İçeriğe geç

M01-D04

Düşüncenin üç katmanı

Otomatik düşünce, ara inanç ve temel inanç katmanlarını tanımlar ve bir danışan cümlesinin hangi katmana ait olduğunu belirler.

Bilişsel Davranışçı Terapi Akademisi — M01, BDT’ye giriş · 2.541 kelime · 15 örnek durum · 2 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 17 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Düşünce üç katmanda çalışır. Otomatik düşünce bir duruma bağlıdır ve somuttur. Ara inançlar durumdan duruma taşınan tutumlar, "-meli, -malı" kuralları ve "eğer … ise" varsayımlarıdır. Temel inanç kişinin kendisi, başkaları ya da dünya hakkındaki mutlak hükmüdür.

Katmanlar birlikte işler: ara inançlar temel inancın önünde bir düzen kurar, kural bozulduğunda otomatik düşünce belirir ve temel inanç bir an yüzeye çıkar.

Bir cümlenin katmanı biçiminden anlaşılır, ama kesin değerlendirme örüntüyle yapılır: ne sıklıkla döndüğü ve ne kadar inanıldığı.

Derin inançlar ruh hâline bağlı olarak etkinleşir. Sakin bir günde düşük çıkan bir inanç puanı, inancın değiştiğini kanıtlamaz.

Açılış sahnesi

Gaziantep'te bir baklava imalathanesinin üst katındaki küçük ofis, sabah sekiz. Muhasebeci Gönenç faturaları dosyalarken patronunun oğlu kapıdan başını uzatıyor: "Dünkü sevkiyat listesinde bir eksik var galiba, bir bakar mısın?"

Gönenç'in yüzü kızarıyor. Aklından ilk geçen "yine hata yaptım" oluyor. Listeyi açmadan önce kafasında bir cümle daha dönüyor: "Bir işi kusursuz yapmazsam bu iş elimden alınır." Listeye bakınca eksiğin depodan kaynaklandığını görüyor; kendi hatası değil.

Ama gün boyu içinde bir ağırlık kalıyor. Öğle arasında annesini arıyor ve konuşmanın ortasında, nedenini bilmeden, "ben zaten hiçbir şeyi beceremem" diyor. Annesi şaşırıyor: "Kızım, sen her şeyi becerirsin."

Gönenç ve imalathane hayal ürünü. Ama bir sabahın küçük bir sorusunun önce bir yorum, sonra bir kural, akşamüstü de bir hüküm doğurması, terapi odalarında her hafta anlatılan bir şey.

Bu derste ne olacak

Gönenç'in üç cümlesi aynı türden değil. Bu ders onları üç katmana ayıracak: durumla birlikte gelen otomatik düşünce, durumdan duruma taşınan kurallar ve varsayımlar, ve kişinin kendisi hakkındaki en genel hükmü. Her katmanın biçimsel işaretlerini göreceğiz; bir danışan cümlesini bu işaretlerle sınıflamayı bir kesitte çalışacağız. Kanıt bölümünde derin inançların depresyona yatkınlığı ne ölçüde açıkladığını, birbirini dengeleyen iki çalışmayla tartacağız.

Sıfır noktası

Otomatik düşüncenin ve temel inancın tanımları için S05-P01-D03'e (Terapi Akademisi) dönülebilir. M01-D03'te çizilen beş halkalı modelin düşünce kutusu tek bir cümle taşıyordu; oysa sınav kaygısıyla gelen danışanın örneğinde o cümlenin altından ikinci, daha ağır bir cümle çıkmıştı. Bu ders, aşağı doğru bu inişin her basamağına bir ad veriyor.

Mekanizma

Birinci katman: otomatik düşünce

Otomatik düşünce bir duruma bağlıdır. Belli bir zamanda, belli bir yerde, belli bir olay karşısında belirir: "yine hata yaptım", "beni beğenmedi", "geç kalacağım". Biçimsel işareti somutluğudur; bir saat, bir kişi, bir olay içerir. Çoğu zaman kısa ve hızlıdır ve kişi onu bir düşünce olarak değil, olanın kendisi olarak yaşar.

İkinci katman: ara inançlar

Ara inançlar durumdan bağımsızdır; bir olaydan ötekine taşınır. Üç biçimde görünürler. Tutum bir değerlendirmedir: "Hata yapmak korkunçtur." Kural bir buyruktur: "Her işi kusursuz yapmalıyım." Varsayım bir koşul cümlesidir: "Kusursuz yapmazsam insanlar yetersiz olduğumu anlar." Gönenç'in ikinci cümlesi bir varsayımdı.

Yaygın yanlış"Ara inançlar çarpık düşüncelerdir ve terapide yok edilmeleri gerekir."
Doğrusu

Ara inançların çoğu bir dereceye kadar işlevseldir: "Çalışırsam başarırım" bir varsayımdır ve çoğu durumda iş görür. Sorun inancın varlığı değil, katılığı ve aşırılığıdır. Terapi bir kuralı silmeye değil, onu daha esnek bir biçime getirmeye çalışır: "Önemli işlerde dikkatli olmak isterim, ama her işte kusursuzluk gerekmez."

Üçüncü katman: temel inanç

Temel inanç kişinin kendisi, başkaları ya da dünya hakkındaki en genel, en katı hükümdür: "Ben yetersizim", "Ben sevilmeyecek biriyim", "İnsanlar güvenilmezdir." Biçimsel işareti mutlaklığıdır; ne zaman, ne yer, ne koşul içerir. Çoğu zaman kişi onu bir inanç olarak değil, kendisi hakkında bir gerçek olarak taşır. Judith Beck'in el kitabı, kendilik hakkındaki olumsuz temel inançları üç geniş başlıkta toplar: çaresizlik, sevilmezlik ve değersizlik.

Yaygın yanlış"Herkesin bir temel inancı vardır ve terapi onu bulmakla başlar."
Doğrusu

Birçok danışan kısa ve odaklı bir sorun için gelir ve otomatik düşünce ile davranış düzeyinde çalışmak yeterli olur. Temel inanca inmek, sorun tekrarlıyorsa, otomatik düşünceler değişse de aynı tema dönüyorsa ya da formülasyon bunu gerektiriyorsa anlamlıdır. İlk oturumda temel inanç aramak, danışanı henüz hazır olmadığı bir derinliğe zorlayabilir.

Katmanlar birlikte nasıl çalışır

Temel inanç sürekli konuşmaz. Çoğu zaman ara inançlar onun önünde bir duvar gibi durur: "Kusursuz çalışırsam yetersizliğim görünmez." Kural tutulduğu sürece kişi iyi hisseder. Kural bozulduğunda, yani bir hata olduğunda, otomatik düşünce belirir ("yine hata yaptım") ve temel inanç bir an için yüzeye çıkar ("ben zaten hiçbir şeyi beceremem"). Gönenç'in sabahı bu sırayla ilerledi.

Oturumdan bir kesit

Bu kesit kurgusal. Danışan Ebru otuz altı yaşında, bir ilkokulda sınıf öğretmeni. Beşinci oturum. Terapist geçen hafta düşünce kaydı vermişti; Ebru kaydı getirdi ve üç cümleyi işaretledi.

Danışan: «Bunlara baktım ve bir şey anlamadım. Birinci: "Veli toplantısında anne bana kötü baktı." İkinci: "Bir öğretmen çocukların hepsine yetişmeli." Üçüncü: "Ben bu meslek için yeterli değilim."»

Terapistin önünde birkaç seçenek var. İlki üç cümleyi sırayla tartışmaya başlamak, örneğin birincisinin kanıtını incelemek. İkincisi en ağır görünen üçüncüye hemen inmek. Üçüncüsü önce danışanla birlikte cümlelerin aynı türden olup olmadığına bakmak.

Terapist üçüncüyü seçiyor, çünkü Ebru bir şeyi anlamadığını söyledi ve sınıflama ona bir anlama aracı veriyor.

Terapist: «Bu üç cümleye bir de şu gözle bakalım. Hangisi belli bir güne, belli bir kişiye bağlı?»

Danışan: «Birincisi. Salı günkü toplantı, Ece'nin annesi.»

Terapist: «Peki hangisi her gün, her sınıfta geçerli bir kural gibi?»

Danışan: «İkincisi. "Yetişmeli." Bu her gün aklımda.»

Terapist: «Ve üçüncüsü?»

Danışan: «O… o daha çok benim hakkımda. Hiçbir güne bağlı değil.»

Terapist: «Bu üç cümle üç ayrı katmandan geliyor olabilir. Birincisi o anki bir yorum, ikincisi seni yöneten bir kural, üçüncüsü kendin hakkında taşıdığın bir hüküm. Senin için hangisi en çok acıtıyor?»

Danışan: «Üçüncüsü. Ama onu konuşmaya hazır olduğumu sanmıyorum.»

Terapist: «Olur. O zaman bugün ikincisiyle çalışalım. "Her çocuğa yetişmeli" kuralının sana neye mal olduğuna bakalım.»

Kesitin ölçülebilir ölçütü sınıflamanın kendisi: her cümle zaman ve kişi içeriyor mu, bir buyruk ya da koşul taşıyor mu, mutlak bir hüküm mü? Bu üç sorunun cevabı nesnel olarak verilebiliyor ve danışan onları kendisi cevapladı. Hangi katmanla çalışılacağı ise bir tercih; terapist üçüncüye inmeyi önermedi, çünkü danışan hazır olmadığını söyledi ve ara inanç çalışması da formülasyona hizmet ediyordu.

Usta katmanı

Katmanları ayırmak kâğıtta kolay, oturumda daha bulanık. Bir danışanın aynı cümlesi bir gün otomatik düşünce, bir gün temel inanç gibi işleyebilir. "Ben aptalım" bir hata anında söylenmiş bir öfke cümlesi de olabilir, yıllardır taşınan bir hüküm de. Ayırt edici olan cümlenin kendisi değil, ne sıklıkla ve hangi durumlarda döndüğü, ve kişinin ona ne kadar inandığı. Usta bir terapist cümleyi bir kez duyup sınıflamaz, örüntüye bakar.

Bir başka incelik temel inançların ruh hâline bağlı biçimde görünüp kaybolması. Depresyondan çıkmış bir danışan sakin bir anda "ben yetersiz değilim" diyebilir; aynı danışan üzgün bir günde aynı inancı yüzde seksen onaylar. Bu, araştırmada bilişsel tepkisellik adıyla incelendi.

Ama bu bulgu tek başına derin inançların depresyonun nedeni olduğunu göstermiyor. Topluluk örneklemlerinde yapılan bir çalışma daha temkinli bir tablo çizdi.

İki bulgu birlikte okunduğunda klinik bir ders çıkıyor: derin inançlar sakin dönemde ölçüldüğünde sessiz görünebilir. Bir danışanın "artık öyle düşünmüyorum" demesi inancın değiştiğini değil, o an etkin olmadığını gösteriyor olabilir.

Yaygın yanlış"Danışan bir temel inanca artık inanmadığını söylüyorsa inanç değişmiştir."
Doğrusu

İnançlar ruh hâline bağlı olarak etkinleşir. Sakin bir oturumda verilen düşük bir inanç puanı, inancın zor bir günde nasıl davranacağını söylemez. Değişimi değerlendirmek için inancın tetiklendiği koşullarda da bakmak gerekir.

Kanıtın sınırı

Üç katmanlı model klinik pratikte yaygın olarak kullanılıyor, ama katmanlar arasındaki sınırın ampirik olarak nasıl çizileceği belirsiz. Ara inançları ölçen araçlar vardır, en bilineni İşlevsiz Tutumlar Ölçeği, ama temel inancı ara inançtan ayrı ölçen yerleşik bir yöntem yok; temel inanç çoğu zaman görüşmede, aşağı doğru sorgulamayla çıkarılıyor ve bu çıkarımın güvenilirliği iki terapistin aynı danışanda aynı inancı bulup bulmadığına bağlı. Derin inançların depresyona yatkınlık yarattığı fikri kısmen desteklendi: ruh hâliyle etkinleşen inançlar nüksü öngörebiliyor, ama sakin dönemde ölçülen tutumların öngörü gücü geçmiş öykünün ötesine geçmeyebiliyor. Bu bulguların büyük kısmı depresyondan geliyor; kaygı bozukluklarında ya da başka sorunlarda katmanların aynı biçimde işleyip işlemediği daha az biliniyor. İnançların kültürel içeriği de tartışmaya açık: "aileme yük olmamalıyım" gibi bir kural bir kültürde işlevsiz, bir başkasında beklenen bir değer olarak okunabilir.

Kendin dene

Aklında kalsın

Düşünce üç katmanda çalışır. Otomatik düşünce bir duruma bağlıdır ve somuttur. Ara inançlar durumdan duruma taşınan tutumlar, "-meli, -malı" kuralları ve "eğer … ise" varsayımlarıdır. Temel inanç kişinin kendisi, başkaları ya da dünya hakkındaki mutlak hükmüdür.

Katmanlar birlikte işler: ara inançlar temel inancın önünde bir düzen kurar, kural bozulduğunda otomatik düşünce belirir ve temel inanç bir an yüzeye çıkar.

Bir cümlenin katmanı biçiminden anlaşılır, ama kesin değerlendirme örüntüyle yapılır: ne sıklıkla döndüğü ve ne kadar inanıldığı.

Derin inançlar ruh hâline bağlı olarak etkinleşir. Sakin bir günde düşük çıkan bir inanç puanı, inancın değiştiğini kanıtlamaz.

Sonraki derse köprü

Ebru'nun "Veli toplantısında anne bana kötü baktı" cümlesi bir otomatik düşünceydi, ama bir tür olarak da tanınabilirdi: bir başkasının aklından geçeni bildiğini varsayan bir yorum. Otomatik düşüncelerin bu türden tekrar eden eğilimleri vardır. M01-D05 bu eğilimleri, yani bilişsel çarpıtmaları, adlarıyla ele alacak ve bir düşünceye etiket koymanın oturumda neden tek başına yetmediğini tartışacak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.