İçeriğe geç

YKS Felsefe · Bilgi Felsefesi (Epistemoloji) · FEL-FL02-L07

Analitik felsefe ve fenomenoloji

TYTAYTher yıl mutlaka soru çıkan konu· 8 bölüm

1Kanca

Kantin sırasında Ece telefonunu uzatıyor: «Şu kazak mavi mi, yeşil mi?» Arda hemen mavi diyor, Ece yeşilde ısrar ediyor. Beş dakika sonra ikisi de sesini yükseltmiş. Yanlarındaki Emre araya giriyor: «Siz aynı kelimeyi aynı şey için kullanmıyorsunuz ki. Önce mavi derken neyi kastettiğinizi söyleyin, kavga kendiliğinden biter.» Sıradaki Zeynep başka bir öneri getiriyor: «Renk adlarını, mağazada ne yazdığını, kimin haklı çıkacağını bir kenara bırakın. Sadece bakın: o kumaş şu an gözünüze nasıl görünüyor?» İki öneri de kavgayı durdurmaya çalışıyor, ama biri sözcüğe, öbürü görünene dönüyor. Yirminci yüzyıl felsefesinde bu iki dönüş iki ayrı akımın adını taşır ve sınav paragraflarında birbirine sık karıştırılır.

2Hedefler

  • Analitik felsefenin felsefeye verdiği görevi dil ve kavram analiziyle açıklarsın.
  • Fenomenolojinin paranteze alma, yönelimsellik ve öz kavramlarını Husserl'le eşleştirirsin.
  • Bir paragrafta dile dönük ipuçlarını bilince dönük ipuçlarından ayırarak akımı belirlersin.
  • Analitik felsefeyi pozitivizmden, fenomenolojiyi sezgicilikten ayıran noktayı gerekçesiyle söylersin.

3Konu anlatımı

Aynı yüzyıl, iki ayrı dönüş

Bilgi felsefesinin önceki tartışmaları bilginin aklımızdan mı, deneyimizden mi, ikisinin işbirliğinden mi doğduğunu soruyordu. Yirminci yüzyılın başında bazı filozoflar sorunun kendisinin bile yanlış kurulmuş olabileceğini düşündü. Onlara göre önce bakılması gereken yer, bu soruları sorarken kullandığımız sözcüklerdi. Başka bir grup filozof ise bilginin kaynağını tartışmayı bırakıp bilincimize görünen şeyin kendisini, hiçbir ön kabul eklemeden betimlemek gerektiğini savundu.

Kancadaki Emre ilk yolu, Zeynep ikinci yolu temsil ediyor. Birincisine analitik felsefe, ikincisine fenomenoloji (görüngübilim) denir. Bu iki akımı aynı derste işlemenin gerekçesi, ikisinin de geleneksel bilgi kuramına yeni bir başlangıç noktası önermesidir. Ayrıldıkları yer başlangıç noktasının ne olduğudur: analitik felsefe dile ve kavramlara, fenomenoloji bilince ve görünene yönelir.

Analitik felsefe: önce sözcükleri temizlemek

Analitik felsefeye göre felsefenin başlıca işi, dili ve kavramları çözümleyerek anlamı açıklığa kavuşturmaktır. Ders kitaplarının vurguladığı iddia şudur: felsefi sorunların önemli bir bölümü, dilin yanlış ya da belirsiz kullanılmasından doğar. Bir kavram iki anlamda kullanılıyorsa, ya da bir sözcük gerçekte karşılığı olmayan bir şeyi adlandırıyormuş gibi görünüyorsa, yüzyıllar süren bir tartışma aslında bir dil karışıklığının üstünde yükseliyor olabilir.

Basit bir örnek düşün. «Hiçlik» sözcüğü bir ad gibi kullanıldığında, sanki dünyada hiçlik denen bir şey varmış ve onun ne olduğunu araştırmak gerekiyormuş gibi bir izlenim doğar. Analitik yaklaşımı benimseyen biri burada durur ve sorar: bu sözcük neyi gösteriyor, hangi cümlelerde anlamlı, hangilerinde boşlukta asılı kalıyor? Bu sorgulamanın sonunda sorun çözülmüş olmaz; daha çok, dağılır. Analitik felsefede amaç çoğu kez yeni bir öğreti kurmak değil, düşünceyi bulanıklaştıran dil düğümlerini çözmektir.

Bu akımla birlikte anılan adların başında Bertrand Russell gelir. Ders kitaplarında Russell, cümlelerin mantıksal yapısını çözümleyerek felsefi sorunları açıklığa kavuşturmaya çalışan düşünür olarak tanıtılır; ona bağlanan anahtar ifade mantıksal analizdir. Ludwig Wittgenstein ise dil ile dünya arasındaki ilişkiyi merkeze alır. Ona atfedilen «Dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır» sözü çok bilinir ve sınavda Wittgenstein'ı tanıtan en güçlü işarettir. Kaynaklar, Wittgenstein'ın sonraki döneminde bir sözcüğün anlamını onun dildeki kullanımına bağladığını da aktarır. George Edward Moore da analitik felsefenin kurucu isimleri arasında sayılır; sınav düzeyinde adını tanıman yeterli.

Analitik felsefe ile Comte'un pozitivizmi sık karıştırılır, çünkü ikisi de bilimsel açıklığa değer verir ve spekülatif metafiziğe kuşkuyla bakar. Pozitivizm ise bilginin ancak gözlenebilir olgulara dayandığında geçerli olduğunu söyleyen bir bilgi görüşüdür; ölçütü olgudur. Analitik felsefenin ölçütü anlamın açıklığıdır: bir önermenin olgulara uyup uymadığını sormadan önce ne söylediğinin belli olup olmadığını sorar. İki yaklaşımın birleştiği bir akım da vardır ve mantıkçı pozitivizm adını taşır; onu bilim felsefesinde ayrıca göreceksin.

Fenomenoloji: şeyin kendisine bakmak

Fenomenolojinin kurucusu olarak Edmund Husserl anılır. Ona atfedilen «Şeylerin kendisine dönmek» ilkesi akımın parolası gibidir. Bu ilkeyle kastedilen, kuramların, alışkanlıkların ve hazır açıklamaların şeyin önüne geçmesine izin vermemektir. Fenomen, Yunanca kökenli bir sözcüktür ve görünen, kendini gösteren anlamına gelir; bu yüzden Türkçede görüngübilim karşılığı da kullanılır.

Husserl'in yönteminin ilk adımı, önyargıları ve ön kabulleri paranteze almaktır. Ders kitapları bu adımı Yunanca epokhe terimiyle de anar. Paranteze almak, bir inancı yanlış ilan etmek değildir; o inancı bir süreliğine işin dışında tutmaktır. Örneğin önündeki elmayı betimlerken onun hangi bahçeden geldiğini, kaç kalori olduğunu, dışarıda gerçekten var olup olmadığını tartışmayı bekletir, yalnızca bilincine nasıl verildiğine odaklanırsın. Bilginin imkânı konusunu işlerken tanıdığın şüpheci yargıyı askıya alma ile karıştırma: şüpheci orada kalır, fenomenolog ise parantezi bir yönteme dönüştürür ve ilerlemek için kullanır.

İkinci kavram yönelimselliktir. Husserl'e göre bilinç hiçbir zaman boş bir kap gibi kendi içinde durmaz; her zaman bir şeyin bilincidir. Korkmak bir şeyden korkmaktır, hatırlamak bir şeyi hatırlamaktır, görmek bir şeyi görmektir. Bilinç ile nesnesi bu yüzden birbirinden koparılarak incelenemez. Okul kitapları bu düşünceyi kısaca, bilincin daima bir nesneye yöneldiği diye özetler.

Yöntemin varmak istediği yer öz bilgisidir. Paranteze alınan ayrıntılar çekildiğinde geriye, bir fenomeni o fenomen yapan değişmez yapı kalır. Bin farklı elmayı düşünebilirsin; renkleri, boyları, tatları değişir. Ama hepsinde ortak olan, onları elma diye tanımamızı sağlayan bir çekirdek vardır. Husserl'in aradığı bu çekirdektir ve ona göre kesin bilgi ancak bu düzeyde mümkündür.

Fenomenoloji ile sezgicilik de sınavda yan yana gelir, çünkü ikisi de bir tür doğrudan kavrayıştan söz eder. Ders kitaplarında Husserl'in öze bir tür sezgiyle ulaşıldığını söylediği de anlatılır; bu yüzden sözcük benzerliğine bakarak karar verilemez. Ayıran nokta yöntemdir. Bergson'un sezgisi, akla ve kavramlara karşı konumlanmış, bir anda gerçekleşen içten bir kavrayıştır; önceden yapılması gereken bir ayıklama adımı yoktur. Husserl'de ise doğrudan kavrayışa giden yol, ön kabullerin bilinçli ve adım adım paranteze alınmasından geçer. Paragrafta parantez ya da ön kabulleri bilinçle dışarıda bırakan bir adım öne çıkıyorsa yön fenomenolojidir.

Husserl'in açtığı yol yalnız bilgi felsefesinde kalmadı. Varlık felsefesinde göreceğin varoluşçu düşünürlerin bir kısmı fenomenolojik yöntemden beslendi; bu bağ şimdilik yalnız bir not olarak dursun.

Kim neye eğiliyor: düşünür kartı

FilozofFelsefeye biçtiği işKavram çantasıSoruda onu ele veren sözcükler
RussellCümlelerin mantıksal yapısını açığa çıkarmakmantıksal analiz«mantıksal yapı», «çözümleme», «cümlenin gerçek biçimi»
WittgensteinDil ile dünya arasındaki sınırı ve anlamı belirlemekdilin sınırları, anlam ve kullanım«dilimin sınırları», «sözcük nasıl kullanılıyor», «söylenemeyen»
MooreAnalitik geleneğin kurucularından birikavram çözümlemesiadıyla tanınması yeterli
HusserlBilince görüneni ön kabulsüz betimleyip öze ulaşmakepokhe, yönelimsellik, öz«şeylerin kendisi», «paranteze almak», «bilinç bir şeyin bilincidir»

Metin çözümü: iki paragraf, iki yön

Aşağıdaki iki kısa metni, bu akımlardan birinin çizgisinde düşünen iki yazar yazmış olsun.

Birinci metin: «Bize yüzyıllardır özgür irade var mı diye soruluyor. Oysa özgür sözcüğü bir cümlede zincirsiz, bir başkasında zorlanmamış, bir üçüncüsünde nedensiz anlamında geçiyor. Bu kullanımlar ayrıştırılmadan verilen her cevap havada kalır.»

İkinci metin: «Bir melodiyi dinlerken ses dalgalarına dair bildiğim her şeyi, notaları kimin yazdığını, bu sesin gerçekte nereden geldiğini bir yana koyuyorum. Geriye bilincimin yöneldiği o akış kalıyor ve onu betimlemeye çalışıyorum: her melodide değişmeden kalan şey ne?»

Birinci metinde ipuçları sözcük, anlam ve kullanım üzerinde yoğunlaşıyor. Yazar özgürlüğün ne olduğu tartışmasına girmiyor; önce aynı sözcüğün farklı işlerde kullanıldığını gösteriyor. Bu, kavram analizidir ve analitik felsefeye aittir. İkinci metinde ise bilinen bilgiler bilinçli olarak bir kenara konuyor, bilincin bir nesneye yöneldiği vurgulanıyor ve değişmeyen çekirdek aranıyor. Paranteze alma, yönelimsellik ve öz birlikte geldiğine göre yön fenomenolojidir. İki metni ayırırken sorulacak soru tek: yazar sözcüğün ne dediğine mi bakıyor, bilince ne göründüğüne mi?

Köprü: doğru olan ne?

Bu iki akım bize bir önermenin anlamını ve bir şeyin bilince nasıl verildiğini sordurdu. Geriye daha eski bir soru kalıyor: anlamı açık bir önerme hangi koşulda doğru sayılır? Bir sonraki ders bu soruya verilen cevapları, önermenin gerçeklikle örtüşmesinden işe yaramasına, bir topluluğun üzerinde anlaşmasından dildeki tanımına kadar uzanan doğruluk anlayışlarıyla işleyecek.

4Çözümlü örnekler

Örnek 1 — Felsefenin işi

Soru: Analitik felsefeye göre felsefenin asıl görevi aşağıdakilerden hangisidir?

  • A) Varlığın ilk ilkesini bulmak
  • B) Dili ve kavramları çözümleyerek anlamı açıklığa kavuşturmak
  • C) Ön kabulleri paranteze alıp öze yönelmek
  • D) Bilgiyi yalnız gözlenebilir olgulara dayandırmak
  • E) Gerçekliği akıl dışı bir kavrayışla yakalamak

Çözüm: Analitik felsefe felsefi sorunların bir bölümünü dil karışıklığına bağlar ve çözümü dilin analizinde arar. C fenomenolojiyi, D pozitivizmi, E sezgiciliği anlatır; A ilk çağ arkhe arayışına aittir. Cevap: B.

Örnek 2 — Bilincin yapısı

Soru: «Bilinç her zaman bir şeyin bilincidir» düşüncesi hangi kavramla ve hangi düşünürle ilişkilidir?

  • A) Mantıksal analiz, Russell
  • B) Dilin sınırları, Wittgenstein
  • C) Olgu, Comte
  • D) Yönelimsellik, Husserl
  • E) Sezgi, Bergson

Çözüm: Bilincin daima bir nesneye yönelmesi fenomenolojinin yönelimsellik kavramıdır ve Husserl'e bağlanır. Öbür eşleştirmeler kendi içinde doğru olsa da sorulan düşünceyi karşılamaz. Cevap: D.

Örnek 3 — Parantez nerede?

Soru: «Bir ağacın önünde durduğumda onun hakkında okuduğum botanik bilgilerini, ağacın kime ait olduğunu, hatta gerçekten orada olup olmadığı sorusunu bekletiyorum; yalnızca bana nasıl göründüğünü anlatmaya çalışıyorum.» Bu sözleri söyleyen birinin yaklaşımı için hangisi söylenebilir?

  • A) Bilgiyi kişiden kişiye değişen bir şey sayan göreceliktir.
  • B) Bütün yargılardan kalıcı olarak kaçınan mutlak şüphedir.
  • C) Ön kabulleri paranteze alıp görüneni betimleyen fenomenolojik tutumdur.
  • D) Sözcüklerin kullanımını çözümleyen analitik tutumdur.
  • E) Akla dayanan doğuştan ilkeleri temel alan rasyonalizmdir.

Çözüm: Bilgilerin «bekletilmesi» kalıcı bir vazgeçiş değil, betimlemeye yer açan geçici bir adımdır; bu, Husserl'in paranteze almasıdır. Paragrafta sözcük çözümlemesi geçmediği için D elenir. Cevap: C.

Örnek 4 — Yakın komşular

Soru: Analitik felsefeyi Comte'un pozitivizminden ayıran temel nokta hangisidir?

  • A) Analitik felsefenin önermenin olgulara uyup uymadığından önce ne anlama geldiğini sorması
  • B) Pozitivizmin bilime hiç değer vermemesi
  • C) Analitik felsefenin bilinç fenomenlerini betimlemesi
  • D) Pozitivizmin sezgiyi tek bilgi kaynağı sayması
  • E) Analitik felsefenin metafiziği bilginin en sağlam alanı görmesi

Çözüm: Pozitivizmin ölçütü olgudur; analitik felsefe ise anlamın açıklığını öne alır. B, D ve E iki akımı da yanlış tanıtır; C fenomenolojiye aittir. Cevap: A.

5Tuzaklar

  • Analitik felsefeyi pozitivizmle aynı saymak. Pozitivizm bilginin olgulara dayanmasını şart koşar; analitik felsefe önce dilin ve kavramların açıklığını sorar. İkisinin buluştuğu akım mantıkçı pozitivizmdir ve bilim felsefesinde işlenir.
  • «Doğrudan kavrayış» görünce Bergson'u işaretlemek. Husserl de öze doğrudan bir kavrayışla ulaşıldığından söz eder; paragrafta ön kabulleri paranteze alma adımı varsa fenomenolojidir.
  • Paranteze almayı inkâr sanmak. Fenomenolog dış dünyanın yokluğunu iddia etmez; yalnız o soruyu bir süre işin dışında tutar.
  • Yönelimselliği gündelik «niyet» anlamında okumak. Kavram bir amaç ya da plan anlatmaz; bilincin her durumda bir nesneye yönelik olduğunu söyler.
  • Dil konusu geçen her metni analitik felsefeye vermek. Ölçüt, felsefi sorunun dil analiziyle açıklanmaya ya da çözülmeye çalışılmasıdır; dil üzerine genel bir yorum bunu tek başına sağlamaz.

6Tekrar kartı

  • Analitik felsefe: felsefenin görevi dili ve kavramları çözümleyip anlamı açıklığa kavuşturmaktır; birçok felsefi sorun dilin yanlış kullanımından doğar.
  • Russell: mantıksal analiz. Moore: kurucu isimlerden. Wittgenstein: «Dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır» (atfedilir), sonraki döneminde anlam ile kullanım bağı.
  • Fenomenoloji (görüngübilim): kurucusu Husserl; «Şeylerin kendisine dönmek» (atfedilir).
  • Epokhe: önyargıları ve ön kabulleri paranteze almak; inkâr değil, geçici olarak dışarıda tutmak.
  • Yönelimsellik: bilinç her zaman bir şeyin bilincidir. Hedef: değişmeyen yapı, yani öz bilgisi.
  • Pozitivizmden fark: ölçüt olgu değil, anlamın açıklığıdır. Sezgicilikten fark: Husserl'de doğrudan kavrayışa yöntemli parantezle gidilir.
  • Ayırma sorusu: metin sözcüğün ne dediğine mi bakıyor, bilince neyin nasıl göründüğüne mi?

7Alıştırma

  1. Soru 1 · Kolay

    Fenomenolojinin kurucusu olarak anılan düşünür kimdir?

    1. A)Russell
    2. B)Comte
    3. C)Husserl
    4. D)Moore
    5. E)Bergson
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Görüngübilim olarak da bilinen akım ders kitaplarında Husserl'in adıyla başlatılır.

  2. Soru 2 · Kolay

    «Dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır» sözü hangi düşünüre atfedilir?

    1. A)Wittgenstein
    2. B)Husserl
    3. C)Comte
    4. D)Kant
    5. E)Locke
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Dil ile dünya arasındaki sınırı vurgulayan bu söz Wittgenstein'ı tanıtan en bilinen işarettir.

  3. Soru 3 · Kolay

    Fenomenolojide önyargıları ve ön kabulleri bir süreliğine dışarıda tutma adımına hangi terim karşılık gelir?

    1. A)Mantıksal analiz
    2. B)Tabula rasa
    3. C)Kategorik buyruk
    4. D)Yönelimsellik
    5. E)Epokhe
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Husserl'in paranteze alma adımı Yunanca epokhe terimiyle de anılır.

  4. Soru 4 · Kolay

    Felsefedeki pek çok çıkmazı dilin özensiz kullanılmasına bağlayan akım hangisidir?

    1. A)Kritisizm
    2. B)Analitik felsefe
    3. C)Empirizm
    4. D)Sezgicilik
    5. E)Fenomenoloji
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Analitik felsefe anlam karışıklıklarını çözmek için dili ve kavramları çözümlemeyi önerir.

  5. Soru 5 · Orta

    Husserl'in yönelimsellik kavramıyla anlattığı düşünce hangisidir?

    1. A)İnsan zihni doğuştan boş bir levhadır.
    2. B)Bilgi yalnız olgulardan çıkarılabilir.
    3. C)Sözcüğün anlamı kullanımında ortaya çıkar.
    4. D)Bilinç daima bir nesneye yönelmiştir, her zaman bir şeyin bilincidir.
    5. E)Gerçeklik ancak akıl dışı bir kavrayışla yakalanır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Yönelimsellik, bilincin kendi içinde boş durmayıp her durumda bir nesneye yöneldiğini anlatır.

  6. Soru 6 · Orta

    «Şeylerin kendisine dönmek» ilkesinden çıkarılabilecek tutum hangisidir?

    1. A)Kavramların tarihini çıkarmak
    2. B)Kuramları ve hazır açıklamaları bir yana bırakıp görüneni betimlemek
    3. C)Bilimsel deneyleri tek bilgi kaynağı saymak
    4. D)Bütün yargılardan kalıcı olarak kaçınmak
    5. E)Cümlelerin mantıksal biçimini çözümlemek
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Husserl'e atfedilen ilke hazır açıklamaların şeyin önüne geçmesini engellemeyi amaçlar.

  7. Soru 7 · Orta

    Analitik felsefe ile pozitivizmi karşılaştıran ifadelerden hangisi doğrudur?

    1. A)İkisi de bilinç fenomenlerini betimlemeyi temel görev sayar.
    2. B)Pozitivizm dil analizini, analitik felsefe olgu gözlemini öne alır.
    3. C)İkisi de metafiziği en kesin bilgi alanı sayar.
    4. D)Pozitivizm sezgiye, analitik felsefe paranteze almaya dayanır.
    5. E)Pozitivizmin ölçütü olgu, analitik felsefenin ölçütü anlamın açıklığıdır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Pozitivizm bilgiyi gözlenebilir olgulara bağlarken analitik felsefe önce önermenin anlamını açık kılmayı ister.

  8. Soru 8 · Orta

    Fenomenolojideki paranteze alma ile mutlak şüphecilikteki yargıyı askıya alma arasındaki fark nedir?

    1. A)Fenomenolog parantezi öze varmanın yöntemi sayar, şüpheci ise askıda kalmayı varılacak yer sayar.
    2. B)İkisi de dış dünyanın yokluğunu kanıtlamayı amaçlar.
    3. C)Şüpheci önyargıları dışarıda tutar, fenomenolog bütün bilgiyi reddeder.
    4. D)Paranteze alma yalnız dil karışıklıklarını çözmek için yapılır.
    5. E)İkisi arasında amaç bakımından bir ayrılık yoktur.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Husserl'de parantez ilerlemenin aracıdır; mutlak şüphede ise hüküm vermemek ulaşılan son durumdur.

  9. Soru 9 · Orta

    Analitik felsefe ve fenomenolojinin aynı derste ele alınmasının gerekçesi hangisidir?

    1. A)İkisinin de ilk çağda doğmuş olması
    2. B)İkisinin de bilgiyi yalnız olgulara dayandırması
    3. C)İkisinin de yirminci yüzyılda geleneksel bilgi kuramına yeni bir başlangıç noktası önermesi
    4. D)İkisinin de aynı düşünür tarafından kurulması
    5. E)İkisinin de sezgiyi tek bilgi kaynağı sayması
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. İki akım aynı yüzyılda yeni bir başlangıç arar; biri dile, öbürü bilince ve görünene yönelir.

  10. Soru 10 · Orta

    Wittgenstein'ın sonraki dönemine bağlanan anlam görüşü hangisidir?

    1. A)Anlam, sözcüğün gösterdiği idealar dünyasındadır.
    2. B)Anlam, sözcüğün olgularla deneysel olarak doğrulanmasıdır.
    3. C)Anlam, bilincin yöneldiği özdür.
    4. D)Bir sözcüğün anlamı dildeki kullanımına bağlıdır.
    5. E)Anlam, bütün insanlarda doğuştan bulunan bir ilkedir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Kaynaklar Wittgenstein'ın sonraki döneminde anlamı kullanım içinde aradığını aktarır.

  11. Soru 11 · Orta

    Husserl'e göre fenomenolojik yöntemin varmak istediği bilgi türü hangisidir?

    1. A)Bir fenomeni o fenomen yapan değişmez yapının, yani özün bilgisi
    2. B)Yalnız kişiye göre değişen algıların bilgisi
    3. C)Deney ve gözlemle elde edilen olgu bilgisi
    4. D)Cümlelerin mantıksal yapısının bilgisi
    5. E)Toplumların tarihsel gelişiminin bilgisi
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Ayrıntılar paranteze alındığında geriye kalan değişmez çekirdek Husserl'in aradığı öz bilgisidir.

  12. Soru 12 · Zor

    Bu çizgide düşünen biri şunu ileri sürebilir: «Ruh nerede bulunur diye soranlar, ruh sözcüğünü masa ya da kalem gibi bir nesnenin adıymış gibi kullanıyor. Sözcüğün hangi cümlelerde ve ne işle kullanıldığına bakılsa, sorunun büyük kısmı ortadan kalkar.» Bu akıl yürütme hangi felsefi tutuma örnektir?

    1. A)Ön kabulleri paranteze alıp öze yönelen fenomenolojik tutumdur.
    2. B)Bilgiyi gözlenebilir olgulara bağlayan pozitivist tutumdur.
    3. C)Bütün yargılardan kaçınan şüpheci tutumdur.
    4. D)Kavramı içten ve bir anda kavrayan sezgici tutumdur.
    5. E)Bir felsefi sorunu sözcüğün kullanımını çözümleyerek dağıtmaya çalışan analitik tutumdur.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Sorunun sözcüğün yanlış kullanımından doğduğunu gösterip çözmeye çalışmak analitik felsefenin işaretidir.

  13. Soru 13 · Zor

    Bir öğrenci şöyle diyor: «Husserl de öze doğrudan bir kavrayışla ulaşıldığını söylüyorsa, fenomenoloji ile Bergson'un sezgiciliği aynı şeydir.» Bu yargıdaki eksiklik hangisidir?

    1. A)Husserl'in yalnız dil analizi yaptığını unutması
    2. B)Husserl'de doğrudan kavrayışa ön kabullerin yöntemli biçimde paranteze alınmasıyla gidildiğini hesaba katmaması
    3. C)Bergson'un bilgiyi olgularla sınırladığını atlaması
    4. D)Husserl'in bilinci boş bir levha saydığını görmemesi
    5. E)İki düşünürün de mantıksal analizi tek yöntem saydığını fark etmemesi
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. İki düşünürde de doğrudan kavrayış geçer, ama Husserl'i ayıran yöntemli paranteze alma adımıdır.

  14. Soru 14 · Zor

    «Düşünmek her zaman bir şeyi düşünmektir; hatırlamak bir anıya, beklemek gelecek bir olaya uzanır. Bilinci nesnesinden ayırıp tek başına incelemeye çalışan, elinde hiçbir şey bulamaz.» Bu paragrafın temel düşüncesi hangi kavramla adlandırılır?

    1. A)Mantıksal analiz
    2. B)Epokhe
    3. C)Olgu
    4. D)Yönelimsellik
    5. E)Dilin sınırları
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Bilincin her durumda bir nesneye uzandığını ve ondan koparılamayacağını söylemek yönelimselliğin anlatımıdır.

  15. Soru 15 · Zor

    Hangi eşleştirmede düşünüre ait olmayan bir kavram yüklenmiştir?

    1. A)Russell ile mantıksal analiz
    2. B)Husserl ile şeylerin kendisine dönme
    3. C)Wittgenstein ile ön kabulleri paranteze alma
    4. D)Moore ile analitik geleneğin kurucuları
    5. E)Husserl ile yönelimsellik
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Paranteze alma Husserl'in yöntemidir; Wittgenstein dilin sınırları ve anlam ile kullanım ilişkisiyle anılır.

8Ustalık kapısı

5 soru, 5 dakika. 4 ya da 5 doğru yaptıysan sıradaki derse, «Doğruluk anlayışları» dersine geç. 3 ve altındaysan 3. ve 4. bölümü yeniden oku, sonra kapıyı bir kez daha çöz.

  1. Soru 1 · Orta

    Analitik felsefeye göre bir felsefi tartışma neden çözümsüz kalmış olabilir?

    1. A)Tartışmacılar ön kabullerini paranteze almadığı için
    2. B)Tartışmada kullanılan kavramlar belirsiz ya da farklı anlamlarda kullanıldığı için
    3. C)Konu gözlenebilir olgularla ilgili olduğu için
    4. D)Tartışmacılar sezgiye yeterince güvenmediği için
    5. E)Konu yalnız din felsefesinin alanına girdiği için
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Analitik felsefe birçok felsefi çıkmazın kaynağını kavramların belirsiz ya da yanlış kullanılmasında görür.

  2. Soru 2 · Orta

    Fenomenolojide bir inancın paranteze alınması ne anlama gelir?

    1. A)O inancın yanlış olduğunun kanıtlanması
    2. B)O inancın sözcüklerinin çözümlenmesi
    3. C)O inancın deneyle doğrulanması
    4. D)O inancın kalıcı olarak terk edilmesi
    5. E)O inancın yanlış ilan edilmeden bir süreliğine işin dışında tutulması
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Paranteze almak inkâr değildir; görüneni ön kabulsüz betimleyebilmek için inancı geçici olarak bekletmektir.

  3. Soru 3 · Zor

    Bir yazar şöyle der: «Adalet nedir sorusuna verilen yüzlerce cevabı okudum. Fark ettim ki herkes aynı sözcüğü başka bir işe koşuyor: biri eşit paylaşım, biri hak edene verme, öbürü yasaya uyma diyor. Bu ayrımlar yapılmadan cevap aramak boşuna.» Yazarın tutumu hakkında ileri sürülemeyecek yargı hangisidir?

    1. A)Yazar bir kavramın farklı kullanımlarını ayırmayı önemser.
    2. B)Yazarın yaklaşımı analitik felsefeyle uyumludur.
    3. C)Yazar ön kabulleri paranteze alıp adaletin bilince görünüşünü betimlemektedir.
    4. D)Yazar tartışmanın bir kısmını dil karışıklığına bağlar.
    5. E)Yazar cevap aramadan önce anlamın açıklığa kavuşmasını ister.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Paragrafta parantez ya da bilince görünüş geçmez; yazar yalnız sözcüğün kullanımlarını ayırır.

  4. Soru 4 · Zor

    Aşağıdaki paragraflardan hangisi fenomenolojik bir tutumu yansıtır?

    1. A)Masadaki bardağın üretim yerini, fiyatını, hatta dışarıda var olup olmadığı tartışmasını bekletip yalnız bilincime nasıl verildiğini anlatıyorum.
    2. B)Bilgi ancak gözlenen olgular arasındaki yasalarla kurulabilir.
    3. C)Zaman sözcüğünü hangi cümlelerde kullandığımızı ayırmadan zamanın ne olduğu sorulamaz.
    4. D)Hiçbir konuda karar vermemek insana dinginlik getirir.
    5. E)Akıl, deneyden önce bazı ilkeleri kendinde taşır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Ön kabullerin bekletilip bilince görünenin betimlenmesi Husserl'in yöntemine karşılık gelir.

  5. Soru 5 · Zor

    Analitik felsefe ile fenomenolojiyi karşılaştıran ifadelerden hangisi doğrudur?

    1. A)İkisi de bilginin yalnız deneyden geldiğini savunur.
    2. B)Analitik felsefe bilince, fenomenoloji dile yönelir.
    3. C)İkisi de felsefenin sona erdiğini ilan eder.
    4. D)Analitik felsefe sorunları dil ve kavram analiziyle açıklamaya çalışırken fenomenoloji ön kabulleri paranteze alarak bilince görünenin özüne yönelir.
    5. E)Fenomenoloji olguları, analitik felsefe sezgiyi bilginin tek kaynağı sayar.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Biri dile ve kavramlara, öbürü bilince ve görünene döner; B bu ilişkiyi tersine çevirir.

FL02 — Bilgi Felsefesi (Epistemoloji)

Modülün bütün dersleri bitince işaretle; modül 1, 3, 7 ve 21. günlerde YKS ana sayfasındaki tekrar listesine döner.