İçeriğe geç

S00-P01-D06

Normal ve anormal davranış tartışması

Terapi Akademisi — S00, Ruh sağlığı okuryazarlığı · 1.961 kelime · 11 örnek durum · 4 klinik vaka · 4 kanıt kartı · ≈ 9 dk okuma · 13 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Enderlik ölçütü çöker çünkü yön bilgisi taşımaz; istenmeyen yönde ender olanı seçerken sessizce bir değer yargısı kullanır.

Toplumsal norm ölçütü çöker çünkü döneminin normunu doğanın kanunu sanar; hatası ancak geriye bakınca görünür.

En ciddi tanımlama denemesi iki koşul ister: bir düzeneğin beklenen işi yapamaması ve bunun zarar vermesi. Değer yargısını ortadan kaldırmaz, nerede olduğunu gösterir.

Sınırı yanlış çizmenin iki yolu vardır ve zıt yöndedirler: olağan olanı hastalık saymak ve gerçek sıkıntıyı "durumunda beklenen" sayıp geçmek.

Bir kategorinin sınıflamadan çıkarılması ölçütlerin keyfi olduğunu değil, sınandığını ve karşılanmadığının görüldüğünü gösterir.

Açılış sahnesi

Bir kadın, ölen annesinin sesini duyuyor.

Mutfakta bir şey ararken adının seslenildiğini duyuyor. Bir keresinde koridorda annesinin silüetini gördüğünü söylüyor. Bunu kimseye anlatmıyor, çünkü anlatırsa ne diyeceklerini biliyor.

Şimdi bir soru: bu kadın bir belirti mi yaşıyor?

Cevap, sana söylemediğim şeylere bağlı. Annesi ne zaman öldü? Bunu duyduğunda korkuyor mu, teselli mi buluyor? Sesi başka zamanlarda da duyuyor mu, yoksa yalnızca annesini mi? Yaşadığı yerde ölen yakınla bağ kurmak nasıl karşılanıyor? Ve en önemlisi: bu, hayatını daraltıyor mu?

Aynı yaşantı, bu soruların cevabına göre iki farklı yere düşüyor.

Bu ders o sorulara neden ihtiyaç duyduğumuzla ilgili. Yani sınırın nereden geçtiğiyle — ve sınırı kimin çizdiğiyle.

Bu derste ne olacak

Önce en eski iki ölçütü sınayacağız: enderlik ve toplumsal norma uygunluk. İkisi de sezgisel, ikisi de tek başına çöküyor ve nasıl çöktüklerini görmek asıl dersi veriyor.

Sonra alanın en ciddi tanımlama denemesine bakacağız ve neden hâlâ tartışıldığını göreceğiz.

Ardından iki yönlü hataya geleceğiz. Olağan bir tepkiyi hastalık saymak bir hata; gerçek bir sıkıntıyı "durumunda normal" diyerek geçmek de bir hata. İkisi zıt yönde ve ikisi de sık.

Son bölümde tarihe bakacağız. Bir sınıflama sisteminden bir kategorinin çıkarılması, bu tartışmanın soyut olmadığını gösteren en açık kanıt.

Bu derste geçen kişilerin hiçbiri gerçek değildir; hepsi ders için yazılmış kurgusal örneklerdir ve hiçbir danışan kaydından alınmamıştır.

Sıfır noktası

En sezgisel ölçütle başlayalım.

Kulağa nesnel geliyor. Sayıya dayanıyor, kimsenin görüşüne gerek yok.

İki adımda çöküyor.

İkinci ölçüte geçelim.

Bu ölçüt birincisinden daha yaygın kullanılıyor ve daha tehlikeli.

Yaygın yanlış"Anormal, ender olandır."
Doğrusu

Enderlik bir yön bilgisi taşımıyor. Olağanüstü sabır, mutlak perde işitme, çok yüksek boy — hepsi ender ve hiçbiri sorun değil. Bir özelliği ender olduğu için sorunlu saymak, aslında onu istemediğimizi sayıya sarıp söylemek oluyor.

Mekanizma

Alanın en ciddi denemesi

Ölçütlerin tek tek çöktüğünü görünce şu soru geliyor: birleştirsek olur mu?

Alandaki en etkili öneri iki koşulu birlikte istiyor.

Öneri şunu çözüyor: birinci koşul olgusal, ikincisi değersel. Yani "değer yargısı yok" demiyor; nerede olduğunu gösteriyor.

Peki neden hâlâ tartışılıyor?

Çünkü "bir düzeneğin kendisinden beklenen iş" ifadesi masum değil. Bir zihinsel özelliğin ne için var olduğunu söylemek, çoğu durumda kanıtlanmış değil varsayılmış bir şey.

İki yönlü hata

Şimdi bu dersin pratikte en çok işe yarayan bölümü geliyor. Sınırı yanlış çizmenin iki yolu var ve ikisi zıt yönde.

Şimdi zıt yöne bakalım.

Yaygın yanlış"Çoğunluk böyle yaşıyorsa sorun yoktur."
Doğrusu

Yaygınlık bir sağlık ölçüsü değil, bir dağılım bilgisi. Uykusuzluk bir sektörde yaygınsa, o sektörde bir sorun var demektir; kişilerde sorun olmadığı anlamına gelmez. Ölçütü yaygınlığa bağlamak, en çok etkilenen grupları en görünmez hâle getiriyor.

Usta katmanı

Sınırın değiştiği kanıtlanmış bir örnek

Buraya kadarki tartışma soyut görünebilir. Değil, ve bunun en açık kanıtı tarihte duruyor.

Eşcinsellik, yirminci yüzyılın ortasına kadar ruhsal bozukluk sınıflamalarında yer alıyordu. Bugün yer almıyor. Değişen şey insanlar değildi; ölçütün kendisi ve ölçütün dayandığı kanıttı.

Bu örnek üç şey öğretiyor ve üçü de bu akademinin omurgası.

Birincisi: örneklem seçimi bir ölçüt kadar belirleyici. Yalnızca kliniğe gelenlere bakarak bir grup hakkında konuşmak, en sık ve en sessiz hatalardan biri.

İkincisi: sıkıntının kaynağı kişide değil, kişiye yönelen tutumlarda olabilir. Ayrımcılığa maruz kalan gruplarda daha yüksek sıkıntı bildirilmesi, o grubun özelliğinden değil maruz kaldığı yükten geliyor.

Üçüncüsü: bir kategorinin kaldırılması ölçütlerin keyfi olduğunu göstermiyor. Tam tersini gösteriyor. Ölçüt sınandı ve karşılanmadığı görüldü.

Eşik nereden geçiyor

Son bir katman. Sınıflama sistemleri bir sınır çiziyor ve o sınır sayılarla ifade ediliyor.

Yaygın yanlış"Tanı ölçütleri, kesin sınırları olan doğa kategorileridir."
Doğrusu

Sınıflama sistemleri kullanışlı olmak için yapılmış araçlardır; doğanın eklem yerlerini keşfettikleri iddiası taşımazlar. Bu, ölçütlerin keyfi olduğu anlamına gelmiyor — bir termometrenin dereceleri de uzlaşımdır ve yine de ateşi ölçer. Ama araç ile keşif karıştırıldığında, eşiğin bir tarafında kalan kişi kendini bir doğa yasasının dışında sanıyor.

Sınır ve güvenlik

Bu ders sınırın nasıl çizildiğini anlattı; nereye çizileceğine karar verme yetkisi vermedi.

İkisi arasındaki fark burada özellikle keskin, çünkü bu dersin kavramları iki yönde birden kötüye kullanılabilir. Bir yandan, "patolojikleştirme" kavramını öğrenmiş biri gerçek bir tabloyu "toplum böyle etiketliyor" diyerek geçebilir ve bir yakınını yardımdan alıkoyabilir. Öte yandan "aşırı normalleştirme" kavramını öğrenmiş biri, olağan bir değişkenliği sorun olarak işaretleyebilir. Kavramların ikisi de birer soru; hiçbiri bir karar değil.

Bir yaşantının anormal olup olmadığını belirlemek muayene, öykü ve zaman içinde izleme ister. Açılış sahnesindeki kadına neyin ne olduğunu bu ders söyleyemez ve söylememeli; söyleyebildiği şey, hangi soruların sorulması gerektiği.

Bu ders özellikle bir şeyi öğretmiyor: kendine ya da bir başkasına ölçüt uygulamayı. Bir ölçüt listesini birine tutup madde işaretlemek bir değerlendirme değildir ve yapılan işaretleme, o kişinin kendisi hakkındaki hikâyesini kalıcı biçimde değiştirebilir.

Kendini ya da bir başkasını güvende hissetmediğin bir durumdaysan eğitim içeriğiyle bekleme. Bulunduğun ülkenin acil hattına, en yakın acil servise ya da bir ruh sağlığı uzmanına başvur. Eğitim içeriği acil durumu yönetmez.

Kendin dene

Aklında kalsın

Enderlik ölçütü çöker çünkü yön bilgisi taşımaz; istenmeyen yönde ender olanı seçerken sessizce bir değer yargısı kullanır.

Toplumsal norm ölçütü çöker çünkü döneminin normunu doğanın kanunu sanar; hatası ancak geriye bakınca görünür.

En ciddi tanımlama denemesi iki koşul ister: bir düzeneğin beklenen işi yapamaması ve bunun zarar vermesi. Değer yargısını ortadan kaldırmaz, nerede olduğunu gösterir.

Sınırı yanlış çizmenin iki yolu vardır ve zıt yöndedirler: olağan olanı hastalık saymak ve gerçek sıkıntıyı "durumunda beklenen" sayıp geçmek.

Bir kategorinin sınıflamadan çıkarılması ölçütlerin keyfi olduğunu değil, sınandığını ve karşılanmadığının görüldüğünü gösterir.

Sonraki derse köprü

Bu derste ölçütlerin tek tek nasıl çöktüğünü gördük. Ama hepsi çökmedi.

İki tanesi ayakta kaldı ve klinik yargının bugünkü ağırlığını onlar taşıyor: kişinin çektiği sıkıntı ve hayatının ne kadar daraldığı. Üstelik ikisi de tek başına yetmiyor; üçüncü bir şeye ihtiyaç duyuyorlar. İşlevsellik, sıkıntı ve bağlam.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.