İçeriğe geç

YKS Türk Dili ve Edebiyatı · Söz Sanatları · EDB-E03-L03

Mecaz-ı mürsel

AYTher yıl mutlaka soru çıkan konu· 8 bölüm

1Kanca

Akşam yemeğinde babası telefonuna bakıp «Bütün apartman dokuzda otoparka iniyor, yönetici toplantı istemiş» dedi. Ceylinsu o gün okulda istiareyi işlemişti; cümleyi hemen defterine geçirdi ve yanına «apartman yürüyen bir insana benzetilmiş, kişileştirme» yazdı. Dokuza doğru merdivenlerde ayak sesleri başladı. Aşağı inenler ikinci kattaki emekli öğretmen, karşı dairedeki çift ve üst kattaki çocuklu aileydi; bina olduğu yerde duruyordu. Babasının cümlesini duyan hiç kimse yürüyen bir yapı düşünmemişti. Ceylinsu deneme yaptı: «apartman» yerine «apartmanda oturanlar» yazınca cümleden hiçbir görüntü eksilmedi, anlam olduğu gibi kaldı. Defterdeki notun üstünü çizdi. Bir yapı insana benzetilmemiş, yalnız içinde yaşayan insanların yerine onun adı söylenmişti.

2Hedefler

  • Bir cümlede ya da dizede başka bir şeyin yerine kullanılmış adı bulur, gerçekte kastedilen şeyi söylersin.
  • Söylenen ad ile kastedilen şey arasındaki ilgiyi (yer, kap, parça, bütün, sanatçı) adlandırırsın.
  • Mecaz-ı mürseli istiareden ve teşbihten, ilişkinin benzerlik olup olmadığına bakarak ayırırsın.
  • Aynı sözcüğün gerçek anlamıyla kullanıldığı cümleyi ad aktarması yapılan cümleden ayırt edersin.

3Konu anlatımı

Yakın duran şeyin adıyla konuşmak

Gündelik konuşmada her şeyi kendi adıyla anmayız. Bir şeyin yerine onun yanında, içinde ya da çevresinde bulunan bir başka şeyin adını söyleriz; dinleyen de hiç zorlanmadan doğru şeyi anlar. «Bütün köy düğüne geldi» diyen kişi evlerin, tarlaların yola çıktığını anlatmıyor; köyde yaşayan insanları kastediyor. «Demliği bitirdik» diyen biri porselen bir kabı değil, içindeki çayı tüketmiştir. Bu söyleyişlerde sözcük gerçek anlamından çıkmıştır, ama okurun zihninde hiçbir benzerlik kurulmaz. Kurulan şey bir yakınlık bağıdır: köy ile köylüler, demlik ile çay birbirinin yanında durur.

TYT Türkçe akademisinde sözcükte anlam konusunu işlerken bu kullanımı ad aktarması adıyla tanıdın; o derste ad aktarmasını kişileştirme ve duyu aktarımıyla birlikte, sözcüğün anlam kaymaları arasında gördün. Söz Sanatları modülü aynı olguya edebiyatın verdiği adla bakıyor: mecaz-ı mürsel. İki terim aynı kavramı anlatır. Dil bilgisi derslerinde sözcüğün anlamına, edebiyat derslerinde ise bu kullanımın bir söz sanatı olarak metne kattığı söyleyişe bakılır.

Tanım

Mecaz-ı mürsel (ad aktarması), benzetme amacı olmadan bir sözcüğün, aralarında benzerlik dışında bir ilgi bulunan başka bir kavramın yerine kullanılmasıdır. Ders kitaplarında «mürsel» sözcüğü «serbest, bağsız» diye açıklanır: bu mecaz, benzetme bağından serbesttir. Örnek cümle tanımın kendisini gösterir:

Ankara dün gece yeni bir karar aldı.

Cümlede «Ankara» sözcüğü şehri değil, o şehirde bulunan devlet yönetimini anlatır. Yönetim bir şehre benzetilmemiştir; yönetim o şehirdedir, ilgi budur.

Dört soruyla çözümleme

Her örnekte dört soruyu sırayla sor: Cümlede hangi ad söylenmiş? Gerçekte ne kastediliyor? İkisini birbirine bağlayan ilgi nedir? Söylenen adla kastedilen şey arasında bir benzetme var mı? Dördüncü sorunun cevabı «hayır» ise ad aktarması vardır.

Aşağıdaki cümlelerin hepsi bu derse özel yazıldı.

CümleSöylenen adKastedilenİlgiBenzetme var mı?
«Ankara dün gece yeni bir karar aldı.»Ankaraoradaki yönetimyer – kurumyok
«Bütün köy düğüne geldi.»köyköyde yaşayanlaryer – orada yaşayanlaryok
«Kahvaltıda iki demlik bitirdik.»demlikiçindeki çaykap – içindekiyok
«Kardeşim kalemini açtı.»kalemkalemin ucubütün söylenip parça kastediliryok
«Evde beslenecek beş boğaz var.»boğazinsanparça söylenip bütün kastediliryok
«Akşama kadar Fuzuli okudum.»Fuzulişairin şiirlerisanatçı – eseryok

İlgilerin türleri

Ders kitapları ilgileri birkaç başlıkta toplar. Bunları ezberlemekten önce mantığını kavramak işini kolaylaştırır.

Yer ile orada bulunanlar. Bir mekânın adı, o mekândaki insanlar için kullanılır: «Bütün mahalle pencerelere koştu», «Stat golden sonra ayağa fırladı.» Koşan mahalle halkıdır, ayağa fırlayan seyircilerdir.

Yer ile oradaki kurum. Bir şehrin, binanın ya da yerin adı, orada işleyen bir kurumun yerini alır: «Okul yarın veli toplantısı yapacak.» Toplantıyı bina değil, okul yönetimi yapar.

Kap ile içindeki (iç–dış). Kabın adı söylenir, içindeki şey kastedilir: «Tencere fokurdamaya başladı», «Bir fincan daha içer misin?»

Parça ile bütün. İki yönlüdür. Bütünün adı söylenip bir parçası kastedilebilir: kalemin tamamı açılmaz, yalnız ucu açılır. Parçanın adı söylenip bütün kastedilebilir: «Evde beslenecek beş boğaz var» cümlesinde boğaz bir insanı, «Bağda çalışacak el arıyorlar» cümlesinde el bir işçiyi karşılar.

Sanatçı ile eser. Yazarın, şairin ya da bestecinin adı eserlerinin yerine geçer: «Bu yaz bir Ömer Seyfettin bitirdim», «Raftaki Yunus Emre'yi bana uzatır mısın?»

Kimi kaynaklar bu listeye sebep ile sonuç arasındaki ilgiyi de ekler. «Bu ev babamın alın teri» cümlesinde alın teri, emeğin bir sonucudur ama emeğin kendisini anlatır. Bu ilgiyi sınıflandırmada kaynaklar aynı adı kullanmaz; sorularda asıl istenen, ilginin adı değil, ilginin benzerlik olmadığını görmektir.

İstiareyle karşılaştırma

İstiare dersinde benzetmenin öğelerinden biri düştüğünde ortaya çıkan sanatı gördün. Orada sözcük yine başka bir şeyin yerine kullanılıyordu; bu yüzden iki sanat ilk bakışta birbirine karışır. Ayrım tek bir noktadadır: istiarede yer değiştirmenin gerekçesi benzerliktir, mecaz-ı mürselde yakınlıktır. O derste ilk sezgiyi bir «gibi» sınaması veriyordu: kastedilen şeyi söylenen ada «gibi» ile bağladığında anlamlı bir nitelik çıkmıyorsa benzetme amacı da yoktur. «Yöneticiler Ankara gibi» sözü hiçbir şey anlatmaz. Aşağıda bu sezgiyi iki cümle üzerinde genişletiyoruz.

İki cümleyi karşılaştır:

Bütün sınıf öğretmenin şakasına güldü.
Sınıfın bülbülü yine koronun en önündeydi.

İlk cümlede «sınıf» öğrencilerin yerine kullanılmıştır. Öğrenciler sınıfa benzemez; sınıfın içindedirler. İkinci cümlede «bülbül» sesi güzel bir öğrencinin yerine kullanılmıştır. Öğrenci ile bülbül aynı yerde bulunmaz, ama sesin güzelliğinde buluşurlar: bu bir benzerliktir ve cümlede açık istiare vardır.

Bir yerine koyma denemesi ayrımı somutlaştırır. Kastedilen şeyi söylenen adın yerine yaz. «Bütün öğrenciler öğretmenin şakasına güldü» cümlesi eksiksiz bir anlam taşır; bir imge kaybolmamıştır. «Sesi güzel öğrenci yine koronun en önündeydi» cümlesinde ise bülbülün çağırdığı görüntü yok olur. Değiştirme işleminden sonra bir benzerlik imgesi kayboluyorsa istiare, kaybolan bir imge yoksa mecaz-ı mürsel vardır.

Teşbihten ayırmak daha kolaydır. Teşbihte iki temel öğe cümlede birlikte durur: «Öğrencilerin sesi bülbül gibiydi.» Mecaz-ı mürselde ise kastedilen şey hiç söylenmez, yalnız onun yanında duran şeyin adı söylenir.

Kişileştirme sanmak

Ceylinsu'nun ilk düşüncesi çok yaygın bir yanılgıdır. «Ankara karar aldı», «Okul toplantı yapacak», «Bütün köy sevindi» cümlelerinde fiiller insana özgüdür. Ama bu fiillerin gerçek öznesi zaten insandır: kararı yetkililer alır, toplantıyı yöneticiler yapar, sevinen köylülerdir. İnsan dışı bir varlığa insan özelliği verilmemiştir; bu yüzden kişileştirme de yoktur. Şehrin kendisi ağlıyor, uyanıyor, birini özlüyorsa durum değişir; o zaman insan özelliği gerçekten bir şehre verilmiş olur.

Gerçek anlamı ayırmak

Aynı sözcük bir cümlede gerçek, öbüründe aktarılmış anlamda kullanılabilir. «Rafa altı cam bardak dizdi» cümlesinde bardak bir kaptır. «Susuzluktan art arda üç bardak içti» cümlesinde ise içilen şey suyun kendisidir. «Ankara'ya akşam treniyle vardık» cümlesinde şehir gerçek anlamdadır; varılan yer bir yönetim değil, bir kenttir. Karar verirken fiile bak: fiil söylenen adın kendisine uyuyorsa sözcük gerçek anlamdadır; ancak yakınındaki bir başka şeye uyuyorsa ad aktarması vardır.

Bir dörtlüğü çözmek

Aşağıdaki dörtlük bu derse özel kuruldu; ölçüsü bu dersin konusu değil.

Bütün mahalle pencerelere koşmuştu,
Çaydanlık kaynıyordu ocağın üstünde,
Dedem raftan bir Yunus Emre indirdi,
Kardeşim sessizce kalemini açtı.
DizeSöylenen adKastedilenİlgiBenzetme var mı?
1mahallemahallede yaşayanlaryer – orada yaşayanlaryok
2çaydanlıkiçindeki sukap – içindekiyok
3Yunus Emreşairin şiirlerinin yer aldığı kitapsanatçı – eseryok
4kalemkalemin ucubütün söylenip parça kastediliryok

Her dizede fiile sorulan soru aynı sonucu verir. Pencereye koşan mahalleli, kaynayan sudur; raftan indirilen kitap, açılan ise kalemin ucudur. İkinci dizedeki «ocak» sözcüğü ise gerçek anlamıyla, ateş yakılan yer olarak kullanılmıştır. Bir cümlede ad aktarması bulmak, o cümledeki her sözcüğün aktarılmış olduğunu göstermez.

Sıradaki sanatın sınırı

Bu dersteki cümlelerde insana özgü fiiller hep bir insana dönüyordu: kararı yönetim alıyor, öğrenciler gülüyor, mahalleli pencereye koşuyordu. Söylenen adı kastedilen insanla değiştirdiğinde fiil yerine oturuyordu. Bir sonraki derste bu değiştirmenin yapılamadığı cümlelere geçiyoruz. Bir söğüdün dertlendiği ya da denizin kayalara küstüğü söylendiğinde arkada saklı bir insan topluluğu yoktur; duygu doğrudan söğüde, denize yüklenmiştir. Orada önce varlığın kendi doğasındaki eylemi (ırmağın akması gibi) insandan ödünç alınan eylemden ayırmayı, sonra o varlığa söz söyletildiği yerleri bulmayı öğreneceksin: birincisi teşhis, ikincisi intaktır.

4Çözümlü örnekler

Örnek 1 — Kastedileni söylemek

Soru: Bu derste kurulan cümle: «Elektrik kesilince bütün apartman merdivenlere döküldü.» Bu cümlede «apartman» sözcüğüyle kastedilen nedir?

  • A) Binanın merdivenleri
  • B) Binanın elektrik tesisatı
  • C) Apartmanda oturan insanlar
  • D) Apartmanın yöneticisi
  • E) Binanın bulunduğu sokak

Çözüm: Merdivenlere dökülen şey bir yapı olamaz; bu fiil insanlara uyar. Söylenen ad «apartman», kastedilen orada oturanlardır. Aralarındaki ilgi bir benzerlik değil, içinde bulunmaktır. D seçeneği tek bir kişiyi gösterir, oysa «bütün» sözcüğü topluluğu işaret eder. Cevap: C.

Örnek 2 — İlgiyi adlandırmak

Soru: Örnek cümle (bu derse özel): «Bayram sabahı bütün aile ikinci demliği de bitirdi.» Bu cümledeki ad aktarması hangi ilgiye dayanır?

  • A) Yer ile orada yaşayanlar
  • B) Kap ile içindeki
  • C) Sanatçı ile eser
  • D) Parçası söylenip bütünün kastedilmesi
  • E) Yer ile oradaki kurum

Çözüm: Bitirilen şey demliğin kendisi değil, içindeki çaydır. Kabın adı söylenmiş, içindeki kastedilmiştir. «Aile» sözcüğü burada kendi anlamıyla, insanları anlatır; bu yüzden A seçeneği yanıltıcıdır. Cevap: B.

Örnek 3 — Benzerlik mi, yakınlık mı?

Soru: Derse özel iki cümle: «Bütün mahalle ayaktaydı.» ve «Mahallenin aslanı yine kavgaya karıştı.» Bu cümlelerle ilgili hangi açıklama doğrudur?

  • A) İki cümlede de mecaz-ı mürsel vardır.
  • B) İlk cümlede teşbih, ikincisinde mecaz-ı mürsel vardır.
  • C) İlk cümlede mecaz-ı mürsel, ikincisinde açık istiare vardır.
  • D) İki cümlede de açık istiare vardır.
  • E) İlk cümle gerçek anlamlıdır, ikincisinde kişileştirme vardır.

Çözüm: İlk cümlede «mahalle» orada yaşayanların yerine kullanılmıştır; aralarında yer ilgisi vardır, benzerlik yoktur. İkinci cümlede «aslan» güçlü ya da kavgacı bir gencin yerine kullanılmıştır; genç ile aslan güçte buluşur, ama genç cümlede söylenmemiştir. Benzeyen düşmüş, geriye yalnız aslan kalmıştır; bu da açık istiaredir. Cevap: C.

Örnek 4 — Gerçek anlamı ayırmak

Soru: Aşağıdaki örneklerden hangisinde «okul» kendi anlamıyla, bir yer olarak geçer?

  • A) Okul yarın bir müze gezisi düzenliyor.
  • B) Okulun bahçesine üç fidan diktik.
  • C) Okul bu yıl telefon kullanımına yeni bir kural getirdi.
  • D) Bütün okul bayrak törenine katıldı.
  • E) Okul velilere bir bilgilendirme mektubu gönderdi.

Çözüm: Geziyi düzenleyen, kuralı getiren ve mektubu gönderen okul yönetimidir; bu üç seçenekte yer, kurumun yerine geçmiştir. D'de törene katılanlar öğrenciler ve öğretmenlerdir. B'de ise bahçesine fidan dikilen yer okulun kendisidir; sözcük bir mekânı anlatır, kimsenin yerine geçmez. Cevap: B.

5Tuzaklar

  • İnsana özgü fiili gördüğü anda kişileştirme demek. «Köy sevindi», «Okul karar verdi» cümlelerinde fiilin gerçek öznesi zaten insandır; insan dışı bir varlığa insan özelliği verilmemiştir.
  • Her yer değiştirmeyi istiare saymak. İstiarede söylenen ad ile kastedilen şey bir nitelikte buluşur; mecaz-ı mürselde ise biri öbürünün içinde, yanında ya da parçasıdır.
  • Aynı sözcüğü her cümlede aktarılmış sanmak. «Ankara'ya vardık», «Bardağı rafa koydum» cümlelerinde şehir de bardak da kendi anlamındadır; karar fiilin kime uyduğuna bakılarak verilir.
  • İlginin yönünü karıştırmak. «Kalemini aç» cümlesinde bütün söylenip parça kastedilir; «beş boğaz» söyleyişinde ise parça söylenip bütün kastedilir.
  • Sanatçı adını her geçtiği yerde ad aktarması saymak. «Fuzuli okudum» cümlesinde eserler kastedilir; «Fuzuli'nin hayatını anlatan bir kitap okudum» cümlesinde ise ad şairin kendisini anlatır.

6Tekrar kartı

  • Mecaz-ı mürsel (ad aktarması): benzetme amacı olmadan bir sözcüğü, aralarında başka bir ilgi bulunan kavramın yerine kullanmak.
  • Dört soru: hangi ad söylenmiş, ne kastediliyor, ilgi ne, benzetme var mı?
  • Başlıca ilgiler: yer – orada bulunanlar, yer – kurum, kap – içindeki, parça – bütün (iki yönlü), sanatçı – eser; kimi kaynaklarda sebep – sonuç.
  • İstiarede yer değiştirmenin gerekçesi benzerlik, mecaz-ı mürselde yakınlıktır.
  • Yerine koyma denemesi: kastedileni yaz; kaybolan bir benzerlik imgesi yoksa ad aktarmasıdır.
  • Fiilin gerçek öznesi insansa kişileştirme yoktur.
  • Fiil sözcüğün kendisine uyuyorsa sözcük gerçek anlamdadır.

7Alıştırma

  1. Soru 1 · Kolay

    Derse özel «Bütün köy düğün için meydanda toplandı» cümlesinde «köy» sözcüğüyle kastedilen nedir?

    1. A)Köyün evleri
    2. B)Köyde yaşayan insanlar
    3. C)Köyün tarlaları
    4. D)Köye giden yol
    5. E)Köyün muhtarlık binası
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Meydanda toplanmak insanlara özgü bir eylemdir; köy adı orada yaşayanların yerine kullanılmıştır.

  2. Soru 2 · Kolay

    Mecaz-ı mürseli istiareden ayıran özellik hangisidir?

    1. A)Mecaz-ı mürselde mutlaka bir edat bulunur.
    2. B)Mecaz-ı mürsel yalnız Divan şiirinde kullanılır.
    3. C)Mecaz-ı mürselde iki temel öğe cümlede birlikte yer alır.
    4. D)Mecaz-ı mürselde söylenen ad ile kastedilen şey arasında benzerlik değil, başka bir ilgi vardır.
    5. E)Mecaz-ı mürselde sözcük kendi gerçek anlamını korur.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. İki sanatta da sözcük başka bir şeyin yerine geçer; istiarenin gerekçesi benzerlik, ad aktarmasınınki yakınlıktır.

  3. Soru 3 · Kolay

    Derse özel cümlelerin hangisinde kabın adı söylenip içindeki kastedilmiştir?

    1. A)Ocaktaki tencere fokurdamaya başladı.
    2. B)Tencerenin sapı kırılmış.
    3. C)Pazardan yeni bir tencere aldık.
    4. D)Tencereyi yıkayıp dolaba kaldırdım.
    5. E)Bu tencere bakırdan yapılmış.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Fokurdayan tencerenin kendisi değil içindeki yemektir; öteki cümlelerde tencere bir eşya olarak anlatılır.

  4. Soru 4 · Kolay

    Derse özel «Bu yaz bir Ömer Seyfettin bitirdim» cümlesindeki ad aktarması hangi ilgiye dayanır?

    1. A)Parça ile bütün
    2. B)Kap ile içindeki
    3. C)Yer ile oradaki kurum
    4. D)Yer ile orada yaşayanlar
    5. E)Sanatçı ile eser
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Bitirilen şey yazarın kendisi değil, onun öykülerini içeren kitaptır.

  5. Soru 5 · Orta

    «Ankara» sözcüğü derse özel cümlelerin hangisinde ad aktarmasıyla kullanılmıştır?

    1. A)Ankara'ya akşam treniyle vardık.
    2. B)Ankara'nın kışları sert geçer.
    3. C)Ankara yeni yönetmeliği bugün duyurdu.
    4. D)Ankara'da iki yıl yurtta kaldım.
    5. E)Ankara İç Anadolu'da bir şehirdir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Yönetmeliği duyuran şehir değil, orada bulunan yönetimdir; öteki cümlelerde Ankara bir kent olarak anılır.

  6. Soru 6 · Orta

    Derse özel «Kardeşim kalemini açıp ödevine başladı» cümlesinde «kalem» için hangi açıklama doğrudur?

    1. A)Bütünün adı söylenmiş, parçası olan uç kastedilmiştir; benzetme yoktur.
    2. B)Kalem bir insana benzetilmiş, kapalı istiare kurulmuştur.
    3. C)Kabın adı söylenmiş, içindeki mürekkep kastedilmiştir.
    4. D)Sözcük gerçek anlamıyla, kalemin tamamını anlatır.
    5. E)Yerin adı söylenmiş, orada bulunanlar kastedilmiştir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Açılan şey kalemin bütünü değil ucudur; söylenen bütün, kastedilen onun bir parçasıdır.

  7. Soru 7 · Orta

    Derse özel cümlelerin hangisinde ad aktarması yoktur?

    1. A)Bütün stat golden sonra ayağa fırladı.
    2. B)Kahvaltıda bir fincan daha içtim.
    3. C)Okul yarın veli toplantısı yapacak.
    4. D)Akşam yemekten sonra Itri dinledik.
    5. E)Masanın üstündeki fincan yere düşüp kırıldı.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Kırılan şey fincanın kendisidir; öteki cümlelerde seyirci, kahve, yönetim ve besteler kastedilir.

  8. Soru 8 · Orta

    Derse özel «Sınıfın bülbülü bugün de koronun en önündeydi» cümlesini hangi açıklama doğru biçimde değerlendirir?

    1. A)Mecaz-ı mürseldir; bülbül ile öğrenci arasında yer ilgisi vardır.
    2. B)Açık istiaredir; sesi güzel öğrenci bülbüle benzetilmiş, yalnız bülbül söylenmiştir.
    3. C)Teşbih-i beliğdir; benzeyen de kendisine benzetilen de cümlede yer alır.
    4. D)Cümlede bülbül gerçek anlamıyla bir kuşu anlatır.
    5. E)Kapalı istiaredir; yalnız benzeyen söylenmiştir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Öğrenci ile bülbül sesin güzelliğinde buluşur; bu bir benzerliktir ve öğrenci cümlede anılmamıştır.

  9. Soru 9 · Orta

    Derse özel «Bütün sınıf öğretmenin şakasına kahkahayla güldü» cümlesini istiare sanan bir öğrenciye hangi açıklama yapılmalıdır?

    1. A)Cümlede «gibi» edatı bulunmadığı için sanat da yoktur.
    2. B)Sınıf güldüğü için cümlede kişileştirme vardır.
    3. C)Cümlede benzetmenin iki ucu da söylenmiştir.
    4. D)Gülenler sınıftaki öğrencilerdir; sınıf ile öğrenciler birbirine benzetilmemiş, aralarında içinde bulunma ilgisi kurulmuştur.
    5. E)Sınıf sözcüğü kendi anlamıyla, bir odayı anlatır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Kastedilen öğrenciler yerine yazıldığında hiçbir benzerlik imgesi kaybolmaz; bu ad aktarmasının işaretidir.

  10. Soru 10 · Orta

    Derse özel cümlelerin hangisinde bir yerin adı söylenip oradaki kurum kastedilmiştir?

    1. A)Bütün apartman gürültüden yakındı.
    2. B)Çarşının sokakları bugün çok dardı.
    3. C)Belediye sarayı yeni park projesini onayladı.
    4. D)Mahalle sabaha kadar uyumadı.
    5. E)Köy ziyaretçileri yolun başında karşıladı.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Projeyi onaylayan bina değil belediyedir; A, D ve E'de kurum değil orada yaşayan insanlar kastedilir.

  11. Soru 11 · Orta

    Derse özel «Akşam yemeğinde bütün sofra dedemin anılarını dinledi» cümlesindeki ad aktarmasının ilgisi nedir?

    1. A)Sanatçı ile eser
    2. B)Bütünün adı söylenip parçanın kastedilmesi
    3. C)Kap ile içindeki
    4. D)Sebep ile sonuç
    5. E)Bir yer ile orada bulunanlar
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Anıları dinleyen sofra değil, sofrada oturan aile bireyleridir.

  12. Soru 12 · Zor

    «Bardak» sözcüğü derse özel cümlelerin hangisinde ad aktarmasıyla değil, kabın kendisi olarak geçer?

    1. A)Kardeşim masadaki bardağı dirseğiyle devirdi.
    2. B)Susuzluktan art arda üç bardak içti.
    3. C)Bardak taştı, örtü sırılsıklam oldu.
    4. D)Annem bir bardak daha içmemi istedi.
    5. E)Çay soğumasın diye iki bardağı birden bitirdim.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Devrilen şey kabın kendisidir; taşan bardağın içindeki sıvı olduğu için C de ad aktarması taşır.

  13. Soru 13 · Zor

    Bu soru için kurulmuş dörtlük: «Bütün çarşı öğlen dükkânlarını kapamıştı / Semaver kaynıyordu köşedeki kahvede / İhtiyar bir adam açmıştı bir Fuzuli / Yaşlı çınar gölgesini seriyordu meydana». Hangi dizede ad aktarması bulunmaz?

    1. A)Çarşıyla açılan dize
    2. B)Semaverin geçtiği dize
    3. C)Fuzuli'nin anıldığı dize
    4. D)Çınarın geçtiği dize
    5. E)Dört dizenin her birinde ad aktarması vardır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Çarşı esnafı, semaver içindeki suyu, Fuzuli şiirlerini karşılar; son dizedeki çınar ise kendi anlamıyla bir ağaçtır.

  14. Soru 14 · Zor

    Cezmi, «Ankara dün gece yeni bir karar aldı» örneğinde şehrin insana benzetildiği için kapalı istiare ve kişileştirme bulunduğunu söylüyor. Cezmi'nin yanılgısını hangi açıklama gösterir?

    1. A)Cümlede edat bulunmadığı için hiçbir benzetme düşünülemez.
    2. B)Kararı alan şehir değil oradaki yönetimdir; kastedilen insanlar olduğu için ne benzetme ne kişileştirme vardır, yer ile kurum ilgisine dayanan ad aktarması vardır.
    3. C)Ankara sözcüğü cümlede gerçek anlamıyla bir kenti anlatır.
    4. D)Cümlede kapalı değil açık istiare kurulmuştur.
    5. E)Cümle iki temel öğesi bulunan bir teşbih-i beliğdir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Karar fiilinin gerçek öznesi insandır; insan dışı bir varlığa insan özelliği verilmediği için kişileştirme de yoktur.

  15. Soru 15 · Zor

    Bir adın yerine geçtiği şeye benzerlik yoluyla bağlandığı, bu yüzden ad aktarması değil istiare kurulan örnek hangisidir?

    1. A)Bütün salon konuşmacıyı alkışladı.
    2. B)Kahvaltıda iki fincan içtik.
    3. C)Bahçemizin gülü bu sabah üniversiteye başladı.
    4. D)Kalemimi açmayı unutmuşum.
    5. E)Kitaplıkta üç Reşat Nuri duruyor.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Üniversiteye başlayan genç kız güle güzellikte benzetilmiş ve yalnız gül söylenmiştir; öteki seçeneklerde yer, kap, parça ve yazar ilgisi vardır.

8Ustalık kapısı

5 soru, 5 dakika. 4 ya da 5 doğru yaptıysan sıradaki derse, «Teşhis ve intak» dersine geç. 3 ve altındaysan 3. ve 4. bölümü yeniden oku, sonra kapıyı bir kez daha çöz.

  1. Soru 1 · Orta

    Derse özel cümlelerin hangisinde bütünün adı söylenip parçası kastedilmiştir?

    1. A)Toplantıda tanımadığım yüzler vardı.
    2. B)Bütün mahalle yardım için seferber oldu.
    3. C)Kalemini açmadan sınava girme.
    4. D)Bir fincan daha içer misin?
    5. E)Bu akşam biraz Itri dinleyelim.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Açılan şey kalemin ucudur; A'da ise parça olan yüz söylenip bütün olan insan kastedilir.

  2. Soru 2 · Orta

    Bu ders için kurulan üç örnek: I. «Bütün köy yağmuru sevinçle karşıladı.» II. «Köyün delikanlısı bir aslan.» III. «Köyün yollarını kar kapattı.» Üç örnek için yapılan yorumlardan hangisi isabetlidir?

    1. A)Üç cümlede de ad aktarması vardır.
    2. B)Birinci cümlede teşbih, ikincisinde ad aktarması vardır.
    3. C)Yalnız üçüncü cümlede mecaz-ı mürsel vardır.
    4. D)İkinci cümlede kapalı istiare kurulmuştur.
    5. E)Birinci cümlede ad aktarması, ikincisinde teşbih-i beliğ vardır; üçüncüsünde köy kendi anlamındadır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Sevinen köylülerdir; delikanlı ile aslan birlikte söylenmiştir; yolları kapanan yer ise köyün kendisidir.

  3. Soru 3 · Zor

    Çolpan iki cümleyi karşılaştırıyor: «Ocakta çaydanlık kaynıyor.» ve «Çaydanlık bir ejderha gibi soluyor.» Hangi değerlendirme doğrudur?

    1. A)İlkinde kabın adı söylenip içindeki su kastedilmiş, benzetme yoktur; ikincisinde çaydanlık ejderhaya benzetilmiş, teşbih kurulmuştur.
    2. B)İki cümlede de yalnız ad aktarması vardır.
    3. C)İlki teşbih, ikincisi mecaz-ı mürseldir.
    4. D)İlk cümlede çaydanlık kişileştirilmiştir.
    5. E)İkinci cümlede benzeyen düştüğünden açık istiare vardır.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. İlk cümlede yakınlık, ikincisinde benzerlik vardır; ikincide iki temel öğe ve edat birlikte durur.

  4. Soru 4 · Zor

    Derse özel cümlelerin hangisinde ad aktarması ile teşbih birlikte bulunur?

    1. A)Bütün sınıf bir anda sustu.
    2. B)Kızım gül gibi güzel.
    3. C)Bahçenin gülü erkenden uyandı.
    4. D)Bütün mahalle arı gibi çalışıyordu.
    5. E)Kitaplıkta iki Reşat Nuri var.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Mahalle orada yaşayanların yerine kullanılmış, o insanlar da «gibi» ile arıya benzetilmiştir.

  5. Soru 5 · Zor

    Celile, «Ankara» sözcüğünün geçtiği her cümlede ad aktarması bulunduğunu düşünüyor. Hangi cümle bu genellemenin yanlış olduğunu gösterir?

    1. A)Ankara yeni vergi düzenlemesini açıkladı.
    2. B)Ankara'ya ilk kar yağdığında üniversitedeydim.
    3. C)Ankara bu konuda henüz bir açıklama yapmadı.
    4. D)Ankara ile Atina görüşmeleri sürdürüyor.
    5. E)Ankara teklifi değerlendirmeye aldı.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Kar şehrin kendisine yağar; fiil kente uyduğu için sözcük gerçek anlamdadır, ötekilerde yönetim kastedilir.

E03 — Söz Sanatları

Modülün bütün dersleri bitince işaretle; modül 1, 3, 7 ve 21. günlerde YKS ana sayfasındaki tekrar listesine döner.