İçeriğe geç

YKS Türk Dili ve Edebiyatı · Söz Sanatları · EDB-E03-L06

Tevriye ve telmih

AYTher yıl mutlaka soru çıkan konu· 8 bölüm

1Kanca

Raci'nin dayısı bütün yaz yaylaya giden kayalık yolu tek başına açtı; taşları kırdı, dönemeçleri genişletti. Yolun öbür ucunda nişanlısının ailesi oturuyordu. Akşam yemeğinde ninesi gülerek söylendi: «Dayın Ferhat oldu, dağı deldi.» Raci sözü hemen çözdüğünü düşündü: ninesi abartıyordu, dayısı çok çalışmıştı, o kadar. Ertesi gün ninesine Ferhat'ın kim olduğunu sordu. Ninesi Ferhat'ın sevdiği Şirin'e kavuşabilmek için Bîsütun dağını külüngüyle delmeye giriştiğini anlattı. Raci o zaman ninesinin ne demek istediğini anladı. Sözün asıl yükü emeğin büyüklüğünde değil, o emeğin kimin için harcandığındaydı. Bunu da ninesi söylemiyor, eski bir hikâyeye bırakıyordu. Hikâyeyi bilmeyen için cümle bir abartıdan ibaretti; bilen içinse yolun ucunda bekleyen nişanlıyı da anlatıyordu.

2Hedefler

  • Bir dizede iki anlamlı sözcüğü bulur, yakın ve uzak anlamını ayırır, şairin hangisini kastettiğini gerekçesiyle söylersin.
  • Bir sözcükte tevriye olup olmadığına, iki anlamın da cümlede tutunup tutunmadığına bakarak karar verirsin.
  • Bir dizedeki telmihin hangi olaya, kişiye ya da hikâyeye gönderme yaptığını adıyla belirtirsin.
  • Bilinen bir olayı kısaca hatırlatan sözü, o olayı baştan anlatan ya da sıradan bir olayı aktaran sözden ayırırsın.

3Konu anlatımı

Sözün arkasında bekleyen ikinci katman

Teşbihten bu yana gördüğün sanatlarda şair bir varlığı başka bir varlığın üstünden gösteriyordu. Bu dersin iki sanatı farklı bir yerden işler. Tevriye sözcüğün içinde saklı duran ikinci bir anlamı çalıştırır; telmih ise okurun belleğinde duran bir hikâyeyi. İkisinde de dizenin yüzeyinde okunan anlam yetmez, okurun bir adım geri çekilip «bu söz başka neyi çağırıyor?» diye sorması gerekir. Raci'nin ninesinin cümlesi ikinci türdendi: «Ferhat» adı bir anlam değil, koca bir hikâye taşıyordu.

Tevriye: tek sözcük, iki anlam

Türkçede pek çok sözcüğün birden fazla anlamı vardır. «Yaz» hem bir mevsimdir hem «yazmak» fiilinin emri; «gül» hem bir çiçektir hem «gülmek» fiilinin emri; «çalmak» hem bir çalgıdan ses çıkarmak hem de birinin malını izinsiz almak demektir. Tevriye, böyle iki anlamlı bir sözcüğü dizede bir kez kullanıp okurun aklına önce gelen anlamı değil, öbürünü kastetmektir. Ders kitapları bu iki anlama ad verir:

  • Yakın anlam: sözcüğün o bağlamda okura ilk gelen anlamıdır. Çevresindeki sözcükler okuru bu anlama doğru çeker.
  • Uzak anlam: okurun ancak ikinci bakışta fark ettiği anlamdır. Şair asıl bunu kasteder.

Bu derse özel yazılmış bir beyit:

Gidiyorsun, yolun açık olsun;
Ayrılık kış olmasın, yaz.

İkinci dizede «kış» sözcüğü okuru mevsimlere götürür; «yaz» ilk okumada «ayrılık kış değil, yaz olsun» diye anlaşılır. Bu yakın anlamdır ve tek başına da tutarlıdır: konuşan, ayrılığın soğuk ve karanlık geçmemesini diliyor. Beyti bir kez daha okuyan okur, giden birine söylenen sözün bir rica da taşıdığını fark eder: «Uzaklarda unutma, bana yaz.» Mektup isteyen bu anlam uzak anlamdır ve beytin asıl söylediği odur. Sözcük yalnız bir kez geçtiği hâlde iki okuma birden ayakta kalır. Kafiye ve redif dersinde aynı «yaz» sözcüğünü iki dizenin sonunda, iki ayrı anlamla görmüştün; tevriyede ise iki anlam tek kullanımın içine sığar.

Tevriyeyi sınamanın yolu

Bir sözcükte tevriye var mı diye anlamak için üç adım yeterlidir.

  1. İki anlamlı sözcüğü bul. Dizede birden çok anlamı olan bir sözcük olmalı.
  2. İki anlamı da cümleye ayrı ayrı yerleştir. Her biriyle dize yeniden okunur; ikisinde de anlamlı bir söz çıkıyorsa tevriye ihtimali doğar.
  3. Hangisinin kastedildiğine bak. Çevredeki sözcüklerin okuru yönelttiği anlam yakın anlamdır; bağlamın derininde, şairin asıl söylemek istediği anlam uzak anlamdır.

İkinci adım en çok atlanan adımdır. «Çayı demledim, iki bardak doldurdum» cümlesinde «çay» iki anlamlı bir sözcüktür, ama akarsu anlamı bu cümleye hiç oturmaz: kimse dereyi demlemez. Yalnız bir anlamın tutunduğu cümlede tevriye aranmaz. Şimdi derse özel yazılmış bir başka beyte bakalım:

Pazar yerinde bir sazcı durdu, çaldı;
Dönüp baktım, gönlüm yerinde yoktu.

«Sazcı» sözcüğü okuru müziğe çeker; «çaldı» önce «sazını çaldı» diye okunur. Bu yakın anlamdır. İkinci dize ise başka bir çalmadan söz eder: sazcının alıp götürdüğü bir gönül. Şairin kastettiği, «gönlümü çaldı» anlamıdır, yani uzak anlam. İki okuma da dizede tutunur; tevriye budur.

Tevriye ile kinaye arasındaki ilk çizgi

Kinaye de iki anlamla oynar, bu yüzden iki sanat sık karışır. Kinayede bir söz öbeği hem gerçek anlamıyla düşünülebilir hem de ondan doğan mecaz anlamla; kastedilen mecazdır («Kapısı herkese açık» sözü gerçek bir kapıyı da düşündürür, ama asıl anlatılan konukseverliktir). Tevriyede ise tek bir sözcüğün sözlükteki iki ayrı anlamı yarışır: «yaz» mevsim de olabilir, emir de. Bu ayrımı mübalağa ve kinayeyi işleyen E03-L08 dersinde genişleteceğiz; şimdilik tevriyede iki ayrı anlamı taşıyan tek bir sözcük aradığını aklında tut.

Telmih: bir hikâyeyi tek sözle çağırmak

Telmih, herkesçe bilinen bir olaya, kişiye, hikâyeye ya da inanca kısaca gönderme yapmaktır. Telmihte olay anlatılmaz, hatırlatılır: bir ad, bir nesne ya da bilinen bir söz okurun belleğindeki hikâyeyi bütünüyle uyandırır. Raci'nin ninesi «Ferhat» dediğinde Şirin'i, Bîsütun dağını ve külüngü saymasına gerek kalmamıştı.

Klasik şiirimizde ve halk arasında en sık hatırlatılan hikâyelerin bir kısmı şunlardır:

Gönderme yapan sözHatırlatılan hikâye
Ferhat, Şirin, Bîsütun, külünkFerhat'ın Şirin'e kavuşmak için Bîsütun dağını külüngüyle delmeye girişmesi
Mecnun, Leylâ, çölMecnun'un Leylâ'ya duyduğu aşk yüzünden çöllere düşmesi
Yusuf, kuyu, kardeşlerHz. Yusuf'un kardeşleri tarafından kuyuya atılması
Nuh, gemi, tufanHz. Nuh'un tufandan gemiyle kurtuluşu
İbrahim, ateşHz. İbrahim'in atıldığı ateşin onu yakmaması
göl, maya, «Ya tutarsa»Nasreddin Hoca'nın göle maya çalması

Telmih yalnız şiirde yaşamaz. «Nuh Nebi'den kalma» deyimi bir eşyanın çok eski olduğunu söylerken tufan çağına gönderme yapar. Göle maya çalan Hoca'yı hatırlatan «Ya tutarsa» sözü de günlük konuşmada, umudu az bir girişimi anlatırken kullanılır.

Hatırlatmak ile anlatmak

Telmihin ölçütü gönderme yapılan olayın bilinen bir olay olması ve sözün onu kısaca çağırmasıdır. İki yanılgı bu iki koşulun birini unutmaktan doğar.

Birincisi, olayı baştan sona anlatan bir metni telmih saymaktır. «Ferhat, Şirin'e kavuşabilmek için Bîsütun dağını delmeye girişti; günlerce külüngünü kayaya vurdu» cümlesi hikâyenin kendisini aktarır. Telmihte ise şair başka bir şeyi anlatırken o hikâyeyi yardıma çağırır: kendi derdini, bir başkasının emeğini, bir durumun eskiliğini.

İkincisi, sıradan bir olayı telmih sanmaktır. «Komşumuz bahçesine bir kuyu kazdırdı» cümlesinde «kuyu» geçer, ama hiçbir hikâyeyi uyandırmaz. Kuyu sözcüğünü Hz. Yusuf'a bağlayan şey bağlamdır: kardeşlerin ihaneti, kuyudan yükseliş, Mısır gibi işaretler.

Telmih ve tenâsüp aynı dizede

Bu derse özel yazılmış bir beyti çözelim:

Külüng elde, Bîsütun önümde durur;
Şirin'in adı yazılı her bir taşta.

Ferhat'ın adı geçmez, ama «külüng», «Bîsütun» ve «Şirin» birlikte hikâyeyi eksiksiz çağırır. Konuşan kendi aşkını Ferhat'ın emeğine yaslar: telmih budur. Aynı beyitte külünk, dağ ve taş anlamca birbirine bağlı kavramlardır. Tezat ve tenâsübü işleyen E03-L05 dersinde gördüğün tenâsüp de bu yüzden beyitte vardır. Hikâyenin kendi kavramları bir arada kullanıldığı için telmih çoğu zaman tenâsübü de beraberinde getirir; soru bir beyitteki sanatları sayarken ikisini birden aramalısın.

Ders sonunda iki soru

Bir dizeyi okurken iki soruyu sırayla sor. İlki sözcüğe yöneliktir: «Bu sözcüğün bir anlamı daha var mı ve o anlam da burada tutunuyor mu?» Evetse tevriye ihtimali vardır. İkincisi belleğe yöneliktir: «Bu ad ya da nesne bilinen bir hikâyeyi uyandırıyor mu?» Evetse telmih vardır.

Bu iki sanatta şair okurun bildiğine yaslanıyordu: sözcüğün sözlükteki ikinci anlamına ve herkesin duyduğu bir hikâyeye. Sıradaki derste ise şair kendi bildiğiyle oynar. Tecahül-i arifte bildiği bir şeyi bilmiyormuş gibi davranır ve sorar; hüsn-i talilde bir olayın gerçek nedenini bir kenara bırakıp ona gerçek olmayan, güzel bir neden bulur. İkisinde de konuşanın bilgisiyle söylediği arasındaki açıklığı yakalamayı öğreneceksin.

4Çözümlü örnekler

Örnek 1 — Yakın anlamı ve uzak anlamı ayırmak

Soru: Bu ders için kurduğumuz beyit: «Bahar geldi, gonca gonca açtı bahçe; / Bir sen kaldın kapalı, sen de artık gül.» «Gül» sözcüğünü doğru açıklayan seçenek hangisidir?

  • A) Yalnız çiçek anlamıyla kullanılmış, başka bir anlam düşündürmemiştir.
  • B) Yakın anlamı «gülmek» fiilinin emri, uzak anlamı çiçektir.
  • C) Yakın anlamı çiçek, kastedilen uzak anlamı «gülmek» fiilinin emridir.
  • D) Sözcük iki kez, iki ayrı anlamla kullanılmıştır.
  • E) Sözcük bilinen bir hikâyeye gönderme yapmaktadır.

Çözüm: «Bahar», «gonca» ve «bahçe» okuru çiçeğe çeker; ilk okumada «sen de bir gül ol» anlaşılır. Bu yakın anlamdır. «Bir sen kaldın kapalı» sözü ise asık yüzlü birine seslenildiğini düşündürür; konuşan ondan gülümsemesini ister. Bu uzak anlam kastedilendir. Sözcük bir kez geçer, iki anlam da tutunur. Cevap: C.

Örnek 2 — Tevriye mi, tek anlam mı?

Soru: Ders için kurulan şu cümlelerin hangisinde iki anlamlı bir sözcük tevriye kurmaktadır?

  • A) Kardeşim sabah kahvaltıda iki bardak çay içti.
  • B) Bulutlar kararınca bağa çıkmadık; sabah baktık, asmanın dibi dolu.
  • C) Annem dolabı açıp yazlık giysileri çıkardı.
  • D) Akşam derse geç kaldığım için öğretmen kapıyı kapattı.
  • E) Babam sazını alıp düğünde iki türkü çaldı.

Çözüm: A'da «çay», E'de «çaldı» iki anlamlı sözcüklerdir, ama cümleye yalnız bir anlamları oturur: içilen çay, saz çalmak. C ve D'de ikinci bir anlam aranmaz. B'de «dolu» hem «boş olmayan» hem de gökten yağan buz taneleri demektir. Kararan bulutlar ikinci anlamı çağırır; asmanın dibinin dolmuş olması da, oraya dolu yağmış olması da cümlede tutunur. Cevap: B.

Örnek 3 — Telmihin kaynağını bulmak

Soru: Bir öğrenci defterine şu örnek beyti yazmış: «Kardeş elinden düştüm karanlık kuyuya; / Bir gün çıkar, bir saraya konarım belki.» Beyitte hangi olaya gönderme yapılmaktadır?

  • A) Mecnun'un Leylâ aşkıyla çöllere düşmesi
  • B) Hz. Nuh'un tufandan gemiyle kurtulması
  • C) Ferhat'ın Bîsütun dağını delmeye girişmesi
  • D) Hz. İbrahim'in atıldığı ateşin onu yakmaması
  • E) Hz. Yusuf'un kardeşleri tarafından kuyuya atılması

Çözüm: «Kardeş elinden» ve «kuyu» birlikte Hz. Yusuf'un hikâyesini çağırır; konuşan, yaşadığı haksızlığı ve bir gün yükselme umudunu bu hikâyeye yaslar. Beyit olayı anlatmaz, yalnız hatırlatır. Ötekilerin hiçbirinde kuyu ya da kardeş ihaneti yoktur. Cevap: E.

Örnek 4 — Hatırlatmak ile aktarmak

Soru: Örnek olarak kurulmuş cümlelerden hangisi telmih taşır?

  • A) Nasreddin Hoca bir gün göl kıyısına gidip suya yoğurt mayası çaldı ve «Ya tutarsa» dedi.
  • B) Komşumuz bahçesinde bir kuyu kazdırdı.
  • C) Arkadaşım bu yıl da kulüp seçimine aday oldu; sonucu sorunca güldü: «Ya tutarsa.»
  • D) Dedemin bahçesindeki ağaçlar geçen kış dondu.
  • E) Kardeşim dün akşam göl kenarında yürüyüş yaptı.

Çözüm: A, Hoca'nın fıkrasını baştan sona aktarır; hikâyenin kendisidir, başka bir şeyi anlatırken onu çağırmaz. B, D ve E sıradan olaylardır; «kuyu» ya da «göl» sözcüğü hiçbir hikâyeyi uyandırmaz. C'de konuşan, kazanma şansı az bir girişimini anlatırken Hoca'nın sözüne kısaca gönderme yapar. Cevap: C.

5Tuzaklar

  • İki anlamlı her sözcüğü tevriye saymak. «Çayı demledim» cümlesinde akarsu anlamı tutunmaz. Tevriye için iki anlamın da cümlede ayakta kalması gerekir.
  • Yakın anlam ile uzak anlamın yerini karıştırmak. Yakın anlam bağlamın okuru ilk götürdüğü anlamdır; şairin kastettiği ise uzak anlamdır. Hangisinin kastedildiğini sorulan öğe belirler.
  • Aynı sözcüğün iki kez geçtiği dizede tevriye aramak. Tevriyede sözcük bir kez kullanılır; iki kullanımda iki anlam ayrı ayrı veriliyorsa ilişki başkadır (kimi kaynaklar bunu cinas diye adlandırır).
  • Bir olayı baştan anlatan metni telmih saymak. Telmih olayı anlatmaz, başka bir konuyu anlatırken onu kısaca hatırlatır.
  • Bilinen hikâyesi olmayan sözü telmih saymak. «Kuyu», «göl», «gemi» gibi sözcükler tek başına telmih kurmaz; bağlam bilinen bir olayı uyandırmalıdır.
  • Telmihi bulup yanındaki tenâsübü gözden kaçırmak. Külünk, dağ ve taş gibi hikâyenin kendi kavramları bir arada geçtiğinde aynı dizede tenâsüp de vardır.

6Tekrar kartı

  • Tevriye: iki anlamlı bir sözcüğü bir kez kullanıp uzak anlamını kastetmek.
  • Yakın anlam bağlamın ilk düşündürdüğüdür, uzak anlam şairin kastettiğidir; ikisi de cümlede tutunmalıdır.
  • Sınama: sözcüğü bul, iki anlamı cümleye ayrı ayrı yerleştir, kastedileni bağlamdan belirle.
  • Kinayede söz öbeğinin gerçek anlamıyla mecaz anlamı yarışır; tevriyede tek sözcüğün iki ayrı anlamı.
  • Telmih: bilinen bir olaya, kişiye, hikâyeye ya da inanca kısa gönderme; anlatma değil hatırlatma.
  • Sık göndermeler: Ferhat ile Şirin ve Bîsütun, Leylâ ile Mecnun, Hz. Yusuf ve kuyu, Hz. Nuh ve tufan, Hz. İbrahim ve ateş, Nasreddin Hoca'nın göle maya çalması.
  • Telmih ile tenâsüp çoğu zaman aynı dizede bulunur.

7Alıştırma

  1. Soru 1 · Kolay

    Tevriye sanatında şairin kastettiği anlam hangisidir?

    1. A)Sözcüğün yalnız gerçek anlamı
    2. B)Bağlamın okura ilk düşündürdüğü yakın anlam
    3. C)Sözcüğün okura ikinci bakışta görünen uzak anlamı
    4. D)Dizedeki bütün sözcüklerin ortak anlamı
    5. E)Sözcüğün sözlükteki en eski anlamı
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Tevriyede şair okurun aklına önce gelen yakın anlamı değil, ardında saklı duran uzak anlamı kasteder.

  2. Soru 2 · Kolay

    Telmih için hangi tanım doğrudur?

    1. A)Herkesçe bilinen bir olaya, kişiye ya da hikâyeye kısaca gönderme yapmak
    2. B)Bir varlığı ortak bir nitelikte daha güçlü bir varlığa benzetmek
    3. C)Karşıt kavramları aynı dizede buluşturmak
    4. D)Bir hayvanı ya da eşyayı konuşturmak
    5. E)Bir sözcüğün uzak anlamını kastetmek
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Telmih bilinen bir olayı ya da hikâyeyi anlatmadan, kısa bir sözle hatırlatma sanatıdır.

  3. Soru 3 · Kolay

    «Külüng», «Bîsütun» ve «Şirin» sözcüklerinin birlikte geçtiği bir dize hangi hikâyeyi hatırlatır?

    1. A)Leylâ ile Mecnun
    2. B)Hz. Nuh ve tufan
    3. C)Hz. Yusuf ve kuyu
    4. D)Nasreddin Hoca'nın göle maya çalması
    5. E)Ferhat'ın Şirin için dağı delmeye girişmesi
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Külünk ve Bîsütun dağı, Şirin'e kavuşmak için dağı delmeye çalışan Ferhat'ın hikâyesine aittir.

  4. Soru 4 · Kolay

    Bir dizede tevriye bulunması için iki anlamlı sözcüğe dair hangi koşul gereklidir?

    1. A)Sözcüğün dizede iki kez geçmesi
    2. B)Sözcüğün iki anlamının da cümlede tutunabilmesi
    3. C)Sözcüğün bir özel ad olması
    4. D)Sözcüğün dize sonunda kafiye kurması
    5. E)Sözcüğün bir benzetme edatıyla kullanılması
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Anlamlardan biri cümleye oturmuyorsa ortada iki okuma kalmaz, dolayısıyla tevriyeden söz edilemez.

  5. Soru 5 · Orta

    Örnek olarak kurulmuş beyit: «Göl kıyısında bekledim seni akşama dek; / Rüzgâr dokundukça inledi saz.» «Saz» sözcüğünde yakın ve uzak anlam için hangi eşleşme doğrudur?

    1. A)Yakın anlam göl kıyısındaki kamış, uzak anlam rüzgâr
    2. B)Yakın anlam çalgı, uzak anlam bekleyen kişinin kendisi
    3. C)Yakın anlam kamış, uzak anlam çalgı
    4. D)Yakın anlam inleyen çalgı, uzak anlam göl kıyısında biten kamış
    5. E)Sözcük yalnız tek anlamıyla kullanılmıştır
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. «İnlemek» okuru önce çalgıya çeker; «göl kıyısı» ve «rüzgâr» ise kıyıda biten kamışları, yani kastedilen uzak anlamı düşündürür.

  6. Soru 6 · Orta

    Hangi cümledeki iki anlamlı sözcük, yalnız bir anlamı cümleye oturduğu için tevriye kurmaz?

    1. A)Gidiyorsun, yolun açık olsun; ayrılık kış olmasın, yaz.
    2. B)Dişçi muayene ederken bir çubukla dilimi bastırdı.
    3. C)Bahar geldi, açtı bahçe; bir sen kaldın kapalı, sen de artık gül.
    4. D)Pazar yerinde bir sazcı durdu, çaldı; dönüp baktım, gönlüm yerinde yoktu.
    5. E)Göl kıyısında bekledim seni; rüzgâr dokundukça inledi saz.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. «Dil» hem ağızdaki organ hem de konuşulan dil demektir, ama dişçi koltuğunda yalnız organ anlamı cümlede tutunur.

  7. Soru 7 · Orta

    Ders için kurulmuş beyitte konuşan şöyle der: «Bu gönül çöllere düştü bir adın peşinde; / Mahalle bana artık başka bir ad taktı.» Beyitte hangi hikâyeye gönderme yapılmaktadır?

    1. A)Hz. İbrahim ve ateş
    2. B)Ferhat ile Şirin
    3. C)Hz. Nuh ve tufan
    4. D)Hz. Yusuf ve kuyu
    5. E)Leylâ ile Mecnun
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Bir ad uğruna çöllere düşmek ve halkın taktığı yeni ad, Leylâ aşkıyla çöllere düşüp Mecnun diye anılan Kays'ın hikâyesini hatırlatır.

  8. Soru 8 · Orta

    Hangi cümlede telmih vardır?

    1. A)Dedemin radyosu öyle eski ki Nuh Nebi'den kalma sanırsın.
    2. B)Dedem radyosunu kırk yıldır aynı rafta saklıyor.
    3. C)Dedem eski radyosunu tamir ettirmek için çarşıya götürdü.
    4. D)Radyonun düğmeleri yıllar içinde aşınmıştı.
    5. E)Dedem her sabah radyodan haberleri dinler.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. «Nuh Nebi'den kalma» deyimi eşyanın eskiliğini anlatırken tufan çağına, Hz. Nuh'un zamanına kısa bir gönderme yapar.

  9. Soru 9 · Orta

    Bir defter kenarına yazılmış örnek beyit: «Korkma, girdiğin bu ateş seni de yakmaz belki; / Bir zaman bir ateş, atılanı yakmadı.» Beyit için hangi açıklama doğrudur?

    1. A)Beyitte tevriye vardır, çünkü «ateş» iki anlamlıdır.
    2. B)Beyit olayı baştan sona anlatır, telmih yoktur.
    3. C)Beyitte Hz. İbrahim'in atıldığı ateşin onu yakmamasına gönderme yapılır.
    4. D)Beyitte Ferhat'ın hikâyesi hatırlatılır.
    5. E)Beyitte yalnız bir benzetme vardır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Konuşan karşısındakini yüreklendirirken, atıldığı ateşin yakmadığı Hz. İbrahim'i adını anmadan hatırlatır; olay anlatılmaz, çağrılır.

  10. Soru 10 · Orta

    Rezan, «Ayrılık kış olmasın, yaz» dizesinde «yaz» sözcüğünün yalnız mevsim anlamını görüp dizeyi bir dilek cümlesi olarak okuyor. Rezan'ın kaçırdığı nokta hangisidir?

    1. A)Dizede bir benzetme edatı bulunmaktadır.
    2. B)«Yaz» sözcüğü dizede iki kez geçmektedir.
    3. C)Dize bilinen bir olaya gönderme yapmaktadır.
    4. D)Giden birine söylenen sözde «yaz» aynı zamanda mektup isteyen bir emirdir ve kastedilen bu uzak anlamdır.
    5. E)«Kış» sözcüğü dizede iki anlamlı kullanılmıştır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Rezan yalnız yakın anlamı okumuştur; şairin kastettiği, ayrılık sonrasında yazmasını isteyen uzak anlamdır.

  11. Soru 11 · Orta

    Bu soru için kurulmuş beyit: «Külüng elde, Bîsütun önümde durur; / Şirin'in adı yazılı her bir taşta.» Bu beyitte birlikte bulunan iki sanat hangileridir?

    1. A)Tevriye ve teşbih
    2. B)Telmih ve teşbih
    3. C)Tevriye ve tenâsüp
    4. D)Teşbih ve teşhis
    5. E)Telmih ve tenâsüp
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Beyit Ferhat'ın hikâyesini hatırlatır; külünk, dağ ve taş da anlamca bağlı kavramlar olarak bir arada kullanılmıştır.

  12. Soru 12 · Zor

    İki örnek dize: «Ocak ayında söndü ocağımız» ve «Gidiyorsun; ayrılık kış olmasın, yaz.» İki dizeyi karşılaştıran yargılardan hangisi doğrudur?

    1. A)İkisinde de tevriye vardır, çünkü iki anlamlı sözcük kullanılmıştır.
    2. B)Birincide sözcük iki kez, iki ayrı anlamla verildiği için tevriye yoktur; ikincide tek kullanımda iki anlam tutunduğu için tevriye vardır.
    3. C)Birincide tevriye, ikincide telmih vardır.
    4. D)İkisinde de telmih vardır.
    5. E)İkincide sözcük yalnız mevsim anlamıyla okunabildiği için tevriye yoktur.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. «Ocak» birinci dizede iki kez, ay ve aile anlamlarıyla ayrı ayrı kullanılır; ikinci dizede «yaz» bir kez geçer ve iki anlamı da taşır.

  13. Soru 13 · Zor

    Rengül, «Ferhat, Şirin'e kavuşabilmek için Bîsütun dağını delmeye girişti; günlerce külüngünü kayaya vurdu» cümlesinde telmih bulunduğunu söylüyor. Rengül'ün yanılgısı hangi açıklamayla gösterilir?

    1. A)Cümlede hiçbir özel ad geçmemektedir.
    2. B)Ferhat'ın hikâyesi bilinen bir hikâye değildir.
    3. C)Cümlede bir sözcük iki anlamıyla kullanılmıştır.
    4. D)Cümle hikâyeyi aktarmaktadır; başka bir konuyu anlatırken olayı kısaca hatırlatmamaktadır.
    5. E)Telmih yalnız dini olaylara gönderme yapar.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Telmih bilinen olayı hatırlatarak başka bir şeyi anlatır; bu cümle ise olayın kendisini anlatan bir aktarmadır.

  14. Soru 14 · Zor

    Hangi cümle tevriye ile kinaye arasındaki ayrımı doğru açıklar?

    1. A)Kinayede bir söz öbeğinin gerçek anlamıyla ondan doğan mecaz anlam birlikte düşünülür; tevriyede tek bir sözcüğün iki ayrı anlamı arasında oynanır.
    2. B)Kinayede sözcük iki kez geçer, tevriyede bir kez.
    3. C)Tevriyede gerçek anlam kastedilir, kinayede uzak anlam.
    4. D)İkisi aynı sanatın farklı adlarıdır.
    5. E)Kinaye yalnız şiirde, tevriye yalnız düzyazıda kullanılır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. «Kapısı herkese açık» gibi kinayelerde söz öbeğinin mecaz anlamı kastedilir; tevriyede ise «yaz» gibi tek sözcüğün iki anlamı yarışır.

  15. Soru 15 · Zor

    Bu soruya özel kurulan dörtlük: «Tufandan kalma bir sandal bağlı iskelede / Kırk yıldır bekler gelmeyen yolcusunu / Bekçi her akşam bir türkü söyler yanında / Dalgalar ona eşlik eder sessizce.» Dörtlükle ilgili hangi değerlendirme doğrudur?

    1. A)Dörtlükte telmih yoktur, çünkü bir peygamberin adı geçmemektedir.
    2. B)Dörtlük tufanı baştan sona anlattığı için telmih değil, bir aktarmadır.
    3. C)«Tufandan kalma» sözü Hz. Nuh'un tufanına gönderme yaparak sandalın eskiliğini anlatır; bekleyen sandal ve türkü söyleyen bekçi ise bilinen bir hikâyeye bağlanmaz.
    4. D)Uzun bir bekleyiş anlatıldığı için dörtlükte Hz. Yusuf'un hikâyesi hatırlatılır.
    5. E)«Sandal» ve «iskele» sözcükleri tek başına birer hikâye uyandırdığından dörtlükte üç telmih vardır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Nuh'un adı anılmadan «tufan» sözcüğü onun çağını çağırır; dörtlüğün geri kalanı sıradan bir bekleyişi anlatır ve başka bir göndermeye yaslanmaz.

8Ustalık kapısı

5 soru, 5 dakika. 4 ya da 5 doğru yaptıysan sıradaki derse, «Tecahül-i arif ve hüsn-i talil» dersine geç. 3 ve altındaysan 3. ve 4. bölümü yeniden oku, sonra kapıyı bir kez daha çöz.

  1. Soru 1 · Orta

    Ders için yazılmış şu beyti oku: «Bir gün de geçmez ki gülmeyesin bana; / Elim boş gelsem de bir gül uzatırsın.» Bu beyit için hangi açıklama doğrudur?

    1. A)İkinci dizedeki «gül» tek başına tevriye kurar, çünkü iki anlamı da tutunur.
    2. B)Beyitte Leylâ ile Mecnun'a gönderme yapılır.
    3. C)Beyitte «gülmek» ve «gül» ayrı sözcükler olarak ayrı anlamlarıyla kullanılmıştır; tek kullanımda iki anlam taşınmadığından tevriye yoktur.
    4. D)Beyitte yalnız telmih vardır.
    5. E)Beyitte bir olay baştan sona anlatılmaktadır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. İlk dizede fiil, ikinci dizede çiçek açıkça ayrı ayrı verilmiştir; ikinci dizede «uzatmak» fiili yalnız çiçek anlamını tutar.

  2. Soru 2 · Orta

    Aşağıda kurulmuş cümlelerin hangisi bir telmih taşır?

    1. A)Kardeşim bütün gün odasında ders çalıştı.
    2. B)Kardeşleri onu kıskanıp yalnız bıraktı ama o, kuyudan saraya çıkan çocuk gibi yükselmeyi bildi.
    3. C)Teyzem bahçedeki gölete balık bıraktı.
    4. D)Kuyudan su çekerken kova ipini kopardık.
    5. E)Komşunun oğlu dün denizde yüzdü.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Kardeş kıskançlığı, kuyu ve saraya yükseliş birlikte Hz. Yusuf'un hikâyesini kısaca hatırlatır; D'deki kuyu hiçbir hikâye uyandırmaz.

  3. Soru 3 · Zor

    Pakizer, «Pazar yerinde bir sazcı durdu, çaldı; / Dönüp baktım, gönlüm yerinde yoktu» beytinde «çaldı» sözcüğünün yakın anlamını «gönül çalmak», uzak anlamını «saz çalmak» diye yazıyor. Pakizer'in yanlışı nasıl düzeltilir?

    1. A)«Sazcı» sözcüğü okuru önce müziğe çektiği için yakın anlam saz çalmaktır; ikinci dizenin düşündürdüğü gönül çalmak ise kastedilen uzak anlamdır.
    2. B)Sözcükte tevriye yoktur, yalnız bir anlam tutunur.
    3. C)Beyitte telmih vardır, tevriye yoktur.
    4. D)Yakın anlam da uzak anlam da gönül çalmaktır.
    5. E)Sözcük iki kez geçtiği için ilişki cinastır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Yakın anlam bağlamın ilk gösterdiği anlamdır; şairin kastettiği, gönlün alınıp götürüldüğünü söyleyen uzak anlamdır.

  4. Soru 4 · Zor

    Remziye, kulüp seçiminde kazanma şansı az olan arkadaşına «Ya tutarsa, dene» diyor. Bu sözle ilgili hangi değerlendirme doğrudur?

    1. A)Sözde tevriye vardır, çünkü «tutmak» iki anlamlıdır ve uzak anlam kastedilmiştir.
    2. B)Söz bir benzetmedir, çünkü arkadaş Hoca'ya benzetilmiştir.
    3. C)Sözde hiçbir sanat yoktur, çünkü günlük konuşmada söylenmiştir.
    4. D)Söz Nasreddin Hoca'nın fıkrasını baştan sona anlatmaktadır.
    5. E)Söz, göle maya çalan Nasreddin Hoca'nın sözünü hatırlatarak umudu az bir girişimi anlatan bir telmihtir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Remziye fıkrayı anlatmaz, Hoca'nın bilinen sözünü kısaca çağırır; telmih günlük konuşmada da kurulur.

  5. Soru 5 · Zor

    Örnek bir dörtlük: «Mecnun'dan kalma bir çöl var içimde / Leylâ'nın adını yazar rüzgâr kuma / Sen de dönmezsen bari bir satır yaz bana.» Dörtlükle ilgili hangi yargı doğrudur?

    1. A)Dörtlükte telmih yoktur, çünkü olay anlatılmamıştır.
    2. B)Son dizedeki «yaz» tevriye kurar, çünkü mevsim anlamı da tutunur.
    3. C)Dörtlükte yalnız tevriye vardır.
    4. D)Dörtlükte Leylâ ile Mecnun'a gönderme yapılmıştır; çöl, kum, rüzgâr gibi kavramlar tenâsüp de kurar, son dizedeki «yaz» ise «bir satır» yüzünden yalnız yazmak anlamını tutar.
    5. E)Dörtlükte Hz. Nuh'un hikâyesine gönderme yapılmıştır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Mecnun ve Leylâ adları hikâyeyi çağırır; «bir satır yaz» sözü mevsim anlamını dışarıda bıraktığından tevriye kurulmaz.

E03 — Söz Sanatları

Modülün bütün dersleri bitince işaretle; modül 1, 3, 7 ve 21. günlerde YKS ana sayfasındaki tekrar listesine döner.