İçeriğe geç

YKS Türk Dili ve Edebiyatı · Halk Edebiyatı · EDB-E07-L06

Halk hikâyesi, masal ve fıkra

AYTsınavdaki ağırlığı orta· 8 bölüm

1Kanca

Uluhan, küçük kardeşini uyutmak için bir anlatı uydurdu: «Bir varmış, bir yokmuş» dedi, sonra bir çoban oğlunun dağları aşıp yedi başlı devi yendiğini, padişahın kızıyla evlendiğini anlattı. Ertesi gün edebiyat ödevine şöyle yazdı: «Kerem ile Aslı da aynı türdendir; ikisinde de bir genç sevdiği için yollara düşer.» Akşam babaannesi Kerem'in hikâyesini anlatmaya başlayınca Uluhan dinledi ve ödevine dönüp baktı. Babaannesi Kerem'in uğradığı şehirlerin adını tek tek sayıyor, Kerem'in derdinin arttığı yerlerde susup bir türkü mırıldanıyordu. Hikâyede dev yoktu, peri yoktu. Kendi anlatısında ise ne bir şehir adı geçmişti ne bir dize. Konu benzerdi; anlatma biçimi, olayların geçtiği dünya ve dinleyenin ona inanma payı başkaydı.

2Hedefler

  • Bir anlatının masal, efsane, destan, halk hikâyesi ya da fıkra olduğunu gerçeklik iddiası, olağanüstülük, nazım–nesir ve kahraman ölçütleriyle belirlersin.
  • Halk hikâyelerini aşk ve kahramanlık grubuna ayırır, Kerem ile Aslı, Âşık Garip, Arzu ile Kamber, Leyla ile Mecnun ve Köroğlu'yu doğru gruba yerleştirirsin.
  • Bir masal metninde kalıp başlangıcı, kalıp bitişi, olağanüstü kişileri ve sayı motiflerini gösterirsin.
  • Bir fıkrada durumu, karşılaşmayı ve nükteli sonu bulup fıkranın düşündürdüğü şeyi söylersin.

3Konu anlatımı

Anonim kolun anlatıları

Anonim halk edebiyatının şiirlerini türkü ve mâni üzerinden tanımıştın. Aynı kolun bir de anlatan yüzü vardır: masal, halk hikâyesi, fıkra. Bunların ortak noktası, bir olayı kişiler ve bir olay örgüsü içinde aktarmaları, ağızdan ağıza yaşamaları ve anlatıldıkça değişmeleridir. Ayrıldıkları yer ise kancadaki ödevin gözden kaçırdığı yerdir: dinleyenin anlatıya ne kadar inandığı, olağanüstü olayların ne kadar yer tuttuğu, metnin düzyazıyla mı yoksa araya şiir katılarak mı anlatıldığı ve kahramanın nasıl biri olduğu. Bu dört ölçüt dersin omurgasıdır; önce türleri tek tek ele alıp sonra hepsini bir tabloda karşılaştıracağız.

Masal: yeri ve zamanı olmayan dünya

Masal, olağanüstü olayların, yeri ve zamanı belirsiz bir dünyada geçtiği, anonim, düzyazı bir anlatıdır. Masalı dinleyen, anlatılanların gerçek olmadığını baştan bilir; masal gerçeklik iddiası taşımaz. Ders kitaplarında masalın şu özellikleri öne çıkarılır:

  • Kalıp başlangıç. Masal çoğunlukla ses oyunlarına dayanan bir tekerlemeyle açılır. Anonim halk şiiri dersinde tekerlemeyi tanırken masal başında söylenen bu girişe döşeme dendiğini görmüştün. «Bir varmış, bir yokmuş» ya da «Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde» bu açılışların en bilinenleridir. Döşeme dinleyiciyi gündelik hayattan alıp masal dünyasına götürür.
  • Kalıp bitiş. Masal yine kalıp bir sözle kapanır: «Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine» ya da «Gökten üç elma düştü» ile başlayan sözler. Bu bitiş dinleyiciyi masaldan geri çıkarır.
  • Yer ve zaman belirsizdir. «Bir ülkede», «bir padişah zamanında» denir; şehrin adı, olayın tarihi verilmez.
  • Kişiler olağanüstüdür ya da birer tiptir. Dev, peri, cadı, konuşan hayvanlar, Zümrüdüanka kuşu masal dünyasının varlıklarıdır. İnsan kişilerin çoğu adla değil, konumla anılır: padişah, vezir, oduncu, üç kardeşin en küçüğü. Keloğlan bu tiplerin en tanınanıdır: saf görünür, ama sonunda zekâsıyla kazanır.
  • Sayılar kalıplaşmıştır. Üç kardeş, üç elma, üç sınav; kırk gün kırk gece süren düğün. Bu sayılar bir hesap bildirmez, masalın ritmini kurar.
  • İyi kazanır. Masalın sonunda iyiler ödüllendirilir, kötüler cezasını bulur. Masal hem eğlendirir hem bir ders bırakır.

Ders için kurulmuş şu masal açılışını okuyalım:

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, bir değirmencinin üç kızı varmış. Değirmenin taşı bir gece kendi kendine dönmeye başlamış, sabaha kadar un yerine gümüş öğütmüş. Büyük kız gümüşe koşmuş, ortanca kız korkup kaçmış, küçük kız ise taşın altından gelen inceden bir sesi dinlemiş.

Adım adım bakalım. Açılış bir kalıp sözdür; döşeme işini görür. Yer «bir değirmen», zaman «evvel zaman» olarak kalır; ne şehir ne tarih vardır. Üç kız, masalın sayı kalıbını kurar ve dinleyiciye işi en küçüğün çözeceğini sezdirir. Un yerine gümüş öğüten taş ve taşın altındaki ses olağanüstüdür, kimse bunun yaşandığını iddia etmez. Bu dört işareti birlikte görünce anlatının masal olduğuna karar veririz.

Halk hikâyesi: destandan sonraki halka

Halk hikâyesi, olayları nesirle anlatan, kahramanın duygularının yoğunlaştığı yerlerde araya nazım bölümleri katan, âşıklar ve meddahlar tarafından topluluk önünde anlatılan uzun anlatıdır. Ders kitapları bu türü destan ile modern hikâye ve roman arasında bir halka olarak gösterir. Dede Korkut Hikâyeleri dersinde eserin destandan halk hikâyesine geçiş niteliği taşıdığını görmüştün: olağanüstülük azalıyor, kahramanlar ağlayıp yanılan insanlara dönüşüyordu. Halk hikâyesi bu yolun devamıdır.

Ders kitaplarında halk hikâyesi için şu özellikler sayılır:

  • Nazım ile nesir bir aradadır. Olaylar düzyazıyla ilerler; kahraman sevgisini, ayrılığını, gurbetini dile getireceği yerde anlatıcı sazını alır ve koşma ya da türkü söyler.
  • Anlatıcı bir topluluğa anlatır. Âşıklar ve meddahlar, kahvehanelerde, düğünlerde, uzun kış gecelerinde hikâyeyi bazen birkaç geceye yayarak anlatır.
  • Döşeme ile başlar. Anlatıcı asıl hikâyeye girmeden önce dinleyicinin dikkatini toplayan bir girişle başlar.
  • Olağanüstülük destana göre azalmıştır. Rüyada bir pirin elinden bade içip uzaktaki sevgiliyi görmek, darda kalan kahramana Hızır'ın yetişmesi gibi motifler vardır, ama olayların çoğu gerçeğe yakındır.
  • Yer ve kahraman gerçeğe yakındır. Olaylar adı bilinen şehirlerde, gerçek bir coğrafyada geçer; kahraman bir âşık ya da bir yiğittir ve insani yönleriyle çizilir.

Ders için kurulmuş şu parçada nazım–nesir geçişini görelim:

Bezirgânın oğlu, sevdiği kız ailesiyle başka bir şehre göçünce atını eğerleyip yollara düştü. Erzurum'u geçti, Kars'a vardı, bir pınar başında soluklandı. Gönlü daralınca sazını eline aldı, şöyle dedi:
Yollara düştüm de bir yâr uğruna
Dağlar duman olmuş, yol görünmüyor
Sılada bıraktım ben gül dalını
Gözümün yaşları bir an dinmiyor

Önce biçime bakalım. İlk paragraf düzyazıdır ve yolculuğu anlatır; dörtlük, kahraman derdini söylemeye başladığında gelir. Dizeleri sayalım: «Yol-la-ra düş-tüm de bir yâr uğ-ru-na» 11, «Dağ-lar du-man ol-muş yol gö-rün-mü-yor» 11, «Sı-la-da bı-rak-tım ben gül da-lı-nı» 11, «Gö-zü-mün yaş-la-rı bir an din-mi-yor» 11. On bir heceli bu dörtlük, âşık şiirinin ölçüsüdür. Sonra dünyaya bakalım: Erzurum ve Kars gerçek yer adlarıdır, dev ya da peri yoktur, kahraman sevdiğinin peşine düşmüş bir gençtir. Düzyazının arasına girmiş şiir, gerçek coğrafya ve sevda konusu birlikte halk hikâyesini, üstelik aşk grubunu gösterir.

Aşk hikâyeleri, kahramanlık hikâyeleri

Ders kitapları halk hikâyelerini konularına göre iki büyük gruba ayırır.

Aşk hikâyelerinde kahraman sevdiğine kavuşmak için yola çıkar, engellerle karşılaşır, derdini şiirle söyler. Kerem ile Aslı, Âşık Garip, Arzu ile Kamber ve Leyla ile Mecnun'un halk arasında anlatılan biçimi bu grubun en çok anılan örnekleridir. Kerem ile Aslı'da iki sevgili sonunda birbirine kavuşamaz; Âşık Garip'te ise yoksul bir âşık, sevdiğine kavuşmak için gurbete çıkar ve sonunda muradına erer. Yani aşk hikâyesinin sonu mutlu da olabilir, acılı da; grubu belirleyen son değil, konunun aşk olmasıdır. Leyla ile Mecnun'un Divan edebiyatında mesnevi olarak da işlendiğini ilerideki modülde göreceksin; aynı konu iki gelenekte ayrı biçimlerle yaşar.

Kahramanlık hikâyelerinde kahramanın yiğitliği, haksızlığa karşı mücadelesi anlatılır. Bu grubun en bilinen örneği Köroğludur: babasının gözlerine mil çektiren Bolu Beyi'nden öç almak için Çamlıbel'e çıkan bir yiğidin hikâyesi. Köroğlu da şiir söyler; ama hikâyenin merkezinde sevda değil, yiğitlik ve hak arayışı durur.

Fıkra: kısa bir olay, nükteli bir son

Fıkra, gündelik hayattan alınmış tek bir olayı kısaca anlatan, nükteli bir sözle ya da beklenmedik bir davranışla biten, güldürürken düşündüren anonim düzyazı anlatıdır. Fıkrada olağanüstü varlık yoktur; güldüren şey olayın kendisi değil, sondaki çıkıştır.

Fıkralar çoğunlukla bir tip etrafında toplanır. Nasreddin Hoca fıkraları, Bektaşi fıkraları, Temel ve Dursun gibi tiplerin yer aldığı Karadeniz fıkraları bu tip ve bölge fıkralarının bilinen örnekleridir. Tip, fıkranın sabit kişisidir; fıkra onun adıyla anlatılır, ama onun yazdığı bir eser değildir. Ders kitaplarında Nasreddin Hoca'nın adıyla anlatılan fıkraların hepsinin ona ait olmadığı, zamanla başka fıkraların da bu tipe bağlandığı belirtilir; anonim ürünün yaşama biçimi budur. Bölge fıkralarında yörenin ağzı ve hazırcevaplığı anlatının rengidir, alay konusu değil.

Ders için kurulmuş şu fıkrayı parçalarına ayıralım. Bu fıkra hiçbir tipe ait değildir:

Köyün birinde bir adam, her sabah kovayı suya ulaştıramayınca kuyuya söylenirmiş: «Bu kuyu her yıl biraz daha derinleşiyor.» Komşusu bir gün ipin ucunu gösterip «Sen bu ipten her ay bir parça kesip bostan çitine bağlıyorsun» demiş. Adam ipe uzun uzun bakmış, sonra başını sallamış: «Haklısın komşu. Kuyu bu kadar derinleşince ip de yetmiyor tabii.»

Fıkranın üç parçası vardır. Durum: adam kovayı suya ulaştıramıyor ve suçu kuyuya yüklüyor. Karşılaşma: komşu asıl nedeni gösteriyor. Nükteli son: adam kanıtı görüyor, ama onu da kendi bahanesine katıyor. Okur burada güler, sonra düşünür: kusuru dışarıda arayan biri, gösterilen gerçeği bile kendi bahanesine çevirebilir. Fıkranın bıraktığı ders budur. Dikkat et: gazetelerde güncel bir konuyu kısa bir yorumla işleyen köşe yazısına da fıkra denir; o öğretici bir türdür ve halk fıkrasıyla aynı şey değildir.

Beş anlatı, dört ölçüt

Destan ve efsaneyi sözlü dönem modülünde masalla karşılaştırmıştın. Şimdi halk hikâyesini ve fıkrayı da aynı tabloya katalım:

ÖlçütMasalEfsaneDestanHalk hikâyesiFıkra
Gerçeklik iddiasıyok; uydurma olduğu baştan bilinirvar; anlatılana inanılırtarihte yaşanmış bir olaya dayanırgerçeğe yakın; olaylar gerçek yerlerde geçergündelik hayattan bir olay gibi anlatılır
Olağanüstülükbaştan sonavar; bir gölün, bir kayanın ya da bir adın nasıl ortaya çıktığını anlatıryoğunazalmış; bade içme, Hızır'ın yardımı gibi motifleryok; güldüren şey nüktedir
Nazım / nesirnesir; kalıp tekerlemelerçoğunlukla nesiraslında manzumnazım ve nesir karışıknesir
Kahramantip ya da olağanüstü varlık: Keloğlan, dev, peribir yöre, bir varlık ya da kişimilletin atası, olağanüstü güçlüâşık ya da yiğit, insanitip: Nasreddin Hoca, Bektaşi, Temel
Yer ve zamanbelirsizbelli bir yöremilletin yurdu ve tarihiadı bilinen şehirlergündelik bir ortam

Tabloyu bir karar sırasına çevirebilirsin. Önce metnin içinde şiir var mı diye bak: düzyazının arasına giren koşmalar ve türküler halk hikâyesini gösterir. Sonra yer ve zamana bak: hiçbiri belli değilse ve anlatı kalıp bir sözle açılıyorsa masal düşün. Anlatılan bir yerin nasıl oluştuğunu açıklıyor ve yöre halkı ona inanıyorsa efsanedir. Bütün bir milletin kaderini olağanüstü güçteki bir ata üzerinden anlatıyorsa destandır. Tek olay, az kişi ve bir nükteyle biten kısa bir anlatıysa fıkradır. Döşemeyi tek başına ölçüt alma: masalda da halk hikâyesinde de bulunur.

Anlatıdan gösteriye

Halk hikâyesini topluluk önünde anlatan meddah, hikâyeyi yalnız anlatmakla kalmaz; kişilerin seslerini taklit eder, onlara yüz ve hareket kazandırır. Bir sonraki ders, sözün bu noktada nasıl bir gösteriye dönüştüğünü ele alıyor: tek kişinin taklitlerle canlandırdığı meddah anlatısı, tasvirlerin perdede oynatıldığı Karagöz ve meydanda oynanan orta oyunu. Orada üç geleneği seyircinin önüne ne çıktığına göre ayıracak, anlatmak ile oynamak arasındaki sınırı arayacağız.

4Çözümlü örnekler

Örnek 1 — Olağanüstü, ama hangi tür?

Soru: Aşağıdaki anlatıyı bu derste kurduk. Türü hangisidir?

Bir zamanlar bir ülkenin padişahının bahçesinde tek bir ağaç varmış. Ağaç her bahar kırk yaprak açar, kırkıncı gün yaprakları altına dönermiş. Padişahın üç oğlu ağacın sırrını çözmek için yola çıkmış; büyük ikisi yolda kalmış, küçük oğul bir devin sorduğu üç soruyu bilip ağacın kökündeki anahtarı bulmuş.
  • A) Efsane
  • B) Halk hikâyesi
  • C) Fıkra
  • D) Masal
  • E) Destan

Çözüm: Yer «bir ülke», zaman «bir zamanlar» olarak kalır; şehir de tarih de verilmez. Kırk yaprak, üç oğul ve üç soru masalın sayı kalıplarıdır; dev olağanüstü bir masal varlığıdır ve işi en küçük kardeş çözer. Anlatı bir yerin oluşumunu açıklamaz, dinleyen ona inanmaz; bu yüzden efsane değildir. Araya şiir girmez, gerçek coğrafya yoktur; halk hikâyesi de değildir. Nükteli bir sonu olmadığı için fıkra, bir milletin kaderini anlatmadığı için destan sayılmaz. Cevap: D.

Örnek 2 — İki grup, bir eşleşme

Soru: Halk hikâyeleri ile grupları arasındaki eşleştirmelerden hangisi doğrudur?

  • A) Köroğlu — aşk hikâyesi
  • B) Kerem ile Aslı — kahramanlık hikâyesi
  • C) Âşık Garip — aşk hikâyesi
  • D) Arzu ile Kamber — kahramanlık hikâyesi
  • E) Leyla ile Mecnun — kahramanlık hikâyesi

Çözüm: Köroğlu, babasının gözlerine mil çektiren beyden öç almak için dağa çıkan bir yiğidin hikâyesidir; merkezinde yiğitlik durduğu için kahramanlık grubundadır. Kerem ile Aslı, Arzu ile Kamber ve Leyla ile Mecnun sevgililerin hikâyeleridir ve aşk grubuna girer. Âşık Garip'te yoksul bir âşık sevdiğine kavuşmak için gurbete çıkar; eşleştirme doğrudur. Cevap: C.

Örnek 3 — Nükte nerede?

Soru: Aşağıdaki fıkrayı bu ders için yazdık, hiçbir tipe ait değildir. Fıkrayla ilgili doğru yargı hangisidir?

İki pazarcı yan yana tezgâh açmış. Biri tezgâhına «Burada en taze sebze satılır» yazan bir tahta asmış. Öteki hemen kendi tahtasına «Burada dünden kalan sebze satılmaz» yazmış. Akşam olunca birincinin tezgâhı boşalmış, ikincininki olduğu gibi kalmış. İkinci pazarcı söylenmiş: «Ben doğruyu yazdım, sen övündün; müşteri neden sana geldi?» Birincisi gülmüş: «Sen müşteriye dünü hatırlattın, ben bugünü.»
  • A) Olağanüstü bir olayla bittiği için masala yaklaşır.
  • B) Nükte birinci pazarcının son sözündedir; fıkra, aynı bilgiyi nasıl söylediğimizin de önemli olduğunu düşündürür.
  • C) Araya giren tahta yazıları nazım bölümüdür, bu yüzden halk hikâyesidir.
  • D) Yer adı geçmediği için efsanedir.
  • E) Nükte ilk cümlededir, sonrası yalnız açıklamadır.

Çözüm: Durum iki tezgâhın yan yana açılmasıdır, karşılaşma iki tahtadır, nükte ise son sözdür: ikinci tahta «dünden kalan» sözcükleriyle müşterinin aklına bayat sebzeyi getirmiştir. Okur güler ve aynı gerçeğin söyleniş biçimini düşünür. Olağanüstü bir olay yoktur, tahta yazıları şiir değildir; yer adının bulunmaması tek başına efsaneyi göstermez, efsane inanılan bir oluşum açıklaması taşır. Cevap: B.

Örnek 4 — Tabloyla karar vermek

Soru: Yıldıray bir derlemede şu özellikleri taşıyan bir anlatı okuyor: Olaylar Sivas'tan Kayseri'ye uzanan bir yolda geçiyor; kahraman sevdiğinden ayrı düşünce derdini sazıyla söylediği dörtlüklerle anlatıyor; kahraman bir kez darda kaldığında beyaz sakallı bir pir yetişip onu kurtarıyor. Yıldıray, pirin yardımı yüzünden anlatıyı masal sayıyor. Hangisi doğru bir değerlendirmedir?

  • A) Yıldıray haklıdır; olağanüstü bir yardım masalı gösterir.
  • B) Anlatı destandır, çünkü olağanüstü bir olay içerir.
  • C) Anlatı efsanedir, çünkü pire inanılır.
  • D) Anlatı fıkradır, çünkü kahraman bir zorluktan kurtulur.
  • E) Olağanüstülük tek başına ölçüt olamaz; gerçek yer adları, düzyazının arasına giren dörtlükler ve sevdiğinin peşindeki kahraman anlatıyı halk hikâyesinin aşk grubuna yerleştirir.

Çözüm: Tabloya göre olağanüstülük masalda, efsanede, destanda ve azalmış biçimde halk hikâyesinde vardır; bu yüzden tek başına bir türü göstermez. Anlatıda yer belli, kahraman bir âşık, araya şiir giriyor ve olay bir sevda üzerine kurulu. Bunlar halk hikâyesinin ayırıcı özellikleridir. Milletin kaderi anlatılmadığı için destan, bir yerin oluşumu açıklanmadığı için efsane, tek olay ve nükteli son bulunmadığı için fıkra değildir. Cevap: E.

5Tuzaklar

  • Konu benzerliğinden tür çıkarmak. Bir gencin sevdiği için yola düşmesi masalda da halk hikâyesinde de görülür. Türü konu değil, biçim ve dünya belirler: araya şiir giriyor mu, yer adı var mı, olağanüstülük ne kadar yoğun?
  • Her olağanüstü öğeyi masal işareti saymak. Halk hikâyesinde de bade içme ve Hızır'ın yardımı gibi motifler bulunur; destanda ve efsanede olağanüstülük zaten vardır.
  • Her komik anlatıyı fıkra saymak. Fıkra kısadır, tek bir olaya dayanır ve nükteli bir sonla düşündürür. Uzun, dağınık ve yalnızca eğlenceli bir anı fıkra değildir.
  • Tipi fıkranın yazarı sanmak. Nasreddin Hoca ya da Temel, fıkranın etrafında toplandığı kişidir; fıkra anonimdir ve aynı fıkra zamanla başka bir tipe bağlanabilir.
  • Döşemeyi yalnız masala vermek. Kalıp bir girişle açılmak masalda da halk hikâyesinde de görülür; tek başına türü belirlemez.
  • Halk fıkrasını gazete fıkrasıyla karıştırmak. Köşe yazısı anlamındaki fıkra öğretici bir türdür; halk fıkrası anonim, güldürücü bir anlatıdır.

6Tekrar kartı

  • Masal: anonim, düzyazı; yer ve zaman belirsiz; olağanüstü olaylar; dinleyen uydurma olduğunu bilir; iyi kazanır.
  • Masalın kalıpları: döşeme ile açılır («Bir varmış, bir yokmuş»), kalıp sözle kapanır («Onlar ermiş muradına…»); kişiler dev, peri, cadı, Keloğlan; sayılar üç ve kırk.
  • Halk hikâyesi: nazım–nesir karışık; âşık ve meddahlar anlatır; döşeme ile başlar; destan ile modern hikâye ve roman arasında bir halka; Dede Korkut bu yolun geçiş noktası.
  • Halk hikâyesinde olağanüstülük destana göre azalır; yer adları gerçektir, kahraman insanidir.
  • Aşk hikâyeleri: Kerem ile Aslı, Âşık Garip, Arzu ile Kamber, Leyla ile Mecnun. Kahramanlık hikâyesi: Köroğlu.
  • Fıkra: kısa, tek olay, nükteli son; güldürür ve düşündürür. Tipler: Nasreddin Hoca, Bektaşi, Temel ve Dursun.
  • Karar sırası: şiir araya giriyor mu, yer ve zaman belli mi, inanılıyor mu, milletin kaderi mi, nükteyle mi bitiyor?

7Alıştırma

  1. Soru 1 · Kolay

    Masalın başında dinleyiciyi gündelik hayattan alıp masal dünyasına götüren kalıp giriş sözlerine ne ad verilir?

    1. A)Soylama
    2. B)Kavuşak
    3. C)Döşeme
    4. D)Nükte
    5. E)Mahlas
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Masal başında söylenen ve ses oyunlarına dayanan bu girişe ders kitaplarında döşeme denir.

  2. Soru 2 · Kolay

    Halk hikâyesinin anlatım biçimi hangi seçenekte doğru verilmiştir?

    1. A)Olaylar düzyazıyla anlatılır, duygunun yoğunlaştığı yerlerde araya şiir girer.
    2. B)Baştan sona aruzlu beyitlerle yazılır.
    3. C)Yalnız on bir heceli dörtlüklerden oluşur.
    4. D)Tek bir diyaloğa ve nükteli bir son söze dayanır.
    5. E)Olay taşımayan, ezgiyle söylenen kısa sözlerdir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Halk hikâyesinde nesir ile nazım iç içedir; kahraman derdini söylerken koşma ya da türkü devreye girer.

  3. Soru 3 · Kolay

    Nasreddin Hoca, Bektaşi ve Temel adları hangi anonim türün tipleri olarak bilinir?

    1. A)Destan
    2. B)Efsane
    3. C)Masal
    4. D)Halk hikâyesi
    5. E)Fıkra
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Bu adlar fıkraların etrafında toplandığı sabit kişilerdir; tip ve bölge fıkraları onların adıyla anlatılır.

  4. Soru 4 · Kolay

    Kerem ile Aslı ve Âşık Garip, halk hikâyelerinin konularına göre yapılan ayrımda hangi grupta yer alır?

    1. A)Kahramanlık hikâyeleri
    2. B)Aşk hikâyeleri
    3. C)Hayvan masalları
    4. D)Tip fıkraları
    5. E)Doğal destanlar
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. İki hikâyenin de merkezinde kahramanın sevdiğine kavuşma çabası durduğu için aşk grubuna girerler.

  5. Soru 5 · Orta

    Ders için kurulmuş anlatı: «Köyün üstündeki kayanın yarığından çıkan su, bir zamanlar orada susuz kalan bir çobanın duasıyla fışkırmış. Köylüler bugün de o sudan içmeden önce dua eder.» Bu anlatının türü hangisidir?

    1. A)Masal
    2. B)Fıkra
    3. C)Halk hikâyesi
    4. D)Efsane
    5. E)Destan
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Anlatı belli bir yöreye bağlı, bir suyun nasıl çıktığını açıklıyor ve köylüler ona inanıyor; bunlar efsanenin işaretleridir.

  6. Soru 6 · Orta

    Ders için kurulmuş anlatı: «Evvel zaman içinde, adı bilinmeyen bir ülkede bir oduncunun oğlu, padişahın kızını yedi başlı bir devin elinden kurtarmış; kırk gün kırk gece düğün yapılmış.» Bu anlatı hangi türe girer?

    1. A)Masal
    2. B)Efsane
    3. C)Halk hikâyesi
    4. D)Destan
    5. E)Fıkra
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Kalıp açılış, belirsiz yer, dev ve kırk gün kırk gece süren düğün masalın kalıplarıdır; inanılma iddiası da yoktur.

  7. Soru 7 · Orta

    Halk hikâyesini masaldan ayıran özellik hangisidir?

    1. A)Anonim olması
    2. B)Bir olay örgüsü taşıması
    3. C)Olayların adı bilinen şehirlerde geçmesi ve araya şiirlerin girmesi
    4. D)Dinleyiciye bir şey anlatması
    5. E)Halk arasında yaşaması
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Anonimlik, olay örgüsü ve halk arasında yaşamak iki türde de vardır; gerçek coğrafya ve nazım bölümleri halk hikâyesine özgüdür.

  8. Soru 8 · Orta

    Bir fıkrada hem güldüren hem düşündüren öge çoğunlukla nerede yoğunlaşır?

    1. A)Uzun döşemede
    2. B)Araya giren koşmalarda
    3. C)Olağanüstü varlıkların tasvirinde
    4. D)Kahramanın soyunu anlatan girişte
    5. E)Sondaki nükteli söz ya da beklenmedik çıkışta
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Fıkra durumu ve karşılaşmayı kısaca verir; asıl etkiyi sondaki nükteli çıkış yaratır.

  9. Soru 9 · Orta

    Köroğlu için söylenenlerden doğru olan hangisidir?

    1. A)Aşk hikâyesidir; kahraman sevdiğine kavuşamaz.
    2. B)Kahramanlık hikâyesidir; kahraman, babasının gözlerine mil çektiren Bolu Beyi'nden öç almak için Çamlıbel'e çıkar.
    3. C)Masaldır; yeri ve zamanı belirsizdir.
    4. D)Efsanedir; bir dağın oluşumunu açıklar.
    5. E)Fıkradır; nükteli bir sözle biter.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Köroğlu'nun merkezinde yiğitlik ve öç alma durur; bu yüzden kahramanlık grubunun en bilinen örneğidir.

  10. Soru 10 · Orta

    Masalın özelliklerinden biri sayılamayacak olan seçenek hangisidir?

    1. A)Dev, peri ve cadı gibi olağanüstü varlıklar
    2. B)Üç kardeş, kırk gün kırk gece gibi kalıplaşmış sayılar
    3. C)Sonunda iyinin ödüllendirilmesi
    4. D)Olayların belli bir tarihte, adı verilen bir şehirde geçmesi
    5. E)Kalıp sözlerle açılıp kalıp sözlerle kapanması
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Masalda yer ve zaman belirsiz kalır; şehir adı ve tarih vermek halk hikâyesine ya da destana yakışır.

  11. Soru 11 · Orta

    Bir kahvehanede bir anlatıcı birkaç gece süren bir hikâyeyi düzyazıyla anlatıyor, kahramanın yakınmaya başladığı yerlerde sazını alıp koşma söylüyor. Anlatıcı ile anlattığı tür hangi seçenekte doğru eşleştirilmiştir?

    1. A)Âşık ya da meddah; halk hikâyesi
    2. B)Ağıtçı; ağıt
    3. C)Masalcı nine; masal
    4. D)Ozan; doğal destan
    5. E)Derleyici; fıkra
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Topluluk önünde günlerce süren, nesirle ilerleyip araya koşma katan anlatı halk hikâyesidir ve onu âşıklar ile meddahlar anlatır.

  12. Soru 12 · Zor

    Ummahan bir anlatıyı okuyor: olaylar Bağdat'tan Halep'e uzanan bir yolda geçiyor, kahraman sevdiğinin ardından gurbete düşüp derdini dörtlüklerle söylüyor, bir gece rüyasında Hızır ona yol gösteriyor. Ummahan, rüyadaki Hızır yüzünden anlatıyı masal sayıyor. Ummahan'ın değerlendirmesini düzelten seçenek hangisidir?

    1. A)Ummahan haklıdır; olağanüstü bir öge masalı kesinleştirir.
    2. B)Anlatı destandır, çünkü Hızır olağanüstü bir varlıktır.
    3. C)Anlatı efsanedir, çünkü Hızır'a inanılır.
    4. D)Anlatı fıkradır, çünkü kısa bir olay içerir.
    5. E)Olağanüstülük halk hikâyesinde de azalmış biçimde bulunur; gerçek yer adları, araya giren dörtlükler ve sevda konusu anlatıyı halk hikâyesine yerleştirir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Tek bir olağanüstü motif türü belirlemez; nazım–nesir karışımı ve gerçek coğrafya halk hikâyesinin ayırıcı işaretleridir.

  13. Soru 13 · Zor

    Destan, Dede Korkut Hikâyeleri ve halk hikâyesi, olağanüstülüğün en yoğun olduğu anlatıdan en az olduğuna doğru sıralanırsa hangi dizi elde edilir?

    1. A)Halk hikâyesi, Dede Korkut, destan
    2. B)Dede Korkut, destan, halk hikâyesi
    3. C)Destan, Dede Korkut, halk hikâyesi
    4. D)Halk hikâyesi, destan, Dede Korkut
    5. E)Destan, halk hikâyesi, Dede Korkut
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Ders kitapları Dede Korkut'u destandan halk hikâyesine geçiş sayar; olağanüstülük destanda en yoğundur, halk hikâyesinde en çok azalır.

  14. Soru 14 · Zor

    Yalım, sınıfta yaşadığı bir otobüs yolculuğunu anlatıyor: yolculardan her birinin ne dediğini sırayla aktarıyor, anlatı uzadıkça sınıf gülüyor ve hikâye «neyse, sonunda indik» sözüyle bitiyor. Yalım bunun bir fıkra olduğunu söylüyor. Hangi değerlendirme doğrudur?

    1. A)Sınıfı güldürdüğü için fıkradır.
    2. B)Güldürmesi yetmez; fıkra tek olaylı, kısa, nükteli bir sonla biten ve düşündüren bir anlatıdır, Yalım'ın anlatısında bu özellikler yoktur.
    3. C)Gerçekten yaşandığı için efsanedir.
    4. D)Kişi adı geçmediği için masaldır.
    5. E)Uzun olduğu için halk hikâyesidir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Fıkrayı belirleyen yalnız güldürmek değildir; kısalık, tek olay ve düşündüren nükteli son birlikte aranır.

  15. Soru 15 · Zor

    Ders için kurulmuş bir halk hikâyesi parçasında kahraman, sevdiğinin ardından gurbete düşer ve düzyazı anlatının arasında şu dizeleri söyler: «Bu gurbet elinde yoldaşım yoktur / Derdimi söyleyem bir dağa, taşa». Parça için hangisi doğrudur?

    1. A)Yedi heceli dizeler parçayı bir mâni yapar.
    2. B)Sekiz heceli dizeler parçayı bir masal yapar.
    3. C)Her dize on bir hece taşır; manzum olduğu için parça destandır.
    4. D)On bir heceli dizeler, nazım–nesir karışımı ve sevdiğinin ardındaki kahraman parçayı halk hikâyesinin aşk grubuna yerleştirir.
    5. E)Hece sayısı on birdir; kahraman yola düştüğü için parça kahramanlık hikâyesidir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. «Bu gur-bet e-lin-de yol-da-şım yok-tur» ve «Der-di-mi söy-le-yem bir da-ğa ta-şa» on birer hecedir; konu sevda olduğu için grup aşk hikâyesidir.

8Ustalık kapısı

5 soru, 5 dakika. 4 ya da 5 doğru yaptıysan sıradaki derse, «Geleneksel tiyatro: Karagöz, orta oyunu, meddah» dersine geç. 3 ve altındaysan 3. ve 4. bölümü yeniden oku, sonra kapıyı bir kez daha çöz.

  1. Soru 1 · Orta

    «Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine» sözü masalın neresinde ve hangi işlevle söylenir?

    1. A)Başında; dinleyiciyi masala hazırlar.
    2. B)Sonunda; dinleyiciyi masal dünyasından gündelik hayata geri getirir.
    3. C)Ortasında; kahramanın yakınmasını dile getirir.
    4. D)Sonunda; olayın gerçekten yaşandığını kanıtlar.
    5. E)Başında; anlatıcının adını bildirir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Bu kalıp söz masalın bitişini işaretler; masal bittiğinde dinleyici yeniden kendi hayatına döner.

  2. Soru 2 · Orta

    Halk hikâyesiyle ilgili verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

    1. A)Döşeme ile başlayabilir.
    2. B)Nazım ve nesir bir arada kullanılır.
    3. C)Konularına göre aşk ve kahramanlık diye gruplanır.
    4. D)Olağanüstülük destandakinden daha yoğundur.
    5. E)Âşıklar ve meddahlar tarafından anlatılır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Halk hikâyesinde olağanüstülük destana göre azalmıştır; kahramanlar insani yönleriyle çizilir.

  3. Soru 3 · Zor

    Ugan, bir fıkra kitabında Nasreddin Hoca'nın adıyla anlatılan bir fıkrayı okuyor ve «Hoca'nın adı geçtiğine göre bu fıkrayı Hoca yazmıştır» diyor. Hangisi Ugan'ın yanılgısını doğru biçimde düzeltir?

    1. A)Fıkra anonimdir; Hoca fıkranın etrafında toplandığı tiptir ve zamanla başka fıkralar da bu tipe bağlanmıştır.
    2. B)Fıkrayı Hoca yazmış, kitap onu değiştirmiştir.
    3. C)Hoca'nın adı geçen her anlatı efsanedir.
    4. D)Fıkrayı kitabı hazırlayan kişi yazmıştır.
    5. E)Fıkra masaldır, çünkü kişisi bellidir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Tip fıkranın yazarı değil, olayların ona yüklendiği sabit kişidir; anonim fıkralar ağızdan ağıza bu tipe eklenir.

  4. Soru 4 · Zor

    Aşağıdaki özetlerden hangisi halk hikâyesine aittir?

    1. A)Gökten inen bir ışıktan doğan ata, dağılmış boyları birleştirip milletini yurduna kavuşturur.
    2. B)Köyün gölü, yoksula ekmek vermeyen bir ağanın beddua ile batan konağından oluşmuştur; köylüler bunu bugün de anlatır.
    3. C)Keloğlan dev anasının sorularını bilir, üç sınavı geçer ve padişahın kızıyla evlenir.
    4. D)Bir adam ödünç aldığı şeyi geri vermemek için bir bahane uydurur, son sözüyle karşısındakini susturur.
    5. E)Bir bezirgân oğlu sevdiği kızın ardından şehir şehir dolaşır; yolda başına gelenler düzyazıyla anlatılır, derdini sazıyla söylediği koşmalar araya girer.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Gerçek şehirlerde geçen, nazım–nesir karışık bir sevda yolculuğu halk hikâyesidir; öteki özetler destana, efsaneye, masala ve fıkraya aittir.

  5. Soru 5 · Zor

    Yümnü, bir anlatının kalıp bir girişle açıldığını görünce onun kesinlikle masal olduğuna karar veriyor. Bu karar için hangi değerlendirme doğrudur?

    1. A)Doğrudur; kalıp giriş yalnız masalda bulunur.
    2. B)Yanlıştır; kalıp giriş yalnız fıkrada bulunur.
    3. C)Yeterli değildir; döşeme halk hikâyesinde de bulunur, karar için araya şiir girip girmediğine, yer adlarına ve olağanüstülüğün yoğunluğuna da bakılmalıdır.
    4. D)Yanlıştır; kalıp girişle açılan her anlatı destandır.
    5. E)Doğrudur; kalıp girişle açılan anlatılar efsane olamaz, öyleyse masaldır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Döşeme masalla halk hikâyesinin ortak özelliğidir; tek başına türü belirlemez, öteki ölçütlerle birlikte okunur.

E07 — Halk Edebiyatı

Modülün bütün dersleri bitince işaretle; modül 1, 3, 7 ve 21. günlerde YKS ana sayfasındaki tekrar listesine döner.