YKS Türk Dili ve Edebiyatı · Söz Sanatları · EDB-E03-L07
Tecahül-i arif ve hüsn-i talil
AYTher yıl mutlaka soru çıkan konu· 8 bölüm
1Kanca
Meral ödev kâğıdındaki örnek dizenin yanına tek kelime yazmıştı: «kişileştirme». Dize şöyleydi: «Sararıp döküldü yapraklar, ağaçlar ayrılığa yas tuttuğu için.» Akşamüstü küçük kardeşini parktan alırken çocuk yerdeki yaprakları tekmeleyip sordu: «Bunlar niye düşüyor?» Meral bildiğini anlattı: kış yaklaşınca birçok ağaç yapraklarını döker. Kardeşi başını iki yana salladı: «Yok, ağaç üzüldü de ondan.» Meral güldü, sonra durdu. Kardeşi de, ödevdeki dize de aynı soruyu cevaplamıştı: yapraklar neden düşüyor? İkisi de bilinen nedenin yerine başka bir neden koymuştu. Dizede bir ağacın yas tutması vardı, evet; ama asıl iş, o yasın bir olayın nedeni diye öne sürülmesiydi. Meral'in tek kelimelik notu dizenin yarısını görmüştü.
2Hedefler
- Konuşanın cevabını bildiği hâlde soru sorduğu ya da sahte bir şaşkınlık gösterdiği yerleri bulup tecahül-i arifi gerekçesiyle gösterirsin.
- Cevabı gerçekten bilinmeyen düz bir soruyu bilip bilmezlikten gelmeden ayırırsın.
- Bir dizedeki olayı, ona bağlanan nedeni ve bağlayıcı sözcüğü çıkararak hüsn-i talili sınarsın.
- Nedeni söylenmemiş kişileştirmeyi ve gerçek nedeni söyleyen cümleyi hüsn-i talilden ayırırsın.
3Konu anlatımı
Şaşırıyormuş gibi yapan anne
Bir anne, her zaman dağınık olan odayı tertemiz bulunca kapıda durur: «Burası kimin odası? Ben yanlış eve mi geldim?» Odanın kime ait olduğunu da hangi evde durduğunu da çok iyi bilir. Sorusu bilgi istemez; şaşkınlığı büyütür, çocuğu dolaylı yoldan över. Kimse ona «Burası senin evin, anne» diye cevap vermez, çünkü herkes oyunun farkındadır. Gündelik konuşmadaki bu küçük hamlenin şiirdeki adı tecahül-i ariftir.
Tevriye ve telmih dersinde sözün ikinci katmanını okur kendi belleğinden getiriyordu: sözcüğün öbür anlamını da göndermenin işaret ettiği olayı da o tanıyordu. Bu dersteki iki sanatta ağırlık konuşanın kendisine geçer. Aklındaki ile dilindeki birbirini tutmaz: tecahül-i arifte konuşan bildiğini saklar, hüsn-i talilde bildiği nedeni bir yana koyup yerine güzel bir neden söyler.
Tecahül-i arif: bilip bilmezlikten gelme
Tecahül-i arif (bilip bilmezlikten gelme), şairin aslında bildiği bir şeyden habersizmiş gibi davranmasıdır. Terimin kendisi de bunu söyler: «arif» bilen kişi, «tecahül» bilmezlikten gelmektir. Şair çoğunlukla bir soru sorar ya da şaşırır, ama sorunun cevabı kendisinde vardır. Derse özel yazılmış bir dize:
Kapıdan giren sen misin, yoksa bahar mı geldi odama?
Konuşan, kapıdan girenin sevdiği kişi olduğunu bilir. Onu bahardan ayıramıyormuş gibi yapması bir övgüdür: sevilen kişi, girdiği odaya bahar getirecek kadar güzeldir. Burada iki şey birlikte işler. Sevgili bahara benzetilmiştir; bu bir teşbih ilişkisidir. Bir insanı mevsimle karıştırmak da abartıdır. Tecahül-i arif çoğunlukla böyle bir benzetme ya da abartıyla birlikte kurulur; şair iki şeyi «karıştırır», çünkü onları birbirine çok benzetmektedir.
Sanat her zaman soru işaretiyle gelmez. Konuşan, aynı bilmezliği bir şaşkınlık cümlesiyle de dile getirebilir:
Ay mı doğdu bahçeye, sen mi çıktın, ayırt edemedim.
Cümlenin sonunda soru işareti yoktur, ama «ayırt edemedim» diyen kişi gerçekte ayırt etmiştir. Bilmezlik rol gereğidir.
Her soru bilmezlikten gelme değildir
Sınıflarda sık rastlanan bir başka yanılgı, soru işaretli her dizeye «tecahül-i arif» yazmaktır. Ölçüt soru işareti değil, konuşanın bilgisidir. Şu iki sözü karşılaştır:
Saat kaç oldu, son otobüs kalktı mı?
Bu gözler mi parlıyor karanlıkta, yoksa iki yıldız mı?
Birincisinde konuşan gerçekten bilmiyor ve cevap bekliyor; ortada saklanan bir bilgi yok. İkincisinde konuşan parlayanın gözler olduğunu bilir, yıldızla karıştırıyormuş gibi yapar. Yalnız ikincisi tecahül-i ariftir. Cevap beklemeden, duyguyu güçlendirmek için sorulan sorular da vardır; bu türe istifham denir ve söz sanatlarının son dersinde ayrıca işlenir. Bu derste sorulacak soru tektir: Konuşan cevabı biliyor mu, ve bilmiyormuş gibi mi yapıyor? İki cevap da «evet» değilse tecahül-i arif aranmaz.
Hüsn-i talil: gerçek olmayan güzel bir nedene bağlama
Meral'in kardeşinin cevabına dönelim. Yaprakların düşmesinin bilinen, doğal bir açıklaması var. Çocuk ise bu açıklamanın yerine bir duygu koydu: ağaç üzüldü. Şiirde bu hamleye hüsn-i talil (güzel nedene bağlama) denir: gerçek nedeni belli ya da doğal olan bir olay, gerçek olmayan ama güzel, şiirsel bir nedene bağlanır. Terim de bunu anlatır: «hüsn» güzellik, «talil» bir şeyi nedene bağlamaktır.
Sen gülmedin diye bugün güneş doğmadı bu şehre.
Güneşin bir şehre görünmemesinin gerçek nedeni bulutlar, mevsim, havadır. Dize bunun yerine sevilen kişinin gülmemesini koyar. Olay (güneşin görünmemesi) ile neden (sevgilinin gülmemesi) arasında «diye» sözcüğü açık bir bağ kurar. Hüsn-i talilin belirleyici özelliği de budur: neden–sonuç ilişkisi cümlede açıkça kurulur. Bu bağı çoğu zaman «çünkü», «-dığı için», «-dığından», «diye», «-dan dolayı» gibi sözler taşır.
Üç adımda sınamak
Bir dizede hüsn-i talil olup olmadığını üç soruyla bulabilirsin:
- Bir olay ya da durum anlatılıyor mu? Yağmurun yağması, gülün açması, yaprağın düşmesi.
- O olaya bir neden bağlanmış mı? Bağlayıcı sözü ara: çünkü, diye, için, -dığından.
- Bağlanan neden gerçek mi? Bilinen, doğal bir açıklamaysa sanat yoktur; şiirsel, hayalî bir açıklamaysa hüsn-i talil vardır.
| Derse özel cümle | Olay | Bağlanan neden | Karar |
|---|---|---|---|
| «Yollar ıslandı, çünkü gece yağmur yağdı.» | yolların ıslanması | yağmur | gerçek neden; hüsn-i talil yok |
| «Gökyüzü ağladı, çünkü sen gidiyordun.» | yağmur | senin gidişin | hayalî neden; hüsn-i talil var |
| «Gül bu yıl erken açtı, bahar ılık geçtiği için.» | gülün açması | ılık hava | gerçek neden; hüsn-i talil yok |
| «Gül bu yıl erken açtı, seni görmek istediği için.» | gülün açması | seni görme isteği | hayalî neden; hüsn-i talil var |
Gülün açması hem üçüncü hem dördüncü satırda var, ama kararlar ayrışıyor. Karar olaya bakarak değil, ona bağlanan nedenin niteliğine bakarak verilir.
Teşhis ile hüsn-i talil
Meral'in notu bu ayrımda takılmıştı. Teşhis dersinde gördüğün gibi, bir ağaca yas tutmak gibi insana özgü bir duygu vermek kişileştirmedir. Ama kişileştirme tek başına bir neden kurmaz. Şu üç söze bak:
| Derse özel söz | Teşhis | Hüsn-i talil |
|---|---|---|
| «Ağaçlar ayrılığa yas tutuyor.» | var: ağaca yas tutma duygusu verilmiş | yok: hiçbir olaya neden gösterilmemiş |
| «Yapraklar döküldü, ağaçlar yas tuttuğu için.» | var | var: yaprak dökümü yasa bağlanmış |
| «Yapraklar döküldü, çünkü kış yaklaştı.» | yok | yok: gerçek neden söylenmiş |
Birinci satır yalnız bir duygu bildirir; ortada açıklanan bir olay yoktur. İkinci satır Meral'in ödevindeki dizenin yapısıdır: kişileştirme oradadır, ama aynı zamanda yaprak dökümü gibi doğal bir olay o kişileştirmeye bağlanmıştır. Bu yüzden iki sanat birlikte bulunur. Üçüncü satırda kimse kişileştirilmemiş, gerçek neden söylenmiştir. Hüsn-i talilde olaya bağlanan neden çoğu zaman bir duygudur ve duygu insan dışı bir varlığa verildiği için teşhis de doğar; ama bu bir zorunluluk değil, sık görülen bir birlikteliktir. «Sen gülmedin diye güneş doğmadı» dizesinde güneşe insan duygusu verilmemiştir; neden, sevilen kişinin bir davranışıdır.
Bir dörtlükte iki sanat
Bu ders için yazılan aşağıdaki dörtlükte iki sanatı sırayla ayıralım:
Pencereme konan güneş mi, yoksa sen misin?
Bilemedim, gözlerim kamaştı bir anda;
Bahçede güller bu yıl erken açtı,
Senin yanağına benzemek istediklerinden.
Birinci adım, soruların ve şaşkınlıkların sahibine bak. İlk iki dizede konuşan, pencereye gelenin sevdiği kişi olduğunu bilir; «bilemedim» demesi bilmezlikten gelmedir. Sevilen kişi güneşe benzetilmiş, parlaklığı abartılmıştır. Tecahül-i arif buradadır.
İkinci adım, olay ile nedeni ayır. Üçüncü dizedeki olay güllerin erken açmasıdır; gerçek nedeni hava, mevsim, toprağın sıcaklığıdır. Dördüncü dize bunun yerine güllerin sevgilinin yanağına benzemek istemesini koyar ve «-diklerinden» ekiyle iki dizeyi birbirine bağlar. Hüsn-i talil buradadır.
Üçüncü adım, yanındaki sanatları say. Güllere «istemek» gibi insana özgü bir arzu verildiği için son iki dizede teşhis de vardır; ilk iki dizedeki benzetme de teşbih ilişkisi taşır. Bir dizede bir sanatı bulduğunda öbürünü aramayı bırakma.
Abartıdan ve iki anlamdan devam
Bu dersteki iki sanatın ortak bir yanı var: ikisi de gerçeği biraz büyütür. Sevilen kişiyi güneşle karıştırmak da, güllerin onun için açtığını söylemek de ölçüyü aşan bir söyleyiştir. Sıradaki derste bu büyütmenin kendisi ayrı bir sanat olarak karşına çıkacak: mübalağa, yani bir durumu olduğundan çok büyük ya da çok küçük göstermek. Aynı derste kinayeyi de göreceksin: söz hem gerçek hem mecaz anlamı akla getirir, ama asıl kastedilen mecaz anlamdır.
4Çözümlü örnekler
Örnek 1 — Soru işaretinin arkasında ne var?
Soru: Derse özel iki söz veriliyor: birincisi «Kütüphane kaçta kapanıyor, biliyor musun?», ikincisi «Bu ses senin sesin mi, yoksa bülbül mü öttü pencerede?» İki soru cümlesini nasıl sınıflandırırsın?
- A) İkisinde de tecahül-i arif vardır, çünkü ikisi de soru biçimindedir.
- B) İkisinde de tecahül-i arif yoktur, çünkü soru sormak bir sanat sayılmaz.
- C) Yalnız birincide tecahül-i arif vardır.
- D) İkincide konuşan sesin sevgiliye ait olduğunu bildiği hâlde bülbülle karıştırıyormuş gibi yapar; tecahül-i arif yalnız oradadır.
- E) İkincide hüsn-i talil vardır.
Çözüm: Birinci sözde konuşan kapanış saatini gerçekten bilmiyor ve cevap bekliyor. İkincide bilinen bir şey bilinmiyormuş gibi sorulmuş, sevgilinin sesi bülbülünkine benzetilmiştir. İkincide bir olaya neden bağlanmadığı için hüsn-i talil yoktur. Cevap: D.
Örnek 2 — Neden gerçek mi?
Soru: Bu ders için kurulan aşağıdaki cümlelerin hangisi hüsn-i talil taşır?
- A) Deniz bu sabah dalgalıydı, çünkü gece fırtına çıkmıştı.
- B) Kar sabaha kadar yağdı, yollar kapandı.
- C) Deniz bu sabah dalgalıydı, çünkü senin gidişine öfkelenmişti.
- D) Deniz bu sabah dalgalıydı.
- E) Fırtına yüzünden tekneler limandan çıkamadı.
Çözüm: A ile E gerçek nedeni söyler; B ile D ise bir olayı nedensiz anlatır. C'de denizin dalgalanması, gerçek nedeni olan rüzgârın yerine sevgilinin gidişine duyulan öfkeye bağlanmıştır; «çünkü» bu bağı açıkça kurar. Cevap: C.
Örnek 3 — Kişileştirme var, neden yok
Soru: Derse özel «Yaşlı söğüt dallarını suya eğip düşüncelere daldı» dizesi için hangisi doğrudur?
- A) Söğüde insana özgü bir hâl verilmiştir; bir olaya neden gösterilmediği için hüsn-i talil yoktur.
- B) Dizede hüsn-i talil vardır, çünkü söğüt kişileştirilmiştir.
- C) Dizede tecahül-i arif vardır.
- D) Dizede hiçbir sanat yoktur.
- E) Söğüdün dallarını eğmesi gerçek bir nedene bağlanmıştır.
Çözüm: «Düşüncelere dalmak» insana özgüdür; teşhis budur. Ama dizede hiçbir olay bir nedene bağlanmamış, «çünkü», «diye» gibi bir bağ kurulmamıştır. Kişileştirmenin hüsn-i talile dönüşmesi için ona bir olayın nedeni rolü verilmesi gerekir. Cevap: A.
Örnek 4 — İki sanat aynı beyitte
Soru: Derse özel beyit: «Gözlerin mi bu, yoksa iki çeşme mi durmadan akan? / Gök de bulutlandı bugün, senin yasını tuttuğundan.» Beyitte hangi sanat hangi dizededir?
- A) Yalnız tecahül-i arif vardır.
- B) Birinci dizede tecahül-i arif, ikinci dizede hüsn-i talil vardır.
- C) Yalnız hüsn-i talil vardır.
- D) Birinci dizede hüsn-i talil, ikinci dizede tecahül-i arif vardır.
- E) Beyitte hiçbir sanat yoktur.
Çözüm: Birinci dizede konuşan, akanın gözyaşı olduğunu bilir; gözleri çeşmeyle karıştırıyormuş gibi yapar ve ağlamayı abartır. İkinci dizede bulutlanma gibi doğal bir olay, göğün yas tutmasına bağlanmış, bağı «-duğundan» eki kurmuştur. Cevap: B.
5Tuzaklar
- Soru işaretli her dizeye tecahül-i arif demek. Konuşan cevabı gerçekten bilmiyorsa ya da yalnız duyguyu güçlendirmek için soruyorsa bilmezlikten gelme yoktur; ölçüt soru işareti değil, saklanan bilgidir.
- Soru işareti yoksa tecahül-i arifi aramamak. «Ayırt edemedim», «bilemedim» gibi bir şaşkınlık cümlesi de bilinen bir şeyi bilinmiyormuş gibi sunabilir.
- Gerçek nedeni söyleyen cümleyi hüsn-i talil sanmak. «Yollar ıslandı, çünkü yağmur yağdı» cümlesinde «çünkü» vardır, ama neden gerçektir; sanat yoktur.
- Kişileştirmeyi tek başına hüsn-i talil saymak. «Ağaçlar yas tutuyor» sözü teşhistir; yas, bir olayın nedeni olarak öne sürülmedikçe hüsn-i talil kurulmaz.
- Hüsn-i talil bulununca teşhisi atlamak. Hayalî neden çoğu zaman insan dışı bir varlığın duygusudur; o zaman iki sanat birlikte bulunur.
6Tekrar kartı
- Tecahül-i arif: bilip bilmezlikten gelme; şair bildiğini bilmiyormuş gibi sorar ya da şaşırır.
- Tecahül-i arif çoğunlukla bir benzetme ya da abartıyla birlikte kurulur: sevgiliyi bahardan, güneşten ayıramıyormuş gibi yapmak.
- Sınama: Konuşan cevabı biliyor mu, bilmiyormuş gibi mi yapıyor? İkisi de «evet» değilse sanat yoktur.
- Cevap beklemeyen, duyguyu güçlendiren soru istifhamdır ve ayrı bir derste işlenir.
- Hüsn-i talil: gerçek olmayan güzel bir nedene bağlama; nedeni belli ya da doğal olan bir olay şiirsel bir açıklamaya bağlanır.
- Bağı taşıyan sözler: çünkü, diye, için, -dığından, -dan dolayı.
- Gerçek neden söylenmişse hüsn-i talil yoktur; neden gösterilmemiş kişileştirme yalnız teşhistir.
- Hayalî neden insan dışı bir varlığın duygusuysa teşhis ile hüsn-i talil birlikte bulunur.
7Alıştırma
Soru 1 · Kolay
Bilip bilmezlikten gelme diye tanımlanan söz sanatının adı nedir?
- A)Hüsn-i talil
- B)Tecahül-i arif
- C)Teşhis
- D)Tezat
- E)Telmih
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: B. Bildiğini bilmiyormuş gibi gösterme tecahül-i ariftir; hüsn-i talil ise olayı hayalî bir nedene bağlar.
Soru 2 · Kolay
Gerçek nedeni belli bir olayı, gerçek olmayan ama güzel bir nedene bağlamaya ne ad verilir?
- A)Tecahül-i arif
- B)Tenâsüp
- C)İstiare
- D)Hüsn-i talil
- E)Telmih
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: D. Olayın doğal açıklamasını şiirsel bir nedenle değiştirmek hüsn-i talilin tanımıdır.
Soru 3 · Kolay
Derse özel yazılmış «Yanakların mı bu, yoksa sabah açan iki gül mü?» dizesinde hangi sanat vardır?
- A)Tecahül-i arif
- B)Hüsn-i talil
- C)Tezat
- D)Telmih
- E)İntak
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: A. Konuşan yanağı gülden ayıramıyormuş gibi yapar; bildiğini bilmezlikten gelir ve güzelliği abartır.
Soru 4 · Kolay
Derse özel yazılmış «Kuşlar sustu bu akşam, sen şarkı söylemediğin için» dizesinde olay hangi nedene bağlanmıştır?
- A)akşamın gelmesine
- B)kuşların yorulmasına
- C)havanın soğumasına
- D)bir yolculuğa
- E)sevilen kişinin şarkı söylememesine
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: E. Kuşların susması doğal nedeni yerine sevilen kişinin sessizliğine bağlanmış, bağı «için» kurmuştur.
Soru 5 · Orta
Derse özel sözlerin hangisinde soru bulunduğu hâlde tecahül-i arif yoktur?
- A)Bu gelen sen misin, yoksa bahar rüzgârı mı?
- B)Gözlerin mi parlıyor, yoksa gökte iki yıldız mı?
- C)Yarın sınav kaçta başlıyor, salon belli oldu mu?
- D)Sesin mi bu, yoksa dere mi şırıldıyor?
- E)Gülüşün mü bu, yoksa sabah mı oldu?
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: C. Konuşan sınav saatini gerçekten bilmiyor ve cevap bekliyor; öteki sözlerde bilinen şey bilinmiyormuş gibi sorulur.
Soru 6 · Orta
Derse özel cümlelerden hangisinde hüsn-i talil vardır?
- A)Ay bu gece bulutların ardına saklandı, senin yüzünü görmekten utandığı için.
- B)Ay bu gece görünmedi, çünkü gök bulutluydu.
- C)Ay bu gece dolunaydı.
- D)Ay doğunca yol aydınlandı.
- E)Bulutlar dağılınca ay göründü.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: A. Ayın görünmemesi bulut yerine güzelliğe duyulan utanca bağlanmıştır; B gerçek nedeni söyler, ötekilerde hayalî bir neden yoktur.
Soru 7 · Orta
Mesut, «Pencerenin camı buğulandı, çünkü içerisi dışarıdan sıcaktı» cümlesinde hüsn-i talil bulunduğunu söylüyor. Bu görüşü doğru değerlendiren yargı hangisidir?
- A)Haklıdır, çünkü cümlede «çünkü» vardır.
- B)Haklıdır, çünkü cama insan özelliği verilmiştir.
- C)Yanılıyor, çünkü hüsn-i talil yalnız soru cümlesinde olur.
- D)Yanılıyor, çünkü cümlede hiçbir olay anlatılmaz.
- E)Yanılıyor; buğulanma gerçek nedenine bağlanmıştır, bağlayıcı sözün bulunması tek başına sanat kurmaz.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: E. Sıcaklık farkı buğunun gerçek nedenidir; hüsn-i talil için nedenin hayalî ve şiirsel olması gerekir.
Soru 8 · Orta
Derse özel yazılmış «Rüzgâr bütün gece kapımı çaldı, ağladı durdu» dizesi için hangisi doğrudur?
- A)Hüsn-i talil vardır, çünkü rüzgâr kişileştirilmiştir.
- B)Rüzgâra insana özgü davranışlar verilmiştir; bir olay nedene bağlanmadığı için hüsn-i talil yoktur.
- C)Tecahül-i arif vardır.
- D)Gerçek bir neden söylenmiştir.
- E)Dizede hiçbir sanat yoktur.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: B. Kapı çalmak ve ağlamak rüzgârı kişileştirir, ama dizede «çünkü» ya da «diye» ile kurulmuş bir neden bağı yoktur.
Soru 9 · Orta
Derse özel yazılmış «Şaşırdım kaldım; sokağa çıkan sen miydin, yoksa güneş mi doğdu?» dizesinde tecahül-i arifi gösteren ipucu hangisidir?
- A)Dizede bir olayın hayalî bir nedene bağlanması
- B)Sokak sözcüğünün iki anlamlı kullanılması
- C)Güneşin kişileştirilmesi
- D)Konuşanın, bildiği kişiyi güneşle ayırt edemiyormuş gibi şaşırması
- E)Bilinen bir tarihî olaya gönderme yapılması
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: D. Sevilen kişiyi tanıdığı hâlde güneşle karıştırıyormuş gibi davranmak bilip bilmezlikten gelmedir.
Soru 10 · Orta
Derse özel cümlelerden hangisinde teşhis bulunduğu hâlde hüsn-i talil yoktur?
- A)Çiçekler soldu, sen bahçeye uğramadığın için.
- B)Nehir taştı, ayrılığına dayanamadığından.
- C)Eski saat duvarda sabırla bizi bekledi.
- D)Kar erken yağdı, toprak seni özlediği için.
- E)Yıldızlar söndü, gözlerine yenildikleri için.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: C. Saate beklemek ve sabretmek gibi insan hâlleri verilmiş, ama hiçbir olay bir nedene bağlanmamıştır; ötekilerde hayalî neden vardır.
Soru 11 · Orta
Derse özel «Bahar bu yıl geç geldi, çünkü senin dönüşünü bekliyordu» cümlesinde hangi iki sanat birlikte bulunur?
- A)Tecahül-i arif ile tezat
- B)Tezat ile tenâsüp
- C)Telmih ile hüsn-i talil
- D)Tecahül-i arif ile teşbih
- E)Teşhis ile hüsn-i talil
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: E. Bahar, insanın yapacağı gibi birini beklemiştir; baharın gecikmesi de bu beklemeye bağlanmıştır.
Soru 12 · Zor
Makbule defterine iki cümle kuruyor; ilki «Gökyüzü kızardı akşamüstü, güneş batarken», ikincisi «Gökyüzü kızardı akşamüstü, senin güzelliğini görüp utandığından». Bu cümleleri doğru niteleyen yargı hangisidir?
- A)Birincide olaya hiçbir hayalî neden bağlanmamıştır; ikinci aynı olayı utanma gibi hayalî bir nedene bağladığı için hüsn-i talil taşır.
- B)İkisinde de hüsn-i talil vardır.
- C)Birincide hüsn-i talil, ikincide tecahül-i arif vardır.
- D)İki cümle de yalnız kişileştirme taşır.
- E)İkincide hüsn-i talil yoktur, çünkü neden gerçektir.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: A. Gün batımındaki kızarıklık doğal bir olaydır; yalnız ikinci cümle ona bir utancı neden olarak verir ve göğü de kişileştirir.
Soru 13 · Zor
Derse özel dörtlük: «Kim bu, yolun ucundan gelen, ay mı yoksa sen mi? / Bilmez gibi baktım uzaktan, tanıdım seni; / Dere coştu bu sabah, karlar eridiği için, / Kırlar yeşerdi bütün, güneş ısıttığı için.» Dörtlükteki sanatlar için hangisi doğrudur?
- A)Dört dizede de hüsn-i talil vardır.
- B)İlk iki dizede hüsn-i talil, son iki dizede tecahül-i arif vardır.
- C)Dörtlükte hiçbir sanat yoktur.
- D)İlk iki dizede tecahül-i arif vardır; son iki dizede neden bağı kurulsa da nedenler gerçek olduğu için hüsn-i talil yoktur.
- E)Yalnız son iki dizede sanat vardır.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: D. Konuşan geleni tanıdığını kendisi söyler, bu yüzden aya benzetişi bilmezlikten gelmedir; kar erimesi ve güneşin ısıtması derenin coşmasının ve kırların yeşermesinin gerçek nedenleridir.
Soru 14 · Zor
Mahinur, derse özel «Ne zaman bitecek bu uzun kış, ne zaman döneceksin?» dizesine tecahül-i arif notu düşüyor. Bu notu düzelten açıklama hangisidir?
- A)Dizede hüsn-i talil vardır, çünkü kışın uzunluğu bir nedene bağlanmıştır.
- B)Konuşan bildiği bir cevabı saklamıyor; özlemini dile getiren, cevap beklemeyen bir soru soruyor, bu yüzden bilmezlikten gelme yoktur.
- C)Soru işareti bulunan her dizede tecahül-i arif vardır, not yerindedir.
- D)Konuşan, dönecek kişiyi kışla karıştırıyormuş gibi yapmıştır.
- E)Dizede yalnız tezat vardır.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: B. Tecahül-i arif için konuşanın elindeki bir bilgiyi yokmuş gibi sunması gerekir; burada saklanan bir bilgi yoktur.
Soru 15 · Zor
Derse özel cümlelerden hangisi, nedenini gerçek bir olaya bağladığı için hüsn-i talil taşımayan bir kişileştirme örneğidir?
- A)Lale başını eğdi, senin boyunu görüp mahcup olduğundan.
- B)Bulutlar ağladı, sen yola çıktığın için.
- C)Yorgun bahçe yağmuru sevinçle karşıladı, çünkü haftalardır su almamıştı.
- D)Gece uzadı, seni beklediğim için.
- E)Gül kızardı, senin yanağını kıskandığı için.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: C. Bahçeye sevinç duygusu verilmiş, ama bu sevinç susuzluk gibi gerçek bir nedene bağlanmıştır; ötekilerde olaylar hayalî nedenlere bağlanır.
8Ustalık kapısı
5 soru, 5 dakika. 4 ya da 5 doğru yaptıysan sıradaki derse, «Mübalağa ve kinaye» dersine geç. 3 ve altındaysan 3. ve 4. bölümü yeniden oku, sonra kapıyı bir kez daha çöz.
Soru 1 · Orta
Derse özel cümlelerden hangisinde tecahül-i arif vardır?
- A)Otobüs geç geldi, çünkü yol kapalıydı.
- B)Nehir taştı, sana kavuşmak istediği için.
- C)Kapıyı kim çaldı, gidip bakar mısın?
- D)Bu yüz senin yüzün mü, yoksa doğan dolunay mı?
- E)Sabah oldu, kuşlar ötmeye başladı.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: D. Konuşan yüzü tanıdığı hâlde onu dolunaydan ayıramıyormuş gibi sorar; C'deki soru ise gerçek bir bilgisizlikten doğar.
Soru 2 · Orta
Hüsn-i talilde neden ile sonucu birbirine bağlayan sözlerden biri hangisi değildir?
- A)gibi
- B)çünkü
- C)diye
- D)için
- E)-dığından
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: A. Gibi bir benzetme edatıdır ve teşbihte kullanılır; ötekiler bir olayı nedenine bağlayan sözlerdir.
Soru 3 · Zor
Derse özel «Dağlar beyaz başlığını taktı bu sabah» dizesini Mesut hüsn-i talil örneği sayıyor, Meral ise yalnız kişileştirme görüyor. Hangi açıklama doğrudur?
- A)Mesut haklıdır, çünkü kişileştirilen her varlık bir nedene bağlanmış sayılır.
- B)Mesut haklıdır, çünkü karın yağması doğal bir olaydır.
- C)İkisi de yanılıyor, dizede tecahül-i arif vardır.
- D)İkisi de yanılıyor, dizede hiçbir sanat yoktur.
- E)Meral haklıdır; dağlara insan davranışı verilmiştir, ama karın yağışı hiçbir nedene bağlanmadığı için hüsn-i talil kurulmamıştır.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: E. Dizede «çünkü», «diye» gibi bir bağ ve olaya önerilen hayalî bir neden bulunmaz. Dizede teşhis vardır; karın adı geçmeden «beyaz başlık» denmesi ayrıca bir istiaredir, ama hüsn-i talil yoktur.
Soru 4 · Zor
Derse özel dizelerden hangisinde tecahül-i arif ile hüsn-i talil birlikte bulunur?
- A)Dalgalar kıyıya vurdu, rüzgâr güçlendiği için.
- B)Yapraklar yere düştü, sonbahar geldi.
- C)Bu ağlayan sen misin, yoksa yağmur mu? Gök de ağlıyor, senin gözyaşına ortak olmak için.
- D)Kim bu gelen, kapıyı açar mısın?
- E)Söğüt dallarını suya eğip düşündü.
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: C. Birinci cümlede bilinen kişi yağmurla karıştırılıyormuş gibi sorulur; ikinci cümlede yağmur, gözyaşına ortak olma gibi hayalî bir amaca bağlanır.
Soru 5 · Zor
Derse özel dört söz veriliyor: birincisi «Kuşlar göç etti, havalar soğuduğu için», ikincisi «Kuşlar göç etti, senin yokluğuna dayanamadıklarından», üçüncüsü «Kuşlar dalda dertleşti bütün gün», dördüncüsü «Bu öten bülbül mü, yoksa senin sesin mi?». Bu sözlerle ilgili hangi eşleştirme doğrudur?
- A)Birinci hüsn-i talil, ikinci tecahül-i arif, üçüncü teşhis
- B)İkinci hüsn-i talil, üçüncü yalnız teşhis, dördüncü tecahül-i arif
- C)Dördüncü hüsn-i talil, birinci teşhis, üçüncü tecahül-i arif
- D)Dördü de hüsn-i talil taşır
- E)Yalnız ikinci ile dördüncüde sanat yoktur
Önce çöz, sonra cevabı açCevabı gizle
Cevap: B. İkincide göç yokluğa dayanamamaya bağlanır, üçüncüde kuşlara nedensiz bir insan davranışı verilir, dördüncüde bilinen ses bülbülle karıştırılır; birinci gerçek nedeni söyler.
E03 — Söz Sanatları
Modülün bütün dersleri bitince işaretle; modül 1, 3, 7 ve 21. günlerde YKS ana sayfasındaki tekrar listesine döner.