İçeriğe geç

YKS Türk Dili ve Edebiyatı · Millî Edebiyat · EDB-E11-L01

Genç Kalemler ve Yeni Lisan

AYTsınavdaki ağırlığı orta· 8 bölüm

1Kanca

Efnan, sınıf arkadaşının dil tarihi üzerine hazırladığı özetin kenarına bir not düştü: «Dil nehir gibi kendi yatağını bulur. Kimse oturup bundan sonra böyle yazacağız demedi; Türkçe zamanla kendiliğinden sadeleşti.» Ertesi gün öğrenci meclisinde Erinç'in önerisi oylandı. Koridordaki duyuru panosunu kimse okumuyordu, çünkü kurallar «müracaat», «mütemadiyen», «mezkûr» gibi kelimelerle doluydu. Meclis üç ilke yazdı: her kelime ortaokuldaki bir kardeşin anlayacağı kadar tanıdık olacak, cümleler konuşur gibi kurulacak, yabancı bir kalıbın Türkçesi varsa o seçilecek. Pano bir hafta içinde baştan yazıldı ve Efnan oyunu kendi eliyle vermişti. Akşam notuna döndü. Bir panonun dili bile tartışmayla, yazılı ilkelerle ve oyla değişiyorsa, koca bir edebiyatın dili gerçekten kendi kendine mi değişmişti?

2Hedefler

  • Yeni Lisan'ın dil ilkelerini sayar, verilen bir cümlenin bu ilkelere uyup uymadığını gerekçesiyle belirlersin.
  • Genç Kalemler dergisini yayımlandığı şehir, çevresindeki adlar ve Millî Edebiyat'taki rolüyle tanıtırsın.
  • Millî Edebiyat'ı Servetifünun ve Fecriati'den dil, ölçü, konu ve sanat anlayışı ölçütleriyle ayırırsın.
  • Hece ölçüsüne ve millî konulara yönelişi dönemin dil tartışmasına bağlarsın.

3Konu anlatımı

Kişisel sanattan millete

Fecriati sanatı sanatçının kendi alanı sayarken ağır dili ve aruzu büyük ölçüde Servetifünun'dan devralmıştı ve birkaç yıl içinde dağıldı. Onun ardından gelen kuşak hem bu dili hem de sanatın yalnız sanatçıya ait olduğu düşüncesini sorguladı.

Bu sorgulamanın arkasında II. Meşrutiyet'ten sonraki ortam vardır. Basın canlanmış, yeni dergiler çıkmış, aydınlar imparatorluğun geleceğini yüksek sesle tartışmaya başlamıştı. O tartışmalardan doğan düşünce akımlarından biri Türkçülüktür: milletin dilini, tarihini ve kültürünü merkeze alan bu görüş, edebiyattan da halka seslenmesini bekledi. Akımların siyasi yönü Tarih akademisinin konusudur; «II. Meşrutiyet» ve «Düşünce akımları» dersleri o tarafı işler. Burada bizi ilgilendiren, bu düşüncenin edebiyata bir dil programı olarak yansımasıdır.

Selanik'te çıkan dergi

Ders kitapları Millî Edebiyat'ın kapısını Genç Kalemler dergisiyle açar. Dergi İstanbul'da değil, o yıllarda bir Osmanlı şehri olan Selanik'te yayımlanıyordu. Çevresinde üç ad öne çıkar: hikâyeci Ömer Seyfettin, sonradan Yöntem soyadını alan Ali Canip ve Türkçülük düşüncesinin önderi sayılan Ziya Gökalp. Gökalp'in edebiyattaki ağırlığı şiirlerinden çok fikirlerindedir; dönemin yazarlarına millî kültür ve dil konusunda yön veren düşünür olarak anılır.

Genç Kalemler'i önceki yayın organlarından ayıran, bir sanat zevkini değil bir dil programını savunmasıdır. Servet-i Fünun dergisi bir topluluğun şiir ve romanlarını basıyordu. Selanik'teki dergi ise yazı dilinin nasıl olması gerektiğini açık bir tartışma konusu yaptı ve bu tartışmayı maddelere döktü.

«Yeni Lisan» neyi istiyordu?

Programın adı, dergide 1911'de çıkan «Yeni Lisan» makalesidir. Makale imza taşımaz; ders kitapları onu Ömer Seyfettin'e ait sayar. Küçük bir ayrıntı burada işe yarar: sade Türkçeyi savunan yazının başlığındaki «lisan» kelimesi Arapçadır. Çelişki gibi duran bu durum hareketin hedefini de gösterir. Yeni Lisan, Türkçeye yerleşmiş kelimelerle değil, yabancı dillerin dil bilgisi kurallarıyla uğraştı. Ders kitaplarındaki özetiyle ilkeler şunlardır:

  1. Arapça ve Farsça kurallarla yapılan tamlamalar bırakılır; dile yerleşmiş, kalıplaşmış tamlamalar ise kullanılabilir.
  2. Arapça ve Farsça çokluk ekleri ve çoğul kuralları kullanılmaz; çoğul Türkçe «-lar, -ler» ekiyle yapılır.
  3. Türkçeleşmiş kelimeler kaynak dildeki biçimiyle değil, Türkçedeki söylenişiyle yazılır.
  4. Yazı dilinin temeli İstanbul Türkçesidir.
  5. Konuşma dili ile yazı dili birleştirilir; yazar, insanların gerçekten konuştuğu Türkçeyle yazar.

Üçüncü ilkeyi bugün fark etmek zordur, çünkü metinleri Latin harfleriyle okuyoruz. Farsçadan gelen «âyine» Türkçede «ayna», «hâce» de «hoca» diye söylenir; ilke, yazının kaynak dildeki biçimi değil, bu söylenişi izlemesini ister.

Bir düşünce, iki dil

Aşağıdaki iki cümle bu ders için kuruldu ve kimseye ait değildir. İkisi aynı düşünceyi taşır.

Ağır dil: «Erbâb-ı kalem, ahvâl-i memleketi nazar-ı dikkate alarak âsâr-ı edebiyyesini lisan-ı avama yaklaştırmalıdır.»
Sade dil: «Yazarlar, ülkenin durumunu göz önünde tutarak eserlerini halkın konuştuğu dile yaklaştırmalıdır.»

Adım 1 — Tamlamaları ayıkla. Birinci cümlede Farsça kuralla, «-ı, -i» bağıyla kurulmuş tamlamalar dizilir: «erbâb-ı kalem» (kalem sahipleri, yani yazarlar), «ahvâl-i memleket» (memleketin hâlleri), «nazar-ı dikkat» (dikkatli bakış), «âsâr-ı edebiyye» (edebî eserler), «lisan-ı avam» (halkın dili). Bu kuruluşta asıl kelime önde, onu belirten kelime arkadadır; Türkçe tamlama tam tersini yapar ve «kalem sahipleri», «halkın dili» der.

Adım 2 — Çoğullara bak. «Erbâb», «ahvâl», «âsâr» Arapça kurala göre yapılmış çoğullardır; tekilleri sırasıyla «rab», «hâl», «eser»dir. Sade cümle çoğulu yalnız Türkçe ekle yapar: «yazarlar», «eserler».

Adım 3 — Kökene aldanma. Sade cümlede «halk» ve «eser» de Arapça kökenlidir, ama cümle Yeni Lisan'a uyar. Bu kelimeler Türkçeleşmiştir ve Türkçe eklerle, Türkçe söz diziminde kullanılmıştır. İlk ilkedeki istisna da bu mantıkla işler: «nazar-ı dikkat» gibi gündelik konuşmaya yerleşmiş bir kalıp tek başına sorun sayılmaz. Birinci cümleyi ağır yapan, tek bir kalıp değil, tamlamaların ve yabancı çoğulların üst üste yığılmasıdır.

Adım 4 — Okuru düşün. Birinci cümleyi ancak Arapça ve Farsça dil bilgisini öğrenmiş küçük bir okur kesimi rahatça anlar. İkinciyi okuma bilen herkes anlar. Millî Edebiyat'ın derdi tam bu aradaki mesafedir.

Dilden ölçüye: hece

Halkın konuştuğu dille yazma isteği, şiirde ölçü sorusunu da beraberinde getirdi. Aruz hecelerin uzunluğuna ve kısalığına dayanır; Arapça ve Farsçadaki uzun ünlüler bu düzene kolayca oturur, Türkçe kelimeler ise çoğu zaman zorlanır. Hece ölçüsü yalnız hece sayısına bakar ve yüzyıllardır Türk halk şiirinin ölçüsüdür. Dil halktan alınıyorsa ölçünün de halktan alınması bu yüzden doğal bir adımdı.

Bu ders için yazılmış bir örnek dizeyle sayalım: «Çobanın kavalı dereye iner». Heceler: ço-ba-nın (3), ka-va-lı (3), de-re-ye (3), i-ner (2); toplam 11. Durak «kavalı» kelimesinden sonra düşer: «Çobanın kavalı» altı hece, «dereye iner» beş hece. Dize 6+5 duraklı on birli hece kalıbındadır.

Heceyi şiirde yerleştiren adlar arasında ders kitapları Beş Hececiler'i anar; onları Cumhuriyet dönemi şiiri modülünde tanıyacaksın. Yine de hece tek seçenek olmadı. Mehmet Âkif Ersoy ile Yahya Kemal Beyatlı bu dönemin büyük şairleri arasında sayılır ve ikisi de aruzla yazar; ama aruzu sade, konuşulan bir Türkçeyle kullanırlar.

Millî konular

Dil ve ölçüyle birlikte konu da değişti. Önceki iki dönemde öne çıkan bireyin iç sıkıntısı, şehirli seçkinin dünyası ve gerçekten kaçış isteği bu dönemde yerini Anadolu'ya, köy ve kasaba insanına, millî tarihe ve halk kültürüne bırakır. Yazarlar halk edebiyatını ve Türk tarihini kaynak olarak kullanır. Bu, Batı'dan öğrenilen tekniğin atıldığı anlamına gelmez: roman ve hikâye Batı'dan gelen türler olarak sürer; değişen, anlatılan dünya ve kullanılan dildir.

Omurga: üç dönemi ayıran ölçütler

Bakılacak yerServetifünun (1896)Fecriati (1909)Millî Edebiyat (1911)
DilYabancı kurallı tamlamalar yoğun, sözlük isteyenÖnceki dönemin ağır dili büyük ölçüde sürerİstanbul Türkçesi, konuşma diline yakın
ÖlçüAruz; sone ve serbest müstezatAruz ağırlıklıHece ağırlıklı; Âkif ve Yahya Kemal aruzla
KonuBireyin iç dünyası, hayal ile gerçek çatışmasıKişisel duyarlık, iç dünya, doğaAnadolu insanı, millî tarih, halkın hayatı
Sanatın amacıBiçimde güzellik; sanatın kendisiSanatçının kişisel ve saygın alanıTopluma ve millete seslenmek
Hedeflenen okurEğitimli, dar bir çevreYine dar bir çevreOkuma bilen geniş halk
Beslendiği kaynakFransız şiiri ve romanıFransız sembolistleriHalk edebiyatı ve millî tarih; teknikte Batı

Bir parçanın dönemini sorarken önce dile, sonra ölçüye bak. Yabancı kurallı tamlamalarla dolu bir parça ilk iki sütundan birine düşer; sade Türkçe ve hece, sağ sütunu gösterir. Konu satırı son kararı verir.

Fecriati'den gelen iki ad

Yakup Kadri ve Refik Halit ilk yazılarını Fecriati çevresinde verdiler; ders kitapları ikisini sonraki yıllarda Millî Edebiyat'ın romancıları ve hikâyecileri arasında sayar; ikisini bu modülde ayrı derslerde göreceksin.

Ömer Seyfettin'e doğru

Yeni Lisan'ı yazdığı kabul edilen Ömer Seyfettin bu ilkeleri yalnız savunmadı, kısa hikâyelerinde uyguladı. Modern Türk hikâyesinin kurucu adları arasında anılan bu yazarı bir sonraki derste «Kaşağı» ve «Pembe İncili Kaftan» üzerinden tanıyacak; sade bir Türkçeyle kurulan kısa anlatının nasıl işlediğini, biri bir çocukluk anısından, öteki tarihten beslenen iki hikâyede izleyeceğiz.

4Çözümlü örnekler

Örnek 1 — Hangi ilke çiğneniyor?

Soru: «Mahalledeki şuarâ akşam kahvede buluştu.» Derse özel kurulan bu cümle, Yeni Lisan'ın hangi ilkesine aykırıdır?

  • A) İstanbul Türkçesinin esas alınması
  • B) Arapça çoğul kurallarının kullanılmaması
  • C) Farsça kurallı tamlamaların bırakılması
  • D) Hece ölçüsünün benimsenmesi
  • E) Millî konulara yönelme

Çözüm: Önce tamlama ara: cümlede «-ı, -i» bağıyla kurulmuş bir Farsça tamlama yoktur, C düşer. Sonra çoğullara bak: «şuarâ», «şair» kelimesinin Arapça kurala göre yapılmış çoğuludur; Türkçesi «şairler» olur. D ile E bir dil ilkesi değil, ölçü ve konu tercihidir; cümlenin geri kalanı da gündelik İstanbul Türkçesidir. Cevap: B.

Örnek 2 — Özelliklerden döneme

Soru: Bir şiir kitabının dizeleri hece sayısıyla kurulmuş, dili gündelik konuşmaya yakın; şiirler bir Anadolu kasabasının pazar yerini ve eski bir savaşın hatırasını anlatıyor. Bu kitap en çok hangi dönemin özelliklerini taşır?

  • A) Fecriati
  • B) Divan edebiyatı
  • C) Millî Edebiyat
  • D) Servetifünun
  • E) Tanzimat'ın ilk kuşağı

Çözüm: Ölçü hece, dil konuşmaya yakın, konu Anadolu ve millî tarih: tablonun üç satırı aynı sütunu gösterir. İlk iki Batı etkili topluluk ağır dilde ve aruzda kalır; Divan edebiyatı aruzla yazar; Tanzimat'ın ilk kuşağı ağırlıkla aruzu korur. Cevap: C.

Örnek 3 — Genç Kalemler hakkında yanlış bilgi

Soru: Selanik'teki dergi ve onun dil makalesi üzerine verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

  • A) Dergi Selanik'te yayımlanıyordu.
  • B) «Yeni Lisan» makalesi imzasız çıkmıştır.
  • C) Ömer Seyfettin, Ali Canip ve Ziya Gökalp derginin çevresinde anılır.
  • D) Hareketin amacı Türkçeye yerleşmiş Arapça kökenli bütün kelimeleri atmaktı.
  • E) Millî Edebiyat'ın başlangıcı bu harekete bağlanır.

Çözüm: Derginin Selanik'te çıkması, makalenin imzasızlığı, üç adın derginin çevresinde anılması ve dönemin bu hareketle başlaması ders kitaplarının ortak bilgisidir. Dördüncü seçenek ise ilkeleri yanlış okur: Yeni Lisan yabancı dil bilgisi kurallarına, yani tamlama ve çoğul kurallarına karşı çıkar; Türkçeleşmiş kelimeleri korur. Makalenin başlığındaki «lisan» kelimesi bile bunun kanıtıdır. Cevap: D.

Örnek 4 — Hece sayısı ve durak

Soru: Derse özel bir örnek dize: «Ovadaki ekin sararır yazın». Hece sayısı ve durağı hangi seçenekte doğru verilmiştir?

  • A) 10 hece, 5+5
  • B) 11 hece, 6+5
  • C) 11 hece, 4+4+3
  • D) 12 hece, 6+6
  • E) 8 hece, 4+4

Çözüm: Heceleri ayır: o-va-da-ki (4), e-kin (2), sa-ra-rır (3), ya-zın (2); toplam 11. İlk iki kelime altı hece eder ve durak oraya düşer: «Ovadaki ekin» / «sararır yazın», yani 6+5. 4+4+3 olmaz, çünkü sekizinci heceden sonraki sınır «sararır» kelimesinin ortasına gelir. Millî Edebiyat'ın benimsediği ölçü de budur: yalnız hece sayısına bakan ölçü. Cevap: B.

5Tuzaklar

  • Yeni Lisan'ı her Arapça kökenli kelimeye karşı bir hareket sanmak. İlkeler tamlama ve çoğul kurallarını hedefler; «halk», «eser», hatta «lisan» gibi Türkçeleşmiş kelimeler kalır. Seçeneklerde «bütün yabancı kökenli kelimeleri atmak» görürsen ele.
  • Dönemde herkesin heceyle yazdığını düşünmek. Hece dönemin genel eğilimidir, ama Mehmet Âkif ve Yahya Kemal aruzla yazar ve yine bu dönemde anılır.
  • Genç Kalemler'i İstanbul'a yerleştirmek. Dergi Selanik'te çıkıyordu. Yazı dilinin temeli İstanbul Türkçesi olduğu için şehir sorusunda İstanbul'a kaymak kolaydır; biri yayın yeri, öteki dil tercihidir.
  • Millî Edebiyat'ın Batı tekniğini reddettiğini sanmak. Roman ve hikâye Batı'dan gelen türler olarak sürer; değişen dil, konu ve okurdur.
  • Yakup Kadri ve Refik Halit'i tek döneme bağlamak. İkisi Fecriati'de başlar, sonra Millî Edebiyat yazarları arasında anılır; soru hangi dönemi sorduğunu açıkça söyler, ona göre seç.

6Tekrar kartı

  • Millî Edebiyat 1911'de Selanik'te çıkan Genç Kalemler dergisindeki «Yeni Lisan» makalesiyle başlatılır.
  • Makale imzasızdır; ders kitapları onu Ömer Seyfettin'e mal eder. Derginin çevresi: Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem, Ziya Gökalp.
  • Yeni Lisan ilkeleri: yabancı kurallı tamlamalar bırakılır (kalıplaşmışlar hariç), Arapça ve Farsça çoğullar kullanılmaz, Türkçeleşmiş kelime Türkçe söylenişle yazılır, İstanbul Türkçesi esas alınır, konuşma ile yazı dili birleşir.
  • Hedef kelime kökeni değil, yabancı dil bilgisi kurallarıdır.
  • Ölçü: hece ağırlıklı; Âkif ve Yahya Kemal aruzla yazar.
  • Konu: Anadolu, millî tarih, halkın hayatı; kaynak halk edebiyatı ve tarih, teknikte Batı sürer.
  • Arka plan: II. Meşrutiyet sonrası ortam ve Türkçülük akımı.

7Alıştırma

  1. Soru 1 · Kolay

    Millî Edebiyat'ın başlangıcına bağlanan Genç Kalemler dergisi hangi şehirde yayımlanıyordu?

    1. A)İzmir
    2. B)Selanik
    3. C)Bursa
    4. D)Edirne
    5. E)Trabzon
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Ders kitapları derginin o yıllarda Osmanlı şehri olan Selanik'te çıktığını belirtir.

  2. Soru 2 · Kolay

    İmzasız yayımlanan «Yeni Lisan» makalesini ders kitapları hangi yazara mal eder?

    1. A)Ahmet Haşim
    2. B)Tevfik Fikret
    3. C)Cenap Şahabettin
    4. D)Ömer Seyfettin
    5. E)Halit Ziya
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Makale imzasızdır ama ders kitapları onu Genç Kalemler çevresinden Ömer Seyfettin'e bağlar.

  3. Soru 3 · Kolay

    Millî Edebiyat şiirinde ağırlık kazanan ölçü hangisidir?

    1. A)Hece ölçüsü
    2. B)Aruz ölçüsü
    3. C)Aruzla kurulan serbest müstezat
    4. D)Ölçüsüz serbest nazım
    5. E)Uzun ve kısa hecelere dayanan mesnevi kalıbı
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Halkın dilini benimseyen dönem, halk şiirinin ölçüsü olan heceye yönelmiştir.

  4. Soru 4 · Kolay

    Yeni Lisan ilkelerine göre yazı dilinin temeli hangisidir?

    1. A)Selanik'te konuşulan ağız
    2. B)Bütün Anadolu ağızlarının karışımı
    3. C)Çağatay Türkçesi
    4. D)Divan şiirinin dili
    5. E)İstanbul Türkçesi
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Hareket yazı dilini İstanbul'da konuşulan Türkçeye dayandırmayı ilke edinmiştir.

  5. Soru 5 · Orta

    Bu ders için yazılmış cümlelerden hangisi Yeni Lisan'ın tamlama ve çoğul ilkelerine uyar?

    1. A)Erbâb-ı sanat salonda toplandı.
    2. B)Şehrin efkârı bu haberle karıştı.
    3. C)Komşular akşam yemeğinden sonra bahçede oturdu.
    4. D)Âsâr-ı nefise vitrinde sergilendi.
    5. E)Kitabın sahife-i evveli yırtılmıştı.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Bu cümlede yabancı kurallı tamlama ya da Arapça çoğul yoktur; ötekilerin her birinde biri bulunur.

  6. Soru 6 · Orta

    Hangi cümlede Arapça çoğul kuralına göre yapılmış bir kelime vardır?

    1. A)Toplantıya şehrin şuarâsı da katıldı.
    2. B)Şairler toplantıya erken geldi.
    3. C)Kitaplar rafa dizildi.
    4. D)Kasabanın çocukları meydanda oynadı.
    5. E)Yazarlar dergiye yazı gönderdi.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. «Şuarâ» kelimesi «şair»in Arapça çoğuludur; Türkçe karşılığı «şairler» olur.

  7. Soru 7 · Orta

    Hangisi Yeni Lisan'ın savunduğu ilkelerden biri değildir?

    1. A)Yabancı kurallı tamlamaları bırakmak
    2. B)Arapça ve Farsça çoğulları kullanmamak
    3. C)Türkçeleşmiş kelimeyi Türkçe söylenişiyle yazmak
    4. D)Konuşma dili ile yazı dilini birleştirmek
    5. E)Türkçeye yerleşmiş bütün Arapça kökenli kelimeleri atmak
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Hareket yerleşmiş kelimeleri değil, yabancı dil bilgisi kurallarını hedef almıştır.

  8. Soru 8 · Orta

    Ders kitaplarında Genç Kalemler çevresinde birlikte anılan adlar hangi seçenekte verilmiştir?

    1. A)Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Halit Ziya
    2. B)Ömer Seyfettin, Ali Canip, Ziya Gökalp
    3. C)Ahmet Haşim, Emin Bülent, Tahsin Nahit
    4. D)Namık Kemal, Şinasi, Ziya Paşa
    5. E)Faruk Nafiz, Enis Behiç, Halit Fahri
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Ötekiler sırasıyla Servetifünun, Fecriati, Tanzimat ve Beş Hececiler adlarıdır.

  9. Soru 9 · Orta

    Millî Edebiyat döneminin eserlerinde öne çıkan konu hangisidir?

    1. A)Şehirli seçkinin bunalımı ve gerçekten kaçış
    2. B)Yalnız Batı ülkelerinde geçen aşk hikâyeleri
    3. C)Divan şiirinin soyut sevgilisi
    4. D)Anadolu insanı, millî tarih ve halkın hayatı
    5. E)Bilimsel buluşları anlatan öğretici manzumeler
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Dönem konusunu Anadolu'ya, millî tarihe ve halk kültürüne yöneltmiştir.

  10. Soru 10 · Orta

    Hangi dönem–özellik eşleştirmesi yanlıştır?

    1. A)Servetifünun — sanat için sanat
    2. B)Fecriati — sanatı şahsi ve muhterem sayan ilke
    3. C)Millî Edebiyat — yabancı kurallı tamlamalarla örülmüş ağdalı dil
    4. D)Servetifünun — sone ve serbest müstezat
    5. E)Millî Edebiyat — İstanbul Türkçesi
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Ağır dil Servetifünun ve Fecriati'ye aittir; Millî Edebiyat sade Türkçeyi savunur.

  11. Soru 11 · Orta

    Feryal, «Mehmet Âkif aruzla yazdığına göre Millî Edebiyat döneminin şairi sayılamaz» diyor. Bu yargı için hangi değerlendirme doğrudur?

    1. A)Doğrudur; dönemde aruz yasaklanmıştı.
    2. B)Doğrudur; Âkif Servetifünun şairidir.
    3. C)Yanlıştır; Âkif yalnız heceyle yazmıştır.
    4. D)Doğrudur; Millî Edebiyat yalnız hikâyecilerden oluşur.
    5. E)Yanlıştır; dönemin ağırlıklı ölçüsü hece olsa da aruzu konuşulan Türkçeyle kullanan Âkif bu dönemde anılır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Hece genel eğilimdir; Âkif aruzu sürdürmesine rağmen Millî Edebiyat döneminde yer alır.

  12. Soru 12 · Zor

    Erman, bu ders için yazılmış «Halk, sevdiği yazarın eserlerini dinlemeye geldi.» cümlesini Yeni Lisan'a aykırı buluyor, çünkü «halk» ve «eser» Arapça kökenlidir. Hangi değerlendirme doğrudur?

    1. A)Cümle ilkelere uyar; hareket yerleşmiş kelimelere değil, yabancı tamlama ve çoğul kurallarına karşı çıkar.
    2. B)Cümle aykırıdır; Arapça kökenli her kelime atılmalıdır.
    3. C)Cümle aykırıdır; İstanbul Türkçesiyle yazılmamıştır.
    4. D)Cümle aykırıdır; «eserler» Arapça kurala göre yapılmış bir çoğuldur.
    5. E)Cümle ilkelere uyar; içinde hiç Arapça kökenli kelime yoktur.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Kelimeler Türkçeleşmiş ve Türkçe eklerle kullanılmıştır; tamlama da çoğul da Türkçe kuraldadır.

  13. Soru 13 · Zor

    Fecriati'de yazmaya başlayıp sonradan Millî Edebiyat yazarları arasında anılan iki ad hangi seçenekte birliktedir?

    1. A)Ahmet Haşim ve Tevfik Fikret
    2. B)Yakup Kadri ile Refik Halit
    3. C)Halit Ziya ve Mehmet Rauf
    4. D)Ömer Seyfettin ve Ziya Gökalp
    5. E)Cenap Şahabettin ve Ahmet Haşim
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Bu iki yazar Fecriati çevresinde başlayıp Millî Edebiyat döneminde eser veren adlar olarak tanıtılır.

  14. Soru 14 · Zor

    Millî Edebiyat'ın dil ilkesi ile ölçü tercihi arasındaki bağı en iyi hangisi açıklar?

    1. A)Aruz yalnız düzyazıda kullanıldığı için şiirden çıkarıldı.
    2. B)Hece ölçüsü Fransız şiirinden alındığı için Batılılaşmanın işaretiydi.
    3. C)Ölçü tercihi dil tartışmasından tamamen bağımsızdı.
    4. D)Halkın konuştuğu Türkçeyi benimseyen yazarlar, Türk halk şiirinin kendi ölçüsü olan heceye yöneldi.
    5. E)Hece ölçüsü Arapça ve Farsça kelimeleri kolaylaştırmak için seçildi.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Dil halktan alınınca ölçü de halk şiirinin hecesine kaydı; aruz yabancı kelimelerle daha rahat işler.

  15. Soru 15 · Zor

    Bu ders için yazılmış «Âsâr-ı edebiyye halkın diline yaklaşmalıdır.» cümlesinin hangi düzeltilmiş biçimi Yeni Lisan'a tam uyar?

    1. A)Âsâr-ı edebiyyeler halkın diline yaklaşmalıdır.
    2. B)Edebiyat âsârı halkın diline yaklaşmalıdır.
    3. C)Edebiyat eserleri halkın diline yaklaşmalıdır.
    4. D)Eserler-i edebiyye halkın diline yaklaşmalıdır.
    5. E)Âsâr halkın lisanına yaklaşmalıdır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Yalnız bu biçimde tamlama Türkçe kuruluşta, çoğul da Türkçe ekle yapılmıştır.

8Ustalık kapısı

5 soru, 5 dakika. 4 ya da 5 doğru yaptıysan sıradaki derse, «Ömer Seyfettin» dersine geç. 3 ve altındaysan 3. ve 4. bölümü yeniden oku, sonra kapıyı bir kez daha çöz.

  1. Soru 1 · Orta

    «Yeni Lisan» makalesi için hangisi doğrudur?

    1. A)İmzasız yayımlanmış, ders kitaplarında Ömer Seyfettin'e mal edilmiştir.
    2. B)Servet-i Fünun dergisinde Tevfik Fikret imzasıyla çıkmıştır.
    3. C)Fecriati topluluğunun kuruluş bildirisidir.
    4. D)Aruzun korunmasını savunmuştur.
    5. E)Arapça ve Farsça tamlamaların çoğaltılmasını istemiştir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Makale Genç Kalemler'de imzasız çıkmıştır ve ders kitapları onu Ömer Seyfettin'e bağlar.

  2. Soru 2 · Orta

    Millî Edebiyat'ı Servetifünun'dan hedeflediği okur bakımından ayıran özellik hangisidir?

    1. A)İkisi de yalnız seçkin okura seslenir.
    2. B)Millî Edebiyat okuma bilen geniş halka seslenmeyi amaçlar; Servetifünun eğitimli dar bir çevreye yazar.
    3. C)Servetifünun halk için, Millî Edebiyat seçkinler için yazar.
    4. D)İki dönem de okuru hiç hesaba katmaz.
    5. E)Millî Edebiyat yalnız çocuklar için yazar.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Sade dil isteği, eserin geniş halk kesimince okunabilmesi amacına dayanır.

  3. Soru 3 · Zor

    Bu ders için yazılmış cümlelerden hangisi hem yabancı kurallı bir tamlama hem de Arapça bir çoğul içerir?

    1. A)Ressamın tablosu hüsn-ü tabiatı yansıtıyordu.
    2. B)Mecliste şuarâ sırayla söz aldı.
    3. C)Gazete efkâr-ı umumiyeyi yanlış yönlendirdi.
    4. D)Öğrenciler kitaplarını sıraya bıraktı.
    5. E)Kasabanın yolları yağmurdan çamur oldu.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. «Efkâr-ı umumiye» Farsça kurallı bir tamlamadır ve «efkâr» kelimesi «fikir»in Arapça çoğuludur.

  4. Soru 4 · Zor

    Feyzullah bir hikâye okuyor: dili İstanbul'da konuşulan Türkçeye yakın, kişileri bir Anadolu kasabasının esnafı, olaylar Batı'dan öğrenilmiş bir hikâye düzeni içinde aktarılıyor. Bu hikâye en çok hangi döneme uyar?

    1. A)Divan edebiyatı
    2. B)Fecriati
    3. C)Tanzimat'taki ilk kuşak
    4. D)Millî Edebiyat
    5. E)Servetifünun
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Sade İstanbul Türkçesi ve Anadolu konusu Millî Edebiyat'ı gösterir; Batı tekniği bu dönemde de sürer.

  5. Soru 5 · Zor

    Kancadaki Efnan'ın «Türkçe kendiliğinden sadeleşti» notunu bu ders hangi bilgiyle en iyi sınar?

    1. A)Servetifünun sanatçıları dili bilinçli olarak sadeleştirdi.
    2. B)Ağır dil Fecriati'de kendiliğinden kayboldu.
    3. C)Hece ölçüsü dilin sadeleşmesini engelledi.
    4. D)Divan şairleri sade dili savundu.
    5. E)Bir dergide çıkan makale yazı dili için açık ilkeler koydu ve bir edebiyat dönemi bu programla başladı.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Yeni Lisan, sadeleşmenin yazılı ilkeler ve tartışmayla yürütülen bilinçli bir hareket olduğunu gösterir.

E11 — Millî Edebiyat

Modülün bütün dersleri bitince işaretle; modül 1, 3, 7 ve 21. günlerde YKS ana sayfasındaki tekrar listesine döner.