İçeriğe geç

Bölüm 2

Beden odaklı travma terapisinin kapsamı

3 alt başlık

2.1“Beden odaklı” ne demektir?

Bir uygulamanın beden odaklı sayılması için yalnızca gevşeme yaptırması gerekmez. Aşağıdaki kanallardan bir veya birkaçını tedavinin aktif parçası hâline getirebilir:

  • İnterosepsiyon: Kalp atımı, açlık, tokluk, nefes, sıcaklık, mide hareketleri ve kas gerginliği gibi bedenin iç durumuna ilişkin sinyaller.
  • Propriyosepsiyon: Eklem ve kaslardan gelen, beden parçalarının konumunu ve uygulanan kuvveti bildiren sinyaller.
  • Kinestezi: Hareketin hissedilmesi.
  • Eksterosepsiyon: Görme, işitme, dokunma, koku ve tat yoluyla dış çevreden gelen bilgi.
  • Vestibüler sistem: Denge, ivme ve başın uzaydaki konumu.
  • Nosisepsiyon: Olası doku tehdidini bildiren sinirsel süreçler. Nosisepsiyon ile kişinin yaşadığı ağrı aynı şey değildir; ağrı çok boyutlu bir deneyimdir.
  • Duruş ve hareket: Küçülme, geri çekilme, kasılma, yaklaşma, kaçınma, sınır koyma ve destek alma gibi hareket örüntüleri.
  • Otonom işaretler: Kalp hızındaki değişim, terleme, kızarma, titreme, sindirim değişiklikleri ve solunum ritmi.
  • İlişkisel beden deneyimi: Ses tonu, yüz ifadesi, kişiler arası mesafe, sıra alma, göz teması ve karşılıklı yatışma.

2.2Ne değildir?

Beden odaklı travma terapisi:

  • Tek bir marka, okul veya protokol değildir.
  • Masajın, yoganın ya da nefes egzersizinin otomatik olarak psikoterapiye dönüşmesi değildir.
  • “Bedende saklanan travmayı dışarı çıkarma” işlemi değildir.
  • Titreme, ağlama, esneme, geğirme, sıcaklık veya karıncalanma gibi tepkilerin tek başına iyileşme kanıtı olduğu anlamına gelmez.
  • Travmatik olayın gerçekten yaşandığını bedensel duyumlardan tespit eden bir yöntem değildir.
  • Ruh sağlığı lisansı bulunmayan bir uygulayıcıya PTSD, dissosiyasyon, intihar riski veya psikoz tedavisi yapma yetkisi vermez.

2.3“Top-down” ve “bottom-up” ayrımı

“Top-down” yaklaşım düşünce, anlamlandırma, dil ve bilinçli değerlendirmeyi; “bottom-up” yaklaşım duyusal, motor ve otonom süreçleri vurgulamak için kullanılan bir öğretim kolaylığıdır. Gerçek sinir sistemi bu kadar keskin biçimde ikiye ayrılmaz. Bir düşünce solunumu değiştirebilir; bir beden duyumu düşünceyi ve tehlike yorumunu etkileyebilir. En doğru model, çift yönlü ve döngüsel etkileşimdir.