İçeriğe geç

M01-D01

Akupunktur ne demek

Akupunkturun ince iğnelerin belirli noktalara batırılması olarak tanımlandığını ve moksa, kupa, elektroakupunktur ve akupresürün bu çatının neresinde durduğunu ayırt eder.

Akupunktur Akademisi — M01, Bu akademi nasıl okunur · 2.918 kelime · 17 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 13 dk okuma · 19 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Akupunktur dar anlamıyla ince ve içi dolu iğnelerin belirli noktalara batırılmasıdır. Moksa, kupa, elektroakupunktur, kulak tohumu, akupresür ve lazer ya bu iğnelemenin yanında durur ya da aynı haritayı iğnesiz kullanır; her biri kendi adıyla anılır ve kendi kanıtıyla okunur.

Çince zhenjiu sözcüğü iğneyle ısıyı birlikte anar ve klasik metin dokuz ayrı iğneden söz eder. Bugünkü ince, steril ve tek kullanımlık iğne bu uzun tarihin yeni bir halkasıdır.

Bir çalışmanın sonucu yalnız sınadığı yönteme ve sınadığı soruya aittir. Kronik ağrıdaki iğne akupunkturu bulgusu kupaya, ameliyat sonrası bulantıdaki P6 bulgusu deniz tutmasına kendiliğinden taşınmaz. Bir cümle duyduğunda ilk soru hep aynıdır: burada hangi yöntemden, hangi sorudan söz ediliyor?

Açılış sahnesi

Bursa'da bir pazar akşamı, kalabalık bir sofra. Babaanne, sırtındaki yuvarlak morlukları göstererek dün akupunktura gittiğini söylüyor; aslında sırtına bardak çektirmiş. Feribotla İzmir'e giden torun, bileğindeki düğmeli bandı çıkarıp masaya koyuyor: «Akupunktur bileği, deniz tutmasın diye.» Fizik tedavi seansından dönen amca, bel ağrısı için iğnelere kablo bağlandığını anlatıyor. Sigarayı bırakmaya çalışan kuzen ise kulağına yapıştırılmış minik tohumları gösteriyor ve onu da akupunktur diye tanıtıyor.

Masadakilerin hepsi aynı sözcüğü kullanıyor ve hepsi gerçek bir deneyimden söz ediyor. Ama dört ayrı yöntemi anlatıyorlar: vakumla deriyi çeken bir bardak, bilekte bir noktaya basan plastik bir düğme, elektrik akımı verilen iğneler ve kulak kepçesine bantlanmış tohumlar. Birinin işe yaradığını gösteren bir çalışma ötekinin işe yaradığını göstermez; birinin riski ötekinin riski değildir; birini uygulayan kişiye yasanın tanıdığı yetki ötekine tanıdığıyla aynı olmayabilir.

Bu sofradakiler de dersin öteki bütün kişileri de kurgusal, ama sahne tanıdık. Bu ders o sözcüğün sınırını çiziyor: akupunktur dar anlamda neyi adlandırır, geniş anlamda neleri altına alır ve bu ayrım neden bütün akademinin ilk adımıdır.

Bu derste ne olacak

Önce sözcüğün iki kökünü konuşacağız: Latince bir birleşik ad ve Çincede iğneyle ateşi tek sözcükte birleştiren eski bir terim. Sonra iğnenin kendisine bakacağız, çünkü akupunktur iğnesi çoğu insanın gözünde canlanan iğneye hiç benzemez. Ardından çatının altındaki yöntemleri tek tek yerleştireceğiz: moksa, kupa, elektroakupunktur, kulak uygulamaları, akupresür ve lazer.

Dersin ikinci yarısı ayrımın neden önemli olduğunu gösteriyor. Araştırmalar hangi yöntemi sınadı, bir noktayı uyarmanın farklı yolları aynı sonucu verdi mi, Türkiye'de hangi uygulama hangi başlıkta düzenleniyor? Dersin sonunda bir reklamı, bir haberi ya da bir sofra sohbetini duyduğunda «burada hangi yöntemden söz ediliyor» diye sorabilmen hedefleniyor.

Sıfır noktası

Gündelik konuşmada akupunktur, iğneyle ya da iğnesiz, «noktalara» dayanan her uygulamanın genel adı olarak kullanılıyor. Tıp yazınında ve bu akademide ise sözcük önce dar anlamıyla okunur.

Yaygın yanlış"Akupunktur bir iğne türüyle ilaç ya da sıvı vermektir."
Doğrusu

Akupunktur iğnesinin içi doludur; içinden hiçbir madde geçmez ve hiçbir şey enjekte edilmez. Bir noktaya vitamin, ozon ya da başka bir sıvı verilen uygulamalar başka adlar taşır ve başka bir düzenlemeye tabidir. «İğne» sözcüğünün enjektörü çağrıştırması bu karışıklığın en yaygın kaynağıdır.

Mekanizma

Sözcüğün iki kökü

«Akupunktur» Latince acus (iğne) ve punctura (delme, batırma) sözcüklerinden kurulmuş bir addır. Avrupa dillerine on yedinci yüzyılda, Doğu Asya'da çalışmış hekimlerin raporlarıyla girdi; ilk Avrupa anlatıları ve onların ne kadar doğru anladığı M08'in konusu. Ad yalnız işlemin görünen yüzünü anlatır: bir iğne ve bir delme.

Çincedeki karşılık daha geniştir. Zhenjiu sözcüğü iğneyi ve noktanın üstünde kurutulmuş bitki yakmayı tek bir uygulamanın iki eli gibi anar. Bu yüzden «akupunktur» çevirisi ilk günden bir şey eksiltti: Çince metinde birlikte duran ısıtma, Batı dillerinde ayrı bir ada, moksaya düştü.

İğnenin kendisi

Akupunktur iğnesi, kan almak ya da aşı yapmak için kullanılan iğneden tümüyle farklı bir alettir. İnce bir telden yapılır, ucu kesmek için değil dokuyu aralamak için yuvarlatılmıştır ve içi doludur. Bir tutamağı vardır; bugün neredeyse her yerde tek kullanımlık ve sterildir. Bu iğneye filiform, yani «tel biçimli» iğne denir.

İğnenin inceliği, akupunkturun neden çoğu kişide bir aşı kadar acı vermediğini açıklar. Ama incelik zararsızlık demek değildir: ince bir iğne de göğüste akciğer zarına, ensede derindeki yapılara ulaşabilir. Bu yüzden akademi iğneleme tekniğini anlatmaz; noktaların altında ne olduğunu ise her nokta dersinde ayrıca söyler.

Çatının altındakiler

Dar anlamıyla akupunktur iğneyle yapılır. Ama aynı noktaları kullanan, aynı haritaya dayanan ya da aynı adla satılan başka yöntemler de var. Bunları tek tek yerleştirmek, her biri hakkındaki iddiayı kendi kanıtıyla okumayı mümkün kılar.

Kupa, deri üstüne yerleştirilen bir bardağın içindeki havanın azaltılarak deriyi emmesine dayanır. Bardak bir süre bekletilir ya da derinin üstünde kaydırılır. Deri kesilerek yapılan biçimi Türkiye'de hacamat adıyla bilinir. Kupa birçok gelenekte ayrı ayrı gelişmiştir ve akupunktur noktalarına bağlı olmak zorunda değildir.

Elektroakupunktur, deriye batırılmış iğnelere küçük bir cihazla elektrik akımı verilmesidir. İğnesiz bir akrabası da var: deri üstüne yapıştırılan elektrotlarla verilen akım, yani TENS. TENS bir noktaya yerleştirildiğinde ona bazen «noktadan elektrik uyarımı» denir. Bu iki yöntemin ayrımı M30'da ayrıca kurulur.

Kulak uygulamaları kulak kepçesinin bütün bedenin küçük bir haritası olduğu fikrine dayanır; fikrin kökeni yirminci yüzyıl Fransa'sıdır ve M31'de işlenir. Kulağa iğne batırılabilir, ama yaygın biçimi bantla yapıştırılmış küçük tohumlar ya da metal kürelerdir. İkincisi iğnesizdir.

Lazer akupunktur, noktaya düşük güçlü bir ışın tutulmasıdır; deri delinmez. Adındaki «akupunktur» sözcüğü burada yalnız haritayı anlatır, iğneyi değil. Gua sha da benzer biçimde iğnesizdir: deri, kenarı yuvarlatılmış bir taş ya da kaşıkla kızarana kadar kazınır (M32-D03).

Yaygın yanlış"İğnesiz akupunktur, iğneli akupunkturun acısız ve aynı etkili hâlidir."
Doğrusu

İğnesiz uygulamalar ayrı yöntemlerdir ve her birinin kanıtı ayrı sınanır. Bazı alanlarda iğneli ve iğnesiz uyarım benzer sonuç verdi, bazılarında yalnız biri sınandı, bazılarında hiçbiri. «Aynı etkili» demek ancak iki yöntemin aynı soruda karşılaştırıldığı bir çalışmayla mümkündür.

Ayrım neden önemli

Akademinin ilk ayrımı bir kelime oyunu değil. Bir yöntemin işe yaradığını gösteren çalışma, adı benzeyen başka bir yöntemin işe yaradığını göstermez. Bunu en açık biçimde, akupunktur araştırmasının kendi verisi gösteriyor.

Bu çalışma iki şey söylüyor. Birincisi, iğne akupunkturu kronik ağrının bazı türlerinde ciddi biçimde sınanmış bir yöntemdir. İkincisi, o sınanmanın kapsamı dardır: sonuç iğneye ve bu dört ağrıya aittir. Sofradaki babaannenin sırtındaki kupa ya da kuzenin kulağındaki tohum bu yirmi bin hastanın hiçbirinde yoktu.

Tersine bir örnek de var. Bazı alanlarda araştırmacılar bir noktayı farklı yollarla uyarmış ve sonuçları bir arada tartmıştır. Bileğin iç yüzündeki P6 noktası bunun en iyi bilinen örneğidir; öğretide mideyi yatıştıran bir nokta sayılır ve ameliyat sonrası bulantıda çok kez sınanmıştır.

P6 örneği, iğneli ve iğnesiz uyarımın aynı soruda yan yana sınandığı nadir alanlardan biri. Bu yüzden bileğindeki bantla feribota binen torunun elindeki kanıt, kulağına tohum yapıştıran kuzeninkinden farklıdır. İkisi de «akupunktur» der; biri ameliyat sonrası bulantıda sınanmış bir noktayı kullanır, öteki başka bir soruda başka bir yöntemi.

Usta katmanı

Dar tanımın da sınırları tartışmalıdır. Akupunkturu «iğnenin belirli noktalara batırılması» diye tanımladık. Peki nokta haritasına hiç bakmadan, yalnız ağrıyan yere batırılan iğne akupunktur mudur? Klasik gelenek buna zaten bir ad vermiş: ağrının gösterdiği yer, ashi noktası (M23-D03). Kuru iğneleme de benzer bir yer seçer, ama kendini akupunkturdan ayrı bir yöntem olarak tanımlar. Sınırın nereden geçtiği bir anatomi sorusu değil, büyük ölçüde bir meslek ve eğitim sorusudur.

İkinci ince nokta yasayla ilgili. Türkiye'de Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği akupunkturu ve kupa uygulamasını (hacamat) ayrı başlıklar olarak sayar; her biri için eğitim ve uygulama koşulları ayrı tanımlanır. Bu, sofradaki dört yöntemin yasa önünde de aynı şey sayılmadığını gösteriyor. Kimin uygulayabileceği M01-D04'te, yönetmeliğin tarihi M09-D06'da, ayrıntısı M46'da işleniyor.

Üçüncü nokta tarihle ilgili. Akupunkturun tek, değişmeden aktarılmış bir yöntem olduğu düşüncesi çok yaygın. Oysa bugünkü ince iğne, standart nokta haritası ve tek kullanımlık steril paket yirminci yüzyılın ürünleridir. Japonya'da gelişen tüplü iğneleme, Kore'de gelişen el akupunkturu ve Batı'da gelişen tıbbi akupunktur aynı adı taşır ama ayrı okullardır (M33). Sözcüğün altında tek bir yöntem değil, bir aile durur.

Yaygın yanlış"Akupunktur binlerce yıldır hiç değişmeden uygulanan tek bir yöntemdir."
Doğrusu

Klasik metinler dokuz ayrı iğneden söz eder; bugünkü ince ve steril iğne, standart nokta yerleri ve elektrikli uyarım çok daha yenidir. Doğu Asya'nın farklı ülkelerinde ve Batı'da ayrı okullar gelişti. Geleneğin sürekliliği gerçektir, ama değişmezliği bir efsanedir; ne kadar eski olduğu sorusu M47-D05'te ayrıca sınanır.

Kanıtın sınırı

Bu derste kullanılan iki büyük derleme, akupunkturun en çok sınandığı iki soruya ait: kronik ağrı ve ameliyat sonrası bulantı. İkisi de etkiyi ortalama olarak ölçer ve kimin yarar gördüğünü, kimin görmediğini ayırmaz. Vickers ve arkadaşlarının derlemesi yalnız gizli atamanın yeterli olduğu çalışmaları aldı; bu titizlik sonucu güçlendirir ama derlemenin dışında kalan çok sayıda çalışmanın ne bulduğunu söylemez. Cochrane derlemesinde ise bulgunun güvenilirliği yazarların kendi değerlendirmesiyle çoğunlukla düşük; en büyük sorun bazı çalışmaların sonuçların yalnız bir kısmını raporlaması.

Bu dersin asıl sınırı başka bir yerde. Çatının altındaki yöntemlerin birçoğu hiç ya da çok az sınanmıştır ve sınanmış olanların çoğu tek bir soruda sınanmıştır. Kulak tohumunun sigara bırakmadaki etkisi, moksanın diz ağrısındaki etkisi, lazerin baş ağrısındaki etkisi her biri ayrı bir sorudur ve çoğu hâlâ açık sorudur. Bir yöntemin bir alandaki bulgusunu başka bir yönteme ya da başka bir alana genellemek, bu akademinin her dersinde kaçınılacak ilk hatadır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Akupunktur dar anlamıyla ince ve içi dolu iğnelerin belirli noktalara batırılmasıdır. Moksa, kupa, elektroakupunktur, kulak tohumu, akupresür ve lazer ya bu iğnelemenin yanında durur ya da aynı haritayı iğnesiz kullanır; her biri kendi adıyla anılır ve kendi kanıtıyla okunur.

Çince zhenjiu sözcüğü iğneyle ısıyı birlikte anar ve klasik metin dokuz ayrı iğneden söz eder. Bugünkü ince, steril ve tek kullanımlık iğne bu uzun tarihin yeni bir halkasıdır.

Bir çalışmanın sonucu yalnız sınadığı yönteme ve sınadığı soruya aittir. Kronik ağrıdaki iğne akupunkturu bulgusu kupaya, ameliyat sonrası bulantıdaki P6 bulgusu deniz tutmasına kendiliğinden taşınmaz. Bir cümle duyduğunda ilk soru hep aynıdır: burada hangi yöntemden, hangi sorudan söz ediliyor?

Sonraki derse köprü

Bu ders bir sözcüğün sınırını çizdi. Sıradaki ders (M01-D02) akademinin kendi sınırını çiziyor: bu akademi okura ne verir, neyi vermeyi bilerek reddeder ve bir akupunktur kararında hangi soruların hekimin, hangilerinin okurun kendi masasında kaldığını nasıl ayırır.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu sayfa hakkında ne düşünüyorsun?