İçeriğe geç

M06-D06

Uyku evreleri

Uyku evrelerini ve döngüsünü tanımlar, uyku yoksunluğunun bilişsel bedelini açıklar.

Temel Psikoloji Akademisi — M06, Bilinç, dikkat ve uyku · 2.736 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 18 dk dinleme

Klinik tarafı Terapi Akademisi’nde: S01-P01-D07

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Uyku tek bir hâl değil; polisomnografi kayıtlarında birbirinden belirgin biçimde ayrılan evrelerden oluşuyor.

Bugünkü sınıflamada hızlı göz hareketlerinin görülmediği üç evre ve hızlı göz hareketlerinin görüldüğü bir evre var; eski kitaplardaki dört evre, son iki evrenin ayrı sayılmasından geliyor.

İkinci evre uyku iğcikleri ve K kompleksleriyle, derin evre yavaş ve geniş dalgalarla, hızlı göz hareketi uykusu ise uyanıklığa benzeyen dalgalar ve kas gevşekliğiyle tanınıyor.

Evreler gece boyunca kabaca doksan dakikalık döngüler hâlinde tekrarlanıyor; derin uyku gecenin başında, hızlı göz hareketi uykusu sabaha doğru yoğunlaşıyor.

Her gece biraz eksik uyumak, art arda gecelerde birikerek tam bir uykusuzluğa benzeyen dikkat kaybına yol açabiliyor; kişinin kendi uykululuk duygusu bu birikimi geride bırakıyor.

Uykusuzluk ile alkol arasındaki karşılaştırma bazı becerilerde geçerli, ama iki durum aynı şey değil.

Açılış sahnesi

Gece yarısını yirmi geçe, bir uyku laboratuvarının kontrol odasında teknisyen Nermin ekrandaki çizgileri izliyor. Yan odada yatan gönüllünün başına, gözlerinin kenarına ve çenesine küçük elektrotlar yapıştırılmış. Ekranın üst satırında beyin dalgaları, ortada göz hareketleri, altta çene kasının gerginliği akıyor.

Birkaç dakikadır dalgalar yavaş ve geniş; göz kanalı neredeyse düz. Sonra tablo değişiyor. Beyin dalgaları birden küçülüp hızlanıyor, uyanık bir insanınkine benziyor. Göz kanalında keskin sıçramalar başlıyor. Ama çene kası kanalı, gecenin en düz çizgisini çiziyor. Nermin kayıt defterine saati yazıyor ve gönüllünün odasına bakan kameraya göz atıyor: adam kıpırdamadan yatıyor, gözkapaklarının altında gözleri bir yandan öbür yana gidip geliyor.

Nermin ve bu gece kurgusal; ekrandaki üç kanal ve onlarla ayırt edilen evreler ise bugün uyku laboratuvarlarında kullanılan standart kayıt düzenini anlatıyor.

Bu derste ne olacak

Bu derste uykunun içine, ölçüm araçlarıyla bakacağız. Önce bir gecenin nasıl kaydedildiğini ve uzmanların bu kayıtta evreleri hangi işaretlerle ayırdığını göreceğiz. Sonra hızlı göz hareketlerinin keşfine, uykunun bir gecede birkaç kez tekrar eden döngüsüne ve yaşla birlikte bu döngünün nasıl değiştiğine geçeceğiz.

İkinci yarıda soru, uyku eksildiğinde ne olduğu. Bir geceyi hiç uyumadan geçirmek ile her gece biraz eksik uyumak arasındaki farkı, dikkat ölçümlerinde görülen bedeli ve kişinin bu bedeli kendisinin ne kadar fark ettiğini tartacağız.

Sıfır noktası

Uyku dışarıdan bakıldığında tek bir hâl gibi görünüyor: gözler kapalı, beden hareketsiz, kişi çevresine tepki vermiyor. Ama uyuyan birinin beyninden kayıt alındığında, gece boyunca birbirinden belirgin biçimde farklı dönemler görülüyor.

Kayıt, otuzar saniyelik dilimlere bölünüyor. Her dilime, o dilimin en az yarısını kaplayan durum neyse o evrenin adı veriliyor. Yani bir gecenin evre grafiği, aslında yaklaşık bin dilimin tek tek okunmasından çıkan bir dizi.

Bugün kullanılan sınıflama, Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi'nin 2007'de yayımladığı puanlama el kitabına dayanıyor. Bu el kitabı, 1968'den beri kullanılan dört evreli eski sistemin son iki evresini tek bir derin evrede birleştirdi. Böylece uyku, hızlı göz hareketlerinin olmadığı üç evre ile hızlı göz hareketlerinin görüldüğü bir evreye ayrılıyor.

Yaygın yanlış"Uyku, beynin kapandığı bir dinlenme hâlidir."
Doğrusu

Uyku kayıtları bunun tersini gösteriyor. Bazı evrelerde beyin etkinliği yavaşlıyor ve senkronlaşıyor, ama hızlı göz hareketlerinin görüldüğü evrede beyin dalgaları uyanıklığa çok benziyor. Uyku, beynin farklı biçimlerde çalıştığı bir dizi hâl; kapanma değil.

Mekanizma

Gecenin haritası

Uykuya dalarken ilk evre geliyor: hafif, kısa ve kolay bölünen bir geçiş dönemi. Uyanıklıkta gözler kapalı ve gevşemiş biri için tipik olan düzenli dalgalar kayboluyor, yerini daha karışık ve yavaş bir etkinlik alıyor. Gözler yavaşça yuvarlanabiliyor. Bu evrede bazen bir düşme hissiyle birlikte gelen ani bir kas sıçraması yaşanıyor.

Ardından ikinci evreye geçiliyor. Yetişkinlerde gecenin en uzun bölümü bu evrede geçiyor, kabaca yarısı. Bu evreyi kayıtta tanınır kılan iki işaret var.

Öteki işaret, kayıtta tek başına beliren büyük ve keskin bir dalga. Uzmanlar buna K kompleksi diyor; çoğu zaman kendiliğinden, bazen de odadaki bir sese tepki olarak ortaya çıkıyor.

Sonra üçüncü evre, yani derin uyku geliyor.

Bu evreden uyandırılan biri çoğu zaman sersem ve yönünü bulamaz durumda oluyor; nerede olduğunu ve saatin kaç olduğunu toparlaması bir süre alıyor. Çocuklarda uyurgezerlik ve gece korkuları da büyük ölçüde bu evreden doğan uyanma bozuklukları olarak görülüyor.

Gözlerin hareket ettiği evre

1953'te Chicago'da Eugene Aserinsky ve Nathaniel Kleitman, uyuyan kişilerin gece boyunca belirli dönemlerde gözlerini hızla hareket ettirdiğini bildirdi. Bu dönemler gecede birkaç kez geri geliyordu, ilki uykuya dalıştan yaklaşık bir saat sonra.

Açılıştaki çene kası kanalının neden en düz çizgiyi çizdiğinin cevabı burada. Bu evrede beyin sapından gelen bir ketleme, istemli kasların çoğunu geçici olarak devre dışı bırakıyor. Solunum kasları ve göz kasları çalışmaya devam ediyor. Bu evreden uyandırılan kişilerin canlı rüya anlatma olasılığı yüksek; rüyaların ne olduğu ve neden görüldüğü, sonraki dersin konusu.

Döngü

Bu evreler gece boyunca rastgele sıralanmıyor.

Döngüler birbirinin aynısı değil. Gecenin ilk döngülerinde derin uyku uzun, hızlı göz hareketi dönemi kısa. Sabaha doğru derin uyku kısalıp çoğu zaman kayboluyor, hızlı göz hareketi dönemleri ise uzuyor. Bu yüzden bir gecenin son saatlerini kaybetmek ile ilk saatlerini kaybetmek, uykudan farklı parçaları eksiltiyor.

Yaş da haritayı değiştiriyor. Bebekler uykularının çok daha büyük bir kısmını hızlı göz hareketi uykusunda geçiriyor. Yaş ilerledikçe derin uyku kısalıyor ve gece içindeki kısa uyanmalar artıyor. Yaşlı birinin "eskisi gibi derin uyuyamıyorum" demesi, kayıtta da karşılığı olan bir değişim.

Yaygın yanlış"Yaşlılar daha az uykuya ihtiyaç duyar, o yüzden erken uyanırlar."
Doğrusu

Yaşla birlikte uykunun yapısı değişiyor: derin uyku azalıyor, gece uyanmaları artıyor ve iç saat genellikle daha erkene kayıyor. Ama bu değişimler ihtiyacın azaldığı anlamına gelmiyor. Yaşlı bir kişinin gündüz sürekli uykulu olması, olağan bir yaşlanma belirtisi olarak geçiştirilmemesi gereken bir bulgu.

Usta katmanı

Eksik uyunca ne bozuluyor

Uyku yoksunluğunun en tutarlı bedeli dikkatte görülüyor. Uyku araştırmalarında en çok kullanılan ölçümlerden biri basit bir tepki görevi: ekranda rastgele aralıklarla bir sayaç beliriyor, kişi her seferinde bir düğmeye basıyor. Uykusuz kişide ortalama tepki biraz yavaşlıyor, ama asıl değişen, belirli bir eşiği aşan gecikmelerin, yani dikkatin bir an tamamen koptuğu anların artması.

1964'ün ilk günlerinde on yedi yaşındaki Randy Gardner, bir okul bilim projesi için on bir günü aşkın süre uyumadan kaldı; bu süreyi gözlemleyenler arasında uyku araştırmacısı William Dement de vardı. Bu vaka, uzun süreli uyku yoksunluğunun en iyi belgelenmiş örnekleri arasında sayılıyor. Ama tek bir genç gönüllüye dayanan bir gözlem; ondan genel bir sonuç çıkarmak mümkün değil.

Laboratuvar çalışmaları daha az çarpıcı ama gündelik hayata daha yakın bir soruyu sordu: her gece biraz eksik uyumak neye mal oluyor?

Hans Van Dongen, David Dinges ve arkadaşları 2003'te yayımlanan bir çalışmada gönüllüleri on dört gün boyunca her gece dört, altı ya da sekiz saat yatakta tuttu; bir grubu da üç gün boyunca hiç uyutmadı. Dört ve altı saatlik gruplarda dikkat görevindeki kopmalar gün geçtikçe birikti. On dört günün sonunda altı saatlik grubun performansı, iki gece hiç uyumamış kişilerinkine benzer düzeye indi.

Bu notun önemi büyük. Altı saatlik grup, birkaç gün sonra kendini biraz uykulu ama idare eder hissediyordu; ölçümler ise kaybın sürekli büyüdüğünü gösteriyordu. Kişi alıştığını düşünürken performansı alışmıyordu.

Alkolle karşılaştırma

Ann Williamson ve Anne-Marie Feyer 2000'de yayımladıkları bir çalışmada ulaştırma sektöründen ve ordudan otuz dokuz gönüllüyü yirmi sekiz saat uyutmadan izledi; aynı kişileri başka bir zamanda ölçülü dozlarda alkol aldıktan sonra da test etti. On yedi ila on dokuz saat uyanık kaldıktan sonra bazı testlerdeki performans, kandaki alkol düzeyi binde beş olduğundaki performansla eşit ya da ondan kötüydü.

Yaygın yanlış"Kahve içince uykusuzluğun etkisi geçer."
Doğrusu

Kafein uyanıklığı bir süre artırabiliyor ve bazı basit görevlerde performansı toparlayabiliyor. Ama uykunun yerini tutmuyor; daha karmaşık düşünme ve karar verme görevlerindeki kaybı tam olarak geri getirmiyor, etkisi geçtiğinde de birikmiş uyku basıncı yerinde duruyor.

Kanıtın sınırı

Uykunun farklı evrelerden oluştuğu ve bu evrelerin gece boyunca döngüler hâlinde tekrarlandığı, yetmiş yılı aşkın bir süredir uyku laboratuvarlarında tekrar tekrar kaydedilen bir bulgu. Uyku eksikliğinin dikkati bozduğu da hem tam yoksunluk hem de kronik kısıtlama çalışmalarında tutarlı biçimde gösterildi.

Evrelerin sınırları ise doğanın değil puanlama kurallarının çizdiği sınırlar. Otuz saniyelik dilimlere bölünen ve uzmanlar tarafından gözle okunan bir kayıtta, iki uzmanın aynı dilime farklı evre vermesi, özellikle hafif evrelerde, sık rastlanan bir durum. Evre yüzdeleri de laboratuvar koşullarında, çoğu zaman genç ve sağlıklı yetişkinlerden ölçülmüş değerler.

Laboratuvar çalışmalarındaki örneklemler genellikle küçük ve sağlıklı gönüllülerden oluşuyor. Kişiler arası fark da büyük: bazı insanlar uyku eksikliğine çok daha dayanıklı görünüyor ve bu farkın nedeni tam anlaşılmış değil. Ev tipi uyku izleme cihazlarının evre tahminleri ise polisomnografiyle kıyaslandığında özellikle hafif ve derin evreleri ayırmakta sınırlı kalıyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Uyku tek bir hâl değil; polisomnografi kayıtlarında birbirinden belirgin biçimde ayrılan evrelerden oluşuyor.

Bugünkü sınıflamada hızlı göz hareketlerinin görülmediği üç evre ve hızlı göz hareketlerinin görüldüğü bir evre var; eski kitaplardaki dört evre, son iki evrenin ayrı sayılmasından geliyor.

İkinci evre uyku iğcikleri ve K kompleksleriyle, derin evre yavaş ve geniş dalgalarla, hızlı göz hareketi uykusu ise uyanıklığa benzeyen dalgalar ve kas gevşekliğiyle tanınıyor.

Evreler gece boyunca kabaca doksan dakikalık döngüler hâlinde tekrarlanıyor; derin uyku gecenin başında, hızlı göz hareketi uykusu sabaha doğru yoğunlaşıyor.

Her gece biraz eksik uyumak, art arda gecelerde birikerek tam bir uykusuzluğa benzeyen dikkat kaybına yol açabiliyor; kişinin kendi uykululuk duygusu bu birikimi geride bırakıyor.

Uykusuzluk ile alkol arasındaki karşılaştırma bazı becerilerde geçerli, ama iki durum aynı şey değil.

Sonraki derse köprü

Bu derste uykunun haritasını çıkardık ve hızlı göz hareketi uykusunun, beynin uyanıklığa en çok benzediği evre olduğunu gördük. Bu evreden uyandırılan biri çoğu zaman canlı bir sahne, bir yolculuk, bir konuşma anlatıyor.

Bu sahnelerin bir anlamı var mı? Bastırılmış isteklerin kılık değiştirmiş hâli mi, beyin sapından gelen rastgele etkinliğe sonradan verilen bir hikâye mi, yoksa gün içinde öğrenilenlerin yeniden işlenmesinin bir yan ürünü mü? Bu üç cevabın her biri farklı bir kanıt türüne dayanıyor ve hepsi aynı ölçüde desteklenmiyor. Bir sonraki ders bu açıklamaları yan yana koyup tartıyor: rüya kuramları.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.