Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Yıldızlar birbirine göre yer değiştirmez ve pırıldar; gezegenler sakin parlar ve haftalar içinde yıldızların arasında gezinir.
- Uydular yanıp sönmeden, sessizce ve düzgün bir çizgide kayar; uçaklar ise yanıp sönen renkli ışıklar taşır.
- Kayan yıldız bir yıldız değil, havada yanan küçük bir taş ya da toz parçasıdır.
Kanca
Yaz gecesi, bir köy evinin damında yatıyorsun. Birden gökte ince bir ışık çizgisi beliriyor ve bir saniye içinde sönüyor. Yanındaki "Kayan yıldız! Dilek tut!" diyor.
Gökte gördüğün kayan yıldız, yıldız değil. Bir yıldız düşseydi Dünya'nın kalmadığı bir sabaha uyanırdık. O çizgiyi çizen şey, çoğu zaman bir kum tanesinden büyük olmayan bir taş kırıntısı.
Merkezi soru
Çıplak gözle gece gökyüzüne baktığımızda gördüğümüz ışıklar neler, ve birini ötekinden nasıl ayırırız?
Anlatım
Sabit duran noktalar: yıldızlar
Karanlık bir yerde gökyüzüne bakınca gördüğün noktaların çok büyük bölümü yıldızdır. Her biri, Güneş gibi kendi ışığını üreten dev bir gaz küresidir. O kadar uzaktırlar ki en büyük teleskopta bile tek bir nokta olarak kalırlar.
Yıldızların birbirine göre yeri, bir insan ömrü boyunca değişmez. Büyükannenin gördüğü takımyıldızlar, senin gördüklerinle aynı. Bütün gökyüzü gece boyunca yavaşça döner, ama yıldızlar bu dönüşe birlikte katılır, tıpkı bir tavana yapıştırılmış fosforlu yıldızlar gibi.
Yıldızların bir de alışkanlığı var: ufka yakınken titrer, pırıldar, hatta renk değiştiriyormuş gibi görünürler. Bunun sebebi yıldızların kendisinde değil, onu bir sonraki derste konuşacağız.
Yıldızların arasında gezinenler: gezegenler
Çıplak gözle beş gezegen görülebilir: Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter ve Satürn. Gezegenler kendi ışığını üretmez. Güneş ışığını yansıtırlar, tıpkı Ay gibi.
Gezegeni yıldızdan ayırmanın ilk ipucu ışığıdır. Gezegenler genellikle sakin, titremeyen bir ışıkla parlar. İkinci ipucu yeridir. Gezegen kelimesi eski Yunancada "gezgin" anlamındaki bir sözcükten gelir. Gerçekten de gezegenler haftalar içinde yıldızların arasında yer değiştirir. Bu gece iki parlak yıldızın arasında duran bir nokta, bir ay sonra başka bir yerdedir.
En tanıdık örnek Venüs'tür. Akşam gün batımından sonra batıda ya da sabah gün doğmadan doğuda, Güneş ve Ay'dan sonra gökyüzünün en parlak doğal cismi olarak görünür. Anadolu'da ona Çoban Yıldızı denir. Adı yıldız olsa da o bir gezegendir.
Yıldız gibi yürüyen noktalar: uydular
Gün battıktan bir iki saat sonra gökyüzüne bakarsan, yıldız gibi görünen bir noktanın düzgün bir çizgide, sessizce kaydığını görebilirsin. Genellikle yanıp sönmez, ses çıkarmaz ve birkaç dakikada gökyüzünü boydan boya geçer. Bu bir yapay uydudur.
Uydu da kendi ışığını üretmez. Yeryüzü kararmışken, çok yukarıda dolanan uydu hâlâ Güneş'i görür ve onun ışığını yansıtır. Bu yüzden uyduları en kolay akşam alacasından sonra ya da sabah şafaktan önce görürsün. Bazen bir uydu gökyüzünün ortasında aniden söner. O anda Dünya'nın gölgesine girmiştir.
Bunların en parlağı Uluslararası Uzay İstasyonu'dur. Yaklaşık dört yüz kilometre yükseklikte, saatte yaklaşık yirmi sekiz bin kilometre hızla döner. NASA'ya göre en parlak geçişlerinde Güneş ve Ay'dan sonra gökyüzünün en parlak cismidir.
Yanıp sönen ışıklar: uçaklar
Uydu ile uçağı karıştırmak çok kolaydır, ama uçağın bir imzası var. Uçaklar yanıp sönen ışıklar taşır: genellikle beyaz bir flaş, kanat uçlarında da kırmızı ve yeşil lambalar. Alçaktan geçiyorsa sesini de duyarsın. Uydu ise tek renk, sabit bir nokta olarak yol alır.
Bir saniyelik çizgi: meteorlar
Uzayda, Güneş'in çevresinde sayısız küçük taş ve toz parçası dolaşır. Bunlardan biri Dünya'nın havasına daldığında, saniyede on bir ile yetmiş iki kilometre arasında bir hızla gelir. Bir tüfek mermisi saniyede yaklaşık bir kilometre gider; meteor onun on katından yetmiş katına kadar hızlıdır.
Bu hızla havaya çarpan parça, önündeki havayı sıkıştırır ve çok ısıtır. Parça buharlaşır, yolundaki hava da parlamaya başlar. Gördüğümüz ışık çizgisi budur ve genellikle yerden seksen ile yüz yirmi kilometre yukarıda oluşur. Bu, yolcu uçaklarının uçtuğu yüksekliğin yaklaşık on katıdır.
Uzayda dolaşan parçaya meteoroit, havadaki ışık çizgisine meteor denir. Parça yanıp bitmeden yere ulaşırsa adı göktaşı ya da meteorit olur. Gökte gördüğün çizgilerin neredeyse hepsi hiçbir iz bırakmadan havada tükenir.
Aslında…
Yaygın yanlış✗ "Kayan yıldız, gökten düşen bir yıldızdır." ✓ Kayan yıldız, Dünya'nın havasına çok hızlı giren ve yüksekte yanıp buharlaşan küçük bir taş ya da toz parçasıdır.
Yanlış, ışığın yıldız gibi bir noktadan çıkıp çizgi çizmesinden doğuyor; oysa gerçek bir yıldız Güneş'ten bile büyük olabilir ve Dünya'ya "düşmesi" mümkün değildir.
İşin ilginci, bu yanlışı düzeltmek manzarayı küçültmez. Bir kum tanesinin, yüz kilometre yukarıda gökyüzünü bir an için aydınlatacak kadar enerji taşıması, bir yıldızın düşmesi kadar şaşırtıcıdır.
Büyük resim
Gökyüzüne bakan her insan önce bu ayrımı yapmayı öğrenir. İlk astronomlar gezegenleri, yıldızların arasında gezindikleri için fark etti ve onların hareketini anlamaya çalışırken Güneş Sistemi'ni keşfetti.
Bugün gökyüzü daha kalabalık. Yıldızlar ve gezegenler binlerce yıldır oradaydı, uydular ise son yetmiş yılda eklendi. Bir ışığa bakıp "Bu nedir?" diye sorabilmek, gökyüzüyle kurulan her ilişkinin başlangıcıdır.
Özet
- Yıldızlar birbirine göre yer değiştirmez ve pırıldar; gezegenler sakin parlar ve haftalar içinde yıldızların arasında gezinir.
- Uydular yanıp sönmeden, sessizce ve düzgün bir çizgide kayar; uçaklar ise yanıp sönen renkli ışıklar taşır.
- Kayan yıldız bir yıldız değil, havada yanan küçük bir taş ya da toz parçasıdır.
Görev
Quiz
- Gezegenler kendi ışığını üretmezse onları nasıl görürüz?
- Bir gezegeni yıldızdan ayırmak için hangi iki ipucunu kullanabilirsin?
- Uyduları neden en kolay akşam alacasından sonra ya da şafaktan önce görürüz?
- Bir uyduyu uçaktan nasıl ayırırsın?
- Kayan yıldızın ışığı nerede ve neden oluşur?
Cevaplar
- Güneş ışığını yansıttıkları için görürüz; tıpkı Ay gibi.
- Gezegen genellikle titremeden sakin parlar ve haftalar içinde yıldızların arasında yer değiştirir.
- O saatlerde yeryüzü karanlıktır ama çok yukarıdaki uydu hâlâ Güneş ışığı alır ve onu yansıtır.
- Uçak yanıp sönen beyaz, kırmızı ve yeşil ışıklar taşır; uydu sabit, tek renk bir nokta olarak sessizce kayar.
- Yerden yaklaşık seksen ile yüz yirmi kilometre yukarıda, çok hızlı giren küçük bir parçanın havayı ısıtıp buharlaşmasıyla oluşur.
Kaynaklar
Sonraki derse köprü
Bu gece gözlemlerinde en güvenilir ipuçlarından biri titremeydi: yıldızlar pırıldıyor, gezegenler sakin duruyor. Peki bu fark nereden geliyor? Bir yıldızın ışığı yüzlerce yıl yol alıp sabit bir çizgide gelirken son birkaç saniyesinde neyin içinden geçiyor? Titreyen bir yıldız gördüğünde suçlu gerçekten yıldız mı?