YKS Türk Dili ve Edebiyatı · Söz Sanatları · EDB-E03-L09
İrsal-i mesel, istifham ve nida
AYTher yıl mutlaka soru çıkan konu· 8 bölüm
1Kanca
Gece yarısına doğru Gülnihal'in telefonuna Lemia'dan bir mesaj düştü: her gün yalnız on paragraf sorusu çözebiliyordu ve bu hızla hiçbir yere varamayacağını düşünüyordu. Gülnihal hiç duraksamadan yazdı: «Az görünüyor ama bırakma. Damlaya damlaya göl olur.» Ertesi sabah edebiyat dersinde öğretmenin tahtaya yazdığı iki örnek dizeyi defterine geçirdi: «Bir sayfa, bir sayfa daha, bitti koca kitap; / Damlaya damlaya göl olur, demiş atalar.» Dizenin yanına kurşun kalemle «atasözü var, söz sanatı yok» yazdı; ona göre atasözü herkesin ağzındaki sıradan bir sözdü, şiire süs katmazdı. Akşam Lemia'nın teşekkür mesajını açınca kendi cümlesini yeniden okudu. Önce arkadaşının durumu hakkında bir yargı söylemiş, sonra bu yargıyı herkesin bildiği bir sözle kanıtlamıştı. Tahtadaki dizeler de tam bunu yapıyordu.
2Hedefler
- Bir dizede ya da beyitte atasözünü veya atasözü değerindeki sözü bulup onun hangi yargıyı desteklediğini gösterirsin.
- Cevap beklemeden duyguyu güçlendiren soruyu hem bilgi isteyen sorudan hem de bilmezlikten gelen sorudan ayırırsın.
- Seslenmeyi ve coşkulu ünlemleri metindeki işlevine bakarak nida diye adlandırır, ünlem işaretini tek başına kanıt saymazsın.
- Tek bir dörtlükte bu üç sanatı ve modülün önceki sanatlarını birlikte arayıp her birini gerekçesiyle gösterirsin.
3Konu anlatımı
Mesajın iki yarısı
Gülnihal'in mesajı iki parçadan oluşur. Birinci parça Lemia'ya özgüdür: on soru az görünür, ama bırakılmamalıdır. İkinci parça ise ne Lemia'dan ne paragraf sorularından söz eder: «Damlaya damlaya göl olur.» Bu cümlede bir kişi, bir gün ya da bir yer yoktur; her zaman ve herkes için geçerli sayılan bir deneyim özetlenir. Mesajı inandırıcı kılan da bu ikinci parçadır, çünkü kişisel bir yargıyı toplumun ortak bilgisine yaslar.
Şiirde bu yapının adı irsal-i meseldir. Adın ilk sözcüğü «göndermek, ulaştırmak», ikinci sözcüğü «atasözü, örnek söz» anlamına gelir. Ad, söze bir atasözü katmayı anlatır.
İrsal-i mesel: yargıyı bir genel doğruyla desteklemek
İrsal-i mesel, bir düşünceyi desteklemek ya da kanıtlamak için atasözü ya da atasözü değerinde bir söz (özdeyiş, vecize) kullanma sanatıdır. Çoğunlukla dizenin ya da beytin bir yarısı yargıyı söyler, öteki yarısı onu genel bir doğruyla destekler. «Çoğunlukla» kaydı boş değildir: kimi şiirde atasözü bir dizeye tek başına yerleşir, desteklediği yargı önceki dizelerde ya da bağlamda kalır; atasözünün kendisinin dizede anılması da irsal-i mesel sayılır.
Derse özel şu örneklere bak:
| Örnek söz (derse özel) | Yargı (bu duruma özgü) | Kanıt (genel doğru) |
|---|---|---|
| «Hep o tembel takımla oturdun, sen de ağırlaştın; / Üzüm üzüme baka baka kararır.» | Arkadaşın çevresi yüzünden değişti. | İnsan çevresinden etkilenir. |
| «Maaşın bitmeden borca girme, dur biraz; / Ayağını yorganına göre uzat.» | Bu ay harcamayı kısmak gerekir. | Harcama gelire göre yapılır. |
| «Sabrın sonu selamettir, derdi babam; / Ben beklemedim, kaybettim.» | Konuşan sabırsızlığı yüzünden kaybetti. | Sabreden sonunda kurtulur. |
Üçüncü satırda atasözü önce gelir ve bir başkasının ağzından aktarılır. Sıra değişmiştir, görev değişmemiştir: genel doğru, konuşanın pişmanlığını açıklar.
Hangi yarının yargı, hangisinin kanıt olduğunu bulmak için iki soru sorulur. Birinci soru: Hangi yarı bu kişiye, bu güne, bu olaya bağlıdır? «Sen», «ben», «dur biraz», «kaybettim» gibi sözcükler o yarıyı belirler; orası yargıdır. İkinci soru: Hangi yarı kişisiz ve zamansızdır, yani başka bir şiirde, başka bir konuşmada da aynen söylenebilir? Orası kanıttır.
Atasözlerinin çoğu bir görüntüyle konuşur: damla, göl, üzüm, yorgan. Bu görüntünün mecaz olması irsal-i meselin adını vermez; sanatı kuran, sözün dizede üstlendiği kanıt görevidir. Atasözünün kendi mecazı ayrı bir sorunun konusudur ve aynı dizede başka bir sanat olarak ayrıca okunabilir.
İstifham: cevap beklemeyen soru
Bir soru normalde bilgi ister: «Eczane akşam kaçta kapanıyor?» diye soran kişi bir saat öğrenmek ister ve cevabı bekler. Bu soruda sanat yoktur. Şiirde ise kimi soruların kimseden cevap beklemediği hemen anlaşılır. Derse özel üç dizeye bak:
Nerede o kapı önünde geçen yaz akşamları?
Bunca yıl yazdım, bir satırı çok mu gördün bana?
Bu kalabalığın ortasında nasıl bu kadar yalnızım?
Birinci dizede kimse akşamların adresini sormaz; geçmişe duyulan özlem ve hayıflanma büyütülür. İkincide soru bir sitemdir; cevabı zaten sorunun içindedir. Üçüncüde konuşan kendi durumuna şaşırır. Soru sorarak anlatımı güçlendirme sanatına istifham denir. Bu soruların işi bilgi almak değil, şaşkınlık, hayıflanma, sitem ya da özlem gibi bir duyguyu okura daha keskin ulaştırmaktır. Ölçüt sade: soru bir cevap mı bekliyor, yoksa bir duyguyu mu yükseltiyor? İkincisiyse istifham vardır. Sorular ard arda dizildiğinde etki çoğu kez artar; her yeni soru duyguyu bir basamak daha yükseltir.
İstifham mı, tecahül-i arif mi?
Bilip bilmezlikten gelmeyi, yani tecahül-i arifi, iki ders önce tanıdın. O sanat da çoğu kez soruyla kurulur; soru işaretini görünce ikisini karıştırmak bu yüzden kolaydır. Ders kitaplarının çoğu iki sanatı tek ölçütle ayırır: soran, cevabı elinde olduğu hâlde habersiz mi görünüyor? Habersiz görünüyorsa tecahül-i arif vardır. Bilmezlik numarası yoksa ve soru cevap beklemeden bir duyguyu güçlendiriyorsa istifham vardır.
Yanağındaki bu kızıllık gül mü, şafak mı? (derse özel)
Bu ayrılık kaç kış daha sürecek? (derse özel)
İlk dizede konuşan, kızıllığın sevgilinin yanağında olduğunu bilir; gül müdür, şafak mıdır diye bilmezden gelerek onu över. Bu bir tecahül-i ariftir. İkinci dizede kimse bir şeyi bilmezden gelmez; kaç kış süreceği sorusu, bitmeyen ayrılığa duyulan hayıflanmayı büyütür. Bu bir istifhamdır. İki dize de soru işaretiyle biter; onları ayıran işaret değil, sorunun gördüğü iştir.
Nida: seslenme ve coşkulu ünlem
Duygunun en yükseldiği yerde söz bir varlığa seslenir ya da bir ünlemle taşar. «Ey, hey, ah, of, eyvah, vah, yazık» gibi sözlerle yapılan bu söyleyişe nida denir. Seslenilen bir insan olabileceği gibi yurt, ırmak, gece ya da gönül de olabilir.
Ey yolcu, bu köprüden yavaş geç. (derse özel)
Ah, o eski sokak şimdi ne kadar sessiz. (derse özel)
Yazık, verdiğin söz rüzgâra karıştı. (derse özel)
Birinci dizede seslenme, ikinci ve üçüncüde coşkulu ünlem vardır. Dikkat edersen üç dizenin hiçbiri ünlem işaretiyle bitmez; nida yine de vardır. Tersi de olur: «Kütüphane yarın kapalı!» cümlesi ünlem işaretiyle biter, ama ne bir varlığa seslenir ne de bir duyguyu ünlemle taşırır; yalnız bir bilgi duyurur. Demek ki nidayı bulmak için noktalamaya değil, metnin kendisine bakılır: dizede bir seslenme ya da coşkulu bir ünlem var mı?
İnsan dışı bir varlığa seslenmenin ayrıca teşhis sayılıp sayılmadığı kaynaktan kaynağa değişir. Nida her iki görüşte de vardır; bu yüzden bu dersteki hiçbir soru o tartışmaya dayanmaz. Teşhis ve intak dersinde gördüğün kural ise burada da geçerlidir: seslenilen varlık kendisi söz söylemedikçe intak kurulmaz.
Üç sanatı bir dörtlükte çözmek
Bu dörtlüğü yalnız bu derste kullanmak üzere kurduk; amaç ölçü değil, sanatların izini sürmek. Konuşan bir babadır, harmanı savurup kışa hazırlıksız giren oğluna sesleniyor.
Ey oğul, kış kapıda, ambar bomboş, neden dinlemedin?
Bu soğukta yedi canı nasıl doyuracağız şimdi?
Sakla samanı, gelir zamanı, derdi deden;
Ah, o söz şimdi mi geldi aklına?
- Önce seslenmeye ve ünlemlere bak. «Ey oğul» bir insana seslenmedir; dördüncü dizedeki «Ah» coşkulu bir ünlemdir. İki yerde nida vardır, hiçbir dizede ünlem işareti olmadığı hâlde.
- Sonra soruları tart. «Neden dinlemedin?» sorusunda baba cevap beklemez; söz bir sitemdir. «Nasıl doyuracağız?» kaygıyı, «şimdi mi geldi aklına?» yine sitemi büyütür. Hiçbirinde bilmezlik numarası yoktur; üçü de istifhamdır.
- Son olarak kişisiz, zamansız bir söz ara. Üçüncü dizedeki «Sakla samanı, gelir zamanı» bu aileye değil, herkese söylenmiş bir atasözüdür. Desteklediği yargı ilk iki dizededir: ambarın boş kalması, oğulun dinlememesinin sonucudur. Atasözü bu yargıyı kanıtladığı için dizede irsal-i mesel vardır.
Burada yargı ile kanıt aynı dizenin iki yarısında değil, ayrı dizelerde durur. Tanımdaki «çoğunlukla» kaydının işe yaradığı yer burasıdır.
Bir dizede birden çok sanat
Bu dersle birlikte modülün sanatları bir araya geldi: teşbih ile istiare, mecaz-ı mürsel, teşhis ve intak, tezat ile tenasüp, tevriye ile telmih, bilmezlikten gelme ile güzel nedene bağlama, mübalağa ile kinaye; en sonda da atasözüyle kanıtlama, cevapsız soru ve seslenme. Babanın dörtlüğünde bir sanatı bulmak çözümün sonu olmadı; aynı dört satırda üç ayrı sanat yan yana işliyordu. Modülün kapanışındaki soru kampı bu alışkanlığı çalıştırır: elli dize var ve her birinde en az iki sanat aranıyor. Orada beklenen, ilk göze çarpan sanatta durmadan dizeyi ikinci kez okumak ve aynı sözün iki ayrı sanata birden nasıl hizmet ettiğini, örneğin bir atasözünün hem kanıt görevini hem de taşıdığı mecazı, ayrı ayrı adlandırmaktır.
4Çözümlü örnekler
Örnek 1 — Atasözünün hangi yargıya hizmet ettiğini bulmak
Soru: Derse özel beyit: «Komşu komşunun külüne muhtaçtır; / Dün akşam ekmeği bizden almadılar mı?» Bu beyitte atasözü hangi işi görür?
- A) Komşunun dün akşam ekmek almasını bir olaya gönderme yaparak anlatır.
- B) İkinci dizedeki olayı, komşuların birbirine ihtiyaç duyduğu genel doğrusuyla açıklar ve destekler.
- C) Komşuya seslenerek coşkulu bir ünlem kurar.
- D) Kül ile ekmeği zıt kavramlar olarak yan yana getirir.
- E) Komşuyu küle benzetir.
Çözüm: Kişiye ve güne bağlı yarı ikinci dizedir: «dün akşam», «bizden». Birinci dize ise kimseyi ve hiçbir günü anmaz; herkes için söylenmiş bir atasözüdür. Atasözü, dün akşamki olayın tek seferlik bir şey olmadığını, komşuluğun doğası gereği böyle olduğunu kanıtlar. Bu irsal-i meseldir. Dize sırasının ters olması sonucu değiştirmez. İkinci dizedeki soru da cevap beklemez, ama sorulan şey atasözünün görevidir. Cevap: B.
Örnek 2 — Soru işaretinin arkasındaki iş
Soru: Derse özel iki dize: birincisi «Odaya yayılan bu koku senin saçların mı, açan yaseminler mi?», ikincisi «Bunca bahar geçti, sen hâlâ dönmeyecek misin?» Bu dizeleri doğru değerlendiren açıklama hangisidir?
- A) İkisi de soru işaretiyle bittiği için tecahül-i ariftir.
- B) İkisinde de seslenme olduğu için yalnız nida vardır.
- C) Birincisi istifham, ikincisi tecahül-i ariftir.
- D) İkisi de bir bilgi istediği için sanat taşımaz.
- E) Birincide konuşan, kokunun sevgilinin saçlarından geldiğini bilirken habersiz görünür ve tecahül-i arif kurar; ikincide bilmezlik numarası yoktur, soru sitemi büyüttüğü için istifhamdır.
Çözüm: Ölçüt, soranın bilmezlikten gelip gelmediğidir. Birinci dizede kokunun kaynağı bellidir; onu yaseminlerle karıştırıyor görünmek sevgiliyi över. İkinci dizede gizlenen bir bilgi yoktur; geçen baharlar sayılarak dönmeyene duyulan sitem güçlendirilir. A, soru işaretini ölçüt sanır; C iki sanatı ters eşler. Cevap: E.
Örnek 3 — Ünlem işareti nida kanıtı mı?
Soru: Derse özel cümlelerin hangisinde, ünlem işaretiyle bittiği hâlde nida sanatı yoktur?
- A) Ey gençler, bu yurt size emanet!
- B) Eyvah, son vapur da gitti!
- C) Kayıtlar cuma günü sona eriyor!
- D) Hey gidi çocukluk günleri hey!
- E) Vah zavallı serçe, kanadın kırılmış!
Çözüm: Nidayı noktalama değil, seslenme ya da coşkulu ünlem belirler. A'da gençlere seslenilir; B'de «eyvah», D'de «hey», E'de «vah» birer coşkulu ünlemdir. C'de ise ünlem işareti bir duyuruyu vurgular; seslenilen kimse yoktur, cümlede duygu taşıran bir ünlem de bulunmaz. Cevap: C.
Örnek 4 — Dizede olmayan sanatı ayırmak
Soru: Derse özel dize: «Ey dost, söz gümüşse sükût altındır, neden bu kadar konuştun?» Bu dizede hangi sanat yoktur?
- A) Nida
- B) İstifham
- C) İrsal-i mesel
- D) Tecahül-i arif
- E) Teşbih
Çözüm: «Ey dost» bir seslenmedir: nida vardır. «Söz gümüşse sükût altındır» kişisiz, zamansız bir atasözüdür ve fazla konuşmanın yanlışlığı yargısını destekler: irsal-i mesel vardır. «Neden bu kadar konuştun?» cevap beklemeyen bir sitemdir: istifham vardır. Atasözünün kendisi de bir benzetme taşır: söz gümüşe, sükût altına edat kullanılmadan benzetilmiş, benzeyen de benzetilen de dizede durur; teşbih-i beliğ vardır. Geriye kalan seçenekte ise konuşan hiçbir şeyi bilmezden gelmez, yani tecahül-i arif yoktur. Cevap: D.
5Tuzaklar
- Atasözünü sıradan söz sayıp sanat aramamak. Gülnihal'in ilk notu bu hataydı. Atasözü bir yargıyı kanıtlamak için dizeye girdiyse sanat oradadır; adı irsal-i meseldir.
- Deyimi atasözü sanmak. «Gözden düşmek», «kulak asmamak» gibi deyimler kalıplaşmıştır, ama genel bir doğru bildirip bir yargıyı kanıtlamazlar. Yalnız deyim bulunan dizede irsal-i mesel aranmaz.
- Her soru işaretini tecahül-i arif saymak. Soru biçimi iki sanatta da görülür; ayıran ölçüt, soranın bilmezlikten gelip gelmediğidir.
- Bilgi sorusunu istifham sanmak. «Bu kitap kimin?» bir cevap bekler ve duygu yükseltmez; sanat taşımaz.
- Ünlem işaretini nidanın kanıtı saymak. Duyuru ya da emir cümlesi ünlemle bitebilir; nidayı seslenme ya da coşkulu ünlem kurar ve bunlar ünlem işareti olmadan da bulunur.
6Tekrar kartı
- İrsal-i mesel: bir yargıyı atasözü ya da atasözü değerinde bir sözle desteklemek; çoğunlukla bir yarı yargı, öteki yarı kanıttır.
- Yargı yarısı kişiye ve güne bağlıdır; kanıt yarısı kişisiz ve zamansızdır.
- Atasözünün kendi mecazı ayrı bir konudur; irsal-i meseli kuran, sözün kanıt görevidir.
- İstifham: cevap beklemeyen, şaşkınlık, hayıflanma, sitem ya da özlem gibi bir duyguyu güçlendiren soru.
- İstifham ile tecahül-i arif ayrımı: bilmezlik numarası varsa tecahül-i arif, yoksa istifham.
- Nida: «ey, hey, ah, eyvah, vah, yazık» gibi sözlerle seslenme ve coşkulu ünlem.
- Ünlem işareti ölçüt değildir; metinde seslenme ya da coşkulu ünlem aranır.
7Alıştırma
Soru 1 · Kolay
Bir düşünceyi desteklemek için şiire atasözü ya da atasözü değerinde bir söz katma sanatının adı nedir?
- A)Telmih
- B)Tenasüp
- C)İrsal-i mesel
- D)İstifham
- E)Tezat
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: C. Telmih bilinen bir olaya gönderme yapar; yargıyı atasözüyle kanıtlamak irsal-i meselin tanımıdır.
Soru 2 · Kolay
İstifham sanatında sorulan soru için hangi açıklama doğrudur?
- A)Bir cevap beklemez, bir duyguyu güçlendirir.
- B)Her zaman bir bilgiyi öğrenmek için sorulur.
- C)Mutlaka bir varlığa söz söyletir.
- D)Bilinen bir şeyi bilmiyormuş gibi gösterir.
- E)Yalnız atasözüyle birlikte kurulabilir.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: A. Bilmezlikten gelmek tecahül-i arifin işidir; istifhamdaki soru yalnız duyguyu yükseltir.
Soru 3 · Kolay
Nida sanatı bir dizede hangi biçimde görülür?
- A)İki zıt kavramı aynı dizede buluşturarak
- B)Tarihte yaşanmış bir olayı hatırlatarak
- C)Bir varlığı benzetme amacı olmadan başka bir adla anarak
- D)Bir durumu olduğundan büyük göstererek
- E)Bir varlığa seslenerek ya da «ah, eyvah» gibi coşkulu ünlemler kullanarak
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: E. Nida seslenme ve coşkulu ünlemle kurulur; öteki seçenekler tezat, telmih, mecaz-ı mürsel ve mübalağadır.
Soru 4 · Kolay
Derse özel dizelerin hangisinde bir atasözü kullanılmıştır?
- A)Gün batarken köyün yolu kızıla boyandı.
- B)Kötüyle gezdin, sen de değiştin; üzüm üzüme baka baka kararır.
- C)Bahçedeki erik ağacı bu yıl erken çiçek açtı.
- D)Yolun sonunda soğuk sulu bir çeşme bekliyor.
- E)Akşam rüzgârı kapıyı usulca kapattı.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: B. Üzümle ilgili söz kişisiz ve zamansız bir genel doğrudur; arkadaş değişimi yargısını destekler.
Soru 5 · Orta
Derse özel beyit: «Birikimini bir günde harcama, dur biraz; / Ayağını yorganına göre uzat.» Yargı ile kanıt için hangi açıklama doğrudur?
- A)İki dize de birer atasözüdür.
- B)Birinci dize kanıt, ikinci dize yargıdır.
- C)İki dize de yargıdır, kanıt bulunmaz.
- D)Birinci dize kişiye özgü yargıyı söyler, ikinci dize atasözüyle bu yargıyı destekler.
- E)İkinci dize bir deyimdir ve sanat taşımaz.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: D. «Birikimini» ve «dur biraz» bu kişiye seslenir; ikinci dize herkes için geçerli bir öğüt olarak onu kanıtlar.
Soru 6 · Orta
Derse özel sorulardan hangisi bir cevap beklemeyip duyguyu güçlendirdiği için istifham sayılır?
- A)Tren yarın saat kaçta kalkıyor?
- B)Bunca yıl yol gözledim, bir mektubu çok mu gördün?
- C)Bu kalemi kimden ödünç aldın?
- D)Yarın hava yağmurlu olacak mı?
- E)Kek için kaç yumurta gerekiyor?
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: B. Soru bir sitemi büyütür ve cevabı zaten içinde taşır; ötekiler birer bilgi sorusudur.
Soru 7 · Orta
Derse özel cümlelerin hangisi ünlem işaretiyle bittiği hâlde nida taşımaz?
- A)Ey dağların rüzgârı, serinlet bizi!
- B)Of, ne uzun sürdü bu kış!
- C)Eyvah, anahtarı içeride unuttum!
- D)Hey koca çınar, gölgen bize yeter!
- E)Okul kantini pazartesi açılıyor!
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: E. Son cümle yalnız bir bilgi duyurur; içinde ne seslenme ne de coşkulu bir ünlem bulunur.
Soru 8 · Orta
Derse özel dizelerin hangisinde soru, konuşanın habersiz görünmesine değil, cevap beklemeden duyguyu büyütmesine dayandığı için istifham sayılır?
- A)Duyduğum bu ezgi senin sesin mi, derenin şırıltısı mı?
- B)Pazar sabahı fırın kaçta açılıyor?
- C)Masadaki bu aydınlık mum mu, senin alnın mı?
- D)Bu ilacı günde kaç kez içmeliyim?
- E)Bu yokluk kaç bahar daha sürecek?
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: E. Son dizede kimse bilmezlikten gelmez, soru hayıflanmayı büyütür; A ile C tecahül-i arif, B ile D bilgi sorusudur.
Soru 9 · Orta
Derse özel «Dost kara günde belli olur; o zor kışta yanımda yalnız sen kaldın.» cümlesinde atasözünün görevi hangisidir?
- A)Geçmişte yaşanmış ünlü bir olayı hatırlatmak
- B)Kara ile kışı zıt kavramlar olarak buluşturmak
- C)Arkadaşın zor kışta yanında kalmasından çıkan yargıyı genel bir doğruyla desteklemek
- D)Dosta seslenip coşkulu bir ünlem kurmak
- E)Arkadaşın sadakatini olduğundan büyük göstermek
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: C. Atasözü önce gelse de kişiye özgü olayı herkes için geçerli bir doğruya bağlar; bu irsal-i meseldir.
Soru 10 · Orta
Derse özel dizelerin hangisinde nida yoktur?
- A)Ey vatan, toprağın bize emanettir.
- B)Vah, bütün emeğimiz sele gitti.
- C)Yazık, verdiğin söz rüzgâra karıştı.
- D)Kapı aralıktı, içeri girdim, odada kimse yoktu.
- E)Hey ırmak, nereye böyle telaşla akarsın?
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: D. Bu dizede seslenme de coşkulu ünlem de bulunmaz; ötekilerde «ey, vah, yazık, hey» vardır.
Soru 11 · Orta
Derse özel «Sabrın sonu selamettir, demişti annem; / Ben beklemedim, her şeyi yitirdim.» beyiti için hangi açıklama doğrudur?
- A)İrsal-i mesel vardır; atasözü, konuşanın sabırsızlık yüzünden yitirdiği yargısını genel bir doğruyla destekler.
- B)İrsal-i mesel yoktur, çünkü atasözü başka birinin ağzından aktarılmıştır.
- C)İrsal-i mesel yoktur, çünkü atasözü ikinci dizede değildir.
- D)Atasözü bilinen bir olaya gönderme yaptığı için telmih vardır.
- E)Söz bir atasözü değil, bir deyimdir.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: A. Sıranın ve aktaranın değişmesi sanatı kaldırmaz; ölçüt atasözünün yargıyı kanıtlamasıdır.
Soru 12 · Zor
Gülbahar, derse özel «Kaç yıl oldu köyden çıkalı, kaç yıl?» dizesini tecahül-i arif sayıyor. Bu görüşü doğru değerlendiren açıklama hangisidir?
- A)Yanılıyor; konuşan bir şeyi bilmezden gelip bir güzellik kurmuyor, cevap beklemeyen soru geçen zamana duyulan hayıflanmayı büyütüyor, bu istifhamdır.
- B)Haklıdır; konuşan yılların sayısını gerçekten bilmemektedir.
- C)Dizede atasözü bulunduğu için irsal-i mesel vardır.
- D)Dizede bir seslenme bulunduğu için nida vardır.
- E)Haklıdır; soru işareti taşıyan her dize tecahül-i ariftir.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: A. Tecahül-i arif bilmezlik numarası ister; burada soru yalnız duyguyu yükseltir.
Soru 13 · Zor
Derse özel dörtlük: «Ey kardeş, nereye bu telaş, bu koşu? / Bir dakika dur, soluklan biraz. / Acele işe şeytan karışır, bilirsin; / Ah, dinlesen bir kere sözümü.» Önceki dizelerdeki telaş eleştirisini atasözüyle destekleyen dize hangisidir?
- A)Birincisi
- B)Üçüncüsü
- C)İkincisi
- D)Dördüncüsü
- E)Hiçbiri
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: B. Üçüncü dizedeki söz kişisiz, zamansız bir atasözüdür ve kardeşin telaşını eleştiren yargıyı kanıtlar.
Soru 14 · Zor
Derse özel «Ah, kaç kış geçti sen gideli, kaç kış?» dizesinde yan yana işleyen sanat çifti hangisidir?
- A)İrsal-i mesel ve nida
- B)Telmih ve istifham
- C)Tezat ve nida
- D)Nida ve istifham
- E)İrsal-i mesel ve istifham
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: D. «Ah» coşkulu bir ünlemdir, cevap beklemeyen soru da özlemi büyütür; dizede atasözü ya da olay göndermesi yoktur.
Soru 15 · Zor
Lütfullah, derse özel «Gözden düştü artık, kapısını kimse çalmıyor» dizesinde bir atasözü bulunduğunu ve irsal-i mesel yapıldığını söylüyor. Doğru değerlendirme hangisidir?
- A)Haklıdır; deyimler de atasözü sayılır.
- B)Haklıdır; kalıplaşmış her söz irsal-i mesel kurar.
- C)Yanılıyor; «gözden düşmek» bir deyimdir, genel bir doğru bildirip bir yargıyı kanıtlamaz, bu yüzden irsal-i mesel yoktur.
- D)Yanılıyor; dizede seslenme bulunduğu için nida vardır.
- E)Yanılıyor; dizede cevap beklemeyen bir soru bulunduğu için istifham vardır.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: C. Deyim kalıplaşmış bir söz öbeğidir; irsal-i mesel için kanıt görevi gören bir genel doğru gerekir.
8Ustalık kapısı
5 soru, 5 dakika. 4 ya da 5 doğru yaptıysan sıradaki derse, «Söz sanatları soru kampı» dersine geç. 3 ve altındaysan 3. ve 4. bölümü yeniden oku, sonra kapıyı bir kez daha çöz.
Soru 1 · Orta
İrsal-i mesel için hangi yargı doğrudur?
- A)Bir düşünce atasözüyle ya da atasözü değerinde bir sözle desteklenir; bu söz çoğunlukla dizenin ya da beytin bir yarısında yer alır.
- B)Atasözü her zaman beytin ilk dizesinde bulunmak zorundadır.
- C)Bu sanat yalnız halk şiirinde görülür.
- D)Atasözü taşıyan her dizede seslenme de bulunur.
- E)Deyim taşıyan her dize bu sanatı kurar.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: A. Tanımdaki «çoğunlukla» kaydı dize sırasını serbest bırakır; deyim ise kanıt görevi görmez.
Soru 2 · Orta
Derse özel cümlelerin hangisinde istifham vardır?
- A)Yarın kaçta buluşalım?
- B)Bir ömür bekledim seni, nasıl unutabildin?
- C)Bu şemsiye kimin?
- D)Ödev teslimi hangi gün?
- E)Annen bu akşam evde mi?
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: B. Soru bir sitemi güçlendirir ve kimseden bilgi beklemez; ötekiler cevap isteyen gündelik sorulardır.
Soru 3 · Zor
Derse özel cümlelerin hangisinde ünlem işareti bulunmadığı hâlde nida vardır?
- A)Sınav sonuçları açıklandı!
- B)Kapıyı kapatır mısın?
- C)Ah, o çocukluk yazları ne çabuk geçti.
- D)Toplantı yarın sabah!
- E)Otobüs durağa yanaştı.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: C. «Ah» coşkulu bir ünlemdir ve nida kurar; noktalamanın ölçüt olmadığını bu cümle gösterir.
Soru 4 · Zor
Derse özel «Ey kardeşim, el elden üstündür, neden böyle büyüklendin?» dizesinde hangi üç sanat birlikte bulunur?
- A)Nida, telmih ve tezat
- B)İstifham, tezat ve irsal-i mesel
- C)Teşbih, nida ve istifham
- D)Nida, irsal-i mesel ve istifham
- E)Tecahül-i arif, nida ve telmih
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: D. Kardeşe seslenilir, atasözü büyüklenmenin yersizliğini kanıtlar, son soru da cevap beklemeyen bir sitemdir.
Soru 5 · Zor
Derse özel beyit: «Yazık, bunca emek boşa mı gitti şimdi? / Damlaya damlaya göl olur, sabret biraz.» Bu beyitle ilgili hangi değerlendirme yanlıştır?
- A)«Yazık» sözcüğü coşkulu bir ünlemdir ve nida kurar.
- B)İlk dizedeki soru hayıflanmayı güçlendirir ve istifhamdır.
- C)İkinci dizedeki atasözü, emeğin boşa gitmeyeceği yargısını destekler.
- D)Soran bir şeyi bilmezden gelmediği için ilk dizedeki soru tecahül-i arif sayılmaz.
- E)Beyitte ünlem işareti olmadığı için «yazık» sözcüğü nida kuramaz.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: E. Nidayı noktalama değil, coşkulu ünlemin kendisi kurar; öteki dört değerlendirme doğrudur.
E03 — Söz Sanatları
Modülün bütün dersleri bitince işaretle; modül 1, 3, 7 ve 21. günlerde YKS ana sayfasındaki tekrar listesine döner.