İçeriğe geç

YKS Türk Dili ve Edebiyatı · Halk Edebiyatı · EDB-E07-L04

Dinî-tasavvufi halk edebiyatı

AYTsınavdaki ağırlığı orta· 8 bölüm

1Kanca

Rüçhan, müzik öğretmeninin istediği «ailemizin dinlediği ezgiler» ödevi için üç kayıt topladı: kandil gecesi mahalle camisinde okunan bir parça, teyzesinin gittiği cemevinde saz eşliğinde söylenen bir parça ve dedesinin eski bir kasetten dinlediği bir parça. Üçünün etiketine aynı şeyi yazdı: «ilahi — müzik dersi». Teyzesi cemdeki parçaya «deme» dendiğini, dedesi de kasetteki Bektaşi şiirine «nefes» dendiğini anlattı. Rüçhan sözleri kâğıda geçirince başka bir şey fark etti: dizelerin hecesi sayılabiliyor, dize sonları birbirini yankılıyor, son dörtlükte de bir şairin adı geçiyordu. Ezgi şiiri taşıyordu, ama taşınan şey bir şiirdi; adının farklı olması da söylendiği çevreden geliyordu.

2Hedefler

  • Dinî-tasavvufi halk şiirini konusu, dili, ölçüsü ve geliştiği çevreyle tanımlarsın.
  • İlahi, nefes, deme ve nât türlerini konusuna ve söylendiği çevreye bakarak ayırırsın.
  • Divan şiirindeki tevhid, münacat ve nât ile bu koldaki dinî şiir arasındaki biçim ve dil farkını açıklarsın.
  • Bir halk şiirinin anonim, âşık ya da dinî-tasavvufi kola ait olduğunu mahlas, konu ve çevre işaretleriyle gerekçelendirirsin.

3Konu anlatımı

Ezginin içindeki söz

Rüçhan'ın ilk etiketi yarı yarıya doğruydu. Bu şiirlerin çoğu gerçekten ezgiyle okunur ve bir müzik geleneğinin parçasıdır. Ama ezgiyi çıkarıp sözleri kâğıda yazdığında elinde ölçüsü, kafiyesi, nazım birimi olan bir metin kalır. Edebiyat dersi o metne bakar: dizelerin kaç heceli olduğuna, hangi birimle kurulduğuna, ne anlattığına, kimin söylediğine. Bir türkünün ezgisi müzik dersinin, sözü edebiyat dersinin konusu olduğu gibi, bir ilahinin sözü de Türk edebiyatının bir kolunu oluşturur.

Tekke çevresinde gelişen kol

Halk edebiyatı ders kitaplarında üç kola ayrılır: anonim halk edebiyatı, âşık edebiyatı ve dinî-tasavvufi halk edebiyatı. Üçüncü kol tekke çevresinde gelişmiştir. Tekke, bir tarikatın dervişlerinin bir araya geldiği, tasavvufun öğretildiği yerdir; bu yüzden kola tekke edebiyatı adı da verilir. Şairleri çoğunlukla bir tarikata bağlı, tasavvuf yolunu benimsemiş kişilerdir.

Bu çizginin başlangıcını Geçiş Dönemi'nde görmüştün. Ahmet Yesevi'nin hikmetleri heceyle, dörtlüklerle ve halkın anlayacağı bir Türkçeyle kurulmuştu; ders kitapları onu dinî-tasavvufi halk şiirinin başlatıcısı sayar. Yesevi'nin yolunu izleyen dervişler bu söyleyişi Anadolu'ya taşıdı ve gelenek orada yeni şairlerle sürdü. Anadolu'da bu çizgide en çok bilinen şair Yunus Emre'dir; onu ayrı bir derste ele alacağız. Dönemin tarikatları ve Anadolu'da İslam'ın yayılışı Tarih akademisinin konusudur.

Ne anlatır, nasıl söyler?

Bu kolun şiirleri ders kitaplarında şu konularla anılır: Allah sevgisi, tasavvufun öğütleri, insan sevgisi, nefsin terbiyesi, alçakgönüllülük, dünyanın geçiciliği, ölüm ve ötesi. Şiirin amacı çoğu zaman bir duyguyu dile getirmekle bir yol göstermeyi birleştirmektir; bu yüzden metinlerde öğretici bir ses de duyulur.

Dil sadedir. Tasavvufun kavramları Arapça ve Farsçadan gelen kelimelerle anılsa da cümle, halkın kulağına yakın bir Türkçeyle kurulur. Bunun nedeni Yesevi'den beri aynıdır: söz tekkeye gelen geniş bir topluluğa ulaşmak ister.

Ölçüde hece ağırlıktadır. Ders kitapları yine de bu kolda aruzla yazılmış örneklerin de bulunduğunu belirtir; tekke şairlerinin bir kısmı iki ölçüyü de kullanmıştır. Nazım birimi çoğunlukla dörtlüktür; aruzla yazılan şiirlerde beyit de görülür. Şiirin son dörtlüğünde şair adını ya da takma adını, yani mahlasını söyler.

Türlerin adları neyi gösterir?

Bu koldaki tür adları dış yapıdan çok konuyu ve şiirin söylendiği çevreyi bildirir. Ders kitaplarında öne çıkan dört ad şunlardır:

TürNe anlatır?Hangi çevrede?
İlahiAllah'ı över, tasavvufi coşkuyu dile getirirTekkelerde, camilerde; ezgiyle okunur
NefesTasavvufi düşünceleri işlerBektaşi şairlerinin şiiri
DemeTasavvufi ve dinî düşünceleri işlerAlevi şairlerinin şiiri; cemde çoğu zaman saz eşliğinde
NâtHz. Muhammed'i överHalk şiirinde de, Divan şiirinde de

Bektaşilik adını Hacı Bektaş Veli'den alır. Âşıklar dersinde tanıdığın Pir Sultan Abdal da ders kitaplarında Alevi-Bektaşi şiir geleneğinin önemli adları arasında anılır; onun şiirleri bu yüzden deme ve nefes geleneğiyle birlikte düşünülür.

Tablodaki ayrım, Rüçhan'ın üç etiketini düzeltir. Camideki parça ilahidir; cemevindeki parça demedir; dedesinin dinlediği Bektaşi şiiri nefestir. Her dinî konulu şiire «ilahi» demek, bu ayrımı silmek olur.

İki kavram daha bu kolda geçer. Devriye, varlığın Allah'tan çıkıp çeşitli aşamalardan geçtikten sonra yine O'na dönüşünü anlatan şiirdir; adı «dönme, devir» anlamıyla ilgilidir. Şathiye ise dışarıdan bakıldığında alaycı ya da aykırı görünen, ama altında derin bir tasavvufi anlam taşıyan söyleyiştir. Şathiyeyi okurken yüzeydeki tuhaflıkta durmamak, ardındaki düşünceyi aramak gerekir.

Bir dörtlükte ölçü ve ses

Gerçek bir ilahiden alıntı yapmak yerine, bu ders için kurulmuş ve hiçbir şaire mal edilmeyen bir örnek dörtlüğe bakalım:

Gönül yanar, bahar olur
Seven kula yeter bir an
Kibir kalbe duvar olur
Dosta varır yanan her can

Hece sayımı. Gö-nül-ya-nar-ba-har-o-lur: sekiz. Se-ven-ku-la-ye-ter-bir-an: sekiz. Ki-bir-kal-be-du-var-o-lur: sekiz. Dos-ta-va-rır-ya-nan-her-can: sekiz. Dörtlük 8'li hece ölçüsüyle kurulmuştur.

Duraklar. Dizelerin hepsinde bölünme dört hecenin ardından, kelime bitiminde gelir: «Gönül yanar / bahar olur», «Seven kula / yeter bir an», «Kibir kalbe / duvar olur», «Dosta varır / yanan her can». Yapı 4+4'tür.

Kafiye ve redif. Birinci ve üçüncü dizede «olur» aynı görev ve anlamla tekrar eder; bu kelime rediftir. Ondan önce «bahar» ve «duvar» kalır; ortak ses «ar» iki sesten, bir ünlüyle bir ünsüzden oluştuğu için tam kafiyedir. İkinci ve dördüncü dize «an» ile «can» kelimeleriyle biter; burada redif yoktur, ortak «an» sesi yine tam kafiye verir. Kafiye düzeni abab'dır.

Tür. «Gönül yanar» aşkın, «dost» tasavvufta Allah'ın karşılığı olarak okunur; kibrin kalbi örtmesi de tasavvufun öğütlerinden biridir. Konu Allah sevgisi ve tasavvufi coşku olduğu için dörtlük ilahi türüne uygun düşer. Bu tek dörtlükte mahlas yoktur; şiirin tamamında şairin adı son dörtlüğe yerleşirdi.

Aynı konu, iki gelenek

Divan şiirinin dinî türleriyle adları düzeyinde zaten tanıştın: Allah'ın birliğini anlatan tevhid, Allah'a yakaran münacat, peygamberi öven nât. Bu türler Divan şiirinde çoğunlukla kaside biçiminde, aruzla, beyitlerle ve Arapça-Farsça kelimelerin yoğun olduğu bir dille yazılır.

Dinî-tasavvufi halk şiiri benzer konulara heceyle, dörtlüklerle ve sade bir dille yaklaşır. Allah'ı öven bir şiir Divan'da tevhid ya da münacat adını alabilir, tekkede ise ilahi olarak söylenir. Nât adı iki gelenekte de kullanılır; ayrım adda değil, biçimdedir. Bir soruda iki dinî şiir verilirse önce ölçüye, birime ve dile bak: aruzlu beyitler ve ağır bir dil Divan'ı, heceli dörtlükler ve sade söyleyiş tekkeyi gösterir. Bu ayrım bir eğilimi gösterir, kesin bir sınır çizmez: tekke şiirinde de aruzlu örnekler vardır. Divan şiirinin dinî türlerinin ayrıntısı Divan edebiyatı modülünde açılacak.

Üç kolu ayırmanın işaretleri

Halk edebiyatının üç kolu aynı hece ölçüsünü ve dörtlüğü paylaşabildiği için dış yapı tek başına karar verdirmez. Sorularda işe yarayan işaretler şunlardır:

  • Mahlas: Anonim halk şiirinde söyleyen bilinmez, mahlas da yoktur. Âşık şiirinde ve tekke şiirinde şair adını son dörtlükte verir.
  • Konu: Âşık şiiri aşkı, doğayı, gurbeti, yiğitliği işler; tekke şiirinin merkezinde Allah sevgisi ve tasavvuf durur.
  • Çevre: Âşık köyde, kahvede, düğünde sazıyla söyler; tekke şairinin sözü tekkede, camide, cemde yaşar.
  • Tür adı: Koşma, semai, varsağı âşık geleneğinin; ilahi, nefes, deme tekke geleneğinin adlarıdır.

Bu işaretleri birlikte okumak gerekir. Mahlas tek başına âşık şiirini tekke şiirinden ayırmaz. Saz da ayırıcı olmaz: deme cemde çoğu zaman sazla söylenir, yani âşığın çalgısı dervişin sözüne de eşlik edebilir. Yollar konuda ve çevrede ayrılır.

Bir şaire yaklaşmak

Bu derste kolun genel çerçevesini kurdun: tekkeden doğan sade bir dil, Allah ve insan sevgisi, heceye yaslanan bir söyleyiş. Sonraki derste bu çerçevenin içinde 13. ve 14. yüzyıllar arasında yaşamış tek bir şaire, Yunus Emre'ye geçeceksin. Orada şu soru seni bekliyor: insan sevgisini sade Türkçeyle anlatan şiirlerin yanında, «Risaletü'n-Nüshiyye» adıyla anılan öğüt kitabı aynı şairin dünyasında nasıl bir yer tutar ve bu iki eser ölçü bakımından birbirine benzer mi?

4Çözümlü örnekler

Örnek 1 — Çevre türün adını verir

Soru: Alevi şairlerinin söylediği, cem ortamında çoğu zaman saz eşliğinde okunan tasavvufi şiirlere verilen ad nedir?

  • A) Nefes
  • B) Nât
  • C) Koşma
  • D) Deme
  • E) Devriye

Çözüm: Nefes Bektaşi şairlerinin şiiridir; nât Hz. Muhammed'i övmeyi anlatır; koşma âşık geleneğinin nazım şeklidir; devriye varlığın Allah'a dönüşünü işler. Alevi çevresinde söylenen şiire deme denir. Cevap: D.

Örnek 2 — Divan mı, tekke mi?

Soru: Peygamberi öven iki şiirden biri aruzla, beyitlerle ve ağır bir dille; öteki heceyle, dörtlüklerle ve sade bir dille yazılmıştır. Bu iki şiir için hangi değerlendirme yerindedir?

  • A) Yalnız aruzlu olana nât denebilir.
  • B) İkisine de nât denebilir; biçim ve dil, şiirlerin hangi gelenekten geldiğini gösterir.
  • C) Heceli olan nefes, aruzlu olan ilahidir.
  • D) Nât bir nazım şekli olduğu için iki şiir aynı biçimde olmalıdır.
  • E) Heceli olan anonim halk şiiridir, çünkü dili sadedir.

Çözüm: Nât konuyu adlandırır ve iki gelenekte de kullanılır. Aruzlu beyitler Divan şiirine, heceli dörtlükler dinî-tasavvufi halk şiirine işaret eder. Sade dil tek başına anonimliği göstermez; mahlas ve söyleyen bilgisi gerekir. Cevap: B.

Örnek 3 — Örnek dörtlükte kafiye

Soru: Örnek dörtlüğün birinci dizesi «bahar olur», üçüncüsü «duvar olur» ile sona eriyor. Bu iki dize sonu için hangisi doğrudur?

  • A) «Olur» redif, «ar» sesi tam kafiyedir.
  • B) «Bahar» ile «duvar» redif, «olur» kafiyedir.
  • C) Redif yoktur, «ar olur» zengin kafiyedir.
  • D) «Olur» kafiye, «ar» redif sayılır.
  • E) «R» sesi yarım kafiye, «olur» ise ek rediftir.

Çözüm: «Olur» iki dizede aynı anlam ve görevle tekrar eden bir kelimedir; redif olarak ayrılır. Geriye kalan «bahar» ve «duvar» kelimelerinde «ar» ortaktır; «h» ile «v» ayrılır. İki sesli bu ortaklık tam kafiye sayılır. Cevap: A.

Örnek 4 — Yüzeyin altındaki anlam

Soru: Bir tekke şiiri, okuyana ilk bakışta dinî kurallarla alay ediyormuş gibi gelen, ama tasavvufi bir düşünceyi derinden işleyen bir söyleyişle kurulmuştur. Bu şiir hangi kavramla anılır?

  • A) Devriye
  • B) İlahi
  • C) Münacat
  • D) Nefes
  • E) Şathiye

Çözüm: Dışa aykırı ya da alaycı görünen, altında derin anlam taşıyan söyleyişe şathiye denir. Devriye varlığın Allah'tan çıkıp O'na dönüşünü anlatır; münacat Allah'a yakarıştır ve Divan şiirinin türleri arasında anılır. Cevap: E.

5Tuzaklar

  • Ezgiyle okunan şiiri yalnız müzik saymak. İlahi, nefes ve deme ezgiyle yaşar; ama sözleri ölçüsü, kafiyesi ve mahlası olan edebî metinlerdir.
  • Dinî konulu her şiire ilahi demek. Bektaşi çevresinin şiiri nefes, Alevi çevresinin şiiri deme, peygamber övgüsü nât adını alır.
  • Nâtı yalnız Divan şiirine ait sanmak. Nât adı iki gelenekte de kullanılır; aruzlu beyitle mi, heceli dörtlükle mi yazıldığına bakılır.
  • Bu kolun hiç aruz kullanmadığını düşünmek. Hece ağırlıktadır, ama ders kitapları aruzlu örneklerin de bulunduğunu belirtir.
  • Mahlası görünce şiiri hemen âşık edebiyatına vermek. Tekke şairleri de mahlas kullanır; konu ve çevre kolun asıl işaretidir.

6Tekrar kartı

  • Tekkelerde yeşeren bu kolun öbür adı tekke edebiyatıdır.
  • Konular: Allah sevgisi, tasavvuf, insan sevgisi, dünyanın geçiciliği; dil sade, ses öğretici.
  • Ölçü çoğunlukla hece, aruzlu örnekler de var; birim dörtlük, aruzlularda beyit; mahlas son dörtlükte.
  • İlahi: Allah'ı över, ezgiyle okunur. Nefes: Bektaşi. Deme: Alevi. Nât: Hz. Muhammed'i över.
  • Devriye: varlığın Allah'tan çıkıp O'na dönüşü. Şathiye: dışa aykırı, içte derin anlamlı söyleyiş.
  • Divan'da tevhid, münacat, nât çoğunlukla kaside, aruz, beyit; tekkede aynı konular hece, dörtlük, sade dil.
  • Başlatıcı Ahmet Yesevi; Anadolu'da en tanınmış ad Yunus Emre.

7Alıştırma

  1. Soru 1 · Kolay

    Dinî-tasavvufi halk edebiyatının geliştiği çevre hangisidir?

    1. A)Saray ve medrese
    2. B)Köy düğünleri
    3. C)Tekke
    4. D)Kahvehane
    5. E)Ordu ve sefer
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Bu kol tarikat dervişlerinin toplandığı tekkelerde geliştiği için tekke edebiyatı diye de anılır.

  2. Soru 2 · Kolay

    Allah'ı öven, tasavvufi coşkuyu dile getiren ve ezgiyle okunan şiire ne ad verilir?

    1. A)İlahi
    2. B)Mâni
    3. C)Ağıt
    4. D)Semai
    5. E)Destan
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. İlahi Allah sevgisini ve övgüsünü işler, tekkede ve camide ezgiyle okunur.

  3. Soru 3 · Kolay

    Bektaşi şairlerinin tasavvufi şiirlerine verilen ad hangi seçenektedir?

    1. A)Deme
    2. B)Varsağı
    3. C)Nât
    4. D)Koşma
    5. E)Nefes
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Bektaşi çevresinde söylenen tasavvufi şiirler nefes adıyla anılır.

  4. Soru 4 · Kolay

    Hz. Muhammed'i öven şiirlerin adı nedir?

    1. A)Devriye
    2. B)Nât
    3. C)Şathiye
    4. D)Varsağı
    5. E)Ninni
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Peygamber övgüsünü işleyen şiirlere hem Divan hem halk geleneğinde nât denir.

  5. Soru 5 · Orta

    Dinî-tasavvufi halk şiirinin ölçüsü için en doğru bilgi hangisidir?

    1. A)Yalnız aruz kullanılmıştır.
    2. B)Ölçü kullanılmamış, düzyazı yeğlenmiştir.
    3. C)Yalnız serbest ölçü kullanılmıştır.
    4. D)Hece ağırlıktadır; aruzla yazılmış örnekler de bulunur.
    5. E)Hece ölçüsü bu kolda hiç görülmez.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Ders kitapları bu kolda hecenin ağır bastığını, bazı şairlerin aruzu da kullandığını belirtir.

  6. Soru 6 · Orta

    Ahmet Yesevi'nin bu koldaki yeri nasıl tanımlanır?

    1. A)Divan şiirinin ilk kasidesini yazmıştır.
    2. B)Ders kitaplarında dinî-tasavvufi halk şiirinin başlatıcısı sayılır.
    3. C)Âşık geleneğinde usta-çırak ilişkisini kurmuştur.
    4. D)Anonim mânileri ilk kez derlemiştir.
    5. E)Bu kolda aruzu kesin olarak yasaklamıştır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Yesevi hikmetlerini heceyle ve sade Türkçeyle söylemiş, bu çizgi dervişleriyle Anadolu'ya taşınmıştır.

  7. Soru 7 · Orta

    Alevi şairlerinin söylediği, cemde çoğunlukla saz eşliğinde okunan şiirlerin adı hangisidir?

    1. A)Deme
    2. B)Nefes
    3. C)İlahi
    4. D)Münacat
    5. E)Koşma
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Alevi çevresinde söylenen tasavvufi ve dinî şiirlere deme denir.

  8. Soru 8 · Orta

    Varlığın Allah'tan çıkıp aşamalardan geçtikten sonra yine O'na dönüşünü anlatan tekke şiirine ne denir?

    1. A)Nât
    2. B)Şathiye
    3. C)Nefes
    4. D)Ağıt
    5. E)Devriye
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Devriye adı dönme ve devir anlamıyla ilgilidir ve varlığın bu dönüş yolculuğunu işler.

  9. Soru 9 · Orta

    Rahşan, bir şiirin âşık edebiyatına değil tekke edebiyatına ait olduğunu göstermek istiyor. Hangi bilgi ona en güçlü dayanağı sağlar?

    1. A)Şiirin hece ölçüsüyle yazılmış olması
    2. B)Şiirde dörtlüklerin kullanılması
    3. C)Şiirin Allah sevgisini işlemesi ve tekkede okunması
    4. D)Son dörtlükte bir mahlasın geçmesi
    5. E)Dize sonlarında redif bulunması
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Hece, dörtlük, mahlas ve redif iki kolda da görülebilir; ayırıcı olan konu ile söylendiği çevredir.

  10. Soru 10 · Orta

    Derse özel dörtlükteki «Seven kula yeter bir an» dizesi kaç hecedir, durağı nereye düşer?

    1. A)Yedi hece, 4+3
    2. B)Sekiz hece, 5+3
    3. C)Dokuz hece, 4+5
    4. D)Sekiz hece, 4+4
    5. E)On bir hece, 6+5
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Se-ven-ku-la ve ye-ter-bir-an dörder hecedir, durak «kula» kelimesinin sonuna düşer.

  11. Soru 11 · Orta

    Bu koldaki şiirlerin diliyle ilgili doğru yargı hangisidir?

    1. A)Halkın anlayacağı sade bir Türkçeyle söylenir; tasavvuf kavramları yine de yer alır.
    2. B)Arapça ve Farsça tamlamalarla yüklü ağır bir dil kullanılır.
    3. C)Yalnız Arapça yazılmıştır.
    4. D)Tamamen yabancı kelimelerden arındırılmıştır.
    5. E)Yalnız saray çevresinin anlayacağı bir dil seçilmiştir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Söz geniş bir topluluğa ulaşmak istediği için sade kurulur, kavramlar ise Arapça ve Farsçadan gelebilir.

  12. Soru 12 · Zor

    Nihal, Divan şiirinin tevhid, münacat ve nât türlerini dinî-tasavvufi halk şiiriyle karşılaştırıyor. Hangi cümle karşılaştırmayı doğru özetler?

    1. A)İki gelenek dinî konuları hiç ortak kullanmaz.
    2. B)Halk şiirinde dinî şiir yalnız aruzla yazılır.
    3. C)Tevhid ve münacat halk şiirinin nazım şekilleridir.
    4. D)Nât yalnız halk şiirine özgü bir addır.
    5. E)Konular benzerdir; Divan'da çoğunlukla kaside, aruz ve ağır dil, tekkede hece, dörtlük ve sade dil öne çıkar.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Allah ve peygamber övgüsü iki gelenekte de işlenir; ayrım biçimde ve dildedir.

  13. Soru 13 · Zor

    Naci, dinî konulu, mahlassız, söyleyeni bilinmeyen ve yöreden yöreye birkaç kelimesi değişerek söylenen bir dörtlüğü tekke edebiyatına koyuyor. Bu sınıflandırmanın zayıf noktası nedir?

    1. A)Dinî konu yalnız Divan şiirinde işlendiği için dörtlük Divan'a aittir.
    2. B)Mahlasın olmaması ve söyleyenin bilinmemesi anonim kola işaret eder; tekke şairi adını son dörtlükte verir.
    3. C)Dörtlük biçimi yalnız âşık edebiyatında kullanılır.
    4. D)Söyleyeni bilinmeyen şiir edebiyatın konusu olamaz.
    5. E)Dinî konulu şiirler halk edebiyatında hiç görülmez.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Tekke şiirinin şairi bellidir ve mahlas kullanır; mahlassız, değişken bir dörtlük anonim halk şiirinin özelliklerini taşır.

  14. Soru 14 · Zor

    Örnek dörtlükte ikinci dize «bir an», dördüncüsü «her can» sözleriyle kapanıyor. Bu dize sonları için hangisi doğrudur?

    1. A)«Her» ile «bir» redif olduğu için kafiye yoktur.
    2. B)«N» sesi yarım kafiyedir, «an» rediftir.
    3. C)Redif yoktur; ortak «an» sesi tam kafiye verir.
    4. D)«An» ile «can» aynı kelime olduğu için cinaslı kafiyedir.
    5. E)Kafiye «ir an» ile «er can» arasında zengin kafiyedir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. «An» ve «can» kelimelerinde ortak olan «a» ünlüsüyle «n» ünsüzüdür; tekrar eden bir ek ya da kelime olmadığı için redif ayrılmaz.

  15. Soru 15 · Zor

    Nüzhet, «Pir Sultan Abdal âşık geleneğinde anıldığına göre deme ve nefesle bir bağı olamaz» diyor. Bu yargıyı hangi bilgi zayıflatır?

    1. A)Deme yalnız Divan şiirinde kullanılan bir addır.
    2. B)Nefes Hz. Muhammed'i öven şiirin adıdır.
    3. C)Pir Sultan Abdal aruzla kaside yazan bir Divan şairidir.
    4. D)Pir Sultan Abdal ders kitaplarında Alevi-Bektaşi şiir geleneğinin önemli adları arasında anılır.
    5. E)Âşık geleneği ile tekke geleneği hiçbir şairde buluşmaz.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Bir şairin âşık geleneğinde anılması, Alevi-Bektaşi çevresinin deme ve nefes geleneğiyle bağını ortadan kaldırmaz.

8Ustalık kapısı

5 soru, 5 dakika. 4 ya da 5 doğru yaptıysan sıradaki derse, «Yunus Emre» dersine geç. 3 ve altındaysan 3. ve 4. bölümü yeniden oku, sonra kapıyı bir kez daha çöz.

  1. Soru 1 · Orta

    Rüçhan'ın ödevindeki üç parçanın adlarını doğru eşleştiren seçenek hangisidir?

    1. A)Camideki parça nefes, cemdeki deme, Bektaşi şiiri ilahi
    2. B)Üçü de ilahi
    3. C)Camideki parça deme, cemdeki nefes, Bektaşi şiiri nât
    4. D)Camideki parça ilahi, cemdeki deme, Bektaşi şiiri nefes
    5. E)Camideki parça nât, cemdeki ilahi, Bektaşi şiiri deme
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Ad, şiirin söylendiği çevreyi gösterir: camide ilahi, Alevi cemde deme, Bektaşi çevresinde nefes.

  2. Soru 2 · Orta

    Gönül, kibir ve dost üzerine kurulan örnek dörtlükte dize sonları hangi düzenle kafiyelenir?

    1. A)abab
    2. B)aaaa
    3. C)aabb
    4. D)abba
    5. E)aaab
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Birinci ile üçüncü dize «ar olur», ikinci ile dördüncü dize «an» sesiyle buluşur ve düzen çapraz kurulur.

  3. Soru 3 · Zor

    Bir tekke şiiri ilk okumada dinî kurallarla alay ediyor gibi görünüyor, ama dikkatli bir okur altında tasavvufi bir düşünce buluyor. Bu şiire hangi ad verilir ve okurdan ne ister?

    1. A)Devriye; varlığın dönüşünü sırayla saymayı ister.
    2. B)Nât; peygamberi övmeyi ister.
    3. C)Şathiye; yüzeydeki aykırılıkta kalmayıp ardındaki anlamı aramayı ister.
    4. D)Münacat; Allah'a yakarmayı ister.
    5. E)İlahi; ezgiyi ezberlemeyi ister.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Şathiye dışa aykırı görünür ama derin anlam taşır; okur yüzeydeki tuhaflığı aşmalıdır.

  4. Soru 4 · Zor

    Aruzla ve beyitlerle yazılmış, tasavvufi konulu, sade dilli ve sonunda mahlası olan bir tekke şiirini Rahşan «aruzlu olduğu için Divan şiiridir» diye sınıflandırıyor. En yerinde düzeltme hangisidir?

    1. A)Aruz yalnız halk şiirinde kullanıldığı için sınıflandırma doğrudur.
    2. B)Bu kolda aruzlu örnekler de bulunur; tasavvufi konu, sade dil ve tekke çevresi şiiri bu kola bağlayabilir.
    3. C)Mahlas yalnız anonim şiirde bulunduğu için şiir anonimdir.
    4. D)Beyitle yazılan şiir halk edebiyatına giremez.
    5. E)Sade dil şiirin edebî olmadığını gösterir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Ders kitapları tekke şiirinde hecenin ağır bastığını ama aruzlu örneklerin de bulunduğunu söyler; tek ölçüt aruz olamaz.

  5. Soru 5 · Zor

    Rüçhan, dinî-tasavvufi halk şiirini anonim ve âşık kollarından ayırmak için bir kontrol listesi hazırlıyor. Hangi madde listeye yanlış girmiştir?

    1. A)Söyleyeni bilinir, mahlas son dörtlükte geçer.
    2. B)Merkezde Allah sevgisi ve tasavvuf vardır.
    3. C)Tekkede, camide ya da cemde söylenir.
    4. D)İlahi, nefes ve deme bu kolun tür adlarıdır.
    5. E)Hece ölçüsü ve dörtlük yalnız bu kola özgüdür.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Hece ölçüsü ve dörtlük üç kolda da kullanılır; dış yapı tek başına kolu belirlemez.

E07 — Halk Edebiyatı

Modülün bütün dersleri bitince işaretle; modül 1, 3, 7 ve 21. günlerde YKS ana sayfasındaki tekrar listesine döner.