YKS Türk Dili ve Edebiyatı · Millî Edebiyat · EDB-E11-L02
Ömer Seyfettin
AYTsınavdaki ağırlığı orta· 8 bölüm
1Kanca
Gökben, AYT edebiyat konularını çıkarırken listede «Kaşağı»yı görünce kalemi bıraktı. Bu hikâyeyi beşinci sınıfta, kapağında resimli bir at olan ince bir kitaptan okumuştu. «Çocuk kitabı bu,» dedi ablasına, «Millî Edebiyat'ta ne arıyor?» Aynı akşam on yaşındaki kuzeni Güldehan da kitabı rafta buldu, bir oturuşta bitirdi ve özetini tek cümleyle verdi: «Hasan yalan söyledi, kardeşi ceza yedi.» Gökben kitabı alıp yeniden açtı. Bu kez başka bir şeye takıldı: olayı anlatan, olay sırasında çocuk olan Hasan değil, yıllar geçmiş, büyümüş bir Hasan'dı. Cümleler sadeydi, ama bir yetişkinin hiç kapanmayan pişmanlığını taşıyordu. Güldehan bir yalan hikâyesi okumuştu; Gökben ise o yalanın bir ömre nasıl yayıldığını okuyordu. Kitap aynıydı, okuyan değişmişti.
2Hedefler
- Ömer Seyfettin'in hikâyelerini çocukluk, tarih, dönemin acıları, toplumsal hiciv ve halk kaynakları gruplarına yerleştirirsin.
- Olay hikâyesinin serim, düğüm, çözüm ve beklenmedik son özelliklerini derse özel bir hikâye iskeletinde gösterirsin.
- «Kaşağı» ile «Pembe İncili Kaftan»ın konusunu ve temasını kısaca açıklarsın.
- Ömer Seyfettin'in dilini Yeni Lisan makalesine ve Millî Edebiyat'ın ilkelerine bağlarsın.
3Konu anlatımı
Okul kitabından edebiyat tarihine
Gökben'in şaşkınlığının bir nedeni var. Ömer Seyfettin'in hikâyeleri yıllardır ilkokul ve ortaokul kitaplarında okunur; dili sade, konusu çoğu zaman bir çocuğun gözünden kurulmuş, uzunluğu bir ders saatine sığacak kadardır. Bu yüzden pek çok okur onu çocukluğun yazarı olarak hatırlar. Ders kitapları ise onu başka bir yere koyar: Türk edebiyatında modern hikâyenin en güçlü temsilcisi. İki bakış birbirini yalanlamaz. Okul kitaplarına girmesini sağlayan sadelik, edebiyat tarihindeki yerini belirleyen tercihle aynı yerden gelir.
Kısa bir hayat bilgisi yeterli. Ömer Seyfettin mesleğe subay olarak başladı ve Balkan Savaşı'nda bir süre esir kaldı. Sonra kendini yazıya ve öğretmenliğe verdi, 1920'de genç yaşta öldü. Bu kısa hayata yüzlerce hikâye sığdı.
Yeni Lisan'ı hikâyede denemek
Bir önceki derste Genç Kalemler dergisini ve onun sayfalarında çıkan Yeni Lisan makalesini gördün. Orada konuşulan şey bir dil programıydı: yazı dili İstanbul halkının konuştuğu Türkçeye yaklaşmalı, Arapça ve Farsça tamlamalar yerine Türkçenin kendi kurallarıyla kurulmuş sözler kullanılmalıydı. Altında imza yoktu; yazarı olarak gösterilen ad Ömer Seyfettin'dir.
Bir dil programı kâğıt üzerinde kalırsa tartışma olarak kalır. Ömer Seyfettin'in önemi, bu programı yüzlerce hikâyede denemiş olmasıdır. Hikâyelerinde cümleler kısa, söz varlığı gündelik, anlatım konuşur gibidir. Halit Ziya'nın uzun, süslü cümlelerini okuduktan sonra onun bir sayfasını açan okur farkı hemen sezer: anlamak için sözlüğe uzanmaz. Gökben'in kuzeninin hikâyeyi bir oturuşta bitirebilmesi de bu dilin sonucudur. Yani bir hikâyenin çocuklarca okunabilmesi, bu durumda bir eksiklik değil, Millî Edebiyat'ın sade dil ilkesinin yerine geldiğinin işaretidir.
Olay hikâyesi: merakı bir sona taşımak
Ömer Seyfettin'in hikâye anlayışı ders kitaplarında Fransız yazar Maupassant'ın adıyla anılan çizgiye bağlanır; bu çizgiye olay hikâyesi denir. Olay hikâyesinde ağırlık, birbirine neden–sonuç bağıyla bağlanmış olaylardadır. «Hikâye ve roman nasıl okunur?» dersinde tanıdığın üç bölüm burada belirgin biçimde görünür: serim kişileri ve başlangıç durumunu tanıtır, düğüm merakı ve gerilimi büyütür, çözüm gerilimi bağlar. Okuru sona kadar taşıyan güç meraktır ve son çoğu zaman okurun beklemediği bir yere düşer. Buna beklenmedik son denir.
Karşı uçta durum hikâyesi bulunur. O türde belirgin bir olay zinciri yerine bir an, bir ruh hâli, bir kesit anlatılır; hikâye çoğu zaman bir sonuca bağlanmadan biter. Ders kitapları bu çizgiyi Rus yazar Çehov'un adıyla anar. Bu ayrımı Cumhuriyet dönemi hikâyecileriyle ayrıntılı olarak göreceksin; şimdilik iki türün terazinin iki kefesi olduğunu bilmen yeter.
Bir iskeleti adım adım çözmek
Aşağıdaki iskelet bu ders için yazıldı; hiçbir yazarın hikâyesi değildir.
Kasabanın fırıncısı Hıdır Usta, yıllardır her sabah dükkânın kapısındaki boş bir sepete sıcak bir somun bırakır; ekmeği kimin aldığını hiç merak etmemiştir. Bir kış sabahı sepette ekmeğin yerine bir tas çorba ve kısa bir not bulur: «Bu kış zor geçti, sağ ol.» Ertesi gün şafaktan önce kalkar, karanlıkta sepeti gözetler. Sepete eğilen kişi, on yıldır yüzüne bakmadığı ağabeyidir.
Birinci adım: başlangıç durumunu ayır. Hıdır Usta'nın her sabahki alışkanlığı ve merak etmeyişi serimdir; düzen henüz bozulmamıştır.
İkinci adım: düzeni bozan olayı bul. Sepette çıkan çorba ve not düzeni bozar, soruyu doğurur: ekmeği kim alıyor? Usta'nın beklemeye karar vermesi düğümü sıkılaştırır.
Üçüncü adım: sonu iki soruyla yokla. Gerilim çözüldü mü? Evet, kişinin kimliği ortaya çıktı. Okur bunu bekliyor muydu? Hayır; küs bir ağabeyden hiç söz edilmemişti, bu yüzden son hem merakı bağlar hem okuru şaşırtır. İki yanıt da «evet–hayır» çıkıyorsa elinde olay hikâyesinin klasik biçimi var demektir.
Aynı fırını durum hikâyesine çevirmek istersen olayları sökmen gerekir: Hıdır Usta karın yağışını izleyerek hamur yoğurur, babasının dükkânı ilk açtığı günleri düşünür, ilk ekmekler çıkarken hikâye biter. Sorulacak bir «kim?» kalmaz, geriye bir ruh hâli kalır.
Omurga: hikâyeler hangi kaynaktan doğuyor?
Sınavda Ömer Seyfettin sorusu çoğu zaman bir hikâye adıyla gelir ve senden onu bir konu grubuna götürmen beklenir. Aşağıdaki tablo bu işi görür.
| Konu kaynağı | Hikâyeler | Ortak çizgi |
|---|---|---|
| Çocukluk anıları | «Kaşağı», «Falaka» | Yetişkin bir anlatıcı çocukluğundan bir olayı anlatır; aile, okul, küçük suçlar |
| Osmanlı tarihi | «Pembe İncili Kaftan», «Forsa» | Geçmişten bir olay, onur ve fedakârlık |
| Dönemin acıları | «Bomba» | Balkanlar'da yaşanan çatışmalar, millî duyarlılık |
| Toplumsal hiciv | «Efruz Bey» | Dönemin yüzeysel, çıkarcı tipleriyle alay |
| Halk kaynakları | fıkra ve halk hikâyesinden beslenen hikâyeler | Anonim anlatı geleneğini yeni hikâyeye taşıma |
Tablonun her satırı Millî Edebiyat'ın bir ilkesine yaslanır. Tarih ve dönemin acıları millî konular ilkesine, halk kaynakları yerli malzemeye dönüşe, hiciv ise Batılılaşmanın yüzeyde kalan taklitçiliğini eleştirmeye karşılık gelir. Çocukluk anıları bile bu çerçevenin dışında değildir: sıradan bir Türk ailesinin evi, bahçesi, ahırı edebiyatın malzemesi olur.
«Kaşağı»: bir yalanın uzun gölgesi
Hikâyeyi yetişkin Hasan birinci kişinin ağzından anlatır. Çocukken kardeşi Ahmet'i kıskanır; atların bakımında kullanılan kaşağıyı kırar ve suçu kardeşinin üstüne atar. Ahmet cezalandırılır; bir süre sonra hastalanıp ölür. Yalanın pişmanlığı Hasan'ın ömrü boyunca peşini bırakmaz.
Ders kitapları hikâyenin temasını kıskançlık, yalan ve vicdan azabı üzerinden okur. Kancadaki iki okuma farkının kaynağı da buradadır: on yaşındaki okur olayı izler, daha büyük okur ise anlatıcının yıllar sonraki sesini duyar. Hikâyenin gücü, sade bir dille anlatılan küçük bir olayın içine bir hayat boyu sürecek ağırlığı yerleştirmesidir.
«Pembe İncili Kaftan»: onurun bedeli
Hikâye, Osmanlı geçmişinden bir elçinin yabancı bir hükümdarın huzuruna çıkışını anlatır. Elçiye oturacak bir yer gösterilmez; elçi bunu bir aşağılama sayar, sırtındaki değerli kaftanı çıkarıp yere serer ve üstüne oturur. Görüşme bitince kaftanı orada bırakıp gider. Hikâye, kişisel varlığın değil devletin ve milletin onurunun öne çıktığı bir davranışı merkeze alır; ders kitaplarının tarih kaynaklı hikâyelere örnek olarak bu eseri sıkça seçmesinin nedeni de budur.
Hiciv, halk ve Millî Edebiyat'taki yeri
Efruz Bey, rüzgâr nereden eserse o yöne dönen, gösterişe ve çıkara düşkün bir tiptir; Ömer Seyfettin onun üzerinden dönemin sahte aydın tavrıyla alay eder. Yazarın fıkralardan ve halk hikâyelerinden yararlanması da aynı yönü gösterir: yerli anlatı geleneği küçümsenecek bir malzeme değil, yeni hikâyenin kaynağıdır.
Toparlarsak Ömer Seyfettin'in Millî Edebiyat içindeki yeri üç bilgiyle kurulur: Yeni Lisan'ın sade dil çağrısını hikâyede uygulamıştır, olay hikâyesini Türk edebiyatında güçlü biçimde yerleştirmiştir, konularını millî ve yerli kaynaklardan seçmiştir. Dönemin dil ve konu ilkeleri, okul sıralarından gazete okuruna kadar geniş bir kitleye en çok onun hikâyeleriyle ulaştı.
Sonraki adım: hikâye dizeye girerse
Ömer Seyfettin olayı, konuşan kişileri ve gündelik sözü düzyazının içinde buluşturdu. Aynı yıllarda bir şair bu üçünü şiire taşımayı denedi: dizelerinde kişiler karşılıklı konuşur, bir olay başlar ve bağlanır. Üstelik bunu, Millî Edebiyat'ın önerdiği heceyle değil aruzla yaptı. Uzun ve kısa hecelerin sıkı düzeni, sokaktaki konuşmanın rahatlığına yer açabilir mi? Bu sorunun cevabını «Safahat»ta, İstiklal Marşı'nın şairinin sesinde arayacağız.
4Çözümlü örnekler
Örnek 1 — Hikâyeyi kaynağına götürmek
Soru: Gürhan, Ömer Seyfettin'in iki hikâyesini aynı gruba koymak istiyor ve ortak noktalarının Osmanlı geçmişinden bir olayı işlemek olduğunu söylüyor. Hangi ikili bu gerekçeye uyar?
- A) «Kaşağı» ve «Falaka»
- B) «Efruz Bey» ve «Kaşağı»
- C) «Pembe İncili Kaftan» ve «Forsa»
- D) «Bomba» ve «Falaka»
- E) «Efruz Bey» ve «Bomba»
Çözüm: «Kaşağı» ile «Falaka» çocukluk anılarından, «Efruz Bey» toplumsal hicivden, «Bomba» Balkanlar'daki çatışmalardan doğar. Osmanlı geçmişine giden ikili «Pembe İncili Kaftan» ile «Forsa»dır. Cevap: C.
Örnek 2 — İskeletin türünü bulmak
Soru: Derse özel bir iskelet: «Köyün çobanı her akşam sürüyü sayar ve bir koyunun eksik olduğunu fark eder. Üç gece boyunca dağı arar, izleri takip eder. Dördüncü gece koyunu, kendisine yıllardır düşman bildiği komşusunun ağılında, yarası sarılmış hâlde bulur.» Bu iskelet için hangi yargı doğrudur?
- A) Bir ruh hâlini anlattığı ve sonuca bağlanmadığı için durum hikâyesidir.
- B) Olay zinciri ve şaşırtıcı bir sonla kurulduğu için olay hikâyesidir.
- C) Hiçbir gerilim içermediği için hikâye sayılmaz.
- D) Yalnız serim bölümünden oluşur.
- E) Bir fıkranın birebir aktarımıdır.
Çözüm: Eksik koyun düzeni bozar, arama merakı büyütür, bulunuş gerilimi bağlar. Koyunun düşman sanılan komşu tarafından korunmuş olması okurun beklemediği bir sondur. Olaylar neden–sonuç bağıyla ilerlediği ve son şaşırttığı için iskelet olay hikâyesine uyar. Cevap: B.
Örnek 3 — «Kaşağı»nın teması
Soru: Gülriz «Kaşağı»yı bir cümleyle anlatmak istiyor. Hikâyenin temasını en iyi hangi seçenek verir?
- A) Bir elçinin yabancı bir sarayda devletinin onurunu koruması
- B) Çıkarcı bir tipin dönemin modasına uyması
- C) Balkanlar'da yaşanan bir çatışmanın acıları
- D) Kıskançlıkla söylenen bir yalanın ömür boyu süren pişmanlığa dönüşmesi
- E) Bir çocuğun okulda gördüğü sert ceza
Çözüm: Hasan, kıskandığı kardeşi Ahmet'e suç atar; Ahmet'in ölümünden sonra yalanın yükü Hasan'ın bütün hayatına yayılır. A «Pembe İncili Kaftan»a, B Efruz Bey'e, C «Bomba»ya yakışır; E ise «Falaka»nın adından çıkarılabilecek bir okul konusudur. Cevap: D.
Örnek 4 — Yeni Lisan'a uyan cümle
Soru: Derse özel iki cümle verilmiştir. Birinci: «Sabah olunca kapıyı açtım, bahçede kar vardı.» İkinci: «Leyl-i şitanın derin sükûtu içinde bahçe, sükûnet-i ebediyyenin beyaz örtüsüne bürünmüştü.» Ömer Seyfettin'in dil anlayışı için hangisi doğrudur?
- A) Birinci cümle onun benimsediği sade, konuşma diline yakın anlatıma uyar.
- B) İkinci cümle Yeni Lisan'ın önerdiği dili gösterir.
- C) İki cümle de Yeni Lisan'a aykırıdır.
- D) İkinci cümle hece ölçüsüyle yazıldığı için onun tercihine uyar.
- E) Birinci cümle Servetifünun nesrinin tipik örneğidir.
Çözüm: Yeni Lisan, Arapça–Farsça tamlamalardan arınmış, İstanbul halkının konuştuğu Türkçeye yakın bir yazı dili ister. Birinci cümle kısa ve gündeliktir; ikincisi yabancı tamlamalarla yüklüdür ve Servetifünun nesrini hatırlatır. Cevap: A.
5Tuzaklar
- Sade dili basitlikle karıştırmak. Okul kitaplarında okunması hikâyelerin değerini düşürmez; sadelik Yeni Lisan'ın bilinçli bir tercihidir ve sınavda Millî Edebiyat ilkesine bağlanır.
- Olay hikâyesi ile durum hikâyesini karıştırmak. Belirgin bir olay zinciri, merak ve şaşırtıcı son varsa olay hikâyesidir; bir an ya da ruh hâli anlatılıp sonuçsuz bitiyorsa durum hikâyesine yaklaşır.
- «Kaşağı»nın anlatıcısını çocuk sanmak. Olayı yaşayan çocuk Hasan'dır, ama anlatan yetişkin Hasan'dır; pişmanlık teması bu iki zaman arasındaki mesafeden doğar.
- Hikâyeleri konu grubunda kaydırmak. «Pembe İncili Kaftan» tarih, «Kaşağı» çocukluk, «Efruz Bey» hiciv grubundadır; adın çağrışımına değil konusuna bak.
- Yeni Lisan'ı bir şiir bildirisi sanmak. Makale yazı dilinin tamamı için konuşur; Ömer Seyfettin onu düzyazıda, hikâyede uygulamıştır.
6Tekrar kartı
- Ömer Seyfettin Millî Edebiyat'ın hikâyecisidir; ders kitaplarında modern Türk hikâyesinin en güçlü temsilcisi sayılır.
- Genç Kalemler'de imzasız çıkan Yeni Lisan makalesini onun yazdığı kabul edilir; hikâyelerinde sade, konuşma diline yakın İstanbul Türkçesi kullanır.
- Olay hikâyesi (Maupassant tarzı): serim, düğüm, çözüm; merak ve beklenmedik son. Karşıtı durum hikâyesidir (Çehov tarzı).
- Çocukluk anıları: «Kaşağı», «Falaka». Tarih: «Pembe İncili Kaftan», «Forsa». Dönemin acıları: «Bomba». Hiciv: «Efruz Bey».
- «Kaşağı»: Hasan kardeşi Ahmet'e suç atar; Ahmet ölür; kıskançlık, yalan, pişmanlık.
- «Pembe İncili Kaftan»: yer gösterilmeyen elçi kaftanını serip oturur ve bırakıp gider; devletin onuru.
- Halk hikâyesi ve fıkradan yararlanır; bu, yerli kaynaklara dönüşün parçasıdır.
7Alıştırma
Soru 1 · Kolay
Ömer Seyfettin edebiyat tarihinde en çok hangi türdeki eserleriyle anılır?
- A)Hikâye
- B)Gazel
- C)Kaside
- D)Manzum tiyatro
- E)Mesnevi
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: A. Yazar Millî Edebiyat döneminin hikâyecisi ve modern hikâyenin temsilcisi olarak tanınır.
Soru 2 · Kolay
«Kaşağı» hangi konu kaynağından doğmuştur?
- A)Osmanlı tarihinden bir elçilik olayı
- B)Yazarın çocukluk anıları
- C)Bir halk fıkrası
- D)Balkanlar'daki çatışmalar
- E)Yabancı bir romanın çevirisi
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: B. Hikâye yetişkin bir anlatıcının çocukluğunda yaşadığı bir olayı anlatır.
Soru 3 · Kolay
Ömer Seyfettin'in hikâyelerindeki dil için söylenebilecek en doğru yargıyı bul.
- A)Arap ve Fars kökenli tamlamalarla dolu, ağır bir dildir.
- B)Aruz kalıplarına uyduruldukları için şiirsel bir dildir.
- C)Kısa cümlelere dayanan, sade ve gündelik konuşmaya yakın bir İstanbul Türkçesidir.
- D)Yalnız Anadolu ağızlarından alınmış bir dildir.
- E)Divan nesrinin secili üslubunu sürdürür.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: C. Yazar Yeni Lisan'ın önerdiği sade yazı dilini hikâyelerinde uygulamıştır.
Soru 4 · Kolay
Ömer Seyfettin Türk edebiyatının hangi dönemine yerleştirilir?
- A)Fecriati
- B)Tanzimat'ın ilk kuşağı
- C)Servetifünun
- D)Millî Edebiyat
- E)Cumhuriyet'in toplumcu gerçekçi şiiri
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: D. Genç Kalemler dergisinin ve Yeni Lisan'ın çevresinde yetişen yazar Millî Edebiyat'ın temsilcisidir.
Soru 5 · Orta
Olay hikâyesinin özelliklerinden biri OLMAYAN seçeneği işaretle.
- A)Olaylar neden–sonuç bağıyla birbirine bağlanır.
- B)Serim, düğüm ve çözüm bölümleri belirgindir.
- C)Merak okuru sona kadar taşır.
- D)Son çoğu zaman okuru şaşırtır.
- E)Olay neredeyse hiç ilerlemez, hikâye bir ruh hâliyle sonuçsuz biter.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: E. Sonuçsuz biten, bir anı ya da ruh hâlini anlatan yapı durum hikâyesinin özelliğidir.
Soru 6 · Orta
Hangi özet «Pembe İncili Kaftan»ın konusunu doğru verir?
- A)İki kardeşten birinin kırdığı bir eşya yüzünden ötekinin cezalandırılması
- B)Yabancı bir hükümdarın huzurunda kendisine yer gösterilmeyen bir Osmanlı elçisinin onurunu koruması
- C)Çıkarcı bir adamın her devirde görüş değiştirmesi
- D)Bir öğretmenin öğrencisine verdiği sert ceza
- E)Bir köylünün şehirde yolunu kaybetmesi
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: B. Elçi kaftanını serip oturur ve giderken onu bırakır; hikâye devletin onurunu merkeze alır.
Soru 7 · Orta
Hacire, «Kaşağı»nın temasını tek bir kavram öbeğiyle not almak istiyor. Hangisi hikâyeye en uygun düşer?
- A)Gurbet ve sıla özlemi
- B)Doğa karşısında insanın çaresizliği
- C)Devletin onuru
- D)Kıskançlık, yalan ve vicdan azabı
- E)Yüzeysel Batı taklitçiliği
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: D. Hasan'ın kıskançlıkla söylediği yalan kardeşinin ölümünden sonra ömür boyu pişmanlığa dönüşür.
Soru 8 · Orta
Efruz Bey adlı tipin çevresinde kurulan hikâyeler hangi gruba girer?
- A)Toplumsal hiciv
- B)Çocukluk anıları
- C)Osmanlı tarihi
- D)Halk hikâyesi aktarımı
- E)Balkan çatışmaları
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: A. Efruz Bey dönemin gösterişçi ve çıkarcı tavrıyla alay etmek için kurulmuş bir tiptir.
Soru 9 · Orta
Halise, Yeni Lisan makalesiyle Ömer Seyfettin arasındaki bağı bir cümleyle açıklamak istiyor. Hangisi doğrudur?
- A)Ömer Seyfettin makaleye karşı çıkan bir yazı yazmıştır.
- B)Makale Servetifünun dergisinde yayımlanmıştır.
- C)Makale yalnız şiir dilini konu edinir.
- D)Ömer Seyfettin makaleden yıllar sonra edebiyata başlamıştır.
- E)Makaleyi onun yazdığı kabul edilir ve önerdiği sade dili hikâyelerinde uygulamıştır.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: E. İmzasız çıkan yazının sahibi olarak o gösterilir, hikâyeleri de bu dilin uygulamasıdır.
Soru 10 · Orta
Derse özel iskelet: «Kasabaya yeni gelen öğretmen, okulun bahçesindeki kuruyan çınarı kestirmek ister. Köylüler ağacın kesilmesine karşı çıkar ve öğretmeni muhtara şikâyet eder. Muhtar ağacın dibini kazdırınca köklerinin arasından kasabanın eski çeşmesine giden kapalı bir su yolu çıkar.» Merakın ve gerilimin büyüdüğü bölüm hangisidir?
- A)Öğretmenin kasabaya gelişi
- B)Çınarın kuruduğunun söylenmesi
- C)Köylülerin karşı çıkıp öğretmeni şikâyet etmesi
- D)Su yolunun ortaya çıkışı
- E)İskelette böyle bir bölüm yoktur
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: C. Köylülerin direnişi düzeni bozar ve okuru «neden?» sorusuyla düğüme taşır.
Soru 11 · Orta
Gülümser bir tekrar listesi hazırladı. Hangi eşlemede hata vardır?
- A)«Kaşağı» — çocukluk anıları
- B)«Pembe İncili Kaftan» — Osmanlı tarihi
- C)«Efruz Bey» — toplumsal hiciv
- D)«Forsa» — Osmanlı tarihi
- E)«Bomba» — çocukluk anıları
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: E. «Bomba» bir çocukluk anısı değildir; Balkanlar'daki çatışmaları ve millî duyarlılığı işler.
Soru 12 · Zor
İki derse özel iskelet var. Birincisinde bir kayıkçı, kaybolan bir yüzüğü aylarca arar ve sonunda onu kendi teknesinin tahtaları arasında bulur. İkincisinde aynı kayıkçı akşamüstü kıyıda oturur, suyun rengini izler ve gençliğini düşünürken hikâye biter. Hangi değerlendirme doğrudur?
- A)Birincisi olay hikâyesine, ikincisi durum hikâyesine yakındır.
- B)İkisi de olay hikâyesidir, çünkü ikisinde de bir kişi vardır.
- C)Birincisi durum hikâyesidir, çünkü sonu şaşırtıcıdır.
- D)İkisi de durum hikâyesidir, çünkü ikisi de kıyıda geçer.
- E)İkincisinde düğüm birincisinden daha belirgindir.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: A. Birincide arama merakı ve şaşırtıcı bir bulunuş vardır; ikincide olay yerine bir ruh hâli anlatılıp sonuçsuz bırakılır.
Soru 13 · Zor
Gökben «Kaşağı»yı yalnız bir çocuk kitabı saydığı için edebiyat dersinde okunmasına şaşırıyor. Bu şaşkınlığı en iyi hangi bilgi giderir?
- A)Hikâye aruzla yazıldığı için edebiyat derslerine girmiştir.
- B)Hikâye Tanzimat romanının öğüt veren anlatıcısını sürdürür.
- C)Hikâyenin sade dili Yeni Lisan'ın uygulamasıdır ve olay hikâyesi tekniğiyle kurulmuştur; çocukça görünen sadelik Millî Edebiyat'ın bilinçli tercihidir.
- D)Hikâye Fecriati'nin «Sanat şahsi ve muhteremdir» ilkesiyle yazılmıştır.
- E)Hikâye yalnız çocuklar için yazıldığı için edebiyat tarihinde istisna olarak yer alır.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: C. Sadelik bir dil programının ürünüdür ve hikâyenin yapısı modern olay hikâyesinin özelliklerini taşır.
Soru 14 · Zor
«Kaşağı»da olayı yaşayan çocuk Hasan ile olayı anlatan yetişkin Hasan'ın farklı kişiler gibi ayrılması hikâyeye ne kazandırır?
- A)Olayın tarihsel bir savaşla ilişkisini kurar.
- B)Çocukluktaki yalana yıllar sonraki pişmanlığın bakışını ekler.
- C)Anlatıcının her şeyi bilen bir dış ses olmasını sağlar.
- D)Hikâyeyi bir halk fıkrasına dönüştürür.
- E)Olayın hiç yaşanmadığını gösterir.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: B. Aradaki yıllar yalanın ağırlığını büyütür; tema bu zaman mesafesinden doğan vicdan azabıdır.
Soru 15 · Zor
Hasip, Halit Ziya ile Ömer Seyfettin'i dil yönünden karşılaştırıyor. Hangi yargı iki yazarın dönemleriyle de tutarlıdır?
- A)İkisi de Arapça–Farsça tamlamalarla yüklü bir dil kullanır.
- B)Halit Ziya sade dili savunmuş, Ömer Seyfettin ona karşı çıkmıştır.
- C)İkisi de Fecriati topluluğunun üyesidir.
- D)Halit Ziya'nın uzun, süslü Servetifünun nesrine karşılık Ömer Seyfettin konuşma diline yakın, kısa cümleli bir Millî Edebiyat dili kullanır.
- E)İkisi de hikâyelerini aruzla yazmıştır.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: D. Servetifünun'un sanatkârane dilinden Yeni Lisan'ın sade Türkçesine geçiş bu iki yazar arasındaki farkta görülür.
8Ustalık kapısı
5 soru, 5 dakika. 4 ya da 5 doğru yaptıysan sıradaki derse, «Mehmet Âkif Ersoy» dersine geç. 3 ve altındaysan 3. ve 4. bölümü yeniden oku, sonra kapıyı bir kez daha çöz.
Soru 1 · Orta
«Pembe İncili Kaftan» ile «Forsa»yı aynı grupta buluşturan ortak konu kaynağını seç.
- A)Osmanlı geçmişinden olaylar
- B)Yazarın çocukluk anıları
- C)Dönemin yüzeysel tiplerine yönelik hiciv
- D)Anonim fıkraların birebir aktarımı
- E)Yazarın esaret günlüğü
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: A. İki hikâye de Osmanlı geçmişinden bir olayı onur ve fedakârlık çerçevesinde işler.
Soru 2 · Orta
Ömer Seyfettin'in fıkralardan ve halk hikâyelerinden yararlanması Millî Edebiyat'ın hangi yönelişiyle açıklanır?
- A)Fransız şiirini örnek alma isteğiyle
- B)Yerli ve millî kaynaklara dönüşle
- C)Sanatı yalnız seçkin bir okura yöneltme isteğiyle
- D)Aruzu yeniden canlandırma çabasıyla
- E)Divan nesrinin süslü üslubunu sürdürme isteğiyle
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: B. Anonim anlatı geleneğini yeni hikâyenin malzemesi saymak, yerli kaynaklara dönüşün parçasıdır.
Soru 3 · Zor
Derse özel iskelet: «Bir saraç, eski bir eyerin onarımı için dükkânına gelen yaşlı bir yolcuyla pazarlık eder; yolcu parayı ödemeden çıkar gider. Saraç ertesi gün eyeri kasabanın meydanına asar ve sahibini beklemeye başlar.» Bu iskeleti olay hikâyesinin klasik biçimine en iyi hangi son tamamlar?
- A)Saraç akşam dükkânı kapatır ve evine döner.
- B)Meydana bakan saraç havanın soğuduğunu düşünür.
- C)Eyeri almaya gelen kişi, saracın yıllar önce dükkândan kovduğu eski çırağıdır; borcunu ödemeden giden yaşlı yolcu da onun babasıdır.
- D)Saraç eyeri yeniden onarmaya karar verir ve iş masasına döner.
- E)Kasabada pazar kurulur ve kalabalık dağılır.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: C. Bekleyişin doğurduğu merakı bağlayan ve okuru şaşırtan tek son budur; ötekiler olayı ya bağlamaz ya da yalnız bir ruh hâli bırakır.
Soru 4 · Zor
Gülnar, Ömer Seyfettin'in Millî Edebiyat ilkeleriyle ilişkisini gösteren bir cümle arıyor. Hangisi doğrudur?
- A)Hikâyelerini hece ölçüsüyle yazarak şiirdeki ölçü tartışmasına katılmıştır.
- B)Edebiyatı topluma değil kendine yönelten Servetifünun çizgisini sürdürmüştür.
- C)Konularını yalnız Avrupa'daki olaylardan seçmiştir.
- D)«Bomba» gibi hikâyelerde Balkanlar'daki acıları işleyerek millî konular ilkesine uymuştur.
- E)Yeni Lisan makalesine karşı Arapça–Farsça tamlamaları savunmuştur.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: D. Dönemin Balkan acılarını hikâyeye taşımak millî konular ilkesinin doğrudan karşılığıdır.
Soru 5 · Zor
Gökhun'un sınıfta yaptığı değerlendirmelerden hangisi Ömer Seyfettin'in edebiyat tarihindeki yerini en eksiksiz anlatır?
- A)Batı tekniğine uygun ilk romanları yazmış bir Servetifünun romancısıdır.
- B)Fecriati'nin sembolist şairidir.
- C)Tanzimat'ta halkı eğitmek için uzun romanlar yazmıştır.
- D)Hikâyelerinde ağır bir dil kullanan bir hicivcidir.
- E)Yeni Lisan'ın sade dilini uygulayan, olay hikâyesini güçlü biçimde yerleştiren ve konularını millî, yerli kaynaklardan seçen bir Millî Edebiyat hikâyecisidir.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: E. Dil, teknik ve konu yönünden üç bilgi bir araya geldiğinde yazarın yeri eksiksiz kurulur.
E11 — Millî Edebiyat
Modülün bütün dersleri bitince işaretle; modül 1, 3, 7 ve 21. günlerde YKS ana sayfasındaki tekrar listesine döner.