İçeriğe geç

YKS Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi · Din ve Hayat · DİN-D06-L04

Din ve sosyal adalet

TYT· 8 bölüm

1Kanca

Kasım sonu, Kayseri'de bir mahalle fırını. Feyza okul servisini beklerken simit almak için içeri giriyor. Kasanın yanındaki panoda tebeşirle yazılmış bir satır var: «Askıda ekmek: 14». Kapının önünde tekerlekli sandalyedeki bir adam bekliyor, çünkü fırının girişinde iki yüksek basamak var. Fırıncı Celal Usta askıdan bir ekmek alıp dışarı çıkarıyor, adamla iki dakika sohbet edip dönüyor. Kuyruktaki bir kadın «Ne hayırsever adam» diye mırıldanıyor. Celal Usta duymuş, gülüyor: «Hayır mı? O ekmek onun hakkı, ben yalnızca taşıyorum.» Feyza servise binerken iki soru aklında: Yoksulun payı birinin lütfu mu, yoksa onun hakkı mı? Peki o adam ekmeğini neden içeri girip kendisi alamıyor? Bu ders tam bu iki sorunun etrafında kuruluyor.

2Hedefler

  • Sosyal adalet kavramını tanımlar, onu bireysel yardımseverlikten ayırırsın.
  • İnsan onuru ve eşitlik ilkesini ayet, hadis ve Veda Hutbesi'nden birer metinle ilişkilendirirsin.
  • Zekât ve vakfın, servetin topluma yayılmasındaki işlevini açıklarsın.
  • Yetim, kimsesiz ve engelli bireylerin haklarını konu alan bir ayet ya da hadisin vurguladığı ilkeyi bulursun.

3Konu anlatımı

Yardımdan hakka

Ahlak modülündeki tanıma göre adalet, hakkı sahibine teslim etmek ve her şeyi yerine oturtmaktır. O tanım çoğunlukla iki kişi arasındaki ilişkiye bakıyordu: satıcı ile müşteri, hakem ile takım. Sosyal adalet aynı ilkeyi bütün topluma taşır. Ders kitaplarında sosyal adalet; toplumu oluşturan bireylerin temel hak ve imkânlardan adil biçimde yararlanması, zenginlik ile yoksulluk arasındaki uçurumun daraltılması ve hiç kimsenin kökeni, durumu ya da bedeni yüzünden dışlanmaması olarak anlatılır.

Celal Usta'nın cümlesi kavramın merkezine dokunuyor. Yardımseverlik verenin erdemine bakar; sosyal adaletin baktığı yer ise alanın payıdır. Kur'an'da bu bakış açık bir sözcükle kurulur: Zâriyât suresinin 19. ayetinde takva sahiplerinin mallarında, isteyen ve iffetinden ötürü isteyemeyen yoksul için bir hak bulunduğu bildirilir. Ayetin seçtiği kelime «hak»tır. Buradan çıkan sonuç şudur: varlıklı kişinin malındaki pay, sahibinin keyfine bırakılmış bir ikram sayılmaz; ihtiyaç sahibine ait bir alacak gibi düşünülür.

İnsan onuru: eşitliğin zemini

Hakların adil dağılması, önce kimin hak sahibi sayıldığına bağlıdır. İslam düşüncesinde bu sorunun cevabı insanın kendisidir. İsrâ suresinin 70. ayetinde Âdemoğullarının şerefli kılındığı bildirilir. Ayet onuru belirli bir kavme, inanca ya da servete bağlamaz; insan olmak yeterlidir. Ders kitapları bu ayeti insan onurunun (kerâmet) dokunulmazlığına dayanak olarak gösterir.

Onur herkese verilmişse doğuştan gelen bir üstünlük de kabul edilemez. Kur'an'ın ana konularını işlerken insanların kavimlere ve kabilelere ayrılmasının amacının tanışmak olduğunu bildiren Hucurât ayetini okumuştun. O ayetin toplumsal sonucu burada önem kazanır: farklılık ortadan kalkmaz, ama bir sıralama ölçüsüne de dönüşmez; değer, kişinin Allah'a karşı saygısı ve davranışıyla tartılır. Müslim'in aktardığı bir hadis aynı ölçüyü insanın dış görünüşünden iç dünyasına çevirir: Allah insanların suretlerine ve mallarına bakmaz, kalplerine ve amellerine bakar. Hadisle birlikte görünüş de servet de değer ölçüsü olmaktan çıkar.

Bu ilke Hz. Peygamber'in vefatından kısa süre önce yaptığı Veda Hutbesi'nde topluluğa bir kez daha hatırlatıldı. Hutbenin genel ilkelerini hayatını anlatan derste özetlemiştik; bu dersi ilgilendiren yanı, eşitliğin kimleri kapsadığıdır. Ders kitaplarında aktarılan metne göre hutbede insanların Rabbinin de atasının da bir olduğu söylenir; Arap ile Arap olmayan, açık tenli ile koyu tenli arasında takva dışında bir üstünlük tanınmaz. Dil, soy ve renk aynı cümlede anılır, yani ayrımcılığın en yaygın üç gerekçesi birlikte reddedilir.

İlk Müslüman toplulukta bu eşitliğin somut bir yüzü vardır: Habeşistan kökenli, köleyken hürriyetine kavuşmuş Bilâl b. Rebâh (Bilâl-i Habeşî), Medine'de ezan okuma görevini üstlenmiştir. Şehrin günde beş kez duyulan sesi, Mekke'nin soy düzeninde en alt basamakta sayılan birine emanet edilmiştir.

Korunan beş değer

Onurun soyut bir kavramda kalmaması için İslam hukukçuları korunması gereken temel değerleri saymıştır. Akıl ve din ilişkisini işlediğimiz derste bu değerlerin adı geçmişti: can, mal, akıl, nesil ve din. Sosyal adalet açısından listenin önemi, bu değerlerin toplumun her üyesi için aynı ölçüde korunmasıdır. Yoksulun canı zenginin canı kadar dokunulmazdır; kimsesiz bir çocuğun malı da büyük bir tüccarın malı kadar güvencededir.

Değerleri gündelik hayata çevirmek kavramı somutlaştırır. Can için sağlık hizmetine ve güvenli bir hayata ulaşmak, akıl için eğitim imkânı, nesil için ailenin ve çocuğun korunması, mal için mülkiyetin güvence altında olması, din için de inancın baskı görmeden yaşanması gerekir; Bakara suresinin 256. ayetindeki «Dinde zorlama yoktur» ifadesi bu son maddenin bilinen dayanağıdır. Ders kitaplarında bu değerlerin korunması bireyin, ailenin ve toplumun ortak sorumluluğu olarak anlatılır.

Servetin dolaşımı

Sosyal adaletin ekonomik yüzü, servetin toplum içinde nasıl yayıldığıyla ilgilidir. Haşr suresinin 7. ayeti, savaş yapılmadan elde edilen bir gelirden (fey) pay alacaklar arasında yetimleri, yoksulları ve yolda kalmışları sayar; ardından bu paylaştırmanın gerekçesini de verir: o mal yalnız zenginler arasında dolaşan bir şey olmasın. Aynı ayetin Peygamber'in verdiğini almayı isteyen kısmı peygamberlik görevlerinde hüküm koymanın dayanağı olarak okunmuştu; buradaki kısmı ise doğrudan servetin dağılımını konu edinir.

Zekât bu ilkenin her yıl yeniden işleyen kurumudur. Şartları, oranları ve kimlere verileceği ibadet modülündeki zekât dersinde ayrıntısıyla işlendi; bu derste sorulan, onun toplumdaki işlevidir. Belirli bir ölçüyü aşan servetten düzenli olarak bir payın ihtiyaç sahiplerine geçmesi, malın bir kesimin elinde durup birikmesini zorlaştırır ve yoksulu toplumun dışına itilmekten korur. Ders kitapları bu işlevi toplumsal barış ve güvenle ilişkilendirir.

Zekâtın miktarı ve yeri bellidir; vakıf ise gönüllü iyiliğin kalıcı biçimidir. Vakıf, bir kişinin malını ya da mülkünü sürekli bir hayır hizmetine ayırması ve bu malın gelirinin o hizmete harcanmasıdır. Vakfı kuran kişiye vâkıf, şartlarını yazan belgeye vakfiye denir. Müslim'in aktardığı bir hadiste insan öldüğünde amelinin kesildiği, ancak sadaka-i câriye, yararlanılan ilim ve kendisine dua eden hayırlı evlat yoluyla sevabının sürdüğü bildirilir. Ders kitapları vakfı bu «sürüp giden sadaka» düşüncesinin kurumlaşmış hâli olarak anar. Osmanlı şehirlerinde aşevleri, çeşmeler, hastaneler, okullar, kütüphaneler ve köprüler büyük ölçüde vakıf geliriyle ayakta kaldı; böylece yiyecek, sağlık ve eğitim gibi temel ihtiyaçlar ödeme gücü olmayanlara da açıldı. Bu geleneğin Anadolu'daki tarihî gelişimi ileride, Anadolu'da İslam modülünde ayrıca işlenir.

Askıda ekmek bu anlayışın bugünkü küçük bir yankısı sayılabilir: veren, ekmeği kimin alacağını bilmez; alan da kimin bıraktığını. Ekmek ihtiyaç sahibine yüzü kızarmadan ulaşır.

Yetimler, kimsesizler ve engelliler

Bir toplumun adaleti en açık biçimde, kendini savunacak gücü olmayanlara nasıl davrandığında görünür. Kur'an bu kişileri adıyla anar. Duhâ suresinde Hz. Peygamber'e kendisinin de yetim olarak büyüdüğü hatırlatılır; hemen ardından yetimin ezilmemesi ve el açanın azarlanmaması istenir (93/9–10). Nisâ suresinin 10. ayeti, yetim malını haksız yere yiyenlerin karınlarına ateş doldurduklarını bildirerek bu malı en ağır uyarıyla korur. Hz. Peygamber de yetimi himaye eden kişiyle kendisinin cennette böyle olacağını, işaret ve orta parmağını göstererek anlatmıştır (Buhârî).

Yetim, ders kitaplarında babasını ergenlik çağına girmeden kaybeden çocuk diye tanımlanır. Kimsesiz kavramı daha geniştir: yaşlılıkta yalnız kalan, ailesinden kopmuş ya da yurdunu yitirmiş kişileri de kapsar.

Engelli bireyler konusunda sınavda sık karşılaşılan metin Abese suresinin ilk ayetleridir. Bu ayetler, Hz. Peygamber Mekke'nin ileri gelenleriyle konuşurken yanına gelen âmâ sahâbî Abdullah b. Ümmü Mektûm'a ilgi göstermemesi üzerine indirilmiştir. Sure, bir insanın değerinin toplumsal konumuyla ya da bedenindeki bir engelle ölçülemeyeceğini öğretir. Kaynaklarda Abdullah b. Ümmü Mektûm'un sonraki yıllarda Medine'de müezzinlik yaptığı ve Hz. Peygamber'in bazı seferlere çıkarken onu şehirde yerine vekil bıraktığı anlatılır. Nûr suresinin 61. ayetinde ise âmâya, topala ve hastaya güçlük olmadığı bildirilir; yükümlülük kişinin gücüne göre belirlenir.

Bu metinler bugünkü bir tartışmayla da buluşur. Engelli bir bireyin onuru, ona yardım edilmesiyle olduğu kadar hayata katılmasının önündeki engellerin kaldırılmasıyla da korunur. Fırının girişindeki iki basamak bu yüzden önemlidir: ekmeği dışarı taşımak iyi niyetli bir davranıştır, ama bir rampa adamın ekmeğini kendi eliyle almasını sağlardı.

Ayrımcılık karşıtlığı

Ayrımcılık, kişiye kökeni, rengi, cinsiyeti, inancı, ekonomik durumu ya da engelliliği yüzünden eşit davranılmamasıdır. Bu derste okunan metinlerin her biri bu gerekçelerden birine yönelir: Veda Hutbesi soyu ve rengi, Müslim'deki hadis görünüşü ve serveti, Abese suresi toplumsal konumu ve bedeni hedef alır. Sosyal adalet sorularında çeldiriciler genellikle bu gerekçelerin birinden ötekine kayar; doğru seçenek, metnin hangi ayrımı reddettiğini görmekle bulunur.

Kavram kartı

KavramKısa tanımÖrnek metin ya da kurumSeçeneği ayırt ettiren ipucu
Sosyal adaletTemel hak ve imkânların topluma adil dağılmasıZâriyât 51/19«hak», «pay», «uçurum»
İnsan onuru (kerâmet)Her insanın doğuştan değerli sayılmasıİsrâ 17/70«Âdemoğulları», «şerefli kılındı»
EşitlikSoy, renk, dil ve servetin üstünlük sayılmamasıVeda Hutbesi; «kalplere bakar» hadisi (Müslim)«Arap olmayan», «renk», «suret»
Servetin dolaşımıMalın yalnız zenginler arasında kalmamasıHaşr 59/7; zekât«dolaşan», «birikmesin»
VakıfMalın kalıcı bir hayır hizmetine ayrılmasıSadaka-i câriye hadisi (Müslim); aşevi, çeşme«vakfiye», «gelirini ayırdı», «kalıcı»
Yetim ve engelli hakkıKendini savunamayanın korunmasıDuhâ 93/9–10; Nisâ 4/10; Abese suresi«yetim», «âmâ», «himaye», «ezme»

Metin çözümü

Metin: «Onların mallarında, isteyen ve iffetinden ötürü isteyemeyen yoksul için bir hak vardır.» (Zâriyât 51/19, anlamca)

  • Adım 1 — Malın kimde olduğunu gör. Ayetin sözünü ettiği kişiler varlıklılardır; mal onların elindedir.
  • Adım 2 — Anahtar kelimeyi seç. Cümlenin yükünü «hak» kelimesi taşır. Mal sahibinin elindeki pay, başkasına ait bir alacak olarak adlandırılır.
  • Adım 3 — Hak sahiplerini ayır. Ayet iki grup sayar: isteyen ve isteyemeyen. İkinci grup ihtiyacını dile getirmekten çekinen kişidir; ayet onu da hesaba katar. Buradan, yardımın yalnız kapıyı çalana değil, sessiz kalana da ulaşması gerektiği sonucu çıkar.
  • Adım 4 — Kavrama ad koy. Metnin işaret ettiği kavram sosyal adalettir: servette yoksulun payı. Seçeneklerde «cömertlik» varsa yakın ama eksiktir; cömertlik verenin erdemini, ayet ise alanın hakkını öne çıkarır.

Bu derste servetin nereye aktığını izledik: yoksulun payına, vakfın gelirine, yetimin malına. Sıradaki ders soruyu bir adım geriye götürüyor ve servetin nasıl elde edildiğini soruyor: kazancı helal kılan ölçüler, faizin yasaklanmasının gerekçesi ve kazanılanın israf edilmeden harcanması, ekonomik hayatın ahlakını oluşturan başlıklar olacak.

4Çözümlü örnekler

Örnek 1 — Lütuf mu, hak mı?

Soru: Fırıncının «O ekmek onun hakkı, ben yalnızca taşıyorum» sözü aşağıdaki anlayışlardan hangisine en yakındır?

  • A) Yardımın yalnız bayramlarda yapılmasına
  • B) İhtiyaç sahibinin payını bir alacak olarak gören sosyal adalet anlayışına
  • C) Bağış yapanın toplumda övülmesi gerektiğine
  • D) Yoksulun kendi durumundan sorumlu olduğuna
  • E) Ekmeğin karşılıksız verilemeyeceğine

Çözüm: Söz, yardımın verenin iyiliği olduğunu reddediyor ve alanın hakkını öne çıkarıyor. Zâriyât 51/19'daki «mallarında bir hak vardır» ifadesi de aynı yöne bakar. C ve A yardımı verenin tarafından okur; D ve E sözle çelişir. Cevap: B.

Örnek 2 — Ayetin gerekçesi

Soru: «…Bu mal; yetimlerin, yoksulların ve yolda kalmışlarındır. Bu, o malın içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir şey olmaması içindir.» (Haşr 59/7, kısaltılmış anlam) Bu metinde öne çıkan ilke hangisidir?

  • A) Peygamber'e itaatin gerekliliği
  • B) Zekâtın oranının kırkta bir olması
  • C) Servetin toplumun bir kesiminde birikmeyip yayılması
  • D) Ticarette ölçünün tam tutulması
  • E) Mülkiyetin tamamen kaldırılması

Çözüm: Metin paylaştırmanın gerekçesini söylüyor: malın yalnız zenginler arasında dolaşmaması. A aynı ayetin başka bir kısmına, hüküm koyma görevine aittir ve verilen parçada yer almaz. E ise metnin söylemediği bir aşırılıktır; ayet mülkiyeti değil birikmeyi hedef alır. Cevap: C.

Örnek 3 — Âmâ sahâbî

Soru: «Hz. Peygamber Mekke'nin ileri gelenlerine İslam'ı anlatırken yanına âmâ bir sahâbî gelip soru sordu; ona ilgi göstermemesi üzerine bir sure indi ve davranışı uyarıldı.» Bu olaydan en çok hangi ilke çıkarılır?

  • A) Bir insanın değeri toplumsal konumuyla ya da bedenindeki engelle ölçülemez.
  • B) Davetin önce ileri gelenlere yapılması gerekir.
  • C) Soru sormak yalnız belli saatlerde yapılmalıdır.
  • D) Âmâ kişiler ibadetlerden muaftır.
  • E) Mekke'de yalnız kabile reisleri söz sahibidir.

Çözüm: Olay Abese suresinin ilk ayetlerinin iniş sebebidir. Uyarı, ileri gelenlere gösterilen ilginin engelli bir kişiden esirgenmemesi gerektiğini anlatır; B tam tersini söyler. D, Nûr 24/61'deki «güçlük yoktur» bildirimini genel bir muafiyet sanmaktır. Cevap: A.

Örnek 4 — Vakıf mı, zekât mı?

Soru: «Bir tüccar, çarşıdaki üç dükkânının kira gelirini kalıcı olarak mahalledeki sıbyan mektebinin öğretmen maaşına ve çocukların kâğıt kalemine ayırdı; bu şartları bir belgeye yazdırdı.» Parçada anlatılan uygulama hangisidir?

  • A) Zekât
  • B) Fitre
  • C) Öşür
  • D) Kurban
  • E) Vakıf

Çözüm: Belirleyici ipuçları gelirin «kalıcı olarak» bir hizmete bağlanması ve şartların bir belgeye, yani vakfiyeye yazılmasıdır. Zekâtın oranı ve verileceği kişiler bellidir, her yıl yeniden hesaplanır; burada ise gönüllü ve süreklilik taşıyan bir kurum var. Cevap: E.

5Tuzaklar

  • Sosyal adaleti sadakayla bir tutmak. Sadaka verenin gönüllü iyiliğidir; sosyal adalet ise hak sahibinin payına ve herkesin temel imkânlara ulaşmasına bakar. Metinde «hak» kelimesi geçiyorsa «cömertlik» seçeneği eksik kalır.
  • Eşitliği aynılık sanmak. Hucurât ayeti kavim ve kabile farkını ortadan kaldırmaz; farkın üstünlük gerekçesi olmasını reddeder. «Farklılıklar yok edilmelidir» diyen seçenek metne uymaz.
  • Zekâtı vakıfla karıştırmak. Zekât farzdır, oranı ve yeri bellidir. Vakıf gönüllüdür ve gelirini kalıcı biçimde bir hizmete bağlar; «vakfiye», «sürekli», «gelirini ayırdı» sözleri vakfı gösterir.
  • Haşr 59/7'nin iki kısmını birbirine katmak. «Peygamber'in verdiğini alın» kısmı hüküm koyma görevinin dayanağıdır; «zenginler arasında dolaşmasın» kısmı servetin dağılımını anlatır. Soruda hangi kısmın verildiğine bak.
  • Engelliliği yalnız acıma konusu saymak. Abese suresi ilgiyi ve saygıyı, Nûr 24/61 güce göre yükümlülüğü öne çıkarır. Metin insanın değerinden söz ediyorsa «merhamet» seçeneği yakın ama asıl kavram eşitlik ve insan onurudur.

6Tekrar kartı

  • Sosyal adalet: temel hak ve imkânların adil dağılması, zengin ile yoksul arasındaki uçurumun daralması, kimsenin dışlanmaması.
  • Zâriyât 51/19: varlıklının malında isteyen ve isteyemeyen yoksulun hakkı vardır; anahtar kelime «hak».
  • İnsan onuru: İsrâ 17/70, Âdemoğulları şerefli kılındı. Eşitlik: Hucurât ayeti, «suretlere ve mallara değil kalplere ve amellere» hadisi (Müslim), Veda Hutbesi (dil, soy, renk üstünlük değildir).
  • Bilâl-i Habeşî: kölelikten hürriyete, Medine'de müezzin.
  • Korunan beş değer: can, mal, nesil, akıl, din; herkes için aynı ölçüde.
  • Servetin dolaşımı: Haşr 59/7 («yalnız zenginler arasında dolaşmasın»); zekât her yıl işleyen kurum, vakıf kalıcı gönüllü kurum (vâkıf, vakfiye, sadaka-i câriye).
  • Yetim: babasını ergenlikten önce kaybeden çocuk; Duhâ 93/9–10, Nisâ 4/10, «iki parmak gibi» hadisi (Buhârî).
  • Engelliler: Abese suresi (Abdullah b. Ümmü Mektûm), Nûr 24/61; onur hem yardımla hem engellerin kaldırılmasıyla korunur.

7Alıştırma

  1. Soru 1 · Kolay

    İsrâ suresinin 70. ayetinde Âdemoğullarının şerefli kılındığının bildirilmesi en çok hangi kavrama dayanak gösterilir?

    1. A)Tevekkül
    2. B)İnsan onuru
    3. C)İstişare
    4. D)Tevazu
    5. E)Sabır
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Ayet bütün insanları şerefli kıldığı için insan onurunun dokunulmazlığına dayanak sayılır.

  2. Soru 2 · Kolay

    Bir kişinin malını sürekli bir hayır hizmetine ayırması ve gelirinin bu hizmete harcanmasıyla kurulan kuruma ne ad verilir?

    1. A)Öşür
    2. B)Fitre
    3. C)İmece
    4. D)Vakıf
    5. E)Kurban
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Malın gelirini kalıcı olarak bir hayır işine bağlamak vakfın tanımıdır.

  3. Soru 3 · Kolay

    Babasını ergenlik çağına girmeden kaybeden çocuğa ne denir?

    1. A)Yetim
    2. B)Miskin
    3. C)İbnüssebil
    4. D)Fakir
    5. E)Âmil
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Ders kitapları yetimi babası ergenlikten önce ölmüş çocuk diye tanımlar.

  4. Soru 4 · Kolay

    Vakfın şartlarını ve gelirinin nereye harcanacağını yazan belgenin adı hangisidir?

    1. A)Berat
    2. B)İcazet
    3. C)Hilye
    4. D)Ferman
    5. E)Vakfiye
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Vakfı kuranın koyduğu şartlar vakfiye adı verilen belgeye yazılır.

  5. Soru 5 · Orta

    Aşağıdakilerden hangisi bireysel yardımseverlikten çok sosyal adalet anlayışını yansıtır?

    1. A)Bir hayırseverin yılda bir kez yemek dağıtıp fotoğrafını paylaşması
    2. B)Bir öğrencinin arkadaşına harçlığından ödünç vermesi
    3. C)Bir kamu binasına rampa yapılarak tekerlekli sandalye kullananların hizmete kendi başına ulaşabilmesi
    4. D)Bir komşunun bayramda çocuklara şeker dağıtması
    5. E)Bir esnafın müşterisine çay ikram etmesi
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Rampa herkesin temel bir imkâna kendi başına erişmesini güvenceye alır, bu da sosyal adaletin ölçüsüdür.

  6. Soru 6 · Orta

    «Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz; kalplerinize ve amellerinize bakar.» (Müslim) Bu hadis hangi iki ayrımcılık gerekçesini doğrudan geçersiz kılar?

    1. A)Görünüş ve servet
    2. B)Dil ve soy
    3. C)Yaş ve cinsiyet
    4. D)Meslek ve memleket
    5. E)İnanç ve mezhep
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Hadisteki suret görünüşü, mal ise serveti karşılar ve ikisi de değer ölçüsü olmaktan çıkarılır.

  7. Soru 7 · Orta

    Haşr suresinin 7. ayetinde bir gelirden yetimlerin, yoksulların ve yolcunun pay almasının gerekçesi olarak hangisi gösterilir?

    1. A)Ordunun güçlenmesi
    2. B)Ticaretin canlanması
    3. C)Kamu binalarının yapılması
    4. D)Yöneticilerin geçiminin sağlanması
    5. E)Malın yalnız zenginler arasında dolaşmaması
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Ayet paylaştırmanın amacını servetin yalnız varlıklılar arasında kalmaması diye açıklar.

  8. Soru 8 · Orta

    Duhâ suresinin 9 ve 10. ayetlerinde aşağıdakilerden hangisi istenir?

    1. A)Komşuya ikram edilmesi
    2. B)Yetimin ezilmemesi ve el açanın azarlanmaması
    3. C)Malın yılda bir kez arındırılması
    4. D)Kul hakkı için helalleşilmesi
    5. E)Misafire izin alınarak gidilmesi
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Bu iki ayet yetime ve el açana karşı tutumu doğrudan konu edinir.

  9. Soru 9 · Orta

    Âmâ sahâbî Abdullah b. Ümmü Mektûm ile ilgili inen Abese suresinin ilk ayetlerinden en çok hangi ilke çıkarılır?

    1. A)Bilgi öğrenmenin yaşı olmadığı
    2. B)Namazın vaktinde kılınması
    3. C)Kur'an'ın ezberlenmesi
    4. D)İnsanın değerinin toplumsal konumu ya da engeliyle ölçülemeyeceği
    5. E)Mekke'nin ileri gelenlerine öncelik verilmesi
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Uyarı, ileri gelenlere gösterilen ilginin engelli bir kişiden esirgenmemesi gerektiğini anlatır.

  10. Soru 10 · Orta

    İslam hukukçularının korunmasını gözettiği beş değer arasında hangisi sayılmaz?

    1. A)Can
    2. B)Akıl
    3. C)Şöhret
    4. D)Nesil
    5. E)Mal
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Listede can, mal, nesil, akıl ve din bulunur; şöhret bu listede yer almaz.

  11. Soru 11 · Orta

    Bilâl-i Habeşî'nin kölelikten kurtulduktan sonra Medine'de ezan okuma görevini üstlenmesi en çok hangi ilkeyi örnekler?

    1. A)Soy ve renk üstünlüğünün reddedildiği eşitlik ilkesini
    2. B)Ezanın yalnız Araplarca okunabileceğini
    3. C)Ticaretin teşvik edilmesini
    4. D)Ölçülü harcamayı
    5. E)Kurban ibadetinin önemini
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Toplumun en görünür görevlerinden biri soy düzeninde alt sayılan birine verilmiştir.

  12. Soru 12 · Zor

    «Eski bir şehirde bir hayırsever, bir çeşme ile yanındaki aşevi için birkaç dükkân ayırmış; dükkânların kirası yüzyıllar boyunca çeşmenin onarımına ve aşevinin erzakına harcanmış.» Bu uygulamayı zekâttan ayıran özellik hangisidir?

    1. A)Yoksula yardım amacı taşıması
    2. B)Allah rızası için yapılması
    3. C)Malın sahibinin Müslüman olması
    4. D)İhtiyaç sahibine ulaşması
    5. E)Miktarı belli bir farz olmaması ve gelirin kalıcı olarak bir hizmete bağlanması
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Öteki özellikler zekâtta da bulunur; gönüllülük ve kalıcılık ise vakfa özgüdür.

  13. Soru 13 · Zor

    Bir öğrenci «Varlıklı biri yoksula hiçbir şey vermese bile bu yalnızca cömert olmadığını gösterir, kimsenin hakkına dokunmuş sayılmaz» diyor. Öğrencinin bu görüşünü en açık biçimde çürüten metin hangisidir?

    1. A)«Allah güzeldir, güzeli sever.» hadisi
    2. B)İsrâ 17/36'daki bilgi sorumluluğu
    3. C)Nûr 24/61'deki güçlük olmadığı bildirimi
    4. D)Zâriyât 51/19'daki, mallarda yoksul için bir hak bulunduğu ifadesi
    5. E)Abese suresinin ilk ayetleri
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Ayet yoksulun payını «hak» diye adlandırır, böylece vermemek bir hakkı tutmak anlamına gelir.

  14. Soru 14 · Zor

    Veda Hutbesi'ndeki eşitlik ilkesi ile Hucurât suresindeki, insanların tanışmaları için kavim ve kabilelere ayrıldığı bildirimi birlikte düşünülürse hangi sonuca ulaşılır?

    1. A)Kavimler arasındaki farkların ortadan kaldırılması gerektiğine
    2. B)Farklılıkların tanışma vesilesi olduğuna ve üstünlük ölçüsü sayılamayacağına
    3. C)Her kavmin ayrı bir dine bağlı olması gerektiğine
    4. D)Yalnız Arapların birbirine eşit sayıldığına
    5. E)Soyun ahirette belirleyici olacağına
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. İki metin farklılığı korur ama onu değer sıralamasının gerekçesi olmaktan çıkarır.

  15. Soru 15 · Zor

    Kimsesiz yaşlılar için açılan bir bakımevi, zekâtı ihtiyaç sahiplerine ulaştıran bir dernek ve bir yetimin mirasını titizlikle koruyan vasi aynı derste örnek olarak veriliyor. Üç örneği birleştiren ortak ilke hangisidir?

    1. A)Yardımın yalnız bayramlarda yapılması
    2. B)Malın tek elde toplanması
    3. C)Kendini koruyacak gücü olmayanların haklarının toplumca güvenceye alınması
    4. D)Yardımın karşılık beklenerek yapılması
    5. E)Bireysel ibadetin toplumsal işlerden ayrı tutulması
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Yaşlı, yoksul ve yetim kendini savunamayan kesimlerdir ve üç örnekte de hakları korunur.

8Ustalık kapısı

5 soru, 5 dakika. 4 ya da 5 doğru yaptıysan sıradaki derse, «Ekonomik hayat ve ahlak» dersine geç. 3 ve altındaysan 3. ve 4. bölümü yeniden oku, sonra kapıyı bir kez daha çöz.

  1. Soru 1 · Orta

    «İnsan ölünce ameli kesilir; yalnız sadaka-i câriye, yararlanılan ilim ve kendisine dua eden hayırlı evlat yoluyla sürer.» (Müslim, anlamca) Bu hadis hangi kurumun manevi dayanaklarından biri olarak anılır?

    1. A)Hac
    2. B)Fitre
    3. C)Kurban
    4. D)Vakıf
    5. E)Öşür
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: D. Sürüp giden sadaka düşüncesi, gelirini kalıcı bir hizmete bağlayan vakıfta kurumlaşmıştır.

  2. Soru 2 · Orta

    Hz. Peygamber'in işaret ve orta parmağını göstererek yetimi himaye eden kişiyle cennette böyle olacaklarını söylemesi hangi davranışı teşvik eder?

    1. A)Yetimi koruyup gözetmeyi
    2. B)Alışverişte doğru tartmayı
    3. C)Komşuya ikram etmeyi
    4. D)İlim öğrenmeyi
    5. E)Anne babaya iyilik etmeyi
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: A. Hadis yetimi himaye eden kişinin Peygamber'e yakınlığını anlatarak bu davranışı över.

  3. Soru 3 · Zor

    Nisâ suresinin 10. ayetinde yetim malını haksızca yiyenlerin karınlarına ateş doldurdukları bildirilir. Bu ayet sosyal adalet açısından en çok neyi gösterir?

    1. A)Yetimlere zekât verilemeyeceğini
    2. B)Yetimin yalnız akrabası tarafından korunabileceğini
    3. C)Yetimlerin mal sahibi olamayacağını
    4. D)Yetim malının vakfa devredilmesi gerektiğini
    5. E)Kendini savunamayan birinin malının en ağır uyarıyla korunduğunu
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: E. Ayet malını savunacak gücü olmayan çocuğun hakkını sert bir uyarıyla güvenceye alır.

  4. Soru 4 · Zor

    Hamza'nın okulunda kütüphane ikinci kattadır ve binada asansör yoktur. Tekerlekli sandalye kullanan Hamza istediği kitabı her seferinde arkadaşlarına söyler, onlar da getirir. Derste yapılan ayrıma göre sosyal adalet açısından eksik kalan nedir?

    1. A)Arkadaşlarının iyi niyeti
    2. B)Kitapların ücretsiz olması
    3. C)Hamza'nın kütüphaneye kendi başına ulaşabileceği bir düzenin bulunmaması
    4. D)Kütüphanedeki kitap sayısı
    5. E)Okulun bir vakfa ait olmaması
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: C. Yardım sürse de erişimin önündeki engel kalkmadıkça kişinin hayata eşit katılımı sağlanmaz.

  5. Soru 5 · Zor

    Aşağıdakilerden hangisi sosyal adalet ile bireysel cömertlik arasındaki farkı doğru ifade eder?

    1. A)Cömertlik farzdır, sosyal adalet ise isteğe bağlıdır.
    2. B)Sosyal adalet hak sahibinin payını ve herkesin temel imkânlara ulaşmasını esas alır; cömertlik ise verenin erdemine bakar.
    3. C)İkisi aynı kavramın farklı adlarıdır.
    4. D)Sosyal adalet yalnız zenginleri ilgilendirir.
    5. E)Cömertlik yoksula, sosyal adalet varlıklıya yöneliktir.
    Önce çöz, sonra cevabı aç

    Cevap: B. Ayrımın ölçütü bakış yönüdür: biri alanın hakkına, öteki verenin iyiliğine odaklanır.

D06 — Din ve Hayat

Modülün bütün dersleri bitince işaretle; modül 1, 3, 7 ve 21. günlerde YKS ana sayfasındaki tekrar listesine döner.