İçeriğe geç

YKS Türk Dili ve Edebiyatı · Oryantasyon ve Sıfırdan Başla · EDB-S-L02

Şiir nasıl okunur?

AYT· 8 bölüm

1Kanca

Iraz ders kitabındaki dörtlüğü otobüste, içinden ve beş saniyede okudu: «İncecikten bir kar yağar / Tozar Elif Elif diye / Deli gönül abdal olmuş / Gezer Elif Elif diye». Sayfanın kenarına kurşun kalemle «anlamsız» yazdı; kar neden birinin adını söylesin? Akşam gözleri iyi seçmeyen babaannesi aynı sayfayı ona okuttu. Iraz bu kez yüksek sesle ve ağır ağır okudu. Babaannesi «tozar» sözcüğünde onu durdurdu: rüzgâr ince karı yerden kaldırıp savuruyordu. İkinci okuyuşta Iraz bir resim gördü: savrulan karın içinde, aynı adı tekrarlayarak dolaşan biri. Sayfadaki sözcüklerin hiçbiri değişmemişti. Değişen, Iraz'ın onlarla geçirdiği zamandı ve kenardaki «anlamsız» notu silindi.

2Hedefler

  • Bir şiiri sesli ve yavaş okuyup dizelerdeki duraklamaları, ses tekrarlarını fark edersin.
  • Devrik ya da eksik öğeli dizeleri düz bir cümleye çevirerek dize dize anlamı açarsın.
  • Dizelerdeki imgeleri bulup hangi duyuya seslendiklerini belirlersin.
  • Şiirin konusunu, söyleyen kişisini ve duygu tonunu adlandırıp her yorumunu bir dizeyle gerekçelendirirsin.

3Konu anlatımı

Hızlı okumak şiiri neden susturur?

Bir gazete haberini hızla taramak işe yarar: haber, bilgiyi ilk cümleye yığar. Şiir ise anlamını dizelere, seslere ve boşluklara dağıtır. Kancadaki dörtlükte «Elif Elif diye» iki kez gelir; göz bunu bir tekrar sayıp geçer, kulak ise onu bir çağrı gibi duyar. Bu derste bir şiire altı adımla yaklaşacağız: sesli okumak, dizeyi düz cümleye çevirmek, imgeleri toplamak, konu ile temayı ayırmak, konuşanı ve tonunu belirlemek, her yorumu metne bağlamak. Adımların sırası katı bir kural sayılmaz; ama ilk ikisi atlanınca sonrakiler havada kalır.

Birinci adım: sesli ve yavaş okumak

Şiirin ilk okuru kulaktır. Halk şiiri yüzyıllarca sazla, ezgiyle, ağızdan ağıza yaşadı; divan şiirinin bir bölümü de bestelenip söylendi. Dizeyi sesli söylediğinde nerede soluklandığını fark edersin. «İncecikten / bir kar yağar» derken dil kendiliğinden ortada bir an bekler. Bu bekleyişin bir adı ve hesabı var: hece ölçüsü ve durak. Onları Şiir Bilgisi modülünde sayarak öğreneceğiz; şimdilik kulağının bu ritmi zaten yakaladığını bilmen yeter.

Sesli okumanın ikinci kazancı ses tekrarlarıdır. Ahmet Haşim'in «Merdiven» şiirindeki ilk üç dizeyi yavaşça söyle:

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak...

«Ağır ağır» sözü yalnız bir hızı bildirmez, okuyanı da yavaşlatır. Dilin ikinci kez aynı sözcüğe dönmesi, merdivenin her basamağında bir mola gibi işler. Ses ile anlamın böyle buluşması da ileride «ahenk unsurları» başlığı altında adlarıyla incelenecek.

İkinci adım: dize dize anlamı açmak

Kulak ritmi aldıktan sonra sıra akla gelir. Her dizeyi, gündelik konuşmada kuracağın düz bir cümleye çevir. Bunun için üç işlem yapılır.

Birincisi sözcük anlamıdır. Şiir, gündelik dilde az kullanılan sözcükleri sever. Yunus Emre'nin bir ilahisinde şu dörtlük geçer:

Dağlar ile taşlar ile
Çağırayım Mevlam seni
Seherlerde kuşlar ile
Çağırayım Mevlam seni

Burada «seher» tan ağarmadan önceki, sabaha karşı vakittir; «Mevla» ise Tanrı demektir. Bilmediğin sözcüğü tahminle geçme, sözlükte bak; yanlış tahmin bütün dörtlüğü yanlış yöne taşır.

İkincisi devrik yapıyı düzeltmektir. Türkçe düz cümlede yüklem sondadır. Şiir bu sırayı ses ve vurgu için sık sık bozar. «Çağırayım Mevlam seni» dizesini düzeltince şu çıkar: «Mevlam, seni dağlarla, taşlarla birlikte çağırayım.» Düz cümle, şiirin güzelliğini değil, şiirin söylediğini görmeni sağlar; sonra şiire geri dönersin.

Üçüncüsü eksik öğeyi tamamlamaktır. Şiir, önceki dizede söylenmiş bir öğeyi çoğu kez yinelemez. «Tozar Elif Elif diye» dizesinde neyin tozduğu yazmaz; özne bir önceki dizedeki «kar»dır. «Gezer» fiilinin öznesi de üstündeki dizeden gelir: deli gönül.

DizeDüz cümle
Tozar Elif Elif diyeKar, «Elif, Elif» der gibi savrulur.
Deli gönül abdal olmuşDeli gönül gezgin bir derviş gibi olmuş.
Gezer Elif Elif diyeGönül «Elif, Elif» diyerek dolaşır.

Üçüncü adım: imge avcılığı

İmge, sözcüklerle kurulan ve okurun zihninde bir duyuyu uyandıran resimdir. «Hüzün» soyut bir sözcüktür; «eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak» ise gözünün önüne bir şey getirir. İmge avına çıkarken her dizeye şu soruyu sor: Bu sözcükler bana ne gösteriyor, ne duyuruyor, neye dokunduruyor?

İmgeler en çok görmeye seslenir: Haşim'deki «güneş rengi» bir renk, Karacaoğlan'daki «incecikten bir kar» bir doku ve yoğunluktur. Ama işitme («seherlerde kuşlar»), dokunma (bir taşın soğukluğu), koku ve tat da imgeye malzeme olur. Bir dizede birden çok duyu buluşabilir. İmgeleri bir kâğıda sırayla yazdığında şiirin bir manzara mı, bir oda mı, bir yürüyüş mü kurduğunu görürsün. Benzetme ve kişileştirme gibi imgeyi güçlendiren araçların adları Söz Sanatları modülünde öğretilecek; bu derste yalnız resmi görmeye odaklan.

Dördüncü adım: konu ve tema

Konu, şiirde ne anlatıldığıdır: kar yağıyor, bir gönül dolaşıyor. Tema ise bu anlatılanın hangi duygu ya da düşünce çevresinde döndüğüdür: özlem, arayış, ayrılık. Konuyu bulmak için «burada ne oluyor?», temayı bulmak için «bütün bu imgeler hangi duyguyu çoğaltıyor?» diye sor. Aynı tema bambaşka konularla işlenebilir: özlem bir göçmen kuşla da, boş bir sandalyeyle de anlatılır. Konu daha somuttur ve metinde görünür; tema imgelerin toplamından çıkar, bu yüzden adlandırırken dizelere yaslanmak gerekir.

Beşinci adım: kim konuşuyor, hangi tonla?

Her şiirde bir ses vardır. Bu sese söyleyen kişi diyelim ve onu şairle aynı saymakta acele etmeyelim. Şair bir çocuğun, bir ağacın, bir yolcunun ağzından konuşabilir. Söyleyen kişiyi bulmak için zamirlere ve kişi eklerine bak: Yunus'un dörtlüğünde «çağırayım» diyen bir «ben» vardır ve bir «sen»e, Tanrı'ya seslenir. Haşim'in dizelerinde ise ses bir başkasına konuşur: «çıkacaksın», «bakacaksın».

Ton, bu sesin duygu rengidir. İpuçları dilin içindedir: istek kipi bir dileği, «ağlayarak» gibi bir sözcük bir acıyı, ünlem bir coşkuyu ya da sitemi taşır. Yunus'ta «çağırayım» tekrarı, her şeyle birlikte Tanrı'ya yönelen coşkulu bir yakarışı duyurur. Haşim'de ağır adımlar ve ağlayan bir bakış, durgun ve hüzünlü bir ton kurar.

Altıncı adım: yorumu metne bağlamak

Şiiri anlamak için şairin aklından geçeni bir kitaptan öğrenmek gerekmez; elindeki kanıt dizelerin kendisidir. Her yorumun yanına bir dize koyabiliyorsan yorumun ayaktadır. «Haşim'deki yapraklar sonbaharı düşündürür» diyen okur «güneş rengi bir yığın yaprak» dizesini gösterebilir. «Bu dizeleri yazarken şair hastaydı» diyen okur ise hiçbir dize gösteremez; o cümle şiirden değil, tahminden gelir.

Metne dayanan iki yorum birbirinden farklı olabilir; bu bir kusur sayılmaz, şiirin zenginliğidir. Karacaoğlan'ın dörtlüğünde Elif'i bir sevgili, dolaşan gönlü bir âşık olarak okumak «Gezer Elif Elif diye» dizesine dayanır. Gönlün dolaşmasını bir yas olarak okumak isteyen okurun ise önce bir ölüm ipucu bulması gerekir; dörtlükte öyle bir ipucu yoktur. Sınavdaki yorum sorularında da ölçü budur: seçenekteki yargı metinde bir dayanak buluyor mu, yoksa metinle çelişiyor ya da metnin hiç söylemediği bir şey mi söylüyor?

Adımları birlikte kullanmak

Yeni bir dörtlükle karşılaştığında önce iki kez sesli oku. Sonra her dizeyi düz cümleye çevir ve bilmediğin sözcüğün altını çiz. Ardından imgeleri sırala, konuyu bir cümleyle yaz, temayı bir ya da iki sözcükle adlandır. Kimin kime konuştuğunu ve sesin hangi duyguyla konuştuğunu not et. En sonunda her notunun karşısına onu taşıyan dizeyi yaz. Bu sıra ilk denemelerde yavaş gelir; el alıştıkça adımlar birbirine karışır ve tek okuyuşta birkaçı birden yapılır.

Şiirde dize, ses ve imge anlamı taşıyordu. Hikâye ve romanda bu yükü olaylar, kişiler ve onların içinde yaşadığı zaman ile mekân taşır. Şiirde «kim konuşuyor?» diye sorduk; anlatıda bu sorunun karşılığı anlatıcıdır; anlatıcının olaylara hangi noktadan baktığı, okurun neyi görüp neyi göremeyeceğini belirler. Bir sonraki adım, olay örgüsünü izlemeyi ve anlatıcının bakış açısını yakalamayı çalışmak olacak.

4Çözümlü örnekler

Örnek 1 — Dizeyi düz cümleye çevirmek

Soru: Yunus Emre'nin «Dağlar ile taşlar ile / Çağırayım Mevlam seni» dizelerinin düz anlatımı olarak hangisi uygundur?

  • A) Mevlam, dağlar ve taşlar seni çağırıyor.
  • B) Dağlara ve taşlara Mevlam'ı sorayım.
  • C) Mevlam, seni dağlarla, taşlarla birlikte çağırayım.
  • D) Dağlar ve taşlar arasında Mevlam'ı aradım.
  • E) Mevlam beni dağlardan, taşlardan çağırdı.

Çözüm: Yüklem «çağırayım»dır ve kişi eki onu yapanın «ben» olduğunu gösterir; çağrılan «seni», yani Mevla'dır. «İle» edatı birliktelik bildirir: söyleyen kişi Tanrı'yı dağlarla, taşlarla birlikte çağırmak ister. A çağıranı dağlar yapar, E yönü tersine çevirir, B ve D istek kipini başka bir eyleme dönüştürür. Cevap: C.

Örnek 2 — İmgeleri toplamak

Soru: Ahmet Haşim'in «Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, / Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, / Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak...» dizelerinde hangisi bir imge olarak yer almaz?

  • A) Yavaş yavaş merdiven çıkan biri
  • B) Eteklere takılmış sarı yapraklar
  • C) Gökyüzüne yönelen bir bakış
  • D) Ağlayan bir yüz
  • E) Gece karanlığında yanan bir lamba

Çözüm: İlk dize yavaş bir tırmanışı, ikinci dize eteklerdeki güneş rengi yaprak yığınını, üçüncü dize göğe ağlayarak bakan birini gösterir. Lamba ya da gece karanlığı dizelerde geçmez. Cevap: E.

Örnek 3 — Konuyu temadan ayırmak

Soru: Örnek dize: «Her akşam iskeleye inip bekler yaşlı kadın / Vapurdan inenlere tek tek bakar / Kimse el sallamaz ona, döner yavaşça / Ertesi akşam yine iner iskeleye». Bu dörtlükte konu ile tema hangi seçenekte doğru sıralanmıştır?

  • A) Vapur yolculuğu / Deniz sevgisi
  • B) Her akşam iskelede birini bekleyen yaşlı bir kadın / Bitmeyen bekleyiş ve özlem
  • C) Özlem / İskeleye inen bir kadın
  • D) Yaşlılığın zorlukları / Vapur saatleri
  • E) Bir kadının alışverişi / Yalnızlık

Çözüm: Konu somuttur ve dörtlükte görünür: her akşam iskeleye inip bekleyen kadın. Tema, «her akşam», «yine» sözleri ve el sallamayan kalabalıktan çıkar: sürüp giden bir bekleyiş. C ikisinin yerini değiştirir; A, D ve E metinde olmayan bir şeyi konu yapar. Cevap: B.

Örnek 4 — Yorumu sınamak

Soru: Örnek dize: «Kar yağdı bu sabah avlumuza / Babamın izleri kaldı kapıdan yola / Güneş çıkınca silinecek biliyorum / Pencereden bakıp duruyorum yine de». Bu dizelerle ilgili yorumlardan hangisinin metinde dayanağı yoktur?

  • A) Söyleyen kişi babasının evden çıktığını izlerden anlar.
  • B) Söyleyen kişi izlerin kalıcı olmadığını bilir.
  • C) Söyleyen kişinin içinde bir bağlılık ya da özlem vardır.
  • D) Babası uzak bir şehre çalışmaya gitmiştir.
  • E) Olay karlı bir sabah geçer.

Çözüm: A «izleri kaldı kapıdan yola», B «silinecek biliyorum», C bakmayı sürdürmesi, E «kar yağdı bu sabah» dizesiyle desteklenir. Babanın nereye gittiği, uzak bir şehre gidip gitmediği hiçbir dizede yazmaz. Cevap: D.

5Tuzaklar

  • Şiiri bir kez, içinden ve hızla okumak. Ses tekrarları ve duraklamalar kulağa gelir; içinden hızlı okunan dörtlük kolayca «anlamsız» görünür.
  • Bilinmeyen sözcüğü tahminle geçmek. «Seher», «abdal», «Mevla» gibi bir sözcüğün yanlış tahmini bütün dizenin anlamını kaydırır.
  • Eksik özneyi yanlış dizeden almak. Şiir öğeyi çoğu kez bir kez söyler; «tozar» fiilinin öznesi bir önceki dizededir, sonraki dizede değil.
  • Söyleyen kişiyi her zaman şair sanmak. Şair bir ağacın, bir çocuğun ya da bir yolcunun ağzından konuşabilir; ipucu zamirlerde ve kişi eklerindedir.
  • Konuyu temayla karıştırmak. «Özlem» bir temadır; «iskelede bekleyen kadın» ise konudur. Seçeneklerde ikisinin yeri sık değiştirilir.
  • Metne dayanmayan yorumu doğru saymak. Şairin hayatına, niyetine ya da metinde geçmeyen bir olaya dayanan yargı, ne kadar akla yatkın görünse de dayanaksızdır.

6Tekrar kartı

  • Önce iki kez sesli ve yavaş oku; duraklamayı ve ses tekrarını kulakla yakala.
  • Her dizeyi düz cümleye çevir: sözcük anlamına bak, devrik sırayı düzelt, eksik öğeyi önceki dizeden tamamla.
  • İmge, zihinde bir duyuyu uyandıran sözcük resmidir; görme, işitme, dokunma, koku, tat.
  • Konu: ne anlatılıyor. Tema: anlatılan hangi duygu ya da düşünce çevresinde dönüyor.
  • Söyleyen kişi şairle aynı olmayabilir; zamirlere, kişi eklerine ve hitaplara bak.
  • Ton dilin içindedir: kip, ünlem, soru, «ağlayarak» gibi duygu taşıyan sözcükler.
  • Her yorumun karşısına onu taşıyan dizeyi yaz; dize gösteremiyorsan yorum tahmindir.

7Alıştırma

  1. Soru 1 · Kolay

    Örnek dize: «Kırık testiden sızan su, eşikteki taşı ıslatıyor». Bu dize okurun zihninde hangi görüntüyü canlandırır?

    1. A)Dalından düşen bir elma
    2. B)Çatlak bir kaptan damlayıp bir taşı ıslatan su
    3. C)Kapıyı çalan bir yolcu
    4. D)Testi satan bir çömlekçi
    5. E)Ateşte kaynayan su
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Dize kırık bir testiden sızan suyun eşikteki taşı ıslattığını gösterir, öteki seçeneklerin hiçbiri dizede geçmez.

  2. Soru 2 · Kolay

    Örnek dize: «Gelmez oldu bu yollardan sabahlar». Bu dizenin düz sıraya çevrilmiş biçimi hangisidir?

    1. A)Bu yollar sabahları gelmez oldu.
    2. B)Sabahları bu yollardan geldim.
    3. C)Bu yollardan sabahlar geldi.
    4. D)Sabahlar bu yollardan gelmez oldu.
    5. E)Sabahlar gelince bu yollar kapandı.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Özne «sabahlar», yüklem «gelmez oldu» olduğuna göre düz cümlede özne başa, yüklem sona gelir.

  3. Soru 3 · Kolay

    Yunus Emre'nin «Seherlerde kuşlar ile» dizesindeki «seher» sözcüğü neyi anlatır?

    1. A)Tan ağarmadan önceki, sabaha karşı vakti
    2. B)Gecenin tam ortasını
    3. C)Öğle sıcağını
    4. D)Güneşin battığı akşam saatini
    5. E)Kuşların göç ettiği mevsimi
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Seher, sabaha karşı tan ağarmadan önceki zamandır; dizedeki kuşlar da bu erken vakitle uyuşur.

  4. Soru 4 · Kolay

    Bir şiiri sesli ve yavaş okumak okura en çok neyi kazandırır?

    1. A)Şairin doğum yerini öğrenmeyi
    2. B)Şiirin hangi yıl yazıldığını bulmayı
    3. C)Şiirdeki sözcük sayısını ezberlemeyi
    4. D)Şiirin kaç dörtlükten oluştuğunu tahmin etmeyi
    5. E)Dizelerdeki duraklamaları ve ses tekrarlarını kulakla fark etmeyi
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Sesli okuma ritmi ve ses tekrarlarını duyurur; şairin hayatı ya da yazılış yılı sesli okumayla öğrenilmez.

  5. Soru 5 · Orta

    Karacaoğlan'ın «İncecikten bir kar yağar / Tozar Elif Elif diye» dizelerinde «tozar» fiilinin öznesi nedir?

    1. A)Elif
    2. B)Rüzgâr
    3. C)Kar
    4. D)Deli gönül
    5. E)Söyleyen kişi
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Dize özneyi yinelemez; tozan şey bir önceki dizede yağdığı söylenen ince kardır.

  6. Soru 6 · Orta

    Örnek dize: «Kapını üç kez çaldım, açmadın / Pencerende ışık yanıyordu oysa / Döndüm, ışığın kaldı arkamda». Bu dizelerde söyleyen kişi kimdir?

    1. A)Kapısı açılmayan ve geri dönen biri
    2. B)Pencerenin ardında ışığı yakan kişi
    3. C)Sokaktan geçen bir yabancı
    4. D)Kapıyı onaran bir usta
    5. E)Şiiri okuyan öğrenci
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. «Çaldım», «döndüm» fiillerindeki birinci kişi eki konuşanın kapıyı çalıp açılmayınca geri dönen kişi olduğunu gösterir.

  7. Soru 7 · Orta

    Örnek dize: «Fırından yeni çıkmış ekmek sokağı mis gibi doldurdu». Bu dizedeki imge en çok hangi duyuya seslenir?

    1. A)İşitmeye
    2. B)Tada
    3. C)Dokunmaya
    4. D)Görmeye
    5. E)Koklamaya
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Sokağı «mis gibi» dolduran şey ekmeğin kokusudur; ekmek yenmediği için tat, ses geçmediği için işitme imgesi kurulmaz.

  8. Soru 8 · Orta

    Örnek dize: «Her gün istasyona gelir ihtiyar / Trenden inenlere bakar tek tek / Oğlu yoktur aralarında yine / Akşam olur, kalkar yavaşça». Bu dörtlüğün konusu hangisidir?

    1. A)Özlem
    2. B)İstasyonda her gün oğlunu bekleyen yaşlı bir adam
    3. C)Tren yolculuğunun yorgunluğu
    4. D)Bir babanın oğluna kızgınlığı
    5. E)Akşamın güzelliği
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Konu dörtlükte somut olarak görünen olaydır; özlem ise bu olaydan çıkan temadır ve konu sorulduğu için çeldiricidir.

  9. Soru 9 · Orta

    Örnek dize: «Ey uzun yol, ne vakit biter bu inişin, yokuşun!». Bu dizede sezilen duygu tonu hangisidir?

    1. A)Neşeli bir kutlama
    2. B)Bir şeyi öğrenme merakı
    3. C)Yola duyulan hayranlık
    4. D)Yolun uzunluğundan duyulan bezginlik
    5. E)Bir başkasına duyulan öfke
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. «Ne vakit biter» sorusu ve ünlem, bitmeyen yoldan yorulmuş birinin sitemini taşır.

  10. Soru 10 · Orta

    Karacaoğlan'ın «İncecikten bir kar yağar / Tozar Elif Elif diye / Deli gönül abdal olmuş / Gezer Elif Elif diye» dörtlüğü için yapılan yorumlardan hangisinin metinde dayanağı yoktur?

    1. A)Kar ince ince yağmaktadır.
    2. B)Gönül kendini kaybetmiş gibi dolaşmaktadır.
    3. C)Söyleyen kişi Elif'le evlenmiş ve mutludur.
    4. D)Elif adı dörtlükte tekrarlanır.
    5. E)Kar rüzgârla savrulmaktadır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Dörtlükte evlilikten ya da mutluluktan söz eden hiçbir dize yoktur; deli ve gezgin bir gönül bu yorumla çelişir.

  11. Soru 11 · Orta

    Karacaoğlan'ın «Deli gönül abdal olmuş» dizesinde «abdal olmak» sözü bu bağlamda hangi anlamda kullanılmıştır?

    1. A)Zengin olmak
    2. B)Evine kapanmak
    3. C)Bir işte usta olmak
    4. D)Hastalanıp yatağa düşmek
    5. E)Dünyaya aldırmadan gezip dolaşan bir derviş gibi olmak
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Hemen sonraki dize «Gezer Elif Elif diye» olduğundan abdal, oradan oraya dolaşan gezgin derviş anlamıyla okunur.

  12. Soru 12 · Zor

    Örnek dize: «Çarşıda bakır döven çekiçlerin sesi / Avucumda sıcacık bir kestane / Kalabalığın ortasında bir an / Annemin kokusunu duydum». I. İşitmeye seslenen bir imge II. Dokunmaya seslenen bir imge III. Tada seslenen bir imge. Bu dizelerle ilgili hangisi doğrudur?

    1. A)Yalnız tada seslenen bir imge bulunur.
    2. B)İşitmeye ve dokunmaya seslenen imgeler bulunur, tada seslenen imge bulunmaz.
    3. C)Üç duyuya seslenen imgelerin üçü de bulunur.
    4. D)Dokunmaya seslenen imge yoktur, öteki ikisi vardır.
    5. E)Yalnız işitmeye seslenen bir imge bulunur.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Çekiç sesi işitmeye, avuçtaki sıcak kestane dokunmaya seslenir; kestane yenmediği için tat imgesi kurulmaz.

  13. Soru 13 · Zor

    İlknaz, Karacaoğlan'ın dörtlüğünü okuyup «Elif bir sevgilidir, gönül onu arayarak dolaşıyor» der. İncilay ise «Söyleyen kişi Elif'e kızgındır» der. Bu iki yorumla ilgili hangisi söylenebilir?

    1. A)İlknaz'ın yorumu «Gezer Elif Elif diye» dizesine dayanır, İncilay'ın yorumunu destekleyen dize yoktur.
    2. B)İki yorum da metne dayanır.
    3. C)İki yorum da metinle çelişir.
    4. D)İncilay'ın yorumu metne dayanır, İlknaz'ınki dayanmaz.
    5. E)Yorumlar şairin hayatı bilinmeden değerlendirilemez.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Adı tekrarlayarak dolaşmak bir arayışı gösterir; dörtlükte ise öfke bildiren hiçbir sözcük ya da ünlem bulunmaz.

  14. Soru 14 · Zor

    Örnek dize: «Kapıda eski bir ayakkabı, tozlu / Masada iki fincan, biri hiç kullanılmamış / Saat durmuş öğleden sonra üçte / Perdeyi açan yok artık». Dizelerdeki ipuçlarıyla en iyi desteklenen tema hangisidir?

    1. A)Bayram sevinci
    2. B)Doğa sevgisi
    3. C)Yolculuk heyecanı
    4. D)Yokluk ve geride kalanın yalnızlığı
    5. E)Kahramanlık
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Kullanılmamış fincan, durmuş saat ve açılmayan perde gibi imgelerin hepsi bir yokluğu ve terk edilmişliği çoğaltır.

  15. Soru 15 · Zor

    Örnek dize: «Kökümü taşın altına saldım / Yüz kış gördüm, yüz bahar / Beni kesen baltanın sapı bile / Bir zaman benim dalımdı». Bu dizelerde söyleyen kişi kimdir?

    1. A)Ağacı kesen oduncu
    2. B)Şiiri yazan şair
    3. C)Yaşlı bir ağaç
    4. D)Bahçeyi sulayan bahçıvan
    5. E)Taşı yerinden oynatan işçi
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. «Kökümü», «dalımdı» sözlerindeki birinci kişi ekleri konuşanın kökü ve dalı olan, yüz kış görmüş bir ağaç olduğunu gösterir.

8Ustalık kapısı

5 soru, 5 dakika. 4 ya da 5 doğru yaptıysan sıradaki derse, «Hikâye ve roman nasıl okunur?» dersine geç. 3 ve altındaysan 3. ve 4. bölümü yeniden oku, sonra kapıyı bir kez daha çöz.

  1. Soru 1 · Orta

    Örnek dize: «Buz tutmuş camda parmağımın izi». Bu dizedeki imge hangi duyulara seslenir?

    1. A)Yalnız işitmeye
    2. B)Tada ve kokuya
    3. C)İşitmeye ve tada
    4. D)Yalnız kokuya
    5. E)Görmeye ve dokunmaya
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Camdaki iz görülür, buzun soğukluğu ve parmağın dokunuşu da dokunma duyusunu uyandırır.

  2. Soru 2 · Orta

    Örnek dize: «Uzaklarda kaldı annemin sesi». Bu dizenin düz cümle biçimi hangisidir?

    1. A)Annem uzaklardan sesimi duydu.
    2. B)Annemin sesi uzaklarda kaldı.
    3. C)Uzaklarda annem kaldı.
    4. D)Annemin sesi uzaklardan geliyor.
    5. E)Uzaklara annemin sesini götürdüm.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Özne «annemin sesi», yüklem «kaldı» olduğundan düz sırada özne başa, yüklem sona alınır.

  3. Soru 3 · Zor

    Yunus Emre'nin «Dağlar ile taşlar ile / Çağırayım Mevlam seni / Seherlerde kuşlar ile / Çağırayım Mevlam seni» dörtlüğündeki söyleyen kişi ve ton için hangisi uygundur?

    1. A)Dağlara seslenen, onlara kızgın bir yolcu
    2. B)Kuşları anlatan, tarafsız bir gözlemci
    3. C)Tanrı'yı unutmuş, pişman bir ses
    4. D)Tanrı'ya seslenen, O'nu bütün varlıkla birlikte anmak isteyen coşkulu bir ses
    5. E)Seher vaktinden şikâyet eden yorgun biri
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. «Çağırayım» istek kipi ve «Mevlam seni» hitabı Tanrı'ya yönelen bir sesi, dağlarla, taşlarla, kuşlarla birlikte anma isteği de coşkuyu gösterir.

  4. Soru 4 · Zor

    Ahmet Haşim'in «Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, / Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, / Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak...» dizeleri için hangi yorumun metinde dayanağı vardır?

    1. A)Yaprakların güneş renginde ve yığın hâlinde oluşu bir sonbahar havası düşündürür.
    2. B)Merdiven hızla, koşarak çıkılmaktadır.
    3. C)Merdiveni çıkan kişi sevinçten gülmektedir.
    4. D)Olay bir kış gecesinde geçer.
    5. E)Şair bu dizeleri kendi evinin merdiveninde yazmıştır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Sararmış yaprak yığını sonbaharı düşündürür; B «ağır ağır», C «ağlayarak» sözleriyle çelişir, D ve E için dizede ipucu yoktur.

  5. Soru 5 · Zor

    Örnek dize: «Gece yarısı lambanın altında annem / Yamalar bayramlık gömleğimi / İğneye ipliği geçirirken gözlerini kısar / Sabah giyeyim diye uyumaz». Bu dörtlüğün konusu ve teması sırasıyla hangisidir?

    1. A)Bayram sevinci / Yeni giysiler
    2. B)Emek / Gece yarısı uyuyan bir çocuk
    3. C)Gece yarısı çocuğunun gömleğini yamayan bir anne / Annenin sessiz emeği ve sevgisi
    4. D)Lambanın ışığı / Karanlıktan korku
    5. E)Terzilik mesleği / Para kazanmanın zorluğu
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Konu dörtlükte görünen olaydır; tema, uykusuz kalan ve gözlerini kısarak çalışan annenin imgelerinden çıkan emek ve sevgidir.

O · S — Oryantasyon ve Sıfırdan Başla

Modülün bütün dersleri bitince işaretle; modül 1, 3, 7 ve 21. günlerde YKS ana sayfasındaki tekrar listesine döner.