İçeriğe geç

YKS Felsefe · Bilgi Felsefesi (Epistemoloji) · FEL-FL02-L02

Bilginin imkânı: dogmatizm, septisizm, agnostisizm

TYTAYTher yıl mutlaka soru çıkan konu· 8 bölüm

1Kanca

Fizik laboratuvarında Mert su dolu bardağa bir kalem daldırıyor ve kalem su yüzeyinde kırılmış gibi görünüyor. Elini suya sokuyor, kalem dümdüz. Arkadaşı Selin gülüyor: «Gözün seni şimdi kandırdı. Peki dün gördüğün her şeyde kandırmadığını nereden biliyorsun?» Mert itiraz ediyor: ölçer, dokunur, karşılaştırır, sonunda kalemin düz olduğunu kesin olarak öğrenir. Selin bırakmıyor: ölçtüğün cetvel de gözünle okunuyor. Teneffüste başlayan bu atışma, felsefenin en eski sorularından birine dayanıyor: insan doğru bilgiye ulaşabilir mi, yoksa her emin oluşumuz bir yanılsamanın üstünde mi duruyor? Sınavda bu soru genellikle bir paragrafla gelir ve senden yazarın tutumuna ad koymanı ister.

2Hedefler

  • Dogmatizm, septisizm ve agnostisizmin «Doğru bilgi mümkün müdür?» sorusuna verdiği cevapları birbirinden ayırırsın.
  • Pyrrhon'un mutlak şüphesini Descartes'ın yöntemsel şüphesinden şüphenin amaç mı araç mı olduğuna bakarak ayırt edersin.
  • Bir paragraftaki bilgi tutumunu ipucu ifadelerden yola çıkarak adlandırır ve ilgili düşünürle eşleştirirsin.
  • Bilgi felsefesindeki dogmatizm terimini gündelik ve dinî kullanımdaki «dogmatik» sözcüğünden ayırırsın.

3Konu anlatımı

Soru, kaynağından önce gelir

Bilgi felsefesinin tartıştığı konuların sırası bir mantık taşır. Bilginin akıldan mı, deneyden mi geldiğini sormak için önce bilginin olabildiğini kabul etmek gerekir; kaynağı sorulan şeyin kendisi mümkün değilse kaynak tartışması boşa döner. Bu yüzden ders kitapları modülü «Doğru bilgi mümkün müdür?» sorusuyla açar ve bu soruya bilginin imkânı sorunu der.

Sorunun cevapları kabaca üç tutumda toplanır. Bir uçta, kesin bilginin elde edilebileceğini savunanlar durur. Öbür uçta, kesin bilginin hiçbir zaman elde edilemeyeceğini düşünüp yargıdan geri çekilenler yer alır. Arada ise bilginin belli bir sınıra kadar mümkün olduğunu, o sınırın ötesinin insana kapalı kaldığını söyleyenler bulunur. Bunlara sırasıyla dogmatizm, septisizm ve agnostisizm adı verilir.

Dogmatizm: kesin bilgiye güven

Bilgi felsefesinde dogmatizm, insanın doğru ve kesin bilgiye ulaşabileceğini kabul eden görüştür. Dogmatik filozof, bilen özne ile bilinen nesne arasında güvenilir bir bağ kurulabileceğine inanır; tartıştığı şey bu bağın imkânı değil, nasıl kurulacağıdır. Bu yüzden ders kitaplarında, bilginin kaynağını akılda, deneyde ya da sezgide arayan akımların çoğu bilginin imkânını kabul eden görüşler arasında sayılır. Platon'dan Aristoteles'e, Farabi'den Descartes'a uzanan pek çok düşünür bu anlamda bilgiye güvenir; aralarındaki ayrılık kaynak konusunda başlar.

Burada sık rastlanan bir karışıklığa dikkat et. Gündelik dilde «dogmatik» sözcüğü, sorgulamaya kapalı, inatçı bir tutumu anlatır. Din bağlamında ise dogma, inanç sisteminin tartışmaya açılmadan benimsenen temel ilkesi demektir. Bilgi felsefesindeki dogmatizmin bu iki kullanımla ilgisi yalnız kelime düzeyindedir: burada terim, «kesin bilgi mümkündür» önermesini savunan felsefi bir tutumun adıdır. Dogmatik bir filozof gerekçe sunar, karşı görüşleri tartışır; inatçı olması gerekmez.

Mutlak şüphe: Pyrrhon ve yargıyı askıya almak

Septisizm, Yunanca «araştırmak, dikkatle bakmak» anlamına gelen bir kökten türemiştir ve Türkçede şüphecilik diye karşılanır. Ders kitaplarında şüpheciliğin kurucusu olarak Elisli Pyrrhon anılır. Pyrrhon'un kendi eliyle yazılmış bir metni kalmamıştır; düşünceleri öğrencilerinin ve sonraki şüphecilerin aktarımıyla bilinir.

Aktarılana göre Pyrrhon, her konuda bir iddianın karşısına aynı güçte başka bir iddia konabileceğini gözlemler. Şüpheci gelenekte bu gözlem gündelik örneklerle anlatılır: bal kimine tatlı, hastaya acı gelir; bir kule uzaktan yuvarlak, yakından köşeli görünür. Hangi görünüşün nesnenin kendisine ait olduğuna karar verecek bir ölçüt yoksa yapılacak tek şey hüküm vermekten kaçınmaktır. Bu tutuma yargıyı askıya alma denir. Pyrrhon'a göre yargıdan kaçınan insan, neyin doğru olduğu kaygısından kurtulur ve ruh dinginliğine kavuşur. Demek ki mutlak şüphede şüphe bir duraktır: varılması gereken yer şüphenin kendisidir, ötesine geçilmez.

Mutlak şüpheye yöneltilen klasik itiraz da sınavda karşına çıkabilir. «Hiçbir şey kesin olarak bilinemez» diyen biri, en azından bu cümleyi kesin bildiğini ima eder. Tutarlı bir şüpheci bu yüzden «bilinemez» bile demez; yalnızca hükmünü askıda tutar.

Sofistler: göreli bilgi

Şüpheciliğin akrabası sayılan bir başka tutum, sofistlerin göreceliğidir. Protagoras'a atfedilen «İnsan her şeyin ölçüsüdür» sözü, ders kitaplarında şöyle yorumlanır: bir şey bana nasıl görünüyorsa benim için öyledir, sana nasıl görünüyorsa senin için öyledir. Herkes için geçerli, kişiden bağımsız bir bilgi yoktur; bilgi algılayana göre değişir.

Gorgias'a ise ders kitaplarında üç basamaklı bir iddia yüklenir: hiçbir şey yoktur, olsa bile bilinemez, bilinse bile başkasına aktarılamaz. Bu iddianın ilk basamağı varlık felsefesini ilgilendirir; bilgi felsefesi açısından önemli olan, ikinci ve üçüncü basamakların bilgiyi de iletişimi de imkânsız saymasıdır. Gorgias'ın bu sözleri ne kadar ciddi bir öğreti, ne kadar bir söz ustalığı gösterisi olarak söylediği kaynaklarda tartışmalıdır; sınav düzeyinde onu bilginin imkânını reddeden adlar arasında tanıman yeterlidir.

Yöntemsel şüphe: Descartes'ın kullandığı araç

Descartes da işe şüpheyle başlar, ama Pyrrhon'dan ters bir hedefle. Amacı, üzerine güvenle bina kurulabilecek sarsılmaz bir temel bulmaktır. Bunun için en küçük şüpheye yer veren her inancı geçici olarak bir kenara koyar. Duyular zaman zaman yanıltır; o hâlde duyulara dayanan inançlar şimdilik kesin sayılamaz. Rüyada da her şey gerçek gibi görünür; uyanık olduğumu bile kesin bilemeyebilirim.

Bu süreçte Descartes şüphe edemeyeceği bir şeyle karşılaşır: şüphe eden biri, şüphe ettiği anda düşünmektedir; düşünen şey de vardır. Bu kavrayış ona atfedilen «Düşünüyorum, öyleyse varım» sözüyle bilinir. Şüphe burada yolun sonu değil, kesinliğe çıkan merdivendir. Bu nedenle Descartes'ın tutumu yöntemsel şüphe diye anılır ve şüpheciliğin içinde ele alınsa da sonucu bakımından bilginin imkânını kabul eder.

Ders kitaplarında Gazali'nin şüphesi de yöntemsel şüpheye örnek gösterilir. El-Munkız min ad-Dalal adlı eserinde Gazali, duyulara ve akla duyduğu güvenin sarsıldığı bir dönemi anlatır ve bu sarsıntıdan kesinliğe nasıl ulaştığını aktarır. Onun vardığı kesinliğin kaynağı Descartes'tan farklıdır; bu fark sezgiyi işleyen derste açılacak. Burada bilinmesi gereken, Gazali'de de şüphenin bir geçiş aşaması olarak yer aldığıdır.

Agnostisizm: bilginin sınırı

Agnostisizm, Türkçede bilinemezcilik diye karşılanır. Agnostik, bilginin tümüyle imkânsız olduğunu söylemez; insan bilgisinin bir sınırı olduğunu, bu sınırın ötesindekilerin bilinemeyeceğini ileri sürer. Septik bütün yargılardan geri çekilirken agnostik bir çizgi çeker: çizginin bu yanı bilinir, öte yanı bilinmez.

Ders kitaplarında bu bağlamda Kant ve Hume anılır, ama ikisi de temkinle. Kant'a göre insan, şeylerin kendisine nasıl göründüğünü, yani görüngüyü (fenomen) bilebilir; şeylerin bizden bağımsız olarak kendilerinde ne olduğu, yani kendinde şey (numen) bilinemez. Kant'ın bilgi görüşünün tamamı kritisizm başlığı altında ayrıca işlenir; burada yalnızca çizdiği sınır agnostisizmle ilişkilendirilir. Hume ise nedenselliği sorgular: iki olayın art arda geldiğini görürüz, ama aralarındaki zorunlu bağı hiçbir deneyde gözlemleyemeyiz. Bu nedenle bazı kaynaklar Hume'u şüpheci, bazıları agnostik bir çizgide sunar; deneyci olduğunu ise empirizm dersinde göreceğiz.

Din felsefesinde de agnostisizm terimi geçer ve orada Tanrı'nın varlığı ya da yokluğu hakkında bilgi edinilemeyeceği görüşünü anlatır. Bilgi felsefesindeki kullanım daha geniştir: konu yalnız bir varlık değil, genel olarak bilginin erişebildiği alandır.

Görüşler ve onları ele veren ifadeler

Düşünür ya da akımBilginin imkânına cevabıTaşıdığı terimParagrafta yakalanan iz
PyrrhonKesin bilgi yoktur, hüküm verilmemelidirmutlak şüphe, yargıyı askıya alma«karar vermemek», «ruh dinginliği», eşit güçte karşıt görüşler
ProtagorasBilgi kişiye göre değişirgörecelik«bana göre», «her birimiz için ayrı», insanın ölçü olması
GorgiasBilgi de aktarım da imkânsızdırüç basamaklı inkâr«bilinemez», «aktarılamaz»
DescartesŞüpheden geçen bilgi kesindiryöntemsel şüphe«sarsılmaz temel», «geçici olarak», düşünen benin kesinliği
GazaliŞüphe kesinliğe giden bir evrediryöntemsel şüpheduyulara ve akla güvenin sarsılması, sonra kurtuluş
KantGörünen bilinir, kendinde şey bilinmezfenomen, numen«kendinde», «bize göründüğü kadarıyla»
Dogmatik görüşlerKesin bilgi mümkündürbilginin imkânı«kesin olarak bilebiliriz», tartışma kaynağa kayar

Metin çözümü: şüphe amaç mı, araç mı?

Aşağıdaki satırları, kartta adı geçen isimlerden biriyle aynı yolda yürüyen bir yazar kaleme almış olsun: «Bir zamanlar kesin sandığım pek çok şeyin yanlış çıktığını gördüm. Bu yüzden bütün eski kanaatlerimi tek tek elden geçirmeye, en ufak kuşku taşıyanı da şimdilik bırakmaya karar verdim. Yeter ki elimde, hiçbir kuşkunun yıkamayacağı tek bir nokta kalsın; geri kalan her şeyi onun üstüne yeniden kuracağım.»

İlk iş, paragrafın şüpheyle başladığını görüp hemen Pyrrhon'a gitmemektir; şüphe her iki adayda da var. İkinci iş, şüphenin nereye yöneldiğine bakmaktır: «şimdilik bırakmak», «tek bir nokta kalsın», «yeniden kuracağım» ifadeleri şüphenin geçici olduğunu ve bir hedefe hizmet ettiğini söylüyor. Üçüncü iş, karşıt adayı sınamaktır: Pyrrhon'un çizgisinde yazan biri hükümden kaçınmayı huzurun yolu sayar ve yeniden kurmaktan söz etmez. Paragraftaki şüphe bir araçtır; tutum yöntemsel şüphe, düşünür Descartes'tır. Mert'in kalem deneyinde yaptığı da buna yakındı: gözüne bir anlığına güvenmedi, ama elini suya sokup kesinliği aradı.

Bilginin mümkün olduğunu kabul edenler için asıl tartışma şimdi başlıyor: bu kesinlik hangi yetiden doğar? Descartes'ın şüpheden sağ çıkardığı ilk kesinlik bir gözleme değil, düşünmenin kendi üzerine dönmesine dayanıyordu. Aklı bilginin temel kaynağı sayan rasyonalizmi, Platon'un, Descartes'ın ve Farabi'nin bu kaynağı nasıl temellendirdiğiyle birlikte bir sonraki derste inceleyeceğiz.

4Çözümlü örnekler

Örnek 1 — Terimin anlamı

Soru: Bilgi felsefesinde «dogmatizm» terimi hangi görüşü adlandırır?

  • A) İnancın akıldan üstün tutulması
  • B) Tartışmaya kapalı, inatçı bir kişilik tutumu
  • C) İnsanın kesin ve doğru bilgiye ulaşabileceği görüşü
  • D) Bilginin kişiden kişiye değiştiği görüşü
  • E) Her konuda hükümden kaçınılması gerektiği görüşü

Çözüm: Bilgi felsefesinde terim, bilginin imkânını kabul eden tutumun adıdır. B gündelik dildeki kullanımı, A dinî bağlamı karıştırır; D sofist göreceliğini, E Pyrrhon'u anlatır. Cevap: C.

Örnek 2 — Aynı başlangıç, farklı yön

Soru: Pyrrhon ile Descartes'ı birbirinden ayıran temel nokta hangisidir?

  • A) Birinin şüpheyi varılacak son durak, ötekinin kesinliğe götüren bir araç olarak görmesi
  • B) Yalnız Pyrrhon'un duyuların yanılabileceğini kabul etmesi
  • C) Descartes'ın hiçbir zaman şüphe etmemiş olması
  • D) Pyrrhon'un bilginin kaynağını akılda bulması
  • E) İkisinin de bilginin kişiye göre değiştiğini savunması

Çözüm: İki düşünür de şüpheyle işe başlar. Pyrrhon yargıyı askıda tutmayı huzurun yolu sayar ve orada kalır; Descartes ise sarsılmaz bir temele ulaşmak için şüpheyi kullanır. Cevap: A.

Örnek 3 — Sınırı çizen görüş

Soru: «İnsan zihni dünyayı ancak kendi kalıplarından süzülmüş hâliyle tanır; şeylerin bizden bağımsız olarak ne olduğu sorusuna verilecek bir cevabı hiçbir zaman olmayacaktır.» Böyle konuşan birinin bilgi karşısındaki tavrına hangi ad uyar?

  • A) Mutlak şüphecilik
  • B) Dogmatizm
  • C) Görecelik
  • D) Yöntemsel şüphe
  • E) Agnostisizm

Çözüm: Paragraf bilgiyi bütünüyle reddetmiyor; zihnin tanıdığı alanı kabul ediyor, şeylerin kendisini ise bilinemez sayıyor. Bir sınır çizilmesi agnostisizmin işaretidir ve Kant'ın kendinde şey ayrımını çağrıştırır. Cevap: E.

Örnek 4 — Herkese başka bir dünya

Soru: Bir düşünür şöyle diyebilir: «Rüzgâr, üşüyene soğuk, terleyene serin gelir. Hangisinin haklı olduğunu soran kişi boşuna yorulur; ikisi için de rüzgâr hissettikleri gibidir.» Paragraftaki yaklaşım kimin adıyla anılır?

  • A) Descartes
  • B) Protagoras
  • C) Kant
  • D) Gazali
  • E) Farabi

Çözüm: Paragrafta hükümden kaçınma yok; tersine, iki kişinin algısı da kendi açısından doğru sayılıyor. Bilginin algılayana göre değişmesi Protagoras'a atfedilen insanın ölçü olması düşüncesine denk gelir. Cevap: B.

5Tuzaklar

  • Şüphe gören her paragrafta Pyrrhon'u işaretlemek. Descartes ve Gazali de şüpheyle başlar; şüphenin bir hedefe hizmet edip etmediğine bakmadan karar verme.
  • Septisizm ile agnostisizmi eş saymak. Mutlak şüpheci bütün yargılarını askıya alır; agnostik bilginin bir bölümünü kabul edip yalnız sınırın ötesini kapalı sayar.
  • Felsefedeki dogmatizmi «inatçılık» diye okumak. Terim, kesin bilginin mümkün olduğunu savunan gerekçeli bir tutumu adlandırır; gündelik ve dinî kullanım burada ölçüt değildir.
  • Göreceliği yargıdan kaçınmayla karıştırmak. Protagoras'ın çizgisinde herkesin algısı kendisi için doğrudur; Pyrrhon'da ise hiçbir algıya dayanarak hüküm verilmez.
  • Descartes'ı şüpheci diye sınıflayıp bırakmak. Yöntemi şüphedir, vardığı yer kesinliktir; bilginin imkânı sorusunda bu yüzden kabul eden tarafta durur.

6Tekrar kartı

  • Bilginin imkânı sorusu: «Doğru bilgi mümkün müdür?» Kaynak sorusundan önce gelir.
  • Dogmatizm: kesin bilgi mümkündür; bilgi felsefesindeki anlamı gündelik «dogmatik» sözcüğünden farklıdır.
  • Pyrrhon: mutlak şüphe, yargıyı askıya alma, ruh dinginliği; şüphe amaçtır.
  • Sofistler: Protagoras «İnsan her şeyin ölçüsüdür» (atfedilir) ile görecelik; Gorgias bilinemezlik ve aktarılamazlık.
  • Descartes: yöntemsel şüphe, düşünen benin kesinliği; şüphe araçtır. Gazali de ders kitaplarında yöntemsel şüpheye örnek gösterilir.
  • Agnostisizm: bilginin sınırı vardır; Kant'ta fenomen bilinir, numen bilinmez (temkinli eşleştirme).
  • Ayırt etme sorusu: şüphe orada mı kalıyor, bir temele mi götürüyor, yoksa bir sınır mı çiziyor?

7Alıştırma

  1. Soru 1 · Kolay

    Felsefede «Doğru bilgi mümkün müdür?» sorusu hangi adla anılır?

    1. A)Bilginin kaynağı sorunu
    2. B)Varlığın mahiyeti sorunu
    3. C)Bilginin imkânı sorunu
    4. D)Özgürlük sorunu
    5. E)Güzelin ölçütü sorunu
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Bilgiye ulaşılıp ulaşılamayacağını soran tartışma bilginin imkânı başlığında toplanır.

  2. Soru 2 · Kolay

    Ders kitaplarında şüpheciliğin kurucusu olarak gösterilen düşünür kimdir?

    1. A)Pyrrhon
    2. B)Farabi
    3. C)Aristoteles
    4. D)Kant
    5. E)Descartes
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Elisli Pyrrhon her konuda yargıdan kaçınmayı öneren mutlak şüphenin kurucusu sayılır.

  3. Soru 3 · Kolay

    Bilinemezcilik olarak da karşılanan, insan bilgisinin aşılamaz bir sınırı olduğunu savunan görüş hangisidir?

    1. A)Dogmatizm
    2. B)Görecelik
    3. C)Yöntemsel şüphe
    4. D)Rasyonalizm
    5. E)Agnostisizm
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Agnostisizm bilginin bir sınırı bulunduğunu ve ötesinin insana kapalı olduğunu ileri sürer.

  4. Soru 4 · Kolay

    «İnsan her şeyin ölçüsüdür» sözü hangi düşünüre atfedilir?

    1. A)Pyrrhon
    2. B)Protagoras
    3. C)Gazali
    4. D)Hume
    5. E)Platon
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Bilginin algılayan kişiye göre değiştiğini anlatan bu söz sofist Protagoras'a atfedilir.

  5. Soru 5 · Orta

    Pyrrhon'un yargıyı askıya alma önerisini gerekçelendirdiği düşünce hangisidir?

    1. A)Aklın her şeyi kesin olarak kavrayabildiği
    2. B)Duyuların hiçbir zaman yanılmadığı
    3. C)Bilginin yalnız deneyden geldiği
    4. D)Her iddianın karşısına aynı güçte bir başka iddia konabileceği
    5. E)Düşünen benin varlığının kesin olduğu
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Karşıt iddialar arasında karar verecek bir ölçüt bulunmadığı için Pyrrhon hükümden kaçınmayı önerir.

  6. Soru 6 · Orta

    Descartes'ın yöntemsel şüphesini mutlak şüpheden ayıran özellik hangisidir?

    1. A)Şüpheyi sarsılmaz bir temele ulaşmak için geçici olarak kullanması
    2. B)Duyuları güvenilir saymaya devam etmesi
    3. C)Yargıdan kaçınarak ruh dinginliğini araması
    4. D)Bilginin kişiye göre değiştiğini savunması
    5. E)Şüpheyi bütün hayat boyunca sürdürülecek bir tavır olarak görmesi
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Descartes şüpheyi bir araç olarak kullanır ve onu kesin bir başlangıç noktası bulana kadar sürdürür.

  7. Soru 7 · Orta

    Bilgi felsefesindeki dogmatizm teriminin doğru kullanıldığı cümle hangisidir?

    1. A)Arkadaşım hiçbir eleştiriyi dinlemiyor, çok dogmatik biri.
    2. B)Dogma, bir inancın tartışmasız kabul edilen temel ilkesidir.
    3. C)Kesin bilgiye ulaşılabileceğini savunan filozoflar bu bakımdan dogmatik tutum içindedir.
    4. D)Dogmatizm, her konuda kararsız kalma alışkanlığıdır.
    5. E)Dogmatik kişi bilginin sınırını çizen kişidir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Bilgi felsefesinde dogmatizm kesin bilginin imkânını kabul eden tutumdur; öbür seçenekler gündelik, dinî ya da yanlış anlamları taşır.

  8. Soru 8 · Orta

    Ders kitaplarında Gorgias'a yüklenen üç basamaklı iddianın bilgi felsefesini ilgilendiren yönü hangisidir?

    1. A)Kesin bilginin akılla kurulabileceği
    2. B)Bilginin deneyden geldiği
    3. C)Şüphenin kesinliğe götürdüğü
    4. D)Görüngünün bilinip kendinde şeyin bilinemeyeceği
    5. E)Bir şey bilinse bile bilginin de başkasına aktarılmasının imkânsız sayılması
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Gorgias'ın iddiası yalnız bilmeyi değil, bilinenin başkasına iletilmesini de imkânsız gösterir.

  9. Soru 9 · Orta

    Septisizm ile agnostisizm arasındaki farkı doğru biçimde dile getiren ifade hangisidir?

    1. A)İkisi de kesin bilginin mümkün olduğunu savunur.
    2. B)Mutlak şüpheci bütün yargılarını askıya alırken agnostik bilinebilen bir alan kabul edip yalnız onun ötesini bilinemez sayar.
    3. C)Agnostik her konuda hükümden kaçınır, şüpheci sınır çizer.
    4. D)Şüpheci bilgiyi kişiye göre değişken bulur, agnostik bilgiyi deneye bağlar.
    5. E)İkisi arasında hiçbir fark yoktur.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Şüphecilik bütün hükümleri askıya alır; agnostisizm ise bilginin bir alanını kabul edip sınırın ötesini kapalı sayar.

  10. Soru 10 · Orta

    «Hiçbir şey kesin olarak bilinemez» diyen birine yöneltilen klasik itiraz hangisidir?

    1. A)Bu cümle duyulara dayanmaktadır.
    2. B)Bu cümle yalnız sofistlere aittir.
    3. C)Bu cümle dinî bir inançtır.
    4. D)Bu cümleyi söyleyen, en azından bu cümleyi kesin bildiğini ima ederek kendi iddiasıyla çelişir.
    5. E)Bu cümle yalnız doğa bilimleri için geçerlidir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. İddiayı kesin bir bilgi gibi ortaya koymak, hiçbir şeyin kesin bilinemeyeceği savıyla çatışır.

  11. Soru 11 · Orta

    Ders kitaplarında Gazali'nin şüphesinin yöntemsel şüpheye örnek gösterilmesinin nedeni hangisidir?

    1. A)Şüphenin onda kesinliğe ulaşmadan önceki bir geçiş evresi olması
    2. B)Gazali'nin bütün yargılardan sürekli kaçınması
    3. C)Gazali'nin bilgiyi kişiye göre değişken sayması
    4. D)Gazali'nin bilginin imkânsız olduğunu kanıtlaması
    5. E)Gazali'nin duyuları hiç sorgulamaması
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Gazali duyulara ve akla güveninin sarsıldığı dönemi aşıp kesinliğe ulaştığını anlatır; şüphe onda geçicidir.

  12. Soru 12 · Zor

    Bu çizgide bir düşünür şöyle diyebilir: «Yıllarca bir doğruyu yakalamak için kendimi tükettim; her görüşün karşısında onu dengeleyen bir başkasını buldum. Sonunda karar vermeyi bıraktım ve içimde o eski telaşın yerini sessiz bir rahatlığın aldığını fark ettim.» Bu paragraf hangi tutumu yansıtır?

    1. A)Yöntemsel şüphe
    2. B)Dogmatizm
    3. C)Agnostisizm
    4. D)Görecelik
    5. E)Mutlak şüphe
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Karşıt görüşlerin dengesi, hükümden vazgeçme ve ardından gelen dinginlik Pyrrhon'un mutlak şüphesinin işaretleridir.

  13. Soru 13 · Zor

    Bir öğrenci «Descartes şüpheyle başladığına göre bilginin imkânı konusunda septisizmin temsilcisidir» diyor. Bu yargının eksiği nedir?

    1. A)Descartes'ın hiç şüphe etmediğini gözden kaçırması
    2. B)Descartes'ın bilginin kişiye göre değiştiğini savunduğunu unutması
    3. C)Şüpheyi yöntem olarak kullanan Descartes'ın düşünen benin kesinliğine varıp bilginin imkânını kabul ettiğini hesaba katmaması
    4. D)Descartes'ın kendinde şeyi bilinemez saydığını atlaması
    5. E)Descartes'ın sofistlerden olduğunu fark etmemesi
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Yöntem şüphe olsa da varılan sonuç kesin bilgidir; bu yüzden Descartes imkânı kabul eden tarafta yer alır.

  14. Soru 14 · Zor

    Bir düşünür şunu savunabilir: «Kırmızı gözlük takmış biri dünyayı hep kırmızı görür. Bizim zihnimiz de böyle bir gözlüktür ve çıkarılamaz; gözlüğün gösterdiğini titizlikle inceleyebiliriz, ama camın arkasındaki dünyanın gerçek rengini asla öğrenemeyiz.» Bu benzetme hangi görüşle ve ders kitaplarında hangi ayrımla ilişkilendirilir?

    1. A)Görecelikle, Protagoras'ın ölçü olarak insanıyla
    2. B)Agnostisizmle, Kant'ın fenomen ile numen ayrımıyla
    3. C)Mutlak şüpheyle, Pyrrhon'un yargıyı askıya almasıyla
    4. D)Dogmatizmle, kesin bilginin imkânıyla
    5. E)Yöntemsel şüpheyle, Descartes'ın düşünen beniyle
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Zihnin gösterdiği alan bilinir, camın arkası bilinmez; bu sınır Kant'ın görüngü ile kendinde şey ayrımına karşılık gelir.

  15. Soru 15 · Zor

    Protagoras ile Pyrrhon'un tutumlarını karşılaştıran şu yargılardan hangisi doğrudur?

    1. A)İkisi de kesin bilginin mümkün olduğunu savunur.
    2. B)Protagoras hükümden kaçınır, Pyrrhon herkesin algısını doğru sayar.
    3. C)İkisi de şüpheyi kesinliğe götüren bir araç olarak kullanır.
    4. D)Protagoras her kişinin algısını kendisi için doğru sayarken Pyrrhon hiçbir algıya dayanarak hüküm vermemeyi önerir.
    5. E)İkisi de bilginin sınırını numen kavramıyla çizer.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Görecelikte her algı sahibine göre doğrudur; mutlak şüphede ise hiçbir algı hüküm için yeterli sayılmaz.

8Ustalık kapısı

5 soru, 5 dakika. 4 ya da 5 doğru yaptıysan sıradaki derse, «Rasyonalizm» dersine geç. 3 ve altındaysan 3. ve 4. bölümü yeniden oku, sonra kapıyı bir kez daha çöz.

  1. Soru 1 · Orta

    Bilgi felsefesinde bilginin imkânı sorunu, bilginin kaynağı sorunundan neden önce ele alınır?

    1. A)Kaynak sorunu yalnız din felsefesinin konusu olduğu için
    2. B)Bilginin hangi yetiden geldiğini sormak, önce bilginin mümkün olduğunu kabul etmeyi gerektirdiği için
    3. C)Bütün filozoflar bilginin imkânsız olduğunda birleştiği için
    4. D)Kaynak sorunu Antik Çağ'da tartışılmadığı için
    5. E)İmkân sorusu yalnız sofistleri ilgilendirdiği için
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Var olup olmadığı belirsiz bir şeyin kaynağını aramak anlamsız olacağından imkân sorusu kaynaktan önce gelir.

  2. Soru 2 · Orta

    Aşağıdakilerden hangisi bilgi felsefesi anlamında dogmatik bir yargıdır?

    1. A)Hiçbir konuda karar vermemek en huzurlu yoldur.
    2. B)Bilgi, her insanın kendi algısına göre değişir.
    3. C)Şeylerin kendisi insan zihnine sonsuza dek kapalıdır.
    4. D)Bilinse bile hiçbir bilgi başkasına aktarılamaz.
    5. E)Uygun yöntemle ilerleyen insan, evren hakkında kesin ve doğru bilgiye ulaşabilir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Kesin ve doğru bilgiye ulaşılabileceğini savunmak, terimin bilgi felsefesindeki anlamına denk düşer.

  3. Soru 3 · Zor

    Bu tutumu benimseyen biri şöyle yazabilir: «Bildiğimi sandığım her şeyi masaya döktüm ve en küçük gediği olanı kenara ayırdım. Masada geriye çok az şey kaldı, ama kalan şeyden yüzde yüz eminim ve evimi bu taşın üstüne yeniden yapacağım.» Bu paragraftan hangi sonuç çıkarılamaz?

    1. A)Yazar, yargıyı askıya almayı nihai huzur kaynağı olarak görmektedir.
    2. B)Yazar şüpheyi geçici bir ayıklama aracı olarak kullanmaktadır.
    3. C)Yazar kuşkuya yer bırakmayan bir temel aramaktadır.
    4. D)Yazarın tutumu yöntemsel şüpheye uygundur.
    5. E)Yazar sonuçta kesin bilginin mümkün olduğunu kabul etmektedir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Paragrafta şüphe yeniden inşaya hizmet eder; yargıdan kaçınmayı varılacak son nokta sayan tutum Pyrrhon'a aittir.

  4. Soru 4 · Zor

    «Agnostisizm bilginin imkânsız olduğunu savunur; dolayısıyla mutlak şüpheyle aynıdır.» Bu çıkarımın hatası nedir?

    1. A)Agnostisizmi dogmatizmle karıştırması
    2. B)Agnostisizmin görecelik olduğunu unutması
    3. C)Mutlak şüpheyi yöntemsel şüphe sanması
    4. D)Agnostisizmin bilgiyi bütünüyle reddetmediğini, yalnız belli bir sınırın ötesini bilinemez saydığını gözden kaçırması
    5. E)Agnostisizmin yalnız Antik Çağ'a ait olduğunu varsayması
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Agnostik bilinebilen bir alanı kabul eder; bütün yargılardan geri çekilen mutlak şüpheciden bu yüzden ayrılır.

  5. Soru 5 · Zor

    Aşağıdaki düşünür ve kavram eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

    1. A)Pyrrhon ile yargıyı askıya alma
    2. B)Protagoras ile görecelik
    3. C)Descartes ile ruh dinginliği için hükümden kaçınma
    4. D)Kant ile kendinde şeyin bilinemezliği
    5. E)Gazali ile kesinliğe geçiş evresi olarak şüphe
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Hükümden kaçınarak ruh dinginliği arama Pyrrhon'a aittir; Descartes şüpheyi kesin bir temel bulmak için kullanır.

FL02 — Bilgi Felsefesi (Epistemoloji)

Modülün bütün dersleri bitince işaretle; modül 1, 3, 7 ve 21. günlerde YKS ana sayfasındaki tekrar listesine döner.