İçeriğe geç

YKS Türk Dili ve Edebiyatı · Oryantasyon ve Sıfırdan Başla · EDB-S-L03

Hikâye ve roman nasıl okunur?

AYT· 8 bölüm

1Kanca

Lalin, dergide okuduğu kısa bir hikâyeyi teneffüste özetlerken «Yazar çocukken dedesinin saatini kırmış, sonra yıllarca saklamış» dedi. Hikâye baştan sona «ben» diye anlatılıyordu; Lalin'e göre o «ben» elbette yazarın kendisiydi. Kutlay dergiyi açıp yazarın tanıtım satırlarını gösterdi: otuzlu yaşlarında bir kadın. Hikâyeyi anlatan ise torunlarına seslenen yaşlı bir adamdı. Lalin yine de ikna olmadı. O akşam yedi yaşındaki kardeşi Kurtcan, plastik dinozorunu halının üstünde yürütürken sesini kalınlaştırdı: «Ben bu ormanın en yaşlısıyım, bütün nehirleri bilirim.» Salondaki kimse Kurtcan'ın gerçekten ormanın en yaşlısı olduğunu düşünmedi. Çocuk, oyuncağına kendi sesini ödünç vermişti. Lalin, dergideki yazarın da yaşlı adama aynı biçimde bir ses ödünç verdiğini o an fark etti.

2Hedefler

  • Bir anlatı parçasında serim, düğüm ve çözüm bölümlerini olaylar arasındaki sebep-sonuç bağına bakarak ayırırsın.
  • Başkahramanı, yardımcı kişileri, başkahramanın isteğini ve o isteğin önündeki engeli belirlersin.
  • Anlatıcının türünü ve bakış açısını kişi eklerinden ve anlatıcının neyi bilip neyi bilemediğinden çıkarırsın.
  • Zamanı, mekânı, çatışmayı ve temayı metinden alınmış bir ipucuyla gösterirsin.

3Konu anlatımı

Elimizdeki parça

«Edebiyat neden var?» dersinde edebiyatın başkasının yerine geçme işini, «Şiir nasıl okunur?» dersinde ise dizeyi sesli okuyup imgeyi yakalamayı konuşmuştuk. Düzyazı anlatıda okurun elindeki malzeme değişir: artık zamanın içinde ilerleyen olaylar, onları yaşayan insanlar ve onları bize aktaran bir ses vardır. Bütün kavramları tek bir kısa parçanın üzerinde çalıştıracağız. Parça bu ders için yazıldı, kimseye ait değildir:

Kenter Usta dükkânın kepengini her sabah yedide kaldırırdı. O sabah eşikte, avucunda durmuş bir cep saati tutan küçük bir kız bekliyordu. «Dedemindi,» dedi Lemiye, «annem satalım diyor.» Saatin satılmasını istemiyordu, ama annesine karşı çıkamamıştı. Usta saati çevirdi; kapağın içindeki çiziği görünce elleri bir an durdu. Kırk yıl önce bu saati kendi elleriyle onarmış, çiziği de o gün tornavidası kayınca açmıştı. Saatin sahibi gençliğinin en yakın arkadaşıydı. Lemiye ustanın sessizliğini yanlış anladı: saatin para etmediğini sandı, yanakları kızardı. Dar dükkânda yüzlerce saatin tıkırtısı birbirine karışıyordu. Kenter Usta sonunda saati tezgâha bıraktı. «Satmayın,» dedi. «Pazartesi gel, çalışır hâlde alırsın. Ücreti yok; dedenle hesabımız çoktan kapandı.»

Hikâye ile roman arasındaki farkı şimdilik sezgiyle tutalım: hikâye genellikle tek bir olay ya da durum çevresinde az sayıda kişiyle kısa tutulur; roman ise çok kişiyi, birbirine bağlanan pek çok olayı ve daha geniş bir zamanı taşır. Aşağıdaki okuma soruları ikisinde de aynı işi görür.

Olay örgüsü: olayları birbirine ne bağlıyor?

Olay örgüsü, anlatıdaki olayların birbirine bağlanma biçimidir. Ders kitapları onu üç bölüme ayırır. Serimde kişiler, yer ve başlangıçtaki durum tanıtılır: sabah açılan dükkân, saatini satmaya getirilmiş bir kız. Düğümde bir sorun gerilim yaratır: usta saati tanır, susar; kız bu sessizliği yanlış okur ve saatin kaderi belirsizleşir. Çözümde gerilim bir sonuca bağlanır: usta saatin satılmamasını söyler ve onu parasız onarmaya karar verir.

Olay örgüsünü bir olaylar listesinden ayıran şey sebep-sonuç bağıdır. Olayların arasına «ve sonra» koyabiliyorsan elinde yalnız bir sıra vardır; «bu yüzden» koyabiliyorsan bir örgü vardır. Usta çiziği gördü, bu yüzden elleri durdu; usta sustu, bu yüzden Lemiye utandı. Bir parçada olay örgüsü sorulduğunda olayları tek tek işaretle ve aralarına bu iki bağlaçtan hangisinin oturduğunu dene.

Kişiler: kim ne istiyor, önünde ne duruyor?

Anlatının merkezinde duran ve olayların çevresinde döndüğü kişiye başkahraman denir; ona eşlik eden, onu destekleyen ya da engelleyen öteki kişiler yardımcı kişilerdir. Bu parçada başkahramanı bulmak için kimin içinden geçenlere daha çok yer ayrıldığına ve kararı kimin verdiğine bak: kırk yıllık hatırayı taşıyan ve sonucu belirleyen Kenter Usta'dır. Lemiye ile hiç görünmeyen annesi yardımcı kişilerdir.

Bir kişiyi okumanın en verimli yolu iki soru sormaktır: Ne istiyor? Önünde ne duruyor? Lemiye saatin satılmamasını ister; engel annesinin kararı ve kendi çekingenliğidir. İstekle engel karşılaştığı yerde hikâyenin motoru çalışmaya başlar.

Kişiler derinlik bakımından da ayrılır. Lemiye'nin annesi tek bir cümleyle, tek bir yüzüyle görünür; ondan başka bir şey bilmeyiz. Kenter Usta'nın ise gizli bir geçmişi, sessiz bir iç dünyası vardır ve parçanın sonunda bir karar verir. Ders kitaplarında düz ve yuvarlak karakter diye adlandırılan ayrımın sezgisi budur: birinci tür tek bir özellikle görünüp değişmez, ikincisi çelişkileriyle ve değişebilmesiyle canlı bir insana benzer.

Zaman: olayların sırası ile anlatılış sırası

Anlatıda iki ayrı sıra izlenir. Olay zamanı, olayların gerçekte yaşandığı sıradır: önce kırk yıl önceki onarım ve çizik, sonra bu sabahki karşılaşma, en sonunda ustanın kararı. Anlatma sırası ise anlatıcının olayları bize verdiği sıradır: parça bu sabahla başlar, kırk yıl geriye gider, sonra yeniden dükkâna döner. Anlatının akışı içinde geçmişe yapılan bu sıçramaya geriye dönüş denir. Onu ele veren ipuçları zaman sözcükleri («kırk yıl önce», «o gün»), fiillerdeki «-mış/-mıştı» gibi daha geride kalmış bir geçmişi gösteren ekler ve hatırlamayı bildiren sözlerdir.

Anlatıcı, olaylarda geçen süreyi de dilediği uzunlukta anlatır. Kırk yıl tek cümleye sığar; ustanın elleri bir an durduğunda ise anlatı yavaşlar, dükkânın sesini dinletir. Bir anın uzatılması, okura o anın ağırlığını hissettirir.

Mekân: nerede ve hangi havada?

Mekân, olayların geçtiği yerdir. Kapalı yerler iç mekân (oda, dükkân, vapur kamarası), açık yerler dış mekân (sokak, tarla, iskele) olarak ayrılır. Mekân yalnız bir dekor sayılmaz; kişilerin ruh hâlini büyütür ya da onunla çatışır. Dar dükkânda birbirine karışan yüzlerce tıkırtı, Lemiye'nin utandığı sessiz anı daha da uzun ve sıkıntılı gösterir. Bir parçada mekân sorulduğunda yer adını bulmakla yetinme; o yerin hangi duyguyu çoğalttığını da ara.

Anlatıcı ve bakış açısı

Kancadaki Lalin'in yanılgısı buradadır. Yazar metni kaleme alan gerçek kişidir; anlatıcı ise metnin içinde konuşan sestir. Yazar bu sesi bir çocuğa, yaşlı bir adama, hatta bir ağaca verebilir. Anlatıcının türü kişi eklerinden ve zamirlerden anlaşılır. Bakış açısı ise anlatıcının nereden baktığını, dolayısıyla neyi bilebildiğini gösterir. Ders kitapları üç temel durumu adlandırır.

AnlatıcıİpucuNeyi bilebilir?
Kahraman anlatıcı (birinci kişili)«ben», «biz»; -dım, -dıkKendi yaşadığını ve düşündüğünü; başkasının içini yalnız tahmin eder
Her şeyi bilen anlatıcı (hâkim ya da ilahi bakış açısı)üçüncü kişi; birden çok kişinin düşüncesiBütün kişilerin içinden geçeni, geçmişi ve geleceği
Gözlemci anlatıcıüçüncü kişi; yalnız davranış ve konuşmaDışarıdan görülen ve duyulanı; kimsenin içine girmez

Saatçi parçası üçüncü kişiyle anlatılır ve hem ustanın kırk yıllık hatırasını hem Lemiye'nin yanlış tahminini bilir: her şeyi bilen anlatıcıdır. Aynı anı Lemiye'nin ağzından kurarsak sesin sınırları hemen görünür: «Kepenk kalkınca saati uzattım. Usta onu çevirdi ve uzun süre bir şey söylemedi. Saatin değersiz olduğunu düşündüm, yüzüm yandı. Ustanın o sessizlikte neyi hatırladığını ancak yıllar sonra öğrenecektim.» Kahraman anlatıcı ustanın içini göremez; son cümle de olayın yaşandığı an ile anlatıldığı an arasına yılların girdiğini gösterir. Gözlemci anlatıcıyla aynı an şöyle olurdu: «Eşikteki kız saati uzattı. Usta saati çevirip kapağın içine baktı ve uzun süre konuşmadı. Kızın yanakları kızardı.» Burada kızarmayı görürüz, nedenini öğrenemeyiz.

Çatışma ve tema

Çatışma, isteğin engelle karşılaştığı yerdir. İç çatışma kişinin kendi içindeki iki istek arasında kalmasıdır: Lemiye hem saati korumak ister hem annesine karşı çıkamaz. Dış çatışma kişinin dışındaki bir güçle karşılaşmasıdır; bu güç başka bir insan, bir topluluğun kuralları ya da fırtına, kar, sel gibi bir doğa olayı olabilir. Mehmet Rauf'un «Eylül»ünü ileride Servetifünun döneminde göreceksin; ders kitapları bu eseri psikolojik romanın Türk edebiyatındaki ilk örneği olarak anar. «Psikolojik» nitelemesi, böyle bir romanda ağırlığın kişilerin iç dünyasına kaydığını haber verir.

Tema, olayların çevresinde döndüğü duygu ya da düşüncedir ve bir iki sözcükle adlandırılır. Konu «bir saatçinin kendisine getirilen eski bir saati tanıması» ise tema, çizikten, sessizlikten ve «hesabımız çoktan kapandı» sözünden çıkan eski bir dostluğa vefadır. Temayı söylerken her zaman onu taşıyan bir ayrıntıyı gösterebilmelisin.

Okurken sorulacak sorular

Yeni bir hikâye ya da roman parçasıyla karşılaştığında kenara şu soruları yaz ve cevaplarının yanına metinden bir sözcük koy:

  1. Kim anlatıyor? Kişi ekleri ne diyor, anlatıcı kimin içini görebiliyor?
  2. Başkahraman kim, ne istiyor, önünde ne duruyor?
  3. Olaylar arasına «bu yüzden» oturuyor mu? Serim nerede bitiyor, düğüm nerede çözülüyor?
  4. Olaylar hangi sırayla yaşandı, hangi sırayla anlatıldı? Geriye dönüş var mı?
  5. Olay nerede geçiyor ve o yer hangi duyguyu büyütüyor?
  6. Çatışma kişinin içinde mi, dışında mı?
  7. Bütün bu ayrıntılar hangi duygu ya da düşüncede buluşuyor?

Bu soruların hiçbiri bir türün adını bilmeyi gerektirmez. Olay hikâyesi ile durum hikâyesi ayrımı, roman türleri ve hikâyeciliğin farklı gelenekleri Tanzimat'ta roman ve Cumhuriyet dönemi hikâyesi derslerinde ayrıca işlenecek. Recaizade Mahmut Ekrem'in «Araba Sevdası», Halit Ziya Uşaklıgil'in «Mai ve Siyah» gibi eserleri okurken de aynı yedi soru elinin altında olacak.

Saatçi parçasının içinde kırk yıllık bir zaman vardı; ama her romanın kendisinin de bir doğum tarihi vardır. Türk edebiyatında romanın neden belli bir yüzyılda, gazetelerin çoğaldığı bir ortamda ortaya çıktığını düşünmek, metnin dışındaki zamana bakmayı gerektirir. Sonraki derste edebi dönemin ne demek olduğunu ve her dönemi doğuran tarihsel koşulları, Tarih akademisindeki olaylara bağlayarak inceleyeceğiz.

4Çözümlü örnekler

Örnek 1 — Sesin sahibini bulmak

Soru: «Merdivenleri koşarak çıktım. Kapı aralıktı; içeriden babamın öksürüğü geliyordu. Adımlarımı yavaşlattım, ne diyeceğimi bilmiyordum.» Bu parçayı anlatan ses hangi türdendir?

  • A) Bütün kişilerin içinden geçeni bilen anlatıcı
  • B) Yalnız dışarıdan görüneni aktaran gözlemci
  • C) Öksüren babanın kendisi
  • D) Olayın içinde yer alan, «ben» diye konuşan kahraman anlatıcı
  • E) Parçayı kaleme alan yazarın kendisi

Çözüm: «Çıktım», «yavaşlattım», «bilmiyordum» fiillerindeki birinci tekil kişi ekleri sesin olayların içindeki biri olduğunu gösterir. Anlatıcı babasının içinden geçeni değil, yalnız öksürüğünü aktarır; bu yüzden A olmaz. C babayı anlatıcı yapar, oysa «babamın» sözü babanın başka biri olduğunu gösterir. E, yazar ile anlatıcıyı karıştıran tuzaktır. Cevap: D.

Örnek 2 — Olay zamanını kurmak

Soru: «Leylek yuvası bu bahar boş kaldı. Lemiye bacaya bakarken geçen yazı hatırladı: yavrular ilk kez uçmaya kalkmış, biri bahçeye düşmüş, babası onu merdivenle yuvaya geri koymuştu.» Olayların yaşanış sırası hangi seçenekte doğru verilmiştir?

  • A) Yuvanın boş kalması – yavrunun düşmesi – babanın onu yuvaya koyması
  • B) Yavrunun düşmesi – babanın onu yuvaya koyması – yuvanın bu bahar boş kalması
  • C) Babanın yavruyu yuvaya koyması – yavrunun düşmesi – yuvanın boş kalması
  • D) Lemiye'nin bacaya bakması – yavrunun düşmesi – yuvanın boş kalması
  • E) Yuvanın boş kalması – Lemiye'nin hatırlaması – yavruların doğması

Çözüm: Parça bu baharla açılır, «geçen yazı hatırladı» sözüyle geriye döner. Gerçek sırada önce geçen yaz yavru düşer, sonra babası onu yuvaya koyar, en son bu bahar yuva boş kalır. A anlatılış sırasını olay sırası sanır; C ve D geçen yazın olaylarını karıştırır; E parçada anlatılmayan bir olay ekler. Cevap: B.

Örnek 3 — Çatışmanın yeri

Soru: «Kani, arkadaşının sınavda kopya çektiğini görmüştü. Öğretmene söylerse dostluğu bitecekti; susarsa her gece aklına gelecekti. Kalemini çevirip duruyordu.» Bu parçadaki çatışma için hangisi doğrudur?

  • A) Kani'nin kendi içinde iki seçenek arasında kaldığı bir iç çatışmadır.
  • B) Kani ile öğretmen arasındaki açık bir tartışmadır.
  • C) Kani'nin doğa koşullarıyla mücadelesidir.
  • D) Parçada herhangi bir çatışma bulunmaz.
  • E) Kani ile arkadaşı arasında yaşanmış bir kavgadır.

Çözüm: Parçada kimse kimseyle konuşmaz, kavga etmez; gerilim Kani'nin kafasında, «söylerse» ve «susarsa» diye kurulan iki seçenek arasındadır. B ve E metinde yaşanmayan bir karşılaşmayı, C ise olmayan bir doğa olayını varsayar. Cevap: A.

Örnek 4 — Bakış açısının sınırı

Soru: Saatçi parçası Lemiye'nin ağzından birinci kişiyle yeniden yazılırsa hangi bilgi metinde artık doğrudan verilemez?

  • A) Lemiye'nin saati uzatması
  • B) Ustanın uzun süre susması
  • C) Lemiye'nin utanıp yüzünün yanması
  • D) Ustanın «Pazartesi gel» demesi
  • E) Ustanın saati kırk yıl önce onardığını o an hatırlaması

Çözüm: Kahraman anlatıcı kendi yaşadığını ve gördüğünü aktarabilir: uzattığı saati, ustanın sessizliğini, kendi utancını, ustanın sözlerini. Ustanın aklından geçen hatıra ise onun içindedir; Lemiye bunu o anda bilemez, olsa olsa sonradan öğrendiğini söyleyebilir. Cevap: E.

5Tuzaklar

  • Anlatıcıyı yazarla aynı saymak. «Ben» diyen ses, metni yazan gerçek kişi olmayabilir; yazar sesini bir çocuğa, yaşlı birine ya da bir hayvana verebilir.
  • Üçüncü kişili her anlatıcıyı her şeyi bilen sanmak. Üçüncü kişiyle anlatan ses kimsenin içine girmiyor, yalnız davranışları aktarıyorsa gözlemcidir; ayırt edici olan zamir değil, anlatıcının neyi bildiğidir.
  • Anlatılış sırasını olayların yaşanış sırası sanmak. Geriye dönüşlü bir parçada ilk okunan olay en önce yaşanmış olay değildir; «yıllar önce», «hatırladı», «-mıştı» gibi ipuçlarını kaçırma.
  • Konuyu temayla karıştırmak. «Saatçinin eski bir saati tanıması» bir konudur; «vefa» temadır. Soru seçenekleri bu iki kavramı çoğu kez birbirinin yerine koyar.
  • Dış görünüşü iç çatışma sanmak. İki kişi aynı odada sessizce oturuyor diye çatışma iç çatışma olmaz; kişinin kendi içinde iki isteğin çekiştiği bir ipucu gerekir.

6Tekrar kartı

  • Olay örgüsü: serim (kişi, yer, başlangıç durumu), düğüm (gerilim), çözüm (sonuç); olaylar «bu yüzden» bağıyla örülür.
  • Başkahraman olayların merkezindeki kişidir; yardımcı kişiler onu destekler ya da engeller; her kişiye «ne istiyor, önünde ne var?» diye sor.
  • Olay zamanı yaşanış sırasıdır, anlatma sırası okurun okuduğu sıradır; geçmişe sıçrayış geriye dönüştür.
  • Mekân iç ya da dış olabilir ve kişinin ruh hâlini büyütür.
  • Yazar gerçek kişidir, anlatıcı metnin içindeki sestir.
  • Kahraman anlatıcı «ben» der, başkasının içini göremez; her şeyi bilen anlatıcı herkesin içini bilir; gözlemci yalnız görüneni aktarır.
  • İç çatışma kişinin kendi içinde, dış çatışma kişi ile başka biri, toplum ya da doğa arasındadır.
  • Tema bir iki sözcükle adlandırılır ve metindeki bir ayrıntıyla gösterilir.

7Alıştırma

  1. Soru 1 · Kolay

    «Kapıyı açtığımda annem mutfakta ağlıyordu. Çantamı yere bıraktım, ne olduğunu sormaya cesaret edemedim.» Bu kısa parçayı kimin sesi anlatıyor?

    1. A)Olayları dışarıdan izleyip yalnız görüneni aktaran bir gözlemci
    2. B)Bütün kişilerin içinden geçeni bilen bir anlatıcı
    3. C)Olayın içinde yer alan ve kendi yaşadığını «ben» diye aktaran bir kahraman anlatıcı
    4. D)Mutfakta ağlayan anne
    5. E)Parçayı o an okuyan kişi
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. «Açtığımda», «bıraktım» ve «edemedim» fiillerindeki birinci tekil kişi ekleri anlatıcının olayın içinde yer aldığını gösterir.

  2. Soru 2 · Kolay

    Bir hikâyenin olay örgüsünde serim bölümünün başlıca işi nedir?

    1. A)Kişileri, yeri ve başlangıçtaki durumu tanıtmak
    2. B)Sorunu çözüp hikâyeyi bağlamak
    3. C)Gerilimi en yüksek noktasına çıkarmak
    4. D)Yazarın hayatını anlatmak
    5. E)Okura bir öğüt cümlesi bırakmak
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Serim okuru hikâyenin dünyasına sokar; gerilim düğümde, sonuca bağlanma da çözümde gelir.

  3. Soru 3 · Kolay

    «Rüzgâr pencere kanatlarını çarpıyordu. Boş koridorun ucundaki tek ampul titreyerek yanıp sönüyor, adımların sesi duvarlarda yankılanıyordu.» Parçadaki mekân için ne söylenebilir?

    1. A)Açık ve kalabalık bir pazar yeri anlatılır.
    2. B)Olay bir kır yolunda geçer.
    3. C)Parçada mekâna hiç değinilmez.
    4. D)Mekân neşeli ve aydınlık bir hava taşır.
    5. E)Boş ve loş bir koridor tedirgin edici bir hava kurar.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Boş koridor, titreyen tek ampul ve yankılanan adımlar kapalı, loş ve huzursuz bir iç mekân çizer.

  4. Soru 4 · Kolay

    Hangi durum bir iç çatışma örneğidir?

    1. A)İki köyün bir su kaynağı yüzünden kavgaya tutuşması
    2. B)Bir kişinin gerçeği söylemekle arkadaşını korumak arasında kalması
    3. C)Bir balıkçının fırtınada dalgalarla boğuşması
    4. D)Bir öğrencinin okul müdürüyle tartışması
    5. E)Bir ailenin selde evini kaybetmesi
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Gerilimin kişinin kendi içindeki iki istek arasında kurulduğu tek durum, gerçeği söylemek ile arkadaşı korumak arasında kalmaktır.

  5. Soru 5 · Orta

    «Adam banka oturdu, cebinden bir zarf çıkardı. Zarfı açmadan iki kez çevirdi, sonra yeniden cebine koydu ve kalkıp gitti.» Bu parçanın bakış açısı nedir?

    1. A)Kahraman anlatıcı; adam kendi başından geçeni anlatır
    2. B)Her şeyi bilen anlatıcı; adamın düşünceleri verilir
    3. C)Zarfı yazan kişi anlatır
    4. D)Gözlemci anlatıcı; yalnız dışarıdan görülen davranışlar aktarılır
    5. E)Parçada anlatıcı yoktur, metin bir şiirdir
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Anlatıcı adamın neden zarfı açmadığını söylemez, kimsenin içine girmez; yalnız görülen hareketleri sıralar.

  6. Soru 6 · Orta

    «Kani sınav kâğıdını katlayıp çantasına soktu; notunu babasından saklamaya karar vermişti. Babası ise oğlunun yüzündeki gölgeyi görmüş, ama sormamayı seçmişti; kendi okul yıllarını hatırlıyordu.» Parçadaki anlatıcı türü ve gerekçesi hangisidir?

    1. A)Kahraman anlatıcı, çünkü Kani kendi düşüncesini anlatır
    2. B)Her şeyi bilen anlatıcı, çünkü hem oğlun hem babanın içinden geçenler verilir
    3. C)Gözlemci anlatıcı, çünkü yalnız davranışlar aktarılır
    4. D)Kahraman anlatıcı, çünkü babası kendi okul yıllarını anlatır
    5. E)Gözlemci anlatıcı, çünkü parça üçüncü kişiyle yazılmıştır
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Anlatıcı Kani'nin kararını da babanın neden sormadığını da bilir; iki kişinin içine birden girebilen ses her şeyi bilen anlatıcıdır.

  7. Soru 7 · Orta

    «Lokantanın kapısında durdu. Yirmi yıl önce burada garsonluk yaparken ilk maaşını almıştı. Şimdi içeri müşteri olarak giriyordu.» Olayların gerçekte yaşandığı sıra hangisidir?

    1. A)Garsonluk yapıp ilk maaşını alması – kapıda durması – müşteri olarak içeri girmesi
    2. B)Kapıda durması – garsonluk yapması – içeri girmesi
    3. C)İçeri girmesi – kapıda durması – garsonluk yapması
    4. D)Garsonluk yapması – içeri girmesi – kapıda durması
    5. E)Kapıda durması – içeri girmesi – garsonluk yapması
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. «Yirmi yıl önce» ve «almıştı» geriye dönüşü gösterir; anlatı kapıdan başlasa da yaşanan ilk olay garsonluk yılıdır.

  8. Soru 8 · Orta

    Hangi iki olay arasında sebep-sonuç bağı kurulmuştur?

    1. A)Kar yağdı; ertesi gün pazardı.
    2. B)Otobüs durağa yanaştığı sırada yağmur başladı.
    3. C)Annem fırından döndü, ardından kardeşim okuldan geldi.
    4. D)Kütüphane açıldı; o yıl bahçedeki çınar kurudu.
    5. E)Köprü selde yıkıldı; bu yüzden çocuklar okula kayıkla gitmeye başladı.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Yalnız bu seçenekte ikinci olay birincinin doğrudan sonucudur; ötekilerde olaylar aynı anda ya da art arda yaşanır ama biri ötekini doğurmaz.

  9. Soru 9 · Orta

    «Lalehan yıllardır biriktirdiği parayla bir keman almak istiyordu. Ama babası işini kaybedince o para evin kirasına gitti.» Lalehan'ın isteği ve önündeki engel hangisinde doğru eşleşmiştir?

    1. A)İstek: kirayı ödemek; engel: kemanın pahalılığı
    2. B)İstek: babasının iş bulması; engel: keman öğretmeni
    3. C)İstek: keman almak; engel: biriken paranın kiraya harcanması
    4. D)İstek: para biriktirmek; engel: babasının ona izin vermemesi
    5. E)İstek: evden taşınmak; engel: babasının işi
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Parçanın ilk cümlesi isteği, ikinci cümlesi o isteği boşa çıkaran gelişmeyi, yani paranın kiraya gitmesini söyler.

  10. Soru 10 · Orta

    «Kayıkçı, dalgalar küreklerini elinden almaya çalışırken kıyıya varmak için olanca gücüyle asıldı.» Bu parçadaki çatışma hangi türdendir?

    1. A)Kişinin kendi vicdanıyla hesaplaşması
    2. B)İki kardeş arasındaki bir miras kavgası
    3. C)Kişinin bir topluluğun kurallarına karşı çıkması
    4. D)Kişinin doğa güçleriyle mücadelesi
    5. E)Parçada çatışma bulunmaz
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Kayıkçının karşısındaki güç dalgalardır; kişi ile doğa arasındaki bu karşılaşma bir dış çatışmadır.

  11. Soru 11 · Orta

    «Kasabadan göçen herkes giderken bahçedeki dut ağacına bir şerit bağlardı. Yıllar sonra dönen yaşlı bir kadın, kendi bağladığı solmuş şeridi en üst dalda buldu ve uzun süre orada durdu.» Bu parçanın teması en iyi hangisiyle adlandırılır?

    1. A)Ağaç yetiştirmenin incelikleri
    2. B)Geçmişe ve doğup büyüdüğü yere bağlılık
    3. C)Göçün ekonomik nedenleri
    4. D)Yaşlılıkta sağlık sorunları
    5. E)Kasabanın kalabalıklaşması
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Solmuş şeridi bulup uzun süre orada durmak, kadının ayrıldığı yere duyduğu bağı gösterir; öteki seçeneklerin parçada dayanağı yoktur.

  12. Soru 12 · Zor

    Bir anlatıcı şöyle diyor: «Komşumuz o gece kapıyı çaldığında annem ne düşündüyse yüzüne yansımadı; ben yalnız elinin titrediğini gördüm.» Bu anlatıcı için hangisi söylenebilir?

    1. A)Her şeyi bilen anlatıcıdır ve annenin düşüncesini aktarır.
    2. B)Gözlemci anlatıcıdır ve olayların tamamen dışındadır.
    3. C)Anlatıcı annenin kendisidir.
    4. D)Anlatıcı kapıyı çalan komşudur.
    5. E)Olayın içinde «ben» diye konuşan, annesinin içini bilemeyip yalnız gördüğünü aktaran kahraman anlatıcıdır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. «Gördüm» birinci kişi eki taşır; anlatıcı annesinin ne düşündüğünü bilmediğini açıkça söyler, yalnız titreyen eli aktarır.

  13. Soru 13 · Zor

    Dersteki saatçi parçası için yapılan hangi yorum metne dayanmaz?

    1. A)Lemiye'nin annesi saati satıp bir borcu kapatmak istemektedir.
    2. B)Kenter Usta saati daha önce görmüştür.
    3. C)Lemiye ustanın sessizliğini yanlış yorumlamıştır.
    4. D)Usta saati onarmak için para istemeyecektir.
    5. E)Saatin satılması Lemiye'nin isteğine aykırıdır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Annenin satmak istediği yazar ama nedeni hiçbir cümlede geçmez; borç bilgisi parçaya dışarıdan eklenmiştir.

  14. Soru 14 · Zor

    Bir hikâyede bütün gece süren bekleyiş tek cümleyle («Sabaha kadar uyumadı.») verilirken kapının açıldığı birkaç saniye bir sayfa boyunca ayrıntılandırılıyor. Bu durumdan hangi sonuç çıkarılabilir?

    1. A)Olay zamanı ile anlatmaya ayrılan yer her zaman eşittir.
    2. B)Anlatıcı her şeyi bilen anlatıcı olmak zorundadır.
    3. C)Anlatıcı, olaylarda geçen süreyi kendi seçtiği uzunlukta vererek bazı anlara ağırlık kazandırır.
    4. D)Parçada bir geriye dönüş bulunur.
    5. E)Bekleyiş hikâyenin çözüm bölümüdür.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Saatlerce süren bekleyişin kısa, birkaç saniyenin uzun anlatılması anlatıcının süreyi bilerek sıkıştırıp uzattığını gösterir.

  15. Soru 15 · Zor

    «Adam banka oturdu, cebinden bir zarf çıkardı. Zarfı açmadan iki kez çevirdi, sonra yeniden cebine koydu ve kalkıp gitti.» Bu gözlemci anlatımı her şeyi bilen anlatıcının anlatımına dönüştürmek için hangi cümle eklenmelidir?

    1. A)Adam bankın ucuna yakın oturdu.
    2. B)Zarf beyaz ve buruşuktu.
    3. C)Rüzgâr ağaçların yapraklarını savuruyordu.
    4. D)Mektubun annesinden geldiğini biliyor, okursa ağlamaktan korkuyordu.
    5. E)Parkın öbür ucundan bir kadın geçti.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Yalnız bu cümle adamın içinden geçen bilgiye ve korkuya girer; ötekiler dışarıdan görülebilen ayrıntılardır.

8Ustalık kapısı

5 soru, 5 dakika. 4 ya da 5 doğru yaptıysan sıradaki derse, «Dönem kavramı ve tarihle bağ» dersine geç. 3 ve altındaysan 3. ve 4. bölümü yeniden oku, sonra kapıyı bir kez daha çöz.

  1. Soru 1 · Orta

    Kırk yaşındaki bir yazar, hikâyesini on yaşındaki bir çocuğun ağzından «ben» diyerek yazıyor. Bu hikâyenin anlatıcısı için hangisi doğrudur?

    1. A)Anlatıcı yazarın kendisidir, çünkü hikâyeyi o yazmıştır.
    2. B)Anlatıcı on yaşındaki çocuktur; yazar ona bir ses vermiştir.
    3. C)Anlatıcı her şeyi bilen anlatıcıdır.
    4. D)Hikâye gözlemci bakış açısıyla yazılmıştır.
    5. E)Hikâyenin anlatıcısı yoktur.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Metni yazan gerçek kişi ile metinde «ben» diyen ses ayrıdır; burada konuşan, yazarın sesini ödünç verdiği çocuktur.

  2. Soru 2 · Orta

    «Penceresiz küçük odada duvar saatinin sesinden başka ses yoktu. Genç adam üçüncü kez kapıya baktı; tavan sanki her dakika biraz daha alçalıyordu.» Mekânın kişinin ruh hâline etkisi için hangisi söylenebilir?

    1. A)Mekânın kişinin ruh hâliyle hiçbir ilgisi yoktur.
    2. B)Geniş ve ferah bir dış mekân huzuru artırır.
    3. C)Oda kişiye neşe ve rahatlık verir.
    4. D)Mekân yalnız bir yer adı olarak geçer.
    5. E)Dar ve kapalı oda kişinin sıkışmışlık ve bunaltı duygusunu artırır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Penceresiz oda, tek başına duyulan saat sesi ve alçalıyormuş gibi görünen tavan bekleyişin bunaltısını büyütür.

  3. Soru 3 · Zor

    «Kayıkçı ihtiyar, kızının bu yaz da gelmeyeceğini biliyordu ama iskeleye yine indi. Kızı ise o saatte şehirde, babasına yazmaya bir türlü cesaret edemediği mektubun başında oturuyordu.» Parça hakkında üç yargı var. Birinci: anlatıcı kişilerin yalnız davranışlarını aktarır. İkinci: anlatıcı «ben» diye konuşur. Üçüncü: anlatıcı farklı yerlerdeki iki kişinin içinden geçeni bilir. Bu yargılardan hangileri doğrudur?

    1. A)Yalnız üçüncü yargı doğrudur.
    2. B)Hem birinci hem ikinci yargı doğrudur.
    3. C)Üç yargı da doğrudur.
    4. D)Yalnız ikinci yargı doğrudur.
    5. E)Birincisiyle üçüncüsü doğrudur.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Anlatım üçüncü kişiyledir ve hem babanın bildiğini hem kızın cesaret edemediğini verir; davranışla yetinmeyen bu ses her şeyi bilen anlatıcıdır.

  4. Soru 4 · Zor

    Bir hikâyenin özeti: Köyün tek öğretmeni kış gelince okulun odunsuz kaldığını görür. Muhtara, oradan ilçeye başvurur ama yardım gelmez. Kar yolları kapatır, çocuklar soğuk sınıfa gelemez olur. Sonunda köylüler kendi ambarlarından odun toplayıp okula taşır ve dersler yeniden başlar. Bu özetle ilgili hangi yargı yanlıştır?

    1. A)Serimde köy, öğretmen ve kışın başlangıcı tanıtılır.
    2. B)Yardımın gelmemesi ve karın yolları kapatması düğümü sıkılaştırır.
    3. C)Köylülerin odun taşıması çözümdür.
    4. D)Köylülerin odun taşıması olay örgüsünün serim bölümüdür.
    5. E)Olaylar birbirine sebep-sonuç bağıyla bağlanır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Odun taşıma gerilimi sona erdiren son gelişmedir; serim değil, çözüm bölümüne aittir.

  5. Soru 5 · Zor

    Birinci anlatım: «Annesi pencereden baktı; oğlunun yalan söylediğini anlamıştı.» İkinci anlatım: «Pencereden baktım; oğlumun yalan söylediğini anlamıştım.» İkinci anlatımda değişen nedir?

    1. A)Olayın mekânı değişmiştir.
    2. B)Olayın zamanı ileriye alınmıştır.
    3. C)Üçüncü kişili anlatımdan, olayın içindeki annenin «ben» diye konuştuğu kahraman anlatıcıya geçilmiştir.
    4. D)Çatışma iç çatışmadan dış çatışmaya dönmüştür.
    5. E)Başkahraman oğul olmuştur.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Pencere, yalan ve anlama aynı kalır; değişen yalnız sesin sahibidir ve «baktım», «oğlumun» sözleri anlatıcıyı annenin kendisi yapar.

O · S — Oryantasyon ve Sıfırdan Başla

Modülün bütün dersleri bitince işaretle; modül 1, 3, 7 ve 21. günlerde YKS ana sayfasındaki tekrar listesine döner.