İçeriğe geç

YKS Türk Dili ve Edebiyatı · Söz Sanatları · EDB-E03-L08

Mübalağa ve kinaye

AYTher yıl mutlaka soru çıkan konu· 8 bölüm

1Kanca

Ezel'in teyzesi pazar öğleden sonra kapıdan girer girmez mutfaktaki tencerelere baktı ve gülümsedi: «Maşallah, bu evde ocak hiç sönmez.» Ezel, geçen ay gelen doğal gaz faturasını hatırlayıp hemen düzeltti: «Yok teyze, akşam dokuzda kapatıyoruz.» Salondakiler kahkahayı bastı. Ezel neye güldüklerini anlamadı; söylediği doğruydu. Akşam annesi açıkladı: teyzesi gaz musluğundan söz etmiyordu. Kapısı çalınan, sofrası kalabalık, misafiri eksik olmayan bir evi övüyordu. Ezel o gün ocakta gerçekten üç tencerenin kaynadığını hatırladı. Teyzenin cümlesi gerçek anlamıyla da yanlış değildi; ama söylenmek istenen, o tencerelerin kimin için kaynadığıydı.

2Hedefler

  • Verilen dizede veya cümlede olağan ölçüyü aşan söyleyişi bulur, abartmanın büyütme mi küçültme mi yönünde yapıldığını belirtirsin.
  • Kinayeli bir sözün gerçek anlamını ve ondan çıkan, asıl kastedilen mecaz anlamı ayrı ayrı söylersin.
  • Kinayeyi tevriyeden iki anlamı taşıyan birimin büyüklüğüne bakarak, istiareden benzetme olup olmadığını sınayarak ayırırsın.
  • Mübalağanın teşbih ya da hüsn-i talil ile aynı dizede kurulduğu durumlarda her sanatı doğuran sözcükleri gösterirsin.

3Konu anlatımı

Bir ölçüyü bozan söz, bir anlamı aşan söz

Önceki derste sevgiliyi güneşle karıştıran ya da güllerin açışını ona bağlayan dizelerde abartı hep bir yardımcı olarak dolaşıyordu. Burada ölçünün kendisiyle oynamak bir sanatın adı olur; yanına da gerçek anlamı yerinde bırakan bir söyleyiş gelir. Mübalağa ile kinaye ilk görüşte pek akraba görünmez. Mübalağada şair bir şeyin ölçüsüyle oynar; kinayede bir sözün anlamıyla. Yine de ikisinin ortak bir yanı var: okur, söyleneni olduğu gibi kabul edip orada kalırsa sözün asıl yükünü kaçırır. Ezel teyzesinin cümlesinde yalnız gaz musluğunu duydu. Abartılı bir sözü harfi harfine ölçüp «olmaz öyle şey» diyen okur da benzer bir yanılgıya düşer: «gözyaşım sel oldu» dizesinde bir hava raporu okumadığını unutur.

Mübalağa: büyütmek ya da küçültmek

Mübalağa (abartma), bir durumu, bir duyguyu ya da bir niteliği gerçekte olduğundan çok daha büyük veya çok daha küçük göstermektir. Söylenen ölçü gerçekte rastlanamayacak bir ölçüdür; şair bunu bilerek seçer, çünkü sıradan bir ölçü duygunun şiddetini taşımaz. Derse özel yazılmış iki örnek dize:

Bir ah çektim, dağlar yerinden oynadı.
Odası öyle dar ki bir karınca dönemez.

İlk dizede bir iç çekişin etkisi gerçekte olamayacak kadar büyütülmüştür: dağı yerinden oynatan bir «ah» yoktur, ama bu ölçü acının büyüklüğünü anlatır. İkinci dizede yön terstir. Oda, içinde bir karıncanın bile dönemeyeceği kadar küçük gösterilmiştir. Küçültme yönündeki abartma da mübalağadır; sanatı belirleyen yön değil, ölçünün gerçeği aşmasıdır.

Gündelik dildeki abartı da aynı sanattır

Mübalağa yalnız şiire ait bir süs değildir; her gün kullandığımız konuşma dili onunla doludur. «Sana bu sözü bin kere söyledim», «açlıktan ölüyorum», «bir dakikada geliyorum, bekle» gibi sözlerde kimse sayıyı ya da süreyi ölçmez. Dinleyen, söylenen ölçünün bir duyguyu, bir sabırsızlığı ya da bir bıkkınlığı taşıdığını bilir. Şiirdeki «gözyaşım sel oldu» ile sokaktaki «bin kere söyledim» arasında bir tür farkı yoktur: ikisi de ölçüyü bilerek aşan söylenişlerdir. Ders kitapları bu yüzden gündelik abartıyı da mübalağa örneği olarak gösterir.

Kimi kaynaklar abartmayı derecesine göre üçe ayırır: akla da olağan düzene de uygun olanı tebliğ, akla uygun ama olağan düzende görülmeyeni iğrak, ne akla ne olağan düzene uyanı gulüv diye adlandırır. Bu adlandırma her ders kitabında yer almaz; bu derste ölçüt olarak abartmanın varlığına bakacağız.

Abartmayı sınamak için tek soru

Bir dizede mübalağa olup olmadığını anlamak için şu soruyu sor: Söylenen ölçü, gerçekte görülebilecek bir ölçü mü? «Yağmur bütün gün yağdı» cümlesi gerçekte olabilecek bir şeyi anlatır; abartma yoktur. «Yağmur kırk gün kırk gece durmadı» ise, bir sel felaketini değil de sıkıcı bir haftayı anlatıyorsa, mübalağadır. Burada bağlam belirleyicidir: aynı söz bir tarih kaydında bilgi, bir şikâyette abartma olabilir.

Sık karıştırılan bir durum da büyük ama gerçek sayılardır. «Stadyumu elli bin kişi doldurdu» cümlesi büyük bir sayı verir, ama gerçekte görülebilecek bir sayıdır. Mübalağa büyüklükte değil, gerçeğin aşılmasında aranır.

Kinaye: gerçek anlam da durur, kastedilen mecazdır

Kinaye, bir sözü, gerçek anlamını da mecaz anlamını da düşündürecek biçimde kullanıp mecaz olanı kastetmektir. Kinayeli sözün gerçek anlamı saçma değildir; çoğu zaman doğru ya da olası bir durumu anlatır. Ama söyleyen orada durmaz: o durumun arkasından gelen bir anlamı anlatmak ister. Ezel'in teyzesi için ocağın gerçekten yanıyor olması yalnız bir kanıttı; asıl söylediği, evin konuksever olmasıydı.

Derse özel iki cümle daha:

Komşumuzun evinin ışığı gece yarısına kadar yanar.
Babamın bu işte saçları ağardı.

İlk cümlede gerçek anlam olasıdır: o evde lamba gerçekten geç saate kadar açık olabilir. Söylenmek istenen ise komşunun çok çalıştığıdır. İkinci cümlede baba gerçekten ağarmış saçlara sahip olabilir; ama kastedilen, bu işe uzun yıllarını verdiği, onun yükünü çektiğidir. Her iki cümlede de gerçek anlam silinmez, mecaz anlam onun üstüne kurulur.

Türkçedeki pek çok deyim bu biçimde doğmuştur. «Eli açık» kişi cömert kişidir; açık bir avuç vermeye hazır bir eli düşündürür. «Elini sıcak sudan soğuk suya sokmamak» hiç iş yapmamak demektir; bulaşık yıkamayan, çamaşıra dokunmayan birinin gerçek davranışı tembelliğin göstergesidir. Ders kitaplarında kinaye örneği olarak sık geçen deyimlerde ortak bir iz vardır: gerçek davranış, ondan çıkarılan niteliği gösterir.

Kinayeyi istiareden ayırmak

Kinaye de istiare de bir sözün gerçek anlamının ötesinde bir anlam taşır; bu yüzden ikisi sık karıştırılır. Ayrımın ölçütü İstiare dersinde gördüğün benzetmedir. İstiarede bir varlık başka bir varlığa benzetilmiş, benzetmenin bir öğesi düşmüştür. Kinayede ise hiçbir şey hiçbir şeye benzetilmez.

Derse özel iki cümleyi karşılaştır: «Bizim aslanlar kupayı aldı» ve «Dedemin eli açıktır.» İlkinde oyuncular aslana benzetilmiş, yalnız aslan söylenmiştir: açık istiare. İkincisinde dedenin eli bir başka varlığa benzetilmemiştir. Açık bir el, açık bir el olarak kalır; cömertlik bu gerçek görüntüden çıkarılır. Sınamak için «gibi» denemesini kullanabilirsin: «Oyuncular aslan gibi» denince güç ve cesaret anlatılmış olur, ama «dedemin eli … gibi» cümlesini tamamlayacak bir varlık yoktur.

Bir fark daha var. İstiaredeki sözcüğü gerçek anlamıyla okumak çoğu zaman olanaksız bir durum doğurur: gerçek aslanlar kupa almaz. Kinayede ise gerçek okuma yerinde durur; bir insanın eli gerçekten açık olabilir.

Kinayeyi tevriyeden ayırmak

Tevriye ve telmih dersinde tevriyede çift anlamlı bir sözcüğün kullanıldığını, şairin uzak anlamı kastettiğini görmüştün. O derste kinaye ile arasındaki çizgiyi kısaca çekmiştik; burada ölçütü kesinleştirelim. Ders kitaplarında sık yapılan ayrım şudur: iki anlamı taşıyan birim tek bir sözcükse tevriye, bütün bir söz ya da ifadeyse kinaye aranır.

Derse özel bir dize ile bir cümle:

Ağlama artık, bahar geldi, gül.
Onların evinde gece yarısı da sofra kalkmaz.

Dizede «gül» sözcüğü bahar ve bahçe çağrışımıyla önce çiçeği düşündürür; şair ise «ağlama» sözüyle «gülmek» fiilini kastetmektedir. Bu iki anlam sözlükte aynı sözcüğün ayrı maddeleri olarak durur ve biri ötekinden doğmaz: çiçeğin adı, gülme eylemini gerektirmez. Bu tevriyedir.

İkinci cümlede çift anlamlı bir sözcük bulunmaz; «sofra» da «kalkmak» da cümlede tek bir anlamla okunur. İki anlam bütün ifadeden doğar: gerçek anlamıyla o evde gece yarısı da kurulu bir sofra vardır; mecaz anlamıyla o ev, her saatte konuk ağırlayan, gelene hep bir lokma ayıran bir evdir. Mecaz anlam gerçek durumdan çıkar. Bu kinayedir.

Bir dörtlüğü dize dize çözmek

İki sanatı aynı metinde aramak için şu dörtlüğü yazdık; yalnız bu derste kullanılıyor. Hece sayısıyla ilgilenmiyoruz; gözümüz yalnız söz sanatlarında.

Bir damla yaş döktüm, ummanlar taştı,
Ağardı saçlarım gurbet yolunda,
Gün doğdu, serçeler uçtu dallardan,
Kapın açık kalsın, yolcu yolunda.
  1. Önce gerçekte olamayacak bir ölçü ara. Birinci dizede tek bir damla gözyaşı ummanları taşırır; ölçü gerçeği aşmıştır: mübalağa.
  2. Sonra gerçek anlamı da geçerli olan ama başka bir şeyi anlatan ifadeleri ara. İkinci dizede saçlar gerçekten ağarmış olabilir; kastedilen, gurbette geçen yılların yıpratıcılığıdır: kinaye.
  3. Üçüncü dizede sözcüklerin hepsi gerçek anlamıyla kullanılmıştır; bir sabah görüntüsü anlatılır, sanat aranmaz.
  4. Dördüncü dizede «kapın açık kalsın» sözü önce bir evin kapısını getirir akla; dilenen, evin yolcuya, konuğa açık olmasıdır: kinaye. Burada da benzetme yoktur.

Mübalağa başka sanatlarla bir arada

Mübalağa çoğu zaman tek başına gelmez; bir benzetmenin ya da bir neden bulmanın içine yerleşir. Derse özel iki dize:

Gözyaşım ırmak gibi aktı, köyü sel aldı.
Denizler tuzludur, çünkü bir zaman ben ağladım.

İlk dizede gözyaşı ırmağa «gibi» edatıyla benzetilmiştir: teşbih. Ama aynı dizede gözyaşı bir köyü sele verecek kadar büyütülmüştür: mübalağa. İkinci dizede denizlerin tuzlu oluşu gerçek nedeninden koparılmış, şairin ağlamasına bağlanmıştır. Bir olaya uydurulmuş, hoş bir gerekçe göstermek, Tecahül-i arif ve hüsn-i talil dersinde ele alınan hüsn-i talildir. Bu nedenin kendisi de bir abartmadır: bir insanın gözyaşı denizleri tuzlu yapamaz. Böyle dizelerde sanatları ayırmak için iki soruyu ayrı ayrı sor: «Bir neden mi uyduruldu?» sorusu hüsn-i talili, «ölçü gerçeği aştı mı?» sorusu mübalağayı bulur.

Sözün gücünü başka bir kaynaktan almak

Bu derste söz ya bir ölçüyü aşarak ya da gerçek bir görüntünün arkasına bir anlam saklayarak güçlendi. Sıradaki derste şair, sözüne dışarıdan destek arar. İrsal-i meselde bir düşünceyi kanıtlamak için herkesin bildiği bir atasözünü ya da özdeyişi dizeye yerleştirir. İstifhamda cevap beklemediği bir soruyla okuru düşündürür; nidada ise seslenir, «ey» ve «ah» gibi sözlerle coşkusunu dışa vurur. Bir dizenin soru biçiminde olmasının her zaman bir bilgi isteği anlamına gelmediğini orada sınayacaksın.

4Çözümlü örnekler

Örnek 1 — Abartmanın yönünü bulmak

Soru: Derse özel «Köyümüz öyle küçük ki bir serçe kanat çırpsa öbür ucundan duyulur» cümlesini doğru değerlendiren seçenek hangisidir?

  • A) Söz kinayedir; gerçek anlamı da geçerlidir.
  • B) Söz bir teşbihtir; köy serçeye benzetilmiştir.
  • C) Küçültme yönünde bir mübalağa vardır; köyün küçüklüğü gerçekte olamayacak bir ölçüyle anlatılmıştır.
  • D) Sanat yoktur; köyün gerçek büyüklüğü bildirilmiştir.
  • E) Büyütme yönünde bir mübalağa vardır; köy olduğundan büyük gösterilmiştir.

Çözüm: Cümlenin anlatmak istediği köyün küçüklüğüdür. Bir serçenin kanat sesinin köyün öbür ucundan duyulması gerçekte olamaz; ölçü küçültme yönünde aşılmıştır. Serçe köye benzetilmemiştir, B elenir. Gerçek anlamı geçerli olmadığı için kinaye değildir, A elenir. E abartmayı görür ama yönünü ters okur: köy büyütülmemiş, küçültülmüştür. Cevap: C.

Örnek 2 — İki anlamı ayrı ayrı söylemek

Soru: Derse özel «Ninemin kapısının önünde ayakkabı eksik olmaz» cümlesinde kinayeyle anlatılmak istenen anlam hangisidir?

  • A) Ninemin evine sık sık misafir gelir.
  • B) Ninem ayakkabı satar.
  • C) Ninemin evinin kapısı hep açık kalır.
  • D) Ninem ayakkabılarını dışarıda unutur.
  • E) Ninemin evi kalabalık bir sokaktadır.

Çözüm: Gerçek anlamıyla cümle olası bir durumu anlatır: kapının önünde gerçekten ayakkabılar durabilir. Ama ayakkabının kapı önünde bulunması, içeride birilerinin bulunduğunu gösterir. Söylenmek istenen, evin hiç konuksuz kalmadığıdır. B, D ve E gerçek görüntüyle bağlantılı ama kastedilen anlamı vermeyen okumalardır; C ise sözü yine gerçek bir kapı durumuna indirger. Cevap: A.

Örnek 3 — Kinaye mi istiare mi?

Soru: Bu ders için kurulmuş şu beş cümleden hangisi, gerçek anlamı da geçerli kalan ve hiçbir benzetmeye dayanmadan başka bir anlamı kastedilen bir söz içerir?

  • A) Bizim şahinler turnuvadan kupayla döndü.
  • B) Öfke yüreğimde kükredi.
  • C) Sınıfın bülbülü bugün koroda söylemedi.
  • D) Annem bütün gece yolumu gözledi.
  • E) Hüzün penceremde yuva kurdu.

Çözüm: A ve C'de benzeyen düşmüş, kendisine benzetilen kalmıştır: açık istiare. B ve E'de benzeyen söylenmiştir; adı geçmeyen bir aslana ve bir kuşa ait eylemler öfkeye ve hüzne aktarıldığı için kapalı istiare kurulur. D'de anne yolu gerçekten gözlemiş olabilir; söylenmek istenen, merakla ve kaygıyla beklediğidir. Hiçbir şey hiçbir şeye benzetilmemiştir. Cevap: D.

Örnek 4 — Aynı dizede iki sanat

Soru: Derse özel «Hasretin bir dağ gibi çöktü, ezildi bütün dünya» dizesi için hangi açıklama doğrudur?

  • A) Yalnız kinaye vardır; dizenin gerçek anlamı da geçerlidir.
  • B) Teşbih ve mübalağa bir aradadır; hasret dağa benzetilmiş, etkisi dünyayı ezecek kadar büyütülmüştür.
  • C) Hüsn-i talil vardır; dünyanın ezilmesine gerçek olmayan bir neden bulunmuştur.
  • D) Tevriye vardır; «dağ» sözcüğünün iki anlamı kastedilmiştir.
  • E) Sanat yoktur; bir doğa olayı anlatılmıştır.

Çözüm: Hasret «gibi» edatıyla dağa benzetilmiştir; benzeyen, kendisine benzetilen ve edat cümlede yer alır: teşbih. Bir duygunun bütün dünyayı ezmesi gerçekte olamaz; ölçü aşılmıştır: mübalağa. Dizede bir olayın gerçek nedeninin yerine güzel bir neden konmamıştır, C elenir. Gerçek anlamı geçerli olmadığı için kinaye de yoktur. Cevap: B.

5Tuzaklar

  • Gündelik abartıyı sanattan saymamak. «Bin kere söyledim» sokaktan gelen bir söz olduğu için önemsenmez; oysa ölçüyü bilerek aşan her söz, şiirde de konuşmada da mübalağadır.
  • Yalnız büyütmeyi mübalağa sanmak. «Bir karınca dönemez» gibi küçültmeler de gerçeği aşar; yön değil, ölçünün aşılması belirleyicidir.
  • Büyük ama gerçek sayıyı abartı saymak. «Elli bin kişi» gerçekte görülebilecek bir kalabalıktır; mübalağa ancak gerçek ölçü aşılınca vardır.
  • Kinayede gerçek anlamı yok saymak. Ezel'in yanılgısının tersi de yanılgıdır: kinayeli sözün gerçek anlamı saçma değildir, olası bir durumu anlatır. Gerçek okuma imkânsızsa önce istiareyi ya da mübalağayı düşün.
  • Kinaye ile tevriyeyi karıştırmak. Çift anlam bir sözcüğün içinde saklıysa tevriye, bütün bir ifadenin gerçek ve mecaz okumasındaysa kinaye aranır.
  • Her deyimde benzetme aramak. «Eli açık» kişi hiçbir şeye benzetilmemiştir; benzetme yoksa istiare de yoktur.

6Tekrar kartı

  • Mübalağa (abartma): bir durumu gerçekte olamayacak kadar büyütmek ya da küçültmek; ölçü gerçeği aşar.
  • Sınama sorusu: söylenen ölçü gerçekte görülebilir mi? Görülemezse mübalağa vardır.
  • Gündelik abartı («bin kere söyledim», «açlıktan ölüyorum») da mübalağadır.
  • Kinaye: söz gerçek anlamıyla da mecaz anlamıyla da okunabilir; mecaz kastedilir, gerçek anlam da olasıdır («evinin ışığı geç saate kadar yanar», «eli açık»).
  • Kinaye – istiare: kinayede benzetme yoktur, istiarede vardır.
  • Kinaye – tevriye: tek sözcüğün iki sözlük anlamı tevriye, bütün ifadenin gerçek ve mecaz okuması kinaye.
  • Mübalağa teşbihle («ırmak gibi aktı, köyü sel aldı») ve hüsn-i talille («denizler tuzlu, çünkü ağladım») aynı dizede kurulabilir; her sanatı kendi sorusuyla ara.

7Alıştırma

  1. Soru 1 · Kolay

    Bir durumu, duyguyu ya da niteliği olduğundan çok büyük veya çok küçük göstermeye verilen ad hangisidir?

    1. A)Kinaye
    2. B)Mübalağa
    3. C)Tevriye
    4. D)Tenâsüp
    5. E)Telmih
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Ölçüyü gerçeğin ötesine taşıyan bu söyleyiş abartma, yani mübalağa adını alır.

  2. Soru 2 · Kolay

    Kinayenin tanımına en uygun açıklama hangisidir?

    1. A)Bir varlığı başka bir varlığa benzeterek anlatmak
    2. B)Zıt kavramları aynı sözde kullanmak
    3. C)Bilinen bir olaya kısaca gönderme yapmak
    4. D)Bir sözle gerçek anlamı da mecazı da akla getirip mecazı kastetmek
    5. E)Bir olayın nedenini şairane bir gerekçeyle değiştirmek
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Kinayede gerçek anlam da akla gelir, ama söyleyenin asıl kastettiği mecaz anlamdır.

  3. Soru 3 · Kolay

    Derse özel cümlelerden hangisinde mübalağa vardır?

    1. A)Sana bu ödevi bin kere hatırlattım.
    2. B)Otobüs on dakika gecikti.
    3. C)Bahçedeki elma ağacı bu yıl çok meyve verdi.
    4. D)Kardeşim akşam yemeğini erken yedi.
    5. E)Kar dün geceden beri yağıyor.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Konuşan hatırlatmaları saymamış, bıkkınlığını gerçek olmayan bir sayıyla büyütmüştür.

  4. Soru 4 · Kolay

    Derse özel «Bu dükkânda çalışırken dedemin saçları ağardı» cümlesinde kinayeyle kastedilen anlam hangisidir?

    1. A)Dedem saçlarını boyatmayı bıraktı.
    2. B)Dedemin dükkânı boya satar.
    3. C)Dedemin saçları un yüzünden beyazladı.
    4. D)Dedem dükkânı kısa süre önce açtı.
    5. E)Dedem ömrünün uzun yıllarını bu dükkânda geçirdi.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Saçların ağarması gerçekten olmuş olabilir, ama söylenmek istenen yaşlanacak kadar uzun süre çalışılmasıdır.

  5. Soru 5 · Orta

    Derse özel cümlelerden hangisinde abartma küçültme yönünde yapılmıştır?

    1. A)Gözyaşlarım ırmak olup aktı.
    2. B)Bir ah çektim, dağlar inledi.
    3. C)Bahçeleri öyle küçük ki bir çiçek dikilse yer kalmaz.
    4. D)Seni bir ömür bekledim kapıda.
    5. E)Sesi yedi mahalleden duyuldu.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Bahçe gerçekte olamayacak kadar küçük gösterilmiştir; ötekilerde ölçü büyütülmüştür.

  6. Soru 6 · Orta

    Gerçek anlamı da geçerli olduğu hâlde asıl başka bir anlamı kastedilen ifade hangisidir?

    1. A)Komşumuzun bacası her sabah tüter.
    2. B)Kalecimiz bir duvardır.
    3. C)Bir ah çektim, gök yarıldı.
    4. D)Rüzgâr kapının önünde uludu.
    5. E)Aslanlarımız sahaya çıktı.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Baca gerçekten tütüyor olabilir; kastedilen, evde yemek pişirildiği, ailenin geçimini sağladığıdır.

  7. Soru 7 · Orta

    Derse özel cümlelerden hangisinde kinaye değil istiare vardır?

    1. A)Babamın eli açıktır.
    2. B)Annem bütün gece yolumu gözledi.
    3. C)Onların kapısı herkese açılır.
    4. D)Kardeşim elini sıcak sudan soğuk suya sokmaz.
    5. E)Sınıfımızın yıldızı ödülünü aldı.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Cümlede öğrencinin adı geçmez, onun yerine benzetildiği yıldız durur; ötekilerde benzetme kurulmamıştır.

  8. Soru 8 · Orta

    Derse özel «Gözyaşım sel oldu, aktı kapı önünden» dizesi için hangi açıklama doğrudur?

    1. A)Bir hava olayı anlatılmıştır; sel sözcüğü gerçek anlamdadır.
    2. B)Gözyaşının miktarı gerçekte olamayacak ölçüde büyütülmüştür; mübalağa vardır.
    3. C)Kinaye vardır; gerçek anlamı da geçerlidir.
    4. D)Tevriye vardır; «sel» sözcüğünün uzak anlamı kastedilmiştir.
    5. E)Telmih vardır; bilinen bir sel olayı hatırlatılmıştır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Bir insanın gözyaşı sel olup akamaz; ölçü duygunun şiddetini anlatmak için aşılmıştır.

  9. Soru 9 · Orta

    Derse özel cümlelerden hangisinde iki anlamı taşıyan şey bütün bir ifade değil, tek bir sözcüktür?

    1. A)Dedemin eli açıktır.
    2. B)Evinin ışığı geç saate kadar yanar.
    3. C)Annesinin kapısı herkese açıktır.
    4. D)Ağlama artık, bahar geldi, gül.
    5. E)Onu beklerken yolunu gözledim.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. «Gül» sözcüğü hem çiçeği hem gülme eylemini anlatır; bu tek sözcüklük oyun tevriyedir.

  10. Soru 10 · Orta

    Derse özel «Komşumuzun evinin ışığı gece yarısına kadar yanar» cümlesinde kinayeyle kastedilen nitelik hangisidir?

    1. A)Elektrik faturası kabarıktır.
    2. B)Gece uyuyamaz.
    3. C)Çok çalışkandır.
    4. D)Karanlıktan korkar.
    5. E)Evi ana caddeye bakar.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Işığın geç saate kadar yanması gerçek bir durumdur ve geç saate kadar çalışmayı gösterir.

  11. Soru 11 · Orta

    Hangi dizede hem teşbih hem mübalağa vardır?

    1. A)Sevincim bir güneş gibi doğdu, eridi bütün kutuplar.
    2. B)Gün doğdu, kuşlar uçtu dallardan.
    3. C)Kapın açık kalsın, yolcu yolunda.
    4. D)Rüzgâr bütün gece kapıda uludu.
    5. E)Ağardı saçlarım gurbet yolunda.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Sevinç güneşe «gibi» ile benzetilmiş, etkisi kutupları eritecek kadar büyütülmüştür.

  12. Soru 12 · Zor

    Derse özel «Denizler tuzludur, çünkü bir zaman ben ağladım» dizesinde bir arada bulunan sanatlar hangileridir?

    1. A)Kinaye ve tevriye
    2. B)Teşbih ve istiare
    3. C)Tezat ve tenâsüp
    4. D)Telmih ve kinaye
    5. E)Hüsn-i talil ve mübalağa
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Tuzluluk gerçek olmayan bir nedene bağlanmış, bu neden de gözyaşına gerçekte olamayacak bir etki yüklemiştir.

  13. Soru 13 · Zor

    Feyyaz, derse özel «Dedemin eli açıktır» cümlesinde istiare bulunduğunu, çünkü sözün gerçek anlamının dışında kullanıldığını söylüyor. Doğru değerlendirme hangisidir?

    1. A)Haklıdır; gerçek anlamın dışına çıkan her söz istiaredir.
    2. B)Yanılıyor; cümlede benzetme yoktur, açık bir el gerçek anlamıyla da düşünülür ve cömertlik ondan çıkarılır, bu kinayedir.
    3. C)Yanılıyor; cümlede tevriye vardır, «el» sözcüğünün iki anlamı kastedilmiştir.
    4. D)Haklıdır; dede bir avuca benzetilmiştir.
    5. E)Yanılıyor; cümlede mübalağa vardır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. İstiare benzetme gerektirir; burada hiçbir varlık başka bir varlığa benzetilmemiş, gerçek görüntüden bir nitelik çıkarılmıştır.

  14. Soru 14 · Zor

    Derse özel dörtlük: «Bir damla yaş döktüm, ummanlar taştı / Ağardı saçlarım gurbet yolunda / Gün doğdu, serçeler uçtu dallardan / Kapın açık kalsın, yolcu yolunda». Gerçek anlamıyla da okunabildiği hâlde mecaz anlamı kastedilen ifadeler hangi dizelerdedir?

    1. A)İlk ve üçüncü dizelerde
    2. B)Yalnız birinci dizede
    3. C)Yalnız üçüncü dizede
    4. D)İkinci ve dördüncü dizelerde
    5. E)Birinci ve dördüncü dizelerde
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Ağaran saçlar ve açık kapı gerçekte olası görüntülerdir ve yıpranmayı, konukseverliği anlatır; ilk dize mübalağa, üçüncüsü gerçek anlamdır.

  15. Soru 15 · Zor

    Kinaye ile tevriyeyi ayıran ölçütü en doğru veren açıklama hangisidir?

    1. A)Kinaye yalnız düzyazıda, tevriye yalnız şiirde kullanılır.
    2. B)Kinayede yakın anlam, tevriyede gerçek anlam kastedilir.
    3. C)Tevriyede çift anlamlı bir sözcüğün iki maddesi oynar; kinayede bütün ifadenin gerçek okumasından mecaz anlam doğar.
    4. D)İkisinde de benzetme vardır, yalnız edat farklıdır.
    5. E)Kinayede iki anlam birbirinden bağımsızdır, tevriyede biri ötekinden doğar.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. «Gül» gibi tevriyelerde iki anlam ilgisizdir; «ocak hiç sönmez» gibi kinayelerde mecaz gerçek durumdan çıkar.

8Ustalık kapısı

5 soru, 5 dakika. 4 ya da 5 doğru yaptıysan sıradaki derse, «İrsal-i mesel, istifham ve nida» dersine geç. 3 ve altındaysan 3. ve 4. bölümü yeniden oku, sonra kapıyı bir kez daha çöz.

  1. Soru 1 · Orta

    Mübalağa için hangi açıklama doğrudur?

    1. A)Yalnız şiirde bulunur, gündelik konuşmada görülmez.
    2. B)Yalnız büyütme yönünde yapılır.
    3. C)Büyük bir sayı geçen her cümlede vardır.
    4. D)Bir durumu gerçekte olamayacak ölçüde büyük ya da küçük göstermektir.
    5. E)Bir sözcüğün iki anlamını birden kastetmektir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Ölçünün gerçeği aşması belirleyicidir; büyütme de küçültme de, şiir de konuşma da bu sanata girer.

  2. Soru 2 · Orta

    Derse özel cümlelerden hangisinde kinaye vardır?

    1. A)Annem kapıda saatlerce yolumu gözledi.
    2. B)Annem bir melek gibi.
    3. C)Melek kapıyı açtı.
    4. D)Annem bin yıl bekledi kapıda.
    5. E)Annem akşam kapıyı kilitledi.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Anne yolu gerçekten gözlemiş olabilir; kastedilen kaygı ve özlemle beklemesidir, benzetme de yoktur.

  3. Soru 3 · Zor

    Derse özel üç söz: «Evlerinde gece yarısı da sofra kalkmaz», «Kartallarımız maçı kazandı», «Ağlama, bahar geldi, gül». Bu sözlerdeki sanatlar sırasıyla hangisidir?

    1. A)İstiare, kinaye, tevriye
    2. B)Tevriye, istiare, kinaye
    3. C)Mübalağa, istiare, kinaye
    4. D)Kinaye, tevriye, istiare
    5. E)Kinaye, istiare, tevriye
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Birincide gerçek durumdan konukseverlik çıkar, ikincide oyuncular kartala benzetilir, üçüncüde tek sözcüğün iki anlamı oynar.

  4. Soru 4 · Zor

    Erkut, derse özel «Bir ah çektim, dağlar yerinden oynadı» dizesinde kinaye bulunduğunu, çünkü sözün gerçek anlamının dışında bir anlam taşıdığını söylüyor. Doğru değerlendirme hangisidir?

    1. A)Haklıdır; mecaz anlam taşıyan her söz kinayedir.
    2. B)Haklıdır; dizede gerçek anlam da kastedilmiştir.
    3. C)Yanılıyor; dağların bir iç çekişle oynaması gerçekte olamaz, gerçek anlam geçerli olmadığı için burada kinaye değil mübalağa vardır.
    4. D)Yanılıyor; dizede tevriye vardır.
    5. E)Yanılıyor; dizede hiçbir sanat yoktur.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Kinayede gerçek okuma olası kalır; burada ölçü gerçeği aşmıştır ve acının büyüklüğü abartmayla anlatılmıştır.

  5. Soru 5 · Zor

    Derse özel «Gözyaşım ırmak gibi aktı» ile «Denizler tuzludur, çünkü ben ağladım» dizelerini karşılaştıran doğru açıklama hangisidir?

    1. A)İkisinde de yalnız teşbih vardır.
    2. B)Birincide benzetmeyle birlikte abartma, ikincide gerçek olmayan bir nedenle birlikte abartma vardır.
    3. C)Birincide kinaye, ikincide tevriye vardır.
    4. D)İki dizede de gerçek anlam geçerlidir.
    5. E)İlk dizede hüsn-i talil bulunur, öbüründe teşbih.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. «Irmak gibi» teşbih kurar ve gözyaşını büyütür; ikinci dizede tuzluluk ağlamaya bağlanır ve bu neden de abartılıdır.

E03 — Söz Sanatları

Modülün bütün dersleri bitince işaretle; modül 1, 3, 7 ve 21. günlerde YKS ana sayfasındaki tekrar listesine döner.