İçeriğe geç

M14-D06

Grup düşüncesi ve kutuplaşma

Grupların neden bireylerden daha uç kararlar alabildiğini ve bunun nasıl önlendiğini açıklar.

Temel Psikoloji Akademisi — M14, Sosyal etki ve gruplar · 2.697 kelime · 16 örnek durum · 2 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 18 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Grup düşüncesi, uyumlu, yalıtılmış ve yönlendirici bir liderin bulunduğu grupların, uyumu korumak için eleştirel görüşleri bastırarak kusurlu kararlar verebileceğini öne süren bir kuram; ama deneysel desteği karışık ve en zayıf kısmı, grup uyumunun kendisinin kötü kararlara yol açtığı iddiası.

Grup kutuplaşması, benzer görüşteki insanların tartıştıktan sonra başlangıçtaki eğilimlerinin yönünde daha uç bir görüşe varması; laboratuvarda ve gerçek yurttaşlarla yapılan çalışmalarda sağlam biçimde gösterildi.

Kutuplaşmanın iki temel nedeni, tartışmada dile getirilen argümanların tek yönlü olması ve üyelerin grubun değer verdiği yönde kendilerini biraz daha ileride göstermek istemesi.

Gruplar, tartışmalarında herkesin bildiği bilgilere odaklanıp yalnızca bir üyenin bildiği bilgileri paylaşmadıklarında, doğru karara ulaşamayabiliyor.

Liderin görüşünü en son açıklaması, şeytanın avukatı görevlendirmek ve farklı görüşteki insanları tartışmaya katmak gibi önlemler öneriliyor; ama bunların gerçek kurumlardaki etkisi büyük ölçüde sınanmamış.

Açılış sahnesi

Hızla büyüyen bir yazılım şirketinin yönetim toplantısında, kurucu ortak yurt dışına açılma planını sunuyor: altı ay içinde üç ülkede ofis açılacak. Toplantı masasında yedi kişi var. Kurucu konuşurken gözleri parlıyor; şirketin bugüne kadar her riskli adımda haklı çıktığını hatırlatıyor. Biri "Harika bir fırsat" diyor, bir başkası "Rakipler bunu yapmadan önce biz yapmalıyız" diye ekliyor.

Finans müdürü Kerem, sunumdaki gelir tahminlerinin çok iyimser olduğunu düşünüyor. Elinde, mevcut nakitle bu genişlemenin ancak her şey yolunda giderse karşılanabileceğini gösteren bir tablo var. Ama herkesin heyecanla başını salladığı bir odada, bu tabloyu açmak ona şirketin ruhuna ihanet gibi geliyor. Bir şey söylemeden planın oylanmasını izliyor. Oybirliğiyle kabul ediliyor. Bir yıl sonra şirket, iki ofisi kapatmak ve çalışanlarının üçte birini işten çıkarmak zorunda kalıyor.

Kerem'in katıldığı toplantı burada canlandırılmış bir örnek; ama o masada olan şey, akıllı insanlardan oluşan grupların neden bazen hiçbir üyesinin tek başına vermeyeceği kararlar verdiğine dair iki ayrı araştırma geleneğinin buluştuğu bir yer.

Bu derste ne olacak

M14-D05'te grupların, üyelerinin çabasını nasıl etkilediğini gördük. Bu derste grupların verdiği kararlara bakıyoruz.

İki olguyu inceleyeceğiz. Birincisi, uyumlu bir grubun, uyumu korumak uğruna eleştirel düşünceyi bastırarak kötü kararlar verebileceğini öne süren ve tarihi vaka incelemelerinden doğan bir kuram. İkincisi, birlikte tartışan benzer görüşlü insanların, tartışmadan önceki ortalama görüşlerinden daha uç bir noktaya varabileceğini gösteren ve laboratuvarda defalarca sınanmış bir olgu. Bu iki olgunun kanıt temeli birbirinden çok farklı: biri ünlü ama deneysel desteği zayıf, öbürü daha az ünlü ama sağlam. Son olarak, bu tehlikelere karşı grupların neler yapabileceğini tartışacağız.

Sıfır noktası

Bir gruba danışmanın en güçlü gerekçesi, birden fazla kişinin bilgisinin ve bakış açısının, tek bir kişininkinden daha iyi bir karar üretmesi. Bu gerekçe çoğu zaman doğru: farklı bilgilere sahip insanlar bir araya gelip bu bilgileri paylaştığında, grubun kararı tek tek üyelerin kararlarından daha isabetli olabiliyor.

Ama bu iyimser tablo iki koşula bağlı: grubun üyelerinin farklı bilgi ve görüşleri gerçekten olması ve bu farklılıkların tartışmada gerçekten dile getirilmesi. Bu derste bu koşullardan birinin ya da ikisinin bozulduğu durumlara bakıyoruz.

Mekanizma

Uyumun bedeli

1972'de Irving Janis, Amerika Birleşik Devletleri'nin dış politikasındaki bazı ünlü başarısızlıkları, örneğin 1961'de Küba'ya yapılan başarısız çıkarmayı, kararları veren danışma gruplarının işleyişi açısından inceledi. Bu grupların üyelerinin çoğunun son derece zeki ve deneyimli olduğunu, ama birlikte açıkça kusurlu kararlar verdiklerini gördü.

Janis, grup düşüncesinin bazı belirtilerini sıraladı: grubun yenilmez olduğuna dair bir yanılsama, grubun ahlaki üstünlüğüne sorgusuz bir inanç, dış grupların basmakalıp biçimde küçümsenmesi, üyelerin kendi kuşkularını kendi kendilerine sansürlemesi, oybirliğine dair bir yanılsama ve kuşku dile getirenler üzerinde doğrudan bir baskı.

Kuramın kanıtı

Grup düşüncesi kavramı kısa sürede gündelik dile, yönetim kitaplarına ve siyasi yorumlara girdi. Ama kuramın bilimsel temeli, ününden çok daha zayıf kaldı.

Kuramın sınanmasındaki temel sorunlardan biri, vakaların seçilme biçimi. Janis, sonucu felaket olan kararları seçip geriye doğru inceledi. Ama aynı belirtilerin, iyi sonuçlanan kararlarda da bulunup bulunmadığına bakmadı. Belirtiler hem kötü hem iyi kararlarda görülüyorsa, kötü sonucu onlar açıklıyor olamaz.

Yaygın yanlış"Uyumlu ve birbirine bağlı gruplar her zaman kötü kararlar verir."
Doğrusu

Janis'in kuramının en az desteklenen kısmı tam olarak bu. Araştırmalar, grup uyumunun tek başına kötü kararlarla tutarlı bir ilişkisi olduğunu göstermedi; uyumlu gruplar, üyelerin farklı görüşleri rahatça dile getirebildiği bir ortam kurduklarında, çoğu zaman daha iyi kararlar verebiliyor. Sorun uyumun kendisi değil; uyumun eleştiriyi bastıran bir norma dönüşmesi ve buna yönlendirici bir liderliğin eşlik etmesi.

Daha uç bir noktaya

1961'de bir yüksek lisans öğrencisi olan James Stoner, insanların bir grupla tartıştıktan sonra, tek başlarına verdikleri kararlardan daha riskli kararlar verdiğini buldu. Bu bulgu "riskli kayma" olarak anıldı. Ama sonraki çalışmalar, grup tartışmasının kararları her zaman daha riskli değil, bazen daha temkinli hale getirdiğini gösterdi.

M09-D04'te tanımlanan tutum kutuplaşması, karşıt görüşteki kişilerin aynı kanıta bakarak birbirinden uzaklaşmasını anlatıyordu. Grup kutuplaşması ise farklı bir süreç: aynı görüşteki kişilerin birbirleriyle konuşarak aynı yönde daha uca gitmesi.

Yaygın yanlış"Grup kutuplaşması yalnızca siyasette ortaya çıkan bir olgudur."
Doğrusu

Kutuplaşma, benzer görüşteki insanların bir konuyu tartıştığı her durumda görülebiliyor: bir yatırım kulübünün bir hisse senedine dair kararında, bir jürinin tazminat miktarını belirlemesinde, bir veli grubunun bir okul gezisine bakışında ya da bir hekim ekibinin bir tedavinin risklerini değerlendirmesinde. Siyaset yalnızca en görünür örnek.

Neden kutuplaşıyoruz?

Grup kutuplaşmasının iki temel açıklaması var ve Daniel Isenberg'in 1986'da yayımladığı bir meta-analiz, ikisi için de destek buldu.

Birincisi, ikna edici argümanlarla ilgili. Benzer görüşteki insanlardan oluşan bir grupta, tartışma sırasında dile getirilen argümanların çoğu grubun eğilimini destekliyor. Her üye, daha önce düşünmediği yeni destekleyici argümanlar duyuyor ve karşı argümanları neredeyse hiç duymuyor. Bu dengesiz bilgi akışı, herkesi aynı yönde daha ileri itiyor.

İkincisi, sosyal karşılaştırmayla ilgili. M13-D06'da gördüğümüz gibi insanlar kendilerini başkalarıyla karşılaştırıyor ve grubun değer verdiği yönde kendilerini en azından ortalama kadar, tercihen biraz daha ileride görmek istiyor. Grubun eğilimini öğrenen bir üye, o eğilimi biraz daha güçlü dile getirerek kendini grubun iyi bir üyesi olarak konumlandırıyor.

Usta katmanı

Paylaşılmayan bilgi

Grupların kötü kararlar vermesinin daha az bilinen bir nedeni, üyelerin elindeki farklı bilgilerin tartışmada paylaşılmaması. 1985'te Garold Stasser ve William Titus, grupların tartışmalarında, tüm üyelerin zaten bildiği bilgilere, yalnızca bir üyenin bildiği bilgilerden çok daha fazla zaman ayırdığını gösterdi.

Önlemek mümkün mü?

Janis ve sonraki araştırmacılar, grup düşüncesine ve kutuplaşmaya karşı bazı önlemler önerdi. Bu önlemlerin bir kısmı araştırmalarla desteklendi, bir kısmı ise henüz yeterince sınanmadı.

Yaygın yanlış"Bir grubun kutuplaşmasını önlemenin yolu, ona daha çok bilgi vermektir."
Doğrusu

Grup kutuplaşması büyük ölçüde, benzer görüşteki insanların yalnızca kendi görüşlerini destekleyen bilgileri duymasından kaynaklanıyor. Bu durumda gruba daha çok aynı yönde bilgi vermek kutuplaşmayı artırabilir. Önemli olan bilginin miktarı değil, çeşitliliği: farklı görüşteki insanların ve karşıt argümanların tartışmaya gerçekten dahil edilmesi.

Kanıtın sınırı

Grup kararları üzerine araştırmalar, grupların bazen bireylerden daha kötü kararlar verebildiğini gösteriyor; ama bu araştırmaların kendi sınırları var.

İlk sınır, grup düşüncesi kuramının kanıt temelinin zayıflığı. Kuram, büyük ölçüde geriye dönük vaka incelemelerine dayanıyor ve bu incelemelerde hangi vakaların seçildiği ve nasıl yorumlandığı, sonuçları belirgin biçimde etkiliyor. Kavram yararlı bir uyarı olarak kullanılabilir; ama bilimsel olarak sağlam bir açıklama modeli olarak değil.

İkinci sınır, grup kutuplaşmasının laboratuvar dışındaki önemi. Kutuplaşma laboratuvarda sağlam bir bulgu; ama gerçek hayattaki siyasi ve toplumsal kutuplaşmanın ne kadarının bu türden grup içi tartışmalardan, ne kadarının medya, ekonomi ve kurumsal yapılar gibi başka etkenlerden kaynaklandığı, tartışmalı bir soru.

Üçüncü sınır, önerilen önlemlerin çoğunun gerçek kurumlarda sistematik olarak sınanmamış olması. Şeytanın avukatı, liderin en son konuşması ya da dışarıdan uzmanların davet edilmesi gibi öneriler mantıklı görünüyor; ama bunların gerçek yönetim kurullarında, hükümet danışma gruplarında ya da hastane ekiplerinde kararların kalitesini ne kadar iyileştirdiği, büyük ölçüde açık bir soru.

Kendin dene

Aklında kalsın

Grup düşüncesi, uyumlu, yalıtılmış ve yönlendirici bir liderin bulunduğu grupların, uyumu korumak için eleştirel görüşleri bastırarak kusurlu kararlar verebileceğini öne süren bir kuram; ama deneysel desteği karışık ve en zayıf kısmı, grup uyumunun kendisinin kötü kararlara yol açtığı iddiası.

Grup kutuplaşması, benzer görüşteki insanların tartıştıktan sonra başlangıçtaki eğilimlerinin yönünde daha uç bir görüşe varması; laboratuvarda ve gerçek yurttaşlarla yapılan çalışmalarda sağlam biçimde gösterildi.

Kutuplaşmanın iki temel nedeni, tartışmada dile getirilen argümanların tek yönlü olması ve üyelerin grubun değer verdiği yönde kendilerini biraz daha ileride göstermek istemesi.

Gruplar, tartışmalarında herkesin bildiği bilgilere odaklanıp yalnızca bir üyenin bildiği bilgileri paylaşmadıklarında, doğru karara ulaşamayabiliyor.

Liderin görüşünü en son açıklaması, şeytanın avukatı görevlendirmek ve farklı görüşteki insanları tartışmaya katmak gibi önlemler öneriliyor; ama bunların gerçek kurumlardaki etkisi büyük ölçüde sınanmamış.

Sonraki derse köprü

Bu derste grupların birlikte nasıl kötü kararlar verebildiğini gördük. Grup üyelerinin her biri, sorumluluğun bir kısmının başkalarında olduğunu düşünüyordu ve kimse tek başına kararın bütün yükünü taşımıyordu.

Aynı sorumluluk dağılmasının daha ağır bir biçimi, bir acil durumda ortaya çıkabilir. Bir sokakta birinin yardıma ihtiyacı olduğunda, onu gören insanların sayısı arttıkça, birinin yardım etme olasılığı artar mı, azalır mı? Bu soruyu ünlü yapan bir haberin sonradan nasıl düzeltildiğini ve güvenlik kameralarının gerçek görüntülerinin ne gösterdiğini, sıradaki dersin konusu olan olgu üzerinden inceleyeceğiz: seyirci etkisi.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.