M05-D03
Mekân dramaturjisi: mekân bir karakterdir
Bir mekânın film boyunca karakterle birlikte nasıl değiştiğini aşamalarıyla tasarlar.
Yapım Tasarımı Akademisi — M05, Konsept ve görsel dil · 2.197 kelime · 9 tasarım durumu · 2 film örneği · ≈ 10 dk okuma · 15 dk dinleme
- Yönetmenlik Akademisi’nde: DIR-6-03 Zaman, mekân ve hafıza
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Karakterler hikâye boyunca bir yay çizer; mekânlar da çizebilir. Bir mekânın yayı, hikâyedeki işinin, görünüşünün ve karakterlerle ilişkisinin film boyunca geçirdiği dönüşümdür. Mekân karakterin müttefiki, önündeki engel ya da iç dünyasının aynası olabilir ve film boyunca bu rollerin birinden ötekine geçebilir.
Mekânın yayı karakterin yayına paralel, karşıt ya da ondan bağımsız olabilir; değişmeyen bir mekân da, her şeyin değiştiği bir hikâyede güçlü bir anlam taşır. İki karakterin paylaştığı bir mekân, onların bölgelerine bölünebilir ve sınırların kayması çatışmayı anlatır. Mekânın yayı, senaryonun dönüm noktalarında değişir ve küçük ayrıntılarla da kurulur. Aynı ölçü, farklı aşamalarda farklı bir anlam taşıyabilir.
Bir mekânın yayının son aşaması çoğu zaman filmin son planıdır ve o planda bir yüzün yanında duracak nesne, hikâyenin son cümlesi gibi okunur. Koyu tenli bir karakterin yanındaki bu nesne, onun ten ve saç değeriyle birleşmeyecek bir değerde seçildiğinde, son planda hem nesne hem yüz ayrı ayrı ve birlikte okunur.
Açılış sahnesi
Kemal senaryonun yirmi altıncı sahnesini yüksek sesle okuyor. Rıza dükkânın arkasında, saatleri kutulara koymaya başlamış; Elif kapıdan giriyor ve babasının yanına gitmek istiyor. Senaryoda tek bir satır var: "Elif kutuların arasından babasına yol bulmaya çalışır."
Suna bu satırı okuyunca dükkânın filmdeki yerini başka bir gözle görüyor. Dükkân ilk sahnelerde Rıza'nın krallığıydı; her şey yerli yerinde, her saat Rıza'nın elinin altında. Yirmi altıncı sahnede ise dükkân artık baba ile kızın arasına giren bir şey: kutular, sökülmüş raflar, yere konmuş saatler. Elif babasına ulaşmak için dükkânla boğuşmak zorunda.
Suna defterine bir soru yazıyor: bu dükkân, filmin her evresinde Rıza için ne? Bir dost mu, bir engel mi, bir ayna mı? Bu derste bir mekânın film boyunca bir karakter gibi davrandığını, bir yay çizdiğini ve bu yayın aşamalarını tasarlamayı ele alıyoruz.
Bu derste ne olacak
Önceki derslerde tasarımın tezini yazdık ve onu bir renk senaryosuyla zamana yaydık. Bu derste bir mekâna yakından bakıyoruz: o mekân hikâyede ne iş görüyor ve film boyunca nasıl değişiyor? Bir mekânın değişimini sahne sahne takip etmeyi süreklilik derslerinde görmüştük; burada sorduğumuz şey, o değişimin anlamı.
Önce karakterlerin hikâye boyunca geçirdiği dönüşümü, yani karakter yayını, ve bir mekânın da benzer bir yay çizebileceğini kuracağız. Ardından bir mekânın hikâyede üstlenebileceği rolleri ele alacağız: karakterin müttefiki, karakterin önündeki engel ve karakterin iç dünyasının aynası. Sonra bir mekânın yayını karakterin yayıyla ilişkilendirmeyi ve bazen bir mekânın değişmemesinin de bir anlam taşıdığını göreceğiz.
Suna'nın dükkân için çizdiği üç aşamalı yayı, geçidin genişliğinin aşama aşama nasıl değiştiğiyle izleyeceğiz. Bir amcanın eski mahallesi ile yeğeninin ailesinin modernist evi arasında geçen bir komediye ve perdeleri hep kapalı tutulan büyük bir evde geçen bir korku filmine bakacağız. Elif'in dairesinin de bir yayı olduğunu ve bu yayın son aşamasının, Elif'in yüzünün son planda nasıl görüneceğini belirlediğini göreceğiz.
Bu derste geçen kişiler ve projeler ders için yazılmış kurgusal örneklerdir. Film örnekleri ve kaynaklar gerçektir.
Sıfır noktası
Senaryo yazarlığında karakterlerin hikâye boyunca bir dönüşüm geçirdiği düşünülür: bir yerden başlar, bir şeylerle karşılaşır ve bir başka yerde biterler. Bu dönüşüm, hikâyenin duygusal omurgasıdır.
Bir mekân da bir yay çizebilir. Mekânlar insanlar gibi düşünmez ya da istemez; ama hikâyede bir işleri vardır ve bu iş film boyunca değişebilir. Bir ev başta bir sığınaktır, sonra bir hapishaneye dönüşür. Bir dükkân başta bir krallıktır, sonra bir savaş alanı. Seyirci mekânın bu değişimini, karakterin değişimiyle birlikte hisseder.
Mekanizma
Mekânın rolleri: müttefik, engel, ayna
Bir mekân hikâyede üç temel rolden birini üstlenebilir. Müttefik olarak karakteri korur, ona güç verir, onu besler: bir sığınak, bir yuva, bir krallık. Engel olarak karakterin önüne çıkar, onu zorlar, onu tehdit eder: dar bir koridor, kilitli bir kapı, bir labirent. Ayna olarak karakterin iç dünyasını yansıtır: karakter dağıldıkça dağılan, karakter toparlandıkça toparlanan bir oda. Bir mekân film boyunca bu rollerin birinden ötekine geçebilir.
Mekânın yayını karakterin yayıyla ilişkilendirmek
Bir mekânın yayı, karakterin yayıyla aynı yönde ilerleyebilir: karakter çöktükçe mekân da çöker. Karşı yönde ilerleyebilir: karakter güçlendikçe mekân zayıflar, ya da tersi. Ya da mekân sabit kalabilir ve değişen karakterin karşısında, değişmeyen bir şey olarak durur. Tasarımcı her mekân için bu ilişkiyi bilinçli olarak seçer.
İki karakter, tek mekân: bölge
Bazen iki karakter aynı mekânı paylaşır ve mekân onların arasındaki çatışmanın alanı olur. Her biri mekânın bir bölümünü sahiplenir, oraya kendi nesnelerini koyar, kendi düzenini kurar. Mekânın yayı, bu bölgelerin büyümesi, küçülmesi ve sınırlarının yer değiştirmesiyle anlatılır.
Tasarım masasında
Suna dükkânın yayını üç aşamada yazıyor ve her aşamada dükkânın Rıza için ne olduğunu tek kelimeyle söylüyor.
Birinci aşama, filmin ilk yirmi sahnesi: krallık. Dükkân Rıza'nın müttefiki; her şey onun elinin altında, her saat yerinde, tezgâh onun tahtı. Doksan santimetrelik geçit, önceki derslerde baba ile kızı birbirine yaklaştıran o dar yol, bu aşamada Rıza'nın rahatça yürüdüğü, Elif'in ise onun dünyasına adım attığı bir yol.
İkinci aşama, yirmi birinciden kırk beşinciye uzanan orta bölüm: savaş alanı. Rıza dükkânı kapatmaya karşı direniyor, ama saatleri yavaş yavaş kutulara koymak zorunda. Kutular geçide taşıyor: kırka otuza otuz santimetrelik karton kutular, geçidin iki yanına üçer üçer üst üste diziliyor. Doksan santimetrelik geçit, kutuların taştığı yerlerde elli beş santimetreye iniyor; bir insan ancak yan dönerek geçebiliyor. Yirmi altıncı sahnede Elif babasına bu daralmış geçitten, kutulara sürtünerek ulaşıyor. Dükkân artık bir müttefik değil, baba ile kızın arasına giren bir engel.
Üçüncü aşama, son on altı sahne: kabuk. Kutular gitmiş, raflar boşalmış, duvarda saatlerin izleri. Geçit yeniden doksan santimetre; ama artık hiçbir şey onu daraltmıyor. Aynı genişlik, birinci aşamada bir yakınlığın yolu iken üçüncü aşamada bir boşluğun ölçüsü. Dükkân artık bir ayna: Rıza'nın içinin de boşaldığını gösteriyor.
Suna, Elif'in dairesi için de bir yay yazıyor; tezi gereği, dükkânın yayının tersi. Dükkân boşalırken Elif'in evi yavaş yavaş doluyor: önce açılmamış kutular, sonra birkaç kutunun açılması, sonra kilimin asılması. Son aşama, Kemal'in onayladığı son sahnede geliyor: Elif babasının verdiği saati kutusundan çıkarıyor ve duvara asıyor.
Bu son aşama, filmin son planının kendisi. Saat nereye asılacak? Kemal son planı Elif'in yüzüne yakın çekmek istiyor; Elif saati astıktan sonra ona bakıyor. Suna saatin yerini, kanepenin yanındaki beyaz duvarda, Elif'in yüzünün yaklaşık kırk santimetre yanında, onun göz hizasından biraz yukarıda seçiyor. Saatin kasası ise bir karar istiyor: Rıza'nın dükkânındaki saatlerin çoğu gibi koyu cevizden yapılmış bir kasa, Elif'in koyu saçları ve koyu teniyle aynı değerde kalacak ve son planda yüzünün yanında, onunla birleşen koyu bir kütle olacaktı. Suna, Rıza'nın dükkânından gelecek bu saati, açık renkli pirinç bir kasası ve krem bir kadranı olan bir saat olarak seçiyor. Son planda Elif'in yüzünün yanında, ondan ayrılan, sıcak ve açık bir daire duruyor: babasının zamanı, artık onun duvarında.
Usta katmanı
Deneyimli tasarımcılar mekânın yayını, senaryonun yapısıyla birlikte okur. Bir senaryonun büyük dönüm noktaları, bir karakterin kararları, bir ilişkinin kırılması, bir kaybın gerçekleşmesi, mekânın yayının aşamalarının da sınırlarıdır. Mekân, bu dönüm noktalarında değişir; aralarında ise yavaş yavaş kayar.
İkinci incelik, mekânın yayını yalnızca büyük değişikliklerle değil, küçük ayrıntılarla da kurmaktır. Bir karakterin bir mekâna giderek daha az özen göstermesi, bir koltuk kılıfının kayması, bir bitkinin kuruması, bir lambanın yanmayan ampulü ile anlatılabilir. Seyirci bu ayrıntıları tek tek fark etmez; ama mekânın yorgunluğunu hisseder.
Yaygın yanlış"Mekân, karakterlerin önünde durduğu bir fondur; hikâyeyi karakterler taşır."
Mekân hikâyede bir iş görür: karakteri korur, zorlar ya da onun iç dünyasını yansıtır. Bir mekânın bu işi film boyunca değişebilir ve bu değişim, karakterlerin değişimi kadar güçlü bir anlatım aracıdır. Bir fon değişmez; bir karakter gibi davranan bir mekân ise bir yay çizer.
Yaygın yanlış"Bir mekânın yayı her zaman karakterin yayını aynen yansıtmalıdır."
Bir mekânın yayı karakterinkine paralel olabilir, ama ona karşıt ya da ondan bağımsız da olabilir. Karakter çöktükçe kusursuzlaşan bir ev, ya da her şey değişirken hiç değişmeyen bir salon, aynen yansıtan bir mekândan çoğu zaman daha çok şey söyler.
Kendin dene
Aklında kalsın
Karakterler hikâye boyunca bir yay çizer; mekânlar da çizebilir. Bir mekânın yayı, hikâyedeki işinin, görünüşünün ve karakterlerle ilişkisinin film boyunca geçirdiği dönüşümdür. Mekân karakterin müttefiki, önündeki engel ya da iç dünyasının aynası olabilir ve film boyunca bu rollerin birinden ötekine geçebilir.
Mekânın yayı karakterin yayına paralel, karşıt ya da ondan bağımsız olabilir; değişmeyen bir mekân da, her şeyin değiştiği bir hikâyede güçlü bir anlam taşır. İki karakterin paylaştığı bir mekân, onların bölgelerine bölünebilir ve sınırların kayması çatışmayı anlatır. Mekânın yayı, senaryonun dönüm noktalarında değişir ve küçük ayrıntılarla da kurulur. Aynı ölçü, farklı aşamalarda farklı bir anlam taşıyabilir.
Bir mekânın yayının son aşaması çoğu zaman filmin son planıdır ve o planda bir yüzün yanında duracak nesne, hikâyenin son cümlesi gibi okunur. Koyu tenli bir karakterin yanındaki bu nesne, onun ten ve saç değeriyle birleşmeyecek bir değerde seçildiğinde, son planda hem nesne hem yüz ayrı ayrı ve birlikte okunur.
Sonraki derse köprü
Suna'nın yayında bir nesne üç kez görünüyor: Rıza'nın tezgâhındaki çalışan saat, kutudaki saat ve Elif'in duvarına asılan saat. Hepsi saat; ama her görünüşünde başka bir şey söylüyor. İlki direnen bir zaman, ikincisi bekleyen bir zaman, üçüncüsü el değiştiren bir zaman. Bir filmde tekrar eden bir görsel öğeyi seçip her görünüşünde anlamının nasıl değiştiğini planlamak, M05-D04 "Motif ve tekrar" dersinin konusu.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.