İçeriğe geç

M02-D01

Sağduyu neden yetmez

Geriye dönük açıklama ve doğrulama yanlılığının sağduyuyu nasıl yanılttığını örneklerle gösterir.

Temel Psikoloji Akademisi — M02, Araştırma yöntemleri · 2.650 kelime · 16 örnek durum · 4 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 18 dk dinleme

Klinik tarafı Terapi Akademisi’nde: S00-P02-D01

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Sağduyu her sonucu açıklayabiliyor; bu yüzden hangi sonucun olacağını söylemekte zayıf. İki zıt bulgu da sonradan aynı ölçüde apaçık görünebiliyor.

Sonradan bilmişlik yanlılığı, bir sonucu öğrendikten sonra onun önceden tahmin edilebilir olduğunu ve kendi tahminimizin de o yönde olduğunu abartmamıza yol açıyor; uzmanlarda da sürüyor.

Doğrulama yanlılığı, inancımızı destekleyen örnekleri aramamıza ve fark etmemize, çürütecek olanları ise gözden kaçırmamıza neden oluyor; yanılsamalı ilişki de buradan besleniyor.

Ortalamaya dönüş ve hayatta kalan yanlılığı, kimse yanılmasa da verinin kendisinin bizi yanıltabildiği iki sessiz tuzak.

Bu yanılgılara karşı en iyi savunma daha dikkatli olmaya çalışmak değil, öngörüyü önceden yazmak, bütün vakaları kaydetmek ve karşılaştırma kurmak gibi düzenekler; araştırma yöntemi tam olarak bu düzeneklerin toplamı.

Açılış sahnesi

Bir sosyoloji dergisinde yayımlanmış bir yazıyı okuyorsun. Yazar, savaş yıllarında yüz binlerce askerle yapılmış büyük bir araştırmanın bulgularını sıralıyor. Biri şöyle: eğitim düzeyi yüksek askerler, cephe koşullarına eğitim düzeyi düşük askerlerden daha zor uyum sağlamış.

Okurken başını sallıyorsun. Elbette. Okumuş insanlar daha rahat bir hayata alışıktır, çamurda ve soğukta daha zor dayanırlar. Bunu bilmek için bir araştırmaya gerek var mıydı?

Bir paragraf sonra yazar okuruna dönüyor: aslında bulgu tam tersiydi. Eğitim düzeyi yüksek askerler uyumda daha az sorun yaşamıştı. Az önce akla bu kadar yatkın gelen açıklama, bir okurun ne kadar kolay ikna edilebildiğini göstermek için uydurulmuştu.

Şimdi gerçek bulguyu düşün. Eğitimli askerler daha iyi uyum sağlamış. Bu da elbette mantıklı: okumuş insanlar zorluklarla başa çıkmayı, yeni kurallara alışmayı daha iyi bilir.

İki zıt sonuç, ikisi de aynı derecede açık görünüyor. Sorun tam olarak bu.

Bu derste ne olacak

İlk modül psikolojinin nasıl bir bilim hâline geldiğini anlattı. Bu modül o bilimin araçlarını öğretiyor. Ama araçlara geçmeden önce bir soruyu cevaplamak gerekiyor: madem herkes insan davranışı hakkında güçlü sezgilere sahip, neden bu kadar zahmetli bir yönteme ihtiyacımız var?

Terapi Akademisi'nin bilimsel düşünme programı (S00-P02-D01) bir iddiayı sınanabilir kılmanın ölçütlerini kurdu. Bu ders ondan önceki adımı atıyor: sezginin tam olarak nerede ve nasıl yanıldığını, yöntemin hangi yanılgıya karşı bir düzenek olarak icat edildiğini gösteriyor.

İlk durak, bir sonucu öğrendikten sonra onu baştan beri bildiğimizi sanmamız.

İkinci durak, aklımızdaki fikre uyan örneklerin gözümüze kendiliğinden çarpması, uymayanların ise sessizce kaybolması.

Ardından iki sessiz tuzağa geçeceğiz: bir değişikliği bir müdahaleye bağlamamıza yol açan doğal dalgalanmaya ve yalnızca hayatta kalanları görmemize.

Askerlerden dolunaya kadar anılan araştırmalar gerçek; acil servis hemşiresi, maç yorumcusu ve öteki kişiler ise derse özel kurgular.

Sıfır noktası

Sağduyunun en güçlü yanı, her şeyi açıklayabilmesi. En zayıf yanı da bu.

Yaygın yanlış"Psikoloji araştırmaları zaten herkesin bildiği şeyleri pahalı yollardan kanıtlıyor."
Doğrusu

Bir bulgu açıklandıktan sonra apaçık görünür; sorun, açıklanmadan önce onun tersinin de aynı derecede apaçık görünebilmesi. Katılımcılara gerçek bulgular ile ters çevrilmiş bulgular rastgele verildiğinde, iki grubun büyük kısmı kendi elindekinin "tahmin edilebilir" olduğunu söylüyor. Bir şeyin sonradan bilinir görünmesi, önceden bilindiği anlamına gelmiyor.

Mekanizma

Sonradan bilmek

Yaygın yanlış"Bir olay olduktan sonra açıklanabiliyorsa, önceden de öngörülebilirdi."
Doğrusu

Açıklamak ile öngörmek farklı işler; birincisi sonucu bildiğin için kolay, ikincisi sonucu bilmediğin için zor. M01-D01'de bu iki işi ayırmıştık. Bilimsel yöntemin en basit önlemlerinden biri tam da bu farka karşı geliştirildi: öngörüyü sonuçtan önce yazmak, ki sonuç geldiğinde neyin beklendiği tartışmaya açık olmasın.

Görmek istediğini görmek

Sessiz tuzaklar

Yukarıdaki iki yanılgı, insanın bakışından doğuyor. Aşağıdaki iki tuzak ise dünyanın verileri bize sunma biçiminden.

Usta katmanı

Yöntem bir düzenek olarak

Bu yanılgıların ortak noktası, kötü niyetten ya da zekâ eksikliğinden doğmamaları. Hepsi, normal ve çoğu zaman işe yarayan zihinsel süreçlerin yan ürünü. Bu yüzden onlara karşı en iyi savunma, daha dikkatli olmaya çalışmak değil, hata yapılmasını zorlaştıran düzenekler kurmak.

Öngörüyü sonuçtan önce yazmak sonradan bilmişliğe karşı bir düzenek. Bütün vakaları kaydetmek, yalnızca akılda kalanlara bakmaya karşı. Bir karşılaştırma grubu kurmak, ortalamaya dönüşü ve kendiliğinden iyileşmeyi bir müdahalenin etkisinden ayırmaya karşı. Bu modülün bundan sonraki dersleri bu düzeneklerin her birini sırayla kuruyor.

Yaygın yanlış"Ben bu yanılgıları biliyorum, o yüzden bana etki etmezler."
Doğrusu

İnsanlar başkalarının yanlılıklarını kolayca fark ediyor, kendilerini ise çoğu zaman bu yanlılıklardan daha az etkilenen biri olarak görüyor. Bir yanılgıyı bilmek onu tanımaya yardım ediyor ama ondan korunmayı garanti etmiyor; sonradan bilmişlik yanlılığı kendisi anlatıldıktan sonra bile büyük ölçüde sürüyor. Bilim insanları bu yüzden kendi iyi niyetlerine değil, düzeneklere güveniyor.

Kanıtın sınırı

Bu derste anlatılan yanılgılar sağduyunun her zaman yanlış olduğu anlamına gelmiyor. Gündelik hayatta sağduyu çoğu durumda yeterince iyi işliyor; sorun, nerede iyi işlediğini ve nerede yanıldığını kendi içinden söyleyememesi. Hangi durumlarda sezgiye güvenmenin akılcı olduğu, hangilerinde olmadığı, bilişsel psikolojinin hâlâ tartışılan sorularından biri ve bu tartışmanın iki tarafı M09-D05'te karşılaştırılıyor.

Yanılgıların büyüklüğü de duruma göre değişiyor. Laboratuvar görevlerinde ölçülen etkilerin gündelik hayattaki kararlara ne ölçüde taşındığı her yanılgı için aynı değil; sayı dizisi görevi gibi yapay görevlerdeki bulguların gerçek dünyadaki inanç biçimlenmesini ne kadar açıkladığı tartışılıyor.

Doğrulama yanlılığının her zaman bir kusur olup olmadığı da açık bir soru. Bazı araştırmacılar, bir inancı önce destekleyen örneklerle sınamanın belirli koşullarda makul bir strateji olduğunu savunuyor. Bu derste yanılgılar, araştırma düzeneklerine duyulan ihtiyacı görünür kılmak amacıyla yan yana getirildi; tek tek mekanizmaları ve sınırları ilerleyen modüllerde ayrıntılı tartışılacak.

Son olarak, bu yanılgıların çoğu dar bir insan kesiminde ve büyük ölçüde üniversite öğrencileriyle incelendi. Farklı kültürlerde ve yaşlarda aynı biçimde ortaya çıkıp çıkmadıkları her yanılgı için ayrı ayrı sorulması gereken bir soru; örneklem sorunu bu modülün sekizinci dersinde ele alınıyor.

Kendin dene

Aklında kalsın

Sağduyu her sonucu açıklayabiliyor; bu yüzden hangi sonucun olacağını söylemekte zayıf. İki zıt bulgu da sonradan aynı ölçüde apaçık görünebiliyor.

Sonradan bilmişlik yanlılığı, bir sonucu öğrendikten sonra onun önceden tahmin edilebilir olduğunu ve kendi tahminimizin de o yönde olduğunu abartmamıza yol açıyor; uzmanlarda da sürüyor.

Doğrulama yanlılığı, inancımızı destekleyen örnekleri aramamıza ve fark etmemize, çürütecek olanları ise gözden kaçırmamıza neden oluyor; yanılsamalı ilişki de buradan besleniyor.

Ortalamaya dönüş ve hayatta kalan yanlılığı, kimse yanılmasa da verinin kendisinin bizi yanıltabildiği iki sessiz tuzak.

Bu yanılgılara karşı en iyi savunma daha dikkatli olmaya çalışmak değil, öngörüyü önceden yazmak, bütün vakaları kaydetmek ve karşılaştırma kurmak gibi düzenekler; araştırma yöntemi tam olarak bu düzeneklerin toplamı.

Sonraki derse köprü

Bu derste sağduyunun nerede yanıldığını gördük ve ona karşı kurulacak düzeneklerin adını koyduk. İlk düzenek, en sade olanı: neyi ölçtüğünü açıkça söylemek.

"Kaygılı insanlar daha az uyur" cümlesi bir sezgi. Onu sınamak için önce "kaygılı" ve "az uyumak" sözcüklerinin tam olarak ne anlama geldiğine karar vermek gerekiyor: bir ölçekten alınan bir puan mı, bir hekimin tanısı mı, bir bileklikle kaydedilen saatler mi? Soyut bir kavramı ölçülebilir bir şeye çevirmeden hiçbir düzenek çalışmıyor. Sonraki ders bu çeviriyi öğretiyor: değişken ve işlemsel tanım.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.