İçeriğe geç

YKS Felsefe · Sanat Felsefesi (Estetik) · FEL-FL05-L03

Güzel nesnel mi, öznel mi?

TYTAYT· 8 bölüm

1Kanca

Kütüphane duvarına asılacak ebruyu sınıf oylamayla seçiyor. Birinde ortadan ikiye bölünmüş gibi kusursuz bakışımlı bir lale var, ötekinde kenarlara taşan dağınık lacivert dalgalar. Sayım bitiyor: on dörde on dört. Zeynep sabırsız: «Lalenin oranları ortada, cetvelle ölçsen aynı çıkar. Bunun neresi tartışılır?» Mert omuz silkiyor: «Herkesin gözü başka. Bence oylama bile anlamsız.» Öğretmen beraberliği bozacak oyunu kullanmadan önce ikisine de bir şey soruyor: «Madem zevk kişiye göre değişiyor, Mert, sen neden yirmi dakikadır Zeynep'i dalgalara ikna etmeye çalışıyorsun?» Sınıf susuyor. Bu küçük tartışmada felsefenin güzel üzerine verdiği cevaplar aynı anda konuşuyor; sınav paragrafları da senden o sesleri birbirinden ayırmanı bekler.

2Hedefler

  • Güzelin kaynağı tartışmasında nesnelci, öznelci ve uzlaştırıcı görüşleri temel iddialarıyla açıklarsın.
  • Platon, Aristoteles, Hegel, Hume ve Kant'ın güzele ilişkin görüşlerini öne çıkan kavramlarından tanırsın.
  • Hume'un öznelciliği ile Kant'ın öznel evrensellik düşüncesi arasındaki farkı bir örnek üzerinde gösterirsin.
  • Özgün bir paragrafı okuyup güzelin nesneye mi özneye mi bağlandığını ve sanata hangi işlevin biçildiğini ipuçlarıyla gösterirsin.

3Konu anlatımı

Zeynep cetvele, Mert göze bakıyor

Zeynep'in itirazı açık bir varsayıma dayanıyor: lalenin güzelliği kâğıdın üstünde duruyor; kim bakarsa baksın orada, ölçülebilir biçimde. Mert ise tam tersini düşünüyor: güzellik ebrunun bir özelliği değil, ona bakan kişide uyanan bir duygu; kişi değişince duygu da değişir. Felsefe bu iki tavra ad verir. Güzelin, onu seyredenden bağımsız olarak nesnenin kendisine ait bir nitelik olduğunu savunanlara nesnelci, güzelin seyredenin beğenisine ve duygusuna bağlı olduğunu savunanlara öznelci denir.

Burada kimse ebruların puanını tutmuyor; tartışılan, «Bu güzel» cümlesinin neyi bildirdiğidir. Bir nesne hakkında mı konuşuyoruz, yoksa kendi iç durumumuz hakkında mı? Sınavda da ölçülen budur: bir yargının bu iki cevaptan hangisine, hangi filozofa yaslandığı.

Nesnelci cevap: güzellik bakandan önce oradadır

Platon. Varlık felsefesinde idealar kuramını, bir nesnenin ilgili ideadan pay aldığı ölçüde o şey olduğunu görmüştün. Güzel de bu kuramın içinde yerini alır: bir gül, bir yüz ya da bir ezgi, güzellik ideasından pay aldıkları ölçüde güzeldir. Gül solar, yüz yaşlanır; güzellik ideası ise değişmez, doğmaz, yok olmaz ve kimsenin onu görüp görmemesine bağlı değildir. Ders kitaplarında Şölen diyaloğunda tek tek güzel bedenlerden güzel ruhlara, oradan güzelliğin kendisine uzanan bir yükselişin anlatıldığı aktarılır. Platon'u nesnelcilerin başına koyan şey budur: ölçü bakanda değil, bakanın üstündedir.

Burada bir karışıklığa dikkat et. Bir önceki derste Platon'u taklit kuramıyla, yani resmin kopyanın kopyası olduğu düşüncesiyle tanıdın. Güzellik ideası ise bir sanat tanımı değil, bir varlık iddiasıdır: güzelin nerede ve nasıl var olduğunu söyler. Paragraf «gölge», «kopya», «ressamın yatağı» diyorsa taklit kuramı; «solmayan», «kendinde güzel», «pay alma» diyorsa güzelin nesnelliği sorulmaktadır.

Aristoteles (temkinli). Ders kitaplarında Aristoteles'in güzeli düzen, oran ve belirli bir büyüklük içinde kendini tamamlayan bütünlük gibi niteliklerle açıkladığı aktarılır. Platon'dan farkı, ölçüyü duyulur dünyanın ötesinde aramamasıdır; oranlar nesnenin kendi yapısındadır. Zeynep'in cetveli bu çizgiye daha yakın durur.

Hegel (temkinli). Varlık felsefesinde mutlak tinin kendini tarih ve doğa içinde açığa vurduğunu öğrenmiştin. Ders kitaplarında Hegel'in güzeli idenin duyusal görünüşü olarak tanımladığı anlatılır: sanat eserinde düşünsel olan, mermerde, seste ya da renkte duyulara görünür hâle gelir. Güzelin kaynağı bireysel beğeni değil, eserde görünen ide olduğu için Hegel de nesnelciler arasında anılır.

Öznelci cevap: güzellik seyredenin gözündedir

Hume. On sekizinci yüzyıl İskoç filozofu Hume'u bilgi felsefesinde deneyci olarak tanıdın. Ona atfedilen bir düşünceye göre güzellik nesnelerin kendisinde bulunan bir nitelik değildir; onları seyreden zihinde vardır ve her zihin başka bir güzellik algılar. Mert'in «herkesin gözü başka» itirazı bu sesle konuşur.

Hume'un tartışmayı orada bırakmadığı da aktarılır. Kaynaklara göre o, insanların zevkleri arasında yine de bir beğeni ölçütü (standardı) aranabileceğini düşünür: uzun deneyim kazanmış, karşılaştırma yapmış, önyargıdan arınmış ve ince duyarlıklı seyircilerin ortak hükmü böyle bir ölçü işlevi görebilir. Bu ölçüt güzelliği nesneye geri vermez; yalnızca bazı öznelerin hükmüne ötekilerden daha çok güvenilebileceğini söyler. Ayrıntısı TYT düzeyini aşar; sınavda Hume'u öznelci çizginin temsilcisi olarak tanıman yeterlidir.

Kant: öznel ama herkes adına konuşan

Kant da güzelin yargısını öznenin duygusuna bağlar. Bir ebruyu güzel bulduğumda bunu bir hesapla, bir kavramla ya da bir kuralla kanıtlayamam; yargım içimde uyanan hoşlanmaya dayanır. Bu bakımdan Kant'ın beğeni yargısı özneldir. Önceki derste onun güzel karşısındaki hoşlanmayı çıkardan bağımsız saydığını ve amaçsız amaçlılık kavramını görmüştün; burada sorulan başka bir şeydir: bu yargı kimin adına konuşur?

Kant iki tür hoşlanmayı ayırır. «Vişne reçeli bana hoş geliyor» diyen biri yalnız kendi damağından söz eder; başkası sevmezse tartışmaya gerek görmez. «Bu ezgi güzel» diyen ise yalnız kendisi için konuşmaz, herkesin aynı yargıya katılmasını bekler, katılmayanı da bir şeyi kaçırmış sayar. Ders kitapları bu düşünceyi öznel evrensellik adıyla özetler: yargının dayanağı öznel bir duygudur, ama yargı evrensel geçerlilik iddiası taşır. Öğretmenin Mert'e sorduğu soru tam buraya dokunuyor. Güzellik yalnız kişisel bir tat olsaydı Mert'in Zeynep'i ikna etmeye çalışması gereksiz olurdu; ikna çabası, yargısının herkes adına konuştuğunu gösteriyor.

Hume ile Kant'ı ayıran ölçüt de buradadır. Hume'da güzellik seyreden zihinde yaşanır ve zihinden zihne değişir; Kant ise yargının öznel kaynağını kabul edip ondan herkesin onayını bekler.

Arada duran görüşler

Bazı ders kitaplarında iki uç arasında bir yol da anılır: güzel ne yalnız nesnede ne yalnız öznede bulunur, ikisinin karşılaşmasında, ilişkisinde ortaya çıkar. Ebrunun renkleri ve biçimi olmadan da, onlara bakan bir göz olmadan da güzellik yaşantısı doğmaz. Bu uzlaştırıcı yaklaşım bir filozofun adıyla değil, bir bakış olarak öğretilir; paragrafta «karşılaşma», «buluşma», «ikisi birlikte» gibi işaretlerle tanınır.

Düşünür kartı: güzel nerede?

FilozofGüzeli yerleştirdiği yerAkılda kalacak terimParagrafı ona bağlayan sözcükler
PlatonDeğişmez güzellik ideasında, bakandan bağımsızgüzellik ideası, pay alma«solmayan», «kendinde güzel», «gölgesi düşen asıl»
Aristoteles (aktarılır)Nesnenin yapısındaki düzende ve orandaoran, düzen, bütünlük«parçaların uyumu», «ölçülebilir denge»
Hegel (aktarılır)Eserde duyulara görünen idedeidenin duyusal görünüşü«düşüncenin taşa, sese bürünmesi»
HumeSeyreden zihinde; ölçütü deneyimli seyircilerin ortak hükmübeğeni ölçütü«göz değişince güzel değişir», «usta dinleyici»
KantÖznenin duygusunda, ama herkesten onay bekleyen yargıdaöznel evrensellik«kanıtlayamam ama herkes katılmalı»

Sanat ne için vardır?

Güzelin kaynağıyla yakından ilişkili bir tartışma da sanatın işlevine dairdir. Ders kitaplarında iki tutum karşılaştırılır.

Sanat sanat içindir görüşüne göre eserin değeri kendi estetik niteliğindedir. Sanat bir ahlak dersi vermek, bir siyasal düşünceyi yaymak ya da topluma yararlı olmak zorunda değildir; dışarıdan bir görev yüklendiğinde özgürlüğünü yitirebilir.

Sanat toplum içindir görüşüne göre sanatçı içinde yaşadığı toplumdan kopuk değildir; eser insanları eğitebilir, uyandırabilir, ortak duygularda buluşturabilir. Ders kitaplarında Tolstoy'un sanatı sanatçının yaşadığı duyguyu başkalarına aktaran ve insanları birleştiren bir iletişim olarak gördüğü aktarılır.

İki tutumun da gerekçesi vardır: biri sanatın özerkliğini, öbürü toplumsal sorumluluğunu korumak ister. Sınav hangisinin daha iyi olduğunu sormaz; bir paragrafın hangi tutumu dile getirdiğini sorar.

Metin çözümü: nesne mi, özne mi?

Kendi beğenisini sorgulayan biri şu satırları yazmış olabilir: «Bir kemençe taksimi kimine hüzün, kimine sıkıntı verir; bunu biliyorum. Yine de onu güzel bulduğumda yalnız kendi adıma konuşmuyorum, yanımdakinin de aynı şeyi duyması gerektiğine inanıyorum. Oysa bu inancı destekleyecek bir kuralım ya da ölçümüm yok.»

Birinci adım: güzelin dayanağı nerede? Metin ölçüme ve kurala dayanmadığını açıkça söylüyor, nesnenin oranlarından söz etmiyor. Platon ile Aristoteles elenir; dayanak öznenin duygusudur. İkinci adım: öznelci iki aday arasında seçim. Hume'a uyan bir metin, zevk zihinden zihne değiştiği için başkasından onay beklemezdi ya da ölçüyü deneyimli seyircilerde arardı. Bu metin ise kendi duygusundan yola çıkıp herkesin katılmasını bekliyor. Üçüncü adım: kavramı eşle. «Kendi adıma konuşmuyorum» evrensel geçerlilik iddiasına, «destekleyecek bir kuralım ya da ölçümüm yok» yargının öznel kaynağına denk düşüyor. Metin Kant'ın öznel evrensellik düşüncesinin çizgisindedir.

Modülün toparlanışı

Sanat felsefesi modülü üç soruyla ilerledi. İlk derste estetik ile sanat felsefesinin alanını, eser, estetik obje, beğeni yargısı ve estetik haz kavramlarını, güzelden komiğe estetik kategorileri tanıdın. İkinci derste sanatın ne olduğuna verilen taklit, yaratım ve oyun cevaplarını filozoflarıyla eşleştirdin. Bu derste de güzelliğin nesneye mi bakana mı ait olduğu tartışmasını ve sanatın işlevine dair iki tutumu gördün. Üçünde de sınavın sorduğu aynı beceriydi: bir yargıyı, beğenip beğenmemekten bağımsız olarak, hangi görüşün dile getirdiğini bulmak.

Bir sonraki derste felsefe bakışını güzelden inanca çeviriyor. Din felsefesi bir inancı savunmak ya da çürütmek için değil, onu akılla incelemek için sorar: Tanrı, iman, vahiy ve kutsal kavramları neyi adlandırır, din felsefesi bir dinin kendi öğretisinden, teolojiden nerede ayrılır, inanmak ile bilmek arasındaki sınır nereden geçer?

4Çözümlü örnekler

Örnek 1 — Solmayan çiçek

Soru: «Bahçedeki gül bir hafta sonra solacak, ressamın tuvali de bir gün çatlayacak. Ama ikisini de güzel kılan şey ne solar ne çatlar; onlar yalnız ondan bir parça taşıdıkları sürece güzeldir.» Bu yargı hangi filozofun güzel anlayışını yansıtır?

  • A) Hume
  • B) Platon
  • C) Kant
  • D) Tolstoy
  • E) Hegel

Çözüm: Değişen nesnelerin karşısına değişmeyen bir güzelliğin konması ve nesnelerin «ondan bir parça taşıdıkları sürece» güzel sayılması, güzellik ideasından pay alma düşüncesidir. Ölçü bakanın dışında olduğu için Hume ve Kant elenir. Cevap: B.

Örnek 2 — Kimin adına konuşuyor?

Soru: Hume ile Kant'ın güzele ilişkin görüşlerini ayıran temel nokta hangisidir?

  • A) Hume güzeli nesnenin oranlarında, Kant öznenin duygusunda arar.
  • B) İkisi de güzelliğin bakandan bağımsız olduğunu savunur.
  • C) Hume beğeni yargısını bir kavrama dayandırır, Kant dayandırmaz.
  • D) İkisi de yargıyı öznenin duygusuna bağlar; ama Kant bu öznel yargının herkesten onay beklediğini, yani evrensel geçerlilik iddiası taşıdığını vurgular.
  • E) Kant güzeli idenin duyusal görünüşü sayar.

Çözüm: İki filozof da öznelci çizgidedir; ayrıldıkları yer, yargının kimin adına konuştuğudur. Kant'ta beğeni yargısı öznel kaynaklı ama evrensel iddialıdır. E seçeneği Hegel'e aittir. Cevap: D.

Örnek 3 — Karşılaşmada doğan güzellik

Soru: «Dağdaki gölün rengi, kıyısında kimse durmasa da aynıdır; ama ona bakan bir göz olmadıkça kimse onu güzel bulmaz. Gölün rengi olmasa da bakan gözün bulacağı bir güzellik olmazdı.» Bu paragrafın güzele ilişkin tavrı hangisidir?

  • A) Güzel, nesne ile özne arasındaki ilişkide ortaya çıkar.
  • B) Güzel, yalnız nesnenin kendi niteliğidir.
  • C) Güzel, yalnız seyredenin zihnindedir.
  • D) Sanat toplumu eğitmek için vardır.
  • E) Güzel, idenin duyusal görünüşüdür.

Çözüm: Paragraf iki koşulu birlikte arıyor: nesnenin niteliği (gölün rengi) ve onu algılayan özne (bakan göz). İkisinden biri eksik kalınca güzellik yaşantısı doğmuyor. Bu, uzlaştırıcı ilişki görüşüdür. Cevap: A.

Örnek 4 — Görevi olmayan eser

Soru: Bir şair şunu söylüyor: «Bu şiir kimseye yol göstermiyor, hiçbir davayı savunmuyor. Varlık nedeni, okunurken bıraktığı ses ve imge; başka bir işe yaraması gerekmiyor.» Şairin sanatın işlevine ilişkin tutumu hangisidir?

  • A) Sanat toplumu dönüştürmek için vardır.
  • B) Sanat, güzellik ideasının kopyasıdır.
  • C) Sanatın asıl değeri ahlaki öğretisindedir.
  • D) Sanat, sanatçının duygusunu aktararak insanları birleştirir.
  • E) Sanat sanat içindir; eserin değeri kendi estetik niteliğindedir.

Çözüm: Şair esere hiçbir dış amaç yüklemiyor, değeri eserin kendi ses ve imge dünyasında görüyor. Bu, sanatın özerkliğini öne çıkaran «sanat sanat içindir» tutumudur. A, C ve D toplumsal işlev görüşüne yakındır. Cevap: E.

5Tuzaklar

  • Kant'ı Hume'la aynı kefeye koymak. İkisi de beğeni yargısını öznenin duygusuna bağlar; ama Kant'ta yargı herkesten onay bekler. Paragrafta «herkes katılmalı», «yalnız kendi adıma değil» geçiyorsa Kant'a bak.
  • Platon'un güzellik ideasını taklit kuramıyla karıştırmak. Taklit kuramı sanat eserinin gerçeklikle ilişkisini anlatır; güzellik ideası ise güzelin nerede var olduğuna dair bir varlık iddiasıdır.
  • Her nesnelciyi Platon sanmak. Oran ve düzeni nesnenin yapısında gören yaklaşım ders kitaplarında Aristoteles'le, güzeli idenin duyusal görünüşü sayan tanım Hegel'le anılır.
  • «Öznel» sözcüğünü «keyfî» diye okumak. Hume bile deneyimli seyircilerin ortak hükmünde bir ölçüt arar; öznelcilik, her yargının eşit derecede değerli olduğu anlamına gelmek zorunda değildir.
  • Sanatın işlevi sorusunu bir değer yarışı gibi çözmek. Sınav iki tutumdan hangisinin üstün olduğunu sormaz; paragrafın hangisini dile getirdiğini sorar.

6Tekrar kartı

  • Nesnelci görüş: güzel, seyredenden bağımsız olarak nesnenin kendisine aittir. Öznelci görüş: güzel, seyredenin beğenisine ve duygusuna bağlıdır.
  • Platon: tek tek şeyler güzellik ideasından pay aldıkları ölçüde güzeldir; idea değişmez. Bu bir varlık iddiasıdır, taklit kuramı değil.
  • Aristoteles (aktarılır): güzel, oran, düzen ve bütünlük gibi nesnenin niteliklerindedir. Hegel (aktarılır): güzel, idenin duyusal görünüşüdür.
  • Hume: güzellik seyreden zihindedir (atfedilir); beğeni ölçütünü deneyimli, önyargısız seyircilerin ortak hükmünde arar (temkinli).
  • Kant: beğeni yargısı öznel bir duyguya dayanır ama herkesin onayını bekler; ders kitaplarında öznel evrensellik.
  • Uzlaştırıcı görüş: güzel, nesne ile özne arasındaki ilişkide ortaya çıkar.
  • Sanatın işlevi: sanat sanat içindir (özerklik) ya da sanat toplum içindir (toplumsal görev); ikisi gerekçeleriyle karşılaştırılır, biri doğru sayılmaz.

7Alıştırma

  1. Soru 1 · Kolay

    Güzelin, kimin baktığından bağımsız olarak nesnenin kendisine ait bir nitelik olduğunu savunan yaklaşıma ne ad verilir?

    1. A)Öznelci görüş
    2. B)Oyun görüşü
    3. C)Nesnelci görüş
    4. D)Yaratım görüşü
    5. E)Uzlaştırıcı görüş
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Güzeli seyredenin beğenisinden ayırıp nesnenin kendisinde arayan yaklaşım nesnelci diye adlandırılır.

  2. Soru 2 · Kolay

    Tek tek güzel şeylerin güzellik ideasından pay aldıkları ölçüde güzel olduğunu öne süren filozof kimdir?

    1. A)Platon
    2. B)Hume
    3. C)Kant
    4. D)Schiller
    5. E)Croce
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Pay alma düşüncesi Platon'un idealar kuramına dayanır ve güzeli değişmez bir ideaya bağlar.

  3. Soru 3 · Kolay

    Ders kitaplarında güzelliğin nesnelerde değil, onları seyreden zihinde bulunduğu düşüncesiyle anılan filozof hangisidir?

    1. A)Hegel
    2. B)Platon
    3. C)Bergson
    4. D)Aristoteles
    5. E)Hume
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Güzelliği seyredenin zihnine yerleştiren bu öznelci düşünce Hume'a atfedilir.

  4. Soru 4 · Kolay

    Kant'ın beğeni yargısına ilişkin görüşünü ders kitaplarında özetleyen kavram hangisidir?

    1. A)Kopyanın kopyası
    2. B)Öznel evrensellik
    3. C)Oyun dürtüsü
    4. D)Katharsis
    5. E)Mutlak ide
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Kant'ta yargı öznel bir duyguya dayanır ama herkes için geçerli olma iddiası taşır.

  5. Soru 5 · Orta

    Hume ile Kant'ın güzele ilişkin görüşlerinde ortak olan nokta hangisidir?

    1. A)İkisi de güzeli idealar dünyasına yerleştirir.
    2. B)İkisi de beğeni yargısının başkalarından onay beklemediğini savunur.
    3. C)İkisi de güzeli idenin duyusal görünüşü sayar.
    4. D)İkisi de güzelin yargısını öznenin duygusuyla ilişkilendirir.
    5. E)İkisi de sanatın topluma hizmet etmesi gerektiğini savunur.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Hume da Kant da öznelci çizgide durur; ayrılık yalnız yargının evrensel onay bekleyip beklemediğindedir.

  6. Soru 6 · Orta

    Ders kitaplarında Hegel'e atfedilen güzel tanımı hangisidir?

    1. A)Güzel, her bakanın kendi keyfine göre değişir.
    2. B)Güzel, idenin duyusal görünüşüdür.
    3. C)Güzel, yalnız ölçülebilir oranlardan ibarettir.
    4. D)Güzel, kopyalanan nesnenin gölgesidir.
    5. E)Güzel, toplumsal yarar sağlayan şeydir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Hegel'e göre eserde düşünsel olan ide duyulara görünür hâle gelir ve bu görünüş güzeldir.

  7. Soru 7 · Orta

    «Bu nar bana çok lezzetli geliyor» ile «Bu minyatür güzel» cümleleri arasındaki farkı Kant nasıl açıklar?

    1. A)İkisi de yalnız konuşanın kendisi için geçerlidir.
    2. B)İlki bir kavrama, ikincisi bir duyguya dayanır.
    3. C)İkisi de nesnenin ölçülebilir niteliğini bildirir.
    4. D)İlki herkesin katılmasını bekler, ikincisi beklemez.
    5. E)İlki yalnız kişinin kendi hoşlanmasını bildirir; ikincisi öznel bir duyguya dayansa da herkesin katılmasını bekler.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Kant hoş olanı kişisel tada bağlar, güzel üzerine yargıya ise herkes adına konuşma iddiası yükler.

  8. Soru 8 · Orta

    «Kimsenin dinlemediği boş bir salonda çalan ezgi, notalarının düzenini korur; ama o düzen bir kulakla buluşmadan güzellik yaşanmaz.» Bu düşünce güzele ilişkin hangi tavrı dile getirir?

    1. A)Güzel, nesne ile özne arasındaki ilişkide ortaya çıkar.
    2. B)Güzel, bakandan bağımsız bir ideadır.
    3. C)Güzel, yalnız dinleyicinin keyfidir.
    4. D)Sanat toplum içindir.
    5. E)Sanat sanat içindir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Metin hem ezginin kendi düzenini hem de onu duyan kulağı şart koştuğu için uzlaştırıcı ilişki görüşüne yaslanır.

  9. Soru 9 · Orta

    «Sanat sanat içindir» görüşünü en iyi hangi ifade özetler?

    1. A)Eser, halkı eğitmek için üretilmelidir.
    2. B)Sanatçı toplumun sözcüsüdür.
    3. C)Eserin değeri kendi estetik niteliğindedir; bir ahlaki ya da toplumsal amaca hizmet etmek zorunda değildir.
    4. D)Sanat, güzellik ideasını kopyalar.
    5. E)Sanat, insanları ortak duygularda birleştiren bir iletişimdir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Bu görüş esere dışarıdan görev yüklemeyi reddeder ve sanatın özerkliğini öne çıkarır.

  10. Soru 10 · Orta

    Ders kitaplarındaki aktarıma göre Aristoteles güzeli nerede arar?

    1. A)Seyredenin zihninde
    2. B)Herkesten onay bekleyen yargıda
    3. C)Duyulur dünyanın ötesindeki ideada
    4. D)Oran, düzen ve bütünlük gibi nesnenin kendi niteliklerinde
    5. E)Sanatçının toplumsal görevinde
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Aristoteles ölçüyü nesnenin yapısında gördüğü için nesnelci sayılır ama Platon gibi ideaya başvurmaz.

  11. Soru 11 · Orta

    Platon'un güzellik ideası görüşünü onun taklit kuramından ayıran özellik hangisidir?

    1. A)İkisi de aynı soruya cevap verir.
    2. B)Güzellik ideası görüşü sanatçının iç sezgisini anlatır.
    3. C)Taklit kuramı güzeli seyredenin zihnine yerleştirir.
    4. D)Güzellik ideası görüşü sanatın topluma yararını savunur.
    5. E)Güzellik ideası güzelin nerede var olduğuna dair bir varlık iddiasıdır; taklit kuramı ise eserin gerçeklikle ilişkisini anlatır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. İki görüş aynı filozofa ait olsa da biri varlık sorusuna, öbürü sanat eserinin ne olduğu sorusuna cevap verir.

  12. Soru 12 · Zor

    «Gençken bayıldığım şarkılar şimdi bana sıradan geliyor; demek ki güzellik şarkılarda değil, benim kulağımdaydı. Yine de yıllarca dinlemiş, önyargısız birkaç ustanın ortak hükmüne zevkimden fazla güvenirim.» Yazarın dayandığı filozof ile bu yakınlığı gösteren işaret hangisidir?

    1. A)Platon; değişmeyen güzellik ölçüsü
    2. B)Hume; güzelin dinleyende değişmesi ve deneyimli seyircilerin ortak hükmünde aranan ölçüt
    3. C)Kant; herkesten onay bekleyen yargı
    4. D)Hegel; idenin duyusal görünüşü
    5. E)Aristoteles; oran ve düzen
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Güzelliği dinleyenin kulağına yerleştirmek öznelciliği, ustaların ortak hükmüne güvenmek Hume'un beğeni ölçütünü gösterir.

  13. Soru 13 · Zor

    İki öğrenci tartışıyor. Birincisi «Zevk kişiden kişiye değişir, güzel dediğim yalnız bana göredir» diyor. İkincisi «Güzel dediğimde herkesin katılmasını beklerim, ama bunu bir kurala bağlayamam» diye cevap veriyor. Bu iki tavır sırasıyla hangi görüşlere yakındır?

    1. A)Birincisi Hume'un öznelci çizgisine, ikincisi Kant'ın öznel evrensellik düşüncesine
    2. B)Birincisi Platon'a, ikincisi Hume'a
    3. C)İkisi de nesnelci görüşe
    4. D)Birincisi Kant'a, ikincisi Platon'a
    5. E)Birincisi uzlaştırıcı görüşe, ikincisi Hegel'e
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Güzeli yalnız konuşana bağlamak öznelciliği, kuralsız ama evrensel onay beklemek Kant'ın beğeni yargısını yansıtır.

  14. Soru 14 · Zor

    Aşağıdaki filozof–görüş eşleştirmelerinden hangisi hatalıdır?

    1. A)Platon: güzellik ideasından pay alma
    2. B)Hume: güzellik seyreden zihindedir
    3. C)Kant: öznel evrensellik
    4. D)Hegel: güzellik yalnız bakanın keyfine bağlıdır
    5. E)Aristoteles: oran, düzen ve bütünlük
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Hegel güzeli idenin duyusal görünüşü saydığı için nesnelciler arasında anılır, keyfe bağlamaz.

  15. Soru 15 · Zor

    Kant'ın beğeni yargısı için aşağıdakilerden hangileri söylenebilir? I. Bir kavrama ya da kurala dayanır. II. Öznenin hoşlanma duygusuna dayanır. III. Herkesin katılmasını bekler.

    1. A)Yalnız I
    2. B)I ve III
    3. C)II ve III
    4. D)Yalnız III
    5. E)I, II ve III
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Kant'ta yargı kavrama değil öznel duyguya dayanır, ama yine de evrensel geçerlilik iddiası taşır.

8Ustalık kapısı

5 soru, 5 dakika. 4 ya da 5 doğru yaptıysan sıradaki derse, «Din felsefesinin temel kavramları» dersine geç. 3 ve altındaysan 3. ve 4. bölümü yeniden oku, sonra kapıyı bir kez daha çöz.

  1. Soru 1 · Orta

    Sanatın işlevine ilişkin «sanat toplum içindir» görüşünü en iyi hangisi anlatır?

    1. A)Eser, hiçbir dış amaca bağlı olmadan kendi için vardır.
    2. B)Güzel, değişmez bir ideadır.
    3. C)Beğeni yargısı herkesten onay bekler.
    4. D)Sanat yalnız sanatçının kendi zevki için üretilir.
    5. E)Sanat toplumu eğitmek, uyandırmak ya da insanları ortak duygularda buluşturmak gibi bir görev üstlenir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Bu görüş sanatçıyı toplumdan kopuk görmez ve esere toplumsal bir sorumluluk yükler.

  2. Soru 2 · Orta

    Platon'a göre bir gülün solması güzellik hakkında neyi gösterir?

    1. A)Güzelliğin yalnız seyredenin gözünde olduğunu
    2. B)Solanın güzelliğin kendisi değil, ondan pay alan duyulur nesne olduğunu
    3. C)Güzelliğin oranların bozulmasıyla yok olduğunu
    4. D)Güzelliğin herkesten onay bekleyen bir yargı olduğunu
    5. E)Gülün hiçbir zaman güzel olmadığını
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Platon'da güzellik ideası değişmez; solan, yalnız ondan pay alan kusurlu kopyadır.

  3. Soru 3 · Zor

    «Arkadaşım bu çini desenini beğenmediğinde yalnızca zevklerimiz farklı deyip geçemiyorum; onun da beğenmesi gerektiğini düşünüyorum. Oysa elimde onu ikna edecek bir hesap, bir ölçü yok.» Bu sözleri kuran kişi hangi filozofa yaslanıyor ve bunu hangi işaretten anlarız?

    1. A)Kant; öznel duyguya dayanan yargının herkesin onayını beklemesi
    2. B)Hume; güzelliğin zihinden zihne değişmesi
    3. C)Platon; değişmez güzellik ideası
    4. D)Aristoteles; ölçülebilir oranlar
    5. E)Hegel; idenin duyusal görünüşü
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Ölçüye dayanmayan ama başkasından onay bekleyen yargı, Kant'ın öznel evrensellik düşüncesinin işaretidir.

  4. Soru 4 · Zor

    Bir öğrenci «Hume da Kant da öznelci sayıldığına göre ikisi güzel hakkında aynı şeyi söyler» diyor. Öğrencinin akıl yürütmesi nerede aksıyor?

    1. A)Hume'u nesnelci saymaması
    2. B)Platon'u öznelcilere eklemesi
    3. C)Kant'ın güzeli nesnenin oranlarında aradığını unutması
    4. D)Kant'ın öznel yargıya evrensel geçerlilik iddiası yüklediğini gözden kaçırması
    5. E)Öznelciliği sanat sanat içindir görüşüyle aynı sayması
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. İki filozof da yargıyı duyguya bağlar, ama yalnız Kant bu yargıdan herkesin onayını bekler.

  5. Soru 5 · Zor

    «Bir caminin ana kubbesiyle yarım kubbeleri arasındaki oranlar, kim bakarsa baksın orada duruyor. Bunun için göklerdeki bir örneğe bakmaya gerek yok; ölçü taşın kendisinde. Beğenmeyen biri, o dengeyi henüz görememiştir.» Bu paragraf güzele ilişkin hangi tavrı ve hangi aktarımı yansıtır?

    1. A)Öznelci tavrı; Hume'un seyreden zihin düşüncesini
    2. B)Öznel evrensellik tavrını; Kant'ın beğeni yargısını
    3. C)Nesnelci tavrı; ders kitaplarında Aristoteles'e bağlanan oran ve düzen anlayışını
    4. D)Nesnelci tavrı; Platon'un duyulur dünyanın ötesindeki güzellik ideasını
    5. E)Uzlaştırıcı tavrı; nesne ile özne arasındaki ilişkiyi
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Güzel nesnenin kendi oranlarına yerleştiriliyor ve ötedeki bir örnek açıkça reddediliyor; bu, Platon'u eleyip Aristoteles'e bağlanan nesnelci anlayışı gösterir.

FL05 — Sanat Felsefesi (Estetik)

Modülün bütün dersleri bitince işaretle; modül 1, 3, 7 ve 21. günlerde YKS ana sayfasındaki tekrar listesine döner.