçüncü bölümün ortasından otuz yedinci bölüme kadar olan kısmını kapsıyordu. Yorumcu, Laozi'nin "Bir"den söz ettiği bir dizeye şu açıklamayı yazmıştı: "Bir dağılınca qi olur, toplanınca Taishang Laojun olur ve hep Kunlun dağında oturur." Taishang Laojun, "Yüce Yaşlı Efendi" demek. Yani yorumcu için Laozi bir düşünür değil, Dao'nun kendisinin insan biçimine girmiş hâliydi.
Bu yorumun adı Xiang'er. Kitapçılarda "felsefe" rafında duran bir metni, bir din hareketinin tanrı buyruğu gibi okuduğunu gösteriyor. Üstelik bu okuma geç bir sapma değil; kökü milattan sonra 200 yılı civarına uzanıyor. O zaman soru şu: aynı metin nasıl hem felsefe hem din olabiliyor, ve bu ikisini ayırmak ne kadar doğru?
Bu derste ne olacak
İlk durak iki Çince sözcük olacak: daojia ile daojiao'yu ne zaman ve kimin ortaya çıkardığına bakacağız. Sonra bu iki sözcüğün Batı'da nasıl "felsefe" ve "din" diye iki ayrı kutuya dönüştüğünü göreceğiz. Ardından Xiang'er yorumunu yakından okuyup bu kutuların neden sızdırdığını anlayacağız. Son olarak ayrımı savunan ve eleştiren araştırmacıların görüşlerini yan yana koyacağız. Ders bittiğinde "felsefi Daoizm" ya da "dini Daoizm" diye başlayan bir cümle okuduğunda, o cümlenin arkasında hangi varsayımın durduğunu görebileceksin.
Sıfır noktası
Bir kütüphanede çalıştığını ve eline bir kitap geldiğini düşün. Rafların iki bölümü var: felsefe ve din. Kitabın kapağında Laozi'nin adı yazıyor. Onu felsefe rafına koyarsın, çünkü bir düşünce metni gibi duruyor.
Şimdi aynı metnin, bir tapınakta sabah törenlerinde okunan, üzerine dualar ve arınma kuralları yazılmış bir baskısı geliyor. Bu kez din rafına koyarsın. Ama sayfaları açınca ikisinde de aynı seksen bir bölümü görürsün. Raf kararını metin değil, metnin kimin elinde ve ne için kullanıldığı vermiş olur.
Felsefi ve dini Daoizm ayrımı tam olarak böyle bir raf kararıdır. Metnin içinde yazan bir şey değil, metni düzenleyenin sorduğu bir sorudur. Bu dersin işi, o sorunun nereden geldiğini ve bugün neden sorgulandığını görmek.
Mekanizma
İki ad, iki ayrı ihtiyaç
"Daojia" bir kütüphane ve tarih yazımı adıdır. Han sarayının tarihçileri düşünce yollarını sınıflarken Laozi ve Zhuangzi'ye bağlanan metinleri bu başlık altında topladılar. Bu ad, bir topluluğun kendine verdiği bir isim değildi; dışarıdan bakan birinin çizdiği bir haritanın etiketiydi.
"Daojiao" ise çok daha sonra, farklı bir ihtiyaçtan doğdu. Beşinci yüzyılda Budizm Çin'de güçlü bir kurum hâline gelmişti: çevrilmiş bir kanonu, manastırları ve sarayda sözü geçen keşişleri vardı. Budistler kendi geleneklerine "fojiao", yani "Buda öğretisi" diyordu. Kuzeyde Kou Qianzhi, güneyde Lu Xiujing gibi Daoist önderler, dağınık halde duran vahiy metinlerini, ritüelleri ve rahiplik kurallarını bir araya getirdiler. Bu birleşik geleneğe bir ad gerekti ve "daojiao" sözcüğü sarayın himayesi için Budizm'le yarışan bir din adı olarak yerleşti.
Yani iki sözcük aynı çağda, aynı soruya cevap olarak çıkmadı. Biri bir kütüphane başlığı, öteki bir topluluğun kendini tanıtma adıydı. İkisinin de altında aynı metinler vardı: Daojiao'nun rahipleri Daodejing'i en kutsal metinlerinden biri sayıyordu.
Çizgiyi kim çekti
İki sözcüğü "felsefe" ve "din" diye iki karşıt kutuya çeviren adım Çin'de değil, on dokuzuncu yüzyıl Avrupa'sında atıldı. İskoç misyoner ve Oxford'un ilk Çince profesörü James Legge, 1891'de Max Müller'in "Doğunun Kutsal Kitapları" dizisi için Daodejing'i ve Zhuangzi'yi çevirdi. Legge'in okumasında Laozi'nin metni saf ve ahlaki bir düşünceydi. Sonraki yüzyılların tapınakları, rahipleri ve ölümsüzlük uygulamaları ise o saf düşüncenin bozulmuş, büyüye kaymış bir devamıydı.
Bu şema, Protestan bir din tarihçisinin tanıdık bir kalıbıydı: saf bir başlangıç, sonra ritüelle bulanan bir çöküş. Legge'in çevirileri yüz yıl boyunca İngilizce okurun elindeki ana metinler oldu. Böylece "asıl Daoizm Laozi'nin felsefesidir, gerisi batıl inançtır" düşüncesi, bir çevirmenin tercihi olmaktan çıkıp bir genel kanıya dönüştü.
Kaynaklardan okuma
Kutuları sızdıran bir yorum
"Bir dağılınca qi olur, toplanınca Taishang Laojun olur ve hep Kunlun dağında oturur."
Bu cümle, bir felsefe kitabına yazılmış bir din yorumunun tam ortasında duruyor. Yorumcu Daodejing'in soyut "Bir"ini bir yandan qi'ye, yani her şeyi oluşturan canlı enerjiye, bir yandan da kişileşmiş bir tanrıya bağlıyor. Xiang'er'in başka bölümleri okura kurallar veriyor: nasıl yaşanacağını, bedenin içindeki ruhların nasıl korunacağını, hangi uygulamalardan kaçınılacağını anlatıyor. Geleneksel kaynaklar yorumu Göksel Üstatlar hareketinin üçüncü önderi Zhang Lu'ya bağlıyor; araştırmacıların çoğu metni 190 ile 220 yılları arasına tarihliyor.
Buradan çıkan sonuç basit ama güçlü. Laozi'nin metnini din gözüyle okumak, "sonradan gelen bozulma" değil, bu metnin bilinen en eski okuma biçimlerinden biridir.
Aynı yüzyılda iki okur
Xiang'er'in yazıldığı yıllardan yalnızca birkaç on yıl sonra, Wang Bi adında genç bir bilgin aynı metne bambaşka bir yorum yazdı. Wang Bi 226'da doğdu ve 249'da, yirmi üç yaşındayken öldü. Onun yorumunda ne tanrı vardı ne de beden içindeki ruhlar. Wang Bi Daodejing'i varlık ile yokluk, ad ile adsız arasındaki ilişki üzerine bir düşünce metni olarak okudu ve bu yorum yüzyıllar boyunca en çok okunan yorum oldu.
Yani iki okuma birbirinin ardından değil, yan yana doğdu. Aynı metin, aynı yüzyılda, bir yanda bir din topluluğunun kural kitabı, öbür yanda bir bilginin düşünce aracıydı. "Önce felsefe vardı, sonra din geldi" demek, bu iki okurdan birini görmezden gelmek olur.
Kanon ne diyor
İki araştırmacı, Ming döneminde basılan Daoist kanonun, yani Daozang'ın, bu ayrımı hiç yapmadığını gösterir. Kanondaki metinlerde daojia ve daojiao sözcükleri neredeyse eş anlamlı ve birbirinin yerine kullanılır.
Bu gözlem, çizginin geleneğin kendi içinden gelmediğini söylüyor. Daoistler için "soy" ile "öğreti" aynı şeyin iki yüzüydü: bir öğretmen soyu olmadan öğreti olmaz, öğretisi olmayan bir soy da olmaz. Üstelik klasik Çincede bugünkü anlamıyla "felsefe" ve "din" diye iki karşıt sözcük yoktu. İkisi de bu anlamlarını on dokuzuncu yüzyılın sonunda, Batı kavramlarını karşılamak için Japonca üzerinden kazandı.
Ayrımı savunanlar
Amerikalı sinolog Creel, tek bir Daoizm olmadığını, en az üç tane olduğunu savundu. Birincisi dünyayı derinden kavramayı amaçlayan "tefekkürcü" Daoizm, ikincisi olayları yönetmeyi amaçlayan "amaçlı" Daoizm, üçüncüsü ölümsüzlük arayışına adanmış "xian" Daoizmi. Creel'e göre bu üçü bazı noktalarda birbiriyle bağdaşmaz, hatta çoğu zaman birbirine karşıdır.
Creel'in şeması Legge'inkinden daha inceliklidir, çünkü tek bir "saf" çekirdek aramaz. Yine de metinleri amaçlarına göre ayrı kutulara yerleştirir ve bu yüzden eleştirilerin hedefi olmaya devam eder.
Usta katmanı
Nathan Sivin 1978'de yayımladığı bir makalede "Daoist" sözcüğünün kendisini bir "şaşkınlık kaynağı" olarak inceledi. Sözcük aynı anda bir düşünce tarzını, bir kütüphane sınıfını, bir siyaset felsefesini, örgütlü bir dini ve ölümsüzlüğe ulaşmanın bir yolunu gösterebiliyordu. Sivin'e göre bir metne "Daoist" demeden önce hangi anlamda dendiğini sormak gerekir; yoksa sözcük açıklamak yerine karıştırır.
Norman Girardot ise 1999'da Legge üzerine yazdığı bir çalışmada, bugünkü "Taoizm" kavramının büyük ölçüde Viktorya dönemi İngiltere'sinde, kutsal kitapları olan bir "dünya dini" arayışı içinde biçimlendiğini savundu. Bu, Daoizm'in uydurma olduğu anlamına gelmez. Anlamı şu: bugün elimizdeki kategori, geleneğin kendisi kadar onu Batı'ya taşıyanların sorularını da taşıyor.
Peki ayrım hiç işe yaramaz mı? Yarar, ama bir başlangıç noktası olarak. Bir metne bakarken iki soruyu ayrı sormak yararlıdır: metin ne söylüyor ve kim, hangi amaçla kullanıyor? Tehlike, bu iki soruyu iki ayrı geleneğe dönüştürmekte başlar. Laozi'yi okuyan filozof ile tapınakta Laozi'ye tütsü yakan rahip, çoğu zaman aynı metnin iki ayrı kullanıcısıdır, iki ayrı dinin değil.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Asıl Daoizm Laozi'nin felsefesidir; tapınaklar ve ritüeller sonradan gelen bir bozulmadır."
Bu şema on dokuzuncu yüzyıl çevirmenlerinin okumasıdır. Daodejing'i din gözüyle okuyan Xiang'er yorumu, milattan sonra ikinci yüzyılın sonuna kadar uzanır.
Yaygın yanlış"Felsefe ile din ayrımı Çinlilerin kendi ayrımıdır, çünkü daojia ve daojiao Çince sözcüklerdir."
Sözcükler Çince, ama onları "felsefe" ve "din" diye karşıt kutulara koyan okuma Batı'dan geldi. Daoist kanon iki sözcüğü birbirinin yerine kullanır.
Yaygın yanlış"Dini Daoizm Laozi'yi bilmez, yalnız büyü ve tılsımla uğraşır."
Örgütlü geleneğin rahipleri Daodejing'i en kutsal metinlerinden biri sayar, onu ezberler, okur ve üzerine yorum yazar.
Uygulama
Kilit özet
- Daojia bir Han dönemi kütüphane ve tarih yazımı adıdır; daojiao ise beşinci yüzyılda Budizm'le yarışan örgütlü geleneğin kendine verdiği addır.
- İki sözcüğü "felsefe" ve "din" diye karşıt kutulara çeviren okuma, on dokuzuncu yüzyılda James Legge'in çevirileriyle yaygınlaştı.
- Dunhuang'dan çıkan Xiang'er yorumu, Daodejing'in en eski okumalarından birinin dinsel olduğunu gösterir.
- Daoist kanon daojia ile daojiao'yu neredeyse eş anlamlı kullanır; çizgi geleneğin içinden değil, dışından çekildi.
- Ayrım yararlı bir soru olarak kalabilir: metin ne söylüyor ve kim nasıl kullanıyor? Ama iki ayrı Daoizm varsaymak metinleri yanlış okumaya götürür.
Bir metnin hangi rafa konduğu, metinden çok rafı kuranı anlatır.
Sonraki derse köprü
Tek bir metnin, Daodejing'in, iki ayrı elde iki ayrı anlam kazandığını gördük. Ama bu yalnız başlangıç. Aynı metnin bir mezardan çıkmış bambu levhası, ipeğe yazılmış bir kopyası, bugün basılan standart hâli, üzerine yazılmış yorumları ve bir kitapçı rafındaki popüler özeti var; hepsi "Laozi dedi ki" diye başlayabiliyor. Sonraki derste bu katmanları birbirinden ayırmayı öğreneceksin: bir cümlenin el yazmasından mı, yorumdan mı, efsaneden mi, yoksa modern bir uyarlamadan mı geldiğini nasıl anlayacağını ve internette dolaşan sahte Laozi sözlerini nasıl yakalayacağını göreceksin.