M12-D01
Kişi-durum tartışması
Davranışın kişiden mi durumdan mı geldiği tartışmasını ve etkileşimci çözümü açıklar.
Temel Psikoloji Akademisi — M12, Kişilik ve psikometri · 2.617 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 17 dk dinleme
Klinik tarafı Terapi Akademisi’nde: S01-P03-D09
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kişilik özellikleri, insanların farklı durumlarda ve zaman içinde görece tutarlı biçimde davranma eğilimlerini anlatıyor; ama tek bir durumdaki davranış bu özelliklerle sınırlı bir doğrulukla öngörülebiliyor.
Mischel 1968'de kişilik ölçümleri ile davranış arasındaki ilişkilerin düşük olduğunu öne sürerek kişilik psikolojisine ciddi bir meydan okumada bulundu ve durumların gücüne dikkat çekti.
Durumların etkisi aynı ölçüyle ölçüldüğünde, kişiliğin etkisinden belirgin biçimde büyük olmadığı görüldü; güçlü durumlar kişilik farklarını gizlerken, zayıf durumlar onları ortaya çıkarıyor.
İnsanların gündelik davranışları geniş bir aralıkta dalgalanıyor; ama bu dalgalanmanın ortalaması kişiden kişiye kararlı biçimde farklı.
Kişilik özellikleri tek tek davranışları sınırlı biçimde öngörse de, uzun vadeli hayat sonuçlarını sosyoekonomik durum ve bilişsel yetenek kadar güçlü biçimde öngörebiliyor.
Açılış sahnesi
Edirne'de bir ortaokul, dönem sonu veli toplantısı. Matematik öğretmeni Gülay Hanım, yedinci sınıftaki Emir'in karnesine "Derslerde çekingen, söz almıyor, grup çalışmalarında geri planda kalıyor" diye not yazmış. Toplantıda Emir'in annesi şaşırıyor: "Bizim Emir mi? Evde kardeşlerine komut veriyor, mahallede futbol takımının kaptanı, maçlarda herkesi o yönetiyor."
Toplantıdan sonra beden eğitimi öğretmeni de söze karışıyor: "Emir benim dersimde en lider çocuklardan biri." Gülay Hanım bir süre düşünüyor. Emir gerçekten çekingen bir çocuk mu, yoksa matematik dersi Emir'i çekingen yapan bir ortam mı? İkisi aynı anda doğru olabilir mi?
Gülay Hanım, Emir ve o veli toplantısı bu sayfa için düşünüldü. Ama öğretmenin kendine sorduğu soru, kişilik psikolojisini yaklaşık yirmi yıl boyunca derinden sarsan bir tartışmanın tam ortasında duruyor.
Bu derste ne olacak
Bu derste, davranışın kişinin kalıcı eğilimlerinden mi, yoksa o anki koşullardan mı kaynaklandığı tartışmasını, tarihsel bulgularıyla ve bugün kabul gören etkileşimci çözümüyle birlikte inceleyeceğiz.
Kişilik ile durum arasındaki bu tartışmanın kendisi, kişilik imzası ve etkileşimci yaklaşım kavramları Terapi Akademisi'nin kişilik kuramları dersinde tanıtıldı; bu tanımları tekrarlamak yerine tartışmanın tarihine ve yöntemine odaklanacağız. Önce kişilik özelliklerinin neyi iddia ettiğini ve ilk büyük meydan okumayı göreceğiz. Sonra durumların etkisinin ve kişiliğin etkisinin aynı ölçüyle karşılaştırılmasına geçeceğiz. Son bölümde, kişiliğin gündelik hayatta nasıl dalgalandığını ve buna rağmen neden önemli sonuçları öngördüğünü tartışacağız.
Sıfır noktası
Gündelik dilde insanları sık sık özelliklerle anlatırız: "çok dürüsttür", "çekingen biridir", "hep sinirlidir". Bu ifadeler, bir insanın farklı durumlarda ve farklı zamanlarda benzer biçimde davranma eğilimi olduğunu varsayar.
Yirminci yüzyılın ilk yarısında kişilik psikolojisi büyük ölçüde bu varsayıma dayanıyordu. Özellikleri ölçen anketler geliştiriliyor ve bu anketlerin, insanların farklı durumlardaki davranışlarını öngörmesi bekleniyordu.
Ama bu varsayımın en erken sınamalarından biri, beklenmedik bir sonuç vermişti. 1920'lerde Hugh Hartshorne ve Mark May, Amerika'da binlerce okul çocuğunun farklı durumlarda dürüst davranıp davranmadığını gözlemledi. Çocuklara, yakalanma olasılıkları çok düşük görünen durumlarda kopya çekme, para alma ya da yalan söyleme fırsatları verildi.
Mekanizma
Mischel'in meydan okuması
Yaklaşık kırk yıl sonra, 1968'de Walter Mischel, Kişilik ve Değerlendirme adlı kitabında bu tür bulguları sistematik biçimde bir araya getirdi ve kişilik psikolojisine ciddi bir meydan okumada bulundu.
Mischel'e göre bir kişilik anketinden elde edilen puanlar ile insanların başka bir yöntemle ölçülen gerçek davranışları arasındaki ilişkiler, neredeyse her zaman belirli bir düzeyin altında kalıyordu.
Mischel'e göre bu kadar düşük ilişkiler, kişilik özelliklerinin davranışı öngörmede sınırlı bir değeri olduğunu gösteriyordu. Davranışın asıl belirleyicisi, kişinin içinde bulunduğu durum olabilirdi.
Mischel'in kitabı, kişilik psikolojisinde yaklaşık yirmi yıl sürecek bir krize yol açtı. Bazı araştırmacılar kişilik ölçümlerinin anlamı olup olmadığını sorgulamaya başladı; sosyal psikologlar ise durumların gücünü gösteren deneylere daha çok ağırlık verdi.
Yaygın yanlış"Bir insanın gerçek kişiliği, bir durumdaki davranışından anlaşılır."
Tek bir durumdaki davranış, o durumun gücünden ve özelliklerinden büyük ölçüde etkileniyor. Bir mülakatta, bir toplantıda ya da tek bir karşılaşmada gözlenen davranış, kişinin başka durumlarda nasıl davranacağı hakkında sınırlı bilgi veriyor. Kişiliği tanımak, kişiyi farklı durumlarda ve zaman içinde gözlemlemeyi gerektiriyor.
Durumların gücünü ölçmek
Mischel'in eleştirisi, kişilik özelliklerinin etkisinin küçük olduğu iddiasına dayanıyordu. Ama küçük, neye göre küçüktü? David Funder ve Daniel Ozer, 1983'te bu soruyu farklı bir açıdan sordu: durumların etkisi gerçekten bu kadar büyük müydü?
Yaygın yanlış"Durumlar o kadar güçlüdür ki kişiliğin davranış üzerinde neredeyse hiçbir etkisi yoktur."
Durumsal etkiler gerçek ve önemli; ama aynı ölçüyle karşılaştırıldığında, kişilik özelliklerinin etkilerinden belirgin biçimde büyük değil. Ayrıca aynı güçlü durumda bile insanlar farklı davranabiliyor. Davranış, kişinin özellikleri ile durumun özelliklerinin birlikte etkisiyle ortaya çıkıyor.
Eğer şu olursa
Mischel'in kendisi de zamanla görüşlerini geliştirdi. Yuichi Shoda ve meslektaşlarıyla yürüttüğü çalışmalarda, bir yaz kampındaki çocukları haftalarca farklı durumlarda gözlemledi. Çocukların davranışları durumdan duruma değişiyordu; ama bu değişim rastgele değildi. Bir çocuk, akranları tarafından alaya alındığında saldırgan davranırken, bir yetişkin uyardığında sakin kalabiliyordu; bir başka çocuk ise tam tersi bir örüntü gösteriyordu. Bu koşula bağlı tepki örüntüleri, aynı çocukta zaman içinde kararlıydı; kişilik kuramları üzerine Terapi Akademisi'ndeki derste bunlara kişilik imzası adı veriliyor.
Usta katmanı
Dalgalanan özellikler
Kişi-durum tartışmasına önemli bir katkı, insanların gündelik hayatlarındaki davranışlarının çok sık aralıklarla ölçülmesinden geldi. William Fleeson, 2001'de katılımcılardan iki üç hafta boyunca günde birkaç kez, o anda ne kadar dışa dönük, ne kadar özenli ya da ne kadar duygusal olarak dengeli davrandıklarını bildirmelerini istedi.
Bu bakış açısı, Emir'in durumunu da açıklayabilir. Emir'in "çekingenliği" ya da "liderliği", tek bir sabit nitelik değil; farklı durumlarda farklı düzeylerde ortaya çıkan davranışların bir dağılımı. Bu dağılımın ortalaması onu diğer çocuklardan ayırabilir; ama hangi durumda dağılımın hangi ucunda olacağı, durumun özelliklerine bağlı.
Kişiliğin öngörü gücü
Kişi-durum tartışmasının bir sonucu, kişilik özelliklerinin tek tek davranışları öngörmede sınırlı olabileceği, ama zaman içinde biriken davranışları ve önemli hayat sonuçlarını öngörmede çok daha güçlü olabileceği fikriydi.
Yaygın yanlış"Kişilik özellikleri davranışı yalnızca zayıf biçimde öngördüğüne göre önemsizdir."
Kişilik özellikleri tek tek davranışları sınırlı bir doğrulukla öngörüyor; ama zaman içinde biriken davranışları ve ölüm, boşanma ve meslekte ilerleme gibi önemli hayat sonuçlarını, sosyoekonomik durum ve bilişsel yetenek kadar güçlü biçimde öngörebiliyor. Küçük etkiler, uzun bir hayat boyunca biriktiğinde büyük farklara dönüşebiliyor.
Kanıtın sınırı
Tek bir durumdaki davranışın, kişilik ölçümleriyle sınırlı bir doğrulukla öngörülebildiği ve durumların davranış üzerinde güçlü etkileri olduğu iyi belgelenmiş. Aynı zamanda, durumsal etkilerin de aynı ölçüyle karşılaştırıldığında kişilik etkilerinden belirgin biçimde büyük olmadığı, kişiler arasındaki farkların gündelik hayatta kararlı olduğu ve kişilik özelliklerinin uzun vadeli hayat sonuçlarını öngördüğü gösterildi.
Ama "kişilik" ile "durum"un etkilerini kesin olarak ayırmak hâlâ zor. İnsanlar içinde bulunacakları durumları kısmen kendileri seçiyor ve şekillendiriyor; bu yüzden durum ile kişilik birbirinden bağımsız değil. Ayrıca durumların hangi özelliklerinin davranışı etkilediğini sistematik olarak sınıflandırmak, kişilik özelliklerini sınıflandırmaktan çok daha az gelişmiş bir alan.
Kendin dene
Aklında kalsın
Kişilik özellikleri, insanların farklı durumlarda ve zaman içinde görece tutarlı biçimde davranma eğilimlerini anlatıyor; ama tek bir durumdaki davranış bu özelliklerle sınırlı bir doğrulukla öngörülebiliyor.
Mischel 1968'de kişilik ölçümleri ile davranış arasındaki ilişkilerin düşük olduğunu öne sürerek kişilik psikolojisine ciddi bir meydan okumada bulundu ve durumların gücüne dikkat çekti.
Durumların etkisi aynı ölçüyle ölçüldüğünde, kişiliğin etkisinden belirgin biçimde büyük olmadığı görüldü; güçlü durumlar kişilik farklarını gizlerken, zayıf durumlar onları ortaya çıkarıyor.
İnsanların gündelik davranışları geniş bir aralıkta dalgalanıyor; ama bu dalgalanmanın ortalaması kişiden kişiye kararlı biçimde farklı.
Kişilik özellikleri tek tek davranışları sınırlı biçimde öngörse de, uzun vadeli hayat sonuçlarını sosyoekonomik durum ve bilişsel yetenek kadar güçlü biçimde öngörebiliyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste, insanların davranışlarının hem kişiliklerinden hem de içinde bulundukları durumlardan etkilendiğini gördük. Ama kişiliğin kendisi nedir ve nereden gelir? Bu soruya verilen ilk büyük ve etkili cevaplardan biri, yirminci yüzyılın başında Viyana'da, bir hekimin muayenehanesinde doğdu.
Davranışlarımızın bir kısmı, farkında olmadığımız dürtülerden ve çocukluk deneyimlerimizden mi kaynaklanıyor? Kaygıyla başa çıkmak için kullandığımız savunmalar, kişiliğimizin bir parçası mı? Ve bu fikirlerin hangileri bugünkü araştırmalarda karşılık buluyor, hangileri bulmuyor? Bu soruların izini sürmek için bir sonraki durağımız: psikodinamik kişilik kuramları.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.