İçeriğe geç

YKS Türk Dili ve Edebiyatı · Oryantasyon ve Sıfırdan Başla · EDB-S-L01

Edebiyat neden var?

AYT· 8 bölüm

1Kanca

Gökçen, deneme kitabındaki divan şiiri sorusunu yanlış yapınca kalemi masaya bıraktı: «Edebiyatı yalnız sınav için okuyoruz. Okul bitince kimse bana bir gazelin kafiyesini sormayacak.» O akşam yan odada annesi, uyumamakta direnen küçük kardeşine ninni söylüyordu: «Dandini dandini dastana, / Danalar girmiş bostana…» Gökçen, annesinden önce sonraki dizeyi mırıldandığını fark edip şaşırdı. Bu sözleri hiçbir kitaptan öğrenmemişti; annesi de onları kendi annesinden duymuştu. Kimin uydurduğu bilinmeyen, hiçbir deftere yazılmamış birkaç satır, evden eve geçerek ona kadar gelmişti ve o gece de bir bebeği uyutmak gibi son derece gündelik bir işi görüyordu. Gökçen'in «işe yaramaz» dediği şey, o anda yan odada çalışıyordu.

2Hedefler

  • Edebiyatın insan hayatında gördüğü başlıca işleri (deneyimi paylaşma, hatırlama ve aktarma, dili işleme, başkasının yerine geçme, toplumu sorgulama) kısa bir metin parçasında tanırsın.
  • Aynı olayın bilgi veren bir cümleyle ve dili işleyen bir dizeyle anlatımı arasındaki farkı kendi sözlerinle açıklarsın.
  • Sözlü kültürden yazılı edebiyata uzanan geleneğin sözü nasıl koruduğunu örnekle gösterirsin.
  • Bir metin hakkındaki yorumunu beğeniye değil, metinde gösterilebilen bir ipucuna dayandırırsın.

3Konu anlatımı

Yazı yokken de anlatılıyordu

İnsanlar yazıyı bulmadan çok önce hikâye anlatıyor, şarkı söylüyordu. Bir avın nasıl geçtiği, bir yiğidin ölümü, bir göçün zorlukları, kış gecelerinde ateşin başında dile getirilirdi. Bu anlatılar kâğıda değil belleğe kaydedildiği için akılda kalmaları gerekiyordu ve akılda kalmanın yolu sesti: dönüp gelen sözcükler, benzer seslerle biten satırlar, kolay tutulan bir ritim. Gökçen'in mırıldandığı ninnide «dastana» ile «bostana» aynı seslerle biter. Bu benzerlik ninniyi kulağa hoş getirir, ama asıl işi ezberi kolaylaştırmaktır; anlamı bilinmeyen «dandini» sözü bile bu sayede kuşaktan kuşağa taşınmıştır.

Türk edebiyatının da yazıdan önce uzun bir sözlü dönemi vardır. O dönemden sagu, koşuk, sav ve destan gibi türlerin adları bize ulaşmıştır; bu türlerin her birini, kimlerin söylediğini ve hangi ölçüyle kurulduğunu İslamiyet öncesi Türk edebiyatı modülünde ayrıntılı göreceksin. Bu derste onlardan çıkarılacak ders başka: söz, bir ihtiyaçtan doğmuştur. Bir kaybın acısını birlikte taşımak, bir zaferi unutmamak, gençlere yol göstermek için söylenmiştir.

Sözlü gelenek bitmiş de değildir. Masal, ninni, bilmece, fıkra ve türkü bugün de anlatılır. Bunların çoğu anonimdir: ilk kimin söylediği bilinmez ve her anlatan sözü biraz değiştirerek sonrakine bırakır. Sınıfta herkesin bildiği bir tekerlemenin birkaç farklı biçimde söylenmesi bu yüzdendir.

Edebiyat hangi işleri görür?

Bir metinden aldığımız şey her seferinde aynı olmaz. Paragraf ve şiir sorularında karşına çıkan «bu parçada öne çıkan …» türünden kökler de aslında metnin ağırlıklı olarak hangi işi yaptığını sorar. Tablo, bu işleri metinde onları ele veren ipuçlarıyla birlikte gösteriyor:

İşlevMetinde ipucuKısa örnek (bu ders için yazıldı)
Deneyimi paylaşmakbirinci kişi, yaşanmış tek bir an, duygu sözcükleri«Bayram sabahı elini öptüğümde dedemin parmakları buz gibiydi; onun yaşlandığını ilk kez o gün gördüm.»
Hatırlamak ve aktarmakgeçmişte yaşanmış ortak bir olay, öğüt, kuşaktan kuşağa geçen sözköyün sel yılını anlatan bir ağıt, bir atasözü
Dili işlemekses tekrarı, alışılmadık söz dizimi, benzetme, kişileştirme«Dal kırıldı, dalgın rüzgâr durdu»
Başkasının yerine geçmekokurdan çok farklı birinin iç dünyası, onun gözünden anlatımbir göçmen çocuğun okuldaki ilk gününü onun düşünceleriyle veren hikâye
Toplumu sorgulamakbir düzene, bir alışkanlığa, bir haksızlığa yöneltilmiş bakışaynı işi yapan iki kişiye farklı davranan bir kasabanın anlatısı

Tablonun dördüncü satırı üzerinde biraz duralım, çünkü en az konuşulan iş odur. Bir ansiklopedi maddesi, mevsimlik tarım işçilerinin kaç ay yolda kaldığını söyleyebilir. Bir hikâye ise sabahın dördünde çadırda uyanan bir çocuğun soğuğunu, kardeşini uyandırmaya kıyamayışını okura yaşatır. Okur, kendi hayatında hiç bulunmayacağı bir yerde bir süre durmuş olur. Edebiyatın bu gücüne empati denir ve hiçbir tablo onu sayılarla yerine koyamaz.

Toplumu sorgulamak da edebiyatın eski işlerinden biridir. Tanzimat yazarları gazeteyle ve tiyatroyla halka seslenmek istedi; Şinasi'nin «Şair Evlenmesi» adlı oyunu, görücü usulüyle yapılan evliliğin aksaklıklarını güldürerek gösterir. Gülen seyirci, alıştığı bir geleneğe dışarıdan bakmaya davet edilmiştir.

Bir metin bu işlerden yalnız birini yapmak zorunda değildir. Bir ağıt hem acıyı paylaşır hem de olayı unutturmaz; bir türkü hem sesleriyle ahenk kurar hem bir yol tarifini saklar. Sorular bu yüzden «hangisi var» diye değil, «hangisi öne çıkıyor» diye sorulur. Cevabı bulmak için metnin en çok neye emek verdiğine bak: cümleler bir duygunun çevresinde mi dönüyor, bir bilginin mi, bir eleştirinin mi?

Aynı olay, iki anlatım

Şu iki metin aynı geceyi anlatıyor:

Haber: «Dün akşam saatlerinde başlayan kar yağışı nedeniyle ilçedeki okullarda eğitime bir gün ara verildi.»
Örnek dize (bu ders için yazıldı):
Bütün gece kar yağdı, sustu okul yolu
Sabah pencerede bir çocuk, gözleri sevinç dolu

Haber cümlesi ne olduğunu, ne zaman ve nerede olduğunu, sonucunun ne olduğunu söyler. Kim okursa okusun aynı bilgiyi alır; cümlenin işi bitmiştir. Dizeler ise kaç santim kar yağdığını, hangi okulun kapandığını söylemez. Onun yerine bir yolun «sustuğunu» söyler; oysa yollar konuşmaz. Bu küçük kayma, okura karla örtülmüş, kimsenin geçmediği bir sokağı kendi gözünde kurdurur. «Yolu» ile «dolu» sözcüklerinin sonundaki ortak sesler, iki satırı kulakta birbirine bağlar. Penceredeki çocuk da bir bilgi değil, bir yaşantıdır: tatil haberini sevinçle karşılayan birinin yüzü.

Kabaca söylersek günlük dil bilgiyi taşımaya çalışır, edebi dil bir deneyimi yeniden yaşatmaya. Bu sınır keskin değildir. «Damlaya damlaya göl olur» sözünü markette, okulda, telefonda kullanırız; yine de o söz kısa, ses tekrarlı ve bir görüntüyle soyut bir düşünceyi anlatan bir yapıdır. Atasözü, gündelik konuşmanın içinde yaşayan küçük bir edebi metindir. Bilgi veren metinle sanat amacı taşıyan metin arasındaki ayrımı ve bu ayrımın terimlerini Edebiyat Bilgisi modülünün ilk derslerinde, edebi dil ile günlük dilin karşılaştırmasını da aynı modülün üçüncü dersinde ayrıntılı çalışacaksın. Şimdilik kulağının farkı duyması yeter.

Her metin bir zamanda doğar

Edebiyat boşlukta yazılmaz. Ders kitapları Tanzimat edebiyatını 1860'ta Şinasi'nin çıkardığı Tercüman-ı Ahval gazetesiyle başlatır; gazetenin yaygınlaştığı, Batılılaşmanın tartışıldığı o yıllarda yazarlar halkı eğitmeyi ve ona seslenmeyi önemsedi. Namık Kemal'in vatan ve hürriyet temalarını işlemesi de bu ortamın içinden anlaşılır. Aynı aşk teması bir divan gazelinde başka, bir Cumhuriyet dönemi romanında başka biçimde işlenir; çünkü yazanın içinde yaşadığı dünya değişmiştir. Bir metnin hangi koşullarda doğduğunu bilmek, onu anlamanın kestirme yoludur. Edebiyat tarihinin bu koşullara göre bölünmesine dönem denir; kavramı ve Tarih akademisiyle kurduğu bağı bu bölümün son dersinde ele alacağız.

Beğeni ile kanıt

Bir şiiri sevmek ya da sevmemek senin hakkındır; hangi metinden hoşlanman gerektiğini kimse kural olarak söyleyemez. Sınavın ölçtüğü ise beğeni değil, metinde gösterilebilen şeydir. «Bu dizelerde bir sevinç var» diyorsan «sevinç dolu» sözünü parmağınla gösterebilmelisin. «Bu, yazılmış en güzel kar şiiri» cümlesi ise gösterilemez; bir okurun tercihidir ve doğru ya da yanlış diye işaretlenemez. Yorum sorularında seçeneklerin her birini aynı ölçüte vur: bu yargıyı taşıyan bir sözcük, bir ses, bir yapı metinde var mı?

Sırada şiirin kendisi

Gökçen'in ninnisi okunmak için değil, söylenmek için kurulmuştu; sözlü geleneğin bütün ürünleri gibi önce kulağa seslenir. Şiiri sayfada gözüyle hızla tarayan okurun onun yarısını kaçırması bu yüzdendir. Bir sonraki derste dizeleri sesli ve ağır okumayı, devrik bir dizeyi gündelik konuşmadaki sıraya çevirmeyi, imgelerin hangi duyuya seslendiğini bulmayı ve şiirde konuşan sesin her zaman şairin kendisi olmadığını ele alacağız.

4Çözümlü örnekler

Örnek 1 — Öne çıkan işlev

Soru: «Ninem her bahar torunlarını toplar, köyün eski yerinin bir sel yüzünden nasıl terk edildiğini anlatırdı. Sözünü hep aynı cümleyle bitirirdi: Suyun yoluna ev kurulmaz. Yıllar sonra yeni evlerini yamaca dizen ustalardan da aynı sözü duyduk.» Bu parçada sözün gördüğü işlerden en belirgini hangisidir?

  • A) Bir yaşantıyı ve ondan çıkan öğüdü kuşaktan kuşağa aktarmak
  • B) Dilin ses imkânlarıyla ahenk kurmak
  • C) Okuru çok farklı bir kişinin iç dünyasına taşımak
  • D) Bir yönetim biçimini eleştirmek
  • E) Okura bir yerin coğrafyasını öğretmek

Çözüm: Parçanın bütün cümleleri ninenin anlattığı olayın ve öğüdün sonraki kuşağa ulaşması çevresinde döner; son cümle sözün ustalara kadar yayıldığını gösterir. Ses tekrarına, başka birinin iç dünyasına ya da bir eleştiriye dair ipucu yoktur; yer adı verilmediği için coğrafya bilgisi de amaç değildir. Cevap: A.

Örnek 2 — Hangi cümle dili işliyor?

Soru: Aşağıdaki cümlelerden hangisi, bilgi vermenin ötesine geçip bir görüntü kurmak için dili alışılmadık biçimde kullanmıştır?

  • A) Otobüs her sabah yedide kalkar.
  • B) Kütüphane pazartesi günleri kapalıdır.
  • C) Şehir, sabahın ilk ışığında gözlerini ovuşturdu.
  • D) Su deniz seviyesinde yüz derecede kaynar.
  • E) Bilet fiyatları bu ay yükseldi.

Çözüm: Otobüs, kütüphane, kaynama noktası ve bilet fiyatı cümlelerinin her biri bir bilgiyi tek anlamlı biçimde aktarır. C'de şehre gözlerini ovuşturan bir insanın davranışı yüklenmiştir; cümle, uyanmakta olan bir şehir görüntüsü kurar. Cevap: C.

Örnek 3 — Başkasının yerine geçmek

Soru: «Öğretmen adını sorduğunda sesi çıkmadı. Bildiği bütün sözcükler başka bir dildeydi ve o dilde adı güzel bir kuşun adıydı. Sıradaki çocuklar güldü; o da gülmeye çalıştı, çünkü gülmek her dilde aynıydı.» Bu parça okura en çok hangi imkânı sunar?

  • A) Okulların kayıt kurallarını öğrenmeyi
  • B) Kuş türleri hakkında bilgi edinmeyi
  • C) Yazarın kendi çocukluğunu belgelemeyi
  • D) Yeni bir ülkede okula başlayan bir çocuğun yaşadıklarını onun gözünden duymayı
  • E) Sınıftaki çocukların davranışını kurallara göre değerlendirmeyi

Çözüm: Parça olayı dışarıdan özetlemez; çocuğun sesinin çıkmayışını, adını düşünmesini, gülmeye çalışmasını onun iç dünyasından verir. Okur kendini o çocuğun yerine koyar. Birinci kişi anlatım olmadığı için yazarın anısı olduğuna dair ipucu da yoktur. Cevap: D.

Örnek 4 — Yorumu metne dayandırmak

Soru: Örnek dize (bu ders için yazıldı): «Sabahtan beri yağmur, sokakta tek ses yok / Serçe bile susmuş, ıslak bir dalda yorgun». Bu dizelerle ilgili yargılardan hangisi metindeki bir sözcükle desteklenebilir?

  • A) Dizeler bu temada yazılmış en etkileyici dizelerdir.
  • B) Yağmur ertesi gün de sürecektir.
  • C) Dizeler bir kış gününü anlatmaktadır.
  • D) Konuşan kişi serçeyi beslemektedir.
  • E) Yağmurun uzun süredir yağdığı ve çevrenin sessizleştiği anlatılmaktadır.

Çözüm: «Sabahtan beri» yağmurun süresini, «tek ses yok» ve «susmuş» sessizliği gösterir. A bir beğeni yargısıdır; B, C ve D'yi taşıyan hiçbir sözcük dizelerde yoktur. Cevap: E.

5Tuzaklar

  • Birden çok işlevi görüp ilk aklına geleni işaretlemek. Metin birkaç işi birlikte yapabilir; soru öne çıkanı sorar. Cümlelerin çoğunun hangi şeyin çevresinde döndüğüne bak.
  • Ses tekrarı gördüğün her metinde «dili işlemek» demek. Bir türkü kafiyeli olabilir ama parça türkünün sakladığı bilgiyi anlatıyorsa öne çıkan iş aktarmaktır.
  • Beğeni yargısını yorum sanmak. «En güzel», «en etkileyici» gibi sözler metinde gösterilemez; yorum seçeneğinin dayanağı metindeki bir sözcük olmalıdır.
  • Birinci kişi anlatımla başkasının yerine geçmeyi karıştırmak. «Ben» diye anlatılan kendi anısı çoğu zaman deneyim paylaşmadır; okurdan çok farklı birinin iç dünyasının ondan duyulması empatiyi öne çıkarır.
  • Günlük dil ile edebi dil arasında kesin bir duvar varsaymak. Atasözü gibi gündelik sözler de imge ve ses taşıyabilir.

6Tekrar kartı

  • Söz yazıdan önce de vardı; sözlü kültürde ses tekrarı ve ritim ezberi kolaylaştırırdı.
  • Ninni, masal, bilmece, türkü bugün de yaşayan, çoğu anonim ürünlerdir.
  • Edebiyatın başlıca işleri: deneyimi paylaşmak, hatırlamak ve aktarmak, dili işlemek, başkasının yerine geçmek, toplumu sorgulamak.
  • Bir metin birkaç işi birlikte yapabilir; soru hangisinin öne çıktığını sorar.
  • Haber cümlesi bilgiyi taşır, dize bir yaşantıyı yeniden kurar; sınır keskin değildir.
  • Her metin bir dönemin koşullarında doğar; bu koşulları bilmek metni anlamayı kolaylaştırır.
  • Yorumun dayanağı metindeki bir sözcük, ses ya da yapıdır; beğeni kural olmaz.

7Alıştırma

  1. Soru 1 · Kolay

    İlk kimin söylediği bilinmeyen, anlatandan anlatana biraz değişerek yaşayan ninni, masal ve bilmece gibi ürünleri nitelemek için hangi sözcük kullanılır?

    1. A)Yazılı
    2. B)Bireysel
    3. C)Anonim
    4. D)Çeviri
    5. E)Bilimsel
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Söyleyeni bilinmeyen ve halkın ortak malı olan ürünlere anonim denir.

  2. Soru 2 · Kolay

    Hangi cümle bir olayı bilgi aktarmak amacıyla, tek anlamlı biçimde anlatmaktadır?

    1. A)Belediye, yarın sabahtan itibaren iki caddenin trafiğe kapatılacağını duyurdu.
    2. B)Cadde bir gecede yorgun bir nehre döndü.
    3. C)Ağaçlar rüzgârla fısıldaşıyordu.
    4. D)Saat, odanın sessizliğini tek tek kemiriyordu.
    5. E)Kar, kasabanın üstüne beyaz bir yorgan örttü.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Yalnız ilk cümle kimin neyi ne zaman yapacağını bildirir; ötekiler kişileştirme ya da benzetmeyle görüntü kurar.

  3. Soru 3 · Kolay

    Yazının bulunmadığı çağlarda anlatılan hikâyelerin ve söylenen şarkıların kuşaktan kuşağa ulaşmasını sağlayan başlıca dayanak neydi?

    1. A)Kütüphaneler
    2. B)Matbaa
    3. C)Gazeteler
    4. D)Defterler
    5. E)Bellek ve sesli tekrar
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Sözlü kültürde metin kâğıtta değil bellekte durur ve söylene söylene aktarılırdı.

  4. Soru 4 · Kolay

    Okurun, kendisinden çok farklı bir hayat süren birinin duygularını onun gözünden yaşamasını sağlayan işlev hangisidir?

    1. A)Dili süslemek
    2. B)Başkasının yerine geçebilmek
    3. C)Geçmişi kayda geçirmek
    4. D)Toplumu eleştirmek
    5. E)Kişisel bir anıyı paylaşmak
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Başka birinin iç dünyasını içeriden yaşatmak empati, yani başkasının yerine geçme işlevidir.

  5. Soru 5 · Orta

    Örnek dize (bu ders için yazıldı): «Taş taşa değdi, tıkırdadı tarla / Tozlu yolda toplandı turnalar». Bu dizelerde en çok hangi işin öne çıktığı söylenebilir?

    1. A)Bir haksızlığı eleştirmek
    2. B)Geçmişteki bir olayı kayda geçirmek
    3. C)Okura bir tarım bilgisi vermek
    4. D)Dilin ses imkânlarını işlemek
    5. E)Bir öğüdü aktarmak
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Hemen her sözcüğün «t» sesiyle başlaması ve ses yansımalı «tıkırdadı», dizelerin dilin sesine emek verdiğini gösterir.

  6. Soru 6 · Orta

    «Kasabada herkes konağın oğluna beyim derdi; aynı okuldan mezun olan çobanın oğluna ise adıyla bile seslenmezlerdi. Öğretmen bir gün yoklamada ikisinin adını da aynı sesle okudu ve sınıf, bir kural çiğnenmiş gibi sustu.» Parçada öne çıkan işlev hangisidir?

    1. A)Ses tekrarlarıyla ahenk kurmak
    2. B)Toplumdaki bir ayrımı sorgulamak
    3. C)Bir yol tarifini saklamak
    4. D)Kişisel bir acıyı paylaşmak
    5. E)Okula ilişkin kuralları öğretmek
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Parça iki çocuğa yapılan farklı davranışı gösterip sınıfın şaşkın sessizliğiyle bu alışkanlığı sorgular.

  7. Soru 7 · Orta

    Sözlü kültür ürünlerinde benzer seslerle biten satırlara ve dönüp gelen sözcüklere sık rastlanmasının en akla yatkın açıklaması nedir?

    1. A)Söyleyenlerin süslü dili her şeyden üstün tutması
    2. B)Kâğıdın pahalı olması
    3. C)Bu ürünlerin okulda sınav konusu olması
    4. D)Batılı şiirin etkisi
    5. E)Ezberlemeyi ve aktarmayı kolaylaştırması
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Belleğe dayanan bir gelenekte ses tekrarı ve ritim sözün akılda kalmasını sağlar.

  8. Soru 8 · Orta

    Haber: «Dün öğle saatlerinde başlayan sağanak, şehrin alt mahallelerinde su baskınlarına yol açtı.» Örnek dize (bu ders için yazıldı): «Gökten bir öfke indi aşağı mahalleye / Eşikte bekledi su, kimse açmadı diye». İkisi arasındaki farkı doğru anlatan açıklama hangisidir?

    1. A)Haber olayın zamanını ve yerini bildirir; dize aynı olayı suya insan davranışı yükleyerek bir duyguyla anlatır.
    2. B)İkisi de yalnız bilgi verir.
    3. C)Dize olayın saatini daha kesin bildirir.
    4. D)Haber cümlesi benzer seslerle biten satırlardan oluşur.
    5. E)Dize, baskının kaç evi etkilediğini açıklar.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Haber zamanı ve yeri verir; dizede suyun kapıda beklemesi bir kişileştirmedir ve olayı bir yaşantıya çevirir.

  9. Soru 9 · Orta

    Tanzimat döneminde gazetelerin yaygınlaşmasıyla yazarların halka seslenmeyi ve onu eğitmeyi önemsemesi, edebiyat hakkındaki hangi düşünceyi destekler?

    1. A)Edebiyat her dönemde aynı konuları işler.
    2. B)Edebiyat yalnız saray çevresinde okunur.
    3. C)Edebiyat, doğduğu dönemin koşullarından etkilenir.
    4. D)Edebiyat tarihten tamamen bağımsızdır.
    5. E)Gazete edebiyatın yerini almıştır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Yazarların yöneldiği amaç, dönemin gazeteyle ve değişimle şekillenen ortamından doğmuştur.

  10. Soru 10 · Orta

    «Damlaya damlaya göl olur» atasözünü günlük konuşmada kullanmamıza rağmen bu sözü edebi dile yaklaştıran özellik hangisidir?

    1. A)İçinde bir sayı bulunması
    2. B)Ölçülebilir bir doğa yasası bildirmesi
    3. C)Belli bir kişiye ait olması
    4. D)Kısa, ses tekrarlı olması ve soyut bir düşünceyi bir görüntüyle anlatması
    5. E)Uzun bir olay örgüsü taşıması
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Atasözü sabrın sonucunu damlaların göle dönüşmesi görüntüsüyle ve yinelenen seslerle anlatır.

  11. Soru 11 · Orta

    Örnek dize (bu ders için yazıldı): «Penceremde bir saksı, kurumuş tek yaprağı / Kimse sulamaz olmuş, unutulmuş bu çağı». Bu dizeler hakkındaki yargılardan hangisi metindeki sözcüklerle desteklenebilir?

    1. A)Dizeler, bitki üzerine yazılmış en başarılı dizelerdir.
    2. B)Saksı ertesi gün sulanacaktır.
    3. C)Konuşan kişi bahçıvandır.
    4. D)Dizeler bir yaz gününde yazılmıştır.
    5. E)Bitkinin bakımsız kaldığı ve unutulduğu dile getirilmektedir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. «Kurumuş», «kimse sulamaz olmuş» ve «unutulmuş» sözleri bakımsızlığı açıkça taşır; öteki yargıların dayanağı yoktur.

  12. Soru 12 · Zor

    «Yayla yolunu bilmeyen gençlere dedem hep aynı türküyü söyletirdi. Türküde hangi pınarın başında konaklanacağı, sürünün hangi sırtta dinlendirileceği tek tek sayılırdı. Türküyü ezberleyen, yolu da ezberlemiş olurdu.» Parçada türkünün gördüğü iş olarak en çok hangisi vurgulanmıştır?

    1. A)Dilin ses imkânlarını sergilemek
    2. B)Bir topluluğun bilgisini kuşaktan kuşağa aktarmak
    3. C)Toplumsal bir haksızlığı eleştirmek
    4. D)Okuru farklı birinin iç dünyasına taşımak
    5. E)Anlatıcının yalnızlık duygusunu paylaşmak
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Türkünün ezberlenmesiyle yolun da öğrenildiği söylenir; vurgu ahenkte değil, taşınan bilgidedir.

  13. Soru 13 · Zor

    Hangi eşleşmede aynı olay önce bilgi veren bir cümleyle, sonra dili işleyen bir anlatımla verilmiştir?

    1. A)«Tren yirmi dakika gecikti.» ile «Tren, istasyona yorgun bir hayvan gibi sürünerek girdi.»
    2. B)«Tren geldi.» ile «Tren saat beşte geldi.»
    3. C)«Rüzgâr ağaçları eğdi.» ile «Fırtına uyarısı yapıldı.»
    4. D)«Gece ay doğdu.» ile «Ay bu gece dokuzda doğacak.»
    5. E)«Deniz köpürüp kıyıyı dövdü.» ile «Dalga yüksekliği iki metreyi buldu.»
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Yalnız bu eşleşmede ilk cümle bilgi verir, ikincisi aynı treni bir benzetmeyle görüntüye çevirir; E'de sıra terstir, B ile D'de ikisi de bilgi cümlesidir.

  14. Soru 14 · Zor

    Edebiyatın işlevleri ve yapısı hakkında söylenenlerden hangisi bu dersteki bilgilerle çelişir?

    1. A)Bir metin aynı anda birden fazla işlev taşıyabilir.
    2. B)Sözlü kültür ürünleri yazı yaygınlaştıktan sonra da yaşamayı sürdürmüştür.
    3. C)Bir metnin hangi dönemde doğduğunu bilmek onu anlamaya yardım eder.
    4. D)Bir şiirin güzel olup olmadığı hece sayılarak kesin biçimde belirlenir.
    5. E)Günlük konuşmada kullanılan bazı sözler edebi dilin özelliklerini taşıyabilir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Hece sayısı ölçülebilir bir özelliktir ama güzellik bir beğeni yargısıdır ve sayımla kesinleşmez.

  15. Soru 15 · Zor

    Birinci parça: «Babaannemin bahçesindeki incir ağacına her yaz tırmanırdım; dalı kırıldığı gün ağladığımı hâlâ hatırlıyorum.» İkinci parça: «Mevsimlik işçi kadın, karanlıkta çadırdan çıkarken çocuğunun alnına dokundu; onu uyandırmamak için ayakkabısını elinde taşıdı ve tarlaya kadar çıplak ayakla yürüdü.» İki parçanın öne çıkardığı işleri doğru eşleştiren açıklama hangisidir?

    1. A)İkisi de toplumu sorgulama işlevini öne çıkarır.
    2. B)Birincisi okuru başkasının yerine geçirir, ikincisi anlatıcının kendi anısını paylaşır.
    3. C)Birincisi anlatıcının kendi deneyimini paylaşmayı, ikincisi okuru çok farklı bir hayatın içine taşımayı öne çıkarır.
    4. D)İkisi de bir öğüdü kuşaktan kuşağa aktarır.
    5. E)Birincisi dilin ses imkânlarını işler, ikincisi bilgi verir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Birinci parça «ben» diye anlatılan bir anıdır; ikinci parça işçi kadının davranışını içeriden vererek okuru onun yerine koyar.

8Ustalık kapısı

5 soru, 5 dakika. 4 ya da 5 doğru yaptıysan sıradaki derse, «Şiir nasıl okunur?» dersine geç. 3 ve altındaysan 3. ve 4. bölümü yeniden oku, sonra kapıyı bir kez daha çöz.

  1. Soru 1 · Orta

    Dilin bilgi aktarmanın ötesine geçip bir görüntü kurmak için kullanıldığı cümle hangisidir?

    1. A)Kitabın yeni baskısı mart ayında çıkacak.
    2. B)Müze salı günleri ziyarete kapalıdır.
    3. C)Köprünün onarımı üç hafta sürdü.
    4. D)Eski köprü, iki kıyıyı yüz yıldır sabırla birbirine tutuyordu.
    5. E)Otobüs durağı yüz metre ileriye taşındı.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Köprüye sabırla tutan bir insanın davranışı yüklenmiş, cümle bir görüntü kurmuştur; ötekiler düz bilgidir.

  2. Soru 2 · Orta

    «Babamın atölyesini boşalttığımız gün tezgâhın üstündeki talaşı süpürmeye elim varmadı; o talaş, onun son çalıştığı günün kokusunu taşıyordu.» Bu cümlede öne çıkan işlev hangisidir?

    1. A)Yaşanmış bir an üzerinden kişisel bir duyguyu paylaşmak
    2. B)Toplumdaki bir düzeni sorgulamak
    3. C)Bir topluluğun ortak bilgisini aktarmak
    4. D)Marangozluk hakkında teknik bilgi vermek
    5. E)Ses tekrarlarıyla ahenk kurmak
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Anlatıcı kendi yaşadığı bir anı ve onun bıraktığı duyguyu birinci kişiyle anlatır.

  3. Soru 3 · Zor

    Örnek dize (bu ders için yazıldı): «Köy yolunda kalmış bir çift eski çarık / Sahibi şehirde şimdi, yolu ise karanlık». Dizeler hakkındaki yargılardan hangisi metindeki bir sözcüğe dayanmadan, yalnız okurun beğenisine göre kurulmuştur?

    1. A)Çarıkların eski olduğu söylenmektedir.
    2. B)Çarığın sahibinin şehirde bulunduğu belirtilmektedir.
    3. C)Yolun karanlık olduğu dile getirilmektedir.
    4. D)Dizelerde bir ayrılık durumu sezdirilmektedir.
    5. E)Bu dizeler köy üzerine yazılmış en etkileyici dizelerdir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Son yargı bir beğeni bildirir; ayrılık bile «sahibi şehirde» sözüne dayanırken E'yi taşıyan hiçbir sözcük yoktur.

  4. Soru 4 · Zor

    Şinasi'nin «Şair Evlenmesi» adlı oyununda görücü usulüyle yapılan evliliğin aksaklıkları güldürerek gösterilir. Bu bilgiden oyunun işlevi ve doğduğu zaman hakkında hangi çıkarım yapılabilir?

    1. A)Oyun yalnız dilin ses imkânlarını işlemek için yazılmıştır.
    2. B)Oyun, söyleyeni bilinmeyen sözlü bir üründür.
    3. C)Oyun bir geleneği sorgulama işlevini öne çıkarır ve değişimin tartışıldığı bir dönemin ortamıyla ilişkilidir.
    4. D)Oyun, yazarının kendi evliliğini anlatan bir anı metnidir.
    5. E)Oyun, yazıldığı dönemin koşullarından tamamen bağımsızdır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Bir geleneğin aksaklıklarını gösteren oyun toplumu sorgular; Tanzimat yazarlarının halka seslenme amacı da dönemle bağı kurar.

  5. Soru 5 · Zor

    «Ağıtı söyleyen kadın, ölen gencin adını her bentte yeniden anar, köyün o yıl yaşadığı kıtlığı da araya katardı. Yıllar sonra köylüler kıtlık yılını o ağıttan hatırladı.» Parçada ağıtın birlikte gördüğü iki iş hangileridir?

    1. A)Dili süslemek ve teknik bilgi vermek
    2. B)Acıyı paylaşmak ve bir olayı topluluğun belleğinde tutmak
    3. C)Toplumu eleştirmek ve güldürmek
    4. D)Okuru başka birinin yerine koymak ve kural öğretmek
    5. E)Ses tekrarı kurmak ve haber vermek
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Gencin adının anılması acıyı paylaşır, kıtlığın yıllar sonra ağıttan hatırlanması ise ortak belleği taşır.

O · S — Oryantasyon ve Sıfırdan Başla

Modülün bütün dersleri bitince işaretle; modül 1, 3, 7 ve 21. günlerde YKS ana sayfasındaki tekrar listesine döner.