İçeriğe geç

M01-D03

Bilişsel model

Durum, otomatik düşünce, duygu, beden ve davranış arasındaki ilişkiyi bir örnek üzerinde çizer.

Bilişsel Davranışçı Terapi Akademisi — M01, BDT’ye giriş · 2.652 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 18 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bilişsel model bir anı beş halkaya ayırır: durum, otomatik düşünce, duygu, beden ve davranış. Duruma verilen anlam duyguyu ve bedeni biçimlendirir, davranış da yeni durumlar üreterek zinciri başa bağlar.

Oturumda model danışanın kendi örneği ve kendi sözcükleriyle çizilir. İlk iş olanı yorumdan, duyguyu düşünceden ayırmaktır; "hissediyorum ki" ile başlayan cümle çoğu zaman bir düşüncedir.

Model iki yönlüdür ve her halkadan girilebilir. Terapist danışanın en kolay ulaştığı halkadan başlar.

Yorumun duyguyu değiştirebileceği iyi desteklenmiştir; terapide düşünce değişiminin iyileşmeyi neden olarak taşıdığı ise hâlâ tartışılıyor. Model bir klinik haritadır, bir doğa yasası değil.

Açılış sahnesi

İzmir'de akşamüstü, Karşıyaka'dan Konak'a giden vapurun üst katı. Leyla bir kargo şirketinin müşteri hizmetlerinde vardiya sorumlusu; işten dönüyor. Telefonu titriyor. On yedi yaşındaki oğlundan tek satırlık bir mesaj: "Anne, akşam konuşmamız lazım."

Leyla'nın midesi kasılıyor. Mesajı bir daha okuyor. Oğlunun okulda bir şey yaptığını, belki bir kavgaya karıştığını düşünüyor. Elleri soğuyor, iskeleye kadar telefonu üç kez açıp kapatıyor. Oğluna "Ne oldu?" diye yazıyor, cevap gelmiyor. Bir arkadaşını arıyor, ona da açıklayamadığı bir sıkıntı anlatıyor.

Akşam yemeğinde oğlu, bir arkadaşıyla yaz tatilinde bir sahil kasabasında çalışmak istediğini söylüyor. İzin istiyor, o kadar.

Leyla gülüyor ama hâlâ yorgun. Vapurdaki o yarım saat, hiçbir şey olmadan bütün bir günü kaplamış.

Leyla da oğlu da hayalî. Tek satırlık bir mesajın bir bedeni ve bir akşamı böyle ele geçirmesi ise hepimizin tanıdığı bir şey.

Bu derste ne olacak

Bu ders, Leyla'nın vapurdaki yarım saatini beş halkalı bir zincire ayıracak: durum, otomatik düşünce, duygu, beden ve davranış. Her halkanın oturumda nasıl yakalandığını göreceğiz. Okların yalnız ileri değil geri de işlediğini, davranışın döngüyü nasıl başa bağladığını göstereceğiz. Kesitte bir danışanla modeli onun kendi örneği üzerinden birlikte çizeceğiz. Kanıt bölümünde modelin iki iddiasını ayrı ayrı tartacağız: yorum değişince duygu değişir mi, ve terapide düşünce değişimi belirti değişiminden önce mi gelir?

Sıfır noktası

Otomatik düşünce Terapi Akademisi'nin S05-P01-D03 dersinde tanımlandı; davranış ile düşüncenin iki ayrı kökten gelen sorular olduğu M01-D02'de görüldü. Bu ders o iki kökü tek bir şemada birleştiriyor.

Yaygın yanlış"Bilişsel model düşüncenin duyguya her zaman neden olduğunu söyler."
Doğrusu

Model okları tek yönlü çizmez. Bedendeki bir değişim bir düşünceyi tetikleyebilir, bir duygu sonraki yorumları renklendirebilir, bir davranış yeni bir durum yaratabilir. Model klinik bir haritadır: hangi halkadan girilirse döngünün değişebileceğini gösterir, her duygunun bir düşünceden doğduğunu iddia etmez.

Mekanizma

Birinci halka: durum

Durum dışarıda olan bir şey olabilir: bir mesaj, bir toplantı, bir trafik sıkışıklığı. Ama içeride olan bir şey de olabilir: bir beden duyumu, bir anı, bir başka düşünce. Leyla'da durum tek satırlık bir mesajdı. Danışanlar durumu çoğu zaman yorumla birlikte anlatır; terapistin ilk işi, olanı yorumundan ayırmaktır.

İkinci halka: otomatik düşünce

Otomatik düşünce çoğu zaman bir cümledir, ama bir imge de olabilir. Leyla'nın aklından geçen yalnız "bir şey olmuş" cümlesi değildi; oğlunu bir okul koridorunda, karşısında öfkeli bir öğretmenle gördü. İmge düşünceden daha az fark edilir ama duyguyu daha hızlı taşır. Oturumda "aklından ne geçti?" sorusuna "hiçbir şey" diyen danışana "gözünün önünde bir şey canlandı mı?" diye sormak bu yüzden işe yarar.

Yaygın yanlış"Otomatik düşünce bilinçlidir; danışan sorulunca hemen söyler."
Doğrusu

Otomatik düşünce hızlı ve alışılmış olduğu için çoğu zaman fark edilmeden geçer. Danışan duyguyu hatırlar ama düşünceyi hatırlamaz, ya da düşünceyi olayın kendisi sanır. Düşünceyi yakalamak öğrenilen bir beceridir; ilk oturumlarda "bilmiyorum" cevabı bir direnç değil, bu becerinin henüz kurulmadığının işaretidir.

Üçüncü ve dördüncü halka: duygu ve beden

Duygu genellikle tek bir sözcükle söylenebilir: kaygı, üzüntü, öfke, utanç, suçluluk. Danışan bir duyguyu anlatırken bir cümle kuruyorsa, büyük ihtimalle bir düşünce söylüyordur. "Başarısız olacakmışım gibi hissediyorum" bir duygu değil, bir öngörüdür; duygusu belki kaygıdır. Bu ayrım küçük görünür, ama onsuz terapist duyguyu tartışmaya çalışır.

Beden halkası çoğu zaman danışanın ilk fark ettiği şeydir: çarpıntı, mide kasılması, yüzde ısınma, omuzlarda gerginlik. Türkiye'de birçok danışan sıkıntısını önce bedeniyle anlatır: "içim sıkılıyor", "başıma vurdu", "midem düğüm oldu". Bu anlatım bir eksiklik değil, modelin bir kapısıdır.

Yaygın yanlış"Hissediyorum ki" diye başlayan her cümle bir duygudur.
Doğrusu

Türkçede de günlük konuşmada düşünceler sık sık duygu kılığında söylenir: "Beni sevmediklerini hissediyorum", "Burada fazlalık olduğumu hissediyorum". Bunlar sınanabilir yorumlardır. Duygu ise sınanmaz, yalnızca adlandırılır ve şiddeti puanlanır. Duygu ile düşünceyi ayırmayan bir kayıt, kanıt incelemesine geçildiğinde tıkanır.

Beşinci halka: davranış ve döngünün kapanması

Leyla oğluna mesaj yazdı, arkadaşını aradı, telefonu defalarca açıp kapattı. Bu davranışların her biri kaygıyı o an biraz azalttı; ama hiçbiri asıl düşünceyi sınamadı. Davranış halkası modelin en sık gözden kaçan halkasıdır, çünkü danışan onu bir çözüm olarak yaşar. Oysa davranış çoğu zaman yeni bir durum üretir ve zinciri başa bağlar: cevap gelmeyen mesaj, Leyla için yeni bir kanıttı.

Okların yönü

Model bir sıra gibi anlatılsa da halkalar aynı anda ve iki yönlü işler. Yorum duyguyu biçimlendirir; duygu da sonraki yorumları renklendirir. Kaygılı bir anne ikinci mesajı ilkinden daha tehditkâr okur.

Aynı e-postayı biri sabah dinlenmişken, biri gece yorgunken okuyan bir çalışan, iki ayrı mektup okumuş gibi olur.

Modelin temel iddiası, yorumun değişmesinin duyguyu değiştirebileceği. Bu iddia laboratuvarda geniş biçimde sınandı.

Oturumdan bir kesit

Aşağıdaki kesit kurgusaldır. Danışan Pınar yirmi dokuz yaşında, bir yayınevinde editör. İkinci oturum. Geçen hafta "sürekli gerginim" diye başvurmuş.

Danışan: «Bu hafta yine çok kötüydüm. Pazartesi bütün gün kötü hissettim.»

Terapistin önünde iki yol var. Birincisi duygunun nedenini sormak: «Neden bu kadar kötü hissettin?» İkincisi, kötü hissetmenin başladığı tek bir anı bulup onu halkalara ayırmak.

Birinci soru danışanı bir açıklama üretmeye çağırır. Danışan genellikle genel bir cevap verir, "hayatım zaten böyle" ya da "işler kötü gidiyor", ve terapist elinde çalışacak bir halka olmadan kalır. Terapist ikinci yolu seçiyor.

Terapist: «Pazartesi kötü hissetmenin başladığı bir an hatırlıyor musun? Saatini, yerini?»

Danışan: «Sabah ofise girdim, genel yayın yönetmeni masamın önünden geçti ve selam vermedi.»

Terapist: «O an, tam masanın önünden geçtiğinde, aklından ne geçti?»

Danışan: «Dosyayı beğenmedi diye düşündüm. Geçen hafta gönderdiğim çeviri dosyasını.»

Terapist: «Ve bunu düşündüğünde ne hissettin? Tek bir sözcükle söyleyebilir misin?»

Danışan: «Kaygı. Biraz da utanç.»

Terapist: «Bedeninde?»

Danışan: «Midem kasıldı. Bilgisayarın ekranına bakıyordum ama hiçbir şey okuyamıyordum.»

Terapist: «Sonra ne yaptın?»

Danışan: «Öğle yemeğine çıkmadım. Dosyayı baştan sona tekrar okudum, üç kez.»

Terapist kâğıda beş kutu çiziyor ve danışanın kendi sözcüklerini kutulara yazıyor: masadan selamsız geçen yönetmen, "dosyayı beğenmedi", kaygı ve utanç, mide kasılması, öğle yemeğini atlayıp dosyayı tekrar okumak. Sonra danışana kutulara bakıp ne gördüğünü soruyor.

Kesiti tartmanın ölçülebilir bir yolu var: hangi soru çalışılabilir bir halka bıraktı? Birinci soru bir açıklama toplar, ikinci yol bir döngü. Kesitin sonunda masada beş kutulu bir çizim var ve her kutuda danışanın kendi sözcükleri duruyor. Terapist hiçbir yorum yapmadı, "dosyayı beğenmemiş olabilir mi" diye tartışmaya da girmedi. O tartışma, düşünce halkası bu kadar açık görünür olduktan sonra, sınanacak bir hipotez olarak gelecek.

Usta katmanı

Bilişsel model klinikte o kadar kullanışlı ki, onu doğa yasası gibi okumak kolay. Deneyimli bir terapist modeli iki ayrı iddia olarak taşır. Birincisi klinik bir iddia: bu çizim danışanın deneyimini düzenler ve müdahale noktalarını gösterir. İkincisi nedensel bir iddia: terapide düşünce değişimi belirti değişimine yol açar. Birincisi gündelik pratikte sürekli sınanır; ikincisi araştırmada hâlâ tartışılıyor.

Modelin bir başka inceliği, hangi halkadan girileceği. Usta bir terapist, danışanın en kolay erişebildiği halkadan başlar. Bazı danışanlar düşüncelerini kolayca söyler, bazıları yalnız bedenini, bazıları yalnız yaptıklarını. Hacer Hanım bedenden, Pınar durumdan girdi. Modelin değeri, girilen kapının ötekilere bağlı olmasıdır.

Kanıtın sınırı

Bilişsel modelin iki iddiası farklı ölçüde sınandı. Yorumun değişmesinin duyguyu değiştirebileceği deneysel çalışmalarda geniş destek buldu, ama bu çalışmaların çoğu laboratuvarda, kısa sürede ve klinik olmayan katılımcılarla yapıldı. Terapide düşünce değişiminin belirti değişimine neden olduğu iddiası ise daha zor sınanıyor: düşünce ve belirti aynı anda değişiyor, ölçümler seyrek ve iki değişkenin hangisinin önce geldiği ölçüm zamanlamasına göre farklı görünüyor. Davranışsal etkinleştirmenin tek başına olumsuz düşünceyi de değiştirmesi (M01-D02), düşünce değişiminin bilişsel tekniklere özgü olmadığını gösteriyor. Modelin kültürler arası geçerliği de açık bir soru: duygunun düşünceden ayrı adlandırılması, bazı danışanlar için yabancı bir dil olabilir. Bu nedenle model bu akademide bir doğa yasası olarak değil, test edilen ve gerektiğinde düzeltilen bir klinik çerçeve olarak kullanılıyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Bilişsel model bir anı beş halkaya ayırır: durum, otomatik düşünce, duygu, beden ve davranış. Duruma verilen anlam duyguyu ve bedeni biçimlendirir, davranış da yeni durumlar üreterek zinciri başa bağlar.

Oturumda model danışanın kendi örneği ve kendi sözcükleriyle çizilir. İlk iş olanı yorumdan, duyguyu düşünceden ayırmaktır; "hissediyorum ki" ile başlayan cümle çoğu zaman bir düşüncedir.

Model iki yönlüdür ve her halkadan girilebilir. Terapist danışanın en kolay ulaştığı halkadan başlar.

Yorumun duyguyu değiştirebileceği iyi desteklenmiştir; terapide düşünce değişiminin iyileşmeyi neden olarak taşıdığı ise hâlâ tartışılıyor. Model bir klinik haritadır, bir doğa yasası değil.

Sonraki derse köprü

Ercan'ın "ya kötü geçerse" cümlesinin altından bir başkası çıktı: "bursu kaybederim, köye dönerim". Bu iniş, otomatik düşüncenin bir zincirin yalnız görünen yüzü olduğunu gösteriyordu. M01-D04, düşüncenin üç katmanı, bu yüzeyin altındaki ara inançları ve temel inancı ayıracak; bir danışan cümlesinin hangi katmana ait olduğunu belirlemenin ölçütlerini kuracak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.